TMMOB Mimarlar Odası’na Çağrı

Mimarlar Odası’ndan sadece bir mimar olarak değil bir vatandaş olarak beklentilerim var.

Ben 2009 senesinden beri odaya üye bir mimarım. Gezi Parkı direnişi ile Mimarlar Odası’nın sesinin her zamankinden daha fazla çıktığının bütün meslektaşlarım farkındadır. Mimarlık ile alakası olmayan insanlar normal olduğunu düşünebilirler fakat bir mimar olarak şunu söylemeliyim. Baktığımızda Mimarlar Odası’nın Kuruluş ve Tarihçe başlığı altında şu cümleler yer almakta. “TMMOB Mimarlar Odası, 1954 yılında özel bir kanunla kurulmuş, mimarlık mesleğinin uygulanması ile ilgili kuralların belirlenmesiyle görevli ve zorunlu üyeliğe dayanan, kamu ve toplum yararına çalışan Anayasal bir meslek kuruluşudur. Kurulduğundan bu yana, mesleğimizin ve meslektaşımızın sorunlarının, ülkemizin, kentlerimizin imar süreciyle doğrudan bağı nedeniyle, kentleşme sorunlarını dikkatli biçimde izlemekte, gerektiğinde müdahale etmektedir.” Benim gördüğümse ne yazık ki evimize gönderdikleri kağıt parçalarıyla, arada verdikleri ödüller ve seminerlerle bizlere mezun olduktan sonra birer sicil numarası vermekle, %90’ı vefat duyurusu geri kalanı da gezi, seminer, ödül bildirimleri olan mailler atmakla Mesleki Temsilciliklerini yeterince gerçekleştirdiğini düşünen bir kurum olduğudur.

Mimarlık mesleği aciz bir durumdadır! Sorsanız mimarların çoğu günümüzün tapınakları AVM’lere karşıdır. Rezidans yaşantısını doğru bulmaz. Ne var ki kentsel rant üzerinden açılan ihaleler, inşaat şirketlerine cekiçi olması için verilen yüksek emsaller, yüksek emsal düşük taban alanı yüzünden yükselmek zorunda kalan yapılar, ofiste yapılan her projede çok yüksek mağaza kiraları yüzünden konut projesi bile olsa kıyısı köşesine bir AVM sıkıştırılması konuşulanlarla fazlasıyla çelişmektedir. Severek okuduğum mesleğimden bazen gerçekten tiksinerek bahseder buluyorum kendimi.

Henüz bir mimarlık öğrencisiyken Mimarlar Odası 39. Olağanüstü Genel Kurulu’na katılma fırsatım olduğunda daha o zamandan Mimarlar Odası’nın tutumu bizi düşündürmüştü. Kapadokya’da gerçekleşen kurulda 5 yıldızlı otellerde konaklanmış, yenilmiş içilmiş, kurula nedendir ki ailecek gelen mimarlar oylamalara ve tartışmalara katılmak yerine peribacaları turlarına, Asmalı Konak turlarına gitmişti. Epey verimsiz geçen iki günün sonunda kar geliyor denilerek karar alınması gereken konular tam olarak konuşulamadan otobüslere binip şehirlerimize geri dönmüştük. Yıllık toplanan aidatların nerelere harcandığı büyük bir soru işareti olmuştu. Daha sonra da işle ilgili konular dışında Mimarlar Odasını takip etme gereği duymadım ve istemedim.

Gezi Parkı olaylarından sonra öğrendim ki Ali Sami Yen Stadı yerine de Park yapılması için bir platform kurulmuş. Yürütme durdurma kararı alınmış ama aylar sonra bir şekilde ihale inşaat yapılmış. Bu kampanyaları başlatmak, yürütmek, gerekirse yasal süreçlerini takip etmek ve ÖZELLİKLE DE DUYURMAK(!) –günümüz iletişim aracı “interneti” verimli şekilde kullanarak, sadece mimarlara değil tüm kamuoyuna- Mimarlar Odası’nın sahiplenmesi gereken meseleler olmalıydı. Şimdiki hassasiyetlerini mimarlık mesleğini temsil ediyor olmanın bilinciyle Kuruluş ve Tarihçe başlığının altına yazmayı bildikleri gibi çok önceden ortaya koymaları gerekiyordu. Benim bildiğim Mimarlar Odası’nın verdiği en büyük savaş iktidara yakın yönetimin oda adaylığını kazanamaması için yaptığı oy çağrısı ve duyurular olmuştur.

Mimarlar Odası’ndan sadece bir mimar olarak değil bir vatandaş olarak beklentilerim var. Şimdiki kampanyalarını destekliyorum fakat mesleklerinin ve çalıştıkları kuruluşun ciddiyetinin farkına varmalarını acil olarak daha ciddi bir örgütlenme biçimine girişmelerini sadece mimarlara değil tüm kamuoyuna yönelik bir bilgilendirme ve iletişim içine girmelerini talep ediyorum.

Etiketler

2 yorum

  • kadri-atabas says:

    Gülsev meslektaşım,
    Bizler okuyor ama pek yazmıyoruz. Yazdığın ve ayrıca güzel yazdığın için teşekkür ederim.
    Ama Oda dan beklersen iş zor, ben 45 yıla yaklaştı uğraşıyorum. Zor dönemlerden geçtik, geçeceğiz. Her mesleğin zorlukları var. Bence bu duyarlılıkla Odayı fazla düşünmeden başka mesleki kuruluşlarda yer alıp uğraş, bakarsın yeni ufuklar açılmasına sen de katkıda bulunmuşsun.Sivilleşmek,sadece “istemek” olmamalı. İsteği yaşamda var etmek için bizzat çaba göstermek olmalı diye düşünüyorum. Yaşamak enerji ile ilgili gibi geliyor bana.
    sevgilerimle

  • ayhan-coskun says:

    ciddi bir örgütlenme isteği bence herşeyi anlatıyor,
    yazın için teşekkürler.

Bir cevap yazın