Arkitera.com ARKIPARC REHBER

Arkitera E-Bültenleri

Email adresiniz yeterli
Üyelikten Çıkış
E-Bülten Arşivi
ARKITERA EGITIM MERKEZI

Söyleşi

Forumda tartışYazıları büyütYazıları küçültBu sayfanın PDF görüntüsünü alBu sayfayı yazdırBu sayfayı arkadaşına gönderBu sayfayı rapor et

Ağustos 2005Emre Arolat


Pınar Gökbayrak: Öncelikle Emre Arolat Yapılar/Projeler 1998-2005 adlı kitap projesinin nasıl ortaya çıktığıyla ve nasıl bu işi örgütlediğinizle başlayalım isterseniz. Hazırlık dönemi nasıl geçti? İhsan Bilgin projeye nerede dahil oldu, Hakkı Yırtıcı’nın pozisyonu neydi? Projenin ortaya çıkışını ve süreci aktarabilir misiniz?

Kenan Kocatürk: Literatür Yayınevi olarak uzun yıllar mimarlık kitapları sattık ve ithal ettik. Genelde yurtdışındaki fuarlarda kitap ithalatı ve kitap seçimleri yapıyorduk. Birçok önemli mimarın kitaplarının ve mimarlık dergilerinin Türkiye’ye getirilmesinde Literatür olarak önemli derecede payımız oluyordu. Ben mimar değilim, fakat “Niye Türkiye’den bu fuarlarda hiçbir yayın yok?” diye de bir yandan merak ediyordum. Literatür olarak bu sorunun peşine düştük bir anlamda. Uluslararası yayıncılardan fuarlar aracılığıyla birçok şey öğrendim. O fuarlarda 3. dünya ülkeleri olarak biz kitap siparişleri verirken, uluslararası yayınların aralarında telif haklarını görüştüklerini öğrendim. Bu ortamlarda, başka ülkelerde ve dillerde hazırlanmış mimarlık veya sanat kitaplarının sunuşu yapılıyor ve bir başka yayıncı ilgileniyorsa ortak yayıncılık anlaşması yapılıyordu. Kitap, ikinci yayınevi tarafından çevriliyor ve kendi ülkesinde yayınlanıyordu. Bunu öğrendiğimde çok şaşırmıştım, biz sadece kitap getirtip satarken -ki küçümsenmeycek rakamlarda kitaplar satıyorduk-, neden böyle bir işbirliğine girecek ve Türk mimarlığını ortaya koyabilecek Türkçe yayınlarımız yoktu?

Biz de bu ortak üretime katılsak dediğimizde, birçok uluslararası yayıncıyı son derece şevkli gördük çünkü onların Türkiye ile ilgili bir yayın hazırlamaları çok daha külfetliydi. Örneğin, Osmanlı mimarisi ile ilgili kitap çıktığında o kitabı yayınlayabilmeleri için harcadıkları finansman -bana söyledikleri rakam doğruysa- 40.000 Sterlin olmuştu. Sonuçta buraya bir fotoğrafçı geliyor, bir sanat tarihçisi geliyor, bir mimarlık tarihçisi geliyor, rölöveler çiziliyor, vs. tüm bu süreç oldukça külfetli. Bu kitabı hazır bir Türk yayıncısı sunacaksa, neden buna ortak olmasınlar? Öncelikle maliyet düşüyor. Ayrıca şunu da unutmamak gerekir ki İngiltere’deki pazarı biz bilemeyiz, Türkiye’deki pazarı da onlar bilemez. Dolayısıyla doğru üretilmiş olan bir yayını, kendi pazarlarına kendi değerleriyle ve kurumsal kimlikleriyle sunma şansı elde ediyorlar. Türkiye böyle bir işbirliğinde bugüne kadar yoktu.

O dönemlerde İhsan Bilgin’le tanıştık ve bir danışma kurulu oluşturduk. Bu danışma kurulu Nur Akın, Afife Batur, İhsan Bilgin ve Uğur Tanyeli’den oluşuyordu. 2 sene boyunca ayda bir toplanarak bunları konuştuk. Elimizde herhangi bir proje yoktu, bize başvuru yapılmış olan projeler de yoktu ama biz 2 yıl boyunca ne yapılabilir diye tartıştık. Orada tespit ettiğimiz noktalar aslında bugün bile hala geçerlidir. İstanbul’a abanan, İstanbul mimarlığını ve kültürel geçmişini, semt monografileri şeklinde anlatan yayınlar yapılabilir dedik. Mimarlık monografileri yapılabilir dedik. Erken Cumhuriyet döneminden başlayarak dönemler üzerinden bir seri yapılabilir dedik. Kısaca Türkiye’de yapılmış mimarlık çalışmalarının ya tematik başlıklar altında ya da monografik çalışmalar olarak birtakım yayınlar haline getirilmesini uzun zamandır düşünüyorduk.

Bu projeye de 2002’de başladık, Emre Arolat’a mimarlık monografisini yapmak için talepte bulunduk. Daha önce mimarlık monografisi yapılmadı mı? Elbette yapıldı ama bu anlamda değil. Sedad Hakkı Eldem’in monografisiyle başlayan birçok yayın yapıldı bugüne dek. Emre Bey’le bu yayın için görüşürken, daha önce İngilizce olarak Concept Media tarafından çıkan Sedad Eldem kitabını da hem Türkçe’ye çevirelim hem de İngilizce olarak tekrar basalım ve aynı anda çıksınlar istedik, ki bunu da başardık.

İlk çıkış noktamız böyleydi. Özellikle İhsan Bey’in verdiği destek bu tür projelerin hayat bulması açısından önemliydi. Aynı şekilde, Emre Bey projelere en sıcak yaklaşanlardan biriydi. Kolay olmadı, uzun bir süreçti fakat benim sihirli bulduğum nokta birlikte düşünebilme edimiydi ve bunu başardığımızı düşünüyorum. Bu nedenle de çok mutluyum. Başlamak zordu ama bugün en azından elimizde nasıl bir yol alınacağına dair bir örnek var ve bu projenin devamının da geleceğini düşünüyorum. Belki de 4 yıl sonra “Emre Arolat 2005-2008” kitabını hazırlayacağız, kimbilir. Ayrıca yurtdışındaki yayı