Katılımcı, Tarsus Şelalesi Turizm Tesisleri Mimari Proje Yarışması

Katılımcı, Tarsus Şelalesi Turizm Tesisleri Mimari Proje Yarışması

AÇIKLAMA RAPORU

1. Tarih-Coğrafya-Kent…

“Ben Tarsus; sarı-sıcak bir coğrafya, büyük bir tarih ve yıllanmış bir kültür. Burada her şey benimle var oldu. 9 bin yıl öncesine dayanır bu büyük serüven. Bunca zaman geçti, ben yedi kere yara aldım; yer yerinden oynadı, sular geçti üzerimden. Ben hâlâ varım.

Gözlükule idi bırakılan ilk ayak izleri topraklarıma. Efsanelerini oydular Asurlular taşlarıma, başkent de oldum Kilikya’ya, şan geldi şanıma. Persleri gördüm; yaşadılar, savaştılar, gittiler atları üstünde. İskender’i de gördüm sonra hırslı ve öfkeli idi buradan geçerken. Ama sen, Kleopatra, sen ve Marcus büyük bir şölenle geldiniz bana. Şölen hazırlandı; yediler, içtiler, gittiler. Her şey, tam olarak, bir yankının boşlukta yok olması gibiydi.

Cömert idim her gelene; taşlarımdan duvarlar ördüler mabetlerine, sularımı serin tuttum kaynayan sarının altında, bol bol verdim toprağımı işleyene; bire kırk, bazen elli. Gemilerle geldiler biçileni almaya, bazen olmayanı satmaya. Bunca zamanlar dolaşmış durmuş, bunca insanın yaşamlarını gördüm; savaştılar, yaşadılar, evler inşa ettiler, bana biçim verdiler. Hepsi gitti sonra, beni ben yapan bir eser bırakarak arkalarında.

Bugüne kadar yaşadım tarihle, coğrafyayla, kültürle ve de insanla. Sizden önce de var idim, sizden sonra da var olacağım. Bilirim olmuşu, olmakta olanı ve olacağı.”

Şurası kesindir ki; bulunduğu coğrafyayla çatışan her şey(yapı) anlamına ulaşmadan yok olmaya yüz tutar. Bu nedenle coğrafya, her tasarımcı için güçlü bir yardımcı olarak görülmelidir.

Tarsus, farklı zaman dilimlerinde farklı medeniyetlere ev sahipliği yapmış çok katmanlı bir kenttir. Burada varlık göstermiş her medeniyet hem yapısal olarak hem de kültürel olarak, kendi döneminin belli-belirsiz özelliklerini taşıyan kent parçalarını bir miras olarak bıraktılar arkalarında. Geleneksel yapılaşmanın sık görüldüğü Tarsus Tarihi Kent Merkezi binlerce yıl öncesine uzanan köklü bir geçmişin izlerini günümüze kadar aktaran bir tarihi kentsel mekanlar dizgesidir. Bu tarihi merkez ve çevresindeki yapılar, sosyal ve kültürel yaşamlarda yarattığı kimlikleri ile sadece Tarsus ölçeğinde değil, dünya ölçeğinde de ortak kültürel miras olarak değerlendirilmektedir. Bu çok katmanlı kentin sokaklarında yürürken karşılaşılan tesadüfiliklerin yanı sıra, mekanları oluşturan yapı malzemelerinin, yapım tekniklerinin ve yapı biçimlenişinin benzerliği (veya aynılığı), morfolojik açıdan, bir bütün olarak algılatıyor kenti.

Proje ve Etkileşim Alanı; Tarsus Şelalesinin deviniminin, doğal ortamın bir parçası haline gelen Roma Kaya Mezarları’nın oluşturduğu doğal dokunun, flora ve fauna çeşitliliği ve dört bir yandan gelen doğa seslerinin oluşturduğu mikro ölçekte bir eko-sistemi barındırmaktadır. Ayrıca, barındırdığı doğal dinamiklerle kent-insan-doğa etkileşimine fırsat yaratması açısından önemli bir role sahiptir. Doğal çevrenin bu denli baskın olduğu bir alanda tasarımcının alabileceği en olası tavır doğal çevre ve coğrafya ile birlikte hareket etmek olmalıdır.

2. Alana ve Tasarıma Kavramsal Yaklaşım

“Tüm işlerde, fakat özellikle de mimarlıkta şu iki nokta vardır:
Kendisine anlam verilen ve ona anlamını veren.”
Vitruvius

Alan mevcut durumda; yoğun ve plansız kullanımlar sonucu, deformasyonlara uğramakta ve doğal yapısı bozulmaktadır. Özellikle şelale bölgesinde yapılan yapısal müdahaleler doğayla bir çatışma içerisindedir. Şelalenin döküldüğü alanda bulunan iki adanın zemininin neredeyse tamamen sert zemine çevrilmesi, özellikle büyük ada üzerindeki Şelale Çay Bahçesi’nin ağaçlara ve doğal zemine verdiği tahribat doğal çevreyi gittikçe yıpratmaktadır. Doğa-kent-insan davranış biçimleri birbirinden farklılık gösterdiğinden, ekolojiyi oluşturan bu üç olgu arasında kurulacak ilişkileri güçlendirecek ve davranış biçimleri arasındaki geçişleri kurgulayacak bir yaklaşımla tasarıma odaklandık. Bu yaklaşımın temel esası; davranışlar arasında kurulacak ilişkilerin -eşiklerle- yeniden düşünülmesi ve planlanmasıyla doğa-kent-insan arasındaki etkileşimin güçlendirilmesine dayanmaktadır.

Eşik: “İçerisi ve dışarısı arasındaki sınırın eridiği mekânsal pratik olan eşik; pek çok hareketi, sosyal karşılaşmayı ve algı çeşitliliğini barındıran mimari bir bulanıklık halidir. (Tunç, 2015: 27).

Eko-Eşik: ‘Proje Etkileşim Alanı’ barındırdığı dinamiklerle ekolojik bir bütünü oluşturmaktadır. Bu farklı dinamikler arasında kurulacak ilişkileri eşiklerle birlikte daha da güçlendirmek ve alanın daha net bir şekilde algılanmasını sağlamak için bir Eko-Eşik yaklaşımı geliştirildi.

Kent(Mimari)-Doğa Eşiği (Mesafeli Temas): Günümüzde, kent ve doğa arasında süregelen çatışmaların neden olduğu sorunların temel nedeninin; bu iki davranış arasındaki ayırımın göz ardı edilmesinden kaynaklandığını söyleyebiliriz. Kent-doğa etkileşiminin etkili bir şekilde kurulmasını sağlamak için yapıları kıyı kuşağından olabildiğince uzak tutmak ve kıyı ve yakın çevresinin kullanımını deneyim ve rekreasyon noktası olarak değerlendirmek gerekir.

İnsan-Kent Eşiği (Geçirgen (Şeffaf) Temas): Kent, temelde, insan yaşamı için gerekli bileşenlerini içeren yapısal gruplardan oluşmaktadır. Bu durum, insan ve kent arasında daimî bir çıkar ilişkisi oluşturmaktadır. Bu nedenle iki davranış arasındaki geçiş şeffaf bir hal almış ve maddesellik göstermemiştir.

İnsan-Doğa Eşiği (Sınırlı Temas): Doğa, varlığını sürdürebilmesi için herhangi bir insani müdahaleye ihtiyaç duymayan, sürekli bir devinim ve değişim içinde olan iç içe geçmiş sonsuz sayıda alt sistemin oluşturduğu bir sistemler bütünüdür. İnsanın doğa ile temasından kaynaklanan pratik sonuçların ekolojik sorunlara neden olduğu aşikardır. Bu nedenle, insan-doğa arasındaki etkileşimin sınırlandırılması, birbirinden oldukça farklı iki davranışın etkileşiminden doğabilecek bir kaosu engelleyebilir.

Eşik yaklaşımıyla birlikte, alanın biyolojik çeşitliliğinin gelişimine olanak sağlayacak müdahaleler ve insan-kent-doğa arasındaki deneyim için ortak bir payda yaratılması amaçlandı. Özellikle kıyı mekanları; kentsel kamu mekânı niteliklerinden dolayı, tasarlanırken, kamu kullanımına elverişli, kültürel ve sosyal yaşantıyı destekleyecek biçimde düşünüldü. Kıyı mekânının kullanım biçimleri, kentin mekânsal kurgusunu, algılanışını ve anlamını belirlemede önemli bir etkiye sahip olduğundan dolayı, etkileşim alanı içerisinde yapılacak müdahaleler kent geneli kıyı kullanımı için bir emsal niteliğinde olacaktır.

3. Tasarım Kararları

Turizm amaçlı kıyı tasarımında;

– Doğal, yapay ve sosyal çevre koşullarına bağlı kalınmalıdır.

– Büyük yapı kütlesi gerektiren tesisler, kentsel dokuların dışında ve kıyı kuşağının gerisinde konumlanmalıdır.

– Turizm açısından çekici değerlerin olduğu yerleşimlerde yapılacak turizm yapıları, yerleşmenin geleneksel dokusunu ve kültürel özellikleri ile uyumlu bir biçimde ve ölçekte yapılması sağlanmalıdır. (Ekinci, 1991)

Etkileşim alanında alınan kararlar ile ada üzerinde bulunan çay bahçesinin yeri değiştirildi ve adalar üzerindeki doğal zemin yeniden ortaya çıkarıldı. Ayrıca, önerilen ‘Tarsus Şelalesi Ekoloji Rotası’ ile birlikte ziyaretçilerin alanı deneyimlemesine ve doğa ile kurulan bağın güçlendirmesine olanak sağlayacağı düşünüldü. Açık-yeşil alanlar insan ile doğa arasındaki bozulan ilişkiyi dengelemede ve kentsel yaşam koşullarının iyileştirilmesinde önemli bir konuma sahip olduğu için alınan kararlarla bozulan bu ilişkinin yeniden onarılması hedeflendi.

Şelale Otelin yıkımından sonra oluşan ‘mevcut arazi kotlarını kullanmak’ yerleşim için alınan ilk karar oldu. Kıyı kotu olan 19.00 kotunda; Çok Amaçlı Salon, Açık Etkinlik ve Gösteri Alanı, 2 adet satış birimi, Kültürel Etkinlik Meydanı ve Umumi WC yer almaktadır. Restoran, şelale ve manzara ile ilişki kurulması açısından, 22.20 kotunda tasarlandı. Aynı şekilde manzaraya hakimiyeti dolayısıyla Seyir Terası ve üst kota hizmet edebilecek bir adet satış birimi de 22.20 kotunda tasarlandı. Yüzme Havuzu ise programın yapısı gereği mahremiyet gözetildiği için arazinin doğusunda, 21.60 kotunda, yarı açık bir şekilde tasarlandı. Otoparklar (80 adet), proje alanına batı yönünden dahil olan Mimar Sinan Bulvarı ve kent merkezinden dahil olan Şelale Bulvarına hizmet edecek şekilde çözüldü. Ayrıca, restoran için 8 araçlık ayrı bir otopark alanı düşünüldü.

Tasarlanan yapılar hem kentin tarihi hafızasıyla örtüşür -ki bu durum; kültür ve turizm için kent geneli yapısal bütünlük sağlayacaktır- hem de kullanılan malzeme, teknik ve çizgilerle bu hafızanın bir parçası gibi hareket edecek çağdaş bir karakteri vurgular. İç ve dış planlamada düşey ve yatay sirkülasyon öğeleri yalın ve okunaklı bir şekilde kurgulandı ve böylece mekanlar arası bağlantı güçlü tutuldu. Peyzaj tasarımında yer alan; gezinti çayırları, rekreasyon çayırları, açık etkinlik alanı için çim Amfi ve sarmaşık üst örtü, Kuru Havuz, 22.20 kotunu 19.00 kotuna bağlayan seyir amfisi ve seyir Terasları bölgenin coğrafi ve kültürel öğelerinin yanı sıra alanın kullanıcıyla güçlü bir etkileşim kurmasını destekleyecek bir şekilde tasarlandı. Restoranın kapalı ve yarı-açık Salonu şelale manzarasıyla ilişki kurması; yapı-kullanıcı-manzara arasında bir … bağ oluşturur. Çok amaçlı salon için 19.00 kotundaki girişle desteklenen bir fuaye, 22.20 kotundaki girişle desteklenen bir üst fuaye(düğün kokteyle gibi kalabalık etkinliklerde balkon olarak kullanılabilecek) ve alt ve üst fuayeyi birbirine bağlayan iç amfi tasarlandı. Fuayeler ve salon arasındaki açılabilir yüzeylerle(katlanabilir ahşap panel) esnek bir kurgu yaratıldı. Çok amaçlı salon için kullanılan sahne arkası mekanlar açık etkinlik alanına da hizmet verecek şekilde kurgulandı. Dış sahne üst örtüsünün taşıyıcısını oluşturan çelik sistem sahne taşarak bir Kent Kültür ve Turizm Ekranı’na dönüşüyor. 3D hologram ışık tekniğiyle kurgulanan bu ekranın, kent kimliğini ve kültürünü desteklemesi amaçlandı. Yüzme havuzu ise hazırlık mekanlarını saran bir iç sirkülasyon bandıyla kurgulandı. Ayrıca, yüzme havuzu için bir seyir terası ve hem yüzme havuzuna hem de etkinlik alanına hizmet verebilecek şekilde tasarlandı.

İNŞAAT MÜHENDİSLİĞİ AÇIKLAMA RAPORU

1. 1. Taşıyıcı Sistem Kararları

1.1.Taşıyıcı Genel Bilgileri

Tasarımımızda Çok Amaçlı Salon -3.20 kotu ve ±0.00 kotu olmak üzere 2 Kat, Restoran, Yüzme Havuzu ve Satış Birimleri 1 Kat olarak teşkil edilmiştir. Programda geniş açıklık geçilmesi gerektiğinden çelik taşıyıcı sistem kullanılmıştır. Bunun yanı sıra çelik malzemenin bakım/onarım, yapım süresi, hafiflik açısından avantajlı olması, çelik konstrüksiyonun mukavemet ömrünün daha uzun olması ve çeliğin ömrünü tamamladıktan sonra geri dönüştürülerek sürdürülebilirlik sağlaması sebebiyle tercih edilmiştir.

1.2.Temel Sistemi

Temel üst kotundan başlayarak çatı parapetine kadar kireç (kalker) taşı kullanılarak dış duvarlar tasarlanmıştır. Duvarlar, düşey taşıyıcı sistem elemanlarından (kolon) dışa doğru ~5 cm boşluk bırakılarak ve döşeme alt ve üst kotunda döşemeye ~10 cm geçme yapacak şekilde düşünülmüştür.

Proje Alanı ve çevresi, İmar Planına Esas Jeolojik Etüt Raporunda belirtildiği üzere önlem alınabilecek nitelikte şişme-oturma açısından problemli zemine sahip olduğundan ~50 cm derinliğinde Radye Temel tercih edilmiştir. Düşey taşıyıcı sistem elemanlarından gelen yükü zemine emniyetli bir şekilde aktarmak için Radye Temelde ~50 cm genişliğinde taşma payı bırakılmıştır.

1.3.Düşey Taşıyıcı Sistem

Yapıların taşıcı sisteminde düzenlilik sağlamak ve yapıların geniş/dar cephelerindeki güçlü/zayıf yönlerini dikkate alarak çelik kolonlar (~HEA 400) belirli aks aralıklarıyla (Çok Amaçlı Salonda maks.=19.25 m.) yerleştirilmiştir. Kolonlar, yapıların bazı aks aralıklarında, yapıların maruz kalacağı yanal yüklere (rüzgar, deprem) karşı daire kesitli profil (eşit bir yük aktarımı sağlamak amacıyla) çaprazlar kullanılarak birbirine bağlanmıştır.

1.4.Yatay Taşıyıcı Sistem

Yapıların taşıyıcı sisteminde bütünlük ve yük aktarımlarının emniyetli bir şekilde sağlanması düşünülerek tasarım bütününde ana kiriş olarak; Gövdesi Dairesel Boşluklu I profil çelik kirişler (~IPE 400), Çok Amaçlı Salonda 3A-3D ve 4A-4D aksları doğrultusunda geniş açıklık geçilmesinden dolayı Gövdesi Dairesel Boşluklu I profil çelik kirişler (~IPE 750) kullanılmıştır. Tasarımda döşeme kirişi olarak I profil çelik kirişler (~IPE 240) kullanılmıştır. Kirişler bulon bağlantı elemanlarıyla kolonlara bağlanmıştır. Kirişler, yapıların bazı aks aralıkları boyunca, yapıların maruz kalacağı yanal yüklere (rüzgar, deprem) karşı, eşit bir yük aktarımı sağlamak amacıyla, daire kesitli profil çaprazlar kullanılarak birbirine bağlanmıştır. Tasarımda, Çelik kirişlerle birlikte düz saç levha ve betonarme tabliye kullanılarak kompozit döşeme oluşturulmuştur.

Etiketler

Bir cevap yazın