
Pınar Seyrek: Söyleşiye yeni çıktığı için kitabınızla başlamak istiyorum. Biraz onun oluşum sürecinden, süzgeçten geçenlerden bahsedelim. Eminim anlatacak çok şey vardır.
Şevki Pekin: Ben çok eskiden başlayayım. Ben ilk olarak 1983 yılında tek sayfalar halinde büro çalışmalarını bastırdım. O arada tahminen 20-25 civarında iş vardı. Epey ses getirmişti çünkü o zamanlar mimarlıkla ilgili basılmış pek fazla kitap yoktu. Aradan 5-10 seneye yakın bir süre geçtikten sonra yani 90’ların başından itibaren tekrar bir kitap yapma arzusu oldu. Ancak bunu erteledim çünkü işlerin yeterince birikmediğini düşündüm. Sonra da 2000’lerin başlarında artık kitap yapmanın zamanı olduğuna kanaat getirdim. Bu çok zor bir süreç oldu çünkü öncelikle bütün arşivin düzenlenmesi gerekiyor. Arkasından bu arşiv içinden seçimlerin yapılması, bunun ardından bu seçimlerin matbaa işlerinin yapılması ve kitaba yönelik grafik işlerin yapılması gerekiyor. Bu bir seneye yakın bir çalışma süreci oldu. Bu bir senenin dışında arşivin hazırlanması da iki senemi aldı. Yani bu toplam 3-3.5 senelik sürekli olmayan bir çalışma.
PS: Kitabın grafik tasarımı da size ait değil mi?
ŞP: Evet. Sonunda kendi işlerimi en iyi ben bildiğim için mecburen resim seçimine de ben karar verdim ve o resimlerin konma şekli de grafiini hazırlama şekline dönüştü. Grafiğini kabaca hazırladık. Yani ince işini biz yapmadık. Onu, matbaayla ilgilenen başka bir arkadaşımız yaptı. Sonunda matbaaya girdi ve önümüzde bir sürü kitap oturuyoruz şu anda (Gülüyor).
PS: Sayfa düzeninde belli bir mantık var. Fotoğraflar, çizimler, projeler arasında bazı referanslandırmalar var. Biraz bunu açar mısınız?
ŞP: Önce bu tarz bir grafik için Esen Tanju’yla çalıştık. 2000 ya da 2002 gibiydi, (İstanbul) Teknik Üniversite’de bizim büromuzla ilgili bir sergi açıldı. Orada yılları gösterir bir bant halinde Eser çok güzel bir grafik yaptı –bu kitabın önceliği oraya kadar gidiyor. Sonra Esen’le bir süre beraber çalıştık. Eser çeşitli ebatlardaki kitaplar için bir iki örnek hazırladı. Neticede burada çıkan grafik biraz onun yol göstermesiyle oldu ama neticede herşeyin yani resim seçiminin, yerleştirmesinin ana prensiplerini biz koyduk. Kitap böylece tamamlanmış oldu.
PS: 1983 yılında pek fazla yayın olmadığını söylediniz. Bunu şimdiyle karşılaştırdığınız zaman ne düşünüyosunuz?
ŞP: Türkiye’de hala hiç yayın yok diye düşünüyorum. Bu kitap bir resimli kitap haline dönüştü ama benim amacım şimdi bunun peşinden iki kitap daha çıkartmak. Bir tanesi hem yazılı hem resimli yaptığımız konutlar üzerine. Ondan sonra gelecek üçüncü kitap da tamamen mimari görüşlerimin yer aldığı bir yazılı kitap. Türkiye’de bildiğim kadarıyla bir kişi Uğur Tanyeli haricinde kimse yazılı kitap çıkartmıyor. Daha öncesinde 70’li yıllarda İş Bankası’nın önayak olduğu, Türkiye’deki mimarlık ortamını anlatan kitaplar vardı. Sonra Şevki Vanlı’nın çıkardığı kitaplar var ama onun kitapları biraz daha Türkiye’de yapılmış mimariyle ilgili. Ama mimarlık üzerine yazı, mimarlık kritiği yazısı, Uğur Bey haricinde - belki bir de Bülent Tanju’yu saymak lazım- yok. Bunlar çoğunlukla yalnızca mecmualarda çıkıyor. Mecmualarda da tabi çok kısa açıklamalar oluyor. Benim amacım kendi mimari görüşlerimi bir kitap haline getirmek.
PS: Dergilere de yazı yazıyor musunuz?
ŞP: Yazılar pek olmuyor. Çoğunlukla projeler oluyor. Bir keresinde Arredamento Mimarlık’ta bir söyleşim çıktı.
PS: Değirmendere’yle ilgili bir yazınız vardı sanırım.
ŞP: Evet, Değirmendere’yle ilgili bir yazı yazdım. Orada kendi işlerimden ziyade diğer arkadaşların yaptığı çalışmlardan bahsettim. Şimdi amacım Avusturya’da Türkiye’den bir mimarlık sergisi açmak ve onunla birlikte bir kitap çıkartmak. Biraz Türkiye’deki mimarlık ortamını tanıtıcı bir kitap. Yılbaşından sonra bununla ilgilenen Avusturyalılar’la birlikte çalışma yapacağız.
PS: İlgilenen kurum devlete ait mimarlık e









