Praksiteles’in Heykelinin Başını Kapı Çarpmasın Diye Kullanmak

Praksiteles’in Heykelinin Başını Kapı Çarpmasın Diye Kullanmak

24 Aralık 2022 tarihinde, Bodrum Ramada Hotel’de düzenlenen Tarihi Kentler Birliği Bodrum Bölge Toplantısında, belediye başkanı ve kaymakamın konuşmasından sonra çok fazla aşırı uzun bir üç harfli ucuz market reklâmı çağrışımı yapan ve Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi, Osmanlı Tersanesi ile Myndos Kapı düzenlemesi projelerini sunan, sosyal medyada ise kendini: “heykel ve seramik sanatçısı” ve “TÜRK TARİH MÜZESİ ve PARKI (eser sahibi sanatçı, mimari proje ve sanat eserini oluşturan kişi)” diye tanıtan Alper Çınar adlı zatın çalışmalarını izledik.

Instagram’daki “eserlerini” inceledikten sonra bu zatın; her gördüğümüzde akıl almaz oransızlığı ile bizi hayrete düşüren, “acaba bu bir şaka mı?” diye düşündüren, Konacık’taki Herodot Kültür Merkezi’nin girişine yeni konan 3 tonluk plastik su deposu büyüklüğündeki Denizli havluları satan sakallı çıplak adam heykeli ile küçük bir elektrikli otomobil büyüklüğündeki Bask takkeli gülen Cevat Şakir kellesinin “sanatçısı”nın işvereni olup olmadığını da merak etmeye başladık.

Alper Bey’in sunumundaki “sanat yapıtı”, “sanat yapıtına anlam yüklemek” ve “karşılığını bulması” üzerine icra ettiği retorikte yer alan ve bilimdeki yanlışlanabilirlik ilkesinden Dante’nin cehenneminin 9. katı kadar uzak, didaktik tespitlerini işitmek ise bu zatın aslında bir komedyen olduğunu ama henüz bunun farkında olmadığını düşündürdü.

Projeler “dehşet.” Sözlük anlamıyla (literally) “dehşet.” Kentin tarihi mirasına, mimarlık mesleğine ancak bir pimapenci kadar yakınsayan düzenlemelerle müdahale ederek, Bodrum’un merkezini baştan sona Alper Çınar’ın devasa Yunan-Roma heykelleri replikalarıyla doldurmak ana konsept.

Arkeolojik sit alanlarındaki uygulamaların temel ilkelerinden biri olan, geridönebilirlik (reversibility) ilkesini, üzerine basa basa, tekrar tekrar vurgulayarak, bol bol “sürdürülebilirlik”, “bütüncüllük”, “toplumsal fayda” gibi içi boşaltılmış, sloganlaştırılmış kavramlarla satılmaya çalışılan cam seralar, hakikaten projeyi hazırlayan grubun teorik uzmanlıktan ve tasarımcı mimarlıktan çok ampirik, palyatif, şip-şak çözümlere yakın olduğunu gösteriyor.

Çınar, “gerçek sanat eserleriyle, sanat eserini bilim eserine çevirme” gayreti ile çıktığı bu yolda, Bodrum Belediye Başkanı Ahmet Aras’a referans vererek, kafasındaki bir sonraki adımın “sokak iyileştirmeleri ve kentsel estetik alanların planlanması” olduğunu belirtti, hayalindeki bu yüksek ideali şaşırtıcı bir cesaretle beyan etti.

Çınar, Pedasa Antik Kenti’nin hafiri, Arkeolog Prof. Dr. Adnan Diler’e de referans vererek, yol göstericiliği ve yardımları için kendisine teşekkür etmeyi ihmal etmedi.

Bu akıldışı, çağdışı, gülünç, çocuksu “projeler” paketini böylesine bir gaflet ile Dünya ve Türkiye akademiyasının bazı saygın beyinlerinin artık yıllardır ikâmet ettikleri ve gözbebekleri gibi korumaya çalıştıkları Bodrum’da gururla sunabilmek için herhalde hayatında hiç Platon okumamış olmak gerek.

Peki neden?

Acaba, “Cam Piramit”te darmadağın olan bir mahfil Bodrum’dan intikam mı almaya çalışıyor?

Çekül Vakfı’nın ve Tarihi Kentler Birliği’nin kurucusu Metin Sözen Hocamız artık 87 yaşında. Çekül Vakfı bir grup arkeolog, mimar, sanat tarihçisi tarafından kuruldu ve yıllar içinde değerli çalışmalar yaptı. Hep muhafazakâr, modernizmden ve ilerici (progressive) düşünceden hazzetmeyen bir çizgileri olmuştur.

Sözen Hoca’nın vekili mimar Mithat Kırayoğlu ekir bir zat. Toplantıya ağırlığını öyle bir koydu ki, 2000’de Bursa’da kurulan ve amblemi-logosuyla bir çocuk-eğlence programını çağrıştıran Tarihi Kentler Birliği’nin, bütün dünyada hatta kâinatta hükmü olan “Bilinmeyen Filozoflar”, “Büyük Beyaz Kardeşlik” veya İslam’daki “Ricâlullah” kadar görkemli ve gizemli bir yapılanma olduğunu düşündük.
Kırayoğlu, konuşmasının sonunda: “Büyüyen Bodrum’un zenginliğini bir gelişme olarak kabul edeceklerini ama bu gelişmenin tehdit edici boyutlarına izin vermeyeceklerini” deklâre etti. Kırayoğlu’nun çizgisine baktığımızda ve destekledikleri proje önerilerini göz önüne aldığımızda, “gelişme”den kastının, ilerici, modernist kentsel planlama anlayışı olduğu sonucuna varılabilir mi? Bu bağlamda, acaba Kırayoğlu’nun olumladığı “zenginliğe yol açan gelişme” bir yana, olumsuzladığı diğer “gelişme” acaba çağdaş, modern kent planlama önerileri midir? Çünkü, Kırayoğlu’nun ve temsil ettiği muhafazakâr korumacılığın; vahşi, vandal, rant yağmasını “gelişme” başlığı altında değerlendirme olasılığını düşünmek bizi ürkütüyor.

Kırayoğlu konuşmasında, ANASOL-M koalisyonu sırasında Kültür Bakanlığı Müsteşarı olan Fikret Üçcan’a da referans verdi. Üçcan, Viyana’da görev yapmış, sonradan Arap ülkelerinden birine tayin edilmiş, antika merakı ile tanınan emekli bir diplomat. Müsteşarlık görevi esnasında, emekliliğine çok kısa bir süre kala müsteşar muavini olarak görevlendirdiği çalışma arkadaşı, emekli müzeci Alpay Pasinli de salondaydı.

Bodrum’da yıllardır muktedir olan ve sağlıklı, bilimsel bilgiye dayanan kentsel değişim-dönüşüme karşı, mevcut kitsch “turizm kasabası”nın kapalı sistemini savunan, güya “muhafazakâr” bir mahfil, şenlikli-panayırlı, kuşlu-tavşanlı, müsamereli “Müze”, Dünya’nın 7 Harikası’ndan birinin temel kalıntılarına inşa edilecek 53 m yüksekliğinde cam ve çelikten mürekkep bir “Cam Piramit – Mozolyum Replikası”, “Mars Mabedi Villaları”, kültür, sanat, resim, heykel derken 1.derece arkeolojik sit alanı olan Aspat’a “Venedik Projesi” gibi fantazilerle gündemi meşgul ediyor ve bu “mimari pornografi”yi kamuoyuna ve yerel yöneticilere, sanki matah bir şeymiş gibi dayatıyor ve maalesef çoğu zaman da galebe çalıyor.

Oysa Bodrum, artık çağdaş, akılcı ve bütüncül kentsel tasarım anlayışıyla, ciddiyetle çalışılması gereken dünya çapında önemli, 400-500.000 kalıcı nüfusu olan bir kent.

Sonuç olarak: 24 Aralık 2022’de Tarihi Kentler Birliği Bodrum Bölge Toplantısındaki trajikomik “koruma” önerileri ve düzenlemeler; Bodrum Kültür Mirası Çalışma Grubu’nun, pandemi döneminde, 1.5 yıl içinde Başkan’a ilettiği 9 raporun plastik klozet kapağına basılmış gül resmine dönüşmesinden ibarettir.

E, iktisatta kuraldır: Kötü para iyi parayı kovar.

Etiketler

Bir cevap yazın