Arkitera E-Bültenleri

Email adresiniz yeterli
Üyelikten Çıkış
E-Bülten Arşivi

Takip

Yazıları büyütYazıları küçültBu sayfanın PDF görüntüsünü alBu sayfayı yazdırBu sayfayı arkadaşına gönderBu sayfayı rapor et

Keçiören

Haberler
YorumlarYorum Sayısı: 41

15 Mayıs 2008, 10:38Yazan: AZMİ AÇIKDİLMemleketimize hayırlı olsun.Nice açılışlara ve daha başka Keçiörenlere.Durmak yok.Yola......

15 Mayıs 2008,Yazan: luminaTanıtımda da bir absürdlük yok mu? Mezuniyet öncesinden birçok projeye imza atıp sonradan ticari bir şirket olmak nasıl bir hikayedir merak ettim doğrusu.

14 Mayıs 2008, 23:25Yazan: ayasofyaSen Anadolu'dan Sivas'tan, İzmir'den ve Selçuklu'dan öğelerle böyle bir tasarım çıkart ama sonra ismini "H&E Dizayn" koy. "H&E Tasarım" torbaya mı girdi. Keçiören Belediyesi de bu mükemmel çalışmayı iki adet iç mimar arkadaşımıza vermiş. Yarışma düzenlese bunu ulusal olarak herkese açsa... Onun yerine 2007 yılının ilk çeyreğinde mezun olan arkadaşlarımıza, 2008'in ilk çeyreğinde iş yaptırmak hem de anıtsal bir iş. Gençlerin önemli işler yapmasına karşı değilim ama bu tür işler olmasın lütfen.

14 Mayıs 2008, 12:11Yazan: architurkBakalım daha neler göreceğiz!?! Müzikte iki eser arasındaki benzerliklerin-aynılıkların bir kabul edilebilirlik sınırı var biliyorsunuz (sanıyorum 8 mezüre kadar). Bu çalışmaya baktıkça bunun mimarîde bunun bir karşılığı var mı acaba diye düşünüyorum? Klasik müziğimizin ince ruhlu insanları daha önce bestelenmiş bir güftenin tekrar bestelenmesini ayıp karşılar, "Siz becerememişsiniz, o iş öyle olmaz böyle olur" demekle bir tutarlar. Peki bu yapılan nedir? Bir de üzerine imza atma gereği duymuşlar! Böyle simge yapıların kopyalarının yapılacağı yerin adını da "Maksiatürk" yaparak belediyeye ek gelir sağlanabilir!

14 Mayıs 2008, 10:21Yazan: Emine MerdimKendine yeni yeni simgeler arayan Keçiören, Saat Kulesi ile bu arayışını tamamladı. İzmir Konak Meydanı'ndaki Saat Kulesi görünümünde, Selçuklu mimarisinin özelliklerini taşıyan 30 metre yüksekliğindeki saat kulesinin üzerine Sivas’ın Divriği ilçesindeki tarihi Ulu Cami ile Darüşşifa yapılarındaki motifler işlenmiş. Fotoğraf ve çizimler (H&E Design) aşağıda... [image]
Haberin tamamı: Keçiören'e yeni simge saat kulesi

19 Ocak 2008, 17:14Yazan: Mehmet TunçerMerhaba, Biraz önce Madrid'den cephe örnekleri yükledim Arkitera Görsel'e .. Tabii Keçiören'i anımsatıyor diyemiyeceğim kesinlikle.. Kültürün ve mimarinin sürekliliği ve yeniden yorumlanarak yaratılması başka bir şey, Belediye Başkanının isteği ve beğenisi ile apartmanlar yapmak başka bir şey.. Tabii Gaudinin vatanında da tuhaf "kitsch" örnekler yok değil ama bir mahallede böyle uygulamalar yapılması herhalde ülkemize özgü..Belediyelerin yerel diktalar haline geldiği ülkede milyon dolarlar harcanarak yapılan ve ne işe yarayacağı bilinmeyen kaleler inşa edilirken, Ankara'da tarihsel kent dokusunun, kültürel varlığımızın en değerli mirası Kaleiçi ve eski Ankara evlerinin yokolmasına içim dayanamıyor doğrusu. Hele bu günlerde.. Saygılar..

9 Ocak 2008, 22:23Yazan: ayasofyaSayın Mayaroğlu'na katılmamak elde değil. Aslında burada "mimarlık için mi mimarlık" yoksa "halk için mi mimarlık" ikilemini tekrarlayıp duruyor muyuz. Bu sorun "aayy ne de komik, ne de basit cepheler, çok rüküşler" demekle çözülmez elbet. Ancak siyasi irade bunu bastıyorsa burada biraz da abartı eleştiri yapalım ki okuyanlar biraz bir tarafa laf ettiğimizi anlasınlar. Ben müteahhitlerin de bu şekilde garip binaları artık yavaş yavaş bırakacaklarını zannediyorum. Zaman geçmesi lazım. Camilerde "modernize" arayışların olduğu ya da yavaş yavaş farklı formlara cinayet gibi bakılmadığı zamanlar geldi. Bu dezenformasyonu hızlandıran ve daha da bozan ise bu belediye ve bunu "Keçiören'i adeta yeniden yarattık" iyi bir şeymiş gibi duyurmalarına bu tepkimiz. İçrenköy Atatürk Mahallesi de bundan farksız ama bu kadar da belirgin ve bilinçli politika ya da saçma sapan bir albümle anılmıyor yine de tek tük bu şekilde binalar yapmayanlara da rastlanıyor. Ancak Keçiören'de hem de belediye başkanının padişah edası ile yani monarşik yöntemlerle "Benim beğenmediğim cepheyi yapamazsın" despotluğu var. İzin vermiyor yaptırmıyor. Biz modern ve minimal cepheler olsun, olmayan yıklsın demiyoruz. Ama görsel estetiği sağlayanın ortak toplum bilinci olduğunu ve bunu köreltenin bu şekilde albüm çıkaran ve bir şey yaptıklarını zanneden belediye adamları olduğuna inanıyorum. Toplum bilinci oluşmadan köreltiliyor. Çok üzülüyorum. İsyanım bunadır.

9 Ocak 2008, 18:08Yazan: mayarogluSayın Ayasofya demiş ki: "Ancak ben Keçiören'de proje çizen biri olsam BU DESPOTLARIN ESTETİK ŞARTLARINI karşılayamadığım için iflas ederim. Büromu kapatırım. Her işim geri döner." Yapılan uygulamanın despotluk içerdiği aşikar, fakat estetik şartları karşılayamayacağı için iflas etme durumu bence her zaman geçerli değil. Çünkü ortadaki durum sadece belediye başkanının tutumunun sonucu değil. Şüphesiz dayatılmaya çalışılan kalıplar aynı oranda rüküş ve sinir bozucu (her ne kadar kitsch kelimesinin tam karşılığı değilse de bu kelimeye ısınamadığım için rüküş demeyi tercih ediyorum). Fakat öte yandan bu formların dışına çıkmaya dair girişim sayısı ise görebildiğim kadarıyla yok denecek kadar az. Daha önce bahsettiğim katalogdan daha fazla örnek paylaşmak için görselleri tararken şunu farkettim ki yaklaşık 90 fotoğrafın arasında 1-2 tane nispeten sade, rüküş olmayan, standart apartman kalıplarında da olsa en azından anlamsız süslemeler içermeyen örneğe rastlamak mümkün. Yani bu öneriler de kabul görebilmekte. Peki neden çoğunlukta değil de azınlıkta sorusunun ise bence 2 cevabı var. Birincisi, bu bölgede çoğunlukla aynı birkaç müteahhitin iş yapması ve zaten ucuza elde ettikleri tip projeleri patates baskısı gibi her boş buldukları arsaya uygulaması. Bu tekrarları yaparken de muhtemelen belediyeye hoş görünme güdüsüyle bu anlamsız, abartılı ve hatta saçma süslemeleri ortaya bu manzarayı çıkarıyor. Sadece bendeki katalogda 90 fotograf içinde bile farklı süslemelerle tekrarlanmış 3-4 tip proje var. Yani bir tarafta aynı kişinin elinden çıkma projeler kanser gibi etrafa yayılırken, başka birinin ortaya çıkıp üzerine mesai ve emek harcadığı özgün bir projeyi haklı olarak daha yüksek maliyetle müşteriye kabul ettirmesi güçleşiyor. İkinci ve bence çok daha önemli olan neden ise şu: Bu örnekler bize çok çirkin, rüküş, vs. vs. geliyor ama acaba biz kimiz hiç düşünüyor muyuz? Bu forumlara yorum yazan insanların herhalde tamamı en az üniversite mezunu, mimarlık veya ilişkili bir branşta eğitim almış, az çok dünyayı görmüş, okuyan yazan çizen ve bunun sonucunda da kültürel ve estetik birikimi belli bir noktaya ulaşmış kişiler. Bu yapılar bizler için çirkin ama onu yapan müteahhitler için, çizen birçok mimar için (belki de çizildiğinden haberi bile olmayıp altına sadece imza atan), izin veren belediye başkanı için, hatta içinde oturan insanların nerdeyse tamamı için son derece güzel (!), estetik (!) ve normal. Dolayısıyla başlangıçta despot bir tutum sonucu ortaya çıkan bu örnekler artık son derece olağan şekilde talep edilmekte ve uygulanmaktadır. Ne zaman ki aksi öneriler ortaya çıkar, birileri tesadüfen veya isteyerek bu bölgede mimarlık denebilecek projeler ortaya koyar belki o zaman işler tersine dönmeye başlar. Biraz karışık da olsa düşüncelerimi toparlamaya çalıştım. Tartıştığımız konunun tek bir nedeni veya sonucu yok, bir çok etken sözkonusu. Yeni açılımlar yakalayabiliriz umarım. Bina cepheleri kataloğunda 2004 yılında 90 fotoğraf vardı. Bunlardan 20 tanesini Arkitera Görseller bölümünde albüme ekledim. Meraklısına...Biraz karışık oldu galiba kusura bakmayın. Arkitera Görsel - mayaroglu Galeri

6 Ocak 2008, 23:01Yazan: ayasofyaVallahi Sayın Alf'in genelde mesajları pek benin görüşlerime uymaz ama bu uydu. Gerçekten Arkitera bizi teleferiğe görütsün fotoğraflayaım bakalım ne kadar gerekliymiş bu feriktelesi.

6 Ocak 2008, 19:14Yazan: alfarkitera bizi teleferiğe götür...

Bütün yorumları forumda okuyun!
Takip Arşivi
Dönem içindeki Takip'lerin listesi aşağıdadır. Ayrıtnılara ulaşmak için ilgilendiğiniz Takip'i listeden seçiniz:

Ürün Tanıtımı