Arkitera.com ARKITERA ARAMA

Arkitera E-Bültenleri

Email adresiniz yeterli
Üyelikten Çıkış
E-Bülten Arşivi
ARKIPARC FORUM

Söyleşi

Forumda tartışYazıları büyütYazıları küçültBu sayfanın PDF görüntüsünü alBu sayfayı yazdırBu sayfayı arkadaşına gönderBu sayfayı rapor et

Mayıs 2007Hakan Kıran


Kuşdili Çayırı'nda, her hafta Salı ve Cuma günleri kurulan Salı Pazarı için proje hazırlayan Hakan Kıran'la, Salı Pazarı Projesi ve diğer çalışmaları hakkında bir söyleşi gerçekleştirdik.

Zeynep Güney: Hakan Bey genel olarak kendinizi ve çalışmalarınızı anlatır mısınız?

Hakan Kıran:
1980 yılında Akademi’ye girdim. Akademi’de mimarlık eğitimimi devam ettirirken birçok hocanın yanında çalıştım. Akademi’den sonra restorasyonda ihtisas yaptım.

1990 yılından itibaren kendi şirketimde mimari tasarım - konsept tasarım ve inşaat alanında çalışmalarımız sürüyor.

Paris’te bir ofis açtık, son 3 - 4 yıldan beri yurtdışında çalışıyoruz. Orada da şu anda bir restorasyon işini tamamlamak üzereyiz. Restorasyon ve yeni eklentilerle beraber, şehrin tam merkezinde bir yapı adasını yeniden düzenledik.



ZG: Salı Pazarı projenizden bahseder misiniz?

HK:
 Salı Pazarı yaklaşık 45.000 m²’lik bir alan. Salı Pazarı ve çevresinin aynı zamanda diğer adı Kuşdili Çayırı’dır. Kuşdili Çayırı’nın adı, eskiden kuşların getirilip bırakıldığı bir kanarya canlandırma, konuşturma merkezi olarak kullanılmasından geliyor. Kuşdili Çayırı, isminden de anlaşıldığı gibi bir çayır. Bazı yerlerde burada çok eskiden ağaçlar olduğu söyleniyor, bizim incelediğimiz hiç bir veride burada eskiden çok büyük bir ağaçlık alan olduğuna ilişkin bir bilgi yok. Onun dışında Papaz Çayırı var. Papaz Çayırı da stadyumun yeri. Şu anda otoyolun, istasyonun, bina adalarının olduğu yerler hep çayırmış. Zaman içerisinde Kuşdili Çayırı hep aktivite alanı olarak kullanılmış. O bölgedeki çayırlar, panayır, şenlik gibi bir aktivitelerle insanların birleşme, eğlence, kültür alanı olarak hizmet vermiş. 1970’li yıllardan itibaren, insanların ürünlerini getirip sattığı bir merkez olarak kullanılmış ve zamanla tamamen Pazar alanına dönüşmüş. Çevresine stadyum, yollar yapılmış, o apartman yapılan yerler iskana açılmış. Burası da sahipsiz olmasından ötürü pazar yeri fonksiyonunu kendi kendine yapıştırmış ve betonlaşmış. Hatta pazar yeri fonksiyonu o alanla da sınırlı kalmamış; Kadıköy iskelesine kadar, Altıyol’un aralarına kadar, Bahariye’ye kadar, diğer tarafta Yoğurtçu Parkı’na kadar birleşen tüm alanları pazarlar kaplamış yıllarca. Bugün de öyle. Salı ve Cuma günleri kurulan pazar bir sınırlama olmadığı için Kadıköy’ün her yerine yayılıyor. Akabinde araçların gelişmesiyle ve artmasıyla otopark fonksiyonu da ortaya çıkıyor. Dolayısıyla çevreye sosyal açıdan verdiği zarar çok büyük. Çünkü çok fazla sınırlandırılmamış, sistematize edilmemiş, bildikleri gibi çalışan iki tane grup var; pazarcılar ve otoparkçılar. Dolayısıyla, zaman içerisinde orada kendi sistemlerini kurmuşlar. Basından takip ediyorsunuzdur, sık sık kapkaç ve kavga olaylarının yaşandığı, hava karardıktan sonra geçilemeyen, riskli bir bölge haline geldi burası. Bu yüzden çevre zamanla çöküntüye uğramış.

Zamanında o bölgede birkaç restorasyon yapmıştım. O bölgedeki Vişne Sokak, Çilek Sokak diye adlandırılan sokaklar, tarihi yapılarla şekillenmiştir ve bugün kurtarılabilir bir doku oluşturmaktadırlar. Oysa pazar yeri, o sokaklara kadar olan bütün alanların çökmesine neden oldu. Fiyat anlamında da çökmüştü, çünkü değer kalmamış bu anlattığım nedenlerden dolayı.

En önemlisi, Kurbağalı Dere’nin temizliğine çok büyük paralar harcanmış yıllardan beri. Fakat oraya gittiğinizde kokudan yaklaşamazsınız. Kurbağalı Dere’nin yanında Reşit Paşa Köşkü’nün restitüsyon projesini çizmiştik. Çok uzakta olmasına rağmen koku ve pislik oraya kadar gelirdi. Ben hep, bir türlü arıtma tesisi yapılamadığı için bu kadar kirli diye bilirdim. Sonra bu işe girince öğrendim ki, yukarıda kolektörler varmış ve bu pislik pazardan kaynaklanıyormuş. Çünkü binlerce insan pazardan sonra çöpünü dereye atıyor. Pazarcılar ellerinde kalanı Kurbağalı Dere’ye boca edip gidiyorlar. Atılanlar dere dibinde çökme yaparak, çürümüş. Salı ve Cuma, haftada iki gün üst üste pazar yapıldıkça dere kendisini temizleyemiyor.

Bütün bunlara baktığımızda, o bölgenin kullanımı çok büyük bir alanı etkiliyor. Şehircilik açısından da bakarsanız Kadıköy’deki problem sadece Salı Pazarı’yla sınırlı değil. Aslında önemli bir merkez olması gereken, insanların bir üst klasmanda yaşaması gereken Kadık&oum