Antep’in Kalesine Attılar Mimarlığı

Gaziantepli genç ve meslek aşkı taşıyan tüm meslektaşlarım adına bildiriyorum. Bir kent suçu işleniyor ve bundan kimsenin haberi yok. Bu hem de öyle bir kent suçu ki gizliden gizliye mimarlık kültürünü öldüren ve başka kentlere bulaşması muhtemel bir şey!

Geçenlerde Zorlu Center bünyesinde gerçekleştirilen ”Yatırımda Mimari Faktörü” panelinin anlattıkları kadar anlatamadıklarına da değinmek istiyorum. Tabi bunu ulusal anlamda da değerlendirmek isterdim ancak henüz o kadar nüfuzum yok.

Gaziantep artık çok büyüdü. Yurtiçi ve yurtdışı göçlerle beraber bulunduğu konum neredeyse denizi olmayan bir İstanbul haline geldi.Ancak benim anlatmak istediğim şey trafik sıkışıklığının artması, kiraların iki kat yükselmesi, yaşam standartlarının değişmesi, tramvay güzergahlarının yeterli ve mantıklı olmadığıyla da alakalı değil!

Kentin konut fiyatlarının özellikle son dönemde yapılanlarla beraber milyon doları bulması ve mimari açıdan yerelden çok kopuk ikonik tarzlara yönelmesiyle alakalı.

Konut geliştiricilerin hepsini aynı kefeye koymak elbette çok yanlış bir davranış olacaktır. Yap, sat ve para kazan mantığını mimari açıdan değer arzetmeyen ve yerellik kimliğinden epeyce uzaklarda bina eden konut geliştiricileri bu yazının muhatabı.

Gaziantep’te mimarlık, isim yapmış birkaç mimarlık ofisinin kaptanlığında ve sürekli kendi çevresine işler yapan mimarların yörüngesinde ilerliyor diyebilirim. Büyük çapta projelerin pek çoğu Gaziantep’i henüz tanımayan şehir dışı ve hatta yurtdışı mimarlarca yürütülmekte. 23-30 yaş arası genç mimarların uğrak yeri de bu ofisler.

Oysa ki öylesine derin ve fonksiyonel özellikler taşımaktadır ki geleneksel Gaziantep mimarisi, değerini bilen için hem harika bir pazarlama yöntemi, hem de yerelde globalleşen – devleşen mimarilere ev sahipliği yapabilecek niteliklerde.

Antep evleri en genel anlamda muhafazakar ve yalın kimlik taşımaktadır.

Yüksek duvarlar arkasında, dış mekanlardan mümkün olduğunca soyutlanmış yapılardır. Evlerin, ikinci katından sokağa bakan konsol çıkıntılarına köşk denir. Dışı metalle kaplanan bu tür yapılar köşklü ev diye adlandırılır. Genelde iki katlı ve avluya dönük yapılardır. 

Günümüz Antep yapılarına baktığımızda teknik göze sahip olmayan pek çok insanın bile hemen varacağı yargı şudur: ”Bu yapıyı alıp İstanbul’a ya da dünyanın başka bir köşesine götürsek yine uygulanabilir!”

Durum böyle olunca proje üretmek yerine ”proje değiştirmek” mimarlar için daha kolay oluyor kanımca.

Kaksına taksına ve oda sayısına göre kategorize edilmiş mimari projelerin seçiminden başka bir iş de kalmıyor mimara. Hem süre yönünden bir kolaylık sağlıyor (daha önce çizilmiş bir projenin ağzını gözünü değiştirmek) hem de müteahhitin hoşuna gidiyor daha önce satılan bir projeye sahip olmak. E alan memnun satan memnun. Mimari görselleştirmelerinde de birkaç çiçek böcek koyduk mu al sana mimarlık mantığı…

Bu durum nasıl değişir? Değişmeli mi? Kimliğini kaybetmiş yapılar kenti nasıl etkiler? Bunlar, üzerinde düşünülecek ve can sıkıcı olabilecek şeyler gibi duruyor..Velhasılı İzzet Yıldızhan türküsü dinlemek en iyisi galiba; ”antebin kaalesine..”

Etiketler

5 yorum

  • murat-ercelebi says:

    Geçmişe bağlı yaşamak ta olmamalı mimari anlamda hayat..Ancak geçmişi yok sayan tasarımlar da..

  • elif-karacan says:

    Bahsettiginiz mimarlik sucu malesef tum Türkiye’de isleniyor. Okullarda cevresel faktorleri goz onune alarak proje uretmemiz uzerine egitim veriliyor ancak mezun olduktan sonra hayat kaygisi, isveren, musteri iliskileri derken ogretilerle aramizdaki bu bag kopuyor, ne isterlerse onu vermeye başlıyoruz…
    Bu konuda neler yapilabilir ayri bir tartisma konusu tabii.

  • murat-ercelebi says:

    Tebrik ederim güzel bir yaklaşımda bulundunuz..Bunlar hepimizin ortak sorunları malesefki..Mimarlar Odası , serbest mimarlar derneği gibi kuruluşlarımızın bu konularda topluluğun gücünden faydalanarak adımlar atması gerekiyor..Konuyla ilgili http://rktr.co/ITl3Q1 böyle bir yazı yazmıştım bir zamanlar..Piyasaya oynarak popülerlik kaygısı taşıyan bir sanat anlayışından bir ülkenin mimarisi ilerleyemez diye düşünüyorum..Dediğiniz gibi okulda hocalar nasıl isterse , iş hayatında patron ya da müteahhit nasıl isterse öyle işler yapılıyor.Biraz mecburiyetten oluyor bunlar ama ayağını yere sert basacak donelerle çıkamıyor muyuz diye de bazen kendimi sorgulamıyor da değilim!

  • omer-yilmaz says:

    Gaziantep’in gündeme gelmesi iyi haber.

    Yukarıdaki fotoğraf Şişli Camisi ve arkasındaki otel inşaatına benziyor gibi. Yazınızla ilişkisin kuramadığım için sormak isterim.

  • murat-ercelebi says:

    Tesekkur ederim geri donusunuz icin.. maksadinizin salt elestri olmadigini tahmin ettigimden ayni temizlikle cevap verecegim.. modernin yerel , maneviyata saygi , kulture bagimlilik duzeyini yok sayisinin ispati niteligindeki bir gorseli arattim ve buna ulastim icerige daha dikkatli ve analizsel yaklasirsaniz resmin de anlatmak istedigini anlarsiniz..

Bir cevap yazın