+ Arkitera'nın gelişmiş özelliklerinden yararlanmak için lütfen giriş yapınız!
veya ile bağlan.

Le Corbusier Sen Çekil, Bugün Pierre Jeanneret Üfleyecek Mumları

Le Corbusier'in yaptığı her bina için kitap, makale yazdığı için eleştirildiğini de duymuştum. Derdi mimarlık yapmaktan çok mimarlık satmak gibi gelmişti bana.
Kuzenini hiç bilmiyordum açıkçası, burada okuduğumda da en çok dikkatimi çeken Hindistan'da kalması. Kendi yolunu çizip tasarımları o yöreyle birleştirmesi. Bence oldukça cesurca.
Çekingen, içine kapanık biri izlenimi uyandırmadı bende. Daha çok sürekli arayış içinde, insanların şöhretinden daha çok önemsediği ve aradığı şeylerin olduğu, kendinden emin bir insan izlenimi...
1 saat önce
Ampülü Tesla mı buldu Edison mu tartışmasını hatırlattı bu metin. Fotoğraflarda Pierre Corbusier'den çok daha kendinden eminmiş gibi görünüyor.
12 saat önce

Yaylada Bir Mağara Evi

Teşekkürler Emine hanım.
Şunu buldum, yine ETHZ: https://goo.gl/4RfrL0
Tam tonozları açıklıyor ama yarıda asılı duran tonozlar ve düz döşemeler halen soru işareti...
9 saat önce
Yorumunuz üzerine biraz daha bakındık, video, belki bir kesit buluruz diye rastlamadık :( Eski halinin fotoğrafları var ama onlar da çok fazla ipucu vermiyor.
13 saat önce
ben bunu çok anlayamadım, o tonozlar ve döşemeler de mi sıkıştırılmış toprak??? öyleyse inanılmaz... nasıl bir toprak bu? katkısız mı?
Pazartesi, 17:16

Zeytin Ağacını Çepe Çevre Saran Ev

Bu zeytin ağacının Rotterdam'da ne işi var. acaba? El Olivio filmini izle. Mimarlık dünyadan haberi olmayan dangalakların yaptığı iş veya yediği iş olmaktan, benim ömrüm bitecek, çıkmayacak galiba....
Pazartesi, 14:53

"Kayseri, Dergilerde Gördüğümüz Projelerin Yanından Geçtiğimiz Bir Kentti"

Ülkede her şey el değiştiriyor. Tabi ki Mimari İşler de. Ben de yapılan stadyum işlerini çok başarısız buluyorum, Zorlama formlar yetersiz detaylar bir de toki ekonomisi girince uzaktan ilginç gibi ama yakından mimari açıdan çok da başarılı olmayan ve zaman içince görsel ve fiziksel eskiyecek binalar görüyorum. ancak bunlar kadar önemlisi bu işlerin nasıl dağıtıldığı. Para devlette, devlet partilerden oluşuyor partiye, devlete, başkana, cemaate yakın olan işleri alıyor, Bu kadar mimarın yetiştiği ve gerçekten çok daha iyi stadyum yapabilecek mimarlar varken tüm stadyumları bir kişinin yapması ve çok da iyi yapamaması eleştirilmesin de ne yapılsın.
Pazar, 01:07
BO. ve BS. Belediyeden once ve belediyeden sonra...
21 Şubat 2017, 11:40
Sayın Lökorbüze, hala "önüne gelen iş" diyorsunuz. :-)))
21 Şubat 2017, 00:01
İstanbul Mimarlar Odası'nda tescilli büro 350 civarında, yurt gelinde de 50 bin civarı kayıtlı mimar var. Ama devlet babanın bunlardan umudu (!) yok sanırım...
21 Şubat 2017, 00:00
Tabii ki eleştirilebilir, ancak günümüz şartlarında her hangi bir mimarın önüne gelen işi reddedebileceğini ya da tartışmaya açma ihtimali aşırı ütopik bulduğum için söylüyorum. Ama yine de haklısınız.

İşleri gizleme meselesinde de...
20 Şubat 2017, 23:57
"Eleştirilecek mimar değildir" e katılamıyorum. Sebeplerini maddeleyeyim.

1- Bu ofise gani gani bu işleri verenlerle konuşmak, soru sormak ya da stadyum yapılınca oy toplanacak gibi fikirleri olanlara laf anlatmak olanaksız. Öyle ki ulaşsanız düşman bellerler.

2- Durduk yere bunları söylemiyoruz. Sayın Kul övüne övüne her fırsatta bunun reklamını yapıyor. Keza çoğu ihalede önceden şu spor binalarını yapmış gibi başkasının ihaleye girmesine engel bri durum ortaya konuyor. Kendisi madem övüne övüne böyle boy gösteriyor, binalarda bir sürü eleştirilecek konu var. Onu bile söyleyemiyoruz. Bari şu "Belediye ile tanışmak" hususunu açık ediver. Genç mimarlar da alsınlar bu tür işler nasıl tanışılıyorsa artık diyoruz. Her projemi ve her yönüyle (böyle gani gani iş almak dahil) konuşmaya tartışmaya hazırım diyen kişi sönüyor.

3- Durduk yere yazmadık bunları. Mimar egosu diye bir şey var. Bir konuda sivrilmiş ve hatta o ihalelere kimse rakip olmasın diye yaptığını gizleyenler var. Kimbilir neler neler. Ancak Sayın Kul yaptığı işler konuşulsun kendisi övülsün istiyor belli. Fakat çoğu projesini iyi bulmuyorum. örneğin DB Mimarlık'ın yaptığı Vodafone Arena çok çok daha iyi bir çalışma onun projelerinden. Arkitera'nın bir proje ekinde konu oldu.

4- "Suçlu mimar değil" derken düşüncenizi anlıyorum. İş gelmiş yapmış işte onun ne suçu var diyorsunuz. Ancak fırsat eşitsizliği had safhadaylen çoğu genç için sadece yarışmalara girme opsiyonu varken tüm işlerin bu kadar stadın tek büroda ve bence aynı işlerin kabuk değiştirilmiş hali olarak yapılması durumunda MİMAR DA AZ BİRAZ HATALIDIR.

Bir de işleri ben alıyorum çünkü çok başarılı olduğumdan dolayı gibi sözler...

Bahsettiğiniz gibi "derin mevzu" bu kadar stadın pırtak gibi çıkması. Ortada bir yanlış var mimar da neredeyse hepsini toplayarak yanlışa ortak oluyor ve sonra da kalkıp bize reklamını yapıyor.

Olmaz.

Birkaç kelam edilmeli.
20 Şubat 2017, 23:44
Ahmet Turan Köksal'ın yorumundan sonra Bahadır Kul Architects web sitesinde spor sekmesine baktım ve yaklaşık "35" (otuzbeş) civarında stadyum ve spor salonu projesi gördüm. İnanılmaz bir rakam. Ve bunların çoğu da uygulanmış veya uygulanacak projeler sanırım.

İsmine aşina olduğumuz o büyük ofislerin web sitelerinde spor kategorisi yok, olanlarda da bir elin parmaklarını geçmiyor. Mesela Tabanlıoğlu Mimarlık web sitesinde 1 tanesi uygulanmış toplam 3 stadyum projesi (üçü de yurt dışında ve yarışma projeleri), EAA web sitesinde göremedim ama bir dönem dergilerde Ali Sami Yen için öneri projesinin yayınlandığını hatırlıyorum. DB Mimarlık'ın uygulanan 2 stadyum projesi var sanırım ve bir kaç tane de yarışmada ödül almış önerileri. Bunlar haricinde diğer bilindik ofislerde durum münferit kapalı havuz, okul spor salonu vs...

Şüphesiz genç bir mimarlık ofisini herhangi bir kategoride diğer ofislerle kıyaslanamayacak kadar çok iş yapması eleştirilebilir bir durumdur. Ama bu eleştiri konusunun müsebbibi de mimar değildir kanımca.

Her şeyden önemlisi bahsettiğimiz konu stadyum. Her biri yapıldığı kent için önemli yer tutacak olan, kentin belleğinde yer edecek, on binlerce insanın kullanımına sunulacak yapılar ve en kötü ihtimalle bir elli yıl belki daha fazla yaşayacak olan yapılar. Ülkenin çoğu şehrine tek bir ofisin tasarım anlayışının ürünü olan devasa büyüklükteki bu spor komplekslerini serpiştirmek ne kadar sağlıklı olabilir? (Projelerin kendi problematiklerinden bahsetmiyorum bile)

Neyse bunlar derin mevzular...
20 Şubat 2017, 23:36
Sessizlik...
20 Şubat 2017, 21:39
Sanırım ropörtajın kilit noktası şu bölüm.

"2004 yılında Kayseri Büyükşehir Belediyesi'yle tanıştıktan hemen sonra Kadir Has Kongre Merkezi'yle başlayan kamusal yapı serüvenime 2008-2009 yıllarına kadar ulaşım yapıları, kültür yapıları, stadyum gibi kentin belli başlı birçok kamusal yapısını tasarlayarak devam ettim"

Sayın Kul, önceki ropörtajında da "Genç Olduğumuz ve Büyük İşler Alabildiğimiz için Eleştiriliyoruz" demiş.

Biz de genç olduk. Bizim de yaptığımız işler iyi ya da kötü eleştiriler aldı. Aldı da;

"Büyükşehir Belediyesi'yle tanışmak" nasıl oluyor ki. Ben bir belediye ile tanıştığımı hatırlamıyorum. Yani "Aaa burada belediye varmış. Birileri tanıştırdı ya da kendim tanıştım ve hatta memnun oldum. 4 yıl (yazıyla yalnızca Dört) önce mezun oldum bana tanıştırılmamızın şerefine Kongre ve Kültür Merkezi projesi verirsiniz" artık denmiyor ki.

Kimse genç olduğu için ya da büyük işler aldığı için eleştirilmiyor. Bu büyük işler yarışmayla yapılsaydı ve Sayın Kul yarışmayla bu projeleri alsaydı nasıl eleştirebilirdi ki?

Bugün diğer başarılı ve genç mimarlarla yapılan ropörtajlarda bürolarını nasıl açtıklarını, nasıl çekip çevirdikleri sorulduğunda genelde "Yarışma kazandık ve uygulamasını çizmek için büro lazımdı, kurduk arkasından şu şu yarışmalarda da ödül aldık, işler arkasından geldi" diyorlar. Bakınız "Birkaç Mimar söyleşileri" Arkitera.

Benim şaşırdığım bu kadar genç mimar varken, yarışmada mansiyon dahi almadan bu kadar büyük bir iş alabilmek...

Türkiye'de bir mimarın bürosunu kurduktan sonra ilk işlerinden biri nasıl stadyum olur yahu?

Olması için ofisin ya da mimarın ortaya koyması gerekenler vardır.
Tecrübe, yarışma ödülleri, spor yapılarının ufak olanlarındaki başarısı gibi... "İlk spor yapım 33.000 kapasiteli, 63 milyon TL bedelli bir şehir stadı" denince...

Hele hele yurtdışında böyle bir durum pek mümkün gözükmüyor. Türkiye'de de örneği yoktur. Bu yüzden bu durumun, üst düzey bir "yetenek" olgusuna bağlayamıyorum. Başından beri de bağlayamadım.

"İş çevresi" kavramınınsa olumlu bir artı olarak görülecek kadar "şans" eseri olması pek mümkün görünmüyor.

O tecrübeyle (sadece 4 yıllık mezunken) Kongre Kültür Merkezi yapılıyorsa, aynı ivmeyle, 20 yıllık mimarken tüm Türkiye'nin imar planlarının Sayın Kul'a verilmesi pek doğaldır. (Balkanları da dahil edebiliriz)

Yarışma mı? Ne gerek var canım, hazır çevresi olan mimar varken.
16 Şubat 2017, 02:39

Dror'un Park Orman'a Master Plan Hazırladığı Ortaya Çıktı

Adamlar bilgili ve doğuş, tek bir amaçları var para kazanmak ve milleti kazıklamak. Burada zaten bir park var ve gerçekten istanbul un merkezine en yakın yer. Bittiğinde ne olacak para verip girilen adım atmanın paralı olduğu vale parklı rezil bir yer. Geçen hafta bisikletle girdim ve turladım tüm orman Ağaoğlu nun kabus gibi 1453 projesi inşaatının uçuşmuş pislikleriyle kaplanmış. Kapılar senelerdir kilitli, kimsenin kullanamadığı güzelim bir orman. Dror gitsin de yiyorsa Central park a bir yapı yapsın. Sunumun 1 saniyelik bir yerinde urban dan parka geçiş diye bir bölüm var işte o urban da evet ancak Ferit in sevgilisi Nusret i göl e tuz serperken görebiliriz. Ne yazık ki ülkemin bütün güzellikleri galtaport tur bodrum dur parkorman dır bu adamlar tarafından şekillendiriliyor, yabancısı türkü farketmez mimarlar da bu işe alet olup kendilerini kandıracak sunumlar yapıyorlar... Dror muş
Pazar, 00:41
böyle yabancıya uçar-kaçar konsept yaptırılır, sonra havuz başına bir nusret, bir babylon inşaa edilir, olur biter...
Cumartesi, 10:51