+ Arkitera'nın gelişmiş özelliklerinden yararlanmak için lütfen giriş yapınız!
veya ile bağlan.

S.O.S İstanbul Mimarlık Öğrencilerine Açık Fikir Projesi Yarışması: “Taksim Bölgesi için Alternatif Öneriler”

30 Temmuz 2013, 00:00
  defa okundu.

Projelerin teslim tarihi 1 Kasım 2013.

S.O.S İstanbul Mimarlık Öğrencilerine Açık Fikir Projesi Yarışması: “Taksim Bölgesi için Alternatif Öneriler”

Konu

İstanbul'un tarihsel gelişimi içinde önemli sosyal, çevresel, kültürel ve siyasal bellek içinde yeri olan Taksim Gezisi bölgesi ve Türkiye'nin Meydanı konumundaki Taksim Meydanı son derece önemlidir.

İstanbul'un bu çok değerli bölgesinde neler yapılacağının kararlaştırılmasında şimdiye kadar olduğu gibi politik karar vericiler ile yatırımcı grupların olması; diğer kentsel aktörlere (kentliler, meslek kuruluşları, sivil toplum örgütleri, üniversiteler... ) yer verilmemesi, kendilerine sorulmadan, danışılmadan operasyonlara girişilmesi büyük haksızlıklara ve yanlışlara neden olmaktadır.

Toplumda demokrasi anlayışının yerleşmesi açısından son derece değerli olan eylemlerin yeni fikirler ve projelerle desteklenmesi gerekmektedir. Bu mimarların, mimar adaylarının mesleğe ve kendilerine karşı asli görevidir. Alternatifler üretmek, tartışmak, uygar ve aydın olmanın sorumluluğudur.

Bu görevin, öncelikle gençliğe ait olduğu ortadadır. Bu düşünceden hareketle İstanbul Serbest Mimarlar Derneği söz konusu alanla ilgili olarak eğitimini sürdürmekte olan Mimarlık Öğrencilerini tartışmaya, düşünce üretmeye ve bu süreçlerde etkin olarak rol almaya davet etmektedir. Bu bağlamda öğrenciler arasında bir fikir yarışması açmaya karar vermiştir.

Böylelikle, projenin tartışılmasının öneminin vurgulanması gerekmektedir.

Amaç ve Beklentiler

Gezide yaşanan deneyimlerin ışığında İstanbul Serbest Mimarlar Derneği olarak açtığımız bu yarışmanın amacı ve beklentilerimiz bu park alanında ve çevresinde nelerin yapılabileceğini veya hangi nedenlerle yapılamayacağını tartışmaya açmaktır.

Hedef, kamusal alan ve mekân üretimidir.

Yarışmacılardan projenin tarafları konusunda modeller üretmeleri, bunlar arasındaki dengeleri tanımlamaları ayrıntılı hale getirmeleri ve ilişkilerle ilgili örüntüleri oluşturmaları beklenecektir. Bu bağlantıların gerçek ya da kurmaca olmalarına yarışmacılar karar vereceklerdir. Katılımcılardan beklenen üretilen fikirlerin bir fiziksel mekân kullanımı olduğu kadar siyasal kararlar alma, mekân üretme ve sosyal kullanım senaryosu oluşturma yönlerinin de bulunduğunu göstermeleridir.

İstanbul Serbest Mimarlar Derneği şu kavramlar üzerinde durmayı ve açılım yapmayı uygun ve yeterli bulmuştur:

  • İstanbul kentinin her geçen gün azalan yeşil alanlarının kent ve kent yaşamı açısından öneminin vurgulanması,
  • Kentsel strüktürlerin tarihsel dönüşümü sürecinde söz konusu alanın güncel anlamlarıyla tanımlanması ve değerlendirilmesi,
  • Alan için önerilen ulaşım şekillerinin ve alt geçitlerin sorgulanması. Bunların mekâna etkilerin irdelenmesi,
  • Alanın simgesel özelliklerinin ve bunların toplum açısından öneminin vurgulanması,
  • Alanın coğrafyasının kent açısından öneminin vurgulanması,
  • Kent ve tarihi ile barışma, kültür ile barışma, kentin ülkenin batılılaşma sürecinde alanın tarihsel öneminin ifade edilmesi,
  • Tarihsel ve doğal verilere saygı,
  • Aidiyet duygusunun ve kültürel belleğin uyarılması,
  • Alanın sivil toplum açısından öneminin vurgulanması katılımcı modellerin irdelenmesi,
  • Kentlinin günlük yaşamına katkısının sağlanması,
  • Kentin tarihi toplanma alanı, yeşil alanı, kültür ve ticaret alanı girişi olarak alan için alternatif kullanımlar düşünülmesi,
  • Kamusal alan kavramının irdelenmesi,
  • Ekonomik, sosyal ve ekolojik sürdürülebilirlik için önlemler düşünülmesi,
  • Anlamlı ve yoğun kullanımlar için alternatifler üretilmesi,
  • Yeni dünya düzeninin küresel metropolü İstanbul kavramının tartışmaya açılması,
  • Kolaycı, slogancı yaklaşımlardan uzak, yapıcı çözümler ve dinamikler gözeten öneriler geliştirilmesi,
  • Şeffaflık, katılımcılık, kentlinin bilinç düzeyinde farkındalık yaratan çözümler geliştirilmesi,
  • Kentli aktörlere müzakere olanakları sağlayacak, toplumsal desteğe aracılık edecek öneriler geliştirilmesi,
  • Yerel yönetimlere yol gösterecek, ufuk açıcı öneriler sunulması,
  • Geleceğe yönelik bir yol haritası oluşturulması, zaman mekân açısından esneklik sağlanması,
  • Genç bakışların kent için düşünme ve vizyon geliştirme yetisinin geliştirilmesi,
  • Kent için ütopyalar yaratılması,
  • Kamuoyu ile iletişim kurabilen bir mimarlık dilinin uygulamada sunulması,
  • Önerilerde kentsel tasarım ve mimari dilin ilham verici bir araç olarak kullanımı.


Yarışma Alanı

A. Bölgesi ve Sahil Bağlantıları

Üst ölçekli senaryolar kapsamında;
Kentsel Açık Alan Strüktürü,
Gündelik yaşam odaklı yeni program önerileri,
Yaya ve araç erişim senaryoları geliştirilecektir.

Alanın topoğrafyası ile program arasındaki ilişkiye özellikle önem verilecektir.
Öneriler kesitlerle desteklenecektir.

B. Bölgesi (Taksim Gezi Parkı ve yakın çevresi)

Üst bölge senaryolarının alt alanda geliştirilmesi ve kentsel bellek açısından belirleyici bir vizyon sunulması öngörülmektedir.

Yarışmaya Katılım Koşulları

Yarışmaya, Türkiye ve KKTC'deki Mimarlık Bölümlerinde ve Mimarlık programlarında kayıtlı olan tüm lisans ve yüksek lisans mimarlık öğrencileri katılabilir. Yarışmacı ekip içinde en az bir kişinin bu koşulları yerine getirmesi şartıyla, farklı disiplinlerden yükseköğrenim öğrencileri ile karma ekipler oluşturulabilir.

Yarışmaya katılım ücretsizdir.

Jüri Üyeleri
Yavuz Selim Sepin
Ayhan Usta
İpek Akpınar
Özgür Bingöl
Yılmaz Kuyumcu

Yedek Jüri Üyeleri
Gülay Usta
Abbas Hacıömeroğlu

Raportör
Dilek Safer

İletişim
İstanbul Serbest Mimarlar Derneği
Miralay Şefik Bey Sok. 13/2 Gümüşsuyu, İstanbul
Telefon: 0212 292 43 80
Faks: 0212 292 43 82
E-posta: sos@ismd.org.tr

Şartname ve Ekleri

Şartname ve ekleri İstanbul Serbest Mimarlar Derneği'nin web sitesi www.ismd.org.tr'de yer alan SOS İstanbul Öğrenci Yarışmaları bölümünden edinilebilir.

Yarışmacılara Verilecek Belgeler

Yarışma alanını gösteren hava fotoğrafı
Yarışma alanına ait CAD ortamında hazırlanmış harita

Yarışmacılara Önerilen Kaynaklar

İmparatorluk Başkentinden Cumhuriyet'in Modern kentine: Henri Prost'un İstanbul Planlaması (1936-1951), C.Bilsel ve P.Pinon (ed), İstanbul Araştırma Enstitüsü, 2010.

Osmanlı Başkenti'nden Küreselleşen İstanbul'a: Mimarlık ve Kent. Akpınar, İ.Y., ed., Osmanlı Bankası Konferansı, 15-16 ekim 2010, İTÜ Taşkışla
"Dosya: Taksim Meydanı Düzenlemesi", Mimarlık Dergisi, Sayı: 364

"Aron Angel ile İstanbul, Prost ve Planları Üzerine Söyleşi", Mimarlık Dergisi, Sayı: 285

Dergilerin Temmuz 2013 Gezi Sayıları

Yarışmacılardan İstenenler

Öneriler, sert zemin üzerinde maksimum iki adet dik kullanılacak A0 Pafta üzerinde hazırlanacak ve basılı olarak teslim edilecektir.

Aynı pafta içerikleri CD formatında (300 dpi) teslim edilecektir.

Ölçek, sunum ve anlatım şekli serbesttir. Ancak, sunumlarda kentsel ve mimari çözüm önerilerinin kamuoyu tarafından anlaşılabilir, okunaklı bir mimari dil ile yapılması istenmektedir. Paftalar üzerinde yer alacak metinler dışında ayrıca yazılı açıklama raporu istenmemektedir.

Kimlik zarfı içerisinde lisans/yüksek lisans öğrencilerinden oluşan proje ekibi üyelerinin ad-soyadı ve iletişim bilgilerini içeren A4 boyutunda bir belge ve en az bir yarışmacının Türkiye ve KKTC'deki mimarlık bölümlerinde ve mimarlık programlarında lisans veya yüksek lisans öğrencisi olarak kayıtlı olduğunu gösteren eğitim kurumlarından alınmış öğrenci belgesi teslim edilecektir.

Soru ve Yanıtlar

Şartname ve yarışmacılara verilen belgeler ile ilgili tüm sorular için iletişim platformu olarak sos@ismd.org.tr e-posta adresi kullanılacaktır.
27 Eylül 2013 Cuma tarihine kadar sos@ismd.org.tr'ye gönderilen sorular, cevaplarıyla birlikte 01 Ekim 2013 Salı günü www.ismd.org.tr web adresinde ana sayfasında yer alan SOS İstanbul Öğrenci Yarışmaları bölümünde yayınlanacaktır.

Rumuz ve Ambalaj Esasları

Dış etkenlerden zarar görmeyecek şekilde yarışma raportörlüğüne teslim edilecek A0 paftaların, kimlik zarflarının ve ambalajların sağ üst köşesine 5 (beş) rakamlı bir rumuz yazılacaktır.

Projelerin Teslim Günü, Yeri ve Şartları

Projeler 01 Kasım 2013 Cuma günü, saat 17.00'a kadar yarışma raportörlüğüne elden teslim edilebileceği gibi, aynı gün ve saatte teslim edilmek kaydı ile kargo ile de gönderilebilecektir. Kargo ile gönderilen projeler en geç 04 Kasım 2013 Pazartesi günü, saat 17.00'a kadar raportörlüğe ulaşmadığı takdirde değerlendirmeye alınmayacaktır.

Ödüller

1. Ödül 5000 TL (Beşbintürklirası)
2. Ödül 4000 TL (Dörtbintürklirası)
3. Ödül 3000 TL (Üçbintürklirası)
1. Mansiyon 2000 TL (İkibintürklirası)
2. Mansiyon 2000 TL (İkibintürklirası)
3. Mansiyon 2000 TL (İkibintürklirası)
4. Mansiyon 2000 TL (İkibintürklirası)
5. Mansiyon 2000 TL (İkibintürklirası)

Yarışma sonucunda, yarışmada birinci olan proje sahip/lerine özel ödül olarak ayrıca 3000 Euro (Üçbin) bedelli Interrail ile Avrupa Gezisi armağan edilecektir.

Yarışma Takvimi

Yarışma Duyuru Tarihi 30 Temmuz 2013 Salı
Sorular İçin Son Tarih: 27 Eylül 2013 Cuma
Yanıtların Duyurulması: 01 Ekim 2013 Salı
Proje Teslimi: 01 Kasım 2013 Cuma
Jüri Toplantı Tarihi: 09 Kasım Cumartesi
Sonuçların Açıklanması: 13 Kasım Çarşamba

Sergi ve kolokyum yeri ve tarihi sonuçlarla birlikte ilan edilecektir.

Reklam

Yorumlar
Yorum bırakmak için giriş yapmalısınız!
Hasan şahin / 11 Ekim 2013, 18:37
gezi direnişinde gezi parkı bir sembolde olsa taksim meydanı ve çevresi muktedirlerin rant alanıdır..bu kavgamız özgürlük,yaşam alanlarıma dokunma,adalet,eşitlik gibi kavramlar için oldu.bu kavramlara yok etmek isteyen iktidar diğer taraftan taksim meydanı ve çevresindeki rantı almak istiyor.direnişte belirttiğim temel insani değerler için direndik ve direneceğiz.diğer taraftan iktidarın çevresine bu rant dağıtımını engellemek için alternatif sivil bir proje yaparak halkın sahiplenmesini sağlamak bizim halka karşı mesleki görevimizdir.
 
Murat Cetin / 11 Ekim 2013, 18:26
S.U.S. mimar # direnİstanbul...!
 
Murat Cetin / 11 Ekim 2013, 18:24
taksim ve gezi için birileri zaten çok fazla şey söylüyor; onun için belki de zaman mesleğiyle KONUŞMA zamanı değil, SUSMA zamanıdır...
 
Murat Cetin / 11 Ekim 2013, 18:20
direnişin tarafı olan herkes mesleki kimliğinden ötürü değil yobaz veya faşist olmadığını düşündüğü için orada oldu... mesleki kimliğine referans verilen doktorlar ölme tehlikesi altındakilere insani yardım yapma bilgisine sahip olduğundan, avukat haksız gözaltılara hukuki bilgisiyle yardımcı olabileceğinden, manav da elinden o geldiği için (malından ve kazancından fedakarlık ederek) katkıda bulundu, sanatçılar da yaşanan bu felakete karşı insanlara umut, bir nebze olsun neşe verebilmek ve zalimi hicvederek tarihe kayıt düşmek için oradaydılar... bunlar mimarların anladığı anlamda SOMUT şeylr değil... insanlık için hizmet eylemleri... mimarın SOMUT anlayışı ise bambaşka... mimarın oradaki mesleki katkısı ancak çatkıların üzerine brandayı veya naylonları gererken gerekli bilgi olabilirdi ve duyarlı mimarlar da mesleki somut katkılarını bu düzeyde tutmuşlardır (orada 'bu meydan şöyle tasarlanmalı' diyecek kadar şaşkın bir mimar arkadaşımızın olduğunu sanmıyorum, olmuşsa da boyunun ölçüsünü oradaki direnişçilerden almıştır)... eğer bu yarışmada, alttaki yorumda referans verilen meslek grupları ve aktörlerin yaptığı gibi toplumsal bir kaygı olsaydı jüri de (en azından) bir tane toplumla ilgili disiplinlerden, orada yer almış meslek dışı sıradan insanlardan birine yer verilirdi... ama yok, çünkü meseleye TEKNİK bir konu gibi bakan üstten gören bir izlenim bırakıyor... dolayısıyla bu haliyle yarışma bir mesleki ego patlamasının yeni bir mecrası gibi kullanılabilecek bir izlenim veriyor... Ayrıca orada kıyamet koparken karpuz gönderen manavın da, orada "kafam yarıldı lütfen doktor" diye inleyen bir mimarın kafasını dikip hayata ve çizim masasının başına gönderen doktorun da o parka yapılacak herşeye söz söyleme hakkı vardır.. keşke jüride bir doktor bir manav ve başka bir sürü katılımcı olsaydı...
 
Hasan şahin / 11 Ekim 2013, 17:59
Taksim direnişinin anlamını sanırım mimarlar tam anlamamış.taksim gezi parkında neden mimarlar direnişin,tarafı sözcüsü,temsilcisi oldular.öncelikle insani sonrada mimari kimliği nedeniyle.direnişte söyleyceğimizi insani kimliğimizle diğer direnişçilerle birlikte söyledik.doktorlar yararlıları tedavi ederek,manav karpuz göndererek,şair şiir okuyarak,müzisyen konser vererek söyledi mimarlar mesleki kimliği ile somut bir şey söylemedi.somut şey projelerimizde oluşur.elbetteki diğer toplumsal aktörlerle beraber.proje hazırlık sürecine,toplumsal aktörlerin hangi aşamada katılacağına,atölye sürecine,teknik çalışmalara doktorlar veya manavlar öncülük etmeyecek.
 
Murat Cetin / 11 Ekim 2013, 17:33
"bu önemli kamusal alan için mimarlar harekete geçmeyecek te ne için geçecek, mimarlar topluma sözlerinin olduğunu ne zaman söyleyecek, hakimler kararları ile konuşurlar, mimarlar neden projeleri ile konuşmasınlar?" sorularının cevabı zaten bu yarışmayla ilgili olarak başlatılan tartışmaya ilişkin aşağıdaki tüm metin dikkatlice okunduğunda anlaşılıyor olmalı, ama eğer Gezi Park sürecinden haberdar olunmadıysa veya bu süreç Doğuş Grubu (ve benzer) medyasından izlendiyse okunsa da anlaşılmayabilir. Ayrıca buradaki sorularda yer alan "kamusal alan için mimarlar harekete geçmeyecek mi" ifadesinin 'kamusal alan için kamunun harekete (hem de dünya devrim tarihine geçecek) geçtiğini ve parka dokunulmaması gerektiğini haykırdığını' gözardı ettiğini söyleyebiliriz; yine "mimarlar topluma sözlerinin olduğunu ne zaman söyleyecek" ifadesine de toplumun karşısında toplumun taleplerine karşı biçimde 'inşa etme' suretiyle hüküm kurmaya çalışan bir idarenin açtığı inşa etme zeminine çanak tutmayacak bir zamanda diye cevap verilebilir; "hakimler kararları ile konuşurlar, mimarlar neden projeleri ile konuşmasınlar" ifadesi de tam da sorunu açıkça ortaya koyuyor: mimarlar kamu adına (hakim gibi tek başlarına) HÜKÜM verebilen insanlar değil, inşa etme bilgisini, tasarım bilgisini toplumu anlamak suretiyle hayata geçirecek çoklu aktörler bütünü içinde sadece oyunculardan biridir ve diğerlerinden bir üstünlüğü yoktur. Mimarların bu hükmeden anlayışı ile etraflarına bakma anlayışı başlı başına bir sorundur. Taksimi yayalaştıracağım diye bir çok sorun yaratan projenin de, kışlayı kışla görünümde bir AVM olarak canlandırma garabeti projesinin arkasında da bir MİMAR vardır. Bu hüküm verebilme küstahlığı ve yanılgısı çok da kötüye kullanılabilir bir olgudur. Bu nedenle, tam da bu nedenle bu yarışmanın (hele fikir değil proje yarışması olarak)açılması hiç ama hiç uygun değildir deniyor bu tartışmada.. Ama başka alt başlıkları derinlemesine açan katılımcılar da var bu tartışmada... dikkatli ve tarafsızca ve önyargıların (özellikle de sorulan sorulardaki gibi klişelerin) sorgulanarak okunması, alternatif medyada çıkan haberlerle, kentsel dönüşüm hareketleri ve soylulaştırma girişimleriyle bağlantılarının da düşünülerek okunup anlaşılması faydalı olacaktır.
 
Hasan şahin / 11 Ekim 2013, 17:10
Taksim meydanı ve çevresi alternatif peyzaj proje yarışması yapılması için peyzaj mimarları odasına ve peyzaj mim.akademisyenlerine 13 temmuz 2013 tarihinde "peyzaj mimarlarının onuru hakları" sayfasında öneride bulundum.bu önerime malesef peyzaj mimarlığı camiası sahip çıkmadı bir ay sonra istanbul serbest mimarlar derneğinin nin böyle bir yarışma düzenlemesi beni sevindirdi.ismd ne kamusal alan duyarlılığı için teşekkür ederim.bazı arkadaşlar bu yarışmaya eleştiri getirmişler türkiyenin ve dünyanın gündeminde olan önemli bir kamusal alan olan taksim meydanı için mimarların sivil alternatif bir proje düzenlenmesi kadar doğal ve gerekli bir şey olamaz.bu önemli kamusal alan için mimarlar harekete geçmeyecekte ne için geçecek.mimarlar topluma sözlerinin olduğunu ne zaman söyleyecek.hakimler kararları ile konuşurlar,mimarlar neden projeleri ile konuşmasınlar.
 
Figen Kıvılcım Çorakbaş / 15 Ağustos 2013, 14:01
Bu yarışmanın yapılmasını neden desteklediğimi şurada anlatmaya çalıştım:

http://rktr.co/1byDByD

Kısaca özetleyecek olursam, 'işgal mimari bir eylemdir' önermesinden yola çıkarak, mekanın ve dönüşümünün fiziksel ve somut olmayan yönleriyle mimari alanda ele alınabileceğini ve mimarların mimarlığın değişen sınırlarını tartışabileceğini, yarışmanın da bu kapsamda önemli olabileceğini tartıştım.
 
Murat Cetin / 12 Ağustos 2013, 17:28
Yeni Defter'deki Tasarlanmamış Toplum üzerine bir Zizek yorumundan....

Tasarlanmamış Toplum / Mimari Paralaks Üzerine

Zizek, mimari paralaks metninde sınırlardan ve sınır aralarından, tanımlardan ve tanımların aralarında sıkşmış olandan, çatlaklardan ve ötekilerden bahsediyor. Zizek, mekansal üretimdeki sınıflandırmanın, birebir toplumun sınıflandırması olduğunu söylüyor. Gözalıcı sanat ve kültür merkezleriyle toplumdaki elit kesim, kendiliğinden oluşmuş gecekondu bölgeleriyle kentin dışlanmışları ve tüm arada kalan alalade binalarla (apartmanlar, işmerkezleri vs.) arada kalan orta sınıf halk. Tasarlanarak üretilmeyen apartmanlarda yaşayan, tasarlanmamış orta sınıf halk. Zaero Polo’nun bahsettiği, kentin bu steril, özel güvenlikli, havalandırma sistemli kapalı sitelerine ya da göz alıcı binalarına sahip olan gizli örgütlerin hiçbirine mensup olamamış, üretilmemiş, üretim artığı olarak kalmış orta sınıf. Kültür endüstrisinin dinamikleriyle üretilmiş olan, giysisiyle,gittiği mekanlarla, bulunduğu ortamlar, katıldıkları etkinliklerle, okudukları kitaplarla, bir arada bulundukları insanlarla, gösteri toplumu için üretilmiş, tasarlanmış, ambalajlı bir elit toplumunun aksine, tasarlanmamış, ham bir sınıf. O yüzden kendi kendini tasarlayan bir sınıf. Tasarlanmamış halk, ham, özelliksiz, işlenmemiş, yavan bir topluma mı işaret eder, yoksa aralarında kaldığı her şeyden ufak ufak beslenen, onu çevreleyen kültürden beslenmeye açık ve heterojen bir topluma mu işaret eder. Belki ikisi bir arada ve aynı anda var olur. Belki bu etkiye açık hal, aynı zamanda bir hamlığa işaret eder. Her an yeniden tasarlanmaya, yeni anlamlar yüklenmeye açık bir hal. İkisi belki de aslında aynı şeydir. Her şeyi barındırma potansiyelini barındırdığı gibi, hiçbir şeyi de barındırmayabilir bu ara durumlar. İkircikliliği de bu ikililik durumundan gelir.

http://rktr.co/1boPJlQ


 
senem zeybekoğlu-sadri / 5 Ağustos 2013, 22:52
Gezi Parkı ve Taksim Meydanı ile ilgili bir şey yapılması gerekiyor mu, yapılacaksa ne yapılmalı ve nasıl yapılmalı bunların forumlarda tartışılıp karar verilmesi gereken konular olduğunu düşünüyorum. Örneğin, neden bu yarışmanın jürisi sadece mimarlardan oluşuyor? Neden tüm İstanbullulara açık bir forum-jüri olamıyor? Bunun nedeni sanırım, tüm zihinsel dünyamıza sirayet etmiş bulunan otoriter ve hiyerarşik yaşam algımız. Kendiliğinden oluşan, kendi yaşamsal organizmalarını kuran, mekanı ve çeşitli toplumsal ilişki biçimlerini yeniden örgütleyen ve birbirimizi fark etmemizi sağlayan canlı bir süreci, Gezi ruhunu, mimari ifade dili ile ifade edilmiş bir tasarım projesi ile tek bir anda dondurmaya çalışmak, bu canlı sürece tahammül edemediğimizi, onu derhal "mimari ifade dili" ve "tasarım" ile kalıba sokmaya ve ehlileştirmeye çalıştığımızı göstermiyor mu? Bu, Gezi sürecinde ağır bedeller ödenerek elde edilen kazanımları elimizin tersiyle bir kenara itmek olmuyor mu?

Diğer bir sorun da, yarışmanın hem başlığında hem de beklentilerde yer alan alternatif sözcüğü. Yarışma, alternatif fikirler üretmek için ortaya konmuş bir yarışma. Bunun da sorgulanması gerekiyor diye düşünüyorum. Bu alternatif düşünceler, hangi normatif varlıkların ve süreçlerin alternatifi olacak? Neyin norm, neyin bu norma karşı alternatif olduğunu kim, hangi değer yargılarıyla tanımlayacak*? Alternatif üretmek, normlara bir karşı çıkış ise, karşı çıktığımız normatif kalıpların araçlarını ve iletişim dilini normatif bir biçimde kullanarak (tasarım, yarışma, proje gibi kavramlar) normatif olanı güçlendirmeye ve yeniden üretmeye başladığımızın farkında mıyız acaba? Yarışmayı organize edenler, haklı olarak, "İstanbul'un bu çok değerli bölgesinde neler yapılacağının kararlaştırılmasında şimdiye kadar olduğu gibi politik karar vericiler ile yatırımcı grupların olması; diğer kentsel aktörlere (kentliler, meslek kuruluşları, sivil toplum örgütleri, üniversiteler... ) yer verilmemesi, kendilerine sorulmadan, danışılmadan operasyonlara girişilmesi"ni problem olarak görüyorlar. Ve buna karşı da alternatifler üretmenin “aydın” olmanın bir sorumluluğu olduğunu öne sürüyorlar. Ancak yarışma, "tasarım / proje , yarışma / ödül" gibi bizim adımıza karar vermelerine karşı çıktığımız "yatırımcı grupların ve politik karar vericilerin" araçlarını kullanarak, ve de Gezi sürecinin en büyük kazanımı sayılabilecek diğer kentsel aktörleri dışlayarak (mesela forumları) daha başından kendini alternatif üretmeye çalıştığı şey her neyse ona teslim etmiş olmuyor mu?

Her ne kadar yarışmanın amaç ve beklentilerinde "Gezi'de yaşanan deneyimlerin ışığında" bu yarışma fikrinin ortaya çıktığı öne sürülüyor olsa da, yukarıdaki nedenlerden dolayı yarışmanın bu haliyle (Gezi süreci boyunca edinilmiş kazanımların dışında bir yerde durarak, ve oradan söylemler üreterek) kendini Gezi'nin karşısında konumlandırdığı endişesi içindeyim. Umarım yarışma, Gezi ruhuna bir alternatif değildir.

Gezi ışığının hepimizi aydınlatması dileğiyle.

senem z. sadri

* Alternatif (ve alternatif mimarlık pratikleri) ile ilgili daha detaylı bilgi için: Nishat Awan, Tatjana Schneider & Jeremy Till, "Spatial Agency: Other Ways of Doing Architecture", Routledge, 2011.
 
Tüm Yorumları Göster
 
SONA ERDİ

Künye
Yarışma No: 201315
Başlangıç: 30 Temmuz 2013
Bitiş: 01 Kasım 2013 17:00
Konu: Taksim
Kent: İstanbul
Dökümanlar

YarismaAlani