Bir semt, konser salonuyla bile dönüşür

Hürriyet yazarlarından Melis Alphan'ın, Ora Arena ile ilgili yazısı.

Yeni açılan Ora Arena, İstanbul’da görmeye pek alışık olmadığımız konforu vaat ediyor. Eğer arkasına desteği alırsa, konuşlandığı Bayrampaşa’nın çehresini bile değiştirecek potansiyele sahip.

Yıllardır leş yerlerde konser izlemeye alıştık.

Hadi leş değil diyelim… En iyi ihtimalle bir kongre merkezinin soğuk salonu. Dans etmek istersin, koltuğa mahkumsundur, kanını kaynatan müziği klasik müzik konseri gibi izlersin. Safi ayağınla ritim tutarak.

Geçtiğimiz akşam Bayrampaşa’da yeni açılan bir konser salonuna gittim. Adı Ora Arena.

Açıkçası giderken salona dair en ufak bir fikrim yoktu.

Bir önyargım da yoktu haliyle.

Fakat kapısından girince şaşırdım.

O kadar güzel, bir o kadar medeni, bir o kadar temiz.

İnsana “Burada konser izlenir” hissini veriyor.

Mimarisinde Mahmut Anlar’ın imzası olan, işletmesini dünyanın en önemli gösteri merkezi işletmecilerinden SMG Europe’un üstlendiği Ora Arena, 6 bin 300 kişilik. Altyapısı ve mekan kurgusu esnek, dolayısıyla kolayca şekilden şekle giriyor.

Dans gösterisi, müzikal, şov, konser de yapılabilir, spor etkinlikleri, ticari sunumlar veya lansmanlar da.

Sahne önüne koltuklar yerleştirilebiliyor veya kaldırılabiliyor, akustiği çok iyi, fuayesi geniş.

Sahne arkası uluslararası standartta, 3 bin 38 metrekare. Dünya çapında organizasyonlar yapmaya müsait.

Türkiye’de olmayan bir şey de, 300 metrekarelik alana yayılmış “Club Lounge”u. Burada VIP izleyicilere yiyecek-içecek servisi yapılıyor. 450 metrekarelik “Backstage Lounge”u gösteri sonrası partiler için biçilmiş kaftan. Her biri 12 kişilik 10 VIP locası da parayı basanın özel dairesinde garsonu, yemeği, içkisiyle konseri izlemesine imkan veriyor.

Bir kere mekan adil. Oturduğunuz her yerden, açı ne olursa olsun sahneyi aynı derecede iyi görebiliyorsunuz.

İkincisi, giriş çıkış hiç sorunsuz.

Bir Galatasaray’ın eski stadı Ali Sami Yen’i düşünün. Bir de Şükrü Saraçoğlu’nu. Eski statta hayatta kaldığınıza şükrederken Fenerbahçe stadında hiç trafiksiz otobanda gider gibisiniz. İşte burası da o hesap. Gözlerimin önünde, 5 bin kişinin salonu boşaltması birkaç dakikadan fazla sürmedi.

Üçüncüsü ve belki de en önemlisi… Buraya ulaşım sorunsuz. Yazın Kuruçeşme Arena’daki bir konsere gitmek için Ulus’tan Kuruçeşme’ye üç saatte indiğimi, konser çıkışında Taksim’e yine trafik yüzünden iki saatte gittiğimi bilirim. Bayrampaşa’ya hele konser saatlerinde gidiş gelişte trafiğin esamesi okunmadığından 10 dakikada şehrin merkezindesiniz.

Ama tahmin ediyorum ki insanlar burayı görmeden “Bayrampaşa’da konser mi izlenir?” diyecekler. Bir kere ayaklarını sürüseler algı değişecek, şüphem yok. Ama ilk başta tepkinin bu olması kuvvetle muhtemel.

Dikkat ediyorum, İstanbul’un eteklerindeki yeni projeler coğrafi olarak yeni adalar yaratıyor. Ve bu adalar bulundukları ilçenin ya da semtin adıyla anılmak yerine kendi adlarını yaratıyor.

Bu biraz bilinçli yapılıyor, biraz da böyle benimseniyor.

Amaç, eski imajını değiştirmek, dönüştürmek.

Misal size, Samandıra’da yeni yapılan konutların bulunduğu yere Sancaktepe deniyor.

Ya da kooperatif mezarlığı haline gelen Beylikdüzü’nde lüks gökdelenler İngilizce markalar altında pazarlanıyor.

Ora yerine burası belleklere Bayrampaşa Konser Salonu diye yerleşirse yazık olur. Bu nedenle Belediye, Ora’nın bulunduğu bölgeye bir kültür merkezine yakışan bir isim koymalı. Bu sayede Ora kendi habitatını yaratır, bölgenin kültürünü değiştirir, dönüştürür.

Etiketler

Bir cevap yazın