Arkitera Mimarlık Merkezi - Söyleşi http://www.arkitera.com/soylesi 2000 yılından beri İstanbul'da faaliyet gösteren Arkitera Mimarlık Merkezi, mimarlık kültürünün gelişmesi için ulusal ve uluslararası alanda çalışan Türkiye'nin ilk bağımsız mimarlık merkezidir. "Bana Göre İzolasyon ve Ayrışmaya Karşı Çözüm Sokaktır" http://www.arkitera.com/soylesi/index/detay/peter-barber/990 Ekin Bozkurt <img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/soylesi02/peter-barber.jpg.jpeg" width="640" /><br/><br><br><br>Peter Barber, 8 Kasım'da yapılan 3. Yeşil Binalar ve Ötesi Konferansı'na konuk olmuştu. Konferanstaki konuşmasının da konusu olan, ofislerinin Londra'daki "sokak temelli" konut projeleri hakkında konuştuk.<br><br><p><a href="http://www.peterbarberarchitects.com" target="_blank">Peter Barber Architects</a>, bir&ccedil;ok metropolde olduğu gibi Londra'da da artan barınma sorununa &ccedil;&ouml;z&uuml;m olarak d&uuml;ş&uuml;k katlı ve y&uuml;ksek yoğunluklu konutlar &uuml;retmeye odaklanmış bir ofis. Peter Barber, artan n&uuml;fusa karşın konut yetersizliği sorununun kule tipi y&uuml;ksek konutlarla &ccedil;&ouml;z&uuml;lemeyeceğine, &ccedil;&ouml;z&uuml;lse bile insanların kopuk ilişkiler kurmasına, izole olmalarına sebep olacağı i&ccedil;in sosyal s&uuml;rd&uuml;r&uuml;lebilirliğinin olmadığına inanıyor. Biz de kendisiyle, "sokak temelli" konut tipolojilerini nasıl belirlediğiyle, nelerden ilham aldığıyla ilgili sohbet ettik.</p> <p><strong>Ekin Bozkurt: Londra'daki barınma sorunuyla ilgilenmeye ne zaman başladınız? Toplumsal ayrışma, izolasyon Londra'da &ccedil;ok sık rastlanan ve genel bir sorun mu?</strong></p> <p><strong>Peter Barber:</strong> En b&uuml;y&uuml;k ve trajik sorun evsizlik. Londra'da 170.000 evsiz insan var. Genelde evsiz insanların akıl sağlıklarının bozulması, ailelerini kaybetme, uyuşturucu ve alkol tedavisi i&ccedil;in destek alamama gibi &ccedil;ok doğrudan sorunları oluyor. Bu y&uuml;zden, en b&uuml;y&uuml;k sorun bana g&ouml;re bu. Barınak bulmaya &ccedil;alışan, kaldırımlarda, kapı &ouml;nlerinde, alt ge&ccedil;itlerde yaşamak zorunda kalan insanlar i&ccedil;in &ccedil;ok &uuml;z&uuml;l&uuml;yorum. &Ouml;zellikle yaşlı insanlar &ccedil;ok izole yaşıyorlar. Y&uuml;ksek katlı binalar gibi bazı &ccedil;ağdaş konut bi&ccedil;imlerinin ayrık kentler yarattığını d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum. Problemin bir kısmını onlar oluşturuyor. Bana g&ouml;re, izolasyon ve ayrışmaya karşı &ccedil;&ouml;z&uuml;m sokaktır. Bizim konut projelerimiz kentin kamusal mekanlarını temel alıyor. Kentteki bir &ccedil;ok proje ise, kar peşindeki gayrı menkul satıcıları tarafından &uuml;retiliyor. Yani bizim istediğimizin tam tersi. &Ccedil;evresinde duvarlar, &ccedil;itler olan evler...İnsanların kentle ilişkisini azaltan y&uuml;ksek katlı konutlar &uuml;retiliyor. Biz ise daha d&uuml;ş&uuml;k katlı, yoğun kentleşme olanakları &uuml;zerine d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yoruz. Ger&ccedil;ekten net bi&ccedil;imde d&uuml;zenlenmiş sokaklar etrafında organize olan kentler. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bence sokaklar toplum olarak, planlamadan, tesad&uuml;fi şekilde bir araya gelebildiğimiz mekanlar. Evden dışarı adım atınca komşularımızı g&ouml;rebileceğimiz yerler. Ayrıca, sokak hem herkese ait hem de hi&ccedil; kimseye air olmayan bir yer olduğu i&ccedil;in, zenginlerin, fakirlerin, farklı k&uuml;lt&uuml;rel altyapılardan gelen insanların birbirlerini g&ouml;rebileceği bir yer. Birleşmiş bir topluma sahip olmak &ccedil;ok değerlidir. Bence mimarlık ve belli bir t&uuml;r şehircilik buna yardım edebilir. İzolasyonun ve ayrışmanın &uuml;stesinden gelebilir.</p> <p><strong>Evsizlik sorunundan bahsetmişken, "Holmes Road Studio" projenizi konuşalım biraz. O da evsizlik sorununa bir &ccedil;&ouml;z&uuml;m olarak geliştirdiğiniz bir projeydi. Bu projenin i&ccedil;eriği nedir? Nasıl işliyor?</strong></p> <p>İkinci D&uuml;nya Savaşı'ndan &ouml;nce, tonlarca sosyal konut &uuml;reten sosyalist bir h&uuml;k&uuml;metimiz vardı. 1977 itibariyle, &uuml;lke n&uuml;fusunun yarısı h&uuml;k&uuml;mete ait olan sosyal konutlarda yaşıyordu. Bu benim zihnimde inanılmaz bir başarı. &Ouml;zellikle de İkinci D&uuml;nya Savaşı'ndan yeni &ccedil;ıkmış, yoksul olmasa da parasının b&uuml;y&uuml;k kısmını silahlara yatırmış bir &uuml;lke i&ccedil;in, hala sosyal konut yapmaya para bulabilmek, bir başarıdır. Şimdilerde ise bu tamamen sona erdi, sosyal konutlarla ilgili olan yasa, a&ccedil;ık&ccedil;ası g&ouml;rmezden gelindi. İl&ccedil;eler ve yerel y&ouml;netimlerin konut &uuml;retmesini zorlaştıran yasalar ge&ccedil;ti. Ancak evsizliği &ouml;nlemek i&ccedil;in &ccedil;alışılan bir alan hala var. Yeterli değil ama yine de...&Ouml;rneğin "Holmes Road Studios" bir yerel y&ouml;netim olan Camden İl&ccedil;e konseyi tarafından uygulandı. Biriken vergileri yoksul insanların yararı i&ccedil;in kullanıyorlar. Evsizler i&ccedil;in bir projeleri vardı ve bize ulaştılar. Proje i&ccedil;in se&ccedil;ilen binaların bir b&ouml;l&uuml;m&uuml; eskiydi, olduk&ccedil;a k&ouml;t&uuml; durumdalardı. İnsanların yaşaması i&ccedil;in k&ouml;t&uuml; bir &ccedil;evreydi. Dediler ki "Bir miktar paramız var, mevcut binaları onarmanızı istiyoruz." Odaların koridora a&ccedil;ıldığı geleneksel bir hostel yapmamızı istediler. Ancak ben odaların koridor yerine bah&ccedil;eye bakabileceğini d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;m. Odalar, insanların birlikte &ccedil;alıştığı, kendi yiyeceklerini yetiştirdiği bir bah&ccedil;enin &ccedil;evresinde yer alabilir. Aslında bu baya tarihsel bir tipoloji. İngiltere'de Orta&ccedil;ağ D&ouml;nemi'nde kentin yoksulları i&ccedil;in yapılan Almshouse konut tipolojisi vardı. Herkesin bah&ccedil;e etrafında kendi k&uuml;&ccedil;&uuml;k evi olurdu. Daha &ccedil;ok yaşlı insanlar i&ccedil;indi ancak zor durumdaki diğer herkes de yararlanabiliyordu. Evlerin ortak bah&ccedil;elerinin olması, sorunları olan ve izole yaşıyan insanlar i&ccedil;in sosyalleşme olanaklarını artırabilir. Diğer insanlarla birlikte olabilirler ve b&ouml;ylece onlara yardım edebilecek insanlarla da tanışırlar. Holmesroad bu d&uuml;ş&uuml;ncelerle oluşturuldu. Bir &ccedil;eşit yeni-eski fikir. M&uuml;şterimiz de projenin işe yarar olduğunu g&ouml;rd&uuml;.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/Holmes-road---Elevation.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi">Holmes Road Studios -&nbsp;Peter Barber Architects</span></p> <p><span class="fotograf-yazi"><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/Alms_houses%2C_Chipping_Norton.jpg.jpeg" border="0" /><br />Almshouses, Chipping Norton, Oxfordshire<br /></span></p> <p><strong>Diğer yerel y&ouml;netimler de Holmesroad benzeri projeler yapmayı d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorlar mı?</strong></p> <p>Evet, ilgin&ccedil; bir bi&ccedil;imde, Barking adındaki başka bir il&ccedil;e de bize ulaştı. &Ccedil;ok eski bir manastırın ve b&uuml;y&uuml;k bir bah&ccedil;enin olduğu bir alanda &ccedil;alışmamızı, Holmesroad'un aynısını yapmamızı istediler. Bu proje şu anda plan aşamasında. Sonu&ccedil; olarak Barking yerel y&ouml;netimi de Holmesroad'un iyi bir model olduğunu d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;ş.</p> <p><strong>Seminerlerinizde Marakeş'teki Jemaa el-Fnaa Meydanı'na g&ouml;ndermede bulunuyorsunuz. Jemaa el-Fnaa'nın anlamlarından birisi olan "the mosque of nothing" (hi&ccedil;bir şeyin camisi) konsept olarak ilginizi &ccedil;ekiyor diye biliyorum. Bu konseptin sizin tasarım stratejinizdeki yeri nedir?</strong></p> <p>Hepimiz sokaklarda yaşıyor, meydanlara gidiyoruz, yani kamusal mekanın ne demek olduğunu biliyoruz değil mi? Ama bazen şunu d&uuml;ş&uuml;nmeye değer: Kamusal mekan genellikle bir araya gelmeyen insanları buluşturuyor. İnsanlar yakın bir mesafede oluyor ve birbirlerine g&ouml;r&uuml;n&uuml;r oluyorlar, belki paylaştıklarımızın bizi ayıran şeylerden daha fazla olduğunun farkına varıyorlar. Bu benim i&ccedil;in &ccedil;ok &ouml;nemli &ccedil;&uuml;nk&uuml; Londra gibi bir kentteki binaların %70'ini konutlar oluşturuyor. Yani konut, kenti yaratan, sokağı tanımlayan, meydanları &ccedil;evreleyen şey. Bu y&uuml;zden, Marakeş'te yer alan ve harika bir mekan olan Jemaa el-Fnaa hakkında d&uuml;ş&uuml;nmeye başladım. Meydanın her akşam canlı olması inanılmaz. Hikaye anlatıcıları, yılan oynatıcıları, m&uuml;zisyenler, seyyar satıcılar... &Ccedil;ok ş&ouml;lensel, harika...Bana g&ouml;re orası kamusal mekanın nasıl olabileceğinin bir &ouml;rneği. Sonrasında hakkında biraz okuyunca Jemaa el-Fnaa kelimesinin &ccedil;evirilerinden birisinin "the mosque of nothing" (hi&ccedil;bir şeyin camisi) olduğunu keşfettim. Sonra şunu d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;m: "Kamusal mekan tam olarak da bu değil mi?" Hi&ccedil;bir şeyin camisi... Belirli sınırlar i&ccedil;erisinde istediğin kişi olabilirsin. Şunu da kabul etmek lazım: Jemaa el-Fnaa &ccedil;ok cinsiyet&ccedil;i bir mekan aslında. Ancak kamusal mekanın kullanılış bi&ccedil;imi olarak bakarsak, ideolojilerden bağımsız, kendini ifade edebileceğin bir yer. Bu y&uuml;zden "hi&ccedil;bir şeyin camisi" &ccedil;evirisini seviyorum.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/Image-Jemaa-El-fna-7.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi">Jemaa el-Fnaa Meydanı</span><br /><strong></strong></p> <p><strong>Verdiğiniz referanslar genel olarak epey ilgimi &ccedil;ekti doğrusu. Diğer bir referanstan da bahsedelim. Sıklıkla Walter Benjamin'in Napoli'yle ilgili tanımlarına ve g&ouml;zlemlerine g&ouml;nderme yapıyorsunuz. &Ouml;zellikle de "teatral bir sahne", "bir performans sahnesi" tanımlarına. Bu tanımlar neden sizin i&ccedil;in &ouml;nemli?</strong></p> <p>Bence mimarlığın kendisi &ccedil;ok sıkıcı, binalar &ccedil;ok sıkıcı. Binalar i&ccedil;lerine insanlar girdiği zaman yaşamaya başlıyorlar ve insanların mekanda nasıl davrandıklarını o zaman g&ouml;rmeye başlıyoruz. Walter Benjamin'den yaptığım alıntı, Napoli'nin renkli ve hayat dolu olan sokak sahnesini tanımlıyor. Ge&ccedil;irgen, işgale davet edici, teatral bir sahne. Tasarım yaparken, &ouml;n&uuml;me beyaz bir sayfa a&ccedil;ıp insanları hayal etmeye &ccedil;alışıyorum: nasıl davranırlardı? Binalar insanların yapabileceği şeylerin fikri etrafında şekilleniyor. Walter Benjamin alıntısını bu anlamda ilham verici buluyorum. İnsanlar ve mimarlığın; k&uuml;lt&uuml;r ve mekanın ilişkisi hakkında bir s&ouml;ylem. Diğer taraftan, biz binaları şekillendiririz, onlar da bizi şekillendirir. Bizi &ouml;zg&uuml;rleştirirler, zorlarlar.</p> <p><strong>Donnybrook Quarter projenizden bahsedebiliriz bu noktada. Burası, sokakla doğrudan bağlantılı, d&uuml;ş&uuml;k katlı, yoğun, insanlara birbirleriyle karşılaşma fırsatları yaratan bir konut yerleşmesi. Uygulanmasının &uuml;zerinden 10 sene ge&ccedil;tikten sonra, g&ouml;zlemlerinize g&ouml;re beklentilerinizi karşıladığını d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yor musunuz? Komşuluk ilişkilerinin gelişmesine bir etkisi oldu mu?</strong></p> <p>Birka&ccedil; hafta &ouml;nce Helsinki'de bir seminere gitmiştim. Konuşmacı olan kadın tamamen komşuluk ilişkileri &uuml;zerine bir araştırma kaleme almıştı. Kendisi mimardı, ancak mimardan ziyade bir antropologtu aslında. Orta&ccedil;ağ İngiliz kentlerindeki komşuluk ilişkileriyle ilgili bir tarih ekitabı yazmıştı. Sorunuz bana onu hatırlattı.<br />Soruya d&ouml;necek olursak, inşa ettikten sonra ne olacağını &ouml;ng&ouml;remezsiniz. Daha &ouml;nce de belirttiğim gibi, birşeyleri tasarlarsınız; ne olabileceğini, insanların nasıl davranabileceğini hayal edersiniz. Ama mimarlık kesin sonu&ccedil; sağlamaz. Bazen insanlar mimarlıkla ilgili &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k iddialarda bulunuyorlar. Ancak mimarlığın bazı şeyleri olanaklı kılabileceğini hayal etmek yeterlidir. Belirli şeyler Donnybrook'ta oluyor: &ouml;rneğin sokağın izlenebileceği cumba pencereler yaptık. Bunu tasarlarken insanların pencerede oturup sokağa baktıklarını hayal etmiştim ve bu ger&ccedil;ekleşti. Cumba pencerelerden birisini merdiven boşluğunun yarı yoluna koymuştuk. Evde dışarının izlenebileceği k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir kutu... Evlerde yaşayanlardan biri, kızının merdivenlerde, bu kutunun i&ccedil;inde oturup &ouml;devini yaptığını s&ouml;ylemişti. Bu umabileceğiniz t&uuml;rden bir kullanım. Ama emin olamazsınız tabii. Evlere insanların kullanacağını hayal ederek avlular yaptık. Bazı insanlar yaratıcı g&uuml;zel bah&ccedil;eler yaparken, bazıları da hi&ccedil;bir şey yapmadı. Ama neticede avlu orada ve bişeyler yapılmasına olanak veriyor. Bu biraz fazla detay olacak belki ama, evlerin caddeye bakan ana kapılarına, insanların kapıyı a&ccedil;madan &ouml;nce kimin geldiğini g&ouml;rebilecekleri k&uuml;&ccedil;&uuml;k cam pencereler yaptık. Ama hi&ccedil; kimse bunu sevmedi. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; insanlar dışarıdan g&ouml;r&uuml;lmek istemiyor. Siz de bu y&uuml;zden kapılarınıza şu k&uuml;&ccedil;&uuml;k gizli g&ouml;zetleme deliklerinden yapıyorsunuz değil mi? Neyse, sonu&ccedil; olarak insanlar bu pencerelere k&uuml;&ccedil;&uuml;k resimler koydu. Bunu &ouml;ng&ouml;rmemiştim, ancak ger&ccedil;ekten hoş bir şey oldu. B&ouml;ylelikle herkes kendi kimliklerini sokak kapılarında ifade edebiliyor.</p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/32aerial_ammended200906.jpg.jpeg" /><br /><span class="fotograf-yazi">Donnybrook Quarter -&nbsp;Peter Barber Architects</span></p> <p><span class="fotograf-yazi"><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/01.jpg.jpeg" border="0" /><br />Donnybrook Quarter -&nbsp;Peter Barber Architects</span></p> <p><strong>Donnybrook Quarter sokak temelli tipolojinin bir &ouml;rneği. Yaptığınız diğer konut projeleri de benzer mi? Diğer projelerinizden de biraz bahsedebilir misiniz?</strong></p> <p>Ben bu fikre epey bağlandım. Bu fikre bağlı şeyler diğer projelerde kendilerini belli belirsiz bir takım farklılıklarla g&ouml;steriyor. Holmesroad hakkında konuştuk, sokak &uuml;zerinde değil, yine de avlu &ccedil;evresinde yer alan giriş kapılarıyla &ccedil;ok g&uuml;&ccedil;l&uuml; bir paylaşımlı alan. Bazen bizden, apartman bloğu olduğu i&ccedil;in giriş kapılarının sokakta olması m&uuml;mk&uuml;n olmayan daha b&uuml;y&uuml;k binalar yapmamızı istiyorlar. Ancak hala, apartman bloğunun yere nasıl temellendiğine &ouml;nem veriyoruz ve orada kamusal ruh olan birşey yapmaya &ccedil;alışıyoruz. Bazen bazı apartmanların sadece bir &ouml;n kapısı oluyor ve diğer yerleri &ouml;l&uuml; alan oluyor. Biz de etrafta sokaktaki yaşama benzer bir yaşam oluşturmak i&ccedil;in alanlar yaratmaya &ccedil;alışıyoruz bu durumda. &Ouml;rneğin Grahame Park yaptığımız en b&uuml;y&uuml;k apartman yapılarından birisi. Zemin katında mağazalar var. Blokların ortasında avlular var. Pek &ccedil;ok ge&ccedil;iş yolu var.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/9719S_MorleyVonSternberg.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi">Grahame Park -&nbsp;Peter Barber Architects</span></p> <p><strong>Sizce bu yeniden getirdiğiniz sokak temelli tipoloji İngiliz konut geleneğinde bir d&ouml;n&uuml;m noktası olur mu? Sosyal konutlandırmanın geleceğini nasıl g&ouml;r&uuml;yorsunuz?</strong></p> <p>"Hundred Mile City" projemiz sosyal konutlandırmanın nasıl d&uuml;zenlenebileceğiyle ilgili. Ve yine sokak temelli bir fikir. Bu inanılmaz farklı bir fikir değil. Zengin, fakir hepimiz insanız ve bence insan &ouml;l&ccedil;eğinde sokak temelli evler yapmayı hedeflemeliyiz. Etrafında bir s&uuml;r&uuml; boş alan olan y&uuml;ksek apartman bloklarına ihtiyacımız yok. 4 &ndash; 5 katlı evler ve daha dar sokaklarda bir&ccedil;ok insan yaşayabilir. Dar sokaklar insanların daha rahat bir araya gelebileceği dostane, muhabbetli mekanlardır. &Ouml;zel alanlarımıza da ihtiyacımız var tabii, bunu da avlular hoş bir şekilde karşılar. Avlular İstanbul'da daha yaygın, ancak İngiltere'de daha seyrek g&ouml;r&uuml;len bir tipoloji. Avlu projelerimizde en &ccedil;ok kullandığımız şeylerden birisi.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/Untitled-1.jpg-1474469582.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi">Hundred Mile City -&nbsp;Peter Barber Architects</span></p> <p><strong>Eklemek istediğiniz birşeyler var mı? &Ouml;rneğin Yeşil Rapido etkinliğindeki konuşmanızla ilgili?</strong></p> <p>Buraya gelip Londra'daki yaptığımız şeyler hakkında konuşmaktan dolayı &ccedil;ok mutluyum. Birka&ccedil; hafta &ouml;nce Sri Lanka'daydım. Sonra ş&ouml;yle d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;m "Neden Sri lanka'da konuşuyorum? Konuştuklarımla burası arasında nasıl bir paralellik var? Oradaki insanlara ne &ouml;ğretebilirim?" Ve farkettim ki Londra'da olan pek &ccedil;ok baskı; mahalleleri temizleyen, s&uuml;p&uuml;ren, yerlerine varlıklı insanları, l&uuml;ks konutları koyan b&uuml;y&uuml;k para akışı d&uuml;nyanın bir &ccedil;ok yerinde aynı. O y&uuml;zden yapacağım son şey, bu sorunlara &ccedil;&ouml;z&uuml;m i&ccedil;in bir fikrim varmış gibi davranmak olur.</p> Thu, 07 Dec 2017 13:38:00 +03 "Benim İçin En Önemli Şeylerden Biri, Şehirlerin Paylaşıma Dayalı Olması" http://www.arkitera.com/soylesi/index/detay/bob-allies/989 Ekin Bozkurt <img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/soylesi02/Bob-Allies_haber.jpg.jpeg" width="640" /><br/><br><br><br>8 Kasım'da yapılan 3. Yeşil Binalar ve Ötesi Konferansı'na konuşmacı olarak davetli olan, Londralı ofis Allies and Morrison'dan Bob Allies'le, ofislerinin Londra'daki master plan pratikleri üzerine sohbet ettik.<br><br><p><strong>Ekin Bozkurt: <a target="_blank" href="http://www.alliesandmorrison.com">Allies and Morrison</a> olarak Londra'nın en b&uuml;y&uuml;k yenileme projelerinin master planlarını yapıyorsunuz. Bu projelerde genel bakış a&ccedil;ınız / benimsediğiniz prensip nedir?</strong></p> <p><strong>Bob Allies: </strong>B&uuml;t&uuml;n bu projeler hem kamudan hem de &ouml;zel sekt&ouml;rden b&uuml;y&uuml;k yatırımlar barındırıyor. Bu yatırımın yapıldığını g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml;zde, yatırımdan sağlanan faydaların ayrıca komşu yerleşmelere doğru yayılmasının da ne kadar &ouml;nemli olduğunu fark ediyorsunuz. Bu nedenle projelerde &uuml;zerinde en &ccedil;ok &ccedil;alıştığımız şey, tasarladığımız yeni alanların &ccedil;evreleri ile tam entegrasyonunun sağlanabilmesi. B&ouml;ylece yeni yerleşme hem mevcutta ikamet edenler, hem de yeni gelenler tarafından benimsenmiş oluyor. B&uuml;t&uuml;n bu Londra'daki projeler de birbirine ger&ccedil;ekten &ccedil;ok benziyor. &Ccedil;oğunluğu &ouml;nceden end&uuml;striyel fonksiyona sahip alanlar - demek istediğim, hepsi imalat alanları değildi, bazen demir yolları, tali hatlar, rıhtımlar, depolar da oldu - her birinin farklı bir fonksiyonu vardı ancak bu fonksiyonlar zaman i&ccedil;inde kaybolmuştu ve bu alanlar nispeten izole, her şey ile ilişiği kesili yerlerdi. Her bir alanda, s&uuml;recin sonunda birlik hissine erişebilmek adına aşılması gereken belirli sorunlar vardı. Hepsinin ortak olarak paylaştığı tek şey bu.</p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/530_BarrierParkEast_Model-955x453.jpg.jpeg" /><br /><span class="fotograf-yazi">Waterside Park Masterplan - Allies and Morrison</span></p> <p><span class="fotograf-yazi"><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/224_Cricklewood_model1-955x453.jpg.jpeg" border="0" /><br />Cricklewood Masterplan -&nbsp;<span>Allies and Morrison</span></span></p> <p><strong>3. Yeşil Binalar ve &Ouml;tesi Konferansı'ndaki konuşmanızın başlığı "City on Continuum" (S&uuml;rekli Kent). S&uuml;reklilik kavramı s&uuml;rd&uuml;r&uuml;lebilirlikten farklı olarak hangi anlamları taşıyor?</strong></p> <p>S&uuml;rd&uuml;r&uuml;lebilirlik hususunda tasarımcı, mimar veya plancı olarak yaptığımız &ccedil;alışmaların nasıl sonu&ccedil;lanacağıyla ve bizim inşa ettiğimiz yerlerde yaşayıp &ccedil;alışan insanları, topluluğu nasıl destekleyeceğiyle ilgileniyorum. Benim g&ouml;r&uuml;ş&uuml;me g&ouml;re şehirler g&uuml;&ccedil;l&uuml; bir devamlılık hissiyatına sahip olmalı. Yeni ve eski arasında - yeni kurulan topluluk ve mevcut topluluk- bir devamlılık... Bahsettiğim s&uuml;reklilik algısı b&ouml;yle bir şey, ama ayrıca insanların kent i&ccedil;indeki hareketlerinin de bir s&uuml;rekliliği var, bu nedenle -&ouml;zellikle de yaya hareketliliği s&ouml;z konusu olduğunda- mekanlar arasındaki b&uuml;t&uuml;n yolların ve bağlantıların birbirine ekli olması &ccedil;ok &ouml;nemli. İnsanların yaya olarak kullanabilmesi i&ccedil;in m&uuml;mk&uuml;n olduğunca &ccedil;ekici mekanlar tasarlamaya &ccedil;alışıyoruz. Bu da s&uuml;rd&uuml;r&uuml;lebilirliğin anahtar &ouml;ğesi. İnsanları ayaklarını kullanmaları i&ccedil;in cesaretlendirmek kadar toplu taşımanın etkili olarak işlemesini sağlamak da &ouml;nemli tabii ki. Bu bir şekilde b&ouml;lgenin karakteristik &ouml;zelliklerinden biri haline geliyor. Toplu taşımanın var olduğu ancak tamamen faydalanılamadığı şehirler olduk&ccedil;a fazla, mevcut ulaşım altyapısı ile daha &ccedil;ok insan buralarda yaşayabilir ve &ccedil;alışabilir. Aslında (mevcudun &uuml;zerine) daha fazla ulaşım altyapısı &ouml;nerdiğimiz projeler &ccedil;ok sık değil, biz eldekilerin daha iyi şekillerde kullanılmasından emin olmak istiyoruz. Bu da ikinci bir bakış a&ccedil;ısı. Ayrıca kent dokusunda devamlılık sağlandığında da şehirlerin en iyi şekilde işlediğini d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum. Yapılar birbirine eklendiği zaman, başarılı sokaklar ve kamusal alanlar yaratıyorsunuz. Bu insanları y&uuml;r&uuml;meye teşvik etmek i&ccedil;in başka bir bakış a&ccedil;ısı, sadece yaya rotalarınızın verimli olması yetmiyor. &Ouml;nemli olan hoş bir &ccedil;evre. İnsanları g&uuml;vende hissettirecek, binaların zemin katında bir şeylerin olup bittiği, insanların orada olmaktan dolayı iyi hissettiği mekanlara ihtiya&ccedil; duyacaksınız. B&uuml;t&uuml;n bu nitelikler de binaların birlikte işleyebilir olmasına dayanıyor. Benim i&ccedil;in en &ouml;nemli şeylerden biri, şehirlerin &ouml;z&uuml;nde paylaşıma dayalı olması. Şehirler ortak &ccedil;alışmaya dayalı yerler. Kendi başınıza bir şehir yaratamazsınız, bir şehir yaratmak i&ccedil;in bir&ccedil;ok farklı insan &ccedil;alışır. Biz bu mekanizmaları, bu ara&ccedil;ları paylaşmak i&ccedil;in icat ettik: ara&ccedil;lar yolları paylaşır, yayalar kaldırımları paylaşır, okurlar k&uuml;t&uuml;phaneleri paylaşır... Bence s&uuml;reklilik algısı, her şeyi bir araya getirip paylaşabilme hissiyatını tanımlayabilmenin yollarından biri. Bunu yapabilmek i&ccedil;in de &ccedil;aba sarf etmek gerekiyor. Şu son otuz - kırk yılda da a&ccedil;ık&ccedil;a g&ouml;r&uuml;yoruz ki şehirlerin evrimleşme şekli bu y&ouml;nde ilerlemedi, durum daha par&ccedil;alı bir hal aldı ve sadece kendi ufak projelerine ve kendi sorunlarına bakıp, projelerin geri kalan şeyler ile ilişkisini g&ouml;z ardı etmek insanlara daha kolay geldi. Her şeyin birbiri ile ilişkili olduğundan emin olabilmek i&ccedil;in daha &ccedil;ok gayret g&ouml;stermeliyiz.</p> <p><strong>Devamlılıktan ve yaya erişiminden bahsettiniz. Olduk&ccedil;a tanınmış olan King's Cross projesinde de bir yaya t&uuml;neli tasarladınız sanırım. Biraz projeden, sizin projeye hangi aşamada dahil olduğunuzdan bahsedebilir misiniz?</strong></p> <p>Yeni gelişim alanının merkezinde, yeraltı istasyonu ile King's Cross arasında basit bir bağlantı oluşturan bir yaya t&uuml;neli tasarladık. King's Cross projesine on yedi yıl &ouml;nce, 2000 yılında dahil olduk. Bizi g&ouml;revlendiren m&uuml;şterimiz &ouml;zel sekt&ouml;rden bir gayrımenkul geliştirici idi ve onlar da toprak sahipleri tarafından King's Cross'taki bu yenileme s&uuml;recine ortak olmaları i&ccedil;in se&ccedil;ilmişti. Burada arazi sahibi olan, h&uuml;k&uuml;met tarafından arazi tahsis edilmiş insanlardan, Paris'ten ve Bel&ccedil;ika'dan King's Cross'taki yeni istasyona gelen Eurostar hattının maliyetinin karşılanabilmesine yardımcı olmaları i&ccedil;in para kazanmaları talep edildi. Bu, proje i&ccedil;in ger&ccedil;ek bir tetikleyici idi. Biz de m&uuml;şterimizle King's Cross'un master planını hazırlarken başka bir mimar ile, Demetri Porphyrios ile &ccedil;alıştık. Planı geliştirmemiz sekiz yıl kadar s&uuml;rd&uuml;, onaylanması da iki-&uuml;&ccedil; yılı buldu. Altı-yedi yıldır da inşaat halinde. B&ouml;yle projelerde bu normal bir durum: en başından en sonuna bir proje yaklaşık yirmi beş yıl s&uuml;rebiliyor. Bence bu iyi bir şey &ccedil;&uuml;nk&uuml; uzun vadede daha &ccedil;ok insanın d&uuml;ş&uuml;ncelerinden faydalanıyoruz. Bu nedenle hızlı kararlar verilmiyor ve şehir hızlıca inşa edilmiyor. Şehirler her daim bir d&ouml;n&uuml;ş&uuml;m i&ccedil;erisinde. Bu durum, kent tarihini mikro kesitte deneyimlemeye benziyor. Ger&ccedil;ek bir şehrin b&uuml;y&uuml;y&uuml;p şekillenmesi binlerce yıl alıyor, biz bunu yalnızca on yıl i&ccedil;inde yapıyoruz. Bu keşif ve adaptasyon s&uuml;recini b&ouml;yle bir s&uuml;re i&ccedil;erisinde kopyalamaya &ccedil;alışıyoruz. Şu anda bile master plan, kendi evrimini devam ettirebilme potansiyeline hizmet (yardım) edebilmeli, bunun i&ccedil;in bir&ccedil;ok farklı insan bu plan &uuml;zerinde &ccedil;alışıyor. Bir&ccedil;ok mimar King's Cross'ta bina tasarladı: David Chipperfield, Rab Bennetts, Eric Parry...Yeni yeni mimarlar proje ile bir bağ kurup kendi binalarını tasarladık&ccedil;a, master plan i&ccedil;in yeni bir esneme, adaptasyon ve evrilme şansı doğuyor. Bu uzun bir s&uuml;re&ccedil;. Biz hala bu evrimi devam ettiriyor, hala projenin safhaları &uuml;zerine &ccedil;alışıyoruz. Bu, binalarda olduğu gibi her şeyi tamamen en başta tasarlayıp elinden gelenin en iyisini elde etmek i&ccedil;in &ccedil;alışmaya benzemiyor. Master plan daha &ccedil;ok deneye deneye, yerleşim kurabileceğin en olumlu y&ouml;ntemi bulmaya &ccedil;alıştığın bir s&uuml;re&ccedil;.</p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/280_14_PancrasTunnelLink_interior-955x453.jpg.jpeg" /><br /><span class="fotograf-yazi">King's Cross Tunnel - Allies and Morrison</span></p> <p><span class="fotograf-yazi"><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/217_KingsCrossLUL_WesternTicketHall-955x453.jpg.jpeg" /><br />King's Cross&nbsp;St Pancras&nbsp;- Allies and Morrison</span></p> <p><strong>Daha &ouml;nce yapmış olduğunuz bir konuşmanın başlığı "Building in Cities and Building Cities" (Kentlerde ve Kentleri İnşa Etmek) idi. Bu ikisinin ayrımını &ouml;zellikle vurgulamanızın sebepleri neler? Bu vurgu sizin i&ccedil;in ne ifade ediyor?</strong></p> <p>Biz mimarız, bunun eğitimini aldık. Ama b&uuml;y&uuml;k &ouml;l&ccedil;ekli, bir kenti nasıl oluşturabileceğimizi d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z projeler ile de alakadar olduk. Burada değinmek istediğim nokta: siz kentler tasarlamaya &ccedil;alışırken bir yandan binaların da kent ile nasıl bir ilişki kurması gerektiğini d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorsunuz ve sizin kent algınızdan bağımsız gelişen ancak &uuml;st &ouml;l&ccedil;ek planlarla da alakalı olan bir dizi kararlar veriyorsunuz. Ama bir bina tasarlarken, bir yandan da bir kenti tasarlayıp inşa ediyor olduğunuzun farkında varmanız bence &ccedil;ok &ouml;nemli; binanız o kentin yapımındaki iştirak&ccedil;ilerden biri. Sadece bir binayı tasarlıyor olduğunuzu d&uuml;ş&uuml;nmeniz yeterli değil. Bu sebeple ben de iyi bir kent binasının nasıl olduğu ile ilgiliyim... Protokol kelimesini kullanabilirim. Mesela bug&uuml;n bu binaya geldiğimde başkan (Beylikd&uuml;z&uuml; Belediye Başkanı) ile tanıştık ve yaptığı ilk şey bana elini uzatmak oldu. Ben de bunun ne demek olduğunu biliyorum ki elini sıktım. Bu protokold&uuml;r, aramızdaki ilişkiyi kolaylaştırır; ben onun nasıl davranacağını bilirim, o benim nasıl davranacağımı bilir... Şehirlerde de protokol&uuml;n b&ouml;yle işlediğini d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum. Bunu birbiri ile ilişkilendirecek farklı yollar var. En belirgin &ouml;rneklerden biri ise, iki binayı birbirinden ayıran ve ilgin&ccedil; bir şekilde bir yandan da bu binaları birbirine eklemleyen duvarlar.</p> <p><strong>Eklemek istediğiniz şeyler var mı? Belki&nbsp;3. Yeşil Binalar ve &Ouml;tesi Konferansı'ndaki konuşmanız&nbsp;hakkında, ya da projeleriniz hakkında?</strong></p> <p>Londra'da kurulmuş bir pratiğiz. &Ccedil;alışmalarımızın &ccedil;oğu Londra'da. D&uuml;ş&uuml;ncelerimizin &ccedil;oğunluğu, şehirlerin nasıl işlediğini ve şehirleri nasıl daha iyi hale getirebileceğimizi anlarken olgunlaşıyor. Almış olduğumuz dersler, uyguladığımız prensipler başka yerlere de g&ouml;t&uuml;r&uuml;lebilecek şeyler. Konferanstaki konuşmamın yarısı Londra hakkında. Diğer yarısı da başka yerlerde yapmış olduğumuz &uuml;&ccedil; projeyle ilgili. Bence bu projelerde aynı d&uuml;ş&uuml;nceleri farklı k&uuml;lt&uuml;rel ve iklimsel bağlamlarda değerlendirmek olduk&ccedil;a ilgin&ccedil;ti. Bizce fikirler daha da evrimleşebilir. Ancak başka yerlerdeki başka insanlar i&ccedil;in değerli ve yararlı olan bazı y&ouml;ntemleri de d&uuml;ş&uuml;nmek gerekiyor.</p> <p><strong>Bu &uuml;&ccedil; proje ne t&uuml;r projeler?</strong></p> <p>Şehircilik projeleri. Beyrut'taki proje, d&uuml;kkanların ve konutların bulunduğu olduk&ccedil;a yoğun, merkezi bir alan. Doha'daki ise her şeyiyle bir mahalle: konutlar, ofis yapıları, d&uuml;kkanlar, sinemalar, ihtiyacınız olan her şey. Oman'daki de k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir şehir gibi sanıyorum, yine aklınıza gelebilecek her t&uuml;rl&uuml; faaliyeti i&ccedil;inde bulunduran bir yer. Her biri i&ccedil;in bir master plan hazırladık, ancak en k&uuml;&ccedil;&uuml;k projemiz olan Beyrut'ta; ayrıca tek tek bina tasarımlarını da yaptık.</p> Tue, 05 Dec 2017 15:42:00 +03 "Çoğunlukla Tek Yapmanız Gereken Müşterinize Kulak Vermek" http://www.arkitera.com/soylesi/index/detay/cogunlukla-tek-yapmaniz-gereken-musterinize-kulak-vermek/986 Özüm İtez <img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/soylesi02/serge-ferrari/sf_mans_12.jpg.jpeg" width="615" /><br/><br><br><br>Ekim ayında, Serge Ferrari’nin daveti ile Lyon’daki fabrikalarına yaptığımız gezi esnasında mimari ürün geliştirme ekibinin başındaki Jean-Philippe Magot ve üretim müdürü Cyril Vanmeerhaeghe ile kısa bir söyleşi yaptık.<br><br><p>Serge Ferrari, ileri teknoloji, geri d&ouml;n&uuml;şt&uuml;r&uuml;lebilir gergi &uuml;r&uuml;nleri &uuml;reten bir şirket. Mimarlık, yat&ccedil;ılık, askeri ve end&uuml;stri gibi farklı alanlarda kullanılan kompozit membranlar &uuml;reten şirket İsvi&ccedil;re ve Fransa&rsquo;da toplam 3 fabrikada, 730 &ccedil;alışan ile &uuml;retim yapıyor.</p> <p>Lyon&rsquo;daki ana fabrikalarındaki gezide, &uuml;r&uuml;nlerinin gergi dayanımını arttıran patentli Pr&eacute;contraint &reg; teknolojisini kullandıkları &uuml;retimleri izleme ve 1973&rsquo;te k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir aile şirketi olarak kurulan grubun hikayesini dinleme fırsatı bulduk.<br /><br /><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/serge-ferrari/jpm_cm.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi">Solda Jean-Philippe Magot, Sağda: Cyril Vanmeerhaeghe</span></p> <p>T&uuml;rkiye&rsquo;de de olduk&ccedil;a aktif olan grubun, mimari &uuml;r&uuml;n geliştirme ekibinin başındaki Jean-Philippe Magot ve &uuml;retim m&uuml;d&uuml;r&uuml; Cyril Vanmeerhaeghe ile yaptığımız s&ouml;yleşiyi aşağıdan takip edebilirsiniz:</p> <h3>Bize biraz kendinizden ve bu şirketteki konumunuzdan bahsedebilir misiniz?</h3> <p><strong>Jean-Philippe Magot:</strong> Mimarlık eğitimi aldım. Uzun yıllar Ortadoğu&rsquo;da mimar olarak &ccedil;alıştım ancak Fransa&rsquo;ya d&ouml;nd&uuml;ğ&uuml;mden beri yapı malzemeleri &uuml;reten şirketlerde &ccedil;alışıyorum. İlk olarak su yalıtımı malzemeleri &uuml;reten bir şirkette &ccedil;alıştım, g&uuml;&ccedil;lendirilmiş PVC zemin &uuml;reten bir şirkette &ccedil;alıştım ve daha sonra Somfy&rsquo;de motorize g&uuml;neşlikler &uuml;zerine &ccedil;alıştım. Yine g&uuml;neşlik &uuml;reten Exel isimli bir şirketin m&uuml;d&uuml;rl&uuml;ğ&uuml;n&uuml; yaptım. 2016 yılından beri ise Serge Ferrari&rsquo;nin mimari ekibinin başındayım. Ekip olarak, şirketteki t&uuml;m mimari &uuml;r&uuml;nlerin pazarlaması ve geliştirilmesi &uuml;zerine &ccedil;alışıyoruz.</p> <p><strong>Cyril Vanmeerhaeghe:</strong> Makine m&uuml;hendisliği okudum ve Serge Ferrari&rsquo;nin g&uuml;neşlik ve cephe &uuml;r&uuml;nlerinin &uuml;retim m&uuml;d&uuml;r&uuml;y&uuml;m. Firmaya iki yıl &ouml;nce dahil oldum. &Ouml;ncesinde pergola ve dikey g&uuml;neşlik &uuml;reten bir şirkette &uuml;r&uuml;n tasarımcısı olarak &ccedil;alışıyordum. Yani işin &ouml;b&uuml;r tarafında, bir nevi Serge Ferrari gibi şirketlerin m&uuml;şterisiydim.&nbsp; Ferrari tarafından da bu nedenle işe alındım, &ccedil;&uuml;nk&uuml; &uuml;retimin merkezine m&uuml;şterilerimizi koymak, her bir pazardaki m&uuml;şterilerimizin Serge Ferrari sistemlerini uygulama bi&ccedil;imlerini daha iyi anlayabilmek istiyoruz. Bu y&uuml;zden de zaten, kendisi de pazarlama m&uuml;d&uuml;r&uuml; olan Severine Basque ile birlikte &ccedil;alışıyoruz ancak bir makine m&uuml;hendisi olarak tabi ki sistemin daha &ccedil;ok teknik kısmı ile ilgiliyim.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/serge-ferrari/5.jpg.jpeg" border="0" /></p> <h3>Farklı &ouml;l&ccedil;ekteki yapılar ve dolayısıyla farklı m&uuml;şteriler i&ccedil;in &uuml;r&uuml;nleriniz var. Serge Ferrari &uuml;r&uuml;nlerini piyasada ve &ouml;zellikle de mimarların g&ouml;z&uuml;nde nasıl konumlandırıyorsunuz?</h3> <p><strong>Jean-Philippe Magot</strong>: Amacımız dayanıklı ve uzun &ouml;m&uuml;rl&uuml; &uuml;r&uuml;nler &uuml;retmek. Bu hem binada ikamet edenlere rahatlık sağlıyor, hem de yapıdaki enerji t&uuml;ketimini azaltıyor. Ayrıca, y&uuml;zde y&uuml;z geri d&ouml;n&uuml;şt&uuml;r&uuml;lebilir malzemeler kullanıyor ve &uuml;retiyoruz. Oluşturduğumuz ağ ile, yirmi veya otuz yıl sonra, miadını doldurmuş, &uuml;rettiğimiz t&uuml;m materyalleri geri toplayacağız ve geri d&ouml;n&uuml;ş&uuml;me sokacağız; PVC&rsquo;yi, polyesteri ayrıştıracağız ve elimizdekileri yeşil &ccedil;atı gibi başka sistemler i&ccedil;in kullanacağız. &Uuml;r&uuml;nlerimizin bir diğer ilgi &ccedil;ekici yanı ise hem olduk&ccedil;a hafif hem de g&ouml;rsel a&ccedil;ıdan tatmin edici olmaları. Bu, farklı mimari tasarımlarda kullanılabilecek bir esneklik sağlıyor ve b&ouml;ylece &uuml;r&uuml;nlerimiz kendilerine kolayca yer edinebiliyor.</p> <h3>Araştırma ve geliştirme s&uuml;recinizden biraz bahsedebilir misiniz? End&uuml;stri, t&uuml;ketici ve tasarımcılardan gelen geri-bildirim s&uuml;recin hangi noktasında etkin olmaya başlıyor?</h3> <p><strong>Cyril Vanmeerhaeghe</strong>: &Ccedil;oğunlukla tek yapmanız gereken m&uuml;şterinize kulak vermek. Her ne kadar gelişkin ve kalabalık bir Ar-Ge departmanımız olsa da hangi konuya odaklanacağını &ccedil;ok iyi se&ccedil;memiz gerekiyor &ccedil;&uuml;nk&uuml; bir&ccedil;ok farklı pazara hizmet ediyoruz ve her yıl &ccedil;ok farklı &uuml;r&uuml;nler geliştirmemiz zor. Ayrıca, hep yeni &uuml;r&uuml;nler de &ccedil;ıkaramayız,&nbsp;m&uuml;şterilerimizin bunu takip etmesi &ccedil;ok zor olur. Bu nedenle, m&uuml;şterilerimizden gelen en iyi fikirlere odaklanmamız gerekiyor. D&uuml;nya &ccedil;apında bir firmayız, Avrupa veya Birleşik Devletler gibi belirli bir alan belirlemiş değiliz. D&uuml;nya &ccedil;apında bir vizyonumuz var. M&uuml;şterilerimizin bizim &uuml;r&uuml;nlerimizden ne gibi beklentileri olduğunu ve yarın bizden neleri bekliyor olacaklarını anlamaya &ccedil;alışıyoruz. Geleceğin &uuml;r&uuml;nlerini &ouml;ng&ouml;rebilmek daha da zor. Bu nedenle Avrupa&rsquo;da, Birleşik Devletler&rsquo;de ve Asya&rsquo;da standardizasyon &ccedil;alışmalarına &ouml;nem veriyoruz. Somfy gibi rakip firmalarla g&uuml;&ccedil;l&uuml; bağlantılarımız var, &uuml;niversitelerde, &ouml;zellikle gergi mimarisi uzmanları ile birlikte &ccedil;alışıyor, araştırma programlarına destek veriyoruz. B&uuml;t&uuml;n bu girdiler bize geri bildirim olarak d&ouml;n&uuml;yor.</p> <p>İki &ouml;nemli g&ouml;revimiz var: yenilik&ccedil;i &uuml;r&uuml;nler &uuml;retmek ve bazı pazarlardaki zayıf noktalarımızı geliştirebilmek. Bizden daha iyi rakiplerimizin olduğunu biliyoruz, bu nedenle kendimizi geliştirmeli ve &ccedil;eşitli yenilikler hayata ge&ccedil;irmeliyiz. &Ouml;rneğin gergi cepheler olduk&ccedil;a yeni bir &ccedil;&ouml;z&uuml;m ve bu piyasada halihazırda bulunan bir talep değildi. Ama bunun bir binanın performansını y&uuml;kseltebilmek i&ccedil;in iyi bir fırsat olduğunu d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;k. Bu y&uuml;zden yeni bir pazar, yeni bir talep yaratmaya &ccedil;alıştık; ama bazen ihtiya&ccedil;ları &ccedil;&ouml;z&uuml;me d&ouml;n&uuml;şt&uuml;rmek zordur. Birlikte &ccedil;alışılacak olanı bulmak i&ccedil;in farklı yollar, farklı olanaklar var. Bu sebeple d&uuml;nyanın d&ouml;rt bir yanında bir&ccedil;ok kişiyi ziyaret ettik, elimizden geldiğince a&ccedil;ık olmaya &ccedil;alıştık.</p> <h3>&Uuml;r&uuml;nlerinizi anlatmak ve alıcıları ikna etmenin en zor tarafları neler, bu zorlukların nasıl &uuml;stesinden geliyorsunuz?</h3> <p><strong>Jean-Philippe Magot</strong>: Genellikle &ouml;rt&uuml; ve cephe sistemleri imalat&ccedil;ıları ile &ccedil;alışıyor, onlara satış yapıyoruz ancak bu sorunun cevabı hangi piyasaya &ccedil;alıştığımıza g&ouml;re de değişecektir. Konut piyasasında, &uuml;r&uuml;n&uuml; satın alacak ve kullanacak olan son kullanıcı ile doğrudan iletişime ge&ccedil;ebiliyoruz. Parayı &ouml;deyecek olan onlar olduğu i&ccedil;in ne istediklerini de biliyorlar. M&uuml;şterilerimizin isteklerini anlayabilmek i&ccedil;in &ccedil;ok &ccedil;eşitli t&uuml;ketici grupları ile iletişime ge&ccedil;iyoruz. Ama konut dışı piyasa s&ouml;z konusu olunca iş değişiyor &ccedil;&uuml;nk&uuml; burada &ouml;demeyi yapan ile binayı kullanacak aynı kişi olmayabiliyor. &Ouml;ncelikle, mimarları ve m&uuml;hendisleri elimizde doğru &ccedil;&ouml;z&uuml;mlerin olduğuna ikna ediyoruz, sonrasında bu insanlar da yatırımcıyı veya uygulamacıyı ikna etmeye &ccedil;alışıyor.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/serge-ferrari/2.jpg.jpeg" border="0" /></p> <h3>M&uuml;şterileriniz arasında en zor ikna edilen grup hangisi, mimarlar mı, işverenler mi, y&uuml;kleniciler mi?</h3> <p><strong>Jean-Philippe Magot</strong>: Yatırımcıları veya mimarları ikna etmek gibi bir sorunumuz yok. Uygulamacılar ve zincir imalat&ccedil;ılarla da sorunumuz yok, &ccedil;&uuml;nk&uuml; &uuml;r&uuml;nlerimizin g&uuml;venilir olduğunu biliyorlar. En zor ikna edilenlerin y&uuml;kleniciler olduğunu s&ouml;yleyebilirim. Bunun sebebi malzemeyi beğenmemeleri değil. Bazen &uuml;r&uuml;nlerimizin fazla pahalı olduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yor ve maliyeti d&uuml;ş&uuml;rmek istiyorlar. Yapının inşaat s&uuml;resini kısaltıp, genel maliyeti azaltmak niyetinde oluyorlar. Dikkate aldıkları tek şey para olduğu i&ccedil;in elbette ki ana y&uuml;kleniciler ile anlaşmak bazen zorlayıcı olabiliyor. Ama siz de biliyorsunuz bu durum bizim sekt&ouml;re m&uuml;nhasır bir durum değil.</p> <h3>T&uuml;rkiye&rsquo;deki piyasa ve bu piyasadaki yeriniz hakkında neler d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorsunuz?</h3> <p><strong>Jean-Philippe Magot</strong>: T&uuml;rkiye&rsquo;nin ilgi &ccedil;ekici bir piyasa. Avrupa&rsquo;nın geri kalanında b&uuml;y&uuml;me &ccedil;ok yavaş ve T&uuml;rkiye&rsquo;de daha &ccedil;ok imk&acirc;n var. Uzun zamandır bu piyasadayız ve hatta yakın zamanda yerel bir firma satın alarak buradaki yatırımımızı daha da b&uuml;y&uuml;tt&uuml;k. Sadece g&uuml;neşlik konusunda da değil, bug&uuml;ne kadar stadyum ve sergi alanları gibi &ccedil;ok &ccedil;eşitli alanlarda uygulamalar yaptık. Ayrıca T&uuml;rkiye bizim i&ccedil;in bu b&ouml;lgede faaliyetlerimizi geliştirebileceğimiz ana merkezlerden biri.</p> <h3>G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde, Serge Ferrari veya benzeri firmalar, yapı cephelerinin, dolayısıyla binaların nasıl g&ouml;z&uuml;keceği ve bununla birlikte kentlerin de ne kadar &ccedil;evre-dostu olacağı konusunda dolaylı da olsa giderek artan bir etkiye sahip. Bu sorumluluk hakkında ne d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorsunuz?</h3> <p><strong>Cyril Vanmeerhaeghe</strong>: T&uuml;rkiye&rsquo;yi bilemem ama yapıların enerji performansını geliştirmek &ldquo;&ccedil;evre-dostu&rdquo; muhabbetinden &ouml;t&uuml;r&uuml; şu anda Avrupa&rsquo;da y&uuml;kselen bir trend. Biz de bu konuyu takibe aldık, bu y&uuml;zden bitkilerin geri d&ouml;n&uuml;ş&uuml;m&uuml;ne ve kendi geri d&ouml;n&uuml;ş&uuml;m kabiliyetimizi geliştirmek &uuml;zerine &ccedil;ok&ccedil;a yatırım yapıyoruz. Sadece kendi &uuml;r&uuml;nlerimizin de değil, b&uuml;t&uuml;n PVC ve polyester &uuml;r&uuml;nlerin geri d&ouml;n&uuml;ş&uuml;m&uuml; i&ccedil;in hatta rakip firmaların &uuml;r&uuml;nleri i&ccedil;in bile &ccedil;alışıyoruz. Geri d&ouml;n&uuml;ş&uuml;m &ccedil;&ouml;z&uuml;mlerini organize edip tanıtmaya &ccedil;alışıyoruz. Yapmak istediğimiz şey bu. Aslında pazarda geri d&ouml;n&uuml;ş&uuml;me dair ihtiya&ccedil; veya doğrudan talep yok yok ancak geri d&ouml;n&uuml;ş&uuml;m kentlerimiz ve &uuml;lkelerimizin geleceği i&ccedil;in elzem bir konu.</p> <p>Mimarların ihtiya&ccedil;larını &ouml;ng&ouml;rebiliyoruz, sadece estetik anlamda da değil. Serge Ferrari&rsquo;de &ccedil;alışan bir&ccedil;ok mimarımız var ve onları &ccedil;ok iyi tanıyoruz. B&ouml;ylece yerinde saptamalar yapabiliyor ve projenin en başından itibaren projede bulunmaya &ccedil;alışıyoruz. Bir binada &uuml;&ccedil; veya d&ouml;rt ayrı proje &ccedil;&ouml;z&uuml;mleyebiliyoruz. B&uuml;t&uuml;n bu mimari s&uuml;reci g&ouml;rebilmek bizim i&ccedil;in değerli bir geri bildirim de oluşturuyor. Problemleri saptayıp &ccedil;&ouml;zebilmek istiyoruz.</p> Thu, 30 Nov 2017 16:02:00 +03 "Dünyadaki Yapma Pratiklerini Yeniden Düşünmeye Çalışıyoruz" http://www.arkitera.com/soylesi/index/detay/aslihan-demirtas_ali-cindoruk_-khora/988 Burcu Bilgiç <img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/soylesi02/aslihan-demirtas_khora/20161009_121951.jpg.jpeg" width="640" /><br/><br><br><br>Aslıhan Demirtaş ve Ali Cindoruk ile mimarlık, tasarım, üretim ve diğer herşey üzerinde geliştirdikleri "düşünme parçaları" arasında dolaştık.<br><br><p>Ge&ccedil;tiğimiz sene dikkatimizi &ccedil;eken iki iş "Kaide" ve "Hep Bahar"ın altında Aslıhan Demirtaş'ın imzası vardı. "Kaide" ile, collectorspace'e (tam da şehrin g&ouml;beğine) toprağı taşıyan ve toprak &uuml;zerinden paylaşılan bilgiyi hatırlatan Demirtaş, Sharjah Bienali kapsamında sergilenen "Hep Bahar" isimli yerleştirmede, doğa taklidi yapan insan yapımı d&uuml;zeneği ile bizi baştan &ccedil;ıkarmıştı.</p> <p>Aslıhan Demirtaş ve Ali Cindoruk ile ekolojik d&uuml;ş&uuml;nceden, insanoğlu/insankızı olarak doğa &uuml;zerinde iddia ettiğimiz hakkın farkında olmaktan, yer değiştirmeden g&ouml;&ccedil;men olabilmekten, tasarımcıyla &uuml;retici arasında hayal edilebilecek alternatif ilişki şekillerinden ve ge&ccedil;icilikten konuştuk. Aslıhan Demirtaş'ın ge&ccedil;tiğimiz senelerde yaptığı &uuml;retimlere ve ikilinin yarı gizli ortaklıkları KHORA'nın yarı u&ccedil;ucu eylemlerine baktık.</p> <p><b>Burcu: Araştırmalarınızı ve eylemlerinizi &ldquo;ekolojik d&uuml;ş&uuml;nce&rdquo;, &ldquo;ekolojik yapma-etme şekilleri&rdquo; &uuml;zerine kuruyorsunuz. &ldquo;Ekolojik d&uuml;ş&uuml;nce&rdquo; pratiğinizin neresine değiyor.</b></p> <p><b>Aslıhan:</b> Ekolojik muğlak bir kelime. Guattari&rsquo;nin <a href="https://monoskop.org/images/4/44/Guattari_Felix_The_Three_Ecologies.pdf" target="_blank">&Uuml;&ccedil; Ekolojisi</a> (Three Ecologies) ve Timothy Morton&rsquo;un <a href="http://ecologywithoutnature.blogspot.com.tr/" target="_blank">Doğasız Ekoloji</a> (Ecology Without Nature) kavramı geliyor aklıma&mdash;değişik yerlerden buraya geliyor olsalar da. Ekolojik d&uuml;ş&uuml;ncede &ldquo;doğayı koruyalım, doğaya saygı duyalım&rdquo; demenin &ouml;ncesinde ve &ouml;tesinde &ouml;ncelikle d&uuml;nya &uuml;zerinde herkesin ve her şeyin eşit olduğunu, en &ouml;nemlisi de birbirine bağımlı ve bağlı (interconnected &amp; interdependent) olduğunu varsayar. Politika, bilim ve doğa gibi birbirinden ayrıştırılmış alanlar arasında girift bir ağ sistemini &ouml;ng&ouml;r&uuml;r. &Ccedil;ok basitleştirerek bir referans verecek olursak: Bruno Latour&rsquo;un akt&ouml;r ağ teorisi. Bu d&uuml;nya algılayışında bildiğimiz t&uuml;rden hiyerarşiler ve kategoriler yokken ağa&ccedil; da, insan da, fabrika da, arı da birer akt&ouml;rd&uuml;r ve bunların hepsinin birbiriyle bağlantılı bir ağ i&ccedil;erisinde ilişkileri vardır. Ekolojik d&uuml;ş&uuml;nceye bu saflardan yaklaşıyoruz &ccedil;&uuml;nk&uuml; mimarlık pratiğini, veyahut d&uuml;nyada herhangi bir yapma pratiğini, ve dahi d&uuml;nyada var olabilme pratiğini yeniden d&uuml;ş&uuml;nmeye &ccedil;alışıyoruz . Yeniden d&uuml;ş&uuml;nme derken de şu g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml;z, &uuml;zerine kitap, kahve koyduğumuz masa ahşaptan yapılmaysa, bu ahşap bir ağa&ccedil;tan yapılmaysa, o ağa&ccedil; bu d&uuml;nyada b&uuml;y&uuml;d&uuml;yse, arka planındaki s&uuml;reci d&uuml;ş&uuml;nmek gerekiyor. S&uuml;re&ccedil; bir ağacın b&uuml;y&uuml;mesi, yetiştirilmesi, kesilmesi, fabrika aşamasının &ouml;tesinde veya berisinde bu d&uuml;nyanın toprağını ve ağacını kendimize kaynak olarak ilan etme yetkisini kimin bize verdiğini, bu izni nereden aldığımızı d&uuml;ş&uuml;nmeyi i&ccedil;eriyor. Kendi kendimize&mdash;insaoğlu/insankızı, bu yetkiyi ve hakkı veriyoruz. Bu durumda &uuml;zerine &uuml;retim ve yaşam mekanizmalarını kurduğumuz her şey b&uuml;y&uuml;k bir soru işaretine d&ouml;n&uuml;ş&uuml;yor, &ldquo;Ağa&ccedil; benim i&ccedil;in bir kaynaksa, onu kim bana kaynak olarak verdi, ağa&ccedil; &uuml;zerinde ne gibi bir hakkım var?&rdquo; sorusunda olduğu gibi. Ekolojik d&uuml;ş&uuml;nce gibi &ccedil;ok g&uuml;zel bir yerden başladığın i&ccedil;in teşekk&uuml;r ederim. Bu ofisin i&ccedil;erisinde &ccedil;abaladığımız şey, ekolojik d&uuml;ş&uuml;nce &uuml;zerinden her şeyi tekrar kurgulamaktan, soru sormaktan, yeniden yapılandıran bir s&uuml;re&ccedil;ten ve s&uuml;zge&ccedil;ten tekrar tekrar ge&ccedil;irmeye denk geliyor.</p> <p><b>Kişisel tarihinize nasıl girdi ve nereye evrildi &ldquo;ekolojik d&uuml;ş&uuml;nce&rdquo;?</b></p> <p><b>Aslıhan:</b> Kısaca ş&ouml;yle &ouml;zetleyeyim: ODT&Uuml; Mimarlık&rsquo;tan mimar olarak mezun oldum, yedi sene Ankara&rsquo;da &ccedil;alıştım, ardından MIT&rsquo;de iki sene y&uuml;ksek lisans yaptım, Sibel Bozdoğan tez hocamdı. New York&rsquo;ta yine bir yedi sene kadar I. M. Pei ile birlikte &ccedil;alıştım, Doha İslam Sanatları M&uuml;zesi&rsquo;nin ve Miho Şapeli&rsquo;nin baş tasarımcısıydım, b&uuml;y&uuml;k global projelerde b&uuml;y&uuml;k makinelerin i&ccedil;erisinde var oldum. Ardından kendi ofisimi kurdum&mdash;isteyerek k&uuml;&ccedil;&uuml;k. Aynı vakitlerde The New School, Parsons&rsquo;da tasarım st&uuml;dyosu vermeye başladım, derken T&uuml;rkiye&rsquo;den bir iş aldım, Denizli&rsquo;de. Projeyi New York&rsquo;tan y&ouml;netmek g&uuml;&ccedil;leşmeye başlayınca İstanbul ofisimi kurmak &uuml;zere geldim, yani ancak altı senedir İstanbulluyum. O d&ouml;nemde burada bu kadar uzun kalma planım yoktu. New York-İstanbul arası seyreden &ccedil;oğu New York&rsquo;ta ge&ccedil;en bir hayatım olsun istiyordum fakat 2013&rsquo;te Gezi oldu&mdash;gitmek yerine kaldım. Geri saracak olursam, MIT&rsquo;deki tezimi T&uuml;rkiye erken Cumhuriyet d&ouml;nemi Ankara&rsquo;daki su altyapı projeleri ve g&uuml;ncel b&ouml;lgesel altyapı projeleri &uuml;zerine yapmıştım. Adı <a href="https://dspace.mit.edu/handle/1721.1/65716" target="_blank">&ldquo;Yapay Doğa: Su Altyapıları ve Doğa olarak Tecr&uuml;beleri</a>&rdquo; idi, sonra Harvard Press tarafından yayınlanan <a href="http://www.hup.harvard.edu/catalog.php?isbn=9780977122448&amp;content=toc">Landscapes of Development</a> adlı kitapta bir makaleye d&ouml;n&uuml;şt&uuml;. Bu &ccedil;alışmalarım 2012&rsquo;de <a href="http://saltonline.org/tr/anasayfa" target="_blank">SALT</a>&rsquo;ın davetiyle ve Meri&ccedil; &Ouml;ner ile yakın bir &ccedil;alışmayla &ldquo;<a href="http://saltonline.org/tr/363/modern-denemeler-5-asi" target="_blank">Modern Denemeler 5: Aşı</a>&rdquo; sergisine d&ouml;n&uuml;şt&uuml;, hayli yol kat etti&mdash;yazılı bir tezi bir sergiye d&ouml;n&uuml;şt&uuml;rmek bambaşka bir s&uuml;re&ccedil;ti. 2013 yılında yine, bu kez <a href="http://saltonline.org/tr/623/modern-denemeler-5-asi" target="_blank">SALT Ulus&rsquo;ta</a> sergiledik. Aşı projesi Graham Foundation&rsquo;dan aldığım bir fon ve SALT&rsquo;ın desteğiyle SALT&rsquo;tan yakında yayınlanacak <a href="http://www.grahamfoundation.org/grantees/4985-graft" target="_blank">Graft</a> adlı e-pub &ccedil;alışmasıyla devam ediyor. Netice olarak t&uuml;m bu yakınlaşmalarda, pratiğimin k&ouml;k&uuml;nde, y&uuml;ksek lisanstaki iki senem vardır. Ulusalcı r&uuml;zgarda kurulmuş T&uuml;rkiye Cumhuriyeti&rsquo;nin altyapılar &uuml;zerinden nasıl bir gurur kimliği oluşturduğunu, bu durumun sadece T&uuml;rkiye&rsquo;ye has olmadığını, &ccedil;oğu ulus-devletin &ouml;zellikle de barajlar &uuml;zerinden erkini ispat ettiğini, bunun bug&uuml;n de devam ettiğini anlama fırsatım oldu araştırmam sırasında. Modernizmin ve ulus devletlerin &ccedil;akıştığı; modernite, bilim ve m&uuml;hendisliğin de kol kola hareket ettiği o d&ouml;nemlerde, y&uuml;zyıllardan beri akan Fırat Nehri, kendi ekolojisine sahip ve kendi kendine var olan bir varlık olmaktan &ccedil;ıkıp, tabii ve milli bir &lsquo;kaynağa&rsquo; d&ouml;n&uuml;ş&uuml;yor. O kırılma beni &ccedil;ok ilgilendiriyor&mdash;bilhassa GAP ile birlikte, Ankara &Ccedil;ubuk Barajı&rsquo;nda 1930&rsquo;larda k&uuml;&ccedil;&uuml;k &ouml;l&ccedil;ekli i&ccedil;me suyu temin etmek &uuml;zere inşa edilen beton bir barajın yarattığı g&uuml;venin, gururun ve motivasyonun bir &ouml;l&ccedil;ek patlamasıyla yirmi altı havzaya b&ouml;l&uuml;nen &uuml;lke topraklarının ve t&uuml;m nehirlerinin &uuml;zerinde sistematik ve b&ouml;lgesel bir planlamaya ve muhasebeye d&ouml;n&uuml;şt&uuml;ğ&uuml;, hala sona ermemiş bir s&uuml;re&ccedil; olarak kırılma.&nbsp;</p> <p><b>Doksanlarda ben &ccedil;ocukken GAP &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k bir meseleydi. Medyada g&ouml;r&uuml;nen her şey &ldquo;GAP muhteşem olacak&rdquo; duygusu veriyordu.</b><b>&nbsp;</b></p> <p><b>Aslıhan:</b> GAP yabana atılacak bir proje değil; her y&ouml;n&uuml;yle sevilecek proje hi&ccedil; değil. Keza Aşı Sergisi&rsquo;nin eleştirel ekseni b&ouml;yle bir anlayış &uuml;zerine oturuyordu: bir baraj kategorik olarak k&ouml;t&uuml; bir şey değil ancak tabiatı gereği naif, saf ve masum bir yapı kesinlikle değil. Bunun altının &ccedil;izilmesi gerekiyor. Bir nehrin &ouml;n&uuml;ne duvar &ccedil;ekme doğaya h&uuml;kmetme, doğanın başka bir şekilde &ccedil;alışmasına ve var olmasına y&ouml;n vermek b&uuml;y&uuml;k &ouml;l&ccedil;ek şiddet i&ccedil;eren bir insan m&uuml;dahalesi. &ldquo;Aşı&rdquo; sergisinin adı naif g&ouml;r&uuml;nen, şiddet i&ccedil;eren bir insan m&uuml;dahalesi. Aşı yapımında bir ağacın bedenini ve k&ouml;k&uuml;n&uuml; bırakmak suretiyle &uuml;st dallarını kesiyorsunuz, arzu ettiğiniz ve &ccedil;oğaltmak istediğiniz başka bir ağacın da dallarını kesip alıyorsunuz, kalem şeklinde dalları diğerinin bedenine &ccedil;akıyorsunuz. Doğal bitkilerle yapılan bu aksiyonun ta kendisi yapay ve şiddet i&ccedil;eren hareketler silsilesi: kes, kes, yont, kes, &ccedil;ak. Bunların hi&ccedil;birisinin &ouml;ncesinde aşılanan veya aşılanacak bir erik ağacının s&ouml;z hakkı yok. Bunları d&uuml;ş&uuml;nmek benim ilgimi &ccedil;ekiyor.</p> <p><b>Bu geniş d&uuml;ş&uuml;nme şekli, mimarlık pratiğinin yanında, araştırmanın ve farklı mecralarda iş &uuml;retmenin de yolunu a&ccedil;ıyor sanırım. Yine kişisel tarihinizden devam etmek istiyorum. Aşı&rsquo;dan sonra Yedikule Bostanları macerası var, hala devam eden bir s&uuml;re&ccedil;&hellip;</b></p> <p><b>Aslıhan:</b> Evet, devam ediyor hala. Bu ara yeniden hareketlendik. <a href="https://www.facebook.com/%C4%B0stanbulun-Marul-Bayram%C4%B1-1649368868617685/" target="_blank">Marul Bayramı</a> vardı ve İBB&rsquo;nin de şu ara &ccedil;eşitli <a href="http://www.arkitera.com/haber/28911/ibb-yedikule-bostanlarina-dair-planini-acikladi" target="_blank">&ccedil;alışmaları</a> var. Bostanlar benim i&ccedil;in Aşı Sergisi&rsquo;nin biraz sonrasında, 2013&rsquo;te <a href="http://yedikulebostanlari.tumblr.com/" target="_blank">Tarihi Yedikule Bostanları Koruma Girişimi</a> ile başlayan bir konu. Bu m&uuml;cadele i&ccedil;erisinde, &ccedil;ok &ccedil;eşitli y&ouml;ntemlerle ve ilişkilerle hareket ettik. Kendi b&uuml;nyemizde &ccedil;ocuklarla at&ouml;lyeler yaptık, tarih&ccedil;i, korumacı, mimar, arkeolog gibi &ccedil;ok disiplinden gelen bir&ccedil;ok &uuml;yemiz olduğundan dolayı ilgili mercilerle toplantılar, g&ouml;r&uuml;şmeler yaptık, fikir beyanlarında bulunduk. Alan Y&ouml;netim Başkanlığı&rsquo;nın misafirliğinde, İBB&rsquo;nin ve Fatih Belediyesi&rsquo;nin olduğu birtakım toplantılarda derdimizin ne olduğunu, belediyenin yapmak istediği parkın, ge&ccedil;mişe ve bir yandan da geleceğe y&ouml;nelik bir k&uuml;lt&uuml;rel mirasın nasıl &ouml;n&uuml;nde durduğunu ve bu hafızayı ve peyzajı silmenin nasıl bir tehdit i&ccedil;erdiğini anlatmaya &ccedil;alıştık. Bunun i&ccedil;in ben Bilgi &Uuml;niversitesi&rsquo;nde bir y&uuml;ksek lisans st&uuml;dyosu a&ccedil;tım, &ouml;ğrencilerle &ccedil;eşitli sorular sorduk, cevaplar vermeye &ccedil;alıştık. Şunu en başta sorduk: &ldquo;Bir park &ouml;nerisi var ve &lsquo;Park mı Bostan mı?&rsquo; diye polarize olmuş bir mahalle var. Bu soruyu bertaraf etmek yoluyla insanları siyah ile beyaz arasında bir se&ccedil;ime mahk&ucirc;m etmeksizin nasıl d&uuml;ş&uuml;nebiliriz?&rdquo;. Belediyenin kurguladığı tercih sorma bi&ccedil;imi mahalleliyi evet ya da hayıra mahk&ucirc;m ediyor. Oysa ki tasarım, bu ikisinin arasındaki yelpazede &ccedil;ok yere işaret edebilecek bir ara&ccedil; ve s&uuml;re&ccedil;. Tasarımla &lsquo;hem o hem de bu&rsquo; diyebiliyoruz. Bostanların bir nevi park olduğunu, &uuml;retken bir peyzaj olduğunu anlatabilmek ve hayal ettirebilmek &uuml;zere birtakım anlatı g&ouml;rselleri oluşturduk. Peyzaj mimarı arkadaşım Claudia Taborda ile birlikte Bilgi &Uuml;niversitesi&rsquo;nin bu kez bahar at&ouml;lyeleri kapsamında &ldquo;<a href="http://aslihan-demirtas.com/archives/portfolio/bostanity-2014" target="_blank">Bostanity</a>&rdquo; at&ouml;lyesini y&uuml;r&uuml;tt&uuml;k. &Ouml;ğrencilerle ve mahallenin &ccedil;ocuklarıyla hep beraber bir trib&uuml;n kurduk. Molozla kaplanan bostanların &uuml;zerinde &ccedil;ocuklar koşa koşa kendilerine bir futbol sahası a&ccedil;mışlardı. Hem onlarla iletişime ge&ccedil;ebilmek hem de orada yıkılan bostanların izini belli etmek i&ccedil;in trib&uuml;n inşasının yanı sıra yıkılan bostanların izini sarı bantlarla &ccedil;izdik. Ge&ccedil;ici bir işti zaten, ertesi g&uuml;n yok olmuştu trib&uuml;n de bantlar da. Bu ge&ccedil;icilikle de barışarak &ccedil;alışmak gerekiyor kendi kendinizi davet ettiğiniz ortamlarda&mdash;belki her ortamda. <a href="https://www.facebook.com/fikirsahibidamaklar/" target="_blank">Slow Food Fikir Sahibi Damaklar</a> ekibinin organizasyonuyla Toprak Ana G&uuml;nleri ve Marul Bayramları kutladık. Yedikule i&ccedil;in hazırlanacak bir projenin bir arada konuşularak, şeffaf, eleştiriler ve tavsiyelerle katılımcı bir s&uuml;re&ccedil;le yapılması gerektiğini d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yoruz.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/aslihan-demirtas_khora/Ali_Tapt%C4%B1k_Gorlab.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi">"Kaide", collectorspace<b>,&nbsp;</b>Fotoğraf: Ali Taptık, ONAGORE</span></p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/aslihan-demirtas_khora/Demirtas_Kaide_Collectorspace_Ali_tapt%C4%B1k_Gorlab.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi">"Kaide",&nbsp;<span>c</span><span>ollectorspace,</span> Fotoğraf: Ali Taptık, ONAGORE</span></p> <p><b>Bostan meselesiyle ilintili bir iş daha yaptınız ge&ccedil;tiğimiz sene. Taksim&rsquo;in ortasına toprağı geri getirdiniz denilebilir. Collectorspace&rsquo;te yaptığınız iş, toprak &uuml;zerinden başka sanat&ccedil;ılarla da diyaloğa girdiğiniz bir yerleştirmeydi. &Ouml;zge Ersoy ile collectorspace&rsquo;de sergilediğiniz </b><b>Kaide</b><b> nasıl ortaya &ccedil;ıktı?</b></p> <p><b>Aslıhan:</b> Kaide daha &ouml;nce T&Uuml;YAP ARTİST 2016 sanat fuarında yer alan bir serginin bir par&ccedil;asıydı, 26. Uluslarası İstanbul Sanat Fuarı kapsamında 12- 20 Kasım 2016 tarihlerinde koordinat&ouml;rl&uuml;ğ&uuml;n&uuml;&nbsp;Ezgi Bak&ccedil;ay'ın &uuml;stlendiği&nbsp;&ccedil;ok k&uuml;rat&ouml;rl&uuml;&nbsp;Umulmadık Topraklar<i>&nbsp;</i>Sergisi'ne toplumsal hareket olarak davet edilen <a href="http://www.arkeologlardernegist.org/" target="_blank">Arkeologlar Derneği İstanbul Şubesi</a> davetlisi olarak. Dernek fuara Yiğit Ozar&rsquo;ın k&uuml;rat&ouml;rl&uuml;ğ&uuml;nde<i>&nbsp;</i><a href="http://www.arkeologlardernegist.org/projeler-detay.php?id=5" target="_blank">N&acirc;kil</a><i> </i>isimli sergiyle katıldı.&nbsp; N&acirc;kil, İon g&ouml;&ccedil;leri&lsquo;ne değinirken, bir yandan da Yedikule Bostanları&rsquo;nı serginin i&ccedil;ine kattı. Yedikule Bostanları toprağın hafızasını nakleder mi? Yedikule Bostanları&rsquo;nı 1600 yıl &ouml;nce ekip bi&ccedil;enler bug&uuml;n yok, ama bu bilgi o toprağın vasıtası ile bug&uuml;ne naklediliyor. Herkes ge&ccedil;ici toprağın &uuml;zerinde. 1600 yıl &ouml;nceki bostancı dediğimizde, bir Bizanslı&rsquo;dan bahsediyoruz, sonra bir Osmanlı&rsquo;dan. Osmanlı d&ouml;neminde Ermeni, Rum bostancılardan, son d&ouml;nem Osmanlı ve erken Cumhuriyet d&ouml;neminde Arnavut bostancılardan bahsediyoruz. Ben bug&uuml;n &Ouml;zkan abi dediğimde, halihazırda bug&uuml;n bostancılık yapan bostancıdan bahsettiğimde Kastamonu&rsquo;nun Cide k&ouml;y&uuml;nden gelmiş birinden bahsediyorum. Bu bostancıların hepsi aynı şekilde toprağı b&ouml;l&uuml;yor, aynı şekilde şekillendiriyor, sulamayı aynı şekilde yapıyor. Kendi coğrafi birikimleri ve mutfak farklılıkları ile de n&uuml;anslar ekliyorlar Yedikule Bostanları sebze meyve listesine. Dolayısıyla Kaide&rsquo;yi yaparken aklımda şu vardı: 1600 yıldır Yedikule Bostanları var, ama bilmiyorum Fatih Belediyesi ka&ccedil; yıldır var ve Fatih Belediye Başkanı bir g&uuml;n diyor ki: &ldquo;Ben burayı yıkacağım.&rdquo; Toprak bir milimetre bile yer değiştirmeden nasıl g&ouml;&ccedil;menleşir? Bu soru bana &ccedil;ok ilgin&ccedil; gelmişti, &ccedil;&uuml;nk&uuml; bostanları şehirden atmaya &ccedil;alışan yeni bir şehir var diyebiliriz. Halbuki en uzun zamandır ve en sabit olan o toprak. Dolayısıyla T&Uuml;YAP&rsquo;taki versiyonu ile Kaide, kural, taban, zemin olarak &ccedil;ıktı: toprak yoksa tarım yok, tarım yoksa şehir yok, şehir yoksa tarih yok, k&uuml;lt&uuml;r yok. Eğer en &uuml;st katmanda yaşayıp &uuml;retiyorsak, kaideyi, en alttaki katmanı, tabanı, bu şehrin neyin &uuml;zerine kurulduğunu da hatırlamak gerekiyor. Bir yer coğrafyası cazip olduğu i&ccedil;in şehirleşiyor, o cazibenin y&uuml;ksekliği ile birlikte pop&uuml;lasyon artıyor. Bu artış doğal olanın insan eli yapılaşmayla yer değiştirmesini getiriyor. &nbsp;Bu sergiyi gezen &Ouml;zge Ersoy da Kaide&rsquo;yi şehre taşımak istedi; Beylikd&uuml;z&uuml;&rsquo;ndeydi sergi, oraya şehir i&ccedil;i de diyemiyorum, şehir dışı da diyemiyorum. <a href="http://collectorspace.org/?p=5343" target="_blank">Kaide</a> collectorspace&rsquo;te bir metreye bir bu&ccedil;uk metre genişliğinde elli beş santimetre derinlikte bir mod&uuml;l olarak sergilendi. O mod&uuml;l&uuml;n &ouml;l&ccedil;&uuml;s&uuml;n&uuml; Bostancı &Ouml;zkan Abi&rsquo;den sordum. Bir karolaj yapıyor bostancılar toprakla, bir sulama gridi, gridin bir dikd&ouml;rtgeni bir metreye bir bu&ccedil;uk metre ve tarım da ortalama elli santim civarında bir derinlikte yapılıyor. Dolayısıyla Kaide şeklen bir kentsel tarım mod&uuml;l&uuml;. Şehrin i&ccedil;erisinde apartmanda olması da bir tezattan bahsediyor. Şehirler coğrafyanın varlığını bulanıklaştıran insan yapıları. Miras olarak devraldığımız dağları, tepeleri, nehirleri, kırları insan yapıtına d&ouml;n&uuml;şt&uuml;r&uuml;yoruz, şehir b&ouml;yle bir şey. Hele ki İstanbul b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;nde bir megapolden bahsediyorsak, silinmiş değilse de, hafızası sisli. Kaide, m&uuml;lkiyet, insan ile doğanın ilişkisi, doğa &uuml;zerine insanın kendi kendine verdiği hakkaniyet gibi bir takım konuyu toprağı hem &ouml;zne hem nesne ederek konuşmaya &ccedil;alıştı. Kaide s&uuml;resince Kaide ile diyalog kurmasını istediğimiz sanat&ccedil;ı, &ccedil;ift&ccedil;i, m&uuml;zisyen, koleksiyoner, şair ve &ccedil;eşitli pratiklerden katılımcılar davet ettik ve dolayısıyla konuyu katmanladık. Ali Taptık, Nardane Kuş&ccedil;u, Ayşe Umur, Banu Cennetoğlu, Leyla Pekin, Tolga T&uuml;z&uuml;n, Saruhan Doğan, Emrah Altınok ve Ali Cindoruk katıldılar diyaloglara. Nazım Can Cihan ve Sadık Atar toprağı sıkıştırıp Kaide&rsquo;yi g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z şekline soktular. Ali Cindoruk en son &ouml;zet &ccedil;arkı oluşturdu. &nbsp;Kaide&rsquo;nin kendi &ccedil;arkı, kendi tarihi oldu. &Ccedil;ok verimli bir s&uuml;re&ccedil; oldu bu, bunu beş yıl daha yapabilirdik! Bir bitiriş forumu d&uuml;zenledik en son.</p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/aslihan-demirtas_khora/Kaidetuyap_Ali_Tapt%C4%B1k_Gorlab.jpg.jpeg" /><br /><span class="fotograf-yazi">"Kaide", T&uuml;yap Fuarı, Fotoğraf: Ali Taptık, ONAGORE</span></p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/aslihan-demirtas_khora/27_Kaide_Ali_Tapt%C4%B1k_Gorlab.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi">"Kaide" &uuml;zerindeki&nbsp;<span>"Kaide &amp; &Ccedil;ark", Ali Cindoruk,&nbsp;</span>Fotoğraf: Ali Taptık, ONAGORE</span></p> <p><b>Yaptığınız işler mimarlar ve tasarımcılar arasında g&ouml;rece az sorulan sorulara temas ediyor gibi.</b></p> <p><b>Aslıhan:</b> Tabii, &ccedil;&uuml;nk&uuml; disiplin ve pratik itibariyle bize verilen parselin &uuml;zerine bir yapı yapma &uuml;zerine eğitilmiş insanlarız. Bu eğitim ne kadar iyi olursa olsun ve hassasiyet tembihli olursa olsun, pratiğin, disiplinin ya da sekt&ouml;r&uuml;n varsaydığı birtakım durumlar var. Bu varsayımları, mimarlık disiplinine ve yapı kondurmaya bir an olsun yabancılaşırsanız rahatlıkla g&ouml;rebilirsiniz: bir tepe, tepeye yağmur yağıyor, yağmur yeraltı sularına karışana kadar toprak tarafından filtreleniyor, saflaştırılıyor ve bizim sonradan kullanacağımız kuyu suyuna d&ouml;n&uuml;ş&uuml;yor. Bir g&uuml;n tepe bir parselasyona tabi tapulu kadastrolu bir m&uuml;lk oluyor. Birinin m&uuml;lk&uuml; (Tepe şaşkın!). M&uuml;lk sahibinin direktifleriyle mimar diyor ki: &ldquo;Altı katlı bir apartman tasarlıyorum, iki kat da bodrumu olacak.&rdquo; Kazıyoruz, kazdığımız i&ccedil;in su &ccedil;ıkıyor. Toprağın kesitini alınca o toprağı durdurmak i&ccedil;in hem istinat duvarı yapmamız gerekiyor hem de o toprağın diğer taraflarında yağmurun aktığı sular bize doğru geliyor. Biz sarıp sarmalanıyoruz ki su sızmasın yaşantı mekanlarına. O yağmur suyu, borular vasıtasıyla istikamet kanalizasyon&hellip; Burada fevkalade bir makineleşme var. Kaide&rsquo;yi hacmen yerden &ccedil;ıkardığınızı d&uuml;ş&uuml;n&uuml;n, Kaide kadar bir boşluk var. Kaide kadar boşluğun i&ccedil;erisine bir makine oturttuğunuzu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;n. Mimarlık buna benzer bir şey. Modern d&ouml;nemde buna &acirc;şık olunuyor zaten. End&uuml;strileşme d&ouml;neminde &ldquo;mimarlık &ccedil;ok iyi &ccedil;alışan bir makinedir&rdquo;, &ldquo;ev bir makinedir.&rdquo; Bunlar benim kafamı kurcalayan d&ouml;nemler. Bilimin ve m&uuml;hendisliğin yeni bir dine d&ouml;n&uuml;şt&uuml;ğ&uuml; bu vakitler, insan g&uuml;c&uuml;yle birlikte d&uuml;nyada &ouml;n&uuml;ne ge&ccedil;ilemeyecek hi&ccedil;bir şeyin olmadığı d&uuml;ş&uuml;ncesi ile m&uuml;thiş bir modernizm kibiri &uuml;retiyor. Şimdi hızlı adımlarla uzaklaşılmaya &ccedil;alışılıyor bu kibirden ve erkten, &ccedil;&uuml;nk&uuml; komplikasyonları b&uuml;y&uuml;k ve yakın: k&uuml;resel ısınma. İnşaat sekt&ouml;r&uuml; vahşi mekanizmalarla yapılaşmayı icra ediyor d&uuml;nya &uuml;zerinde. Bu a&ccedil;ıdan baktığımızda, yapılaşma hareketinin ve pratiğinin &ccedil;ok daha başka sorular sorarak işe başlaması gerektiğini d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum. &ldquo;Yapı yapmayalım&rdquo; demiyorum, &ldquo;baraj yapılmasın&rdquo; demiyorum; hi&ccedil;birinin karşısında kategorik olarak durduğum bir pozisyonum yok. Ancak yaptığımız her hareketten &ouml;nce bir d&uuml;ş&uuml;nme s&uuml;recinin ve o hareketin varsayımlarının ne olduğunun bilincinde olmak gerekiyor, o vakit kemikleşmiş varsayımlara dayalı pratikler d&ouml;n&uuml;ş&uuml;yor, değişiyor.</p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/aslihan-demirtas_khora/Demirtas_BAHAR_DSC5178-photocredit-Ali_Taptik%20_GorLab.jpg.jpeg" /><br /><span class="fotograf-yazi">"Hep Bahar", Sharjah Bienali, Fotoğraf: Ali Taptık,&nbsp;ONAGORE</span></p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/aslihan-demirtas_khora/Demirtas_BAHAR_DSC5564-photocredit-Ali_Taptik_GorLab.jpg.jpeg" /><br /><span class="fotograf-yazi">"Hep Bahar", Sharjah Bienali, Fotoğraf: Ali Taptık,&nbsp;ONAGORE</span></p> <p><b>Buradan Bahar Sharjah Bienali&rsquo;ne ge&ccedil;eceğim. Bienalin &uuml;st başlığı &ldquo;Mahs&uuml;l&rdquo; idi. Muhakkak ki diğer işlerinizle bağlantılı, ama olguya yaklaşma şekli ve estetiği a&ccedil;ısından farklı diyebileceğim bir iş yaptınız; su ve toprak gibi işlenmemiş malzemelerden uzaklaşıp, yapay ve s&uuml;rekli bir ışık kullandığınız. Yapay b&uuml;y&uuml;me, yapay ışık, yapay doğanın kullanıldığı bir tersten okuma diyebilir miyim buna?</b></p> <p><b>Aslıhan:</b> Ne g&uuml;zel okumuşsun. Zeynep &Ouml;z&rsquo;&uuml;n k&uuml;rat&ouml;rl&uuml;ğ&uuml;nde ve davetiyle 2017 Sharjah Bienali&rsquo;nin İstanbul ayağı i&ccedil;in &uuml;rettim &lsquo;Hep Bahar&rsquo;ı.&nbsp; Temada hem mahs&uuml;l vardı evet, hem tohum durgunluğu, İngilizce&rsquo;den tam &ccedil;eviri ile &ldquo;tohum uykusu&rdquo;&mdash;bir uyku konusu da var. Hep Bahar, d&uuml;ş&uuml;nce olarak az &ouml;nce bahsettiğim işlerimin ekseninde seyrediyor, s&ouml;ylediğin doğru, fizikselliği de ters eksende. Malzemesi, ifadesi ve tutumu farklı. D&uuml;ş&uuml;nd&uuml;m ki insan uyuyor, her g&uuml;n. Yaşamı s&uuml;rd&uuml;rmek i&ccedil;in şart. Aynı şekilde toprak da uyuyor. Kış geliyor, uzun bir s&uuml;re bir şey a&ccedil;mıyor. Filizsiz, yapraksız kış ge&ccedil;iyor ki bahara g&uuml;&ccedil; biriksin, elverişli şartlarda uyanık olunsun. Şehirler uyumuyor. Şehirler, insanların doğa yerine koyduğu makineler. Elektrik var, g&uuml;n ışığı yerine, arabalar durmaksızın hareket ediyor. Şehirler kış uykusuna yatmıyor. Yok olup, yeniden geri gelmiyor. Kırsalda şehirlerin muhadili seralar. Seralar bir nevi toprağı &lsquo;uyutmama makinesi&rsquo;. Sera, toprağın &uuml;zerine kurulmuş bir insan yapısı, tarımsal bir i&ccedil; mekan diyelim. Dışarısı soğukken i&ccedil;erisini sıcak. G&uuml;neş yokken, hava bulutluyken, b&uuml;y&uuml;me ışıklarıyla g&uuml;neş taklidi yapan floresanlar veya ampuller yanıyor &nbsp;ve toprağa, tohumlara s&uuml;rekli &ldquo;b&uuml;y&uuml;, b&uuml;y&uuml;, b&uuml;y&uuml;&rdquo; diyor. O toprak par&ccedil;asının fırsatı, hakkı yok. &nbsp;Hep bahar &ccedil;&uuml;nk&uuml;. Şunu idrak etmek &ouml;nemli: insan icatları, makineler baştan &ccedil;ıkarıcı, arzu nesneleri. Toprağı tohumu kışın uyuyacakken uyutmamayı başarmak, bunun teknolojisini icat etmek, g&uuml;neşi taklit edebilmek &ccedil;ok cazip. &lsquo;Hep Bahar&rsquo; da &ouml;yle. Hi&ccedil; kimse ne kadar &ccedil;irkin, ne kadar korkun&ccedil;, ne kadar tehditkar demedi o mekan i&ccedil;in. Aşı sergisinde de Fırat ve Dicle &uuml;zerindeki kırk iki baraj g&ouml;l&uuml;n&uuml;n topografik maketini yapmıştık. İlk orada fark etmiştim tezatı, &ccedil;&uuml;nk&uuml; maketler &ccedil;ok g&uuml;zel &ccedil;ıkmıştı. G&uuml;zel olmalarını bir s&uuml;re problem ettim. Caziptiler &ccedil;&uuml;nk&uuml; doğal topografyanın, doğal nehir suyuyla doldurulmuş haliydiler. O barajların heykelsiliği doğaya ait plastik. İlk bakışta tahrip g&ouml;z&uuml;km&uuml;yor. M&uuml;hendislik, bilim zarar vermek &uuml;zerine kurulmuş disiplinler değil, ama baştan &ccedil;ıkarıcılar ve kendi kendilerine aşık olabilen narsistik tabiattalar.</p> <p><b>Instagram&rsquo;da da en &ccedil;ok onun fotoğrafına rastladım, oradan kestirebiliyorum baştan &ccedil;ıkarıcılığını.</b></p> <p><b>Aslıhan:</b> &lsquo;Hep Bahar&rsquo;ın s&uuml;rekli &uuml;reme ve &uuml;retmek &uuml;zerine kurulu bir yapısı da vardı, salt ışığıyla değil, ısı da bir etkendi. Seraya girdiğinizde de o sıcaklığı hissedersiniz, &uuml;remeyi teşvik eden bir sıcaklık. S&uuml;rekli tekrar eden bir de m&uuml;zik var. Tolga T&uuml;z&uuml;n bir pop m&uuml;zik besledi, f&uuml;t&uuml;rist bir &ccedil;ift&ccedil;inin ultra high-tech serasında ultra high-tech bitkileri &uuml;retirken dinlediği radyodan gelen m&uuml;zik. Işığın &ldquo;uyuma, uyuma&rdquo; dediği gibi, o yinelenen m&uuml;zik de s&uuml;rekli seni tempo olarak ayık tutuyor.</p> <p><b>İlerleyen g&uuml;nlerde hangi konular &uuml;zerinde &ccedil;alışmaya heveslisiniz. Sanat işleri ve diğer alanlarda planladığınız projeleriniz neler?</b></p> <p><b>Aslıhan:</b> Ben onlara &ldquo;sanat işi&rdquo; demiyorum, &ldquo;d&uuml;ş&uuml;nme par&ccedil;aları&rdquo; diyorum, daha rahat ediyorum &ouml;yle dediğim zaman. Diğer alanlara gelecek olursak: Kosova, Prizren&rsquo;de <a href="https://www.facebook.com/kinolumbardhi/" target="_blank">Lumbardhi Foundation</a> ile birlikte kom&uuml;nist d&ouml;nem yapısı olan Lumbardhi Sineması&rsquo;nın s&uuml;rekli bir canlılığa kavuşması i&ccedil;in &ccedil;alışan m&uuml;thiş bir ekibin par&ccedil;asıyız. Bir protestoyla başlamış, başarıyla ilerleyen bir sivil toplum &ouml;rg&uuml;t hikayesi! Yine g&uuml;zel hikayeli, Kaz Dağları&rsquo;nda, bir &ccedil;iftlikte &ccedil;ok değerli arkadaşlarımıza tasarladığımız minimum alanlı bir ev var. Halihazırda kom&uuml;nal bir şekilde inşası devam ediyor, bir m&uuml;teahhit yok. En yeni heyecanlarımız da &uuml;zerinde hen&uuml;z &ccedil;alışmaya başladığımız bir şekerci ve bir sera!&nbsp;</p> <p>Ali Cindoruk ile birlikte Khora adında bir işbirliğimiz, bir cins ortaklığımız var. Hem Gelibolu Yarımadası&lsquo;na dair strateji geliştirip hem de kilim dokumak gibi bir pratiği g&ouml;t&uuml;rebilmek Ali ile olan sinerjiyle birlikte oluyor. Ali end&uuml;stri &uuml;r&uuml;nleri ve grafik tasarımcısı. İkimizin de apayrı yaptığımız işlerimiz ve yanısıra bir arada da bir pratiğimiz var. Beraber yaptığımız işlerde her işimize bir d&uuml;ş&uuml;nce par&ccedil;ası olarak bakıyoruz ve her mevzuyu y&ouml;neten birtakım temalarımız var. &Ouml;rnek olarak tasarım ve &uuml;retim ilişkisine dair sorular sorduğumuz, <a href="http://www.dhoku.com/" target="_blank">Dhoku</a> ile birlikte yaptığımız kilim işleri var, her tasarım bienalinde tekrar eden. En son yaptığımız &ldquo;<a href="http://www.alicindoruk.com/index.php?/publications/instructionsinterpretations/" target="_blank">Talimatlar</a>&rdquo;dı. (Sonra &ldquo;Aktarmaları&rdquo; da yaptık bu arada) Tasarımcının &ccedil;izip, her ince detayına kadar &ouml;ng&ouml;r&uuml;p &ldquo;aynısı yapılacaktır&rdquo; diyerek, &uuml;retimi yapan şahsa katkı zemini bırakmamasını problematize ediyorduk; dolayısıyla kilimleri dokuyacak dokumacılara o zemini a&ccedil;maktı ama&ccedil;. Talimatlar&rsquo;da &ldquo;Talimatlar veya ricalar şeklinde nasıl bir kilim istediğinizi dokumacılara anlatınız.&rdquo; dedik davet ettiğimiz sanat&ccedil;ılara, tasarımcılara. Dokumacı &uuml;retimle bire bir ilişkisi olan insan. Talimat kulağa &ccedil;ok sert geliyor, İngilizcesi daha oturdu: &ldquo;Instructions&rdquo;. O y&uuml;zden talimat veya rica diyorum, kimi tasarımcıların talimatı &ldquo;rica ederim&rdquo; diye bitiyordu, bu s&uuml;re&ccedil;te tatlı bir nezaket girdi işin i&ccedil;ine. Tahmin ve tahayy&uuml;l etmediğimiz tazelikte işler &ccedil;ıktı. Gerekirse yıllarca s&uuml;ren ve en ince detaya dek tarif eden bir mesleki pratikten geliyoruz. Ben Doha İslam Sanatları M&uuml;zesi &uuml;zerinde yedi yıl &ccedil;alıştım, ancak yedi yıl sonunda a&ccedil;ılış t&ouml;reninde binanın i&ccedil;indeydim. İlk&nbsp; eskizden kurdele kesimine kadar &ccedil;ılgın bir vakit ve her şey &ccedil;izim ile, temsil ile aktarılan bir s&uuml;re&ccedil;. Buna benzer tasarım/&uuml;retim &nbsp;şablonlarının dışında neresi var diye sorguluyorduk Ali&rsquo;yle.</p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/aslihan-demirtas_khora/20161009_105203.jpg.jpeg" /><br /><span class="fotograf-yazi">CUP At&ouml;lyeleri, KHORA, Fotoğraf: Aslıhan Demirtaş</span></p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/aslihan-demirtas_khora/DSC04726.jpg.jpeg" /><br /><span class="fotograf-yazi">CUP At&ouml;lyeleri, KHORA, Fotoğraf: Aslıhan Demirtaş</span></p> <p>Bir diğer projemiz de şu aralar i&ccedil;imizi pek a&ccedil;an KHORA At&ouml;lyeleri. Bunların birincisi Bilgi &Uuml;niversitesi&rsquo;nde <a href="http://cupworkshops.tumblr.com/" target="_blank">Critical Urban Practices (CUP) At&ouml;lyeleri</a>&lsquo;nin davetiyle &ccedil;ıktı, 2016&rsquo;daydı. Diğeri de <a href="https://www.facebook.com/bademliktasarimfestivali/" target="_blank">Bademlik Tasarım Festivali</a>&rsquo;nde, Eskişehir&rsquo;de oldu. KHORA At&ouml;lyeleri hem bilenlere bizim ofisin ismini ifşa ediyordu, hem de Khora kelimesinin altını &ccedil;izen bir pratikti diyelim. KHORA , &ldquo;dışında&rdquo; demek, şehrin dışında. Yunanca &ldquo;var da yok da&rdquo;, &ldquo;ne orada ne burada&rdquo;, yani tanımı, şekli olmayan. &ldquo;Şehrin dışında&rdquo; dediğiniz zaman şehrin tanımını biliyorsunuz ama &ldquo;dışında&rdquo;nın bir tanımı yok. Ne &ldquo;olmadığını&rdquo; s&ouml;yleyen bir kavram, ama ne olduğunu s&ouml;ylemeyen. Bizim pratiğimizin adı da bu şablonsuzluğu ve tanımsızlığı dolayısıyla KHORA. At&ouml;lyeler, performatif, ge&ccedil;ici mekanlar, oluşturmak &uuml;zerine. CUP At&ouml;lyelerinde asfalt &uuml;zerinde &ouml;ğrencilerle birlikte sudan mekanlar yarattık. Bu performatif birliktelikten d&ouml;n&uuml;şerek &ccedil;ıktı. Mimarın d&uuml;nyaya kazık &ccedil;akma isteğinin ve bizlerin de kalıcı olma arzusunun tersine giden bir ge&ccedil;icilik: şimdi var sonra yok; ya da bir arada var, ama yoksak yok. Bir ara Ali, &Ccedil;in&rsquo;deki şehirlerde rast gelinen su kaligraflarına kafayı takmıştı. &Ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k fır&ccedil;aları var ve b&uuml;y&uuml;k bir şehir mekanında zemine suyla şiir yazmaya başlıyor, etraftaki kalabalık da şiiri okuyor. Şiiri okumaya başlıyorsun , okumayı bitirdiğinde başı u&ccedil;muş, buharlaşmış oluyor. Burada ve bu anda rahat etmek konusu i&ccedil;in fevkalade bir &ouml;rnek. Eskişehir&rsquo;de Bademlik Tasarım Festivali&rsquo;nde de unutulmuş, gidilmeyen, inilmeyen, inilmesi beklenilmeyen bir mekanda, bir k&ouml;pr&uuml;n&uuml;n altında birlikte veya tekil ancak hareket ettiğinde aktive olan bir mekan yarattık. At&ouml;lyenin adı &ldquo;Neden Olmasın?&rdquo; idi. Salıncaklarda sallanan herkes, g&uuml;ndelik y&uuml;kten orada kurtuluyor, beyindense beden oluyordu. Beşikte gibi, tekrarın verdiği o enteresan huzur.</p> <p><b>(Bu noktada Ali Cindoruk&rsquo;u sonunda işinin başından kaldırabiliyoruz)</b></p> <p><b>Ali:&nbsp;</b>&Ouml;ğrencilerin bir kısmı oraya &ccedil;ıkıp buldukları farklı nesnelerle vura vura o parmaklıkları yani mekanı &ldquo;&ccedil;aldılar.&rdquo; Mekan ile istisnai bir angajman kurdular. Mekan algı ve kurgusuna ilişkin farklı duyuları devreye sokan performatif bir iş diyeceğiz galiba ona.&nbsp;Tasarım pratiklerimize ilişkin&nbsp;yerleşik kavramları ve &ouml;ncelikleri tekrar d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;rmek isteyen bir deneme belki.</p> <p><b>Aslında alternatif olan pek &ccedil;ok şey var, belki sadece at&ouml;lye değil &ldquo;kilim&rdquo; de performatif sayılabilir.</b></p> <p><b>Ali:</b> S&uuml;rece birtakım m&uuml;dahaleler yapmanın performatif denecek tarafı var mutlaka. A - tasarım oluşturulur,&nbsp; B - &uuml;r&uuml;n alınır gibi iki adımlı basit bir şey varken o bir anda başka par&ccedil;alara kırılıyor ve kırılımda başkalarına, &uuml;reten insana yer a&ccedil;ıyorsun. Ger&ccedil;ek bir iş birliğine d&ouml;n&uuml;şme şansı oluyor. Hiyerarşik ya da seri &uuml;retim, &ldquo;bana geldi, ona devrettim&rdquo;den, zincirin bir halkası olmak t&uuml;r&uuml; bir s&uuml;re&ccedil;ten tamamen ayrışıyor. &Ccedil;ok daha ge&ccedil;işken, yeni bir s&uuml;re&ccedil; tanımlıyorsun. S&uuml;re&ccedil; vurgulu bir &ccedil;alışma mesela. S&uuml;reci tasarlıyorsun ya da hayal ediyorsun, ama s&uuml;recin tasarımını başkaları tamamlıyor. Sen bir usta gibi, &uuml;stte oturan ve her şeye karar veren ego olmaktan &ccedil;ıkıyorsun. Dokuma at&ouml;lyesinin pratiği b&ouml;yle değil normalde. Dokumacı kadınların b&ouml;yle bir pratiği de yoktu. &ldquo;İşimi yaparım, giderim&rdquo; diyor ve işini de m&uuml;kemmel yapıyor&mdash;A4 deseni hatasız kilime kopyalıyor. Yeni ve farklı bir fikir olduğu i&ccedil;in başta bir diren&ccedil; vardı, zor geldi ama sonrasında kavrayınca nasıl &ccedil;alışmak istediğimizi, nasıl bir yere y&ouml;neldiğimizi, o darboğazdan ge&ccedil;ince rahatlandı ve kendilerini ifade eden, bizim hi&ccedil; beklemediğimiz, hi&ccedil;bir şekilde y&ouml;nlendirmediğimiz sonu&ccedil;lar &ccedil;ıktı ortaya ki burada da sonu&ccedil; değildi mevzu. &Ccedil;ok g&uuml;zel oldu. G&uuml;zel ne demek, o da a&ccedil;ılır, uzun bir konu ama, &ccedil;ok sıkı bir &ccedil;alışma oldu diyeyim. İlaveten değişik zanaatkarlar ile ilişkisi olan birtakım s&uuml;re&ccedil;ler kurgulama planlarımız var. &ldquo;Talimatlar&rdquo; iyi bir başlangı&ccedil; noktasıydı, iyi bir egzersizdi ama daha a&ccedil;ılabilecek, &uuml;zerine konabilecek bir şey. Devamı gelecek bir egzersiz.</p> <p><b>&ldquo;Mimar bina yapar, grafik tasarımcısı da grafik tasarımı yapar&rdquo;ın dışında başka fikirlerin &uuml;zerine konuşabiliyor olmaktan doğan bir ortaklık sanırım Khora.</b></p> <p><strong>Aslıhan:</strong> Doğru, &ccedil;&uuml;nk&uuml; biz ikimiz de &uuml;retimlerimize birer &ouml;zelleşme alanı olarak bakmıyoruz ve tasarımın ekspertize d&ouml;n&uuml;şt&uuml;ğ&uuml; versiyonlarında fazla keyfi almıyoruz. G&ouml;rsel, fiziksel d&uuml;ş&uuml;nme ve yapma olarak sadeleştirilebilir gibi geliyor bana yaptıklarımız, Ali&rsquo;de buna katılabilir sanırım. Kaide&rsquo;nin &nbsp;N&acirc;kil&rsquo;deki &nbsp;ilk halinde misal, serginin tasarımını Ali yapmıştı. Bir &ccedil;ark vardı: g&ouml;&ccedil;erken yanı başta g&ouml;t&uuml;r&uuml;len objeler de, insanlar da, domates, biber patlıcan da, her şey bir arada evrende aynı d&uuml;zlemde d&ouml;n&uuml;yordu. Collectorspace&rsquo;teki Kaide&rsquo;deki son iş halini aldı o &ccedil;ark. Bu sefer Kaide&rsquo;ye katkı yapanların işlerinin temsili, hepsinin bir arada d&ouml;n&uuml;p Kaide&rsquo;nin kendi evrenini oluşturduğu bir &ccedil;ark oldu. Buradaki &uuml;retimi birbirinden ayırmak &ccedil;ok zor. O &ccedil;arkı Kaide&rsquo;den, Kaide&rsquo;yi o &ccedil;arktan ayırmak &ccedil;ok zor.</p> <p><b>Ali:</b> Bir kavramsal s&uuml;re&ccedil;te mimari bileşenleri d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yor olabilirsin, ya da mekanı, grafiği şunu bunu barındıran &ccedil;ok disiplinli bir şeyin i&ccedil;inde, bunların ilişkilerinin nasıl bir kurguda ger&ccedil;ekleşeceğini birlikte d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorsun. Bazen o ger&ccedil;ekleşme noktasına &ccedil;ok yaklaştığında o uygulamayı otuz kere yapmış olan tabii ki alıp g&ouml;t&uuml;rebiliyor. &Ouml;nemli olan &ouml;b&uuml;r tarafta birlikte d&uuml;ş&uuml;nebiliyor olmak. Uygulamada, grafik bir işi finalize ediyor olabilirim ama kesinlikle sadece benim işim olmuyor. Birlikte olgunlaştırdığınız bir s&uuml;recin sadece noktayı koymasını yapabilirsin, pratik nedenlerle. &Ouml;zel bulduğumuz, değerli bulduğumuz mutfağı, s&uuml;reci.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/aslihan-demirtas_khora/Asl%C4%B1han_Demirtas.jpg-717032697.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi">Bademlik At&ouml;lyesi, KHORA, Fotoğraf: Aslıhan Demirtaş</span></p> <p><b>&Ouml;ğrencilerle yaptığınız at&ouml;lyelerde harekete dair, belki koreografik diyebileceğim bir yaklaşım var.</b></p> <p><b>Aslıhan:</b> Birinci Khora at&ouml;lyesinde onun denemelerini yaptık. Dedik ki &ldquo;&Uuml;&ccedil;e kadar sayalım, &uuml;&ccedil;te herkes başka bir yere koşsun&rdquo;. Aynı anda yere suyla &ccedil;izgi &ccedil;ekiyorlar elde ıslak fır&ccedil;alar. &ldquo;Birlikte hareketinizden bir şey oluşturun&rdquo;. Bayağı zor oldu. Birbirine &ccedil;arpanlar oldu. Sonra iki kişiyi iple birbirine bağladık, iki fır&ccedil;ayı. &ldquo;Bir arada bir şey &uuml;reteceksiniz&rdquo; dedik. Biri oraya, diğeri oraya &ccedil;ekiyor, kilitlenip kalıyorlar. Bir arada akmak zaman gerektiriyor, imkansız değil. Beraber akacağız, &ccedil;arpışacaksak da bu da onun par&ccedil;ası tabi. Ama o birliktelik, zaman ve emek gerektiriyor, dinamikleri bir s&uuml;re sonra okumaya ve inceliklerini g&ouml;rmeye başlıyor insan.</p> <p><b>Ali:</b> Kendi tanımlarını oluşturmaları, kendi mekan kurma kurallarını oluşturmaları, o deneyip yanılmaları başta &ccedil;ok paralize edici oldu ama bir noktadan sonra onları bulmaya başladılar.&nbsp;<span>&ldquo;En yaratıcı ifadeyi bulacağım&rdquo; şartlanması zorlayıcı oluyor. Oysa,&nbsp;</span><span>elde asfalt gibi y</span><span>eni tanıştıkları bir mecra ve alet edevat varken,&nbsp;</span><span>e</span><span>n sade pratikle başlamak lazım; onu fark ediyorlar bir noktadan sonra.</span> En sade pratikle başlamak lazım, onu fark ediyorlar bir noktadan sonra. D&uuml;md&uuml;z bir &ccedil;izgi &ccedil;ek, sonra geri gel. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; o &ccedil;izgi kuruyor, o &ccedil;izgiyi korumak istiyorsan &uuml;st&uuml;nde gidip gelmen lazım. Tekd&uuml;ze bir iş, &ouml;b&uuml;r&uuml; de o arkadaşının yanında başlıyor, eğri &ccedil;iziyor falan. <span>Bunların toplamı bir şekilde mekanikleşmeye başlıyor, beklenmedik giriftlikte yeni ilişkiler kendiliğinden doğuyor.&nbsp;</span>S&uuml;rd&uuml;rebilir kılmak i&ccedil;in belli bir denge var. &Ccedil;ok b&uuml;y&uuml;rsen, hi&ccedil;bir şey y&ouml;netememeye başlıyorsun, &ccedil;ok k&uuml;&ccedil;&uuml;l&uuml;rsen de &uuml;st &uuml;ste bineceksin. Belli bir alanda optimum bir denge kurup, aslında &ccedil;ok zenginleşen&mdash;bu &ccedil;ok soyut bir pratik tabii ki, başka şeyleri yansıtabileceğin bir d&uuml;ş&uuml;nce alanı a&ccedil;ıyor. Ben de s&uuml;rd&uuml;r&uuml;lebilirlik mevzusuna bir ışık yaktı neticede. Ama yapmadan o farkındalık noktasına gelemiyorsun.</p> Fri, 24 Nov 2017 16:50:00 +03 “Hiç Şüphe Yok Ki Şu An Dünyada Bir Ahşap Rönesansı Var” http://www.arkitera.com/soylesi/index/detay/hic-suphe-yok-ki-su-anda-ahsap-bir-ronesans-gecirmektedir-/987 Hakan Ilıkoba <img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/soylesi02/roderick-wiles/rwiles_baslık.jpg.jpeg" width="640" /><br/><br><br><br>American Hardwood Export Council'in Ortadoğu-Asya ve Afrika temsilcisi Roderick Wiles ile ahşap malzemenin kullanımı, avantajları ve geleceği üzerine konuştuk. <br><br><p><strong>Hakan Ilıkoba: Daha &ouml;nce Avrupa'da &ccedil;alıştınız ve şimdi şirketinizin Afrika, Ortadoğu, G&uuml;ney Asya ve Okyanusya temsilcisi olarak g&ouml;rev yapıyorsunuz. Bu coğrafyalar arasında ahşap kullanımında ne gibi farklılıklar g&ouml;zlemlediniz?</strong></p> <p><strong>Roderick Wiles:</strong> Aslında, Avrupa'da &ccedil;alıştığım yıllarda, Orta Doğu ve Hindistan'daki pazarları kavramaya başlamıştım ve bu y&uuml;zden bakış a&ccedil;ımda pek bir değişiklik olmadı. Bununla birlikte; genel bir g&ouml;zlem olarak; ahşap sekt&ouml;r&uuml; Asya'da b&uuml;y&uuml;k bir sekt&ouml;rd&uuml;r ve ge&ccedil;mişte Avrupa'da ve Kuzey Amerika'da bulunan b&uuml;y&uuml;k end&uuml;striyel işletmelerin &ccedil;oğunu devralmıştır. &Ccedil;in, Vietnam ve daha k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir &ouml;l&ccedil;ekte Malezya, Tayland ve Endonezya; bug&uuml;n d&uuml;nyanın mobilya &uuml;retim merkezleridir. Hindistan hala &ccedil;ok geride ancak yakın gelecekte &ccedil;ok &ouml;nemli bir ahşap işleme merkezi haline gelecek ve bu sadece d&uuml;nyanın geri kalanına ihra&ccedil; etmek i&ccedil;in olmayacak.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/roderick-wiles/endless01.JPG.jpeg" border="0" /><br /><span style="font-size: 12px;" class="fotograf-yazi"><a href="http://www.arkitera.com/proje/8198/sonsuz-merdiven" target="_blank">Endless Stair Projesi</a></span></p> <p><strong>G&uuml;n&uuml;m&uuml;z yapılarında betonarme ve &ccedil;elik str&uuml;kt&uuml;rler sıklıkla kullanılırken siz ahşap kullanımını nerede g&ouml;r&uuml;yorsunuz? Ahşap kullanımını teşvik etmek i&ccedil;in ne t&uuml;r &ccedil;alışmalarda bulunuyorsunuz?</strong></p> <p>Hi&ccedil; ş&uuml;phe yok ki şu an d&uuml;nyada bir ahşap r&ouml;nesansı var.&nbsp;Ahşabın yapısal performansı ile ilgili olarak son yıllarda pek &ccedil;ok teknolojik gelişme olmuştur. Cross Laminated Timber (CLT) bunun g&uuml;zel bir &ouml;rneğidir ve CLT'yi &ccedil;elik ve beton yerine birincil inşaat malzemesi olarak d&uuml;nyanın bir&ccedil;ok yerinde g&ouml;r&uuml;yoruz. Amerikan sertağa&ccedil;ları da normalde ladin gibi yumuşak ağa&ccedil;ları kullanan CLT'ye girmeyi başardı. Sertağa&ccedil; kullanmanın avantajı, daha g&uuml;&ccedil;l&uuml; olması ve bu nedenle daha az ahşaba ihtiya&ccedil; duyulmasıdır. Aynı zamanda CLT paneller dekoratif bir y&uuml;zeye de sahiptir.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/roderick-wiles/endless02.JPG.jpeg" border="0" /><br /><span style="font-size: 12px;" class="fotograf-yazi">Endless Stair Projesi</span></p> <p><strong>Ahşap malzeme, tasarımda mimarlara ne gibi kolaylıklar sağlıyor? Esnek mek&acirc;n kullanımı ve mek&acirc;n &ccedil;eşitliliği a&ccedil;ısından ahşabın avantajları nelerdir?</strong></p> <p>Ahşap doğal bir malzemedir. Bir&ccedil;ok araştırma, doğal malzemelerden yapılan yaşam ve &ccedil;alışma alanlarının, bir okul ya da &uuml;niversite ortamında olduğu gibi rahatlığı ve verimliliği arttırdığını g&ouml;stermiştir. Ahşap, geleneksel malzemelere kıyasla daha hızlı, daha hafiftir ve yaratıcı &ccedil;&ouml;z&uuml;mler sunar.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/roderick-wiles/endless04.JPG.jpeg" border="0" /><br /><span style="font-size: 12px;" class="fotograf-yazi">Endless Stair Projesi</span></p> <p><strong>S&uuml;rd&uuml;r&uuml;lebilirlik kriterleri ve enerji tasarrufu &ccedil;er&ccedil;evesinde ahşap bize ne ifade ediyor?</strong></p> <p>Ahşap, Amerika'da olduğu gibi, s&uuml;rd&uuml;r&uuml;lebilir olarak y&ouml;netilen bir kaynaktan sağlandığı takdirde; muhtemelen en s&uuml;rd&uuml;r&uuml;lebilir ve &ccedil;evreye en az zarar veren yapı malzemesidir. &Ccedil;evre performansı, yenilenebilirlik, d&uuml;ş&uuml;k karbon ayak izi ve diğer &ccedil;evresel kriterler a&ccedil;ısından bir&ccedil;ok malzemeden daha iyidir. Ahşap, sıcak ve soğuk iklimlerde tasarruf sağlar. M&uuml;kemmel bir yalıtkan olduğundan daha az ikincil yalıtım ve malzeme sarfiyatı gerektirir.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/roderick-wiles/oldham01.JPG.jpeg" border="0" /><br /><span style="font-size: 12px;" class="fotograf-yazi"><a href="http://www.arkitera.com/proje/8175/maggies-oldham-kanserle-mucadele-merkezi" target="_blank">Maggie's Oldham Kanserle M&uuml;cadele Merkezi</a></span></p> <p><strong>Gelecekte ahşap kullanımını nerede g&ouml;r&uuml;yorsunuz?</strong></p> <p>İnanıyorum ki ahşabın ger&ccedil;ek d&ouml;n&uuml;ş&uuml;n&uuml;n başlangıcındayız ve gelecekte farklı form ve &ouml;l&ccedil;eklerde ahşaptan yapılmış daha fazla bina g&ouml;r&uuml;yor olacağız. Bilim, yapıda ahşap kullanımının asıl engelinin uygun yapı kodlarının eksikliği olduğunu g&ouml;steriyor. Zamanla bunlar da değişiyor. Bu nedenle yakın gelecekte ahşaptan yapılan &ccedil;ok y&uuml;ksek binaları g&ouml;rmeyi umuyoruz.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/roderick-wiles/oldham02.JPG.jpeg" border="0" /><br /><span style="font-size: 12px;" class="fotograf-yazi"><a target="_blank" href="http://www.arkitera.com/proje/8175/maggies-oldham-kanserle-mucadele-merkezi">Maggie's Oldham Kanserle M&uuml;cadele Merkezi</a></span></p> <p><strong>S&ouml;yleşi i&ccedil;in teşekk&uuml;r ederiz.</strong></p> Thu, 16 Nov 2017 15:25:00 +03 "Teknoloji Bizi Dönüştürmüyor, Karmaşıklığımızı ve Çelişkilerimizi Arttırıyor Yalnızca" http://www.arkitera.com/soylesi/index/detay/liam-young/981 Özüm İtez <img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/soylesi02/liam-young/manset_liam1.jpg.jpeg" width="615" /><br/><br><br><br>Studio-X Istanbul'un yürütücüsü Selva Gürdoğan'la birlikte eleştirmen, mimar, yönetmen ve hikaye anlatıcısı Liam Young ile Studio-X Istanbul'da açılan "Yeni Aşk" sergisi ve filmlerini konuştuk. <br><br><p>Avustralyalı mimar, film yapımcısı, hikaye anlatıcısı Liam Young,&nbsp;15 Eyl&uuml;l'de <a target="_blank" href="http://www.arkitera.com/etkinlik/4495/ask-bir-yolunu-bulabilecek-mi_">Studio-X Istanbul'da a&ccedil;ılan</a> In the Robot Skies (2016), Where the City Can&rsquo;t See (2016) ve Renderlands (2017) isimli &uuml;&ccedil; kısa filminin g&ouml;sterildiği sergide yakın geleceğin, teknoloji ile &ccedil;arpıtılmış, baltalanmış ve baskı altına alınmış aşk hikayelerini anlatıyor. Her biri, yakın gelecekte yaygınlaşacak aygıtların g&ouml;z&uuml;nden anlatılan hikayeler, &ouml;zel sekt&ouml;rlerin kontrol&uuml;nde,&nbsp;başıboş gelişen teknolojilerin bizi g&ouml;t&uuml;rd&uuml;ğ&uuml; olası geleceklerin bir tahayy&uuml;l&uuml;n&uuml; sunuyor. Hen&uuml;z g&ouml;rmediyseniz, "Yeni Aşk" isimli&nbsp;<a target="_blank" href="http://www.arkitera.com/etkinlik/4495/ask-bir-yolunu-bulabilecek-mi_">sergiyi</a> 3 Kasım'a kadar Studio-X Istanbul'da ziyaret edebilirsiniz.</p> <p><a href="http://www.arkitera.com/etkinlik/4495/ask-bir-yolunu-bulabilecek-mi_" target="_blank"><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/liam-young/ly_a_2.jpg.jpeg" border="0" /></a><br /><span class="fotograf-yazi">Yeni Aşk sergisi, Studio-X Istanbul (Fotoğraf: Pınar Gedik&ouml;zer)</span></p> <h3>Selva: Mimarlık eğitimi almış biri olarak, teknoloji ile ilgilenmeye ve film &ccedil;ekmeye nasıl başladın?</h3> <p>Avustralya&rsquo;da mimarlık eğitimi aldım. Ka&ccedil;ınılmaz ve her tarafı kuşatan peyzaj, Avustralya i&ccedil;in sıra dışı bir bağlam oluşturuyor. O y&uuml;zden, bu &uuml;lkede mimarlığa dair aslında tek bir s&ouml;ylem var: yere-&ouml;zel olmak veya <i>genius-loci</i>. Ben de bağlamın ve &ccedil;evrenin ne anlama geldiğini aramak ve cevap vermek &uuml;zere eğitildim. Hala sanırım bu soru ile ilgileniyorum ancak g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde mek&acirc;nsal bağlamı oluşturan ve tanımlayan g&uuml;&ccedil;ler artık fiziksel değil. Bu g&uuml;&ccedil;ler artık yalnızca hava durumu, iklim, g&uuml;neşin g&uuml;n i&ccedil;indeki hareketi, yapıların birbirine yakınlığı veya yola uzaklığından oluşmuyor. Artık bağlamı oluşturan şey, ağlara olan mesafe, kablosuz internetin hızı, o an kimin &ccedil;evrimi&ccedil;i olduğu veya GPS&rsquo;in duyarlılık derecesi.</p> <p>Kentin doğası nasıl evrildiyse benim mimarlık edimim de benzer bir şekilde evrildi. Hala bir &ccedil;eşit mimarlık yaptığımı s&ouml;yleyebilirim ancak mimarların bu yeni mekanlar ile etkileşime ge&ccedil;mek i&ccedil;in sahip olması gereken ara&ccedil;lar artık tamamen farklı. Bir şeyin i&ccedil;inden kesit ge&ccedil;irmek veya planını &ccedil;izmek artık yeterli değil &ccedil;&uuml;nk&uuml; o şey dijital olabilir, elektro-manyetik bir bulut olabilir veya bir ucu burada diğer ucu Kongo&rsquo;da olan REE* madeni olabilir. Kısacası, &uuml;rettiğim işler ile yeni teknolojilerin k&uuml;resel mimari ve kentsel sonu&ccedil;larını keşfetmeye, mekanlar, toplumlar ve k&uuml;lt&uuml;rler &uuml;st&uuml;ndeki etkilerini anlamaya &ccedil;alışıyorum.</p> <p><iframe src="https://player.vimeo.com/video/184429206?color=ffffff" width="730" height="360" frameborder="0"></iframe></p> <h3>&Ouml;z&uuml;m: Neden bu keşif i&ccedil;in &ouml;zellikle sinema ortamına y&ouml;neldin?</h3> <p>Evet, film &ccedil;ekiyorum ancak işin &ouml;z&uuml;nde ben bir hik&acirc;ye anlatıcısıyım. Bazen filmler ile, bazen performans ile ve bazen de yazarak hik&acirc;ye anlatıyorum. Hik&acirc;ye anlatımı benim i&ccedil;in &ccedil;ok kullanışlı bir y&ouml;ntem &ccedil;&uuml;nk&uuml; teknoloji ile ilgileniyorum ve teknoloji &ccedil;ok hızlı hareket ediyor. Apple yeni bir iPhone &ccedil;ıkarıyor ve bir yıl i&ccedil;inde teknoloji ile ilişkimiz tamamen d&ouml;n&uuml;ş&uuml;yor. Mimarlığın geleneksel bi&ccedil;im ve s&ouml;ylemi olağan&uuml;st&uuml; yavaş. Mimarların d&uuml;ş&uuml;nmesi, tasarlaması ve uygulaması i&ccedil;in yıllarca beklemeye vaktimiz yok.</p> <p>Hik&acirc;ye yazımı, kentler ve mimari hakkında &ccedil;ok daha hızlı prototipleme yapabilmemi sağlıyor. Hen&uuml;z bir teknoloji piyasaya girmeden &ouml;nce olası sonu&ccedil;ları &uuml;zerine kurgular &uuml;retebiliyorum. Bir mimar olarak ancak bu şekilde, g&ouml;r&uuml;lmemiş bir hızla &uuml;zerimize savrulan teknolojiler ile baş etmek konusunda yeterince cevval olabiliyor, alakalı kalabiliyorum.</p> <p><a href="http://www.arkitera.com/etkinlik/4495/ask-bir-yolunu-bulabilecek-mi_" target="_blank"><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/liam-young/ly_a_4.jpg.jpeg" border="0" /><br /></a><span class="fotograf-yazi">Yeni Aşk sergisi, Studio-X Istanbul (Fotoğraf: Pınar Gedik&ouml;zer)</span></p> <h3>&Ouml;z&uuml;m: Neden "teknolojiye karşı aşk" gibi bir tema kullanmayı se&ccedil;tin?</h3> <p>Aşk hikayeleri, herkesin anlayabileceği bir kurgu bi&ccedil;imi. Son derece sıradan ve alışılageldik bir hik&acirc;yenin yeni teknolojiler ile ne kadar da farklı gelişebileceğini g&ouml;stermek i&ccedil;in kullandık. &Ouml;nemli ve meşhur bir&ccedil;ok bilimkurgu filminden de aşina olduğumuz bir y&ouml;ntem aslında bu: D&uuml;nyayı olduğu gibi kabul et, dikkat &ccedil;ekmek istediğin tek bir &ouml;zelliğini değiştir ve ona odaklan. Kimsenin aşina olmadığı u&ccedil;arı bir hik&acirc;ye anlatmış olsaydım, eleştirinin kendisi, onlarca kurgusal katmanın altında kaybolacaktı. &Ouml;rneğin bir Star Wars filmi izlerken, patlamış mısırınızı yiyip bir ka&ccedil;amak yapabilir ve ger&ccedil;ek d&uuml;nyayı unutabilirsiniz. Ama eleştirel kurgunun iyi &ouml;rnekleri, tam tersine &uuml;rk&uuml;t&uuml;c&uuml;, kışkırtıcı ve ger&ccedil;ek&ccedil;idir &ccedil;&uuml;nk&uuml; rahatlıkla kendimizi bu anlatılardaki durumun i&ccedil;inde hayal edebiliriz. &Ouml;rneğin, <a href="http://www.imdb.com/title/tt2085059/?ref_=fn_al_tt_1" target="_blank">Black Mirror</a> dizisi rahatsız edicidir &ccedil;&uuml;nk&uuml; ka&ccedil;mak i&ccedil;in fazla ger&ccedil;ektir.</p> <h3>&Ouml;z&uuml;m: Filmlerden biri drone, diğeri 3B lazer tarayıcı kullanılarak &ccedil;ekilmiş. B&ouml;ylesine geleneksel olmayan ara&ccedil;ları kullanırken nasıl bir estetik ve sinematografik yaklaşımın var? Filmlerinin nasıl g&ouml;z&uuml;keceğini teknolojinin sınırları mı belirliyor, yoksa her duruma &ouml;zel bir estetik y&ouml;nelimin mi var?</h3> <p>En &ccedil;ok merak ettiğim şeylerden biri gelişen teknolojilerin yarattığı yeni g&ouml;rme bi&ccedil;imleri. Bu yeni teknolojilerin g&ouml;z&uuml;nden d&uuml;nyayı g&ouml;rmek ve bu sayede izleyicinin onların nasıl &ccedil;alıştığını, bizleri ve kenti nasıl g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; anlatmaya &ccedil;alışıyorum. Bunu yapmak i&ccedil;in de aslında o teknolojileri suistimal ediyorum. &Ouml;rneğin, otonom ara&ccedil;lar &ccedil;evrelerini algılamak i&ccedil;in lazer tarayıcılar kullanıyorlar,&nbsp;<i>Where the City Can&rsquo;t See</i>&nbsp;filmini de aynı teknolojiyi kullanarak &ccedil;ektik.&nbsp;<i>Robot Skies</i>&nbsp;filmi, drone geleceğine odaklanıyor. &ldquo;İnsansız hava ara&ccedil;ları g&uuml;vercinler kadar yaygın olursa ne olur?&rdquo;, &ldquo;Akıllı kentler her hareketimizi izler, g&ouml;zlemler ve kaydederse ne olur?&rdquo; gibi sorular soruyor. Film, polisin asayiş i&ccedil;in kullandığı bir insansız hava aracının g&ouml;z&uuml;nden anlatılıyor. T&uuml;m film, &ouml;nceden y&uuml;klediğimiz bir yazılım sayesinde, neye/kime ne kadar bakacağına, nereye ne zaman gideceğine dair kendi kararlarını verebilen bir drone aletinin otonom kararları ile &ccedil;ekildi.</p> <p><iframe src="https://player.vimeo.com/video/188626212?color=ffffff" width="730" height="360" frameborder="0"></iframe></p> <p>İnsan g&ouml;z&uuml; yerine, insanın etrafındaki egemen sistemlerin g&ouml;z&uuml;nden hikayeler anlattığımız bu işler sanırım bir &ccedil;eşit post-sinema olarak nitelendirilebilir. Nitekim, ortaya &ccedil;ıkan bu tamamen yeni anlatı durumlarıyla ilgileniyorum; yeni g&ouml;rme bi&ccedil;imleri ile ortaya &ccedil;ıkan s&ouml;ylemi de anlamaya &ccedil;alışıyorum.</p> <h3>Selva: Hikayelerinde olumsuz &ccedil;ıkarımlar biraz &ouml;n planda. Bu bir se&ccedil;im mi, yoksa doğal bir sonu&ccedil; mu?</h3> <p>Teknolojinin aslında ne kadar karmaşık olduğunu tartışmak istiyorum &ccedil;&uuml;nk&uuml; baskın s&ouml;ylem&nbsp;teknolojinin yalnızca size sunduğu &ccedil;&ouml;z&uuml;mler ile ilgileniyor: &ldquo;İşte en yeni cihazımız, kusursuz olacak, şu sorunlarınıza &ccedil;are olacak; d&uuml;nyanın t&uuml;m sorunlarını 699,99 $ dolar olan bu cihazla &ccedil;&ouml;zeceğiz!&rdquo;. Teknoloji, hi&ccedil;bir soruna &ccedil;&ouml;z&uuml;m değil, yalnızca bir şeylerin &uuml;st&uuml;ne &ouml;rtt&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z bir katman. Teknoloji bizi d&ouml;n&uuml;şt&uuml;rm&uuml;yor, yalnızca karmaşıklığımızı ve &ccedil;elişkilerimizi arttırıyor. Sunduğu her &ccedil;&ouml;z&uuml;m&uuml;n yanında yeni bir problem veya yeni bir k&ouml;t&uuml;ye kullanma bi&ccedil;imi ortaya &ccedil;ıkarıyor. &Ccedil;oğu zaman &uuml;retimlerim, karamsar ve distopik olarak nitelendiriliyor ancak tek yapmak istediğim pop&uuml;list ve k&ouml;r&uuml; k&ouml;r&uuml;ne olumlu olan bu teknoloji d&uuml;nyasına bir denge getirmek. &Uuml;r&uuml;n d&uuml;kk&acirc;na gelmeden &ouml;nce d&uuml;ş&uuml;nmeli, prototiplemeli, tartışmalı ve kurgular &uuml;retebilmeliyiz.</p> <p>Bir s&uuml;re &ouml;nce Apple yeni telefonu iPhoneX&rsquo;i tanıttı. Lansman toplantısının en ilgi &ccedil;ekici tarafı "home" d&uuml;ğmesinin ve parmak izi okuma işlevinin telefondan kaldırılmış olmasıydı. Telefonunun kilidi y&uuml;z tanıma ile a&ccedil;ılıyor ki bu da artık Apple&rsquo;ın elinde, iPhoneX sahibi herkesin suratlarının yer aldığı bir veri tabanı olacağı anlamına geliyor. Bu sırada, ge&ccedil;tiğimiz haftalarda birileri y&uuml;z tanıma teknolojisi kullanarak kişinin eşcinsel olup olmadığını ayırt edebilen bir algoritma geliştirdi. Bu iki teknolojiyi birleştirdiğimizde bir anda kullanıcının eşcinsel olup olmadığını tanımlayabilen bir telefon elde ediyoruz. Bir Tinder uygulaması i&ccedil;in fevkalade kullanışlı olabilir ancak Rusya gibi, eşcinselliğin g&uuml;nah sayıldığı bir &uuml;lkede feci sonu&ccedil;lar da doğurabilir.</p> <p>K&uuml;lt&uuml;r, mek&acirc;n ve toplumlar hakkında d&uuml;ş&uuml;nce &uuml;reten insanlar olarak bu gelişmelerin t&uuml;m y&ouml;nlerini keşfetmek bizim g&ouml;revimiz. Benim yapmaya &ccedil;alıştığım da bu s&uuml;re&ccedil;lerde, &uuml;retim bandının erken evrelerine, şirketlerin hen&uuml;z bunun iyi bir fikir olup olmadığını değerlendirdiği evrelere konuşlanmak<span>sergide yakın geleceğini, teknoloji&nbsp;</span> ki b&ouml;ylece Apple&rsquo;ın yeni y&uuml;z tanıma yazılımını vakitlice tartışabilelim.</p> <p><a href="http://www.arkitera.com/etkinlik/4495/ask-bir-yolunu-bulabilecek-mi_" target="_blank"><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/liam-young/ly_a_1.jpg.jpeg" border="0" /><br /></a><span class="fotograf-yazi">Yeni Aşk sergisi, Studio-X Istanbul (Fotoğraf: Pınar Gedik&ouml;zer)</span></p> <h3>Selva: Şirketlerle, b&ouml;ylesine bir konumda &ccedil;alışma fırsatı bulabiliyor musun?</h3> <p>Yakınlarda Ford i&ccedil;in danışmanlık yaptım. Şu sıralar t&uuml;m otomobil &uuml;reticileri kendilerini otomobil değil <i>mobility</i> (hareketlilik) şirketi olarak yeniden markalamaya &ccedil;alışıyorlar &ccedil;&uuml;nk&uuml; durumun farkındalar. Otonom/s&uuml;r&uuml;c&uuml;s&uuml;z ara&ccedil;ların y&uuml;kselişi ile otomobil sahipliliğinde ciddi bir kayma s&ouml;z konusu olacak. Biz de, tasarımcılar, film yapımcıları, teknoloji ile ilgili insanlar, mimarlar ve kent uzmanları ile birlikte bir &ccedil;alıştay d&uuml;zenleyerek 2050 yılının bir tahayy&uuml;l&uuml;n&uuml; oluşturmaya, otonom ara&ccedil;ların kentleri nasıl d&ouml;n&uuml;şt&uuml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; hayal etmeye &ccedil;alıştık.</p> <h3>Selva: Şirketlerin tarafsız olamayacağı ve her şeyi iyi g&ouml;stermeye &ccedil;alışacağı ger&ccedil;eğinden yola &ccedil;ıkarak, yerel y&ouml;netimler veya diğer kamu kurumları sence de bu konu i&ccedil;in daha ideal merciler değil mi?</h3> <p>Ge&ccedil;mişte tabii ki, şirketler yerine kamu kurumları ile &ccedil;alışmak daha ideal olurdu. Ancak şu ana kadar &uuml;zerinde durduğumuz konuların en b&uuml;y&uuml;k problemlerinden biri bu teknolojilerin başını &ccedil;ekenlerin &ouml;zel şirketler olması. Aynen bizim gibi, kamu kurumları da birer m&uuml;şteri olarak şirketlerden bu teknolojileri satın alıyorlar. Kentteki en b&uuml;y&uuml;k d&ouml;n&uuml;şt&uuml;r&uuml;c&uuml; g&uuml;&ccedil; artık kamu kurumları değil. Devletin sorumlu olduğu, se&ccedil;imle gelen kişiler veya meclisler tarafından y&ouml;netilen&nbsp;kurumların verdiği hizmetlerin giderek artan bir b&ouml;l&uuml;m&uuml; taşeron teknoloji şirketlerinden alınıyor. Dolayısıyla artık kentleri, &ldquo;UBER otonom ara&ccedil; hizmetini ne zaman piyasaya s&uuml;recek?&rdquo;; &ldquo;Belediyenin akıllı kent altyapısı ihalesini CISCO mu, Microsoft mu kazanacak?&rdquo; gibi soruların cevapları d&ouml;n&uuml;şt&uuml;r&uuml;yor. Tren saatleri, su, enerji, neredeyse her şey artık &ouml;zel şirketlere ait algoritmalar ile y&ouml;netiliyor. Toplum tarafından se&ccedil;ilmiş kurumların değil, &ouml;zel şirketlerin geliştirip patentlediği algoritmalar bunlar. Mimarlar eğer bu konular ile alakalı kalmak istiyorsa, devletlerden &ccedil;ok daha fazla b&uuml;t&ccedil;eleri olan teknoloji şirketleri ile g&ouml;r&uuml;şmek zorunda.</p> <p>Beğenin veya beğenmeyin, s&uuml;r&uuml;c&uuml;s&uuml;z otomobiller yakın gelecekte yaygınlaşacak. Şimdi mimarlar ve kent uzmanları &ldquo;Bir dakika, bu &ccedil;ok k&ouml;t&uuml; bir fikir&rdquo; dese bile şu noktadan sonra geri adım atılması m&uuml;mk&uuml;n değil. Şirketler &ccedil;oktan 20 milyon dolar yatırım yapmış durumda. O kadar &ccedil;ok para yatırılmış durumda ki yatırım yapan şirketler her t&uuml;rl&uuml; engeli aşmanın bir yolunu bulacaktır. Daha yeni yeni okullarda, s&uuml;r&uuml;c&uuml;s&uuml;z arabaların olası kentsel sonu&ccedil;larına dair mimari ve kentsel tasarım st&uuml;dyoları d&uuml;zenlenmeye başlandı. Bu st&uuml;dyoları 10-15 yıl &ouml;nce, otomobil şirketleri ilk yatırımlarını yapmaya başladığında a&ccedil;mış olmalıydık; hep geriden takip ediyoruz. Bu nedenle, yaptığım işler ile hem mimarların kentlerin d&ouml;n&uuml;ş&uuml;m&uuml; esnasındaki eleştirel konumlarını pekiştirebilen yeni ortamlar yaratmaya, hem de bu tartışmaları daha geniş kitlelere yayarak, insanların daha bilgili ve aktif t&uuml;keticiler olmasını sağlamaya &ccedil;alışıyorum.</p> <h3>Selva: Bir şirketin daha fazla para kazanmaktan başka bir g&uuml;d&uuml;s&uuml; olabilir mi? Bu şirketlerin gelecekte kamu yararına hareket edebileceğini d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yor musun ger&ccedil;ekten?</h3> <p>Tabii ki, gelecekte bu rol&uuml; edinmek zorundalar. O nedenle bu filmleri yapıyor, bu hikayeleri anlatıyorum. Hayatınızın b&uuml;y&uuml;k bir kısmı, tek mesuliyeti hissedarları olan şirketler tarafından şekilleniyorsa ciddi bir sorun var demektir. &Ouml;rneğin Facebook o kadar hayatımızın i&ccedil;inde ki artık, yeni bir &ccedil;eşit kamusal alan oluşturmuş durumda. &Ouml;te yandan bu alan hi&ccedil; de kamusal değil; şirketin &uuml;rettiği algoritmalar ile y&ouml;netiliyor. Hangi dili kullanabileceğinize, hangi imgeleri paylaşabileceğinize, nasıl paylaşabileceğinize, onları ne kadar erken veya ge&ccedil; g&ouml;rebileceğinize algoritmalar karar veriyor. Ben eğer kendi iletilerimin seninkilerden daha fazla g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lenmesini istiyorsam bu şirkete daha fazla para &ouml;demem yeterli. B&ouml;yle olunca bir anda Facebook, 2017 Amerikan se&ccedil;imleri esnasındaki taraflı kampanyaların s&uuml;rd&uuml;r&uuml;lmesindeki rol&uuml; ile karşımıza &ccedil;ıkıyor. Daha yeni, Rusya&rsquo;nın Trump yanlısı, Demokrat Parti karşıtı hikayelerin/haberlerin insanların Facebook duvarlarında daha fazla belirmesi i&ccedil;in Facebook&rsquo;a muazzam miktarda reklam parası &ouml;dediğini &ouml;ğrendik. İnsanlar iletişim kurmak, ağlar oluşturmak i&ccedil;in bu a&ccedil;ık kamusal alana g&uuml;veniyor ancak aynı zamanda arka planda tamamen kendi &ccedil;ıkarları doğrultusunda &ouml;zel bir altyapı işliyor. Bu durum, kentin her boyutuna n&uuml;fuz etmiş durumda.</p> <p>* <em>Rare-earth Elements</em> (REE): Genelde y&uuml;ksek performanslı elektronik cihazlarda kullanılan nadir toprak elementleri.</p> Tue, 31 Oct 2017 13:55:00 +03 "Mimari Çizim Mimari Fikirlerin Potansiyelini Sınamalı" http://www.arkitera.com/soylesi/index/detay/mimari-cizim-mimari-fikirlerin-potansiyelini-sinamali/980 Burcu Bilgiç <img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/soylesi02/koozarch/The Strawberry Effect Meric Arslanoglu.jpg.jpeg" width="640" /><br/><br><br><br>"Takip Ettiklerimiz" serisinin son konuğu mimari temsilin içi boşaltılmış bir araç olmadığına, üzerine derinlemesine düşünülebilecek bir mecra olduğuna inancımızı tazeleyen bir platform: KooZA/rch.<br><br><p><span class="fotograf-yazi"><a href="https://koozarch.com/2017/06/30/the-strawberry-effect/" target="_blank">Strawberry Effect </a>by Meri&ccedil; Arslanoğlu</span></p> <p>Takip ettiklerimiz serisinin son s&ouml;yleşisine, bu aralar facebook akışımızı&nbsp;mimari temsillerle renklendiren <a href="https://koozarch.com/" target="_blank">KooZA/rch</a> konuk oldu. Kendisini &ldquo;A Visionary Platform of Architecture/ Vizyoner bir Mimarlık Platformu&rdquo; olarak tanımlayan, mimarlık &ouml;ğrencileri ile mimarlık profesyonellerinin &uuml;rettikleri mimari temsillerin iyi bir se&ccedil;kisini sunan platformun kurucusu Federica Sofia Zambeletti, Architectural Assosiation&rsquo;dan 2014 senesinde mezun olmuş, İtalya doğumlu bir mimar. Mezun olduğu okulun &ldquo;g&uuml;zel g&ouml;rsel&rdquo; takıntısının i&ccedil;eriğinin hi&ccedil; de boş olmadığını ve mimari &uuml;retime dair &ouml;nemli bir potansiyel barındırdığını s&ouml;yleyen Zambeletti'yle yaptığımız kısa s&ouml;yleşi ve bizim i&ccedil;in se&ccedil;tiği g&ouml;rseller i&ccedil;in aşağıya devam edebilirsiniz.</p> <p><b>KooZA/rch'ı nasıl bir motivasyonla, ne zaman kurdunuz?</b></p> <p>Siteyi 2014 senesinde, insanların fikirlerini paylaşabilecekleri ve mimari projelerle ilişkili olarak &ldquo;temsilin&rdquo; rol&uuml;n&uuml; sınayabilecekleri bir alan yaratmak amacıyla kurdum. Projeleri sunmak i&ccedil;in yapılan g&uuml;zel g&ouml;rsellerin macerası &ccedil;oğu zaman bilgisayarın bir yerindeki bir arşivde unutularak sonlanıyor. Bu nedenle buradaki ama&ccedil;, sadece bu g&ouml;rsellere g&ouml;r&uuml;n&uuml;rl&uuml;klerini tekrar kazandırmak değil, daha geniş eğitsel ama&ccedil;lar edinmelerine izin vermek ve &ouml;ğrencilerle mimarlar arasında bir tartışmanın fitilini ateşlemek.</p> <p>Bunun bir adım &ouml;tesi ise ill&uuml;strat&ouml;rleri, sanat&ccedil;ıları ve tasarımcıları da i&ccedil;erecek şekilde bu tartışmanın kapsamını genişletmek ve b&ouml;ylece mimarinin hem &ldquo;&ccedil;izilişi&rdquo; hem de algılanışına ilişkin daha geniş bir perspektif geliştirmek idi.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/koozarch/Kill%20BIM%20by%20Anatolios%20Stathiou.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi"><a href="https://koozarch.com/2017/06/23/aa-twentyseventeen-graduates/" target="_blank">Kill BIM</a> by Anatolios Stathiou</span></p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/koozarch/Roma%20Interrotta%3B%20The%20Continuum%20%20Pasquale%20Iaconantonio.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi"><a href="https://koozarch.com/2017/07/28/roma-interrotta-the-continuum/" target="_blank">Roma Interrotta; The Continuum</a> by Pasquale Iaconantonio</span></p> <p><b>Mimari fikirlerin mimar olmayanlar i&ccedil;in daha okunabilir hale gelmesi a&ccedil;ısından, mimari projelerin grafik temsillerinin taşıdığı potansiyel nedir sizce?</b></p> <p>Bence mimari g&ouml;rsel, sadece fikirlerin -mimar olanlara ve mimar olmayanlara- iletilmesi a&ccedil;ısından &ouml;l&ccedil;&uuml;lmemesi gereken harika bir mecra. Mimari g&ouml;rsel, bir projeyi oluşturan katmanlar yığınının araştırılması ve ortaya &ccedil;ıkarılması i&ccedil;in kullanılan bir ara&ccedil; olmalı. &Ccedil;izim, bir iletişim aracı olarak değil, kendi i&ccedil;inde ve kendine dair bir s&uuml;re&ccedil; olarak araştırılmalı. G&ouml;rsel, son &uuml;r&uuml;n olarak değil devamlı bir araştırma metodunun kanıtı olarak var olmalı.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/koozarch/Rare%20Item_Image%20Making%20as%20A%20Continuous%20Process%20of%20Interrogation%20_Miles%20Gertler.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi"><a target="_blank" href="https://koozarch.com/2017/09/04/rare-item_image-making-as-a-continuous-process-of-interrogation/">Rare Item, Image Making as A Continuous Process of Interrogation</a>, Miles Gertler</span></p> <p><b>G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde kullanılan t&uuml;m bu g&ouml;rsel &uuml;retim dağarcığının sahip olduğu &ccedil;eşitlilik mimarlığı daha yaratıcı ve ilgin&ccedil; hale getiriyor mu sizce?</b></p> <p>G&ouml;rselin, mimariyi daha ilgin&ccedil; ve yaratıcı hale getirmesi gereken bir mecra olduğunu d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;yorum, bunun yerine mimari fikirlerin potansiyelini sınamalı ve t&uuml;m katmanlarıyla keşfetmeli. Bug&uuml;nlerde mimarların kullandığı bilgisayar destekli ara&ccedil;lar ş&uuml;phesiz ki &ldquo;yaratıcılık&rdquo; alanını a&ccedil;tı; mimarların &ldquo;g&ouml;sterişli&rdquo; ve havalı olanın, &ccedil;ağdaş ve tehlikeli b&ouml;lgesine girmelerine olanak sağladı. Bu trendin sonucu, &ldquo;g&ouml;steri&rdquo; ile daha &ccedil;ok ilgilenen bir mimarlık oldu. &ldquo;Bi&ccedil;im işlevi takip eder.&rdquo; nosyonu uzun zamandır, &ldquo;Bi&ccedil;im, bi&ccedil;imi takip eder.&rdquo; ile yer değiştirdi (g&ouml;steri &ccedil;ağı). Buna paralel olarak, mimari g&ouml;rsel sadece &ldquo;g&ouml;r&uuml;nmekle&rdquo; sınırlandırılmamalı, bunun yerine mimarın ve projenin amacını ve kimliğini temsil etmeli.</p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/koozarch/Vi.e.llage%20_%20Drafting%20A%20Tropical%20Universe%20%20Tiphaine%20Berthome%20%26%20Emmanuelle%20Robin.jpg.jpeg" /><br /><span class="fotograf-yazi"><a target="_blank" href="https://koozarch.com/2017/08/16/vi-e-llage-_-drafting-a-tropical-universe/">Vi.e.llage _ Drafting A Tropical Universe</a> by Tiphaine Berthome &amp; Emmanuelle Robin</span></p> <p><b>&Ccedil;izimlerin &ccedil;oğunda, var olan haliyle ger&ccedil;ekliği kopyalayan fotoger&ccedil;ek&ccedil;i bir dilin kullanılmadığını, onun yerine hayal g&uuml;c&uuml;ne &ouml;ncelik veren gelecek senaryolarının/&uuml;topyaların farklı tekniklerle g&ouml;rselleştirildiklerini g&ouml;rd&uuml;m. &Ouml;ğrencilerin herhangi bir ifade bi&ccedil;imine daha &ccedil;ok y&ouml;neldiğini s&ouml;ylenebilir mi?</b></p> <p>Evet, bu bir trend ve tam olarak bizim desteklemek ve sınamak istediğimiz bir &ldquo;yaklaşım&rdquo; t&uuml;r&uuml;. Bu &uuml;topyaları kopyalayan veya yaratan bir&ccedil;ok g&ouml;rsel elimize ge&ccedil;se de kriterimiz mimarların ve projelerin kendi geniş vizyonlardan konuşan g&ouml;rselleri kabul etmek. Fotoger&ccedil;ek&ccedil;i g&ouml;rseller, bir&ccedil;ok ifade bi&ccedil;imine ve deneyselliğe aniden kapıları kapatarak, fikrin zenginliğini otomatik olarak tek boyuta indiriyorlar.</p> <p>Yine de her bir bireyin &ccedil;izime olan yaklaşımı ile, metodolojide &ccedil;eşitliliği teşvik etmek istiyoruz. Bu &ccedil;ağdaş &ccedil;izim pratiğini s&uuml;rekli sorgulayan ve y&uuml;zleşen KooZA/rch diyaloğunu devam ettiriyor.</p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/koozarch/Drawing%20As%20The%20Common%20Field%20In%20Which%20Collaboration%20Takes%20Shape%20_2A%20%2BP-A.jpg.jpeg" /><br /><span class="fotograf-yazi"><a href="https://koozarch.com/2017/09/08/drawing-as-the-common-field-in-which-collaboration-takes-shape/" target="_blank">Drawing As The Common Field In Which Collaboration Takes Shape</a> by 2A +P-A</span></p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/koozarch/Exploiting%20The%20Medium%20%20Marco%20Lagamba%2C%20Leonardo%20Ramondetti%2C%20Cinzia%20Stella%2C%20Chiara%20Viano.jpg.jpeg" /><br /><span class="fotograf-yazi"><a target="_blank" href="https://koozarch.com/2017/07/17/exploiting-the-medium/">Exploiting The Medium</a> by&nbsp; Marco Lagamba, Leonardo Ramondetti, Cinzia Stella, Chiara Viano</span></p> <p><b>Sitenizdeki &ccedil;izimleri aksonometrik, perspektif, plan, kesit ve fotoğraf man&uuml;p&uuml;lasyonu olarak sınıflandırmışsınız. Bu sınıflandırmanın, mimariye &ouml;zg&uuml; bilginin kuşaklar arası aktarımında ge&ccedil;erliliğini koruduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yor musunuz?</b></p> <p>Kesinlikle. Bunlar mimarlığın &ldquo;ge&ccedil;erliliğini kaybedemeyen&rdquo;, fakat taşıdıkları mimari niyetleri de a&ccedil;ık&ccedil;a dillendirmeleri gereken temel &ouml;ğeleri.</p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/koozarch/The%20Garden%20and%20the%20Field-%20Sites%20of%20Ritual%20and%20Exchange%20%20Katie%20Dolphin.jpg.jpeg" /><br /><span class="fotograf-yazi"><a target="_blank" href="https://koozarch.com/2017/05/19/the-garden-and-the-field-sites-of-ritual-and-exchange/">The Garden and the Field- Sites of Ritual and Exchange</a> by Katie Dolphin</span></p> <p><b>Yayınladığınız projelerin sahipleriyle k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir s&ouml;yleşi de yapıyorsunuz ve ilk sorunuz grafik olarak kimsen etkilendikleri oluyor. Bu mimari g&ouml;rselleri grafik &uuml;retim alanına sokması a&ccedil;ısından ilgin&ccedil; bir soru. Bu fikrin devamı olarak bakacak olursak, mimari temsil &ccedil;ağdaş g&ouml;rsel k&uuml;lt&uuml;r&uuml;n bir par&ccedil;ası olabilir mi sizce?</b></p> <p>&ldquo;Grafik&rdquo; teriminin en uygun terim olup olmadığını tekrar değerlendirmeye &ccedil;alıştığım şu zamanlarda bu zor bir soru. Sorunun amacı kişiyi hangi ilham kaynağının ve neden harekete ge&ccedil;irdiğini anlamak. Bundan dolayı soru, kişinin belirli bir projeyi nasıl ortaya koymayı se&ccedil;tiğine y&ouml;nelik değil, nasıl &ccedil;alıştığına dair bir araştırma olarak okunabilir (hatta okunmalı). Bu anlamda Architectural Association ve okulun &ldquo;g&uuml;zel &ccedil;izimlere&rdquo; olan derin takıntısı olduk&ccedil;a etkili. Architectural Association, zeka ve g&uuml;zelliğin, g&ouml;ze &ccedil;arpan bir estetiktense doğru mecrayı bulmakta yattığı bir yer. En iyi &ouml;ğrenim d&ouml;nemlerimden biri 4. Sınıftaki, &ouml;ğrencilerin bir mimar olarak &uuml;zerinde &ccedil;alıştıkları mecrayı sorgulamaları ve &uuml;zerine derinlemesine d&uuml;ş&uuml;nmelerinin beklendiği Diploma 9 projesi oldu.</p> <p><strong>Edit&ouml;r&uuml;n notu:</strong> Metnin i&ccedil;indeki g&ouml;rseller Federica tarafından se&ccedil;ildi, g&ouml;rsellerin ait olduğu projelere dair daha fazla malzemeye g&ouml;rsellerin altındaki isimlerden linklenebilirsiniz.</p> Tue, 24 Oct 2017 17:30:35 +03 “Müze yeni bir kültürel peyzaj oluşturacak” http://www.arkitera.com/soylesi/index/detay/muze-yeni-bir-kulturel-peyzaj-olusturacak/979 Heval Zeliha Yuksel <img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/soylesi02/istanbul_resim_heykel_eaa/Render_02.jpg.jpeg" width="640" /><br/><br><br><br>İstanbul Resim Heykel Müzesi’nin yeni binasının inşaatı sürüyor. Karaköy’deki antrepolar bölgesindeki 5 nolu Antrepo’nun yerine yapılan müzenin mimari tasarımını gerçekleştiren Emre Arolat, müzenin bir yıl içinde tamamlanmasının hedeflendiğini söylüyor.<br><br><p><span lang="TR">Bir s&uuml;redir, İstanbul&rsquo;un en asude yerlerinden birinde, deniz kenarında, &ccedil;ok uzun yıllardır merakla beklenen bir inşaat devam ediyor: İstanbul Resim Heykel M&uuml;zesi. Karak&ouml;y antrepolar b&ouml;lgesinde bulunan5 numaralı antreponun Mimar Sinan G&uuml;zel Sanatlar &Uuml;niversitesi&rsquo;ne tahsis edilerek İstanbul Resim Heykel M&uuml;zesi&rsquo;ne d&ouml;n&uuml;şt&uuml;r&uuml;lmesiyle, bir yandan kentin &ouml;nemli ve merkezi bir b&ouml;lgesinde yer almasına karşın neredeyse hi&ccedil;bir sosyal ge&ccedil;irgenliği olmayan bir alanın kamu yararına kullanıma a&ccedil;ılması bağlamında &ouml;nemli bir adım atıldı. &Ouml;te yandan aralarında ge&ccedil; Osmanlı&rsquo;dan g&uuml;n&uuml;m&uuml;ze, modern T&uuml;rk resminin &ouml;nemli eserlerinin de olduğu yaklaşık 8 bin esere ev sahipliği yapacak &ouml;zg&uuml;n ve nitelikli bir yapının elde edilmesi hedefleniyor.<o:p></o:p></span></p> <p><span lang="TR">Yapının d&ouml;n&uuml;ş&uuml;m&uuml;nde, &lsquo;50&rsquo;li yılların sonundan beri bu b&ouml;lgede bulunan antrepo ve ofis kitlelerinin en belirgin yapısal &ouml;zelliği olarak kentsel bellekte &ouml;nemli bir yer tutan betonarme ızgaranın tekrar ve d&uuml;zene dayalı y&uuml;zey geometrisinin s&uuml;rd&uuml;r&uuml;lmesi, tasarımın ana unsuru olarak ortaya &ccedil;ıkıyor. Bu bağlamda, betonarme taşıyıcı sistemin b&uuml;y&uuml;k &ouml;l&ccedil;&uuml;de korunması, buna karşın duvarlar ve d&ouml;şemelerin kaldırılmasıyla, i&ccedil;ine yeni m&uuml;zenin konteyner-galerilerinin yerleşebileceği &uuml;&ccedil; boyutlu bir yapısal ızgaranın elde edilmesi planlanmış.</span></p> <p><span lang="TR"><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/istanbul_resim_heykel_eaa/Render_00.jpg.jpeg" border="0" /></span></p> <p><span lang="TR"><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/istanbul_resim_heykel_eaa/Render_01.jpg.jpeg" border="0" /><br /></span></p> <p><span lang="TR">Eserlerin k&uuml;rat&ouml;ryel bir yaklaşım doğrultusunda kategorize edileceği, mekanların &ouml;zelliklerine g&ouml;re de değerlendirilerek gruplar halinde galerilere ve aralarında kalan geniş a&ccedil;ıklıklı, daha y&uuml;ksek mekanlara yerleştirilmesi &ouml;ng&ouml;r&uuml;l&uuml;yor. Bazen birbirlerine ge&ccedil;iş olanağı veren kimi zaman da tekil b&ouml;l&uuml;mler olarak d&uuml;zenlenen galeriler, yeni yollar ve k&ouml;pr&uuml;lerle ilişkilendirilmiş. Bu rotanın farklı senaryolara g&ouml;re değişken izlekler oluşturabilmesi sağlanmış. <o:p></o:p></span></p> <p><span lang="TR">Yapıyı saran ve dış etkilerden koruyan şeffaf y&uuml;zey, bildik doğrama-cam ilişkileri &uuml;zerinden geliştirilen konvansiyonel bir &ccedil;&ouml;z&uuml;m yerine, bu yapının end&uuml;striyel ge&ccedil;mişine de atıf yapan &ouml;zg&uuml;n bir sistemle ele alınıyor. Bu yaklaşım sayesinde, bir yandan eserlerin &ouml;nemli bir b&ouml;l&uuml;m&uuml; i&ccedil;in izleyici ile eser arasında olabildiğince katıksız bir ilişki kurulabilmesine olanak tanıyan tarafsız alanlar(konteyner-galeriler) oluşturulabilirken, diğer yandan da ziyaret&ccedil;ilerin bir b&ouml;l&uuml;mden &ccedil;ıkıp diğerine doğru ilerlemeleri esnasında kentle ilişki kurabilecekleri bir ortamın devreye girebilmesi sağlanıyor. <o:p></o:p></span></p> <p><span lang="TR">Meclis-i Mebusan Caddesi y&ouml;n&uuml;nde antrepo yapısına bitişik olarak inşa edilmiş olan ve ciddi taşıyıcı zafiyetleri olan dar-uzun planlı ofis yapısının da &ouml;zellikle &ouml;zg&uuml;n cepheleri bağlamında &ouml;ne &ccedil;ıkan benzer bir bellek duygusuyla yeniden inşa edilmesi planlanmış. Bu b&ouml;l&uuml;mde oluşturulan &uuml;&ccedil; boyutlu boşluğun, giriş ve dağılım mekanıyla birlikte, at&ouml;lyeler ve kamusal kullanıma a&ccedil;ık işlevlerle zenginleşmesi sağlanıyor. Zemin katın olabildiğince ge&ccedil;irgen bir kullanım stratejisiyle ele alınması ile bu yapının &ccedil;evredeki diğer yapılarla ve a&ccedil;ık alanlarla g&uuml;&ccedil;l&uuml; bir ilişki kurması, b&ouml;ylelikle kentin k&uuml;lt&uuml;rel peyzajı adına yeni bir merkez oluşması ama&ccedil;lanıyor. M&uuml;zenin inşaat s&uuml;reci, tasarım detayları gibi konuları, yapının mimari m&uuml;ellifi olan Emre Arolat ile konuştuk...</span></p> <p><span lang="TR"><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/istanbul_resim_heykel_eaa/Render_03.jpg.jpeg" /><br /></span></p> <p><strong><span lang="TR">İstanbul Resim Heykel M&uuml;zesi hem konumu hem tarihi hem de sahip olduğu arşiv sebebiyle &ccedil;ok &ouml;nemli bir yere sahip. &Ouml;ncelikle m&uuml;zenin mimarisini konuşarak başlamak istiyorum. En başta bir izleğiniz var mıydı? Ne yapmayı planlıyorsunuz orada, nasıl bir m&uuml;ze &ccedil;ıkacak ortaya?</span></strong><span lang="TR"><o:p></o:p></span></p> <p><span lang="TR">Karak&ouml;y antrepolar b&ouml;lgesinde bulunan 5 numaralı Antrepo&rsquo;nun Mimar Sinan &Uuml;niversitesi&rsquo;ne tahsis edilerek İstanbul Resim Heykel M&uuml;zesi&rsquo;ne d&ouml;n&uuml;şt&uuml;r&uuml;lmesi projesi, bir yandan &lsquo;50&rsquo;li yıllardan bu yana kentin kalbi sayılabilecek bir noktada i&ccedil;ine girilemeyen bir yer olarak var olan bu alanın kamu yararına kullanıma a&ccedil;ılması; diğer yandan da s&ouml;z konusu binanın &ouml;nemli bir k&uuml;lt&uuml;rel yapı olarak değerlendirilmesi a&ccedil;ısından kentin mevcut kaynaklarının kullanımı adına b&uuml;y&uuml;k bir adım olarak değerlendirilmelidir. M&uuml;ze, aralarında ge&ccedil; Osmanlı&rsquo;dan g&uuml;n&uuml;m&uuml;ze, modern T&uuml;rkiye sanatının &ouml;nemli eserlerinin de olduğu binlerce esere ev sahipliği yapacak ve yeni bir k&uuml;lt&uuml;rel peyzaj oluşturacak. <o:p></o:p></span></p> <p><span lang="TR">Bu b&ouml;lgede bulunan ve ge&ccedil;tiğimiz aylarda yıkılarak ortadan kaldırılan yapıların en &ouml;nemli karakteristik &ouml;zelliği olarak ortaya &ccedil;ıkan betonarme ızgaranın tekrar ve d&uuml;zene dayalı imgesinin, kentsel bellek i&ccedil;inde &ccedil;ok g&uuml;&ccedil;l&uuml; bir yer tuttuğuna ve kentin bu b&ouml;lgesi i&ccedil;in bir t&uuml;r işaret değeri taşıdığına inananlardanım. Her ne kadar bu yapıların ortadan kaldırılması ile inşa edilecek olan yeni yapılar bu t&uuml;r bir izleğin peşinden gitmiyor olsa da bu inancımın kaybolmadığını vurgulamak isterim. Mimar Sedad Hakkı Eldem i&ccedil;in de bu &uuml;&ccedil; boyutlu ızgaranın anlamı, T&uuml;rkiye mimarlığının bir d&ouml;nemi i&ccedil;in bir t&uuml;r kurucu unsur olarak kabul ettiği &lsquo;&ccedil;atkı&rsquo;ya yaptığı referansla pekişiyor olsa gerek.</span></p> <p><span lang="TR"><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/istanbul_resim_heykel_eaa/Render_05.jpg.jpeg" /><br /></span></p> <p><span lang="TR">Bu bağlamda, Antrepo yapısını m&uuml;zeye d&ouml;n&uuml;şt&uuml;r&uuml;rken, s&ouml;z&uuml;n&uuml; ettiğim bu ızgaranın &ouml;nemli &ouml;l&ccedil;&uuml;de korunarak izinin s&uuml;r&uuml;lmesini ve yeni işlevleri i&ccedil;ine alabilecek şekilde değerlendirilmesini &ccedil;ok &ouml;nemsedik. Betonarme taşıyıcı sistemin b&uuml;y&uuml;k &ouml;l&ccedil;&uuml;de korunması, buna karşın duvarlar ve d&ouml;şemelerin kaldırılmasıyla, i&ccedil;ine yeni m&uuml;zenin konteyner-galerilerinin yerleşebileceği &uuml;&ccedil;boyutlu bir yapısal ızgara elde ettik. Eserler, onları iyi tanıyan kalabalık ve yetkin bir grubun oluşturduğu k&uuml;rat&ouml;ryel bir yaklaşım doğrultusunda kategorize edildi ve mekanların &ouml;zelliklerine g&ouml;re de değerlendirilerek gruplar halinde galerilere ve aralarında kalan geniş a&ccedil;ıklıklı, daha y&uuml;ksek mekanlara yerleştirildi. Bazen birbirlerine ge&ccedil;iş olanağı veren bazen de tekil b&ouml;l&uuml;mler olarak d&uuml;zenlenen galeriler, yeni yollar ve k&ouml;pr&uuml;lerle ilişkilendirildi. <o:p></o:p></span></p> <p><span lang="TR">Bu rotanın farklı senaryolara g&ouml;re değişken izlekler oluşturabilmesi sağlandı. Yapıyı saran ve dış etkilerden koruyan şeffaf y&uuml;zey, bilindik doğrama-cam ilişkileri &uuml;zerinden geliştirilen konvansiyonel bir &ccedil;&ouml;z&uuml;m yerine, bu yapının end&uuml;striyel ge&ccedil;mişine de atıf yapan &ouml;zg&uuml;n bir sistemle ele alındı. Bu yaklaşım sayesinde, bir yandan eserlerin &ouml;nemli bir b&ouml;l&uuml;m&uuml; i&ccedil;in izleyici ile eser arasında olabildiğince katıksız bir ilişki kurulabilmesine olanak tanıyan tarafsız alanlar (konteyner galeriler) oluşturulabilirken, diğer yandan da ziyaret&ccedil;ilerin bir b&ouml;l&uuml;mden &ccedil;ıkıp diğerine doğru ilerlemeleri esnasında kentle ilişki kurabilecekleri bir ortamın devreye girmesi sağlandı. <o:p></o:p></span></p> <p><span lang="TR">Meclis-i Mebusan Caddesi y&ouml;n&uuml;nde Antrepo yapısına bitişik olarak duran ve ciddi taşıyıcı zafiyetleri olan dar-uzun planlı ofis yapısı da &ouml;zellikle &ouml;zg&uuml;n cepheleri bağlamında &ouml;ne &ccedil;ıkan benzer bir bellek duygusuyla yeniden inşa edilecek. Bu b&ouml;l&uuml;mde oluşturulacak &uuml;&ccedil; boyutlu boşluk, giriş ve dağılım mekanıyla birlikte, at&ouml;lyeler ve kamusal kullanıma a&ccedil;ık işlevlerle zenginleşecek. Zemin katın olabildiğince ge&ccedil;irgen bir kullanım stratejisiyle ele alınması, bu yapının &ccedil;evredeki diğer yapılar ve a&ccedil;ık alanlarla kuracağı ilişkiyi g&uuml;&ccedil;lendirecek.</span></p> <p><span lang="TR"><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/istanbul_resim_heykel_eaa/Render_06.jpg.jpeg" /><br /></span></p> <p><strong><span lang="TR">Sizin işe başlama s&uuml;reciniz nasıl oldu? Nasıl dahil oldunuz bu projeye?</span></strong><span lang="TR"><o:p></o:p></span></p> <p><span lang="TR">Bu projeye rekt&ouml;rl&uuml;ğ&uuml;n daveti ile dahil olduk. Doğrusu hayli heyecan verici ama aynı zamanda da pek &ccedil;ok a&ccedil;ıdan &ccedil;ok zorlu bir s&uuml;re&ccedil;ti.</span></p> <p><strong><span lang="TR">M&uuml;ze inşaatı bir s&uuml;re durmuştu; bunun sebebineydi, şimdi nasıl gidiyor? Kaba inşaat bitmiş g&ouml;r&uuml;n&uuml;yor. Ne zaman bitmesi ve a&ccedil;ılması &ouml;n g&ouml;r&uuml;l&uuml;yor?</span></strong><span lang="TR"><o:p></o:p></span></p> <p><span lang="TR">S&uuml;recin en başında, inşaat işlerinin iki ayrı fazda ger&ccedil;ekleştirilmesi, &ouml;nce kaba işlerin daha sonra da ince imalata y&ouml;nelik kalemlerin tamamlanması &ouml;ng&ouml;r&uuml;l&uuml;yordu. Nedenini bilmiyorum, ancak kaba inşaatın yapımını taahh&uuml;t eden grup, bu işi bir t&uuml;rl&uuml; tam anlamıyla i&ccedil;selleştiremedi. Bunun sonucunda da imalatın hızı ve kalitesi bir t&uuml;rl&uuml; istenen seviyeye ulaşamadı. İdari ayrıntılar hakkında daha fazla bilgi sahibi değilim ama bu aşamanın birtakım eksiklerle yarım kaldığını s&ouml;yleyebilirim. Daha sonra kalan işler ve ince imalat kalemleri i&ccedil;in yeni bir ihale yapıldı ve inşaat başka bir taahh&uuml;t firmasının sorumluluğunda yeniden başlatıldı. Birka&ccedil; aylık bir s&uuml;reden edindiğim izlenime g&ouml;re, bu aşamada hayli nitelikli bir kadro ile titizlikle s&uuml;rd&uuml;r&uuml;l&uuml;yor ve bir yıl i&ccedil;inde tamamlanması hedefleniyor.</span></p> <p><span lang="TR"><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/istanbul_resim_heykel_eaa/Santiye_01.jpg.jpeg" border="0" /></span></p> <p><span lang="TR"><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/istanbul_resim_heykel_eaa/Santiye_04_Cemal%20Emden.jpg.jpeg" border="0" /></span></p> <p><strong><span lang="TR">İstanbul Resim Heykel M&uuml;zesi&rsquo;nin koleksiyonları y&uuml;zyıllık tarihimizin en &ouml;nemli arşivlerinden biri. Şimdi bu gizli hazine kamuya a&ccedil;ılacak. Bu &ouml;nemli eserlerin sergilenmesi konusunda belirli bir yol izleniyor mu? Kurumsal kimliği var mı bu m&uuml;zenin? Yapıyı tasarlayan olarak size bilgileri aktaran bir k&uuml;rat&ouml;r var mıydı? Koleksiyondaki eserleri g&ouml;rme imkanınız oldu mu?</span></strong><span lang="TR"><o:p></o:p></span></p> <p><span lang="TR">&Uuml;niversitenin rekt&ouml;rl&uuml;k &ouml;nderliğinde tanımladığı bir grup uzman, bize her konuda destek verdi. Kuşkusuz bu proje &ouml;zelinde farklı disiplin ve coğrafyalardan pek &ccedil;ok diğer danışmanla da &ccedil;alıştık. Ancak doğrusu s&ouml;z&uuml;n&uuml; ettiğim k&uuml;rat&ouml;ryel grubun eserler hakkındaki derin bilgilerinden &ccedil;ok olumlu bir şekilde yararlandık. <o:p></o:p></span></p> <p><span lang="TR">&Ouml;te yandan eserlerin yeni tekniklerle belgelenmesi, kategorize edilmesi ve son derece gelişkin donatılarla d&uuml;zenlenmiş olan &ouml;zel bir depoda muhafaza edilmesi de bu s&uuml;re&ccedil; i&ccedil;inde sağlandı. Eserleri tabii ki g&ouml;rd&uuml;m, derinlemesine de inceledim. Benim kişisel y&ouml;nelim ve beğenilerimle değil ama uzmanların y&ouml;nlendirmesiyle diğerlerine oranla biraz daha &ouml;zellikli ve korunaklı şekilde sergilenecek eserler olacak.</span></p> <p><span lang="TR"><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/istanbul_resim_heykel_eaa/Santiye_05_Cemal%20Emden.jpg.jpeg" /><br /></span></p> <p><strong><span lang="TR">Resim Heykel M&uuml;zesi&rsquo;nin &ouml;nemi, nasıl bir konumda olacağı, bittiğinde sanat hayatımızda nasıl bir yerde duracağı da &ouml;nemli bir konu. Bu konu hakkında ne d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorsunuz? Bu bağlamda T&uuml;rkiye&rsquo;de m&uuml;ze inşası ve gelinen noktaya dair neler s&ouml;yleyebilirsiniz?</span></strong><span lang="TR"><o:p></o:p></span></p> <p><span lang="TR">M&uuml;zelerin toplumsallık kapasiteleri, ge&ccedil;irgenliği, farklı sosyal katmanlar tarafından kullanılma potansiyelleri, devletin bu alandaki manip&uuml;latif rol&uuml; ve hegemonik tavrı ile bu bağlamda m&uuml;ze mimarlığı; uzun zamandır sıklıkla sorunlaştırılan ancak &ouml;zellikle son d&ouml;nemde daha da ateşli bir bi&ccedil;imde tartışılan konular. <o:p></o:p></span></p> <p><span lang="TR">Kuşkusuz, İstanbul Resim Heykel M&uuml;zesi&rsquo;nin tamamlandığında kentin k&uuml;lt&uuml;rel peyzajı i&ccedil;inde nasıl bir yere oturacağı ve yukarıda değindiğim &ouml;l&ccedil;&uuml;tler bağlamında hangi pozisyonu temsil edeceği konularında uzun uzadıya konuşmak m&uuml;mk&uuml;n. Ancak doğrusu i&ccedil;inde bulunduğumuz ortamın ve iklimin, bu sorunsalları bir anlamda gevşeterek kayganlaştırdığını d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum. Zamanın ruhu, hayli beklenmedik gelişmelerin normalleştiği, &ouml;ng&ouml;r&uuml;lebilir dizilimlerin bile kolaylıkla buharlaşabildiği bir izlek oluşturuyor. &Uuml;stelik bu sadece bizim yaşadığımız coğrafyaya &ouml;zg&uuml; bir durum değil. <o:p></o:p></span></p> <p><span lang="TR">Bu konudaki en &ccedil;arpıcı &ouml;rneklerden biri, inşaatına başlandığı, hatta yapımına karar verildiği &lsquo;70&rsquo;li yılların başından beri g&uuml;ndemden d&uuml;şmeyen ve kişisel olarak benimde &ccedil;ok &ouml;nemsediğim Centre Pompidou yapısıdır. Paris gibi &ccedil;ok &ouml;nemli tarihsel katmanlara sahip bir kentte, &uuml;stelik bu kentin Beaubourg gibi son derece karakteristik bir &ouml;r&uuml;nt&uuml;ye sahip olan b&ouml;lgesinin orta yerinde, dahası i&ccedil;inde bulunduğu fiziksel bağlamla neredeyse kavga edercesine ters d&uuml;şen bir mimari y&ouml;nelimle ele alınmış olan bu yapı, gerek kendine has fiziksel &ouml;zellikleri, gerek m&uuml;zeolojik bağlamda ele alınışı ve i&ccedil;eriği gerekse toplumsal bağlamda &uuml;stlendiği pozisyon itibarıyla yıllardır hi&ccedil; durmadan tartışılır. <o:p></o:p></span></p> <p><span lang="TR">Bir kesim entelijansiya tarafından yerin dibine sokulan yapı, s&ouml;zgelimi d&ouml;nemin &ouml;nemli d&uuml;ş&uuml;n&uuml;r&uuml; Jean Baudrillard tarafından &ldquo;Beaubourg etkisi&rdquo; olarak nitelendirilerek, birazda alaya alarak dillendirilmiş ve n&uuml;kleer &ccedil;ağın sembolik bir mabedi olarak tanımlanmıştır. Doğrusu, inşa edildiğinde mimarlık d&uuml;nyasının &ouml;nemli bir b&ouml;l&uuml;m&uuml; tarafından da en acımasız bi&ccedil;imde eleştirilmiştir. Buna karşın beklentilerin beş katına &ccedil;ıkan bir ger&ccedil;eklikle, g&uuml;nde 26 bin kişi tarafından ziyarete dilen bu yapının &uuml;zerinde kopartılan fırtınaları izlemenin dahi ziyadesiyle &ouml;ğretici olduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum.</span></p> <p><span lang="TR"><span class="fotograf-yazi">* Bu s&ouml;yleşi ilk kez IstanbulArtNews'&uuml;n Eyl&uuml;l 2017 sayısında yayınlanmıştır.</span><br /></span></p> Thu, 19 Oct 2017 15:06:34 +03 "Mimarlar Küresel Meselelere Bakıp, Nasıl Faydalı Olabileceklerini Sorgulamalılar" http://www.arkitera.com/soylesi/index/detay/catalyticaction/978 Özüm İtez <img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/soylesi02/catalyticaction/catalytic_kapak.jpg.jpeg" width="640" /><br/><br><br><br>Çocukların güvenli ve kaliteli oyun alanlarına erişim hakları için çalışan sivil toplum örgütü ve tasarım ofisi CatalyticAction'la topluluklar için ve onlarla birlikte tasarım yapma deneyimlerini konuştuk.<br><br><p>Kendilerini daha &ouml;nce yayınladığımız <a href="http://www.arkitera.com/haber/27805/junk-playground" target="_blank">"Junk" Oyun Alanları</a> yazısından da hatırlayabileceğiniz CatalyticAction, İngiltere merkezli bir sivil toplum &ouml;rg&uuml;t&uuml; / tasarım st&uuml;dyosu. Toplulukların s&uuml;rekliliğine ve &ccedil;evrelerin s&uuml;rd&uuml;r&uuml;lebilirliğine dair katılımcı s&uuml;re&ccedil;ler i&ccedil;inde bir "kataliz&ouml;r" g&ouml;revi g&ouml;rmeyi ama&ccedil;layan CatalyticAction, savaş/&ccedil;atışma b&ouml;lgeleri, m&uuml;lteci kampları gibi, &ccedil;ocukların oyuna erişiminin olmadığı ya da korunmasız, g&uuml;vencesiz hissettikleri mekanlarda, &ccedil;ocuklarla birlikte oyun alanları tasarlıyor ve uyguluyor. Ekip ile savaş b&ouml;lgeleri ve m&uuml;lteci kamplarındaki topluluklar i&ccedil;in tasarım yapma deneyimlerini konuştuk.</p> <h3>CatalyticAction nasıl oluştu, nasıl bir araya geldiniz; ekibinizden ve bu oluşumdan biraz bahseder misiniz?</h3> <p>CatalyticAction, kalkınmada mimarlığa odaklanan bir y&uuml;ksek lisans programını y&uuml;r&uuml;ten &uuml;&ccedil; UCL mezununun fikrinden hareketle ortaya &ccedil;ıktı. Bu &uuml;&ccedil; kurucu ortak: Joana Dabaj (L&uuml;bnan), Riccardo Conti (İtalya) ve Laura Antona (Birleşik Krallık). Hepsinin mimarlık ve kentsel tasarım &uuml;zerine bir ge&ccedil;mişi ve deneyimi var.</p> <h3>Bir projeye nasıl başlıyorsunuz? Kendi girişiminiz ile mi yoksa paydaşların başvurusu ile mi?</h3> <p>&Ccedil;alışmalarımızda, hayır işi olarak &ouml;ne &ccedil;ıkardığımız farklı programlar var. &Ouml;rnek vermek gerekirse, &ccedil;ocukların rekreasyon ve eğitim alanlarına erişiminin olmadığı yerlerde oyun alanlarının &uuml;retilmesi &uuml;zerine olan proje bunlardan biri. Genelde, farklı programlar kapsamında belirli bir projeyi hayata ge&ccedil;irebilmek &uuml;zere ortak ve sermaye arayışına giriyoruz. Sıklıkla, &ccedil;eşitli kuruluşların &ccedil;alışmalarımızı yerinde veya internet &uuml;zerinde g&ouml;rd&uuml;kten sonra bizimle iletişime ge&ccedil;tiği de oluyor.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/catalyticaction/a%20%281%29.jpg.jpeg" border="0" /></p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/catalyticaction/a%20%282%29.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi">L&uuml;bnan Bar Elias'taki IBTASEM &ccedil;ocuk oyun alanı, 2015.</span></p> <h3>Tasarımlarınızda kullandığınız katılımcı s&uuml;re&ccedil; nasıl ilerliyor, kim ne zaman hangi aşamada katılıyor?</h3> <p>S&uuml;re&ccedil;, &ccedil;eşitli katılımcı etkinlikler esnasında topluluk &uuml;yeleriyle (&ccedil;oğunlukla da &ccedil;ocuklarla) etkileşime ge&ccedil;tiğimiz zaman başlıyor. Bu etkinlikler, yaş grubu gibi &ccedil;eşitli etkenlerden dolayı k&uuml;&ccedil;&uuml;k farklılıklar g&ouml;sterse de, &ccedil;oğunlukla &ccedil;izim, kolaj ve odak grubu toplantılarından oluşuyor. Bu aşama yalnızca CA ekibinin topluluktan ilham almasını sağlamıyor, ayrıca topluluk &uuml;yelerinin de s&uuml;re&ccedil; ile i&ccedil; i&ccedil;e olmasına ve kendilerini bu olumlu değişimin bir par&ccedil;ası gibi hissetmesine olanak tanıyor. Sonraki aşamada ise topluluk, projenin gelişiminde aktif rol alarak projenin inşaat s&uuml;recine de dahil oluyor. Katılımcı inşaat, katılımcıların projeye karşı sahiplik duygusu hissetmelerini sağlıyor ve t&uuml;m bu m&uuml;dahalenin uzun vadede s&uuml;rd&uuml;r&uuml;lebilirliğini g&uuml;&ccedil;lendiriyor.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/catalyticaction/c%20%281%29.jpg.jpeg" border="0" /></p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/catalyticaction/c%20%282%29.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi">L&uuml;bnan Gazze'de bulunan BASMA &ccedil;ocuk oyun alanı, 2017</span></p> <h3>Projelerinizin &ccedil;oğu, savaş/&ccedil;atışma sonrası mekanlar veya m&uuml;lteci kampı gibi &ccedil;etin alanlardaki eğitim, oyun ve rekreasyon işlevlerinin yeniden &uuml;retilmesini kapsıyor. Bu gibi topluluklar i&ccedil;in tasarım yapmak konusunda neler &ouml;ğrendiniz?</h3> <p>İnşa ettiğiniz şeyin uzun vadede istikrarının sağlanabilme ihtimalinin az olması hari&ccedil;, bu alanlarda &ccedil;alışmanın &ccedil;ok farklı olduğunu d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;yoruz. Bununla beraber &ccedil;alışmalarımız esnasında, yerel toplulukların inşaat s&uuml;recine aktif olarak katılımını sağlamanın, becerileri aktarabilmenin ve -&ouml;zellikle de inşaat s&uuml;reci aracılığı ile yeni beceriler ve teknikler iletebilecek durumda iseniz- katılımcıların hayatında uzun s&uuml;reli değişimler yaratacak &ouml;ğrenim s&uuml;re&ccedil;leri i&ccedil;in fırsatlar oluşturmanın &ouml;nemli olduğunu &ouml;ğrendik. Kalkınma mimarisinde &uuml;r&uuml;n&uuml;n, onu &uuml;reten katılımcı s&uuml;re&ccedil;ten ayrı tutulamayacağına, yerel toplum &uuml;yeleri, y&ouml;netici kuruluşlar, uluslararası kuruluşlar gibi t&uuml;m akt&ouml;rler i&ccedil;in kapsayıcı/katılımcı olması gereken s&uuml;re&ccedil;ler ile elde edilmesi gerektiğine inanıyoruz.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/catalyticaction/b%20%282%29.jpg.jpeg" border="0" /></p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/catalyticaction/b%20%281%29.jpg.jpeg" border="0" /></p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/catalyticaction/b%20%283%29.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi">L&uuml;bnan'da bulunan Suriyeli m&uuml;lteciler i&ccedil;in yapılmış kampta kurulan ge&ccedil;ici Jarahieh okul projesi, 2016.</span></p> <h3>Şu sıralar hangi projeler ile ilgileniyorsunuz, gelecek planlarınız nedir?</h3> <p>Şu an, daha &ouml;nce de s&ouml;z&uuml;n&uuml; etmiş olduğum oyun alanı programımızı b&uuml;y&uuml;tmeye &ccedil;alışıyoruz. Ayrıca pavyonlar ve statlar gibi kısa s&uuml;reli etkinlik yapılarının insani yardım amacı i&ccedil;in yeniden kullanımı fikrini geliştirmek &uuml;zerine de &ccedil;alışmalarımız mevcut. Ge&ccedil;tiğimiz yıl Jarahieh Okulu projesi ile bunun &uuml;zerine bir pilot uygulama ger&ccedil;ekleştirdik; şu an bu fikir ve &ccedil;alışmanın s&uuml;rd&uuml;r&uuml;lebilir inşaat dalında <a target="_blank" href="https://www.lafargeholcim-foundation.org/projects/pavilion-re-claimed">LafargeHolcim &Ouml;d&uuml;l&uuml;</a>&rsquo;ne layık g&ouml;r&uuml;lmesinden de mutluluk duyuyoruz.</p> <h3>G&ouml;&ccedil; bug&uuml;n d&uuml;nyadaki, k&uuml;resel &ouml;l&ccedil;ekte en tartışmalı sorunlarından biri. Konuya &ouml;zellikle mimari yaklaşımlar &uuml;zerinden bakarsak &ccedil;ok &ccedil;etrefilli bir durum var. G&ouml;&ccedil; konusunda mimarın ve mimarinin rol&uuml;ne dair neler d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorsunuz?</h3> <p>Bizce mimarlar bu ve diğer k&uuml;resel meselelere bakıp, nasıl faydalı olabilecekleri konusunda kendilerini sorgulamalılar. Şahsen, bu yaklaşımın farklı nedenlerden &ouml;t&uuml;r&uuml; sık&ccedil;a bu sekt&ouml;rde eksikliğinin g&ouml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml;n&uuml; d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum; bunlardan birisi de belirli krizlere karşı ne yapabilecekleri konusunda mimarların yetersiz bir farkındalığa sahip olması. Oysa ki, mimarlar, acil durumlarda olduk&ccedil;a yararlı olabilecek (planlama, b&uuml;t&ccedil;eleme, inşaat gibi) geniş bir bilgi birikimine sahip. CatalyticAction, d&uuml;nyanın d&ouml;rt bir yanından gelen mimarların, projelerin uygulama aşamasına katılabildiği farklı at&ouml;lye &ccedil;alışmaları y&uuml;r&uuml;t&uuml;yor. Y&uuml;r&uuml;tt&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z at&ouml;lye &ccedil;alışmaları boyunca, mimarların sekt&ouml;rdeki potansiyel rolleri &uuml;zerine giderek daha da fazla farkındalık sahibi olduklarını ve nasıl bir yaklaşım g&ouml;sterecekleri konusunda daha fazla bilgi edinmeye hevesli olduklarını fark ettik.</p> <p>Daha fazla bilgi edinmek veya CatalyticAction'ın projelerine destek olmak i&ccedil;in <a target="_blank" href="http://www.catalyticaction.org">buraya</a>&nbsp;tıklayabilirsiniz.</p> Thu, 12 Oct 2017 13:35:00 +03 "Taş, Buranın Yaşamına Dair Birçok Anlamı İçeren Bir Malzeme" http://www.arkitera.com/soylesi/index/detay/asli-ozbay_kapadokya_tas_malzeme/976 Burcu Bilgiç <img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/soylesi02/asli_ozbay_tas_malzeme/20170427_114152.jpg.jpeg" width="640" /><br/><br><br><br>Taş dosyasını, 2010'dan bu yana Kapadokya'da, Uçhisar merkezli Argos Yapı'nın başında olan, taşla ilişkisinin gün geçtikçe daha derinleştiğini bildiğimiz Aslı Özbay ile yaptığımız söyleşiyle kapatıyoruz.<br><br><h3>Facebook iletinizde g&ouml;rd&uuml;m, "Biz severiz taşla uğraşmayı" demişsiniz. Kişisel bir soru sorarak başlıyorum ben de: Ne ifade ediyor taş sizin i&ccedil;in?</h3> <p>Kapadokya'da yaşamaya başlayana kadar, '&ccedil;ok g&uuml;zel ve olanaklı bir mimari malzeme' idi. Ama buradaki taş, 'barınma, sığınma, yaşama, sanat, gelenek, ekoloji, heykel...' gibi, daha derin, daha buranın yaşamına ait bir&ccedil;ok anlamı birden i&ccedil;eren bir malzemeye d&ouml;n&uuml;şt&uuml;.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/asli_ozbay_tas_malzeme_2/arkiteraROP_2017%20%281%29.jpg.jpeg" border="0" /></p> <h3>Argos in Cappadocia'da taşla birden fazla y&ouml;ntemle &ccedil;alışıyorsunuz diye tahmin ediyorum. Bir mağara olarak kullanılan, yerin altında oyularak negatif hacme d&ouml;n&uuml;şen taş var; bir de &ouml;r&uuml;lerek şekillenen, duvara, tonoza d&ouml;n&uuml;şerek y&uuml;kselen taş. Bunların ikisinin beraber mek&acirc;n oluşturma hik&acirc;yesi nasıl s&uuml;regeliyor? Belli bir desen, işlevsel bir ayrışma var mı?</h3> <p>&Ccedil;ok uzun y&uuml;zyıllar boyunca oyarak, i&ccedil;ine ilişerek ve sadece mağaraların i&ccedil;inde yaşamış insanoğlu Kapadokya'da. Yaşama alanlarını da ahırları ve samanlıkları da mağaralarda &ccedil;&ouml;zm&uuml;şler. Dışarıdan mağara oymak i&ccedil;in a&ccedil;tıkları kapıların zamanla eriyip bozulmasını yavaşlatabilmek i&ccedil;in 'sa&ccedil;ak' niyetine giriş tonozları yapmışlar kayaların &ouml;n&uuml;ne. Bu tonoz girişler zaman i&ccedil;inde odalara d&ouml;n&uuml;şm&uuml;şler... diye ilerliyor hikaye.</p> <p>Kapadokya'nın yeraltındaki 'yerleşik d&uuml;zen' yaşama k&uuml;lt&uuml;r&uuml;n&uuml; kimi akademisyen Frigler, bir&ccedil;oğu ise Hititler'den başlatıyor. Akademi, bu b&ouml;lgedeki sivil mimariyi doğru d&uuml;r&uuml;st &ccedil;alışıp, bilgiyi yaygınlaştırmadı. Kapadokya'nın sivil yaşam k&uuml;lt&uuml;r&uuml;ne ait hala eksik/yanlış bilinen &ccedil;ok şey var. Benim tahminim, tarıma dayalı yerleşik yaşam, Osmanlı'ya kadar b&uuml;y&uuml;k &ouml;l&ccedil;&uuml;de yeraltında, kayaların i&ccedil;inde ge&ccedil;iyor. Osmanlı ile akınlar, baskınlar sona erip, barış ve istikrarın sağlandığı d&ouml;nemlerde, insanlar mağaralardan yer &uuml;st&uuml;ne y&uuml;kselip, k&acirc;gir odalar yapma cesareti buluyorlar. Kapadokya evlerinin en g&ouml;rkemlileri, 19. y&uuml;zyılın zenginlikleri ve Tanzimat sonrası etkileriyle birlikte ortaya &ccedil;ıkmaya başlıyor; evler b&uuml;y&uuml;yor, bezemeler cephelere yansıyor... M&uuml;thiş silmeler, konsollar, heykele d&ouml;n&uuml;şt&uuml;r&uuml;lm&uuml;ş kapılar/pencereler, ge&ccedil; d&ouml;nemin eserleri olarak beliriyor.</p> <p>Bu &ouml;yk&uuml;, Kapadokya'nın her k&ouml;y&uuml;nde, oranın sosyo-k&uuml;lt&uuml;rel tarihine bağlı olarak farklılaşıyor. Mesela U&ccedil;hisar, 11. yy'dan itibaren T&uuml;rkmenleşen bir k&ouml;y. Argos in Cappadocia da, 1970'lerde taş taş s&ouml;k&uuml;lerek hafriyat alanına d&ouml;nd&uuml;r&uuml;lm&uuml;ş bir mahallenin yaşama d&ouml;nd&uuml;r&uuml;lmesi projesi. Biz burada, asırlardan buyana oyulmuş olanı, molozlarından arındırıp g&uuml;n y&uuml;z&uuml;ne &ccedil;ıkararak, kayaların &uuml;zerinden s&ouml;k&uuml;len taş evlerin izlerini s&uuml;r&uuml;yoruz. Bulduklarımızı ayağa kaldırıyor, aradaki boşlukları yeni işlevin ihtiya&ccedil;ları doğrultusunda tasarlayarak, mevcut dokuya eklemleniyoruz. Bir t&uuml;r tarih dedektifliği yapıyoruz ve bulduklarımızdan &ccedil;ok şey &ouml;ğreniyoruz.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/asli_ozbay_tas_malzeme_2/arkiteraROP_2017%20%282%29.jpg.jpeg" border="0" /></p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/asli_ozbay_tas_malzeme_2/arkiteraROP_2017%20%283%29.jpg.jpeg" border="0" /></p> <h3>Taş ile &ccedil;alışmak (U&ccedil;hisar taşı da diyebiliriz buna) nasıl şekillendiriyor mimariyi? Buranın taşı nelere izin veriyor?</h3> <p>Buranın taşı &ccedil;ok şeye imk&acirc;n veriyor ama alanın heykelsi doğası ve koruma alanları, bu d&uuml;rt&uuml;leri kontrol altında tutmayı gerektiriyor. Dokunmaya kıyamadığınız bir alan Kapadokya. Bizim deneyimimiz daha &ccedil;ok detaylarda yenilikler aramak y&ouml;n&uuml;nde ilerledi bug&uuml;ne dek &ccedil;&uuml;nk&uuml; hep, asırlık yeraltı dokularını korumakla uğraştık. G&uuml;n&uuml;n birinde, nefis bir blok kaya i&ccedil;inde mek&acirc;n yaratma deneyimine kavuşabilmeyi umuyorum. Bu hen&uuml;z ger&ccedil;ekleşmedi.</p> <p>U&ccedil;hisar taşı pek sorunlu bir kayadır. &Ccedil;ok nefis pembemsi bir rengi var ama &ccedil;ok yumuşak, fena d&ouml;k&uuml;l&uuml;yor, aralarda kumul katmanlar &ccedil;ok fazla, vs... G&ouml;reme'nin t&uuml;f&uuml; &ouml;yle değil mesela, &ccedil;ok daha sağlam bir blok var orada. Zaten insanlar da bunu keşfetmişler ve en g&ouml;rkemli manastırlarını buldukları en sağlam kayalıkların i&ccedil;ine yapmışlar. Mağara mimarisinin &ccedil;ok etkileyici &ouml;rneklerini kiliselerden izlemek m&uuml;mk&uuml;n.</p> <p>Tabii taş (volkanik t&uuml;f) &ouml;zellikle mimari a&ccedil;ıdan sınırsız olanaklar sunan bir malzeme: Kayaoyma mek&acirc;nlarda, al&ccedil;ı/sıva kadar 'pırıl' kesilmiş duvarları, oymalarla bezenmiş tavanları olan mağara odalardan; kıvrımları, kabalığı ve değişken duvar dokularıyla, i&ccedil;ine tırlar sığacak b&uuml;y&uuml;kl&uuml;kteki mek&acirc;nlara varan &ccedil;eşitlilikte tasarımlara el veriyor Kapadokya'nın kayalıkları.</p> <p>Kapadokya'da sanat&ccedil;ıların da işi &ccedil;ok zor &ccedil;&uuml;nk&uuml; zaten doğa &ouml;yle bir sanat &uuml;r&uuml;n&uuml; ortaya koymuş durumda ki, bununla başedebilmek kolay değil.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/asli_ozbay_tas_malzeme_2/arkiteraROP_2017%20%285%29.jpg.jpeg" border="0" /></p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/asli_ozbay_tas_malzeme_2/arkiteraROP_2017%20%286%29.jpg.jpeg" border="0" /></p> <h3>Yeni yapım teknikleri deniyor musunuz? U&ccedil;hisar'a veya daha geniş kapsamda b&ouml;lgeye &ouml;zg&uuml; yapım tekniklerini g&ouml;zlemleyebildiğiniz &ouml;rnekler var mı?</h3> <p>Evet, hem yeni mek&acirc;nın gereklilikleri hem de dokunun zorlamaları nedeniyle denediğimiz yeni, karma teknikler oluyor. Taştan vazge&ccedil;meden, &ccedil;elikten ve betonarmeden yardım aldığımız, geleneksel duvar dokularında farklılaşmalara gittiğimiz durumlar yaşadık, yaşıyoruz. Ama bunları yaparken temel kabul&uuml;m&uuml;z&uuml; unutmamaya &ouml;zen g&ouml;steriyoruz: 'haddimizi bilmek' ve tarihi doku i&ccedil;inde &ouml;ne &ccedil;ıkma endişesi duymadan, mek&acirc;nın ruhunu zedelemeden yeniyi aralara yerleştirmeye, eskiyle birlikte yaşatmaya &ccedil;alışıyoruz. O nedenle yapılanlar genellikle detaylarda kendini g&ouml;steriyor ve ancak 'g&ouml;ren g&ouml;zler' anlıyor onları.</p> <p>Geleneksel dokuda da, bug&uuml;nk&uuml;ne benzer şekilde ekonomik olanaklar yapı tekniğine yansır. Kesme taşın yoğun kullanıldığı bol bezemeli yapılar, zengin işidir. Mesela Mustafapaşa/Sinasos k&ouml;y&uuml;nde, &Uuml;rg&uuml;p ve Avanos'un "paşa konaklarında" bol kemerli, b&uuml;y&uuml;k hacimli kesme-taş konaklara &ccedil;ok rastlarız. Tonoz tavanlar da zenginlik g&ouml;stergesidir: Tonoz &ouml;rt&uuml; hem alt hem &uuml;st katlarda kullanıldığında yapım işi &ccedil;etrefilleşir, yapı ağırlaşır, mekan hacimleri b&uuml;y&uuml;r, ustalık zanaat becerisi gerektirmeye başlar. Kemer-tonoz-duvar ilişkilerinde m&uuml;thiş sofistike &ccedil;&ouml;z&uuml;mlerle karşılaştığım &ouml;rnekler oldu. &Ouml;zellikle Sinasos bu a&ccedil;ıdan &ccedil;ok g&uuml;zel konakları olan bir k&ouml;yd&uuml;r. Ama U&ccedil;hisar gibi daha fakir k&ouml;ylerde daha m&uuml;tevazi malzemeyle, moloz/kaba-yonu taşlarla &ouml;r&uuml;l&uuml; zemin kat duvarları g&ouml;r&uuml;rs&uuml;n&uuml;z. Kesme taş, &uuml;st kotlardaki yaz odalarında kullanılır. Mek&acirc;nlar daha ufaktır, bezemeler seyrekleşir, &uuml;st kat tavanları 'hezen' denilen kavak str&uuml;kt&uuml;rlerle kapatılır.</p> <p>Kapadokya'nın ge&ccedil;mişinde, 700 usta barındıran bir taş ustaları loncasının varlığını ve b&ouml;lgedeki işleri onların yaptığını biliyoruz. Yapım teknikleri b&uuml;y&uuml;k &ouml;l&ccedil;&uuml;de standarttır ama yapılar b&uuml;y&uuml;y&uuml;p zenginleştik&ccedil;e, mek&acirc;n detayları da farklılaşıyor.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/asli_ozbay_tas_malzeme_2/arkiteraROP_2017%20%287%29.jpg.jpeg" border="0" /></p> <h3>Kapadokya'da kullanılan taşın yapıların s&uuml;rd&uuml;r&uuml;lebilirliğine y&ouml;nelik; iklimlendirme ve bakım kolaylığı ile maliyet a&ccedil;ısından avantajları var mı?</h3> <p>Bu ciddi bir sorun: Kapadokya t&uuml;f&uuml; ekolojik ve bezemeye elverişli bir malzeme diye nam saldı ve b&ouml;lgenin dışında &ccedil;ok fazla talep g&ouml;r&uuml;r hale geldi. Bu durum, taş ocaklarının talebe yetişememesi sonucuna &ccedil;abuk g&ouml;t&uuml;rebilir bizi. Dikkat etmek, aşırı t&uuml;ketimi kontrol etmek &uuml;zere kamu kontrol&uuml;n&uuml; sağlamak lazım.</p> <p>Ekolojik değer meselesi doğru; boşluklu ve yalıtım değeri y&uuml;ksek bir malzeme t&uuml;f. Ama duvarları &ccedil;imento esaslı har&ccedil;larla &ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml;z zaman, taşın yalıtım değerini azaltıyor &ccedil;imento. Eskiden toprak ve s&ouml;nm&uuml;ş kire&ccedil;le inşa edilen yapılarda bu sorun yok. Ama maalesef T&uuml;rkiye s&ouml;nm&uuml;ş kireci unuttu! Artık &uuml;retmiyoruz bu şahane ve ucuz malzemeyi. Yapım teknolojilerimizden &ccedil;ıkardık. Taşı &ccedil;imento bağlayıcılar ile kullanınca, yalıtım değerini korumak i&ccedil;in &ouml;zel detaylar geliştirmek, &ouml;rneğin &ccedil;ift duvarlar yapmak gerekiyor. Bu da, maliyeti avantaj olmaktan &ccedil;ıkarıyor. Bu vesileyle vurgulamak isterim: Restorasyon sekt&ouml;r&uuml;n&uuml;n, s&ouml;nd&uuml;r&uuml;lm&uuml;ş kirece ihtiyacı var. T&uuml;rkiye gibi bir kire&ccedil; &uuml;lkesinde artık bunu &uuml;retmiyor oluşumuz b&uuml;y&uuml;k gaflet.</p> <p>Kapadokya taşı, b&ouml;lge dışı piyasada daha &ccedil;ok dekorasyon ve kaplama ama&ccedil;lı kullanılıyor. Ankara Belediyesi'nin yaptırdığı o dehşet veren kent kapılarında Kapadokya'nın taşlarını kullandılar (suistimal ettiler) mesela. Her g&ouml;r&uuml;ş&uuml;mde kahroluyorum... S&uuml;slemeli ş&ouml;mineler i&ccedil;in hazırlanan taş blokların kıtalar arası seyahat ettiğini biliyorum. G&uuml;n&uuml;m&uuml;z CNC teknolojisinde artık Kapadokya taşına bu kadar ihtiya&ccedil; yok, her &ccedil;eşit taş rahatlıkla kesilip şekillendirilebiliyor. Sekt&ouml;r&uuml;n, taşımızı rahat bırakmasını ve arsızlık nedeniyle doğayı tahrip edecek gereksiz taş ocakları a&ccedil;tıracak taleplerden uzak durulmasını umuyorum.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/asli_ozbay_tas_malzeme_2/arkiteraROP_2017%20%2810%29.jpg.jpeg" border="0" /></p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/asli_ozbay_tas_malzeme_2/argosBEZIRHANE_2%20%285%29.jpg.jpeg" border="0" /></p> <h3>Hem yeniden inşa hem restorasyon hem de yeni yapıların yapıldığı olduk&ccedil;a karma bir proje alanı var elinizde. Dokunun devamlılığını sağlayacak kararları alırken sizi y&ouml;nlendiren prensipler var mı?</h3> <p>Elbette... Turgut Cansever'i saygı ve sevgiyle bir kez daha analım; onun &ouml;ğretilerinden yararlanıyoruz. &Ccedil;alışmakta olduğumuz alan, 1996'da burası i&ccedil;in d&uuml;ş&uuml;nmeye başlayan Turgut Bey'in felsefesini anlamak ve s&uuml;rd&uuml;rmek a&ccedil;ısından elverişli bir zemin hazırlıyor: Kır-kent farklılaşması; &ccedil;ok katmanlı tarihi bir k&ouml;y mek&acirc;nını kentsel &ouml;zentilerle d&ouml;n&uuml;şt&uuml;rmeme duyarlılıkları; alanın tarihi derinliğini anlamak ve buna saygı g&ouml;steren bir yenileşme tavrını s&uuml;rd&uuml;rmek; yeni olanı farklılaştıracağım diye haddini aşmamak; &ouml;ne &ccedil;ıkmaya değil 'araya kaynamaya', eski olanın yanında adap ile var olmaya &ccedil;alışmak... Argos'da bunu yapmaya &ccedil;alışıyoruz.</p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/asli_ozbay_tas_malzeme_2/arkiteraROP_2017%20%284%29.jpg.jpeg" /></p> <h3>Yeni taş ustaları yetişmesine &ouml;nem verdiğinizi biliyorum, pratikle bu kadar i&ccedil; i&ccedil;e bir mimari proje y&uuml;r&uuml;t&uuml;rken usta ile mimar iletişiminin şehirdekinden farklı olduğunu &ouml;ng&ouml;r&uuml;yorum. Taş ustası ne anlama geliyor proje i&ccedil;in?</h3> <p>Onlardan &ccedil;ok şey &ouml;ğreniyoruz... Taşı ve kayayı &ccedil;ok iyi tanıyorlar. Hayatları taşın i&ccedil;inde yaşayarak ge&ccedil;miş. Babadan, dededen biliyorlar onu nasıl işleyeceklerini, sorunlarıyla nasıl başedeceklerini. Taş ustalarımız, statik, mekanik, jeolojik konularda m&uuml;hendislerin yetersiz kaldığı bir&ccedil;ok durumda ciddi destek sağlıyor bize. Ayrıca, sınıfların varlığının sorgulanır hale geldiği bu &ccedil;ağda "emek&ccedil;i" kavramının i&ccedil;ini her anlamda onlar dolduruyorlar. Bunu b&uuml;y&uuml;k bir tevazu ve tevekk&uuml;lle yapıyorlar. B&ouml;lge i&ccedil;in &ccedil;ok temel bir değeri, zanaatı s&uuml;rd&uuml;r&uuml;yorlar. Varlıkları &ccedil;ok &ouml;nemli ve &ccedil;ok değerli.</p> Thu, 05 Oct 2017 16:00:00 +03 "Nerede olduğunuzu bilmiyorsunuz, burası gizemli ve opak bir dünya" http://www.arkitera.com/soylesi/index/detay/freeman-lowe/975 Burcu Bilgiç <img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/soylesi02/freeman_lowe/IMG_9590.jpg.jpeg" width="640" /><br/><br><br><br>Seyirciyi, karşı kültür referanslı mimari senaryolar ile bu dünyadan o dünyaya çeken ABD'li ikili Jonah Freeman & Justin Lowe'la, İstanbul Bienali kapsamında inşa ettikleri "Scenario in the Shade/ Gölgede Senaryo" işlerini konuştuk.<br><br><p><span class="fotograf-yazi">Fotoğraflar: Burcu Bilgi&ccedil;</span></p> <p>Jonah Freeman &amp; Justin Lowe ikilisinin "Scenario in the Shade/ G&ouml;lgede Senaryo" isimli işi, İstanbul Bienali'nin Galata Rum Okulu ayağında, var olan mekanı tanınmaz hale getiren karakteriyle en yabancı, internet ve pop k&uuml;lt&uuml;r g&ouml;ndermeleriyle ise en tanıdık işlerinden. Birleşik Devletler menşeli ikili, sergilerinde kullandıkları malzemenin ve mecranın bolluğu ve &ccedil;ok katmanlılığıyla, seyirciyi ger&ccedil;ekte bulunduğundan farklı bir senaryonun i&ccedil;ine &ccedil;ekiveriyorlar. &Ouml;yle ki işlerin fotoğraflarına bakınca "Burası kesinlikle Rum Okulu olamaz." demek olası. Kariyerlerinin başından beri senaryolar &uuml;reten ve yazdıkları senaryoların mimari mekanlarını kurarak ilerleyen ikilinin bienal i&ccedil;in hazırladıklar yerleştirme, son d&ouml;rt yıldır &uuml;zerinde &ccedil;alıştıkları San San isimli kurgusal şehrin gen&ccedil;lerinin &uuml;rettiği alt-k&uuml;lt&uuml;re odaklanıyor. &Ccedil;eşitli sanatsal mecraların &uuml;st &uuml;ste binmesiyle oluşan bu yoğun kolajı inşa ederken (biraz yorgun g&ouml;z&uuml;k&uuml;yorlarsa ondandır), Galata Rum Okulu'nda, Jonah ve Justin'le konuştuk:</p> <p><strong>Farklı medyaları bir arada kullanarak b&uuml;y&uuml;k &ouml;l&ccedil;ekli enstalasyonlar yapıyorsunuz. Bazı kalıplar i&ccedil;inde d&uuml;ş&uuml;necek olursak, işlerinizi heykel ve mimarlıkla ilişkilendirmek m&uuml;mk&uuml;n. Kullandığınız medyayı nasıl tarif ediyorsunuz?</strong></p> <p><strong>Jonah:</strong> İşlerimiz heykelle ve mimarlıkla kesinlikle ilişkili. Genellikle "mimari senaryolar" kelimesini kullanıyoruz. Film setleri, hem teknik a&ccedil;ıdan hem de yapmaya &ccedil;alıştığımız şey a&ccedil;ısından; ayrıntılara inmekten, d&ouml;nem odalarına, hikayenin karakterlerini oluşturmaya kadar yararlandığımız &ouml;nemli bir referans noktası. Bi&ccedil;im ve işlev, hacim ve mek&acirc;n gibi daha başka şeylerle meşgul olan katı bir mimarlık pratiğinin veya nesne odaklı olabilen heykelin aksine, sinematik forma benzer olduğunu d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;m hikaye tarafıyla i&ccedil; i&ccedil;eyiz.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/freeman_lowe/IMG_9709.jpg.jpeg" border="0" /></p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/freeman_lowe/IMG_9713.jpg.jpeg" border="0" /></p> <p><strong>Bana g&ouml;re işlerinizi &ccedil;ekici kılan şeylerden biri de &ouml;l&ccedil;ek. &Ouml;l&ccedil;ek kelimesini enstalasyonlardaki iki durum i&ccedil;in kullanıyorum: ilki işin fiziksel b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;, geniş bir alanı labirent gibi kaplıyor olması; diğeri ise kurduğunuz hik&acirc;yenin zaman diliminin genişliği, neredeyse tarih yazımına varan hali. Bu b&uuml;y&uuml;k &ouml;l&ccedil;eklerden ve yarattıkları kompleks durumdan nasıl yararlanıyorsunuz?</strong></p> <p><strong>Justin:</strong>&nbsp;Her durumda bize verilen mek&acirc;nın belirli &ouml;zellikleriyle meşgul oluyoruz ve neredeyse her zaman verilen mek&acirc;nı yok ediyoruz; galerinin veya sergi mekanının daha &ouml;nce nasıl g&ouml;z&uuml;kt&uuml;ğ&uuml;n&uuml; bilemiyorsunuz, eski haline dair hi&ccedil;bir iz bırakmıyoruz, b&ouml;l&uuml;yoruz, fazladan seviyeler ekliyoruz vs. Mek&acirc;nın i&ccedil;inde hareket etme şeklinin ise, cismen var olmayan bir kamera gibi olmasını istiyoruz, ki seyirci sinematik bir deneyim yaşayabilsin. Bu y&uuml;zden, mekanlardan ge&ccedil;iş s&uuml;relerine ve bir mek&acirc;ndan başka bir mek&acirc;na ge&ccedil;erken olan &ouml;l&ccedil;ek değişiminin algıyı nasıl etkilediğine bakıyoruz. İşin odalarında ve diğer mekanlarında, daha &ouml;nce olan olayların izlerini taşıyan, mek&acirc;nı daha &ouml;nce kullananların kim olduğuna dair fikir verecek ayrıntılar veriyoruz. Fakat işin i&ccedil;inde tiyatro veya performans yok; onun yerine, sanki terk edilmiş bir binada dolaşıyormuşsunuz gibi, s&uuml;rekli bir boşluk hissi var.</p> <p><strong>Jonah:</strong>&nbsp;Evet, bu insansızlık durumu &ouml;nemli. &Ouml;l&ccedil;ek sorusuna d&ouml;necek olursak, odaların yığılması, bir şekilde hikayeye ve odalar arası jump-cut* ge&ccedil;işlerdeki uyumsuzluğa vurgu yapacak mini odaların olması a&ccedil;ısından yararlı. Burası gibi, bizim i&ccedil;in g&ouml;receli olarak k&uuml;&ccedil;&uuml;k mekanlardan, 600 m2'yi bulan, 40 oda yapabildiğin &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k alanlara kadar değişen &ouml;l&ccedil;eklerde &ccedil;alışıyoruz. İş her zaman mimariye bir cevap oluyor.</p> <p><strong>Justin:&nbsp;</strong>Bu aslında daha &ouml;nceki işlerimizden par&ccedil;aları birleştirdiğimiz bir iş, bazı ekler ve yeniden d&uuml;zenlenen kısımlar var, fakat odaların karakterleri aynı.</p> <p><strong>Jonah:</strong>&nbsp;Bazı yeni eklentiler var. Yeni par&ccedil;alardan, eski par&ccedil;alar ve yaptığımız filmlerden oluşan bir alb&uuml;m...</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/freeman_lowe/IMG_9717.jpg.jpeg" border="0" /></p> <p><strong>Arka plandaki hik&acirc;ye devam ediyor o halde.</strong></p> <p><strong>Jonah:&nbsp;</strong>Ge&ccedil;tiğimiz d&ouml;rt yıldır &uuml;zerinde &ccedil;alıştığımız hikaye San San, f&uuml;t&uuml;rist Herman Kahn'ın 1967 yılında &ccedil;ıkardığı "2000 yılı" isimli kitaba dayanıyor. Kahn'ın &ouml;ng&ouml;r&uuml;s&uuml;, 2000 yılına gelindiğinde, San Diego, San Francisco ve California'nın 5023 km boyunca devam eden tek ve dev bir şehir olmasıydı. Bu &ouml;ng&ouml;r&uuml; ger&ccedil;ekleşmedi, fakat biz ger&ccedil;ekleşmiş gibi hareket ediyoruz. Bu bir dizi i&ccedil; mekan, bitimsiz bir kentsel &ccedil;evrenin bir şekilde dile gelmiş hali ve biz s&uuml;rekli bunun &uuml;zerine inşa ediyoruz. Filmler bu hikayeye temas ediyor, grupların ve odaların &ccedil;eşitli temsilleri bu hikayeye temas ediyor; b&ouml;ylece hikaye, &uuml;st&uuml;nde &ccedil;alışacağımız şemsiye bir yapı haline geliyor. İşin temel omurgasının son d&ouml;rt senedir bu olduğunu s&ouml;yleyebilirim.</p> <p><strong>İşlerinizin &uuml;zerine kurulu olduğu hikaye, ger&ccedil;ek ve ger&ccedil;ek olmayan (kurgusal) arasında bir yerde dolanıyor. "Uydurma tarih" diye nitelendirebilecek bu aralık neden ilginizi &ccedil;ekiyor?</strong></p> <p><strong>Justin:&nbsp;</strong>Paranoya bir mecra olabilir. Ger&ccedil;ekten olup olmadığdan ş&uuml;phe etmek zorunda kaldığın bir hikaye ile &ccedil;alışıyor olabilirsin. Bu &ccedil;eşit bir tansiyon, belirsizlik ve katmanlılık; &uuml;zerinde zaman harcamaya ve kullanmaya değer. Bir &ccedil;eşit klişe ama: Ger&ccedil;ek, kurgudan daha garip... D&uuml;nyada halihazırda &ccedil;ok fazla şey var, &uuml;zerinde sadece hafif b&uuml;k&uuml;lmeler yapabilirsiniz.</p> <p><strong>Jonah:</strong>&nbsp;B&uuml;k&uuml;lm&uuml;ş ve saptırılmış olma fikri &ouml;nemli. Bir dereceye kadar yabancı g&ouml;z&uuml;ken bir &ccedil;evrenin i&ccedil;inde hareket ediyorsunuz. Dil ve stil biraz yabancı fakat hala pop k&uuml;lt&uuml;re dahil, tanıdık bir tonu, rengi ve grafiği var. Size anlamlı gelen bir dinamiği var, fakat ne ifade ettiğini tam olarak bilmiyorsunuz. Nerede olduğunuzu bilmiyorsunuz, burası gizemli ve opak bir d&uuml;nya. Yarattığımız bu b&uuml;t&uuml;n &ccedil;evreler tamamen kurgusal, daha &ouml;nce var olmamışlar, fakat bir şekilde mimarinin par&ccedil;ası olmayı &ouml;neriyorlar. İ&ccedil;eri giren biri burayı binanın bir par&ccedil;ası veya başka bir yapı sanabilir. Bu şekilde ger&ccedil;ek olanla ger&ccedil;ek olmayanı karıştırıyorlar. Bu bir &ccedil;eşit bilişsel tutarsızlık.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/freeman_lowe/IMG_9726.jpg.jpeg" border="0" /></p> <p><strong>İşlerinizde uyuşturucu k&uuml;lt&uuml;r&uuml;ne ve karşı k&uuml;lt&uuml;re referanslar var. Mesela &ouml;nceki işlerinizdeki protogonistiniz Dr. Arthur Cook, kendi tasarladığı bir uyuşturucuyla, se&ccedil;kin m&uuml;şterilere hizmet veren bir bilim adamıydı. Siz de mimari senaryolarınızda, belirsizlik ve algılarda tutarsızlık &uuml;zerine yoğunlaşıyorsunuz. Zaman zaman eski protogonistinizle benzer bir pozisyonda olabilir misiniz?</strong></p> <p><strong>Jonah:</strong>&nbsp;Uyuşturucu deneyimine benzer bir deneyim yaşatmaya dair bilin&ccedil;li bir ama&ccedil; olduğunu s&ouml;yleyemem.</p> <p><strong>Justin:</strong>&nbsp;Bence y&uuml;ksek, zihninizi aktive eden bir deneyim.</p> <p><strong>Jonah:</strong>&nbsp;Evet. Duyularınızı, i&ccedil;inde olduğunuz &ccedil;evrenin dokularına, yerlere, tavana, eğer duvara bir poster asılmışsa o postere daha &ccedil;ok farkında hale getiren bir deneyim. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; &ccedil;oğunlukla hepimiz şehrin ve mimarlığın g&ouml;rsel g&uuml;r&uuml;lt&uuml;s&uuml;n&uuml;n &ccedil;oğunu bloke ediyoruz. Bu t&uuml;r bir ka&ccedil;amak, sizi herhangi bir yerdeki ger&ccedil;ekliğinizden &ccedil;ıkarıp başka bir şeyin i&ccedil;ine &ccedil;ekiyor, ki bu da uyuşturucu k&uuml;lt&uuml;r&uuml;yle benzer olabilir.</p> <p><strong>Daha teknik bir soruyla devam etmek istiyorum. Mimari senaryoları kurmaya nereden başlıyorsunuz? Yazı mı, &ccedil;izim mi, model mi, yoksa hepsi aynı anda mı?</strong></p> <p><strong>Jonah:</strong>&nbsp;Bunların hepsini kullanıyoruz. Senaryo formunda, sahne ve karakter betimlemesi formunda yazılmaya devam eden bir hayli metin var. Bu metinler, bir &ccedil;eşit malzeme yığını olmaya doğru birikme eğilimindeler. Belli bir mekanda &ccedil;alışmaya başladığımız zaman ise hemen &ccedil;izim ve model yapmaya başlıyoruz; fiziksel model değil 3 boyutlu g&ouml;rselleştirme yapıyoruz. Pek &ccedil;ok kaynak malzeme var. Ne yaptığımıza bağlı olarak dışarı &ccedil;ıkıyoruz; mesela &Ccedil;in mahallesindeki bir eczaneye gidip &ccedil;ektiğimiz fotoğraflar model i&ccedil;in referans olabiliyor. Yani işin inşa etmeden &ouml;nceki b&uuml;y&uuml;k bir kısmı strateji oluşturma, d&uuml;ş&uuml;nme, kaynakları ve mobilyaları bulma, ila&ccedil; şişelerini yapmayı kapsıyor.</p> <p><strong>Justin:</strong>&nbsp;Nesneleri satın almak, bir miktar photoshop ve basılı malzeme ile metnin yerini almak, ve bu g&ouml;r&uuml;nt&uuml;yle oynamak bir &ccedil;eşit yakınlık sağlıyor bence. Bir yanda da tonlarca Google g&ouml;rseli araştırması devam ediyor.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/freeman_lowe/IMG_9741.jpg.jpeg" border="0" /></p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/freeman_lowe/IMG_9748.jpg.jpeg" border="0" /></p> <p><strong>Galata Rum Okulu'nda yaptığınız işe d&ouml;nersek, San San arka planı &uuml;zerinden devam eden hikaye nedir burada?</strong></p> <p><strong>Jonah:</strong>&nbsp;Buradaki iş, daha &ouml;nce New York'ta yaptığımız bir senaryonun par&ccedil;ası ve g&uuml;ncellenmiş hali. Buradaki hikaye San San gen&ccedil;lerinin alt-k&uuml;lt&uuml;r&uuml;ne yoğunlaşıyor. Yerleştirmedeki her odanın, bu gen&ccedil; alt-k&uuml;lt&uuml;r&uuml;n takılma mekanı veya yerleşim yeri olduğu farz ediliyor. Girdiğiniz ilk oda "Shade", bir sonraki "Bamboo Union", havlu ve oyun konsolunun olduğu oda "Go Go Kudo", arkadaki satış alanıysa "Disco Creeps"; bunlar d&ouml;rt farklı &ccedil;ete. Bu farklı &ccedil;etelerin arka plan hikayelerini anlatan bir filmimiz var. Film, odaların ne olduğuna dair, anlatısal bir bakış a&ccedil;ısı sunuyor. Odalardan bir&ccedil;oğu filmde set olarak kullanıldı; bu y&uuml;zden filmde, izlediğinizde işin belli bazı dekorlarını ve duvarlarını g&ouml;r&uuml;yorsunuz; b&ouml;ylece malzemenin &ccedil;ok boyutlu deneyimine sahip oluyorsunuz.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/freeman_lowe/IMG_9755.jpg.jpeg" border="0" /></p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/freeman_lowe/IMG_9774.jpg.jpeg" border="0" /></p> <p><strong>Bir &ccedil;eşit tanıdıklık hissi veren pop &ouml;geler olduğunu konuştuk, aynı şekilde google imajlarının getirdiği estetiğe de bir şekilde hepimiz aşinayız. Bu veriler &uuml;zerinden işin bu bienal ve bu coğrafyada okunabilir olduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yor musunuz?</strong></p> <p><strong>Justin:</strong> Bilmiyoruz, merak ediyoruz ve keşfetmeye hazırız. Bazen Birleşik Devletler'de bile okunabilir olduğundan, ya da tamamen bizim kendi d&uuml;nyamız olup olmadığından emin olamıyorum. Hi&ccedil; bir zaman emin olamazsınız.</p> <p><strong>Jonah:</strong>&nbsp;&Ouml;zellikle kentsel bir &ccedil;evrenin dilinden bahsediyoruz, ki İstanbul da kesinlikle bu kentsel dile sahip. D&uuml;nyadaki &ccedil;ağdaş kentsel &ccedil;evre giderek daha benzer hale geliyor gibi g&ouml;z&uuml;k&uuml;yor, bu a&ccedil;ıdan bakıldığında paylaşılan ortak bir deneyim var. Mesela işin i&ccedil;indeki filmlerin pek &ccedil;oğu Bollywood filmleri, bazı nesneler &Ccedil;in'den geliyor, yani bir&ccedil;ok farklı k&uuml;lt&uuml;rden malzeme koyuyoruz. İş, kesinlikle Birleşik Devletler'e &ouml;zel bir iş değil, daha global bir şehir gibi g&ouml;z&uuml;kmesini istiyoruz.</p> <p><span class="fotograf-yazi">*Filmlerde veya televizyonda bir sahneden diğerine ani ge&ccedil;iş.</span></p> Fri, 29 Sep 2017 15:00:00 +03 "Çatalhöyük’ü Çatalhöyük Yapanları Anlatmak İstedik" http://www.arkitera.com/soylesi/index/detay/catalhoyuk-u-catalhoyuk-yapanlari-anlatmak-istedik/974 Özüm İtez <img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/soylesi02/bir-kazi-hikayesi/0_manset_1.jpg.jpeg" width="615" /><br/><br><br><br>Bir Kazı Hikayesi: Çatalhöyük sergisinin küratörü, ANAMED burs koordinatörü Duygu Tarkan ve ANAMED proje ve etkinlik koordinatörü, Çatalhöyük sergisi koordinatörü ve içerik geliştirme ekibinden Şeyda Çetin ile konuştuk.<br><br><p>&ldquo;<a href="http://www.arkitera.com/etkinlik/4514/bir-kazi-hikayesi--catalhoyuk">Bir Kazı Hikayesi: &Ccedil;atalh&ouml;y&uuml;k</a>&rdquo; sergisi, 1993 yılından beri Ian Hodder tarafından y&uuml;r&uuml;t&uuml;len ve bu sene sonlanan kazının 25 yıllık hikayesini i&ccedil;eriden bir g&ouml;z ile anlatıyor. Sergiyi hen&uuml;z g&ouml;rmediyseniz, 21 Haziran&rsquo;da a&ccedil;ılan sergiyi 25 Ekim&rsquo;e kadar gezebilirsiniz.</p> <h3>ANAMED&rsquo;de bir &Ccedil;atalh&ouml;y&uuml;k sergisi yapma fikri nasıl gelişti ve siz bu projeye nasıl dahil oldunuz?</h3> <p><b>Duygu Tarkan: </b>Ben yaklaşık iki yıldır burada, ANAMED&rsquo;de &ccedil;alışıyorum. Onlara s&uuml;rekli &Ccedil;atalh&ouml;y&uuml;k ile ilgili, kendi hikayelerimden bahsediyordum.<b> </b>Bir proje iptal olunca, &ldquo;Acaba seninle &Ccedil;atalh&ouml;y&uuml;k &uuml;zerine bir sergi mi yapsak?&rdquo; dediler. B&ouml;ylece kendimi bu ser&uuml;venin i&ccedil;inde buldum. G&uuml;zel de bir zamanlaması oldu &ccedil;&uuml;nk&uuml; bu yıl Ian Hodder&rsquo;ın kazı başkanlığında 1993&rsquo;te başlatılan &Ccedil;atalh&ouml;y&uuml;k projesinin 25&rsquo;inci ve son yılı.</p> <h3>K&uuml;rat&ouml;ryel s&uuml;re&ccedil;ten biraz bahsedelim. Nasıl bir &Ccedil;atalh&ouml;y&uuml;k sergisi yapmak &uuml;zere yola &ccedil;ıktınız?</h3> <p><b>Şeyda&nbsp;&Ccedil;etin</b>: Burada, ANAMED&rsquo;in misyonuna paralel olarak, Neolitik d&ouml;nemden Osmanlı d&ouml;neminin sonuna kadar, tarih, sanat tarihi, mimarlık, arkeoloji konularını inceleyen sergiler d&uuml;zenliyoruz. ANAMED aynı zamanda da bir araştırma merkezi ve arkeologlar, sanat tarih&ccedil;ileri i&ccedil;in buluşma noktası. &nbsp;Hazır alanda uzun yıllar &ccedil;alışmış Duygu gibi birisi de ekibimizin bir par&ccedil;asıyken, k&uuml;rat&ouml;ryel altyapıyı rahatlıkla oluşturabileceğimizi g&ouml;rd&uuml;k. S&uuml;re&ccedil; i&ccedil;inde Duygu ile &ccedil;ok&ccedil;a fikir alışverişinde bulunduk. &ldquo;Biz ne t&uuml;r sergiler yaptık?&rdquo;, &ldquo;Daha &ouml;nce &Ccedil;atalh&ouml;y&uuml;k &uuml;zerine ne t&uuml;r sergiler yapılmıştı?&rdquo;, &ldquo;Burada daha farklı neler s&ouml;yleyebiliriz?&rdquo;, &ldquo;ANAMED&rsquo;in misyonu ile bağlantılı olarak neler s&ouml;yleyebiliriz?&rdquo; gibi konuşurken arkeologları &ouml;ne &ccedil;ıkarma fikri ortaya &ccedil;ıktı ve &ldquo;Arkeologlar ne yapar?&rdquo; sorusuna &Ccedil;atalh&ouml;y&uuml;k &uuml;zerinden cevaplar vermeye karar verdik.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/bir-kazi-hikayesi/e.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi">2017, Bir Kazı Hikayesi: &Ccedil;atalh&ouml;y&uuml;k sergisi (fotoğraf: &Ouml;z&uuml;m İtez)</span></p> <p><b>Duygu</b>: Benim ilk k&uuml;rat&ouml;ryel deneyimimdi, o nedenle ilgin&ccedil; bir s&uuml;re&ccedil; oldu a&ccedil;ık&ccedil;ası. &Ccedil;atalh&ouml;y&uuml;k &ccedil;ok iyi bilinen bir yerleşke. Daha &ouml;nce &uuml;zerine sergiler, belgeseller, yayınlar yapıldı ama bu senenin 25&rsquo;inci ve son senesi olması nedeniyle, &ldquo;&Ccedil;atalh&ouml;y&uuml;k&rsquo;&uuml; &Ccedil;atalh&ouml;y&uuml;k yapanları g&ouml;sterelim&rdquo; dedik. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;, &Ccedil;atalh&ouml;y&uuml;k&rsquo;&uuml;n son 25 yıl i&ccedil;inde meşhur bir alana d&ouml;n&uuml;şmesini sağlayan aslında bu proje ve onun buluntuları. Bu işin mutfağındaki insanları ve t&uuml;m o bilgilere nasıl ulaşıldığını g&ouml;stermek istedik. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bir&ccedil;ok insanın kafasında &ldquo;Arkeologlar ne yapar?&rdquo; kocaman bir soru işaretidir. &ldquo;Arkeoloji b&ouml;yle bir şey, Indiana Joneslar değiliz biz!&rdquo; demek ve nasıl bir s&uuml;re&ccedil;ten ge&ccedil;erek en nihayetinde size &ldquo;&Ccedil;atalh&ouml;y&uuml;k 9.000 bin yıl &ouml;nce insanların yaşadığı bir yerleşim yeridir.&rdquo; diyebildiğimizi g&ouml;stermek istedik. Buradan hareketle, &Ccedil;atalh&ouml;y&uuml;k&rsquo;&uuml;n değil &Ccedil;atalh&ouml;y&uuml;k Araştırma Projesi&rsquo;nin sergisini yapmaya karar verdik. O nedenle ismi &ldquo;Bir Kazı Hikayesi&rdquo;. Sergide, direkt &Ccedil;atalh&ouml;y&uuml;k yerleşimine dair verdiğimiz bilgilerde bile, o bilgiye ulaşım s&uuml;recini ve bilgiyi &uuml;retenleri &ouml;n plana &ccedil;ıkardık.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/bir-kazi-hikayesi/b.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi">2017, Bir Kazı Hikayesi: &Ccedil;atalh&ouml;y&uuml;k sergisi (fotoğraf: &Ouml;z&uuml;m İtez)</span></p> <p><b>Şeyda</b>: &Ccedil;atalh&ouml;y&uuml;k Araştırma Projesi &ouml;zel bir proje. T&uuml;m d&uuml;nyanın g&ouml;z&uuml;n&uuml;n &uuml;st&uuml;nde olmasını sağlayan bir takım &ouml;zel uygulamaları var. Disiplinler-arası olması, kazı laboratuvarlarının alanda bulundurulması gibi, diğer arkeolojik &ccedil;alışmalarda g&ouml;r&uuml;lmeyen &ouml;zellikleri var.</p> <p><b>Duygu</b>: Herkesin fikir sahibi olabilmesi, &Ccedil;atalh&ouml;y&uuml;k Araştırma Projesi&rsquo;nin temel metodolojisinin bir par&ccedil;ası. O nedenle Şeyda&rsquo;nın da dediği gibi, sanat&ccedil;ılara, fotoğraf&ccedil;ılara, film yapmak isteyenlere kapıları a&ccedil;ık; ilgilenen herkesin gelip &Ccedil;atalh&ouml;y&uuml;k&rsquo;ten etkilenmesine izin veren, disiplinler-arası bir sistemi var. Bir taraftan da o bilgiyi &uuml;reten herkesin orada aynı anda bulunduğu ortak bir &uuml;retim mevcut. Ben &ldquo;bu bardaktır&rdquo; diyorum, i&ccedil;ine konan suyu araştıran insan da bunun bir bardak olduğunu kanıtlıyor, &uuml;st&uuml;ne konduğu masayı &ccedil;alışan da&hellip; Aynı anda 150-160 kişi bir bilgi &uuml;retim fabrikası gibi &ccedil;alışıyor.</p> <p>Bu sergide, &Ccedil;atalh&ouml;y&uuml;k araştırmasına kullanılan <i>reflexive </i>metodolojiyi de anlatıyoruz. Yalnızca arkeologların değil herkesin anlayabileceği şekilde aktarmaya &ccedil;alıştık. Bilgi hep kendi i&ccedil;imizde d&ouml;nmesin, &Ccedil;atalh&ouml;y&uuml;k neden &ouml;zel bir proje bunu herkes g&ouml;rs&uuml;n istedik. Epey g&uuml;zel geri d&ouml;n&uuml;şler de alıyoruz bu konuda.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/bir-kazi-hikayesi/yky.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi">2006 yılında Yapı Kredi K&uuml;lt&uuml;r Merkezi'nde a&ccedil;ılan Topraktan Sonsuzluğa: &Ccedil;atalh&ouml;y&uuml;k sergisinden g&ouml;r&uuml;nt&uuml;. (kaynak: <a href="http://sanat.ykykultur.com.tr" target="_blank">sanat.ykykultur.com.tr</a>)</span></p> <h3>Bu işe başlarken şimdiye kadar yapılmış &Ccedil;atalh&ouml;y&uuml;k sergilerini incelediğinizi s&ouml;ylemiştiniz. En son 2006&rsquo;da yapılan &Ccedil;atalh&ouml;y&uuml;k sergisinden g&uuml;n&uuml;m&uuml;ze değişen bir&ccedil;ok sergileme ve hikayeleme y&ouml;ntemi var. Sizin &uuml;rettiğiniz bu sergi de teknolojik a&ccedil;ıdan geride durmaya &ccedil;alışan bir sergi değil. Hem bunları nasıl değerlendirdiğinizi hem de PATTU ile y&uuml;r&uuml;tt&uuml;ğ&uuml;n&uuml;z tasarım s&uuml;recini merak ediyorum.</h3> <p><b>Şeyda: </b>2006&rsquo;da Yapı Kredi K&uuml;lt&uuml;r Merkezi&rsquo;nin d&uuml;zenlediği &ldquo;<a href="http://sanat.ykykultur.com.tr/sergiler/topraktan-sonsuzluga-catalhoyuk">Topraktan Sonsuzluğa: &Ccedil;atalh&ouml;y&uuml;k</a>&rdquo; sergisi ve onun kataloğu bizim kaynaklarımızdan bir tanesiydi; o sergiyi d&uuml;zenleyen ekiple de g&ouml;r&uuml;şt&uuml;k. &Ccedil;atalh&ouml;y&uuml;k&rsquo;&uuml;n tarihini, o g&uuml;ne kadar elde edilmiş bulguları başarılı ve b&uuml;t&uuml;nc&uuml;l bir şekilde anlatan bir sergiydi. Arkeolojinin ve projenin kendisine odaklanmaya, bu sergiden daha farklı sorular sormaya biraz da bu nedenle karar vermiştik zaten.</p> <p>PATTU&rsquo;nun hem arkeolojiye olan yatkınlığını g&uuml;&ccedil;l&uuml; buluyor hem de kullanmayı planladığımız teknolojileri iyi uygulayacaklarını d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorduk. 2006&rsquo;daki sergi, o g&uuml;n&uuml;n şartlarıyla &Ccedil;atalh&ouml;y&uuml;k&rsquo;&uuml; İstanbul&rsquo;a getirmişti. Biz ise bug&uuml;n, sanal ger&ccedil;eklik kullanıyoruz. Ancak burada kullandığımız sanal ger&ccedil;eklik teknolojisi bile &Ccedil;atalh&ouml;y&uuml;k Araştırma Projesi&rsquo;nin bir par&ccedil;ası. Temel niyetimiz, &ldquo;&Ccedil;atalh&ouml;y&uuml;k de b&ouml;yle bir yerdi.&rdquo; demekten ziyade, alanda yapılan araştırma projelerinden bir tanesinin de sanal ger&ccedil;eklik projesi olduğunu g&ouml;stermekti. Bu sanal ger&ccedil;eklik projesi akademik ama&ccedil;la yapılmış ancak kullanıcı ilişkisi sergi i&ccedil;in d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lmemiş olduğundan onu devralıp sergiye uygun olacak şekilde interaktif hale getirdik.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/bir-kazi-hikayesi/f.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi">Sanal ger&ccedil;eklik ile &Ccedil;atalh&ouml;y&uuml;k'teki bir evi gezen ziyaret&ccedil;i - 2017, Bir Kazı Hikayesi: &Ccedil;atalh&ouml;y&uuml;k sergisi (fotoğraf: &Ouml;z&uuml;m İtez)</span></p> <p><b>Duygu</b>: Şeyda&rsquo;nın dediği şeyin altını &ccedil;izmek istiyorum. Bu serginin her par&ccedil;ası &Ccedil;atalh&ouml;y&uuml;k&rsquo;te yapılmış &ccedil;alışmalara dayanıyor. Hi&ccedil;, yeni i&ccedil;erik &uuml;retmedik. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; zaten g&ouml;stermek istediğimiz bu projenin kendisi ve arkeologların &ccedil;alışma y&ouml;ntemleriydi. &Ouml;rneğin, sergide g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml;z &uuml;&ccedil; boyutlu kazı maketi halihazırda jeofizik &ccedil;alışmaları sonucu elde edilmiş verilerden &uuml;retildi. Lazer tarama videoları da alandaki bir &uuml;&ccedil; boyutlu kazı &ccedil;alışmasının kendi verileriydi. Serginin par&ccedil;alarının t&uuml;m&uuml; araştırma projesinin bir par&ccedil;asıydı. D&uuml;nyanın farklı yerlerinden gelen araştırmacıların uyguladıkları y&ouml;ntemleri alıp sergileştirdik aslında. Tabii, &Ccedil;atalh&ouml;y&uuml;k&rsquo;&uuml;n &ccedil;ok ciddi bir arşivi var. ANAMED&rsquo;deki serginin mek&acirc;nsal kapasitesi nedeniyle bulduklarımızı sınırlamak zorunda kaldık, ciddi bir eleme yapıldı. S&uuml;re&ccedil; esnasında da bir&ccedil;ok şey &ccedil;ıktı karşımıza. &Ouml;rneğin bu sergide, Ayfer Bartu-Can Candan arşivinden fotoğraflar sergiliyoruz ama sırf o arşivde bile 3 sergilik malzeme var.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/bir-kazi-hikayesi/a.jpg.jpeg" border="0" /><span class="fotograf-yazi"><br />3 boyutlu, interaktif kazı maketi - 2017, Bir Kazı Hikayesi: &Ccedil;atalh&ouml;y&uuml;k sergisi (fotoğraf: &Ouml;z&uuml;m İtez)</span></p> <p><b>Şeyda</b>: Yeni &uuml;retilen bir tek &ldquo;Ian&rsquo;a Sor&rdquo; b&ouml;l&uuml;m&uuml; var. Takip&ccedil;ilerimize sosyal medya hesaplarımızı kullanarak &ldquo;Ian Hodder karşınızda olsa, arkeoloji ile ilgili ne sormak isterdiniz?&rdquo; diye sorduk.</p> <p><b>Duygu</b>: Bizi en &ccedil;ok heyecanlandıran par&ccedil;alarından biri oldu bu serginin. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; birine &ldquo;Ben arkeoloğum&rdquo; dediğiniz anda sorulan sorular vardır. Bunları direkt Ian Hodder&rsquo;a sorup ondan cevaplarını aldık.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/bir-kazi-hikayesi/d.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi">Buluntu laboratuvarından bir masa - 2017, Bir Kazı Hikayesi: &Ccedil;atalh&ouml;y&uuml;k sergisi (fotoğraf: &Ouml;z&uuml;m İtez)</span></p> <h3>Sergiye dair kazı ekibinden nasıl tepkiler alıyorsunuz?</h3> <p><b>Duygu</b>: Sergi 21 Haziran&rsquo;da a&ccedil;ıldığında &Ccedil;atalh&ouml;y&uuml;k&rsquo;te &ccedil;alışmalar hala devam ediyordu. Proje, hemen hemen bug&uuml;nlerde sonlandı ve şimdi İstanbul &uuml;zerinden yollarını değiştirip sergiyi g&ouml;rmeye &ccedil;alışıyorlar. &nbsp;Sadece bu sene değil, son 25 yılın sergisi olduğu i&ccedil;in eskiden &ccedil;alışmış, artık orada &ccedil;alışmayan bir s&uuml;r&uuml; arkadaşımızın da aşağıda fotoğrafları, videoları var. &ldquo;Ger&ccedil;ekten gelmiş, hala laboratuvardaymışım gibi hissettim&rdquo; diyenler oldu. Bunu onlardan duymak bizim i&ccedil;in &ccedil;ok g&uuml;zel bir histi. Benim ilgin&ccedil; bir pozisyonum da var. Bir taraftan ANAMED&rsquo;in par&ccedil;asıyım, serginin k&uuml;rat&ouml;r&uuml;y&uuml;m bir taraftan da projenin bir par&ccedil;asıyım. O nedenle &ccedil;ok tedirgindim kazı ekibinin beğenip beğenmemesi konusunda. Hem projenin i&ccedil;inden hem de dışarıdan gelenlerden aldığımız tepkiler bizi &ccedil;ok mutlu etti.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/bir-kazi-hikayesi/c.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi">2017, Bir Kazı Hikayesi: &Ccedil;atalh&ouml;y&uuml;k sergisi (fotoğraf: &Ouml;z&uuml;m İtez)</span></p> <p><b>Şeyda: </b>Serginin girişinde bir ziyaret&ccedil;i defteri var. Orada &ccedil;ocukları ile gelen ve onların ağzından not bırakanlar bile var. &ldquo;Ben de arkeolog olmak istiyorum&rdquo;, &ldquo;&Ccedil;ocuğum da arkeolog olmak istiyordu, &ccedil;ok hoşuna gitti, şimdi kesin d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yor&rdquo; gibi yorumlar bırakıyorlar. Serginin bir arkeoloji sevgisi yarattığını g&ouml;rebiliyoruz.</p> <h3>&ldquo;Bir Kazı Hikayesi&rdquo; kesinlikle &ccedil;ocuklar i&ccedil;in tasarlanmış bir sergi değil ancak &ccedil;ocuk-dostu sayılabilecek bir sergi olduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum. Bunun tonunu neye g&ouml;re ayarladınız? Arkeoloji pek bilinmeyen bir konu olduğundan biraz basit g&ouml;stermek istediğiniz i&ccedil;in mi &ouml;yle oldu yoksa &ccedil;ocuklara da y&ouml;nelik olabilmesi fikri kıstaslarınızdan biri miydi?</h3> <p><b>Şeyda: </b>Ayrıca konumuz nedeniyle de sergileri katman katman yapmaya &ccedil;alışıyoruz. ANAMED aslında bir &uuml;niversiteye bağlı, akademik bir kurum ama aynı zamanda bir galerisi var ve akademik bilgilerin daha geniş kitlelere yayılabilmesi i&ccedil;in bir platform da sağlıyor. Bu nedenle, &ccedil;ok katmanlı bir izleyici profiline hitap etmek gibi bir yaklaşımımız var.<b> </b></p> <p><b>Duygu: </b>En başından beri aklımızdaydı aslında. Eğitsel bir sergi yapmak istiyorduk. Cem ve Işıl (PATTU) da, sergideki masalara kadar her şeyi &ouml;yle kurguladı. Hatta, yazım dilinde de buna dikkat ettik. Bilimsel dil kullanmamak, terminolojiye boğmamak &ccedil;ok &ouml;nemliydi bizim i&ccedil;in. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; hem arkeologlara &ldquo;Bu da b&ouml;yle anlatılmaz&rdquo; dedirtmemek hem de herkesin anlayabileceği bir şekilde anlatmak &ouml;nemliydi. O nedenle bu serginin &ccedil;ocuklar tarafından da deneyimleneceği hep aklımızın bir k&ouml;şesindeydi.</p> Tue, 26 Sep 2017 14:00:00 +03 "Mekân Oluşturmak, Zekâ Oluşturmakla Aynı İşleve Sahip" http://www.arkitera.com/soylesi/index/detay/mekan-olusturmak-zeka-olusturmakla-ayni-isleve-sahiptir/973 Özüm İtez <img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/soylesi02/oguz-bal/iclek_ana_2.jpg.jpeg" width="640" /><br/><br><br><br>20 Eylül’de Mixer’de açılacak o+oma+a sergisinde* yer alan sanatçılardan biri olan Oğuz Emre Bal ile sanatı ile mimarlık geçmişi arasındaki ilişkiyi ve güncel sanatın teknoloji ile ilişkisini konuştuk.<br><br><p>2017, İ&ccedil;lek projesiyle, ArtBizTech'in d&uuml;zenlediği bang. Art Innovation Prix'ye layık g&ouml;r&uuml;len Oğuz Emre Bal, 2012'de İT&Uuml; İ&ccedil; Mimarlık B&ouml;l&uuml;m&uuml;nden mezun oldu. 2015 yılında İT&Uuml; Mimari Tasarım Y&uuml;ksek Lisans Programı'nı tamamladı. 2015 - 2017 yılları arasında GAD | Global Architectural Development ofisinde i&ccedil; mimar olarak &ccedil;alıştıktan sonra UN10 Design şirketini kurdu. Aşağıdaki s&ouml;yleşiye konu olan İ&ccedil;lek projesi ve dijital sanat &uuml;zerine olan &ccedil;alışmaları ile yine 2017'de İT&Uuml; &Ccedil;ekirdek Erken Aşama Kulu&ccedil;ka Merkezi'ne kabul aldı.</p> <h3>GAD&rsquo;da &ccedil;alışan bir i&ccedil; mimarken, yolunu ve kariyerini sanata doğru &ccedil;evirdiğin bir hikayen var. Bu s&uuml;re&ccedil;ten biraz bahseder misin?</h3> <p>&Ouml;ncelikle bu s&uuml;re&ccedil; GAD&rsquo;dan &ccedil;ok daha &ouml;nce başladı ama GAD&rsquo;da Akmerkez <a href="https://www.gadarchitecture.com/en/wepublic">Wepublic</a> gibi deneysel projelerde d&uuml;ş&uuml;ncelerimi deneme fırsatım oldu. Genel olarak evrimleşebilen mimari yapılar hakkında bazı araştırmalarım ve &ouml;ng&ouml;r&uuml;lerim var. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; i&ccedil; mekanlar, anne karnındaki cenin gibi yapılar. Mekanlarla insanlar kurdukları bağlarla birbirlerini geliştiriyorlar. Ben bu araştırmaları yaparken bir s&uuml;re sonra, mimari mekanların b&uuml;t&uuml;n&uuml; kavramam i&ccedil;in iyi bir referans noktası olabileceğini ama b&uuml;t&uuml;n&uuml; kavramak i&ccedil;in daha b&uuml;y&uuml;k &ouml;l&ccedil;ekten bakmak gerektiğini, hatta m&uuml;mk&uuml;nse soyut, somut, duygusal, akılcı, rasyonel, irrasyonel b&uuml;t&uuml;n ilişkilerin konuya dahil edilmesi gerektiğini fark ettim. Sanat bu aşamada yardımıma koştu. Sanatın &ouml;zg&uuml;r bakış a&ccedil;ısı, cevabını aradığım sorulara daha geniş &ouml;l&ccedil;ekten bakmamı sağladı. Hatta hen&uuml;z cevabını ararken yeni soruların gelişmesine bile olanak sağladı.</p> <p><i><a href="http://www.un10.design/project/iclek_wormholes/">İ&ccedil;lek</a></i> &ccedil;alışması bu soruların i&ccedil;inden t&uuml;redi ve asıl şeklini ge&ccedil;tiğimiz 8 ayda aldı. İ&ccedil;lek beni, insanlar i&ccedil;in tasarlanan mimari mekanlardan, her şey i&ccedil;in tasarlanan mekanların fikirsel altyapısına ge&ccedil;meme yardımcı oldu. Başka bir deyişle, mimarinin bir işlevi olan &ldquo;mek&acirc;n tasarımı&rdquo; g&ouml;revine, &ldquo;neden mek&acirc;n tasarlarız?&rdquo; sorusuyla, daha geniş bir &ouml;l&ccedil;ekten bakmak istedim. &ldquo;Her şeyin mek&acirc;nı&rdquo; dememin sebebi de bu.</p> <h2>"Bilginin kaynağını değiştirerek, bedensel deneyimi farklılaştırmayı ve &ccedil;eşitlendirmeyi ama&ccedil;ladık."</h2> <h3><br />Mimarlık ge&ccedil;mişinin, sanatını ve İ&ccedil;lek&rsquo;i nasıl etkilediğini d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorsun?</h3> <p>Yaptığımız işlerde ge&ccedil;mişimizin daima izleri oluyor. Ben bir mimarım ve her şeye mek&acirc;n ve onun oluşumu &uuml;zerinden bakıyorum. Belki makine m&uuml;hendisliğine devam ediyor olsaydım, evrimleşebilen, yapay zekaya sahip makinalar yapmaya uğraşıyor olabilirdim ama ben mimariyi se&ccedil;tim ve her şeye mek&acirc;n ve onun oluşumu &uuml;zerinden bakıyorum. Varoluş ve evrimi mimari tasarımdan elde ettiğim bilgi ile yorumluyorum.</p> <p>Lisansımı i&ccedil; mimarlık &uuml;zerine yaptığım i&ccedil;in &ldquo;i&ccedil;&rdquo; ve &ldquo;dış&rdquo; arasındaki ilişki benim i&ccedil;in her zaman &ouml;nemli oldu. İ&ccedil;lek kelimesi de buradan geliyor. Dışı olan her şeyin bir i&ccedil;i olduğunu; i&ccedil; ve dışın birbirlerini etkileyerek değiştirdiğini ve evrimleştirdiğini d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum. Hayat da bu i&ccedil; ve dış arasındaki boyutlarda şekilleniyor. &Ouml;rneğin bebek olarak doğduğumuz d&uuml;nyada, o g&uuml;nden bug&uuml;ne yediğimiz ve i&ccedil;tiğimiz soluduğumuz her şey bizi bu g&uuml;nk&uuml; bedenimize evrimleştiriyor. Biz d&ouml;n&uuml;şt&uuml;k&ccedil;e, d&uuml;nya da bizim etkimizle yeniden şekilleniyor ve kendini yeniliyor. Aynı şey mimari mekanlar i&ccedil;in de ge&ccedil;erli. Mesela ilk defa bir mek&acirc;na giriyorsanız oradan asla aynı insan olarak dışarı &ccedil;ıkamıyorsunuz. Siz mek&acirc;ndan bir şeyler almış, mek&acirc;na da bir şeyler vermiş oluyorsunuz. Dolayısı ile mek&acirc;ndan &ccedil;ıktığınızda artık siz de dışı i&ccedil;ten edindiğiniz bilgi ile değiştiriyorsunuz. İ&ccedil; ve dış arasındaki bu etkileşim temel olarak evrimi oluşturuyor.&nbsp; Evrimin miktarı oluşan etkileşim ve harcadığınız zamanla doğru orantılı değişiyor.</p> <h3><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/oguz-bal/icl_23.jpg.jpeg" border="0" /></h3> <p>Bu duruma &ccedil;ok daha soyut olarak bakarsak, aslında herhangi bir şeyi dışarısı ile ilişkisini koparmadan kapattığınızda, kapattığınız ortam dışarının fiziksel ortamı ile aynı ama dışarıdan izole edilmiş bir yapı oluşturuyor. Bu fiziksel ortam dış d&uuml;nyadan bağımsız dış d&uuml;nyanın sim&uuml;le edilebileceği bir alandır artık. Bu sayede yarı-izole bir ortamda dış d&uuml;nyanın geleceğini ne y&ouml;nde evrimleşeceğini sim&uuml;le edebilirsiniz. Bu da demek oluyor ki eğer bedeniniz varsa zekanın oluşması ka&ccedil;ınılmazdır. Yani, mek&acirc;n oluşturmak aslında zek&acirc; oluşturmanın ilk par&ccedil;alarından biri olabilir. Mek&acirc;nın i&ccedil;iyle dışındaki ilişkiler karmaşıklaştık&ccedil;a aynı zamanda zek&acirc; da o derecede daha iyi evrimleşebilecektir. Kısacası temel olarak mek&acirc;n oluşturmak, zek&acirc; oluşturmakla aynı işleve sahiptir diyebiliriz.</p> <p>Durum b&ouml;yleyken bana g&ouml;re mimarlığın ne ifade ettiği b&uuml;t&uuml;n sanatımı da etkiliyor. Bana g&ouml;re mimarlık k&uuml;lt&uuml;r&uuml; &ouml;z&uuml;nde &ldquo;insanlar i&ccedil;in mek&acirc;n oluşturma&rdquo; fikrinden yola &ccedil;ıkmaktadır. Bunu da insanların o mek&acirc;nda yaşaması planlanan deneyimleri şekillendiriyor. Bu durumda kişisel/bedensel deneyimler, mimari mek&acirc;n tasarımında ve mek&acirc;nın bilişsel d&uuml;nyamızda kurulmasında anahtar rol oynuyor. Yani mek&acirc;n, var olan tasarımına paralel olarak, aynı zamanda kullanıcısının bedeninde o mek&acirc;nı her an yeni bir bilgi olarak evrimleştirip yeniden kuruyor. Merleau-Ponty&rsquo;nin de dediği gibi, mekanların kendi tasarımının yanında, insan bedeni, mek&acirc;nın asıl kurulduğu yer oluyor. Başka deyişle, mek&acirc;ndan edindiğimiz deneyimler, bedenimizde yorumladıktan sonra o mek&acirc;nın bizdeki anlamının kurulmasını sağlıyor.</p> <p>İ&ccedil;lek &ccedil;alışması bu bağlamlarda &uuml;rettiğim bir &ccedil;alışma. Bedensel bilginin kaynağını değiştirerek, bedensel deneyimi farklılaştırmayı ve &ccedil;eşitlendirmeyi ama&ccedil;ladık. Bunu sağlamak i&ccedil;inse yeni nesil medyayı ve teknolojileri kullandık &ccedil;&uuml;nk&uuml; yeni nesil medya imkanları ile ger&ccedil;ekliği istediğimiz kadar esnetebiliyoruz. Dahası b&uuml;t&uuml;n ger&ccedil;ekliği yeniden programlayabiliyoruz. Bu da bedensel imkanların yeni bir boyuta ge&ccedil;mesini sağlıyor.</p> <p>Eserler &uuml;&ccedil; ger&ccedil;eklik katmanından oluşuyor. Birinci ger&ccedil;eklik katmanı, eserlerin fiziksel &ouml;zelliklerini deneyimlenebildiğimiz bu d&uuml;nyaya ait. İkinci ger&ccedil;eklikte artırılmış ger&ccedil;eklik kullanıyoruz; ger&ccedil;ek ve sanal d&uuml;nya arasındaki k&ouml;pr&uuml;leri kuruyoruz. &Uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; ger&ccedil;eklik katmanında ise fiziksel d&uuml;nyanın sınırlarından tamamen kopup kendi &uuml;rettiğimiz ger&ccedil;ekliğin i&ccedil;inde yeni bedensel deneyimler &uuml;retiyoruz.</p> <div class="sketchfab-embed-wrapper" data-wd-pending=""><iframe src="https://sketchfab.com/models/ade64640eb5d42aeb2c2236b54d2e4aa/embed" width="730" height="480" frameborder="0"></iframe> <p><br />Yeni nesil teknolojilerle başka bedensel imkanları sim&uuml;le etme şansı da mevcut. Gelecekte -Avatar filmindeki gibi- bir bedenden diğer bedene girebiliyor olacağız. Bu projede biraz bu durumun getireceği mek&acirc;n deneyimi kurgulandı. Buna g&ouml;re, bedensel imkanların değiştirilmesi ile mek&acirc;nsal deneyimin farklılaştırılması ama&ccedil;landı. &Ouml;rneğin <a href="http://www.un10.design/project/iclek_wormholes/">İ&ccedil;lek - Wormholes</a> temasında, bir elma kurdunun bir elmaya işlemesi bu metaforlardan biridir. Kurt elmayı yedik&ccedil;e elma i&ccedil;inde kendi mekanını oluşturur ve yaptığı hareket deneyimi mekanının kurulmasına yardımcı olur. Kurdun elmaya girmeden &ouml;nceki hali ile elmadan &ccedil;ıktığı hali asla aynı değildir. Aynı durum elma i&ccedil;in de ge&ccedil;erlidir. İ&ccedil;i ve dışı kurt yardımı ile etkileşime ge&ccedil;miştir ve artık kurtlu elmadır. Wormholes &ccedil;alışmasında sanal ger&ccedil;eklik yardımı ile artık o kurt siz olursunuz ve mek&acirc;nınız da evren oluyor.</p> </div> <h3>Mimarlık ge&ccedil;mişin, yeni teknolojilere dair ilgin ve sanat edimini sergilemeye başlaman İT&Uuml;&rsquo;deki kulu&ccedil;ka s&uuml;reciyle tam olarak bir araya gelmiş gibi duruyor. Bir sanat veya tasarımcı i&ccedil;in biraz sıra dışı sayılabilecek bu ortamda yaptığın &ccedil;alışmalardan bahsedebilir misin?</h3> <p>İT&Uuml; &Ccedil;ekirdek&rsquo;de bulunduğum ortam m&uuml;hendislik ağırlıklı bir oluşum. Avantajlı yanı, yeni nesil teknolojilere &ccedil;ok hızlı bir bi&ccedil;imde ulaşabiliyorsunuz; dezavantajlı yanı ise her şeyin bir işlevi olduğu rasyonelliğinde, doğrusal bir bakışa sahip ortamda &ccedil;alışıyor olmanız. Oysa ki, d&uuml;nya yalnızca sayılardan ve kodlardan oluşmuyor. &Ouml;zellikle insanın b&ouml;yle bir şey olduğunu hi&ccedil; d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;yorum. İnsan i&ccedil;in gelişme bilimin &ouml;tesinde, insan olma durumu ile alakalı&hellip;</p> <h3><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/oguz-bal/icl_1.jpg.jpeg" border="0" /></h3> <p>Bu a&ccedil;ıdan baktığımızda, insanlar i&ccedil;in yeni bir değer ve fayda &uuml;retmeyi ama&ccedil;ladığımız bu ortamda, benim İT&Uuml; &Ccedil;ekirdek&rsquo;ten, İT&Uuml; &Ccedil;ekirdek&rsquo;in de benim gibi d&uuml;ş&uuml;nen birinin varlığından karşılıklı fayda sağladığını d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; &ldquo;nasıl yaparız?&rdquo; kadar, &ldquo;neden yaparız?&rdquo; da &nbsp;değerli bir soru. Maalesef İT&Uuml;&rsquo;de daha &ccedil;ok &ldquo;nasıl yaparız&rdquo; &uuml;zerine g&uuml;&ccedil;l&uuml; bir eğilim var ama &ldquo;neden yaparız&rdquo; &uuml;zerine &ccedil;ok durulmuyor.</p> <p>İT&Uuml; &Ccedil;ekirdek, 8 hafta boyunca, d&uuml;nyaca &uuml;nl&uuml; bir girişimcilik eğitim sisteminin T&uuml;rkiye koşullarına uygulanmış versiyonunu bize g&ouml;sterdi. Bu eğitim, İ&ccedil;lek Projesi&rsquo;ne daha &ouml;nce baktığım mimarlık ve sanat a&ccedil;ılarından &ccedil;ok daha farklı bir bakış a&ccedil;ısı ile bakmam i&ccedil;in bir fırsat sağladı. Her zaman olguları, onu oluşturan durumlarla b&uuml;t&uuml;nsel olarak ele alınması gerektiğini d&uuml;ş&uuml;n&uuml;r&uuml;m ve kendimi bazı sınırlar (sanat, mimarlık, tasarım) &ccedil;er&ccedil;evesinde bu olgulardan soyutlamak yerine adapte etmenin doğru olduğuna inanıyorum. Bu &ccedil;er&ccedil;eveden d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;zde, eğitim sayesinde projenin ileride var olabilmesi i&ccedil;in s&uuml;rd&uuml;r&uuml;lebilir stratejiler geliştirdiğimize inanıyorum.</p> <h2>"Gelecekte, kendi karmaşık d&uuml;nyamızı anlamak ve anlatmak i&ccedil;in daha &ccedil;ok sanat eseri alacağımızı ve paylaşacağımızı d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum."</h2> <h3><br />Yaptığın sanat eserlerinin paylaşımı, sergilenmesi ve değerlendirilmesi konusunda ilerici ve deneysel bazı fikirlerin var. Bunlardan bahsedebilir misin?</h3> <p>Evet, arkasında bu kadar dinamik bir yapıyı, evrimi ve d&uuml;ş&uuml;nceyi temsil eden bir eserin daim&icirc; bir şekilde kendini yenilemesi, olmazsa olmaz &ouml;zelliklerinden biriydi. Bu ama&ccedil;la eserlerin s&uuml;rd&uuml;r&uuml;lebilir bir anlayışla kurgulanması, &ouml;zellikle ger&ccedil;ekleştirmek istediğimiz ama&ccedil;ladığımızdan biriydi. Buna g&ouml;re heykeller, eserlere paralel <a href="https://play.google.com/store/apps/details?id=com.UN10.Wormholes&amp;hl=en">mobil uygulama</a> yolu ile i&ccedil;eriğini devamlı yenileyebilen bir kurguya sahip. Siz bir kere eser satın aldığınızda, ben sanat&ccedil;ı olarak size her ay aldığınız eserin deneyimini yenileyeceğimi taahh&uuml;t ediyorum. Bir anlamd,a ben kendimi yeniledik&ccedil;e eserim de kendini ve i&ccedil;eriğini yeniliyor. Bu bağlamda &uuml;rettiğim eserler, geleneksel sanat par&ccedil;alarından biraz farklı. Picasso tablosu gibi, alıp duvarınıza astığınızda yıllarca aynı şeye bakmıyorsunuz. Bir s&uuml;re&ccedil; i&ccedil;inde o projenin gelişimini de g&ouml;r&uuml;yorsunuz. Bu noktada eserler yenilenebilir dijital sanat -renewable digital art- sınıfına giriyor diyebiliriz.</p> <p style="text-align: center;"><iframe src="https://player.vimeo.com/video/221766635" width="730" height="480" frameborder="0"></iframe></p> <p>Aynı zamanda bu dinamik ve evrimleşebilen yapı, şu an i&ccedil;inde bulunduğumuz fiziksel ortamda &uuml;retemediğimiz bazı &ccedil;&ouml;z&uuml;lmez noktalara sahipti. &Ouml;rneğin katı fiziksel bir model, kendini devamlı yenileyecek bir malzemeye sahip değil veya her formun konvansiyonel kalıp y&ouml;ntemleri ile &uuml;retilmesi m&uuml;mk&uuml;n değil. &Ouml;zellikle &ldquo;i&ccedil; ve dış&rdquo;ın bu kadar &ouml;nemli olduğu bu projede, heykelleri el ile tek par&ccedil;a &uuml;retmek neredeyse imk&acirc;nsız. Bu sebepten formlarımızı 3B baskı y&ouml;ntemi ile &uuml;rettik. Aynı zamanda, fiziksel malzemelerin formlarını g&uuml;ncelleştirememesi durumunu da bir engel olarak g&ouml;rmedik ve yapmak istediğimiz mimarlığı, bilgisayarın &uuml;rettiği sanal ortamda sim&uuml;le ettik. Aynı zamanda bedenle beraber her an etkileşebilmesi i&ccedil;in mobil cihazlarda kullanılmasına &ouml;nem verdik. Bu y&uuml;zden eserler 3B baskı ile &uuml;retildi ve &uuml;zerinde kendi ger&ccedil;ekliğimizi kurabileceğimiz farklı teknolojiler i&ccedil;eriyor.</p> <p>Eserlerin değerlenmesi konusunda ise yine sanat marketindeki konvansiyonel y&ouml;ntemler aşırı arkaik kalıyordu. İnternet ve mobil uygulamaların &ccedil;ağını yaşadığımız bu d&ouml;nemde artık eski kuralların da değişmesi gerekiyor. Bu durum her alanda kendini hissettirmeye başladı. Bu biraz ge&ccedil; de olsa sanat piyasasına da yansımaya başladı ama tam anlamıyla değil. T&uuml;rkiye&rsquo;de &ccedil;ok y&uuml;ksek olmasa da d&uuml;nyada internet &uuml;zerinden sanat eseri satışlarında gitgide y&uuml;kselen bir trend var. &Ouml;zellikle 2015 yılında genel sanat piyasası gerilerken, internet &uuml;zerinden satılan eserler &uuml;zerinde bir artış var ve gelecekte bu sı&ccedil;ramada Y kuşağının b&uuml;y&uuml;k bir payı olacak. Geleceğin sanat ortamı mobil uygulamalar olacak diyebiliriz.</p> <p>Bu alanda ileride yapmayı planladığımız yenilikler, mobil uygulamalar ve kullanıcıları arasındaki ilişkinin doğası ile yeniden şekilleniyor. Bu yeniliklerden birincisi sanat eseri ve onun alıcısı arasında &ouml;m&uuml;r boyu s&uuml;recek bir bağ kurmaktan ge&ccedil;iyor. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; sanat eseri internet alışveriş sitelerinde satılan herhangi bir &uuml;r&uuml;n değil. Sanat&ccedil;ı ile esere bakan arasında bir k&ouml;pr&uuml; ve bir anahtar rol&uuml; var. Sanatsever kendi g&ouml;z&uuml; ile sanat&ccedil;ının d&uuml;nyasına bu eserler sayesinde giriyor. Bu durum &ccedil;ok &ouml;zel bir bağ ve bu bağı g&uuml;&ccedil;lendirmeyi aradaki etkileşimi arttırmayı planlıyoruz.</p> <p>İkinci durum ise yeni sanat&ccedil;ıların kendi hayatını s&uuml;rd&uuml;r&uuml;lebilir bir bi&ccedil;imde devam ettirebilmesi durumu. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; yeni nesil sanat&ccedil;ılar, girdikleri piyasada tanınmadıkları i&ccedil;in &ccedil;ok yeni veya &ccedil;ok değerli bir eser yapmış olsalar bile piyasanın onlara bi&ccedil;tiği değer aralığına itiliyorlar genelde. Fakat, daha sonra eserleri kendilerinin değil başka kimselerin ellerinde değerlenip ilk alındığı g&uuml;ndeki değerlerinden &ccedil;ok farklı fiyatlara satılabiliyor. Bu değerlenme esnasında eserin ilk sahibi olan sanat&ccedil;ı, kendi reklamı dışında herhangi bir yeni kazanım elde edemiyor. Bizim oluşturduğumuz sistemde yeni nesil sanat&ccedil;ıların başarılı olmaları durumda yeniden kazan&ccedil; elde edebileceği kısımlar da bulunuyor.</p> <p>&Uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; durum ise eserlerin kişiye &ouml;zel olarak mobil uygulama aracılığı ile eşlenmesi. Bu sayede sisteme &uuml;ye olan b&uuml;t&uuml;n kullanıcılar kendi aralarında eserleri mobil sistem aracılığı ile değiştirebiliyorlar, satabiliyorlar veya paylaşabiliyorlar. Gelecekte, kendi karmaşık d&uuml;nyamızı anlamak ve anlatmak i&ccedil;in daha &ccedil;ok sanat eseri alacağımızı ve paylaşacağımızı d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum.</p> <h3><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/oguz-bal/icl_3.jpg.jpeg" border="0" /></h3> <h3>Sanat eserinin g&uuml;ncellenebilir olması ve onun &ouml;zg&uuml;nl&uuml;ğ&uuml;/tekilliği arasındaki asimetri gelecekte nasıl bir sanat ortamına işaret ediyor sence?</h3> <p>Bu konu hakkında &ouml;ng&ouml;r&uuml;de bulunmak ger&ccedil;ekten &ccedil;ok kolay değil ama kavramlar &uuml;zerinden tartışacak olursak, bir ger&ccedil;ek var ki kavramlar &uuml;retildikten sonra bir daha kaybolmuyorlar. Devamlı yeni kavramlar &uuml;retiyorlar veya kendilerini yeni durumlara g&ouml;re adapte edip rol&uuml;n&uuml; değiştiriyorlar. &Ouml;zg&uuml;nl&uuml;k ve tekilliği de bu &ccedil;er&ccedil;evede alabiliriz. Dijital d&uuml;nya her ne kadar kopyalanır g&ouml;r&uuml;nse de o da kendini farklılıklar &uuml;zerinden şifrelemenin peşinde. &Ccedil;ok değişik kriptolama y&ouml;ntemleri var. Hatta bunlardan bir tanesi UU-ID (Universally Unique Identifier) ve T&uuml;rk&ccedil;esi Evrensel Tekil Tanımlayıcı. Uzun uzun şifreleme ile alakalı konuşmayacağım ama her şeyin 1&rsquo;ler ve 0&rsquo;lardan oluştuğu bilgisayar dilinde bile iki olayı birbirinden ayırmak i&ccedil;in evrensel tekilliğe sahip tanımlayıcı numaralar kullanıyorlar. Yani kısacası her şeyin kopyalanabilir olması kavramının i&ccedil;inde bile tekilliği sağlamanın bazı yolları var.</p> <p>Bu noktada gelecekteki sanatsal tekillik ve &ouml;zg&uuml;nl&uuml;k ise &ldquo;sanat eseri&rdquo;, &ldquo;sanat&ccedil;ı&rdquo;, &ldquo;sanat eseri sahibi&rdquo; ve &ldquo;zaman&rdquo; arasında kurulan benzersiz eşleme ile ger&ccedil;ekleşecek. Buna g&ouml;re bir eser, o andaki parametrelerin değerlerinin algoritma &uuml;zerinde oluşturduğu sonucun eseri olmak durumunda olacak. Yani eserler de ileride canlılar gibi kendi algoritmasına g&ouml;re anlık olarak g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lere sahip olacak ama onlardan farklı olarak kendi d&uuml;nyasında aynı zamanda herhangi bir zamandaki anlık g&ouml;r&uuml;nt&uuml;s&uuml;ne de erişim sağlayabileceğiz. Bu kendi kurduğumuz d&uuml;nyada zamanı kontrol edebileceğimiz &ccedil;ok boyutlu sanat ve tasarım d&uuml;nyasının da kapısını a&ccedil;acak. Bu y&uuml;zden gelecekteki sanat kaygılarımızın, şu anki kaygılarımızdan &ccedil;ok daha farklı olacağını d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum.</p> <p>* <a href="http://www.arkitera.com/etkinlik/4453/oomaa_1" target="_blank">Sergi</a> 20 Eyl&uuml;l- 21 Ekim 2017 tarihleri arasında ziyaret edilebilir.</p> Tue, 19 Sep 2017 15:19:00 +03 Kent ve Çocuk: “Bir Şehircilik Girişimi” http://www.arkitera.com/soylesi/index/detay/kent-ve-cocuk--bir-sehircilik-girisimi/972 Ekin Bozkurt <img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/soylesi02/kent-ve-cocuk/metin başı.jpg.jpeg" width="640" /><br/><br><br><br>2015'ten bu yana farklı farklı kentleri gezip çocukları hayal ettikleri kentleri tasarlamaları için eğlenceli methodlarla yönlendiren "şehircilik girişimi" Kent ve Çocuk'la keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.<br><br><p><a target="_blank" href="https://www.facebook.com/kentvecocuk/?fref=ts">Kent ve &Ccedil;ocuk</a>, 2015'ten beri d&uuml;zenledikleri at&ouml;lyelerde, şehircilik methodlarını, &ccedil;ocukların hayal ettikleri mekanları planlamaları i&ccedil;in yeniden kurguluyor, &ccedil;oğunlukla geri d&ouml;n&uuml;şt&uuml;r&uuml;lm&uuml;ş materyaller kullanarak &ccedil;ocukların yaşadıkları mekanları maketlerle, &ccedil;izimlerle tasarlamalarını sağlıyor. Şimdiye kadar İstanbul, Ankara, İzmir, Muş ve Erivan'da at&ouml;lyeler d&uuml;zenlemiş ekipten Başak İncekara ve Gizem Kıygı ile &ccedil;ocuklarla birlikte tasarım yapma deneyimlerini konuştuk.</p> <p><strong>Ekin Bozkurt: Kent ve &Ccedil;ocuk nasıl başladı? Kuruluş hikayeniz nedir?</strong></p> <p><strong>Gizem Kıygı:</strong> Kent ve &Ccedil;ocuk'un aslında &ccedil;ok uzun bir hikayesi var. Her projenin kendine ait bir hikayesi olur ya; onun da kendine ait, bizim yaşamlarımızla bitişen bir hikayesi var. Biz Mimar Sinan Şehir ve B&ouml;lge Planlama b&ouml;l&uuml;m&uuml;ne aynı d&ouml;nemde girmiş ve aynı d&ouml;nemde mezun olmuş iki meslektaşız. &Ouml;ğrenciyken grup &ccedil;alışmalarında da zaten birlikte &ccedil;alışıyorduk. B&ouml;l&uuml;m&uuml;m&uuml;z bize &ccedil;ocuklar &ouml;zelinde bir perspektif sunmasa da, genel olarak kent planlamada farklı grupların katılımı &uuml;zerine bir&ccedil;ok ders alıp, bunu d&uuml;ş&uuml;nsel anlamda geliştirecek &ccedil;alışmalar yapma fırsatımız olmuştu. Ben &uuml;niversiteden bu yana aynı zamanda 1 Umut Derneği'nin de g&ouml;n&uuml;ll&uuml;s&uuml;yd&uuml;m, orada mahalle &ccedil;alışmalarına katılıyordum ve mahalle &ccedil;alışmalarında da &ccedil;ocuklarla &ccedil;alışma fırsatım olmuştu. Onlarla da bu formatta değil ama daha farklı formatlarda at&ouml;lyeler yapmıştık. Deneyim kazanıp bir aşamaya geldikten sonra 2015 yılında Başak'la bir araya geldik ve "kenti &ccedil;ocuk bakışından algılayabileceğimiz bir formata y&ouml;nlenebilir miyiz?" diye kendi deneyimlerimiz &uuml;zerinden d&uuml;ş&uuml;nmeye başladık. "Bunu nasıl yapabiliriz?", "at&ouml;lye &ccedil;alışmalarımızı, kendi mesleki metodolojimizi &ccedil;ocuklar &ouml;zelinde nasıl kullanabiliriz?" diye birlikte konuştuk. Bunun sonucunda da Kent ve &Ccedil;ocuk'u oluşturduk.</p> <p>Kent ve &Ccedil;ocuk bir şehircilik girişimi. Temelimizi de Anayasa'nın 56. maddesi oluşturuyor. Madde bize: "Herkes sağlıklı ve dengeli bir &ccedil;evrede yaşama hakkına sahiptir."diyor. Biz bunu bir &ccedil;ocuk hakkı olarak kabul ediyoruz. Şu ana kadar şehircilik &ccedil;alışmalarına &ccedil;ocuk a&ccedil;ısından yaklaşılabilecek bir perspektif geliştirmede deneyim oluşturmaya &ccedil;alıştık. Bunu da, planlamanın, mekan disiplinlerinin, bu konuda yapılmış ya da yapılacak uygulamaların i&ccedil;ine katma amacı taşıyoruz.</p> <p><strong>Başak İncekara:</strong> İkimizin de daha &ouml;nce yaptığı şeylerin birbiriyle kesişmesi bizi bir araya getirdi. Gizem zaten &ccedil;ocuklarla birlikte &ccedil;eşitli at&ouml;lye deneyimlerinde bulunmuştu. Benim &ccedil;ocuklarla &ccedil;ok fazla deneyimim yoktu ancak kendi y&uuml;ksek lisans tezimde uzmanlaşmak istediğim konu &ccedil;ocuklarla ilgiliydi. Daha &ouml;ncesinde de gen&ccedil;lerle &ccedil;eşitli at&ouml;lyeler yapma fırsatı bulmuştum ve &ccedil;ok keyif aldığım birşeydi. 2015 yılında da Gizem'le bir g&uuml;n oturduk, konuştuk ve "g&uuml;&ccedil;lerimizi birleştirip neler yapabiliriz?" diye baktık. Şehir plancıları olarak da g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z en &ouml;nemli konulardan bir tanesi &ccedil;ocukların kendilerini kent i&ccedil;inde ifade edebilecekleri yeterli alan olmaması, kentlerde &ccedil;ocuklara ayrılan alanların giderek k&uuml;&ccedil;&uuml;lmesi, bunun kent i&ccedil;in &ccedil;ok &ouml;nemli bir sorun olmasıydı. Bunu &uuml;zerine Kent ve &Ccedil;ocuk'u kurduk. Ekibimiz 5 kişilik. Hepimiz farklı disiplinlerden geliyoruz. Mimar, şehir plancısı, peyzaj mimarı, kent tarih&ccedil;isi var.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/kent-ve-cocuk/kent-okulu.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi">İstanbul &Ccedil;ocuk ve Gen&ccedil;lik Bienali</span></p> <p><span class="fotograf-yazi"><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/kent-ve-cocuk/gemi-liman%C4%B1.jpg.jpeg" border="0" /><br />İstanbul &Ccedil;ocuk ve Gen&ccedil;lik Bienali<br /></span></p> <h2>"Siz şimdi k&uuml;&ccedil;&uuml;k şehir plancılarısınız. Kendi g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml;z sorunlar &uuml;zerinden, hayalleriniz &uuml;zerinden nasıl bir kurgu yaratırdınız?"</h2> <p><strong><br />At&ouml;lyelerinizden ilki olan "Kendimi Tanıyorum, Kentimi Tanıyorum" at&ouml;lyenizden biraz bahseder misiniz? Şimdiye kadar hangi semtlerde / kentlerde &ccedil;alıştınız?</strong></p> <p><strong>Başak: </strong>"Kendimi Tanıyorum, Kentimi Tanıyorum" at&ouml;lyesi bizim ilk kurguladığımız at&ouml;lyeydi. Kevin Lynch'in metodolojisi &uuml;zerine kurduğumuz bir at&ouml;lyeydi. İlk olarak &ccedil;ocuklara kentin fiziksel olarak hangi &ouml;ğelerden oluştuğunu tanımlayıp, onların kendi kentlerini oluşturabilecekleri bazı temel bilgileri onlara verip, kendi kentlerini yaratmalarını istedik. At&ouml;lyemiz de k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir anlatıyla başlıyor, daha sonrasında &ccedil;ocukların iki saatliğine de olsa kendi kentlerini yaratabilmeleri i&ccedil;in bir imkan sağlıyordu. Bu noktada da maket &uuml;zerinden, &uuml;&ccedil; boyut &uuml;zerinden &ccedil;alıştık. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; &ccedil;ocukların bu konuda kendilerini ifade etmeleri malzemelerle daha kolay oluyor. &Ccedil;ok &ccedil;eşitli malzeme vermek istedik onlara ki &ccedil;izim yapabilen &ccedil;izim yapsın, &uuml;&ccedil; boyutlu maket yapabilen maket yapsın, herkes kendini ifade edebileceği bir malzeme bulsun istedik.</p> <p><strong>Gizem:</strong> &Ouml;ğrencilik yıllarımızdan referansla, masanın başında b&uuml;y&uuml;k bir grup olarak bir eskiz etrafında toplandık &ndash;&ccedil;&uuml;nk&uuml; planlama birlikte birşeylerin kurgulandığı bir disiplin- "&ccedil;ocuklar birlikte bir karar mekanizması kurabiliyorlar mı ve bunu en eğlenceli şekilde nasıl kurabilirler?" g&ouml;rmek istedik. S&ouml;zel ifade &ccedil;ocuklar i&ccedil;in bir ifade y&ouml;ntemi ama &ccedil;izmek, maketle birşeyleri kurgulamak onlar i&ccedil;in daha eğlenceli ve yaratıcılıklarını, hayal g&uuml;&ccedil;lerini daha iyi ortaya koyabilecekleri bir y&ouml;ntem.</p> <p>At&ouml;lyemiz "Şehir plancısı ne yapar?" sorusuyla başlıyor. Şehir planlamanın ne olduğunu da tanımlıyoruz onlara. Sonra onlara diyoruz ki, "siz şimdi k&uuml;&ccedil;&uuml;k şehir plancılarısınız. İstanbul (ya da gittiğimiz başka bir kent / başka bir mahalle) sizin ellerinizde. Kendi deneyimleriniz, g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml;z sorunlar &uuml;zerinden, hayalleriniz &uuml;zerinden nasıl bir kurgu yaratırdınız?" Onlar kurguladıktan sonra da tasarladığımız kente hep beraber bakıyoruz ve bazı konularda ortak karar alma alanları a&ccedil;maya &ccedil;alışıyoruz. Mesela yollar &ccedil;iziyorlar. "Peki bu yol bu eve vardı. Bu ev de arkadaşının evi, arkadaşın tasarladı. Bu yolun buradan ge&ccedil;mesinde onun izni var mı?" Ya da mesela bir toplu alan yapılacak, "Bu kamusal alan / meydan nerede olmalı?", "Herkese yakın mı olmalı?", "Şuraya denk gelmeli mi?" gibi tartışma alanları a&ccedil;maya &ccedil;alışıyoruz. Tartışma alanının esnekliği &ccedil;ocuk grubuna g&ouml;re değişebiliyor. &Ccedil;ocukların kendi hayat deneyimiyle, kenti deneyimleme şekilleriyle &ccedil;ok ilişkili gelişiyor. At&ouml;lye o y&uuml;zden &ccedil;ok interaktif bir s&uuml;re&ccedil;. İlk aşamada onlardan ziyade bizim i&ccedil;in &ccedil;ok &ouml;ğretici. Alanlar a&ccedil;maya &ccedil;alışıyoruz, a&ccedil;amadığımız noktada tıkanıklıkların sebeplerini d&uuml;ş&uuml;nmeye başlıyoruz: "Biz neden b&ouml;yle d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yoruz? Neden &ccedil;ocuklar bunu bizden farklı d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yor?". Sonrasında da kendi aramızda değerlendirmelerde bulunuyoruz.&nbsp;O anlamda "Kendimi Tanıyorum, Kentimi Tanıyorum" bizim de kendimizi tanıdığımız bir alan. Biz plancıyız ve mekana bizim baktığımız gibi hi&ccedil; kimse bakmıyor. &Ccedil;ocuklar hi&ccedil; bakmıyor. Mekan gibi herkesi bağlayan bir şeyi anlama ve anlatma noktasında mesleki deformasyonlarımız var. Dolayısıyla "bu dili nerede ortaklaştırabiliriz?" diye baktığımızda bu interaktif s&uuml;re&ccedil; bize kendimizi tanıma ve sınırlarımızı g&ouml;rme fırsatı verdi.</p> <p>"Nerelerde at&ouml;lyeler yaptınız?" sorusuna da değinecek olursak, psikolojik danışmanlık merkezlerinde, g&ouml;rece daha &uuml;st orta sınıf diyebileceğimiz &ccedil;ocuklarla da &ccedil;alıştık; gecekondu mahallelerindeki &ccedil;ocuklarla da &ccedil;alıştık; k&ouml;y okullarındaki &ccedil;ocuklarla da &ccedil;alıştık. Onların verdikleri farklı izleklerden "Mahallede şunu deneyimleyen &ccedil;ocuktan ş&ouml;yle bir &uuml;retim &ccedil;ıkar.", "&Uuml;st orta segmentte, şu mekanları kullanan &ccedil;ocuklardan şu deneyimler ortaya &ccedil;ıkar." gibi bir genellemeye gitmeden, biz kendi fikri tıkanıklıklarımızı anlamaya &ccedil;alıştık.&nbsp;</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/kent-ve-cocuk/ni%C5%9Fanta%C5%9F%C4%B1.jpg.jpeg" border="0" /></p> <p><span class="fotograf-yazi">"Kendimi Tanıyorum, Kentimi Tanıyorum" At&ouml;lyesi, İstanbul</span></p> <h2>"&Ccedil;ocuklara kentin seslerinden bir kolaj hazırladık ve hep beraber onlarla birlikte o sesleri g&ouml;z&uuml;m&uuml;z kapalı dinledik."</h2> <p><strong><br />Bu at&ouml;lyeyi izleyen, farklı temalarda başka at&ouml;lyeleriniz de oldu. Onlardan da bahseder misiniz?</strong></p> <p><strong>Gizem: </strong>Hrant Dink Vakfı'nın Ermenistan-T&uuml;rkiye Seyahat Fonu kapsamında bir proje yazdık. Bu uzun soluklu bir proje. Projenin adı: Biriktirilmiş Mekanlar &ndash; Hafızanın ve &Ccedil;ocukluğun Kentleri. Burada, "g&ouml;&ccedil; odaklı bir mekanda, &ccedil;ocuklar ve b&uuml;y&uuml;kler g&ouml;&ccedil;le mekana gelen katmanları nasıl deneyimliyorlar?" bunu &ouml;l&ccedil;meye &ccedil;alışıyoruz. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;, -ilk sorunun da belki kısmi cevabı olabilir- biz kendi aramızda bu s&uuml;reci tartışırken, kendi &ouml;ğrenme deneyimimizde, &ccedil;ocukluğumuzun ne kadar etkili olduğunu g&ouml;rd&uuml;k. &Ccedil;ocukluk &ccedil;ok fiziksel bir d&ouml;nem. Bizim &ouml;l&ccedil;ek algısını, g&uuml;venlik algısını, mekana dair sınır algısını kurduğumuz bir d&ouml;nem aslında. Hayatta mekanla bağ kurmak a&ccedil;ısından baktığımızda &ccedil;ok &ouml;nemli bir d&ouml;nem. Erivan, g&ouml;&ccedil; &ouml;r&uuml;nt&uuml;lerini biraz daha &ouml;l&ccedil;&uuml;mleyebileceğimiz kentlerden birisi. Orada bir at&ouml;lye &ccedil;alışması yaptık. "Kendimi tanıyorum, kentimi tanıyorum" at&ouml;lyesini yine orada da ger&ccedil;ekleştirdik. Ama bundan farklı olarak, orada gezerken kentin seslerini kaydettik. &Ccedil;ocuklara kentin seslerinden bir kolaj hazırladık ve hep beraber onlarla birlikte o sesleri g&ouml;z&uuml;m&uuml;z kapalı dinledik. &Ccedil;ok kısmi y&ouml;nlendirmelerle, "Şimdi kentten y&uuml;kseliyorsun, yukarı doğru &ccedil;ıkıyorsun, ağa&ccedil;lar k&uuml;&ccedil;&uuml;l&uuml;yor, kuşların yanından kentine bakıyorsun; nasıl bir kent g&ouml;r&uuml;yorsun?" gibi y&ouml;nlendirmelerle onların mekanı d&uuml;ş&uuml;nmesini sağladık.</p> <p><strong>Başak:</strong> Aslında orada ilk at&ouml;lyeye giriş olarak &ccedil;ocukların kente &ouml;l&ccedil;ek olarak biraz daha yukarıdan bakmalarını hedefledik. Sadece bulundukları yeri değil, kentin b&uuml;t&uuml;n&uuml;n&uuml; algılamaları amacımızdı. Ve kentin b&uuml;t&uuml;n&uuml;n&uuml; hayal ettikten sonra, kendileri bir kuş olup u&ccedil;up y&uuml;kseldikten sonra, konmak i&ccedil;in bir yer se&ccedil;melerini istedik. Bunun cevapları bizim i&ccedil;in değerliydi &ccedil;&uuml;nk&uuml; s&ouml;yleyecekleri cevaplar bu &ccedil;ocukların kendi bağ kurdukları, deneyimleyebildikleri, belleklerinde anılar biriktirdikleri mekanlara referans verecekti. Orada da bunları almaya &ccedil;alıştık &ccedil;ocuklardan: "&Ccedil;ocuklar i&ccedil;in kentin hangi alanı &ouml;nemli? Erivan &ccedil;ocukların g&ouml;z&uuml;nde hangi noktalarda &ouml;ne &ccedil;ıkıyor?" gibi.</p> <p><strong>Gizem: </strong>Bu da bizi aslında kendi aramızda da şaşırtan bir &ccedil;alışma oldu. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; biz sesleri topladık, biriktirdik ve Erivan'da bir kafede oturduk, seslerin kolajını yaptık; g&ouml;z&uuml;m&uuml;z kapalı dinliyoruz: &Ccedil;ocuklara k&uuml;&ccedil;&uuml;k de olsa y&ouml;nlendirmeler vereceğiz ve bu y&ouml;nlendirmeleri nasıl referanslarla vermeliyiz diye d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yoruz. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; &ccedil;ocuğun hayal d&uuml;nyası o kadar geniş ki o seslerden bambaşka şeyler d&uuml;ş&uuml;nebilir. Bu arada biz de g&ouml;z&uuml;m&uuml;z&uuml; kapadığımızda bambaşka şeyler d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yoruz: &ouml;rneğin ben g&ouml;z&uuml;m&uuml; kapadığımda, &ccedil;ok inşaat yoğun bir kent olmamasına rağmen, d&ouml;rt g&uuml;nden beri onu deneyimliyor olmama rağmen, Erivan'daki seslerinin hepsi bana -bir İstanbullu olarak- inşaat seslerini &ccedil;ağrıştırdı.</p> <p><strong>Başak:</strong> Mesela benim i&ccedil;in r&uuml;zgar olan ses Gizem i&ccedil;in inşaat sesi olabildi.</p> <p><strong>Gizem:</strong> "Bu referansı nasıl vereceğiz? &Ccedil;ocuklar i&ccedil;in somut bir referans veriyor muyuz? Vermiyor muyuz?" diye bayağı kendi aramızda tartıştık. Ama sonrasında, Erivan'dan yani kentten referans veren &ccedil;ocuk sayısı &ccedil;ok az oldu. Onlar bambaşka bir kent kurgusu, bambaşka bir hayalg&uuml;c&uuml; anlattılar bize. Aslında bu da g&uuml;n&uuml;n sonunda bize birşey s&ouml;yl&uuml;yor. &Ccedil;alışmalarımızı hi&ccedil;bir zaman ş&ouml;yle değerlendirmiyoruz: "Biz &ccedil;ocuklardan bunu bekliyorduk, ama bu gelmedi." Bu bir sorun, ama bizim a&ccedil;ımızdan bir sorun. "Biz niye onlardan bunu bekledik? Onlar bize beklediğimizin aksine ne s&ouml;yl&uuml;yorlar?" &uuml;zerine d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;zde, o hayalg&uuml;c&uuml; bize de kapı a&ccedil;ıyor.&nbsp;Biz de b&ouml;yle d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;zde kısmen oraya girmeye başlıyoruz.</p> <p><strong>Başak:</strong> Aslında at&ouml;lye temel olarak onlara birşey vermek ve onlardan birşey beklemek dışında,&nbsp;onların bize ne s&ouml;ylediğini anlayabilmek &uuml;zerine kuruluydu.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/kent-ve-cocuk/Ermenistan.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi">Biriktirilmiş Mekanlar &ndash; Hafızanın ve &Ccedil;ocukluğun Kentleri At&ouml;lyesi, Erivan</span></p> <p><span class="fotograf-yazi"><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/kent-ve-cocuk/ermenistan-2.jpg.jpeg" /><br />Biriktirilmiş Mekanlar &ndash; Hafızanın ve &Ccedil;ocukluğun Kentleri At&ouml;lyesi, Erivan</span></p> <p><strong>At&ouml;lyelerde sizi şaşırtan tasarımlar &ccedil;ıktı mı peki?</strong></p> <p><strong>Başak: </strong>Evet &ccedil;ok fazla &ccedil;ıktı hem de. &Ccedil;ok ekstrem, değişik tasarımlar yapan &ccedil;ocuklar da oldu ama beni en &ccedil;ok şaşırtan, bir mahallede yaptığımız at&ouml;lyede, &ccedil;ocukların sanki birer şehir plancısıymış gibi b&uuml;t&uuml;n donatılara sahip bir mahalle tasarlamasıydı. Sağlık ocağından otob&uuml;s durağına, bankına, sokak adlarına kadar, b&uuml;t&uuml;n detaylarıyla tasarlayabildiler. Şehir plancısı olarak kendimi sorguladım (g&uuml;l&uuml;şmeler).</p> <p><strong>Gizem: </strong>Beni de şaşırtan ilk at&ouml;lyedeki &ccedil;alışmamızdı. Daha "&uuml;st-orta sınıf" diyebileceğimiz bir &ccedil;ocuk grubuyla &ccedil;alıştık. &Ccedil;ocuklardan bir tanesinin deneyimi daha &ccedil;ok alışveriş merkezi ya da kapalı site gibi bizim şehircilik literat&uuml;r&uuml;nde &ccedil;ok da &ccedil;ocuğa ya da insan &ouml;l&ccedil;eğine uymayan mekanlar olarak tanımladığımız mekanlarda vakit ge&ccedil;iren bir &ccedil;ocuktu. İşte &ouml;n yargıyla bakmamak bu y&uuml;zden &ccedil;ok &ouml;nemli. &Ccedil;ocuk kendi deneyimine g&ouml;re orada bir alışveriş merkezi, kapalı site kurdu ama hayalg&uuml;c&uuml; o kadar geniş ki "ben bunları kente yaptım, yerleştirdim ama bunun altında koskocaman bir eğlence kompleksi var." dedi.</p> <p><strong>Farklı yaş gruplarından &ccedil;ocuklarla &ccedil;alışmak farklı y&ouml;ntemler gerektiriyordur herhalde? Bu farklı d&ouml;nemlerdeki davranış bi&ccedil;imlerine uyum sağlamak sizin i&ccedil;in zor oluyor mu? &Ccedil;ocuk psikologlarıyla beraber &ccedil;alıştığınız at&ouml;lyeler de vardı sanırım?</strong></p> <p><strong>Başak: </strong>İlk at&ouml;lyemizi &ccedil;ocuk psikologlarıyla birlikte yapmıştık, onlarla kurgulamıştık. En temelde, "&Ccedil;ocuklara nasıl yaklaşmalıyız? Dikkat etmemiz gerekenler nelerdir?" gibi sorularla, &ccedil;ocuk psikologlarıyla birlikte bir deneme at&ouml;lyesi yaptık diyebiliriz. Onun geri bildirimlerini alarak diğer at&ouml;lyeleri d&uuml;zenledik.</p> <p><strong>Gizem:</strong> Biz 7 &ndash; 11 yaş arası &ccedil;alışıyoruz. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; psikologlardan aldığımız bildirimlere g&ouml;re 7-11 yaş &ccedil;ocuğun &uuml;&ccedil; boyutlu olarak kendini daha net ifade edebildiği, ya da ş&ouml;yle s&ouml;yleyelim, bizim &ccedil;ocuğu daha net algılayabildiğimiz bir d&ouml;nem. Bu d&ouml;nemde &ccedil;ocukların motor becerileri ve ifade g&uuml;&ccedil;leri daha gelişmiş oluyor. Aslında okul &ouml;ncesiyle yani 7 yaş altıyla da &ccedil;alışmak istiyoruz ama şu anki deneyimimiz buna yeterli değil. Mahallelerde yaptığımız &ccedil;alışmalarda 7-11 yaş sınırını koyuyoruz. Ama orada &ccedil;ok organik bir yaşam var.&nbsp;Yani, 7-11 yaş gelsin diye duyuru yaptığımızda sadece o yaş aralığı gelmiyor, daha k&uuml;&ccedil;&uuml;k yaştaki &ccedil;ocuklar da geliyorlar.</p> <p>Bu arada şunu da s&ouml;yleyelim: geri d&ouml;n&uuml;şt&uuml;r&uuml;lebilir malzemeler kullanmak bizim i&ccedil;in &ouml;nemli. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; biz bir etkinlik formu yapıyoruz ama bu geri d&ouml;n&uuml;şt&uuml;r&uuml;lebilir malzemeyle her at&ouml;lyenin sonunda &ccedil;ocuklara diyoruz ki: "Bakın bunlar yumurta kabı, yapıştırıcı, karton, kağıt, boya kalemi. Bunlar sizin elinizde zaten var. Eğer bu oyundan keyif aldıysanız, bunu evinizde de arkadaşlarınızla oynayabilirsiniz."&nbsp;&Ccedil;ocuk oynar mı oynamaz mı, onu &ccedil;ok takip etme şansımız olmadı; ama ellerindeki malzemeyle b&ouml;yle bir imkan olduğunu onlara s&ouml;ylemek &ouml;nemli bir şey.</p> <p>Daha k&uuml;&ccedil;&uuml;k yaştaki &ccedil;ocuklar da geliyorlar, onlar daha başka &uuml;retimler yapıyorlar ya da onlarla iletişim bi&ccedil;imimiz daha başka oluyor. Bir de 11 yaştan sonrası, erken ergenlik olarak adlandırılan bir d&ouml;nem var. O d&ouml;nemle de gene bu mahallelerdeki at&ouml;lyeler vasıtasıyla &ccedil;alışma fırsatımız oldu. Her yaş grubunun yapılan &ccedil;alışmalara yaklaşımı farklı oluyor. Zor mu? Zor. Bizi bu anlamda &ccedil;ok zorlayan at&ouml;lye &ccedil;alışmalarımız oldu. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; erişemediğimiz, o anki ifadesini, &ouml;fkesini kontrol edemediğimiz &ccedil;ocuklar da oldu. Bir anda &ccedil;ocuğun d&uuml;nyasına girip, her şeyi full otoriteyle kurgulayıp, onu devam ettirmek gibi bir durum s&ouml;z konusu olmuyor. Zaten at&ouml;lye &ccedil;alışmalarının interaktifliği de yaratıcılığı da buradan geliyor. &Ouml;nemli olan değerlendirmelerde bulunabilmek.</p> <p><strong>Başak:</strong> Mesela "Kendimi tanıyorum, kentimi tanıyorum" at&ouml;lyesini 5 yaş altı &ccedil;ocuk grubuyla yapmak &ccedil;ok m&uuml;mk&uuml;n değil. Her at&ouml;lyenin farklı yaş grubuna g&ouml;re yeniden kurgulanması gerekiyor. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; onların kullanacakları malzemeler, yapabilecekleri şeyler daha farklı. 5 yaş altı &ccedil;ocuk grubu farklı bileşenleri birbiriyle ilişkili olarak algılayamıyor.</p> <p>&Ouml;rneğin Ankara at&ouml;lyesi ger&ccedil;ekten zorlandığımız bir at&ouml;lyeydi.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/kent-ve-cocuk/ye%C5%9Filova-h%C3%B6y%C3%BC%C4%9F%C3%BC-2.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi">Yeşilova H&ouml;y&uuml;ğ&uuml; Ziyaret&ccedil;i Merkezi, İzmir</span></p> <p><span class="fotograf-yazi"><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/kent-ve-cocuk/ye%C5%9Filova-h%C3%B6y%C3%BC%C4%9F%C3%BC.jpg.jpeg" border="0" /><br />Yeşilova H&ouml;y&uuml;ğ&uuml; Ziyaret&ccedil;i Merkezi, İzmir<br /></span></p> <h2>"&Ccedil;ocuklar o yıkıntıların arasında k&uuml;&ccedil;&uuml;c&uuml;k bir yeşil alana bizi g&ouml;t&uuml;rd&uuml;ler ve dediler ki: "Burası bizim kuş g&ouml;zlem alanımız."</h2> <p><strong><br />Gizem: </strong>Şehir Plancıları Odası Ankara Şubesi, Ankara/Altındağ Mahallesi'nde bir &ccedil;alışma i&ccedil;in bizi davet etti. Mahalle mekansal olarak &ccedil;ok zorlayıcıydı. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; kentsel d&ouml;n&uuml;ş&uuml;mle komple yıkılmış. Biz de yıkıntıların ortasında bir parkta &ccedil;ok kalabalık bir &ccedil;ocuk grubuyla &ndash;Normalde herkesle ilgilenebildiğimiz sağlıklı bir at&ouml;lye &ccedil;alışmasını maksimum 20 kişiyle yapıyoruz. &ndash; &ccedil;alıştık. Sayı 50'ye vardı. Ve m&uuml;lteci &ccedil;ocuklar da olduğu i&ccedil;in dil sorunumuz da vardı. M&uuml;lteci &ccedil;ocukların &ccedil;oğu T&uuml;rk&ccedil;e bilmiyorlardı. Bu bizim i&ccedil;in &ouml;nemli bir a&ccedil;mazdı. &Ccedil;evirmenler vardı ama &ccedil;ocuklarla birebir iletişim kurabileceğimiz bir nokta yakalayabilmek biraz zordu. Mesela o at&ouml;lyede &ccedil;ocuklar, birbirleriyle olan iletişimi, kendi&nbsp;hayatlarında olan &ccedil;elişkiyi, &ccedil;atışmayı at&ouml;lye alanına da taşıdılar. O &ccedil;elişki-&ccedil;atışma ortamını kontrol etmeye &ccedil;alışmak bizim i&ccedil;in&nbsp;baya zorlayıcı oldu. Ama d&ouml;nd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;zde de mesela şunu dedik: "Bir grubun mekanına gidiyoruz. Orası bir mahalle. Oranın kendine ait bir yaşam kurgusu ve &ouml;r&uuml;nt&uuml;s&uuml; var. Biz oraya dışarıdan geliyoruz. Bizim fiziksel zararla ilgili algılarımız tamamen bizim kendi bireysel deneyimimizden geliyor.&nbsp;Dolayısıyla &ccedil;ocukların hayat i&ccedil;erisindeki &ccedil;elişki ve &ccedil;atışmalarını iki saatlik bir at&ouml;lyede değiştiremeyiz.&nbsp;Bu &ccedil;elişki ve &ccedil;atışmaların i&ccedil;inde kendimizi otoriterleştirmeden ve &ccedil;ocukları nesneleştirmeden, ge&ccedil;irdiğimiz zamanın sınırlarını tartarak, kendi i&ccedil;imizde bunun zararlarını, dezavantajlarını g&ouml;r&uuml;p, olumlamaya da gitmeden, "avantajlarını nasıl g&ouml;rebiliriz?" diye kendi aramızda bir değerlendirme yaptık.</p> <p><strong>Başak:</strong> Bir de haritalama &uuml;zerine kurguladığımız at&ouml;lyeler var. Burada da aslında &ccedil;ocukların kendi mekanlarını bize tanıtmalarını ve bizi gezdirmelerini istiyoruz. Bunu Ankara at&ouml;lyesinde de uyguladık. O at&ouml;lyelerde bizi şaşırtan şeylerle karşılaştık. &Ouml;rneğin &ccedil;ocuklar o yıkıntıların arasında k&uuml;&ccedil;&uuml;c&uuml;k bir yeşil alana bizi g&ouml;t&uuml;rd&uuml;ler ve dediler ki: "Burası bizim kuş g&ouml;zlem alanımız." Normalde oraya baksam hi&ccedil; aklımdan ge&ccedil;mez &ccedil;ocukların orayı bu ama&ccedil;la kullandığı. Kenti &ccedil;ocukların g&ouml;z&uuml;nden tanımak adına bu harita at&ouml;lyelerini olduk&ccedil;a &ouml;nemli buluyorum. Yine Muş'ta &uuml;&ccedil; farklı k&ouml;yde d&uuml;zenlediğimiz at&ouml;lyelerde haritalama &ccedil;alışması yaptık ve her biri aslında bizi şaşırtan at&ouml;lyelerdi. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; &ccedil;ocuklar mekanı &ccedil;ok farkı algılıyor ve her ne kadar onların g&ouml;z&uuml;nden g&ouml;rmeye &ccedil;alışsak da bu zamana kadar aslında tam olarak g&ouml;rmemişiz. &Ccedil;ok farklı şeylerle karşılaşıyoruz.</p> <p><strong>Gizem:</strong> Harita &ccedil;alışmalarına genel olarak &ccedil;ocuklar tarafından b&uuml;y&uuml;k bir ilgi var.</p> <p><strong>Başak:</strong> En &ccedil;ok eğlendikleri at&ouml;lye o oluyor.</p> <p><strong>Gizem:</strong> Bulmaca gibi, onlar gezerken hava fotoğrafı veriyoruz ellerine. Hava fotoğrafını g&ouml;rmek onları &ccedil;ok heyecanlandırıyor. Ellerinde kalemlerle işaretlemeye başlıyorlar.</p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/kent-ve-cocuk/kus_gozlem-alan%C4%B1.jpg.jpeg" /><br /><span class="fotograf-yazi">Kuş G&ouml;zlem Alanı, Ankara</span></p> <p><span class="fotograf-yazi"><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/kent-ve-cocuk/Mu%C5%9F.jpg.jpeg" /><br />Harita &ccedil;alışması, Ankara, Muş</span></p> <p><strong>Son zamanlarda &ccedil;ocuklarla birlikte yapılan "mimarlık ve kent" konulu at&ouml;lyelerde bir artış var. Sizce bu artış neye bağlanabilir?</strong></p> <p><strong>Başak: </strong>&Ouml;ncelikle, d&uuml;nyadaki kent alanındaki gelişmeler &ccedil;ocuklara odaklanmaya başladı. &Ouml;zellikle &ccedil;ocuk dostu kentler yaklaşımının d&uuml;nyada &ccedil;ok &ouml;ne &ccedil;ıkmasıyla beraber, &ccedil;ocukların kentteki yeri daha &ouml;nem verilen bir konu haline geldi. &Ccedil;ocuk oyun alanlarının nasıl olduğu, ne kadar yeterli olduğu, yaşam kalitesini de belirleyen kriterlerden bir tanesi. T&uuml;rkiye de bu akımı biraz geriden de olsa takip ediyor. Belediyelerde de &ccedil;ocuk dostu kentlerin bir mevzu haline gelmesi, &ccedil;ocukların kentteki yerinin daha &ouml;n plana &ccedil;ıkmasını sağlamış olabilir diye d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum.&nbsp;Bir de ilk sorunun cevabı olarak da s&ouml;ylediğimiz gibi, &ccedil;ocuklara ayrılan mekanlar gittik&ccedil;e k&uuml;&ccedil;&uuml;l&uuml;yor ne yazık ki ve &ccedil;ocukları sadece kendi oyun&nbsp;oynayabilecekleri k&uuml;&ccedil;&uuml;k oyun alanlarına sıkıştırmak da &ccedil;ok doğru olmuyor. Sadece oyun alanlarının &ccedil;ocukların kendilerini ifade edebileceği yerler olması dışında, bu &ccedil;ocuk dostu kent yaklaşımıyla&nbsp;beraber t&uuml;m kentin &ccedil;ocuklar i&ccedil;in bir ifade yeri olması, t&uuml;m kentin onlara ifade edebilmesi biraz daha mevzu haline geldi.</p> <h2>"&Ccedil;ocukların t&uuml;m tasarım s&uuml;re&ccedil;lerinde yer alabilecekleri alanlar yaratmak istiyoruz."</h2> <p><strong><br />&Ccedil;ocukların zihnindeki kent imajı ve kente dair kurdukları hayaller, tasarımlar kentten kente, &uuml;lkeden &uuml;lkeye, semtten semte karşılaştırınca nasıl değişiyor?</strong></p> <p><strong>Başak: </strong>Farklı şehirlerden bahsedersek, her şehrin zaten iklimi, coğrafyası, bina tipolojileri, sokak dokularına kadar her şeyi birbirinden farklı. Buradaki bir &ccedil;ocuğun yaptığı tasarımla tabii ki Muş'taki bir &ccedil;ocuğun yaptığı tasarım bu anlamda birbirinden farklılaşıyor.</p> <p>Farklı sosyo-ekonomik yapılardan gelen &ccedil;ocukların da tasarımlarında değişim oluyor.</p> <p><strong>Gizem: </strong>Aslında mekanla kurulan deneyim ne kadar farklılaşıyorsa o deneyim &uuml;zerinden bir şeyler &ccedil;ıkartma eğilimi var.&nbsp;Ama onların d&uuml;nyasında herşeyi yorumlama kapasitesi o kadar geniş ki... Mesela bizim g&ouml;rmediğimiz, Başak'ın az &ouml;nce bahsettiği o kuş g&ouml;zlem yeri, bir yetişkin d&uuml;nyası i&ccedil;erisinde bir boşluk olarak tanımlanabilecek bir yer.</p> <p><strong>Başak:</strong> Evet, b&uuml;y&uuml;k ihtimalle oraya bunu bilmeden bir tasarım yapacak olsan, orayı hi&ccedil;bir şekilde &ouml;yle algılamazsın ve buna y&ouml;nelik bir tasarım yapmazsın.</p> <p><strong>Gizem:</strong> O &ccedil;ocukların hayatında hayvanlar &ouml;nemli. &Ccedil;ocukların hayatında o hayvanlarla kurdukları ilişkiler &ouml;nemli. Ve bunu bir deneyime &ccedil;evirebilecekleri mekanı kendi kendilerine &uuml;retmişler.</p> <p><strong>Bir de bu at&ouml;lyelerin haricinde "Park Dedektifi" diye bir projeniz var sanırım. Orada ne yapıyorsunuz?</strong></p> <p><strong>Başak: </strong>"Park Dedektifi" sitemiz i&ccedil;in tasarladığımız bir b&ouml;l&uuml;m. Yakında yayına girecek. Şu anda #parkdedektifi etiketiyle veri topluyoruz. Karşılaştığımız farklı parklara y&ouml;nelik, hem bizim g&ouml;zlemlerimizi paylaşabileceğimiz, hem de harita &uuml;zerinde &ccedil;ocukların nerede park olduğunu g&ouml;rebileceği bir veritabanı.</p> <p><strong>Gizem:</strong> Aslında bizim &ccedil;alışmalarımızın &uuml;&ccedil; ayağı var: At&ouml;lyelerle olan &ccedil;alışmamız ilk ayağıydı. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; &ccedil;ocukları tanımaya ihtiyacımız vardı. Bu at&ouml;lye &ccedil;alışmaları bu anlamda bize &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k bir deneyim birikimi sağladı. Bu biriktirdiğimiz deneyimi bir şekilde g&uuml;ndem edebilmeyi istiyoruz; &ccedil;ocuk ve kentle ilgili bir&ccedil;ok konuyu kapsayan bir format oluşturmaya &ccedil;alışıyoruz ve bunu site &uuml;zerinden yapmak istiyoruz. Yani &ccedil;ocuk=park bakışından biraz rahatsızız. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;, Başak'ın da dediği gibi &ccedil;ocuğun kentte kullanabileceği her mekandaki, g&uuml;venlik meselesi,&nbsp;&ccedil;ocuğun kaliteli vakit ge&ccedil;iriyor olması, kaliteli yerlerde eğitim g&ouml;r&uuml;yor olması, hizmetlere erişebilirliği, bizim dert edindiğimiz konular. Ve bu konuda &ccedil;alışan diğer kurumlarla da işbirlikleri yaparak bu deneyimleri paylaşabileceğimiz bir site kurgusu hazırlıyoruz. Sadece park alanını konu eden değil, oranın erişilebilirliğini, g&uuml;venliğini, &ccedil;evre ilişkilerini de konu eden bir format hazırlayıp, standartlardan da yardım alıp, bunu g&uuml;ndeme taşıyabileceğimiz bir proje kurguluyoruz. Onun dışında bir de uygulama tarafı var bu işin.</p> <p><strong>Başak: </strong>Bizim asıl dert edindiğimiz konu bu. At&ouml;lyeler yapıyoruz; ama uygulama en &ccedil;ok &ouml;ne &ccedil;ıkan kısım diyebiliriz.&nbsp;&Ccedil;&uuml;nk&uuml; eğer kent mekanında bir değişim yaratmak istiyorsak, bunları uygulayabileceğimiz alanların olması lazım. Diğer t&uuml;rl&uuml; sadece bilgi toplamak ve o bilgiyi yaymak kadarıyla kalıyor. &Ouml;zellikle, &ccedil;ocukların t&uuml;m tasarım s&uuml;re&ccedil;lerinde yer alabilecekleri alanlar yaratmak istiyoruz.</p> <p><strong>Gizem:</strong> "Katılım" &ccedil;ok pop&uuml;ler bir kavram. Ama &ccedil;ok da prestijli olmasından kaynaklanan bir kavramın i&ccedil;inin boşaltılması durumu var. &Ccedil;ocuğa dair bir mekanda, &ccedil;ocuğa duvarın rengini sormak da bir katılım konusu ediliyor; ama bunu daha fazla genişletebileceğimiz&nbsp;bir uygulama alanı yaratmak bizim nihai hedefimiz. Meslek alanımızın ve kentlerimizin buna ihtiyacı olduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yoruz. Hepimizin buna ihtiyacı var. O y&uuml;zden uygulama alanını da bu anlamda değiştirecek bir kurgu yapmak istiyoruz.</p> <p><strong>Başka planlarınız, eklemek istediğiniz şeyler var mı?</strong></p> <p><strong>Gizem: </strong>Bu at&ouml;lye &ccedil;alışmalarını kendi disiplinlerimiz &ouml;zelinde geliştirmek istiyoruz.</p> <p><strong>Başak:</strong> Daha &ouml;nce dediğimiz gibi ekibimiz 5 kişilik hepimiz farklı disiplinlerden geliyoruz. At&ouml;lyeleri bu birikim &ccedil;er&ccedil;evesinde &ccedil;eşitlendirmek ve geliştirmek &ouml;ncelikli hedefimiz.</p> Thu, 07 Sep 2017 15:31:00 +03 “Kendi Bulunduğu Ortamı Bile Dönüştürmeyi Mesele Etmeyen Bizler, Neden Bu Kadar Mimar Yetiştiriyoruz?” http://www.arkitera.com/soylesi/index/detay/kendi-bulundugu-ortami-bile-donusturmeyi-mesele-etmeyen-bizler-neden-bu-kadar-mimar-yetistiriyoruz_/971 Bahar Bayhan <img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/soylesi02/gul-koksal/gulkoksal.jpg.jpeg" width="640" /><br/><br><br><br>KHK ile Eylül 2016'da Kocaeli Üniversitesi'ndeki işinden atılan mimar/akademisyen Gül Köksal ile "taşra kenti"nde mimarlık eğitiminin ve meslek pratiğinin zorluklarını konuştuk.<br><br><h3>Bahar Bayhan: Kocaeli ile ilişkiniz nasıl başladı?</h3> <p><b>G&uuml;l K&ouml;ksal:</b> 2006 Ağustos ayında, o zaman Kocaeli &Uuml;niversitesi M&uuml;hendislik Fak&uuml;ltesi&rsquo;ne bağlı olan Mimarlık B&ouml;l&uuml;m&uuml;&rsquo;n&uuml;n Restorasyon Anabilim Dalı kadrosuna girmemle birlikte Kocaeli ile ilişkim başladı. Bir hafta i&ccedil;inde Mimarlık B&ouml;l&uuml;m&uuml;, İ&ccedil; Mimarlık B&ouml;l&uuml;m&uuml; ile birleşti ve Mimarlık ve Tasarım Fak&uuml;ltesi kuruldu. Bu fak&uuml;ltede 2016 Eyl&uuml;l&rsquo;&uuml;ne kadar &ouml;ğretim &uuml;yesi olarak &ccedil;alıştım. Fak&uuml;lte, kurulduğu d&ouml;nemde &ccedil;ok az sayıda akademisyenden oluşuyordu. Her yeni kurulan ortamda olduğu gibi bir dolu eksiklikler vardı; mekanın iyileştirilmesinden, kadronun geliştirilmesine kadar. İlk zamanlarda neredeyse bir sınıf &ouml;ğretmeni gibi bir&ccedil;ok derse girme durumu vardı. &ldquo;Taşra okulları&rdquo;nda b&ouml;yle şeyler olabiliyor, ama Kocaeli&rsquo;nin bir avantajı olan İstanbul&rsquo;a yakınlığı ve İstanbul&rsquo;dan &ouml;ğretim &uuml;yesinin gidip gelebilme olanağının olması kadroyu arttırmaya y&ouml;nelik bir imkan sağladı, zaman i&ccedil;erisinde akademisyen sayısı da arttı. Ben de okulda bulunduğum 10 yıl boyunca İstanbul&rsquo;da yaşayıp Kocaeli&rsquo;ne gidip geldim: Haftada 4-5 g&uuml;n, g&uuml;n&uuml;n de en az 4 saatini yolda ge&ccedil;irerek.</p> <p>Bu t&uuml;r yeni kurulmuş, k&ouml;kl&uuml; bir geleneği ve kadrosu oluşmamış okulların en &ouml;nemli &ouml;zelliklerinden birisi sadece uzmanlık alanınızla ilgili derse girmek dışında diğer derslere/at&ouml;lyelere de katkı verme imkan ve zorunluluğu. Her g&uuml;&ccedil; koşulun, zorluğun d&ouml;n&uuml;şt&uuml;r&uuml;lmeye a&ccedil;ık bir fırsat olduğuna inanıyorum. K&ouml;kl&uuml; ve kadrosu fazla olan okullardaki değişmesi g&uuml;&ccedil; stat&uuml;kolara karşı, yeni oluşan kurumların sizin m&uuml;dahalenize a&ccedil;ık bir zemini var, tabi bir dolu imkansızlık olsa da, ona rağmen ve onunla birlikte... Benim i&ccedil;in de &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k bir avantajı oldu bu durumun. Kocaeli&rsquo;de proje at&ouml;lyelerine girmek ve y&uuml;r&uuml;tmeyle başlayan s&uuml;re&ccedil;, zaman i&ccedil;inde bitirme projelerini y&uuml;r&uuml;tmek gibi bir sorumluluğa da d&ouml;n&uuml;şt&uuml; ve kendimi &ccedil;ok geliştirme ihtiyacı duydum ve hep yenilendim. Yine Kocaeli &Uuml;niversitesi&rsquo;nin bana olan başka bir katkısı da şu oldu: &Uuml;niversitede &ccedil;ok farklı fak&uuml;lteler vardı, aynı yerleşkede değildik ama b&uuml;y&uuml;k kentlere oranla g&ouml;rece yakın bir kamp&uuml;steydi fak&uuml;ltelerin &ccedil;oğu. Eğitim-Sen (Eğitim ve Bilim Emek&ccedil;ileri Sendikası) &uuml;zerinden tanıştığım ve bilimsel/akademik ortamı eleştirel bir bi&ccedil;imde ve evrensel ilkelerle d&ouml;n&uuml;şt&uuml;rmeye &ccedil;alışan diğer disiplinlerden arkadaşlarla bir araya gelebilme imkanım oldu. Sosyoloji, felsefe, iktisadi idari bilimler, &ccedil;alışma ekonomisi, sağlık, arkeoloji gibi sosyal ve temel bilim alanlarıyla yakın temaslar kurabildim, o alandaki arkadaşlarımla da ortak &ccedil;alışmalar yapabildim ve kendi ufkumu da genişlettim. Mimarlık disiplinini, salt fen bilimlerine sıkıştıran kategoriye karşılık, t&uuml;m bilim dalları arasındaki o suni sınırları fark etmem ve aşmaya/muğlaklaştırma y&ouml;nelik &ccedil;abalarım bu vesileyle gelişti. &Ouml;rneğin 2008&rsquo;de sosyolog bir meslektaşımla Kocaeli, G&ouml;lc&uuml;k&rsquo;&uuml;n Saraylı-&Ouml;rc&uuml;n k&ouml;ylerinde <a href="http://v3.arkitera.com/e2302-izmitte-koye-dair-sarayli-ve-orcun.html" target="_blank">d&uuml;zenlediğimiz</a> ve mimarlık-sosyoloji alanlarından &ouml;ğrencilerin katıldığı <a href="http://v3.arkitera.com/h31498-izmitte-koye-dair-sarayli---orcun-koyleri-atolye-calismasi.html" target="_blank">ulusal yaz okulu</a> bunların erken &ouml;rneklerinden birisidir. Bu birlikteliklerimiz daha da gelişerek devam ediyor halen.</p> <h3>10 yıl uzun bir s&uuml;re. Peki sizin kattıklarınız neler oldu bu kente?</h3> <p>Ben gayet bilin&ccedil;li olarak bir vakıf/&ouml;zel okul yerine devlet &uuml;niversitesinde &ccedil;alışmayı &ccedil;ok istedim. Daha &ouml;nce İT&Uuml;, Bah&ccedil;eşehir &Uuml;ni., Berlin Teknik &Uuml;niversitesi, Bilgi &Uuml;niversitesi gibi kurumlarda farklı g&ouml;revlerle temasım olduğu i&ccedil;in karşılaştırma yapma imkanım vardı. Varlığımın anlamlı olabileceği, bir şeylere yaradığım ve etki edebildiğim bir ortamda bulunmak gibi bir arzum vardı. İstanbul&rsquo;la beni besleyen bağı koparmadan Kocaeli&rsquo;de &ccedil;alışmak, KO&Uuml;&rsquo;de fak&uuml;ltenin yeni kurulduğu d&ouml;nemde bulunmak ve her şeyi baştan oluşturuyor olmak d&uuml;ş&uuml;nceme &ccedil;ok uygun bir ortam sağladı. Ama tabi bir yandan da &ccedil;ok zorlandım. &Ouml;zellikle de d&uuml;nyaya, mesleğe dair dertleri, bir duruşu olan gen&ccedil; bir kadın mimar/bilim insanı olarak kurumda, kentte bir s&ouml;z oluşturabilmek hi&ccedil; kolay olmadı.</p> <p>Bir yandan da k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir yerde olmanın getirdiği bir s&uuml;r&uuml; imkan vardı ve onları değerlendirdim. 2007-2010 yıllarında Kocaeli Koruma B&ouml;lge Kurulu&rsquo;nun kurucu &uuml;yelerinden biri oldum Y&Ouml;K &uuml;yesi olarak, 3 sene Kocaeli, Sakarya, Yalova, D&uuml;zce&rsquo;de kurul &uuml;yeliği g&ouml;revi yaptım. Normal koşullarda b&uuml;y&uuml;k kentlerde bana b&ouml;yle bir g&ouml;rev d&uuml;şmeyebilirdi. Bu s&uuml;rede, bir deprem b&ouml;lgesi olarak G&ouml;lc&uuml;k &ccedil;ok dikkatimi &ccedil;eken bir yerdi. B&ouml;l&uuml;mden bir arkadaşımla birlikte 3 yıllık bir araştırma projesi yaptık. G&ouml;lc&uuml;k Belediyesi, G&ouml;lc&uuml;k Kent Konseyi ve KO&Uuml; işbirliği olan <a href="http://www.golcuk.bel.tr/tr/haber/1/3221/golcuk-mimari-miras-kitabi-tanitildi.aspx" target="_blank">G&ouml;lc&uuml;k 2023 Vizyon Projesi</a> kapsamında <a href="https://issuu.com/tgulkoksal/docs/2013_golcuk_mimari_miras" target="_blank">G&ouml;lc&uuml;k Mimari Miras</a> isimli bir kitap yayınladık. Bu &ccedil;alışma, hızla yok olmakta olan mimari değerleri aynı zamanda da bir deprem yerleşiminde nasıl bir yapılaşma olduğunu ortaya koyan bir envanter oldu, bu envanter koruma ve mimarlık at&ouml;lyelerinde gayet işe yaradı, &uuml;zerine T&Uuml;BİTAK bursu ile University of California, Berkeley&rsquo;de post-doc yaptım. Bir <a href="http://www.golcuk.bel.tr/tr/icerikdetay/63/94/kazikli-kervansarayi.aspx" target="_blank">Kervansaray kalıntısı</a> vardı yine G&ouml;lc&uuml;k sınırları i&ccedil;inde, onun <a href="http://www.vitracagdasmimarlikdizisi.com/projeler/Kaz%C4%B1kl%C4%B1-Kervansaray%C4%B1-Restorasyonu-ve-Ic-ek-Kultur.aspx" target="_blank">projesini ve uygulamasını</a> yapma imkanım oldu yine okuldan bir arkadaşımla birlikte. 16. yy.&rsquo;a ait bir kervansaray kalıntısı, &ccedil;ok harap durumdaydı, kalanı koruduk ve i&ccedil;ine bir ek yapı yaptık. Yapının kente doğrudan katkısı olduğunu defalarca g&ouml;zlemledim, halen &ccedil;ok keyifle ve etkin bir bi&ccedil;imde kullanılıyor. Yapı, Yapı-Uygulama dalında <a href="http://www.mimarlikdergisi.com/index.cfm?sayfa=mimarlik&amp;DergiSayi=367&amp;RecID=2377" target="_blank">Ulusal Mimarlık &Ouml;d&uuml;l&uuml;</a> aldı. Sonra Marmara Belediyeler Birliği &Ouml;d&uuml;l&uuml;, Tarihi Kentler Birliği &Ouml;d&uuml;l&uuml; gibi &ouml;d&uuml;ller de aldı, Kocaeli &Uuml;niversitesi de rekt&ouml;rl&uuml;k eliyle sanat &ouml;d&uuml;l&uuml; verdi. Onun dışında yine &uuml;niversitenin g&ouml;revlendirmesiyle SEKA Fabrikası&rsquo;nın d&ouml;n&uuml;ş&uuml;m&uuml; projesinde Kocaeli B&uuml;y&uuml;kşehir Belediyesi&rsquo;ne 1 seneye yakın danışmanlık yaptım. Kent &uuml;zerine makaleler, yazılar derken, bilimsel, akademik, kendi uzmanlık alanımda katkı verebileceğim t&uuml;rl&uuml; &ccedil;alışmalar i&ccedil;erisinde yer aldım.&nbsp;</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/gul-koksal/kazikli.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi"><a href="http://www.golcuk.bel.tr/tr/videoic/5/9/kazikli-kervansarayi.aspx" target="_blank">Kazıklı Kervansarayı Restorasyonu</a></span></p> <p>Sadece kente değil, kuruma da katkılar &ouml;nemli. Okulda her yıl &ouml;ğrenci kontenjanları artıyor, mekanların niteliğinden akustiğine, ortak kullanım alanlarına dek yetersiz &ccedil;ok şey var, ama idarelerde bunları iyileştirmeye y&ouml;nelik b&uuml;t&ccedil;e yok. Bu t&uuml;r alanları iyileştirmek i&ccedil;in sadece b&uuml;t&ccedil;e de gerekmiyor tabii, &ouml;ncelikle buna ilişkin katılımcı, a&ccedil;ık bir niyet de lazım. Maalesef &ccedil;oğu kişi bulduğuyla yetiniyor, olsa olsa şikayet ediyor. Halbuki bizim mesleğimiz bu değil, mekanı, yaşamı d&ouml;n&uuml;şt&uuml;ren, iyileştiren bir meslekten s&ouml;z ediyoruz. Tabii insan sorguluyor bu noktada, kendi bulunduğu ortamı bile d&ouml;n&uuml;şt&uuml;rmeyi/iyileştirmeyi i&ccedil;tenlikle mesele etmeyen bizler neden bu kadar mimar yetiştiriyoruz, neye/nasıl hizmet edecek bu mimarlık &ouml;ğrencileri, kendilerine neyi/kimi/nasıl &ouml;rnek alacaklar?</p> <p>Bizim okulda kurduğumuz <a href="http://www.e-skop.com/skopbulten/baska-bir-atolye-neden-kimden-nasil-baska/3240" target="_blank">Başka Bir At&ouml;lye</a>&rsquo;de bunları tartışıyorduk, okulda olmasak da hala devam ediyoruz tartışmaya/&uuml;retmeye. At&ouml;lyede sadece mimarlık, i&ccedil; mimarlıktan değil, diğer disiplinlerden de katılımcılar var. Halen İstanbul, Kadık&ouml;y&rsquo;deki mekanımız Sofa&rsquo;da bir araya geliyoruz ve at&ouml;lyemiz tamamen g&ouml;n&uuml;ll&uuml;l&uuml;k esasıyla s&uuml;r&uuml;yor, herhangi bir not/maddi kazanım vb. kaygısı olmadan. Disiplinlerarası sınırların ortadan kalktığı bir ortam kurmaya &ccedil;alışıyoruz. Mimarlık dediğimiz mekan kuran bir mesleğin, hem kuram ve praksisle, hem de praksisten gelen deneyimini soyutlayarak kuramsallaştırdığı bir ortamı yaratması &ouml;nemli. Dolayısıyla bug&uuml;n bir&ccedil;ok y&ouml;n&uuml;yle olumsuz g&ouml;z&uuml;ken koşullar, bir şekilde sorguladığım şeyi daha derinlikli yapabileceğim bir ortamla buluşturdu beni.&nbsp;</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/gul-koksal/atolye_1.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi">Başka Bir At&ouml;lye ekibinin G&ouml;lc&uuml;k Saraylı K&ouml;y&uuml;'nde k&ouml;y halkıyla birlikte tasarladığı <a href="http://xxi.com.tr/i/saraylida-yere-oyunla-dahil-olmak" target="_blank">oyun alanı projesi</a></span></p> <h2><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/gul-koksal/atolye.jpg.jpeg" border="0" /></h2> <h2></h2> <h2><br />"Kent ile ilgili eskiye oranla daha fazla &ccedil;alışma yapılıyor belki ama yere ne kadar d&ouml;n&uuml;şt&uuml;r&uuml;c&uuml; bir etkide bulunuyor bunlar, ş&uuml;pheli."</h2> <h3><br />Kocaeli&rsquo;de k&uuml;lt&uuml;rel mirasa dair neler anlatırsınız?</h3> <p>Kocaeli, Roma İmparatorluğu&rsquo;nun başkentliğini yapmış, &uuml;zerine Sel&ccedil;uklu, Osmanlı, Cumhuriyet ve g&uuml;n&uuml;m&uuml;z olmak &uuml;zere pek &ccedil;ok katmanın yerleştiği bir kent. Dolayısıyla neresi kazılsa altından katman katman bir şeyler &ccedil;ıkıyor. B&ouml;ylesi araştırılmamış yerlerde araştırma ve envanter &ccedil;alışmalarının yapılması &ouml;ncelikli bir iş. &Uuml;niversitedeyken ben de, meslektaşlarım da &ccedil;eşitli araştırmalar, yayınlar yaptık bunlarla ilgili, daha da yapılacak &ccedil;ok şey var. Bir yandan da İstanbul gibi bir kenti &ouml;rnek aldığı i&ccedil;in kentte hızlı bir d&ouml;n&uuml;ş&uuml;m s&uuml;reci var. Ama &ouml;te yandan da Roma d&ouml;neminden beri&nbsp; s&uuml;rekli depremler ge&ccedil;irmiş, o y&uuml;zden de s&uuml;rekli yıkılmış ve yeniden kurulmuş bir yer Kocaeli. Depreme ilişkin de maalesef bug&uuml;n de etkin bir &ouml;nlem alınmamış ve kent uzunca bir s&uuml;re İstanbul&rsquo;un arka bah&ccedil;esi gibi konumlanmış. Aynı zamanda Marmara B&ouml;lgesi&rsquo;nde sanayinin merkezi, SEKA fabrikasıyla birlikte kentin sanayileşmesi başlıyor. Ama bir yandan da ciddi bir doğal dokusu ile, Karadeniz&rsquo;e, Marmara&rsquo;ya da kıyısı olan, ticaret yollarının &uuml;zerinde, potansiyelleri de &ccedil;ok y&uuml;ksek bir kent. Dolayısıyla bu k&uuml;lt&uuml;rel değerlerin mimarlığın lisans ve y&uuml;ksek lisans programlarında tartışılması, anlaşılması ve yeni değerlerin &uuml;retilmesi meselesi son derece &ouml;nemli. Ama tabi bu hususta yere dair fiilen uygulamalar da yapılacaksa, &uuml;niversitenin bu konuda bir &ouml;nderliği olacaksa, kurumun yerel y&ouml;netimlerle, Koruma Kurulu&rsquo;yla ilişkileri de &ccedil;ok &ouml;nemli. Diğer yandan karar verici kurumlar, yere &ouml;zg&uuml; &ccedil;alışmalarda akademi ile işbirliği yapıyorlarsa, bu işbirliğinin temelinde evrensel ilkelere dayalı, eleştirel ortak aklın &ouml;ncelikli olduğu, geliştirici tavır bulunuyorsa, k&uuml;lt&uuml;rel değerlerin sadece ekonomiye katkı değil; o topraklarda onu var eden insanlara ve kuşaklara katkısı olması &uuml;zerinden hareket ediliyorsa iyi şeyler &ccedil;ıkabiliyor.</p> <p>Ancak 2010&rsquo;dan sonra gerek h&uuml;k&uuml;metteki b&uuml;y&uuml;k d&ouml;n&uuml;ş&uuml;m s&uuml;re&ccedil;leri ve onun yerel y&ouml;netime/&uuml;niversiteye yansıyan etkileri, bu s&uuml;re&ccedil;te yerel y&ouml;netimin &uuml;niversite y&ouml;netimiyle kurduğu organik ilişkiler vb. nedenlerle arada eleştirel bir mesafenin kalmaması, meslek odalarının bazı d&ouml;nemlerdeki y&ouml;netimlerinin &ccedil;abalarını ayrı tutarsak, hayli zayıflayan tutumu, hatta bug&uuml;n aynı organik ilişkilerle kurumları kendi kişisel ofisleri gibi g&ouml;rme anlayışları neticesinde koşulların daha olumsuza gittiğini s&ouml;yleyebilirim. Bug&uuml;n kent ile ilgili eskiye oranla daha fazla &ccedil;alışma yapılıyor, daha fazla yayın var belki ama yere ne kadar d&ouml;n&uuml;şt&uuml;r&uuml;c&uuml; bir etkide bulunuyor bunlar, her şeyden &ouml;nce kamu hizmetine dair b&ouml;yle bir dert var mı, kişiler/kurumlar bunu g&ouml;ze alabiliyorlar mı ş&uuml;pheli. Mesela bizim G&ouml;lc&uuml;k mimari mirasla ilgili &ccedil;alışmamız bunun gibi nedenlerle amacına ulaşamadı.</p> <h3>G&ouml;lc&uuml;k 2023 projesinden biraz bahseder misiniz?</h3> <p>G&ouml;lc&uuml;k 2023 Vizyon projesinin bence en &ouml;nemli kısmı &uuml;niversite-kent konseyi-belediyenin iş birliği i&ccedil;inde G&ouml;lc&uuml;k&rsquo;&uuml;n bug&uuml;n&uuml; ve geleceğine dair ortak aklı &uuml;retebilecek bir girişim olmasıydı. Bu iş birliği sadece y&ouml;neticiler/y&uuml;r&uuml;t&uuml;c&uuml;ler d&uuml;zeyinde bir işbirliğiyse, ki s&uuml;re&ccedil;te &ouml;yle olduğu g&ouml;r&uuml;nd&uuml;, o zaman pek anlamlı olmayabiliyor. Ancak &uuml;niversite dediğimiz yapıyı, &ouml;ğrencileri, &ccedil;alışanları, akademisyenleriyle bir b&uuml;t&uuml;n, belediye dediğimiz yapıyı imardan altyapıya kadar bir b&uuml;t&uuml;n, kent&nbsp; konseyini de kentle ilgili &ccedil;alışma yapan sivil toplum &ouml;rg&uuml;tlerinin bir arada olduğu bir yapı olarak d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rsek, aslında bunların işbirliği de hakikaten t&uuml;m kent &ouml;l&ccedil;eğinde her şeye somut ve soyut bi&ccedil;imde karşılık gelecek bir iş gibi g&ouml;r&uuml;n&uuml;yor. Ama bu ilişkilenmenin sağlıklı olması i&ccedil;in a&ccedil;ık ve şeffaf olmak lazım. Bizim i&ccedil;inde yer aldığımız projede; G&ouml;lc&uuml;k&rsquo;teki mimari değerlerin ortaya konması ve bunların s&uuml;rd&uuml;r&uuml;lebilirliği, bunlardan neler &ouml;ğreneceğimiz, bu bilgilerin &ccedil;ağdaş mimarlıkta nasıl kullanılabileceği, geleneksel y&ouml;ntemlerin bug&uuml;n okullarda, sınıflarda verilen mimarlık ortamında nasıl pratik karşılığı olabileceği, yerde mevcut olan bu bilgiyi kavrayıp, yorumlayıp, tartışıp geliştirerek yere nasıl geri aktarabileceğimiz gibi tartışmalar hedefti. Bu hedefler, &uuml;rettiğimiz bilgiler, sadece belediye i&ccedil;in bir proje değil; yerel y&ouml;netimden &ccedil;alışanların at&ouml;lyelere katıldığı, at&ouml;lyelerin gidip yerinde yerlisi ile birlikte yapıldığı, aynı zamanda sivil toplumla bir araya gelindiği işler &uuml;retildiği takdirde, yani &uuml;rettiğimiz eleştirel bilgi toplumsallaştığı, ortak akla d&ouml;n&uuml;şt&uuml;ğ&uuml; takdirde &ccedil;ok faydalı olabilecek bir kaynak. Biz bu niyetle girişmiştik bu &ccedil;alışmalara.</p> <p>SEKA projesinin danışmanlığını yaparken de, alanda arkeo-jeofizik &ccedil;alışmadan koruma ama&ccedil;lı imar planı değerlendirmesine, alanın teknik niteliklerinin &ccedil;&ouml;z&uuml;mlenmesinden, sosyal değerlerinin anlaşılıp, yaşatıldığı bir ortam kurmak amacıyla yapılacak halk toplantılarına kadar &ccedil;ok boyutlu bir &ccedil;alışma &ouml;rg&uuml;tlerken, araya paranın+politikanın girdiği noktada ipler koptu. İşte o zaman iş, a&ccedil;ık, şeffaf, evrensel, eleştirel, bilimsel ilkelere dayalı olmaktan &ccedil;ıktı.&nbsp;</p> <h2><br />"Projeyi &uuml;reten de olsanız, danışmanlık da yapsanız dediklerinizin yapılması gibi bir bağlayıcılık yok kurumlarda."</h2> <h3><br />SEKA&rsquo;nın d&ouml;n&uuml;ş&uuml;m&uuml;n&uuml; nasıl değerlendiriyorsunuz?</h3> <p>SEKA 2005 yılında t&uuml;m &ccedil;alışanlarıyla birlikte belediyeye devredildi, yani aslında kapatılmadı. Bu da &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k bir potansiyeldi; y&uuml;zlerce emek&ccedil;isi ile kentin batı girişinde devasa bir alan ve Kocaeli gibi bir deprem kentinde kamusal b&uuml;y&uuml;k bir toplanma alanı da olabilecek a&ccedil;ık bir ortam, &uuml;niversitenin bazı programlarını i&ccedil;ine alarak daha aktif &nbsp;kullanılacak bir yer... Aslında benim de i&ccedil;inde -d&ouml;nemin rekt&ouml;rl&uuml;k g&ouml;revlendirmesi ile- danışman olarak yer aldığım s&uuml;re&ccedil;te, koruma ama&ccedil;lı imar planı revizyon aşamalarında, hatta 1/100.000 plan kararlarında, ulaşım projelerinde bu şekilde yola başlanmıştı. Ama bu b&uuml;t&uuml;nc&uuml;l yaklaşım, kurumların politik karar alma s&uuml;re&ccedil;lerindeki arızaları/zafiyetleri nedeniyle ger&ccedil;ekleşemedi. Bug&uuml;n 1. ve 2. fabrikalar bilim merkezi ve kağıt m&uuml;zesi olarak işlevlendirilmiş durumda. Program olarak da iyi tercihler bunlar aslında. Ama &ccedil;ok par&ccedil;acıl, dahası aktarımları taraflı. Alanın epeyce b&uuml;y&uuml;k bir kısmı film platosu olarak kullanılıyor. B&ouml;yle bir alanın b&uuml;t&uuml;nc&uuml;l olarak kente kazandırıldığı, kentlinin 7/24, 4 mevsim, &ouml;ğrencisi, halkı hep beraber kullandığı, su ile ilişkinin iyileştirildiği, yeni kullanıma a&ccedil;ılan raylı sistemin buraya kadar eriştiği &ndash;ki alanın i&ccedil;inde tren hattı ve dekovil hattı altyapısı zaten var-, daha iyi &ccedil;&ouml;z&uuml;mlenmesi m&uuml;mk&uuml;n bir s&uuml;r&uuml; mesele varken, dediğim gibi politik nedenlerle, dar bakışlarla, eleştirel olmayan bir akılla, kapalı sistem &ccedil;ıkar ilişkileri ile, &ouml;nceliğin kamu yararından ziyade, bazı kişilerin/kurumların para kazanması hedeflendiği i&ccedil;in sonu&ccedil; b&ouml;yle oldu.&nbsp;</p> <p>Bir ara mimarlık fak&uuml;ltesinin SEKA&rsquo;ya taşınacağı gibi s&ouml;ylemler vardı, doğru d&uuml;zg&uuml;n y&ouml;netilemeyen s&uuml;re&ccedil;ler nedeniyle girişilemedi bile; biz iki d&ouml;nem bitirme projesi konusu olarak vermekle kaldık sadece. Alanın b&uuml;y&uuml;k bir kısmı şu an kullanılmıyor, yapılar harap halde, yani bir kısmı aşırı steril, pırıl pırıl, bir kısmı harabe. &Ccedil;ok da &ouml;nemli isimler &ccedil;alıştı bu projelerde ama onların dedikleri de yerine getirilmedi. Tipik bir şey var T&uuml;rkiye&rsquo;de: Projeyi &uuml;reten de olsanız, danışmanlık da yapsanız dediklerinizin yapılması gibi bir bağlayıcılık yok kurumlarda. Peki, neden hizmet alımı yapıyorlar derseniz; işlerine gelirse &ccedil;alışmayı kullanmak, işlerine gelmezse de, &ldquo;biz profes&ouml;rlerden, do&ccedil;entlerden, bilmem şu &ndash;k&ouml;kl&uuml;- kurumlardan rapor aldık&rdquo; demek, işlerini meşrulaştırmak. Bunu fark ettiğimden beri kimseye danışmanlık yapmamayı tercih ediyorum. Bir bilim insanı/akademisyen/araştırmacı/meslek insanı olarak s&ouml;zlerinizin, birikimlerinizin kamu yararına d&ouml;n&uuml;şmediği bir ortamda durmanın etik olarak da yanlış olduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum.&nbsp;</p> <h3>Kocaeli&rsquo;de g&ouml;zlemlediğiniz sorunlar neler? Mimarlık &ouml;ğrencilerinin de &uuml;zerine d&uuml;ş&uuml;nebileceği, ilerleyen zamanlarda iyileştirilmesi gereken...</h3> <p>Kocaeli bir kıyı kenti ama D-100 başta olmak &uuml;zere kıyıya paralel yollarla b&ouml;l&uuml;nmesiyle kıyıyla ilişkisi &ccedil;ok zayıflamış. Karayolu kademe kademe b&uuml;y&uuml;meden &ouml;nce suyla &ccedil;ok iyi bir ilişkisi var kentin. Zaten ticari faaliyet de su &uuml;zerinden y&uuml;r&uuml;yor. Bu okulda da &ccedil;ok tartışılan bir meseleydi. Onun dışında ulaşımın kendisi &ouml;nemli bir sorun tabi. Organik bir dokusu var kentin, 300&rsquo;e yakın tescilli binanın olduğu bir kentsel/arkeolojik sit alanı var, ciddi bir arkeolojik birikim var. Ancak eski esere yaklaşım hayli sorunu, bir kere İstanbul&rsquo;dan da &ouml;ğrenilen yıkıp/yapma; rekonstr&uuml;ks&uuml;yon sorunu var. Hem K&ouml;rfez&rsquo;e, hem Karadeniz&rsquo;e giden o b&uuml;y&uuml;k ulaşım y&uuml;k&uuml; i&ccedil;erisinde doğal alanların varlığını s&uuml;rd&uuml;rebilmesiyle ilgili sorunlar var. Daha &uuml;st &ouml;l&ccedil;ekten, İstanbul&rsquo;un &ccedil;ok ciddi olumsuz etkileri var kente; ulaşım bağlantılarının, organize sanayi gibi birtakım b&uuml;y&uuml;k programların Kocaeli&rsquo;nde Kandıra gibi tarım alanlarına olan etkisi gibi sorunlar var. Deprem &ccedil;ok &ouml;nemli bir mesele. D&ouml;n&uuml;ş&uuml;m meselesi &ouml;nemli bir konu haline gelmeye başladı. Yeşil alanların muhafazasıyla ilgili politik meseleleri de bağlayan K&ouml;rfez&rsquo;in kullanımı yine &ouml;nemli bir konu.&nbsp;</p> <p>Bir de mevcut yapılı &ccedil;evre i&ccedil;inde nitelikli mimarlık &ouml;rnekleri yapmak gibi konular var. &Uuml;st &ouml;l&ccedil;ekten, yapı-malzeme &ouml;l&ccedil;eğine kadar Kocaeli &ccedil;ok &ouml;nemli potansiyelleri olan bir yer. Sulak alan var mesela, plan kararında merkezi iş alanı olarak ge&ccedil;iyor, ciddi bir sorunsal. Bir &ldquo;taşra &ouml;l&ccedil;eği/ilişkilerine sahip&rdquo; g&ouml;rece k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir merkezi olmasından kaynaklı ilişkiler burada kamu yararına olacak olsa &ccedil;ok iyi olur ama &ouml;rnek aldığı ilişkiler toplum yararına olmayıp her kademede a&ccedil;ık&ccedil;a hissedilen iktidarcıkların hakimiyetine takıldığı i&ccedil;in nitelikli yapıl(a)mıyor. Aslında &ccedil;&ouml;z&uuml;lmeyecek şeyler değil bu saydıklarım. Bazı kırılmalar, d&ouml;n&uuml;ş&uuml;mler lazım. Kent i&ccedil;erisinde demokratik kitle &ouml;rg&uuml;tleri, hala direngen, eleştirel yaklaşıma cesaret edebilen bazı meslek &ouml;rg&uuml;tleri, KODA (Kocaeli Dayanışma Akademisi) gibi kurumlar var, &ccedil;alışıyorlar, bir şekliyle direniyorlar, kent-&ouml;ğrenciler-kamu yararına &uuml;retmeye &ccedil;alışıyorlar. Mimarlık &ouml;ğrencileri i&ccedil;in de kentte ucundan tutulacak &ccedil;ok ciddi meseleler var. Ama tabi bu sadece &ouml;ğrencilere bırakılacak bir şey değil. Okullardaki akademisyenlerin, idarecilerin cesaretli, akılcı, tutarlı, eleştiriye a&ccedil;ık olması gerekiyor ki &ouml;ğrenciler de bu ortamdan beslenip, &ouml;rnek alıp, bir şeylerin ucundan tutabilsinler.</p> <h2><br />"Kendimi &ccedil;ok &ouml;zg&uuml;r hissettiğim, &ouml;ğreten-&ouml;ğrenci ilişkisinin ortadan kalktığı, birbirimizden beslendiğimiz &ccedil;ok disiplinli bir ortamı kurabildik."</h2> <h3><br />KHK&rsquo;nın fak&uuml;ltedeki etkisi nasıl oldu? Siz şimdilerde nelerle meşguls&uuml;n&uuml;z?</h3> <p>Bildiğiniz &uuml;zere 11 Ocak&rsquo;ta yayınlanan &ldquo;Bu su&ccedil;a ortak olmayacağız&rdquo; isimli bildiriyi imzalamıştım, sadece vicdani olarak değil mekan, mimarlık, koruma alanında &ccedil;alışan bir meslek insanı olarak da kadim k&uuml;lt&uuml;rlerin inşa etmiş olduğu yerde somut ve somut olmayan değerlerin yerle yeksan olmasına karşı &ccedil;ıkan y&ouml;nleri olan bir bildiriydi. İmza attım ve Kocaeli gibi bir kentte bu pek kabul edilir bir şey olmadı. &Ouml;nce &uuml;niversite rekt&ouml;rl&uuml;ğ&uuml; bu imzayı atan biz 19 kişiyi okulun WEB sayfasından &ldquo;ter&ouml;rist&rdquo; olarak ilan etti. Soruşturmalar başladı, ev baskını, g&ouml;zaltı s&uuml;re&ccedil;leri vs. 2016&rsquo;nın kış ve yaz s&uuml;recini b&ouml;yle ge&ccedil;irdik. En son 15 Temmuz Darbe Girişimi&rsquo;nden sonra da t&uuml;m &uuml;lkede hassasiyetler daha da artıp rekt&ouml;r ve senatonun (t&uuml;m dekanların) bizim isimlerimizi Y&Ouml;K&rsquo;e yollaması doğrultusunda 1 Eyl&uuml;l D&uuml;nya Barış G&uuml;n&uuml;&rsquo;nde yayınlanan KHK ile diğer meslektaşlarımla birlikte kamu g&ouml;revinden ihra&ccedil; edildim.&nbsp;</p> <p>Bu s&uuml;re&ccedil; KO&Uuml; Mimarlık Fak&uuml;ltesi&rsquo;nde diğer fak&uuml;ltelerden de farklı bir bi&ccedil;imde işledi a&ccedil;ık&ccedil;ası. Bu haberi 31 Ağustos&rsquo;u 1 Eyl&uuml;l&rsquo;e bağlayan gece almıştık ve okulla ilişiğimizi kesmek i&ccedil;in KHK&rsquo;da 1 hafta s&uuml;re tanınmıştı. Ancak Mimarlık Fak&uuml;ltesi Dekanlığı bu bir haftalık s&uuml;reyi bile beklemedi. 5 Eyl&uuml;l&rsquo;de Kocaeli&rsquo;ne d&ouml;nd&uuml;m, o sabah dekanlıktan bir telefon geldi; oda anahtarımın değiştirildiği, eşyalarımı alıp bir an &ouml;nce ilişiğimi kesmem gerektiği, bu arada odama da g&uuml;venlik g&ouml;revlisi eşliğinde girebileceğim doğrultusunda bilgi iletildi. Bu g&ouml;r&uuml;şme bana &ccedil;ok ağır geldi. 10 yıldır neredeyse her sabah 6:30 otob&uuml;s&uuml;yle Kocaeli&rsquo;ne onca yol aşarak gidip akşamın ge&ccedil; saatlerine dek emek harcayıp, Kocaeli&rsquo;ne de bir s&uuml;r&uuml; hizmet vermiş, bir s&uuml;r&uuml; &ouml;ğrenci yetiştirmiş bir kişinin, &ldquo;yasal&rdquo; s&uuml;re bile beklenmeksizin, apar topar, ansızın b&ouml;yle &ldquo;kapı &ouml;n&uuml;ne&rdquo; konulması, idarecilerin ortalıkta g&ouml;r&uuml;lmekten &ccedil;ekinmeleri, yakın arkadaşlarım dışında kimsenin ortalıkta olmaması, &ldquo;emir&rdquo; uygularken bile insani bir hareket yapamama basiretsizliği vs. Neyse ki şanslıyım da, mimarlığın konumlandığı ve o g&uuml;n g&uuml;venlik tarafından &ndash;aldıkları emirle- 45 dakika boyunca i&ccedil;eri alınmadığım(ız) Anıtpark Yerleşkesi&rsquo;nin kapısında, hukuk&ccedil;u dostlarım, Eğitim-Sen&rsquo;li meslektaşlarım, yanımda olmaya cesaret eden arkadaşlarım, &ouml;ğrencilerim ile bekledim. Hayatım boyunca hi&ccedil; unutamayacağım bir g&uuml;nd&uuml;r o.&nbsp;</p> <p>&Ouml;zetle bu şekilde 5 Eyl&uuml;l itibariyle &uuml;niversiteden atılmış oldum. KO&Uuml;&rsquo;n&uuml;n WEB sayfasına adıma bakarsanız, kendi isteğim ile ayrılmışım gibi kayıt d&uuml;ş&uuml;lm&uuml;ş. Yine şanslıyım ki, meslektaşlarımla birlikte <a href="http://www.kocaelidayanisma.org/tr/" target="_blank">Kocaeli Dayanışma Akademisi</a>&rsquo;ni (KODA) kurduk, 28 Eyl&uuml;l&rsquo;de a&ccedil;ılışını yaptık. Kocaeli&rsquo;de, &uuml;lkede olduğu gibi, baskının arttığı, insanların bırakın d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; s&ouml;ylemeyi, d&uuml;ş&uuml;nmekten bile &ccedil;ekindiği bir zaman başladı artık. Ancak &ccedil;ok rahat s&ouml;yleyebilirim ki, bu kadar baskı ortamında kendimi &ccedil;ok &ouml;zg&uuml;r hissettiğim, her şeyi &ccedil;ok daha rahatlıkla tartıştığım ve ger&ccedil;ekten ilgilenen, merak eden, araştırmayı d&uuml;ş&uuml;nen kişilerin katıldığı, &ouml;ğreten-&ouml;ğrenci ilişkisinin ortadan kalktığı, birbirimizden beslendiğimiz &ccedil;ok disiplinli bir ortamı kurabildik. KODA s&uuml;reci ve sonra &uuml;lkenin &ccedil;ok yerinde diğer dayanışma akademilerinin kurulması ile birlikte &uuml;niversite dediğimiz kurumun b&uuml;t&uuml;n &ccedil;&uuml;r&uuml;m&uuml;şl&uuml;ğ&uuml;n&uuml; oturup tartıştığımız, daha &ouml;zg&uuml;r, &ouml;zerk ortamları nasıl oluşturabileceğimiz, kamu-kent-&ouml;ğrenciler yararına nasıl ortak &ccedil;alışmalar yapabileceğimizi konuştuğumuz kurucu hareketler i&ccedil;inde bulunma şansı verdi bana bu s&uuml;re&ccedil;. Başka Bir At&ouml;lye de s&uuml;r&uuml;yor. Okullarımıza bu birikimlerimizle geri d&ouml;neceğiz, oraları da d&ouml;n&uuml;şt&uuml;rmek i&ccedil;in, elbet bir g&uuml;n, o zamana kadar da dayanışmayla...</p> Thu, 31 Aug 2017 13:55:00 +03 "El Emeği ile Üretilen Doğal Yapılar için Önce Birlik Olabilmeyi Öğrenmek Gerekiyormuş" http://www.arkitera.com/soylesi/index/detay/obaruhu/969 Elif Tuğba Gürkan Yılmaz <img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/Haber-02/2017/08/22/el-emegi-ile-uretilen-dogal-yapilar-icin-once-birlik-olabilmeyi-ogrenmek-gerekiyormus/Merve Tekin (1).JPG.jpeg" width="640" /><br/><br><br><br>Mimar, doğal yapı ustası ve ayrıca zanaatkar Merve Tekin Sezgin ile Obaruhu ve biyo-mimariye dair sohbet ettik. <br><br><p>Mimarın ve mimarinin doğadaki yeri, geleneksel &ccedil;alışma y&ouml;ntemleri ve gelecek planları hakkında konuştuğumuz Merve Tekin Sezgin, Obaruhu'nun kurucu &uuml;yelerinden.</p> <p><strong>Elif Tuğba G&uuml;rkan: Biraz kendinden bahseder misin?</strong></p> <p><strong>Merve Tekin Sezgin:</strong>&nbsp;<span>Merhaba, severek ve isteyerek mimarlık okumaya karar vermiş birisi olarak okul s&uuml;recinde hayal kırıklığına uğradım. Kendimi ve yaratıcılığımı eğitim sistemi sınırları i&ccedil;erisinde ifade edemediğimi fark ettim. Sistem, yaratıcılıktan &ccedil;ok kurallar ve kalıplar i&ccedil;erisine girmemi istiyordu sanki, ben de bu konuda &ccedil;ok başarılı olamadım. Tabii ki g&uuml;zel şeyler de &ouml;ğrendim, şu an hi&ccedil; pişman değilim. Okul ne istediğimi fark etmemi sağlayan bir yolculuktu. Oradan sistemin belirlediği mimarlık anlayışı ile yapamayacağımı &ccedil;ok net anlayarak ayrıldım ve b&ouml;ylece doğal yapıları, ellerimle &uuml;retmenin yollarını araştırmaya başladım.</span></p> <p><span><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/Haber-02/2017/08/22/merve-tekin-icerik/3%20Tolga%20Sezgin%20Zengin%20Pratik.JPG.jpeg" border="0" /><br /></span></p> <p><span class="fotograf-yazi">Fotoğraf: Tolga Sezgin</span></p> <h2>"Kapadokya &uuml;retim i&ccedil;in sonsuz bir ilham ve motivasyon kaynağı."</h2> <p><strong><br />Bir Kapadokyalı olarak, b&uuml;y&uuml;d&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z coğrafyanın ve sonrasında okulda aldığımız mimarlık eğitiminin sence mimari algımızda yeri nedir?</strong></p> <p><span>Kapadokya gibi sonsuz bir yaratıcılığın ve oradaki doğal formların i&ccedil;inde doğup b&uuml;y&uuml;m&uuml;ş olmam eminim bilin&ccedil;altımda işleyip duran bir ilham kaynağıdır. Bilin&ccedil;li olarak ise bol bol g&ouml;zlemlediğim bir yer,&nbsp;&uuml;r&uuml;n ve doğal elementlerin ortak bir yaratım s&uuml;reci var orada. Su toprağa akışkan bir form verirken r&uuml;zgar onu kurutup t&ouml;rp&uuml;l&uuml;yor. Ateş zaten volkan olarak t&uuml;m s&uuml;reci başlatan ve g&uuml;neş formunda kurutan rol&uuml;nde. Bitkiler ise k&ouml;kleri ile par&ccedil;alayıp Yen'i formlar yaratmaya devam ediyor ve b&ouml;ylece s&uuml;r&uuml;p giden sonsuz bir yaratım, değişim s&uuml;reci var orada. Kapadokya &uuml;retim i&ccedil;in sonsuz bir ilham ve motivasyon kaynağı.</span></p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/Haber-02/2017/08/22/merve-tekin-icerik/1%20Tolga%20Sezgin%20Kapadokya.JPG.jpeg" border="0" /></p> <p><span class="fotograf-yazi">Fotoğraf: Tolga Sezgin</span></p> <h2>"El emeği ile &uuml;retilen doğal yapılar i&ccedil;in &ouml;nce birlik olabilmeyi &ouml;ğrenmek gerekiyormuş."</h2> <p><strong><br />En son okulda g&ouml;rm&uuml;şt&uuml;m seni şimdi ise yoğun bir tempoda &uuml;retmektesin, o arada neler yaptın?&nbsp; Bir seyahate &ccedil;ıktın sanıyorum, g&ouml;zlemlerini ve bunların mimarlığına etkisini paylaşır mısın?</strong></p> <p><span>Okulu zar zor bitirdikten sonra mimarlığın tamamen dışına &ccedil;ıkmak, dinlenmek ve kendimi iyileştirmek istedim. O y&uuml;zden dağda bir kampingin mutfak ve barında &ccedil;alışmaya başladım. Bilgisayar başında ge&ccedil;en uzun gecelerin ardından temiz hava ve dağlar &ccedil;ok iyi geldi. Sonra hayattaki en &ouml;nemli ilham kaynağım diyebileceğim bir programa katıldım. Brezilya'da, Institute Elos tarafından d&uuml;zenlenen, Warriors Without Weapons adında, aylık uygulamalı bir eğitim s&uuml;reci idi. Orada Brezilya'nın gecekondu mahallerinde yerli halk ile nasıl bir olur ve o birliğin g&uuml;c&uuml; ile ortak hayalleri keşfedip mucizevi bir şekilde bol bol eğlenerek bu hayalleri ger&ccedil;ek kılabilirizi yaşadım. Obaruhu doğal yapı ustaları, mimarları ve zanaatkarlar topluluğunun temelleri orada atılmaya başladı ve orada anladım ki her ne yapıyorsak yapalım birlikte, topluluk olarak yapmanın pratikliği ve coşkusu her şeye değer. El emeği ile &uuml;retilen doğal yapılar i&ccedil;in &ouml;nce birlik olabilmeyi &ouml;ğrenmek gerekiyormuş.</span></p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/Haber-02/2017/08/22/merve-tekin-icerik/2%20Brezilya.JPG.jpeg" border="0" /></p> <h2>"&Ouml;nemli olan kişinin heyecanlandığı şeyleri keşfetmesi sonrasında bence mimarlık her şey ile kombine edilebilir gibi g&ouml;r&uuml;n&uuml;yor."</h2> <p><strong><br />Şartları da g&ouml;z &ouml;n&uuml;nde bulundurursak, mimarlık gibi zengin bir pratikte ilgi alanına y&ouml;nelmek zor mu? Sence bir mimar okuldan mezun olunca neler yaşıyor?</strong></p> <p>Mimarlık ger&ccedil;ekten &ccedil;ok zengin bir ilim, i&ccedil;inde yaşamı barındırıyor ve ilgi alanına g&ouml;re&nbsp;yaşamın u&ccedil;suz bucaksız değerlerine &ccedil;ekilebilir. Ben mezun olduktan sonra mimarlık ile doğaya olan tutkumu birleştirdim ve doğal malzemeler ile &uuml;retimi kovaladım. Bu da sadece doğal malzemeleri kullanmak ile sınırlanan bir şey değil tabi. Doğa ile uyumlu tasarlayabilmeyi, doğanın ritmine, zamanına uygun bir &uuml;retim s&uuml;recini, birlik olarak kararlar alıp &ccedil;alışabilmeyi ve daha nicelerini kapsayabiliyor. &Ouml;nemli olan kişinin heyecanlandığı şeyleri keşfetmesi sonrasında bence mimarlık her şey ile kombine edilebilir gibi g&ouml;r&uuml;n&uuml;yor. Mimarlık okurken insan psikolojisi &uuml;zerine eğitim verilmemesini de hi&ccedil; anlamıyorum mesela. İnsan i&ccedil;in &uuml;retiyoruz o halde insanı anlamak gerekmez mi &ouml;nce? Mimarlık yaşamın her k&ouml;şesine dokunabiliyor &ccedil;&uuml;nk&uuml; en temel ihtiya&ccedil;lardan birisi barınma ihtiyacı.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/Haber-02/2017/08/22/merve-tekin-icerik/3%20Tolga%20Sezgin.JPG.jpeg" border="0" /></p> <p><span class="fotograf-yazi">Fotoğraf: Tolga Sezgin</span></p> <h2>"Benim tutkum şekil vermek, toprak ile &ccedil;alışmamın en b&uuml;y&uuml;k motivasyonlarından birisi de bu."</h2> <p><strong><br />Tasarımlarını nasıl tanımlarsın, yaklaşımının geleneksel olduğunu s&ouml;yleyebilir miyiz?</strong></p> <p><span>Tasarımlarımda gelenekselden &ccedil;ok fazla besleniyorum, yerel ustalardan ve yapılardan &ccedil;ok şey &ouml;ğreniyorum. Ancak yaklaşımıma tamamen geleneksel diyemem. G&ouml;zlerimin ellerimin aradığı bazı formlar var. Bu, sanki Kapadokya'daki suyun oyarak şekil verdiği doğal dokular gibi akışkan bir ritim. Ellerim ve kalbim o akışkan formlara kayıyor, daha organik ve canlı formlar, benim i&ccedil;in adeta yaşıyorlar. Gauidi'nin formlarına bayılıyorum mesela. Benim tutkum şekil vermek, toprak ile &ccedil;alışmamın en b&uuml;y&uuml;k motivasyonlarından birisi de bu. Toprak o kadar esnek ve akışkan bir malzeme ki ne isterseniz o oluveriyor. M&uuml;thiş bir bi&ccedil;im değiştirici!</span></p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/Haber-02/2017/08/22/merve-tekin-icerik/4%20Geleneksel.JPG.jpeg" border="0" /></p> <h2>"Toprak, su, ateş ve havanın desteği ve birlikteliği ile olmak karşımıza ger&ccedil;ekten canlı bir yapı &ccedil;ıkarıyor, ruhu oluyor adeta."</h2> <p><strong><br />Toprak ve yerel malzemelerle &ccedil;alışmak mimarlığı anlama yolunda, mimarlık sadece mesai saatlerinde hatırladığın bir meslek olmadığından dolayı hayatı anlama yolunda diyeyim &ccedil;ok samimi adımlar. Hem tasarım hem de &uuml;retim s&uuml;recine bizzat dahil olmak nasıl bir şey?</strong></p> <p><span>&Ccedil;ok canlı bir şey. Toprak, su, ateş ve havanın desteği ve birlikteliği ile olmak karşımıza ger&ccedil;ekten canlı bir yapı &ccedil;ıkarıyor, ruhu oluyor adeta. &Ouml;zl&uuml;yoruz yaptığımız fırınları ve yuvaları. Onlar her k&ouml;şesine başka keyifli anılar sokuşturulmuş, ona her dokunan el ile nefes ile can bulmuş varlıklar adeta ve bunu i&ccedil;erisine giren herkese hissettirebiliyorlar. Bu toprak evler canlı olan herkesin kalbine dokunuyor, herkes bir g&uuml;n bunu deneyimlemeli.</span></p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/Haber-02/2017/08/22/merve-tekin-icerik/5%20Toprak%20ve%20Yerel%20Malzemelerle%20%C3%87al%C4%B1%C5%9Fmak.JPG.jpeg" border="0" /></p> <h2>"Hepimiz canlıyız ve&nbsp;doğal yapılara&nbsp;hissel olarak sempati besliyoruz."</h2> <p><strong><br />Herkes doğaya d&ouml;nme arzusunda ama sizin yaptıklarınıza benzer işler &ccedil;ok fazla yok. Biyo-mimarlığın daha eski, belki i&ccedil;g&uuml;d&uuml;sel olarak bildiğimiz konulara odaklandığını da d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rsek bu durumu nasıl yorumluyorsun?&nbsp;</strong></p> <p><span>Evet, toprak ile inşa edilmiş yapılar&nbsp;herkesin ilgisini &ccedil;ekiyor. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; hepimiz canlıyız ve&nbsp;doğal yapılara&nbsp;hissel olarak sempati besliyoruz. Ancak bu eski kadim bilgilerin yeniden hatırlanmaya başladığı d&ouml;nemlerin başlangıcındayız sanki sadece. Biyo-mimarinin zamanla pop&uuml;leritesinin artacağına inanıyorum. Şu an devasa bir sistem tam ters y&ouml;nde hareket ediyor ve bu sistem ile uyumlanmak zaman alacak elbet. Şimdi yapı sekt&ouml;r&uuml;ne biraz biraz da olsa toprağı eklemeye &ccedil;alışmamız gerek. Toprağın b&uuml;y&uuml;k &ouml;l&ccedil;ekli projelerde kullanılmasına olanak sağlayacak şahane modern teknikler var.</span></p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/Haber-02/2017/08/22/merve-tekin-icerik/6%20Tolga%20Sezgin%20Do%C4%9Faya%20D%C3%B6nme%20Arzusu.JPG.jpeg" border="0" /></p> <p><span class="fotograf-yazi">Fotoğraf: Tolga Sezgin</span></p> <h2>"&Ouml;z&uuml;mde yaşam alanlarının k&uuml;&ccedil;&uuml;lmesinden yanayım ve tutkuyla devam ettireceğim alan da bu olmaya devam edecek."</h2> <p><strong><br />&Ouml;l&ccedil;ek b&uuml;y&uuml;d&uuml;k&ccedil;e mimarlığın nasıl etkilenir sence, bu istediğin bir şey mi? Bir g&uuml;n seni i&ccedil;inde beton olan bir yapıda g&ouml;recek miyiz?</strong></p> <p><span>Zamanında asla betonarme bir projenin i&ccedil;inde olmayacağım diye kendi kendime s&ouml;z vermiştim. Bunu şu ana kadar başardım ve tatmin oldum. Şimdi b&uuml;y&uuml;k &ouml;l&ccedil;ekli bir yapıda beton kullanımını, %100'den %20'ye d&uuml;ş&uuml;rebileceğim işlere girmek isteyebilirim gibi hissediyorum. Bir g&uuml;n kısmet olursa b&uuml;y&uuml;k sekt&ouml;rlerde de toprağın kullanılması uğruna neden olmasın? Ancak &ouml;z&uuml;mde yaşam alanlarının k&uuml;&ccedil;&uuml;lmesinden yanayım ve tutkuyla devam ettireceğim alan da bu olmaya devam edecek. Bahsettiğim minnoş, ekonomik, ekolojik, sarıp sarmalayan yaşam alanları.</span></p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/Haber-02/2017/08/22/merve-tekin-icerik/7%20Tolga%20Sezgin%20%C3%96l%C3%A7ek.JPG.jpeg" border="0" /></p> <p><span class="fotograf-yazi">Fotoğraf: Tolga Sezgin</span></p> <h2>"M&uuml;him olan birlikte yaşayarak, &uuml;reterek &ouml;ğrenebilmek ve g&ouml;zetebilmek."</h2> <p><strong><br />Obaruhu'nun hikayesi nedir? Ekipte kimler var, neler yapıyorsunuz?</strong></p> <p>Obaruhu, ortak hayalleri olan iki mimarın girişimiyle ortaya &ccedil;ıkmaya başladı. Ben ve partnerim Mukund Iyer, başından beri oluşumun topluluğa d&ouml;n&uuml;şmesine niyet ediyorduk ve zamanla Yen'i dostları &ccedil;ekti i&ccedil;ine Obaruhu. Can Cumalı (mimar), B&uuml;nyamin &Ccedil;akmak (alaylı), Burcu Ceylan (mimar) ve Derya Albayrak'tan (end&uuml;stri &uuml;r&uuml;nleri tasarımcısı) oluşan bir t&uuml;rl&uuml; gibi oldu zamanla ama şimdi her birinden bağımsız bir varlık gibi de ayrıca. Bazen at&ouml;lyeler d&uuml;zenliyoruz ve kırk kişi birden hepimiz Obaruhu oluyoruz. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; m&uuml;him olan birlikte yaşayarak, &uuml;reterek &ouml;ğrenebilmek ve g&ouml;zetebilmek. Obaruhu kendi topluluğunu &ccedil;ekiyor zaman zaman kendine.</p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/Haber-02/2017/08/22/merve-tekin-icerik/8%20Obaruhu.JPG.jpeg" /></p> <h2>"Betonarme taşıyıcılar ve kendi arazimizin hafriyatından &ccedil;ıkarılmış toprağın, yerinde, yerel iş&ccedil;iler ile tuğlalara d&ouml;n&uuml;şt&uuml;r&uuml;lmesi &uuml;zerine bir proje tasarlamıştık."</h2> <p><strong><br />Bir yarışma projesi de hazırladınız. Bence nihayet farklı bir şeyler g&ouml;rmek tam da yarışma ruhuna g&ouml;re bir şey, biraz bahseder misin?&nbsp;</strong></p> <p><span>Evet, Bornova &Ccedil;ocuk D&uuml;nyası Merkezi i&ccedil;in ilk ve son kez bir yarışma projesine katılmıştım. Proje tam da b&uuml;y&uuml;k &ouml;l&ccedil;ekte &ccedil;alışsam neler sunmak isterime g&uuml;zel bir &ouml;rnek aslında. Betonarme taşıyıcılar ve kendi arazimizin hafriyatından &ccedil;ıkarılmış toprağın, yerinde, yerel iş&ccedil;iler ile tuğlalara d&ouml;n&uuml;şt&uuml;r&uuml;lmesi &uuml;zerine bir proje tasarlamıştık. Ayrıca i&ccedil;inde &ccedil;ocuklar i&ccedil;in ve &ccedil;ocukların da &uuml;retime katılmasını &ouml;nerdiğimiz bir toprak k&ouml;y de vardı. &Ccedil;ocuklar i&ccedil;in olması i&ccedil;eriğinin neye kime hizmet ettiği benim en b&uuml;y&uuml;k motivasyonumdu. &Ccedil;ocuklar bizim geleceğimiz.</span></p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/Haber-02/2017/08/22/merve-tekin-icerik/9%20Yar%C4%B1%C5%9Fma.jpg.jpeg" /></p> <h2>"İnandığım şeyin şu anda olduğunu ve &ccedil;oğaldığını g&ouml;rmek her şeye bedelmiş."</h2> <p><strong><br />&Ouml;ğrencilere ve ilgilenenlere tavsiyelerin neler?</strong></p> <p>At&ouml;lyelerimize gelin ve toprağın sonsuz olasılıklarını deneyimleyin &ccedil;ok isterim. 30 Ağustos-7 Eyl&uuml;l tarihlerinde, Edirne Keşan'da bir ibadethane yapmayı planlıyoruz. İsmi <a href="https://obaruhu.org/2017/07/25/topinak-atolyesi-sezgisel-ve-dogal-yapilara-giris/">"topınak at&ouml;lyesi"</a>. Topak (toprak &ccedil;uvallar ile &uuml;retilmiş kubbe formu) ve tapınak kelimelerinin birleşimi ile meydana geliyor kendisi. Ortaya nasıl bir şey &ccedil;ıkacak biz de heyecanla bekliyoruz. Her seferinde detaylar s&uuml;rpriz oluyor ve o anda g&ouml;steriveriyor kendisini. Detaylı bilgi i&ccedil;in&nbsp;<a href="http://www.obaruhu.org/" target="_blank">www.obaruhu.org</a>&nbsp;sitesini araştırabilirsiniz. Kutsal alanlar uzun zamandır heyecanla beklediğim bir konu idi. Umarım bu uzun bir serinin sadece başlangıcı olacak ve en b&uuml;y&uuml;k tavsiyem, l&uuml;tfen kalbinizin heyecanlandığı şeyleri takip edin. Er ya da ge&ccedil; kapılar a&ccedil;ılacaktır. Bu işleri kovalamaya başladığım yıllarda &ccedil;ok zor zamanlar da yaşadım ve hepsine değiyor. İnandığım şeyin şu anda olduğunu ve &ccedil;oğaldığını g&ouml;rmek her şeye bedelmiş. &Ccedil;ok teşekk&uuml;rler.</p> <p><strong>Bu g&uuml;zel sohbet i&ccedil;in ben teşekk&uuml;r ederim.</strong></p> Thu, 24 Aug 2017 13:47:00 +03 “1999 Marmara Depremi’nden Sonra Kenti Yeniden Kurma Fırsatını Kaçırdık” http://www.arkitera.com/soylesi/index/detay/1999-marmara-depremi-nden-sonra-kenti-yeniden-kurma-firsatini-kacirdik/968 Bahar Bayhan <img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/soylesi02/mimarlar-odasi-kocaeli-subesi/kmo.jpg.jpeg" width="640" /><br/><br><br><br>Mimarlar Odası Kocaeli Şubesi Yönetim Kurulu üyeleri İbrahim Türkeri ve Melis Aloğlu ile Kocaeli kentleşmesini, güncel kent ve mimarlık meselelerini ve Oda'nın kentle ilişkisini konuştuk.<br><br><h3>Bahar Bayhan: Sizleri tanımak isteriz &ouml;ncelikle.</h3> <p><b>İbrahim T&uuml;rkeri:</b> Gebze Teknik &Uuml;niversitesi&rsquo;nde &ouml;ğretim &uuml;yesiyim. Kocaeli &Uuml;niversitesi&rsquo;nden mezunum. Yani bu şehirde mimarlık kimliğimi kazandım diyebilirim. Y&uuml;ksek lisans ve doktoramı İstanbul&rsquo;da yaptım ama bu şehirden ayrılmadım &ccedil;&uuml;nk&uuml; İzmit&rsquo;i seviyorum. Mimarlık faaliyetime ve akademik &ccedil;alışmalarıma buradan devam ediyorum. &Ouml;ğrenciliğimden beri Mimarlar Odası&rsquo;nın etkinliklerine katılıyorum, &ouml;yle bir bağım oluştu. Daha sonra da Prof. Kamuran &Ouml;ztekin başkanlığa aday oldu ve y&ouml;netimde benimle beraber &ccedil;alışmak istediği i&ccedil;in y&ouml;netime girdim. &nbsp;</p> <p><strong>Melis Aloğlu:</strong> Doğu Akdeniz &Uuml;niversitesi&rsquo;nden mezun oldum. Oda benim de &ouml;ğrencilik yıllarımda girip &ccedil;ıktığım bir yer ama tamamen sosyal bir gelip gitme şeklindeydi. İbrahim&rsquo;le aynı d&ouml;nemde y&ouml;netime girme şansı elde ettim. Mezun olduğumdan beri ben de Kocaeli&rsquo;de serbest mimar olarak &ccedil;alışıyorum.</p> <h3><b>Biraz Kocaeli&rsquo;yi anlatsanız. Kocaeli nasıl bir kent?</b></h3> <p><strong>İbrahim T&uuml;rkeri: </strong>Kocaeli&rsquo;ye &ldquo;K&uuml;&ccedil;&uuml;k İstanbul&rdquo; derler ama İstanbul&rsquo;dan farklılaşan &ccedil;ok yanı var aslında. Kocaeli topografik olarak &ccedil;ok g&uuml;zel bir yer. Mesela siz İzmit&rsquo;e İstanbul&rsquo;dan geldiniz, yol g&uuml;zerg&acirc;hında dağları ve denizi birlikte g&ouml;rebildiğiniz ender coğrafyalardan biridir. K&ouml;rfez&rsquo;i var, K&ouml;rfez buranın bir sahnesi. K&ouml;rfez&rsquo;in etrafında k&uuml;melenen yerleşmeler b&uuml;t&uuml;n&uuml;nden oluşuyor Kocaeli. Tek bir şehir gibi algılanıyor ama şehrin i&ccedil;inde başka şehirler var aslında. Mesela G&ouml;lc&uuml;k&rsquo;le İzmit birbirinden &ccedil;ok farklı yerleşmeler. Başiskele-Gebze, Dilovası-Değirmendere, bunlar hem kendi i&ccedil;inde sosyo-k&uuml;lt&uuml;rel unsurlarıyla &ccedil;ok farklı yerleşmeler hem de bunların b&uuml;t&uuml;n&uuml; Kocaeli&rsquo;yi oluşturuyor. Tam bir kıyı şehri aslında. Burası Nikomedia, Roma&rsquo;nın başkenti, İstanbul&rsquo;dan &ouml;nce var olan bir yerleşme. Bug&uuml;n herhangi bir yeri kazdığınızda tarihi bir dokuyla karşılaşmamanız imkansız. Bu katmanlar bu şehri oluşturuyor ve şehir bu katmanlar &uuml;zerinden okunabiliyor.</p> <h2>"Y&uuml;r&uuml;y&uuml;ş yolunun bu şehre zarar verdiğini d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum."</h2> <h3><br />Kentin gelişimini etkileyen kırılma noktalarından bahsedersek neler s&ouml;yleyebiliriz?</h3> <p><strong>İbrahim T&uuml;rkeri:</strong> Mesela D-100 karayolunun kıyıya paralel ge&ccedil;irilmesi bu şehirdeki bence en b&uuml;y&uuml;k kırılma noktası. Yanlış hatırlamıyorsam 1950-60&rsquo;lı yılların mevzusu bu. O d&ouml;neme kadar İzmit tam bir kıyı şehri. Halkevi&rsquo;ne kadar kayıkların yanaştığını biliyoruz. Bu kıyı kenti kimliği kentin t&uuml;m k&uuml;lt&uuml;rel kimliğine ve g&uuml;ndelik hayatına yansımış. Fakat 1960&rsquo;lı yıllara gelindiğinde D-100 karayolu kentin kıyıyla ilişkisini kesecek bi&ccedil;imde konumlandırılıyor. İnanılmaz bir dolgu alan var. Kent kıyıdan uzaklaşıyor ve kara kenti &ouml;zelliği g&ouml;stermeye başlıyor. 99 Depremi&rsquo;ne kadar da kentin i&ccedil;inden ge&ccedil;en demiryolu, kıyıya paralel konumlandırılan D-100 karayoluna &ouml;teleniyor ve eski demiryolu bug&uuml;nk&uuml; y&uuml;r&uuml;y&uuml;ş yolu olarak organize ediliyor. &Ccedil;ok g&uuml;zeldir mesela y&uuml;r&uuml;y&uuml;ş yolunda, &ccedil;ınar ağa&ccedil;larının arasında y&uuml;r&uuml;mek &nbsp;ama ben y&uuml;r&uuml;y&uuml;ş yolunun bu şehre zarar verdiğini d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum. İnsanlar g&uuml;ndelik hayatta y&uuml;r&uuml;y&uuml;ş yolunda gidip geliyor. Kara kenti ile ilintili bir davranış bi&ccedil;imidir bu. Halbuki burası bir kıyı şehri ama kıyıya ulaşılamıyor. Devasa &uuml;st ge&ccedil;itlerimiz var ama bu &uuml;st ge&ccedil;itler kentin kendi zemin s&uuml;rekliliğinden gelen &uuml;st ge&ccedil;itler değil. Bunlar karşıya ge&ccedil;me eylemini sağlamak i&ccedil;in yapılmış konstr&uuml;ksiyonlar. Ve bunların konumlandırılmaları da bir &ouml;nceki &uuml;st ge&ccedil;itlere g&ouml;re yanlış ve aslında doğrudan ulaştırmıyor kıyıya. Karşıya ge&ccedil;iriyor ve sizin kat etmeniz gereken bir kara par&ccedil;ası daha var, dolgu alan. Bu insanların doğrudan yaşam kalitesine etki ediyor. Bu &ouml;nemli bir şey. O d&ouml;nemki fotoğrafları a&ccedil;ıp insanların y&uuml;z&uuml;ndeki ifadeye bakın bir de g&uuml;n&uuml;m&uuml;zdeki fotoğraflarda insanların y&uuml;zlerindeki ifadeye bakın. İnanılmaz bir mutsuzluk kaynağı bence.</p> <p><strong>Melis Aloğlu: </strong>Şehir K&ouml;rfez etrafında ama d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;n&uuml;zde deniz sesini duyarak oturabildiğiniz bir yeriniz de yok. Anlatırken &ldquo;deniz şehriyiz&rdquo; diyoruz ama kesinlikle denizi g&ouml;remiyoruz. Ankara&rsquo;dan gelen bir arkadaşımı Marina&rsquo;ya g&ouml;t&uuml;rd&uuml;m ama otoparktan başka bir şey g&ouml;remedi. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; biz trafik problemimizi de denizin &uuml;st&uuml;nde &ccedil;&ouml;zd&uuml;k. Otopark yaptık o tarafa ve bağlantıyı iyice kestik.</p> <p><strong>İbrahim T&uuml;rkeri: </strong>Mesela denizyolu ulaşımının sağlanması gerekiyor bu şehirde. Bununla birlikte kıyıda bir program yoğunluğu yok. Dolayısıyla bazen şunu da d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum: Evet, insanlar ulaşamıyor kıyıya ama ulaştığında ne yapabilir ki? G&uuml;ndelik hayat i&ccedil;inde hangi programatik unsurlar ona eşlik edebilir? Ya da gece g&uuml;venliğini ne sağlayabilir? Şu anda belediyenin orada yaptığı en iyi iş otopark. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; insanlar bunu d&ouml;n&uuml;şt&uuml;r&uuml;yor. Gidip arabayla denizin kenarında, i&ccedil;eceklerini alıyorlar, &ccedil;ekirdeklerini alıyorlar, manzaraya karşı g&uuml;neşin batışını seyrediyorlar, vakit ge&ccedil;iriyorlar. Bir şekilde durak noktası oluşturmuş oluyor. Ama kıyının diğer kısımlarında bir park d&uuml;zenlemesi yapıp o parkın tam ortasına bir su &ouml;ğesi koyduğunuzda yanı başınızdaki doğal su &ouml;ğesine ihanet ediyorsunuz.</p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/mimarlar-odasi-kocaeli-subesi/izmityeni.jpg.jpeg" /></p> <h2>"İzmit, İzmit'in &uuml;retmediği b&uuml;y&uuml;kl&uuml;klere maruz kalıyor."</h2> <h3><br />Tarihsel s&uuml;re&ccedil;te kenti etkileyen neler var?</h3> <p><strong>İbrahim T&uuml;rkeri: </strong>Kocaeli kenti anlatılırken &ldquo;sanayi şehri&rdquo; denir. &Ouml;zellikle 60&rsquo;lı yıllardan sonra sanayileşme nedeniyle inanılmaz bir g&ouml;&ccedil; alıyor. Bu, kentin toplumsal yapısını da bir anda başka bir şeye &ccedil;eviriyor. Her etnik gruptan, k&uuml;lt&uuml;rel gruptan insanın bir araya geldiği k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir şehir d&uuml;ş&uuml;n&uuml;n. Bu inanılmaz bir zenginlik de yaratıyor. Burada G&uuml;m&uuml;şhanelilerle de karşılaşabiliyorsunuz Trabzonlularla da ve onlar kendi k&uuml;lt&uuml;rlerini de buraya taşıyorlar. Bu birliktelik i&ccedil;erisinde İzmitliler azınlıkta kalıyor. Mesela burada İzmitliler Derneği var, İzmit&rsquo;in i&ccedil;inde (g&uuml;l&uuml;şmeler). Bu &ccedil;ok ilgin&ccedil; bir şey. İzmitliler kendi k&uuml;lt&uuml;rlerini korumak i&ccedil;in dernek kuruyorlar. Dolayısıyla mimari a&ccedil;ıdan veya kent gelişimi a&ccedil;ısından bakarsak &ccedil;arpık kentleşme denen klişe tanımı kullanabiliriz. Sanayinin doğrudan burayı d&ouml;n&uuml;şt&uuml;ren bir etkisinin olduğunu s&ouml;ylemek m&uuml;mk&uuml;n. Bir kere İzmit, İzmit&rsquo;in &uuml;retmediği b&uuml;y&uuml;kl&uuml;klere maruz kalıyor. Mesela birden, İzmit&rsquo;in k&ouml;ylerinden biri kadar bir tesisin burada kurulduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;n, t&uuml;m personeli ve fiziki &ccedil;evresiyle birlikte geliyor. T&uuml;m makinalarıyla, t&uuml;m atıklarıyla birlikte burada var olduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;n. Bunun, Liverpool &ouml;rneğinde olduğu gibi şehri geliştiren bir yanı olmamış. Fabrikalar, sanayi tesisleri kadar bunlara hizmet vermek isteyen ve bunun ekonomisinden yararlanmak isteyen devasa AVM&rsquo;lerle, İzmit &ccedil;arşı gibi otantik, naif kullanıma sahip bir alan, birden t&uuml;ketim k&uuml;lt&uuml;r&uuml;ne teslim oluyor.<b>&nbsp;</b></p> <h3>Yakın d&ouml;nemde en b&uuml;y&uuml;k hadise 99 Depremi. 99&rsquo;dan sonra neler oldu bu şehirde?</h3> <p><strong>İbrahim T&uuml;rkeri: </strong>Biz 17 Ağustos g&uuml;nleri anma etkinlikleri d&uuml;zenliyoruz. Ge&ccedil;en sene y&uuml;r&uuml;y&uuml;ş yolunda bir sergi d&uuml;zenledik. Sergide o g&uuml;ne ait resimler yer aldı. Benim dikkatimi &ccedil;eken şey şu oldu: İzmitliler o resimlere bakmadan ge&ccedil;iyordu. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bu şehrin insanları o depremi yaşadıktan sonra bir daha hatırlamak istemiyorlar. Bu &ccedil;ok depresif bir durum, psikolojik olarak bıraktığı bir iz var. Fakat bu şehir depremden ne kadar ders &ccedil;ıkardı, orası tartışılır tabii. &Ccedil;ok şey değişti, yapım y&ouml;ntemi ve teknolojisi a&ccedil;ısından da &ccedil;ok şey değişti. Bir kere hazır beton geldi. Bu a&ccedil;ıdan betona g&uuml;venebileceğin bir yapım teknolojisi zorunlu hale geldi. Kıyıya yakın yerlerde &ccedil;ok katlı binalara izin verilmemeye başlandı. Doğrudan kent planlamasına ve mimariye etkisi olmuştur fakat depremden sonra insanların bir takım tercihleri de değişti diyebiliriz. Daha sağlam yapılmış yapılara y&ouml;nelmek istiyorlar veya eski binalardan yani hafızalarından kurtulmaya &ccedil;alışıyorlar. Depremden sonra şehir kendisini yeniden kurmak i&ccedil;in bir fırsat yakalamıştı aslında. Ama bu fırsat ne kadar değerlendirildi, tartışılır. Bence kenti yeniden kurma fırsatını ka&ccedil;ırdık diyebiliriz.</p> <h3>&Ccedil;ok fazla toplu konut alanları oluşmaya başladı ve daha par&ccedil;alı bir kente doğru gitti İzmit aslında 99&rsquo;dan sonra.</h3> <p><strong>Melis Aloğlu:</strong> Tabii biraz da yer kalmamasının etkisi de olabilir. Aslında doğu-batı y&ouml;n&uuml;nde b&uuml;y&uuml;yordu şehir, Yahyakaptan mesela 99 civarında yapılmış bir b&ouml;lge. Ama depremden sonra biz yukarıya doğru b&uuml;y&uuml;meye başladık; &uuml;niversiteyi yukarı taşıdık, toplu konutları yukarı taşıdık. Sanayiden dolayı &ccedil;ok fazla dışarıdan gelen yaşayanımız var. Kısa s&uuml;reli yaşayanımız var, fabrikalara gelip kısa s&uuml;reli kalacakların konut sorununu toplu konutlarla &ccedil;&ouml;z&uuml;yorlar.</p> <p><strong>İbrahim T&uuml;rkeri: </strong>Depremden sonra bir konut ihtiyacı oluştu ve bu ihtiya&ccedil; şehrin dışında, şehirden kopuk bir şekilde &ccedil;&ouml;z&uuml;lmeye &ccedil;alışıldı. Bu, insanları şehirden de koparıyor aslında. Kent yaşayan bir organizma, bu organizmanın dışında başka organizmalar b&uuml;y&uuml;meye başlıyor ve bunlar kontrols&uuml;z b&uuml;y&uuml;yen organizmalar. Bir tarafta doluluklar var diğer tarafta boşluklar var, o boşluklar i&ccedil;inde yeniden doluluk &uuml;retilmeye &ccedil;alışılıyor, bunlar arasındaki ilişkiler iyi kurulamadığı i&ccedil;in yapılan par&ccedil;acıl yerleşkeler kayıp ve kullanışsız yerlere de d&ouml;n&uuml;şebiliyor.</p> <h2>"Tramvay, hafif raylı ama ağır bir etkisi var."</h2> <h3><br />Kentteki g&uuml;ncel gelişmelere bakarsak, yeni tramvay hattı &uuml;zerinden kentin ulaşım politikasını nasıl değerlendiriyorsunuz?</h3> <p><strong>İbrahim T&uuml;rkeri:</strong> Tramvay bu şehre fazladan bir &ouml;r&uuml;nt&uuml; olarak eklendi. Bu şehir aslında trenle barışık bir şehir. Y&uuml;r&uuml;y&uuml;ş yolu eskiden demiryoluydu ve İzmit, bu makina ve demiryolu &ouml;r&uuml;nt&uuml;s&uuml;yle barışık yaşayan ve bunu yadırgamayan bir şehirdi. Fakat tramvay hattının mevcutta işleyen dokuya ani bir şekilde eklemlenmesi olumsuzluklar yarattı. Bir kere ara&ccedil; trafiğini sıkıntıya soktu, yaya trafiğini de aksattı. Mesela y&uuml;r&uuml;y&uuml;ş yolunda y&uuml;r&uuml;rken &ouml;n&uuml;n&uuml;ze birden tramvayın &ccedil;ıktığını d&uuml;ş&uuml;n&uuml;n. Tramvay g&uuml;zergahına baktığınızda da kentin yaralarına derman olmaktan uzak. Belki bir uzantısının kıyıya ulaştırılmasıyla en azından bu şehirdeki insanları kıyıya taşıyan bir ara&ccedil; olarak değerlendirilebilirdi. Kentin zaten karmaşık olan dokuları arasında gezinen ve onu iyice karmaşıklaştırıp yoran bir hat olarak eklemlendi bu şehre. Hafif raylı ama ağır bir etkisi var.</p> <p><strong>Melis Aloğlu: </strong>Trene İzmit alışkın ama bir yandan canını yakmış da. Şehrin orta yerinden ge&ccedil;en tren yolunda &ccedil;ok canımız yandı. Raylı sistemi tekrar şehrin g&ouml;beğine sokmak ve bunu yayadan hi&ccedil;bir şekilde ayırmamış olmak &ldquo;acılardan ders almadık mı?&rdquo; dedirtmiyor değil. Evet, tren yolunu aşağıya aldık, şehrin i&ccedil;inden koparttık ama belediye binamızı oraya yaparak &ldquo;tren yolunu aşın da aşağıda şehre devam edin&rdquo; dedik. Belediye binasını oraya yapınca şehri yine ortasından demiryoluyla b&ouml;lm&uuml;ş olduk.</p> <h3><b>Kent g&uuml;ndemini meşgul eden neler var? Mesela Halkevi binası?</b></h3> <p><strong>İbrahim T&uuml;rkeri: </strong>Ge&ccedil;enlerde yayınlanan yazımda da değinmiştim. Halkevi &ouml;nemli bir hafıza. Erken Cumhuriyet d&ouml;neminin bu şehirdeki &ouml;nc&uuml; yapılarından biri. Stratejik konumlanışı, k&uuml;tle d&uuml;zeni ve b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;, &ccedil;evresiyle ilişkileri, kent hayatında bıraktığı iziyle bu şehirde &ouml;nemli bir yapı. &Ouml;n&uuml;ndeki durağa ve meydana ismini vermiş bir yapıdan bahsediyoruz. Anılarda yer edinmiş ve bu şehre tiyatroyu sevdirmiş. Seyfi Arkan gibi bir mimarın bu şehirde bıraktığı yapılardan biri. O d&ouml;nemin sanat ve mimarlık anlayışının bu şehirdeki temsilcisi. Bu a&ccedil;ıdan şimdiki durumuna bakarsak, sanki b&ouml;yle bir hafıza yokmuş gibi bu yapının &ouml;nemsizleştirilmesi, kendi zamansallığına terk edip onun restorasyona muhta&ccedil; hale bırakılması ilgin&ccedil; bir durum. Bu şehrin bu yapıya sahip &ccedil;ıkması gerekiyor. İlk kurulduğunda inanılmaz bir heyecanla yapılmış bir yapı. Cumhuriyet&rsquo;in Tanıkları kitabında binanın a&ccedil;ılışına dair bir fotoğraf vardır, b&uuml;y&uuml;k bir insan seli ve coşku olduğu g&ouml;r&uuml;l&uuml;yor. Bug&uuml;n biz ka&ccedil; tane kamu yapısını b&uuml;y&uuml;k bir insan kitlesiyle, b&uuml;y&uuml;k bir coşkuyla karşılayarak şehirde kabul ediyoruz ve ka&ccedil; tane kamu yapısının mimarını biliyoruz? O g&uuml;nlerin yerel gazeteleri incelendiğinde, bu yapıyı Seyfi Arkan&rsquo;ın yaptığını, onun &uuml;slubuna y&ouml;nelik bir atfın olduğunu, bu şehrin bu yapıyla nasıl değişebileceğine dair niyetleri doğrudan g&ouml;rebiliyoruz. Halkevi binası bakımsız ve eski işlevinden uzak bir yapı gibi g&ouml;r&uuml;nse de hala diri ve kendi &ouml;zelliklerini koruyan bir yapı. Mesela tramvay duraklarından birini oraya koymak durumunda kaldılar &ccedil;&uuml;nk&uuml; kentin d&uuml;ğ&uuml;m noktası aslında. Umarım İzmit Halkevi hak ettiği değeri bulacaktır.</p> <h2>"Valilik binası sadece kendisi olarak var, kendisiyle birlikte bir şey &ouml;nermiyor."</h2> <h3><br />Valilik Binası&rsquo;nın yıkılması ve inşa edilen yeni Valilik Binası hakkında ne d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorsunuz?</h3> <p><strong>İbrahim T&uuml;rkeri: </strong>Eskisi yarışmayla yapılmıştı. Tabi yarışmayla yapılması onun inanılmaz nitelikli bir yapı olduğunu g&ouml;stermez her zaman ama kentin kabullendiği bir &ouml;l&ccedil;ekti. Tabii ki Valilik, programlarının yoğunluğundan dolayı yeni bir binaya ihtiya&ccedil; duymuş olabilir fakat şu anda yapılan Valilik binası sadece kendisi olarak var, kendisiyle birlikte bir şey &ouml;nermiyor. Mesela bir &ouml;nceki Valilik binasının duvarları yoktu. Hemen &ouml;n&uuml;ndeki Uğur Mumcu Parkı&rsquo;yla b&uuml;t&uuml;nleşen bir yapıydı. Ama şu an kamuya ait bir yapının kamudan duvarlarla ayrılması, sadece kapalı mekan kurgusundan ibaret olması, herhangi bir a&ccedil;ık alan &ouml;nermemesi itibariyle &ccedil;ok olumsuz y&ouml;nleri var. Bu kente dahil olamamış bir yapı. Aslında konumu itibariyle &ccedil;ok da g&uuml;zel bir noktada. Hemen &ouml;n&uuml;nde Perşembe Pazarı var. Bu alan mitinglerin de yapıldığı bir boşluk. O boşlukla ilişki kuramayan bir devlet yapısından bahsediyoruz.</p> <p><strong>Melis Aloğlu: </strong>O zaman belki devlet yapısının değişmesinden de bahsedebiliriz. Zamanında duvarlarla ayırmanın gerekmediği ama şimdi m&uuml;mk&uuml;nse ciddi bir bi&ccedil;imde korunması gerekliliğinden dolayı b&ouml;yle bir yapı ortaya &ccedil;ıkmış olabilir.</p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/mimarlar-odasi-kocaeli-subesi/valilik.jpg.jpeg" /><br /><span class="fotograf-yazi">Kocaeli Valilliği eski binası (solda), Kocaeli Valiliği yeni binası (sağda)</span></p> <h2>"Oda denilen oluşum &uuml;yelerin kendisi kadardır."</h2> <h3><br />Mimarlar Odası&rsquo;nun bu kentteki etkinliği hakkında neler s&ouml;ylemek istersiniz?</h3> <p><strong>İbrahim T&uuml;rkeri:</strong> Kocaeli&rsquo;de muhatap olarak kabul edilen meslek &ouml;rg&uuml;tlerinden bir tanesi Mimarlar Odası. Y&ouml;netimi devraldığımız andan itibaren ş&ouml;yle bir yol izledik: Biz kente ait durumları herkesle konuşmak istiyoruz. Baştan bunlara karşı &ccedil;ıkmak, bu muhatapları reddetmek yerine kentin t&uuml;m akt&ouml;rleriyle bir araya gelmek istiyoruz. Kendi &ccedil;apımızda başardığımızı d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum. Kentin t&uuml;m akt&ouml;rleriyle g&ouml;r&uuml;şmeye &ccedil;alıştık, onlardan da olumlu cevaplar aldık aslında. Bence şu anda bu saygınlığı da pekiştirdiğimizi d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum. Yerel y&ouml;netimlerle de bir araya gelebiliyoruz. &Ccedil;ok farklı d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yoruz, kente yaklaşım bi&ccedil;imlerimiz &ccedil;ok farklı ama onlarla bir araya gelip kente dair fikirlerimizi paylaşıyoruz. Yerel y&ouml;netimlerle bu bağları kurabiliyorsunuz ama bir yandan da kent işliyor. Yani bazen bu bağları kurmak da bir şey sağlamıyor. Kentte birtakım şeyler hızla değişiyor ve bunlara yetişmeniz lazım. Hepsine yetiştiğimizi s&ouml;yleyemem ama elimizden geleni yapmaya &ccedil;alışıyoruz. Oda denilen oluşum &uuml;yelerin kendisi kadardır. Bir y&ouml;netim kurulu se&ccedil;ilecek ve her şeye yetişecek, bu m&uuml;mk&uuml;n değil.</p> <h2>"Mimar akademisyenlerin Oda ile aralarında anlaşılamayan bir mesafe var."</h2> <h3><br />&Uuml;niversitelerle ilişkiniz ne d&uuml;zeyde?</h3> <p><strong>İbrahim T&uuml;rkeri: </strong>Bu şehirde iki tane &uuml;niversite var: Gebze Teknik &Uuml;niversitesi ve Kocaeli &Uuml;niversitesi. Ben GT&Uuml;&rsquo;de &ccedil;alıştığım i&ccedil;in GT&Uuml; Mimarlık Fak&uuml;ltesi&rsquo;nin Oda&rsquo;yla bağı olabiliyor yaklaşık 1,5 saatlik mesafeye rağmen. Fakat hemen yanı başımızdaki Kocaeli &Uuml;niversitesi ile bağımız yok denecek &ouml;l&ccedil;&uuml;de. Mimar akademisyenlerin Oda ile aralarında anlaşılamayan bir mesafe var. Tabii bu doğrudan &ouml;ğrencilere de yansıyabiliyor. &Ouml;ğrencilik d&ouml;nemimde ilişki kurdum Oda&rsquo;yla ve bug&uuml;n buradayım ama şimdiden &ouml;ğrencilerle bağ kuramazsak Oda a&ccedil;ısından o jenerasyonu kaybederiz. Daha sonra yasal bir zorunluluk olarak g&ouml;rmeye başlıyor mezun olan arkadaşlarımız. Mesela biz Etkinlik İzi platformuyla birlikte &ldquo;Mimarlarımız ve Mimarimiz&rdquo; etkinliklerini başlattık. Can &Ccedil;inici&rsquo;yi ağırladık veya Cengiz Bektaş&rsquo;ı davet ettik, bir&ccedil;ok usta mimar ve akademisyeni bu şehirde ağırladık. Benim de mezunu olduğum Kocaeli &Uuml;niversitesi Mimarlık ve Tasarım Fak&uuml;ltesi&rsquo;nden ne hocalar ne de &ouml;ğrenciler katıldı bu etkinliklere. Bu &ccedil;ok ilgin&ccedil; ve anlaşılamayan bir durumdur bence. Şehirdeki mimar olmayan insanlar bu etkinliklere katıldı. Bu kayıtsızlığın tek nedeni Oda&rsquo;ya olan tepki olamaz. Şehir, hafızasında mimarlara olan saygısını yitirmemiş durumda. Ama ilgin&ccedil; bir şekilde bu şehirdeki mimar akademisyenler kendilerine duyulan saygının ve beklentilerin farkında değil. Bazı bulutları sevmeyebilirsiniz ama g&ouml;ky&uuml;z&uuml;ne k&uuml;semezsiniz. Bug&uuml;n t&uuml;m aksaklıklarına rağmen bu Şube burada ve bu koşullar altında ayakta, kendi &ccedil;apında bu şehre dair &ccedil;alışmaları var. Mimarlar Odası Kocaeli Şubesi bu şehirde mimarlık ortamını hem oluşturan hem&nbsp; de d&ouml;n&uuml;şt&uuml;rebilecek kapasitesi olan bir kurum. T&uuml;m eleştirileri &uuml;stlenen, eleştirdiğiniz bir şey olarak da var. Oda&rsquo;yı geri &ccedil;ektiğinizde &uuml;niversitelerin bağ kurabileceği hangi mimarlık platformu kalıyor geriye? Bunu bence buradaki Mimarlık Fak&uuml;ltelerinin d&uuml;ş&uuml;nmesi lazım.</p> <h2>"Gen&ccedil; mimarlar i&ccedil;in fırsatlar şehri burası."</h2> <h3><br />Kentteki g&uuml;ncel mimari &uuml;retim ne d&uuml;zeyde?</h3> <p><strong>İbrahim T&uuml;rkeri: </strong>Kocaeli hala bakir bir b&ouml;lge. Ankara gibi kalıplaşmış bir mimarlık ortamı yok. Gen&ccedil; mimarlar i&ccedil;in fırsatlar şehri burası. Mimarlık ortamında birden isminizle var olabileceğiniz bir şehir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; farklı işveren profilleriyle karşılaşmanız m&uuml;mk&uuml;n. Hem ekonomik hem b&uuml;y&uuml;kl&uuml;k hem de &ccedil;eşitlilik olarak bir fırsat var. Mesela bu şehirde mimarlık eğitimi alıp bu şehirde mimarlık yapan &ccedil;ok az insan var. Ama buralı olup başka şehirlerde mimarlık eğitimi alıp burada mimarlık yapan bir&ccedil;ok insan var. Tabii ki şu eleştirilebilir, buradaki bazı mimarlık z&uuml;mrelerinin mimar kimliğiyle ne kadar ilişkisi var? Sadece işverenin beklentisine mi cevap veriyor? Daha teknik ve problemi &ccedil;&ouml;zme &uuml;zerine bir &uuml;retim var. Kendi &uuml;slubuyla dahil olduğu bir mimarlık anlayışı hen&uuml;z g&ouml;remedim. Kuşkusuz değerli mimarlarımız vardır ama şu anda şehirde g&ouml;r&uuml;len işleyiş korkutucu bir boyuta ulaşmış durumda. S&uuml;rekli kente yeni b&uuml;y&uuml;kl&uuml;klerin eklendiği bir &uuml;retim var. Buradaki mimarlar sadece yapı &ouml;l&ccedil;eğinde &ccedil;alışmıyor, ada &ouml;l&ccedil;eğinde &ccedil;alışıyor. Bu &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k bir iş.</p> <h3>Kentte adını duyurmuş hangi mimarlar var?</h3> <p><strong>Melis Aloğlu: </strong>Metin Alan, Seyhan Serimer, Sibel G&ouml;n&uuml;l İzmit&rsquo;te yoğun mimarlık faaliyetleri olan ve ismini sık duyduğumuz isimler. Yeni mezun bir mimar bu isimlerle bir şekilde karşılaşıyor.</p> <p><strong>İbrahim T&uuml;rkeri: </strong>Mesela bu şehirden bir Murat Uluğ ge&ccedil;ti. Mimari kimliğimi onun yanında inşa ettiğim bir hocam. Burada mimarlık yaptı ve fak&uuml;ltenin kurucu akademisyenlerindendi. Eğer bir isim s&ouml;ylemek gerekirse onun bu şehirde bıraktığı etki az denebilecek gibi değil. Tevfik İlter&rsquo;den de bu kapsamda bahsedebiliriz.</p> <h3>Peki Kocaeli&rsquo;de inşa edilmiş, beğendiğiniz yapılar arasında hangilerini sayarsınız?</h3> <p><strong>İbrahim T&uuml;rkeri:</strong> Şevki Pekin&rsquo;in burada yaptığı &ccedil;ok g&uuml;zel işler var. Kocaeli Sanayi Odası, Değirmendere &Ccedil;ağdaş Sanatlar M&uuml;zesi. Doğan Tekeli&rsquo;nin burada yaptığı g&uuml;zel işler var: Sabancı&rsquo;nın fabrikası, T&uuml;rkiye&rsquo;de ilk defa prefabrik sistemle fabrika inşasını &ouml;ng&ouml;ren, hızlı bir şekilde montajını sağlayarak tamamlanan bir yapı. Aslında bir d&ouml;neme damgasını vurmuş mimarların bu topraklarda mimarlık denemelerini yaptığı &ccedil;ok &ccedil;alışma var. Bug&uuml;n i&ccedil;in b&ouml;yle bir şeyden bahsedemiyorum.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/mimarlar-odasi-kocaeli-subesi/IAA9088%20%281%29.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi">Kocaeli Sanayi Odası</span></p> <p><b>Teşekk&uuml;rler vakit ayırdığınız i&ccedil;in.</b></p> Thu, 17 Aug 2017 12:02:00 +03 “İzmit’teki Hızlı Kayıplar Bir Süre Sonra Mimarlık Tarihçilerine Araştıracak Hiçbir Şey Bırakmayacak” http://www.arkitera.com/soylesi/index/detay/izmit-teki-cok-hizli-kayiplar-bir-sure-sonra-mimarlik-tarihcilerine-arastiracak-hicbir-sey-birakmayacak/967 Bahar Bayhan <img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/soylesi02/kocaeli-universitesi-mtf/IMG_3103 copy.jpg.jpeg" width="640" /><br/><br><br><br>Kocaeli Üniversitesi Mimarlık Bölümü Başkanı Oya Şenyurt ve Bölüm Başkan Yardımcısı Nurdan Kuban ile Kocaeli'de mimarlık eğitimini ve mimarlık bölümünün kentle ilişkisini konuştuk.<br><br><h3>&Ouml;ncelikle sizleri kısaca tanımak isteriz.</h3> <p><strong>Oya Şenyurt:</strong> 1991 yılında Yıldız Teknik &Uuml;niversitesi Mimarlık B&ouml;l&uuml;m&uuml;&rsquo;nden mezun oldum. Uzun bir aradan sonra 2000 yılında tekrar aynı &uuml;niversitede Mimarlık Tarihi Kuramı ve Eleştirisi Programı&rsquo;nda y&uuml;ksek lisans eğitimine başladım. &ldquo;İstanbul&rsquo;da Faaliyet G&ouml;steren Rum Mimarlar&rdquo; konulu y&uuml;ksek lisans tezinin ardından &ldquo;T&uuml;rkiye&rsquo;de M&uuml;teahhitlik Tarihi&rdquo; ile ilişkili doktora tezimi tamamladım. Kocaeli &Uuml;niversitesi Mimarlık B&ouml;l&uuml;m&uuml;&rsquo;nde mimarlık tarih&ccedil;isi eksiği olduğunu &ouml;ğrenince başvuruda bulundum, &ouml;nce ders g&ouml;revlendirmeli sonra kadrolu olarak yaklaşık 10 yıldır Kocaeli &Uuml;niversitesi Mimarlık ve Tasarım Fak&uuml;ltesi Mimarlık B&ouml;l&uuml;m&uuml;&rsquo;nde g&ouml;rev yapmaktayım. Ağırlıklı olarak 19. Y&uuml;zyıl Osmanlı Mimarisi ve Mimarlık &Ouml;rg&uuml;tlenmesi &uuml;zerine &ccedil;alışmalarım halen devam etmekte. &nbsp;</p> <p><strong>Nurdan Kuban:</strong> 1999 yılında İstanbul Teknik &Uuml;niversitesi Mimarlık B&ouml;l&uuml;m&uuml;&rsquo;nden mezun oldum. Y&uuml;ksek lisansta mimari koruma ve restorasyon alanında eğitim aldım. Y&uuml;ksek lisans tezim demiryolları ile ilgiliydi. Peşi sıra, yine aynı kurumda, doktora s&uuml;recim başladı. Mimari koruma &uuml;zerine &ouml;rg&uuml;n ve yaygın eğitimlerle ilgili bir doktora &ccedil;alışması yaptım. Doktora &ccedil;alışmaları s&uuml;rerken burada &ouml;ğretim g&ouml;revlisi olarak &ccedil;alışmaya başladım. Doktora tamamlandıktan sonra da yine Kocaeli &Uuml;niversitesi&rsquo;nde g&ouml;rev yapmaya devam ediyorum.</p> <h2>"İstanbul'un bu kadar yakınında olması, her t&uuml;rl&uuml; bilgiden, birikimden bir şekilde faydalanabilir olması Kocaeli i&ccedil;in olduk&ccedil;a &ouml;nemli."</h2> <h3><br />Biraz Kocaeli&rsquo;nin kent yapısından bahsetmek gerekirse neler s&ouml;ylersiniz?</h3> <p><strong>Nurdan Kuban:</strong> Kent yapısı derken elbette Kocaeli&rsquo;nin İstanbul&rsquo;a yakınlığından başlamak gerekiyor; &ccedil;&uuml;nk&uuml; hepimiz i&ccedil;in belirleyici nokta belki de o oldu. İstanbul&rsquo;dan buraya taşınma s&uuml;recimiz var, h&acirc;l&acirc; daha devam ediyor. İstanbul&rsquo;un bu kadar yakınında olması, her t&uuml;rl&uuml; bilgiden, birikimden bir şekilde faydalanabilir olması Kocaeli i&ccedil;in aslında olduk&ccedil;a &ouml;nemli. Bunun &ouml;tesinde, bir sanayi kenti burası, malum, sanayi s&uuml;reci devam ederken bunun mimariyle ilişkisi, kentle ilişkisi her zaman tartışılıyor ve konuşuluyor. &Uuml;niversitenin zaten her zaman sanayiye ilişkin beklentileri var. &Uuml;niversite genelinin sadece mimarlık fak&uuml;ltesi &uuml;zerinden değil; t&uuml;m &uuml;niversitenin kentle ilişki kurma a&ccedil;ısından b&uuml;y&uuml;k &ccedil;abaları var. &Ouml;rneğin G&ouml;lc&uuml;k Vizyon 2023 projeleri &ccedil;er&ccedil;evesinde &uuml;niversiteyle G&ouml;lc&uuml;k Belediyesi arasında yapılan protokol &ccedil;er&ccedil;evesinde &uuml;niversiteden kent i&ccedil;in proje &uuml;retmesi bekleniyor ve sadece mimarlık alanından değil t&uuml;m alanlardan aslında kent i&ccedil;in proje &uuml;retmesi beklenmekte. O s&uuml;rece de m&uuml;mk&uuml;n olduğunca dahil olmaya &ccedil;alışıyoruz. Sadece G&ouml;lc&uuml;k Belediyesi&rsquo;yle değil t&uuml;m belediyeler ve yerel otoritelerle birlikte &ccedil;alışmaya, birlikte iş yapmaya ve birlikte projeler geliştirmeye &ccedil;alışıyoruz.</p> <h3>Bir &uuml;niversitenin mimarlık fak&uuml;ltesinin kentle ilişki kurabilmesi &ccedil;ok &ouml;nemli bir şey galiba. Yani &ccedil;ok fazla g&ouml;zlemlediğimiz bir şey değil aslında.</h3> <p><strong>Oya Şenyurt:</strong> Evet, değil. Bizim geldiğimiz &uuml;niversitelerde de belediye-&uuml;niversite ilişkisi &ccedil;ok yakın değildir. Oda&rsquo;larla ilişkiler de belki sınırlı &ouml;l&ccedil;&uuml;dedir, ama burada ger&ccedil;ekten bir işbirliği var. S&ouml;z gelimi, belediyeler &ccedil;ok sık sempozyum d&uuml;zenliyor. Sempozyumlara &uuml;niversiteden, Mimarlık ve Tasarım Fak&uuml;ltesi&rsquo;nden akademisyenler bildirileri ile katılmakta ya da bilimsel yayınları değerlendiren komitede g&ouml;rev almakta. Bilim kurullarında yer alma, sunumlar yapma; kente dair bilginin toplanması, bilginin s&uuml;rekli g&uuml;ncellenmesi, bu kentle ilgili araştırma yapan kişilere sunulması anlamında hakikaten &ouml;nemli bir girişim ve işbirliği. Benzer durum fak&uuml;ltemizin d&uuml;zenlediği sempozyumlarda da g&ouml;r&uuml;lmekte. Fak&uuml;ltemizin d&uuml;zenlediği iki sempozyumda da yerel y&ouml;netimler ve sanayi kuruluşları maddi desteklerini s&uuml;rd&uuml;rd&uuml;ler. Fak&uuml;ltemizin İzmit&rsquo;te bulunması, akademik kadronun yapısı ve yerel ilişkiler; bizi hem diğer Anadolu kentlerinden, hem de İstanbul ve Ankara gibi b&uuml;y&uuml;k kentlerden farklı kılmakta. &ldquo;İki arada kalmış&rdquo;, karma bir oluşumu belirlemekte.</p> <h2>&nbsp;"'Şu eğitim modeli iyi', 'bu model k&ouml;t&uuml;' gibi genel yargılar yerine deneyerek doğruyu bulma gibi bir s&uuml;re&ccedil; i&ccedil;indeyiz."</h2> <h3><br />Nasıl bir eğitim hakim Kocaeli &Uuml;niversitesi Mimarlık B&ouml;l&uuml;m&uuml;&rsquo;nde?</h3> <p><strong>Oya Şenyurt:</strong> Bu biraz b&ouml;l&uuml;m i&ccedil;inde ve hatta fak&uuml;lte i&ccedil;inde bulunan akademisyenlerin uzmanlık alanlarıyla ilişkili gelişen bir durum. Genellikle akademisyenlerin her yıl ders i&ccedil;eriklerini ve programlarını g&uuml;ncelleyerek faaliyet g&ouml;sterdiği, yenilik&ccedil;i bir yapıya sahip olduğumuz s&ouml;ylenebilir. Uygulamalı derslerde ve en &ouml;nemlisi Mimari Tasarım derslerinde hepsi birbirinden farklı konular, deneysel yaklaşımlarla ele alınmakta. Uzmanlık alanlarına bağlı olarak akademisyenler arası işbirliği veya yardımlaşma olduk&ccedil;a sıkı. &ldquo;Şu eğitim modeli iyi&rdquo;, &ldquo;bu model k&ouml;t&uuml;&rdquo; gibi genel yargılar yerine deneyerek doğruyu bulma, &ouml;ğrenci profili ve &ccedil;ağın şartlarına bağlı olarak kendimize uygun olana y&ouml;nelme gibi bir s&uuml;re&ccedil; i&ccedil;indeyiz. B&ouml;l&uuml;m&uuml;n az sayıda akademisyene sahip olması ve buna rağmen &ccedil;ok farklı alanlarda &ccedil;alışmalar yapan kişilerin bulunması, kimi zaman bu k&uuml;&ccedil;&uuml;k kadronun dinamiklerini belirliyor. &Ccedil;ok sayıda akademisyenin yapabileceği &ccedil;alışmalar az sayıdaki devleşen kadromuzla m&uuml;mk&uuml;n olmakta, burası dinamik bir yer ve bu dinamizm y&ouml;nlendiriyor eğitim programını. Sayı azlığından doğan disiplinler ve anabilim dalları arası zorunlu &ccedil;alışmalar; eğitim programını belirleyen ana &ccedil;er&ccedil;eveyi oluşturuyor.&nbsp;</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/kocaeli-universitesi-mtf/IMG_3105%20copy.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi">KO&Uuml; Yayınları'ndan &ccedil;ıkan ve Mimarlık Fak&uuml;ltesi &ouml;ğretim &uuml;yelerinin katkısı bulunan yayınlar</span></p> <h3>&Ouml;ğrencilerin bu kentle ilişkisi ne d&uuml;zeyde? Mesela İzmit&rsquo;te mimarlık okumanın &ouml;ğrenciler a&ccedil;ısından avantajından veya dezavantajından bahsedilebilir mi?</h3> <p><strong>Oya Şenyurt:</strong> Kocaeli &Uuml;niversitesi Mimarlık B&ouml;l&uuml;m&uuml; &ouml;ğrencilerinin bazılarında &ccedil;oğu zaman bir serzeniş var; &ldquo;hi&ccedil;bir şey yok bu kentte&rdquo; gibi. Eğitim dışında k&uuml;lt&uuml;rel faaliyetlere ilişkin bir boşluk i&ccedil;inde olduklarını bazen dile getiriyorlar ama belki ilk yıllarda savruk bir g&ouml;zlemle yaklaştıkları i&ccedil;in de bunu kolaylıkla s&ouml;yleyebiliyorlar. B&ouml;l&uuml;m&uuml;m&uuml;zde mimarlık eğitimi i&ccedil;erisinde yer alan, kentle ilgili proje konularına veya mimari tasarım derslerine girdik&ccedil;e &ouml;ğrenciler, &ldquo;hi&ccedil;bir şey yok&rdquo; teşhisinin aslında &ouml;nemli bir veri ve &ccedil;&ouml;z&uuml;m bekleyen bir sorun olarak ele alınması gerektiğini belirliyorlar. Akıl y&uuml;r&uuml;tmek ya da kafa yormak k&uuml;lt&uuml;rel faaliyete d&ouml;n&uuml;ş&uuml;yor.</p> <h3>Bir yandan da İzmit &ccedil;ok hızlı değişen bir kent aslında, bir s&uuml;r&uuml; dinamik var, bu bir yandan da ufuk a&ccedil;ıcı bir durum aslında onlar i&ccedil;in. Proje derslerinde, konularında bu tip yeni olguları işliyor musunuz?</h3> <p><strong>Nurdan Kuban: </strong>Kentle ilişkili olan olguları ve durumları t&uuml;m derslerde &ouml;ne &ccedil;ıkarmaya &ccedil;alışıyoruz. M&uuml;mk&uuml;n olduğunca kent i&ccedil;inden konuları &ccedil;alışmaya gayret ediyoruz. Bitirme &ccedil;alışmalarında da &ouml;zellikle bu konuya dikkat ediyoruz. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bu hem &ouml;ğrencilerimize i&ccedil;inde bulundukları &ccedil;evre i&ccedil;in bir şey &uuml;retmeleri konusunda destek oluyor, hem de kente fayda sağlamak a&ccedil;ısından &uuml;niversitenin bu anlamda projeler geliştirmesi bakımından &ouml;nem taşıyor. Her zaman İzmit merkez i&ccedil;in &uuml;retmiyoruz elbette diğer il&ccedil;elere de olduk&ccedil;a yakın duruyoruz. Ereğli&rsquo;yle, G&ouml;lc&uuml;k&rsquo;le, Kandıra&rsquo;yla ilgili &ccedil;alışmalar yaptığımız zaman mutlaka &ouml;ğrencileri de bu alanlara y&ouml;nlendiriyoruz.</p> <p><strong>Oya Şenyurt:</strong> Son d&ouml;nemlerde yaptığımız projelerin konumlandığı alanları, İzmit y&uuml;r&uuml;y&uuml;ş yolu, Ereğli sahili Karam&uuml;rsel, İzmit fuar alanı, Gazi Lisesi Sanat Sokağı, İzmit kent merkezi ve kıyısı şeklinde birka&ccedil; ana &ccedil;er&ccedil;evede toparlayabiliyoruz. G&uuml;z d&ouml;nemi bitirme projesinde tarihi tren garının olduğu yerde bir hızlı tren garı tasarımı istemiştik, o zamanlar y&uuml;r&uuml;y&uuml;ş yolundan ge&ccedil;en tramvay &ccedil;alışmaları yeni başlamıştı, &ouml;ğrenciler kendi tasarımlarına bağlı olarak bu veriyi kullandılar. Dolayısıyla kentin dinamizmi doğrudan bitirme projelerinin veya ara d&ouml;nem projelerin i&ccedil;erisine dahil oldu. Kentin dinamizmini kabul ettik&ccedil;e, mimarlık eğitimine &ouml;ğrenci, akademisyen, kentli dışında bir bileşen daha katılıyor. &nbsp;&nbsp;</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/kocaeli-universitesi-mtf/atolye_mitoloji_202_maketler_toplu.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi">KO&Uuml; Mimarlık B&ouml;l&uuml;m&uuml; &ouml;ğrencilerinin d&ouml;nem sonu projeleri</span></p> <h2>"Herkes kentte ne olduğunu, ne olacağını, ne planlandığını merak ediyor."</h2> <h3><br />Burada bir mimarlık b&ouml;l&uuml;m&uuml;n&uuml;n bulunması kente nasıl katkılar sağlıyor sizce veya uzun vadede neler &ouml;ng&ouml;r&uuml;yorsunuz?</h3> <p><strong>Oya Şenyurt:</strong> Burada yetişen, eğitim alan &ouml;ğrencilerin burada kalacaklarını d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum. Kalan ve b&uuml;ro sahibi olan arkadaşlar var. İzmit ve &ccedil;evresinden gelenler de kimi devlet kurumlarında kimi b&uuml;rolarda &ccedil;alışmakta. Yetiştirdiğimiz lisans mezunu &ouml;ğrencilerimizi akademisyen olma yolunda da eğitiyoruz, bir kısmının kısa s&uuml;rede b&ouml;l&uuml;m&uuml;m&uuml;zde eğitim vereceklerini d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum.&nbsp;</p> <p><strong>Nurdan Kuban:</strong> Bilimsel toplantılara, sempozyumlara &ouml;ğretim elemanlarımız katkı salıyor. Bu t&uuml;r toplantılara halktan yoğun katılım oluyor ve insanlar merak ediyorlar; &lsquo;kentte ger&ccedil;ekten ne var, nasıl gelişmeler oluyor&rsquo; kendileri dinlemek ve s&uuml;rece katılmak i&ccedil;in geliyorlar. Burada belediyenin &uuml;niversite ve halkla birlikte, &uuml;&ccedil;l&uuml; bir sistem olarak devreye girdiğini g&ouml;r&uuml;yoruz. B&uuml;y&uuml;k kentlerde b&ouml;yle bir toplantı olduğu zaman ilgili bulmakta olduk&ccedil;a zorlanılır. Ancak burada kentin &ouml;l&ccedil;eği buna daha uygun, herkes ger&ccedil;ekten kentte ne olduğunu, ne olacağını, ne planlandığını merak ediyor ve bunu da bir şekilde &ouml;ğrenmek i&ccedil;in başvurduğu yer yerel y&ouml;netim ve &uuml;niversitenin birlikte olduğu ortamlar oluyor. Bu a&ccedil;ıdan, &uuml;niversitenin mimarlık fak&uuml;ltesinin burada olması &ouml;nemli, kent i&ccedil;in de halk i&ccedil;in de.</p> <p><strong>Oya Şenyurt:</strong> Bir ilgi odağı aslında Mimarlık ve Tasarım Fak&uuml;ltesi İzmit&rsquo;te. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; &uuml;niversitenin hakikaten parlak ve g&ouml;r&uuml;nen y&uuml;z&uuml;, sanat alanlarının ortak paydası tam kent merkezinde yer almakta. Burada konservatuar ve g&uuml;zel sanatlar fak&uuml;ltesi ile birlikteyiz. Kent insanının da kent i&ccedil;inde olan bitene aşırı bir ilgisi ve merakı var ve gazeteler bunu hakikaten &ccedil;ok g&uuml;zel yansıtıyor. Bu bir şekilde hem kentli olma bilincini sağlıyor hem de o d&uuml;ş&uuml;nce &uuml;retiminde dinamizmi sağlıyor.</p> <h3>Peki kentin g&uuml;ncel durumuna baktığınızda g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml;z problemler veya kentin gelişimini g&uuml;ncelde etkileyen şeyler neler sizce?</h3> <p><strong>Nurdan Kuban:</strong> Şu anda kent i&ccedil;in en g&uuml;ncel olan durum, herhalde tramvay konusu. Her şey değişiyor kentte şu an. Bu hızlı değişimi tarihi dokuda da g&ouml;r&uuml;yoruz. Yakın zamanda kentsel sit alanıyla ilgili bir &ccedil;alışma yaptık. Alana gidiyoruz, tespit yapıyoruz, fotoğraf &ccedil;ekiyoruz; belgelediklerimizi derleyip, yazıncaya kadar &ouml;ğrenci geliyor &ldquo;hocam o sizin bahsettiğiniz yapı yıkıldı, artık yok&rdquo; diyor. Ertesi g&uuml;n tekrar gidip yeniden belgelemek zorunda kalıyoruz. En azından kentsel sit i&ccedil;in bunu s&ouml;yleyebilirim; biraz hızlı d&ouml;n&uuml;ş&uuml;yor. Olması gerekenden daha hızlı d&ouml;n&uuml;şen bir ortamdayız.</p> <h3>Koruma konusunda ne durumda Kocaeli peki?</h3> <p><strong>Nurdan Kuban:</strong> İzmit merkez &uuml;zerinden &ouml;rneklendirebiliriz bunu. Bağ&ccedil;eşme&rsquo;den aşağıya doğru devam eden bir kentsel sit alanımız var. Koruma anlamında orada olduk&ccedil;a yoğun &ccedil;aba sarf ediliyor fakat tabii yıpranmaya bırakıp ondan sonra yapıları yenilemek koruma anlamına gelmiyor maalesef. Kendi haline bırakıyoruz yapıları; sonrasında yıpranarak onarıma muhta&ccedil; hale geliyorlar. Onları bu şekilde yenilemektense, yaşatarak korunmak i&ccedil;in &ccedil;aba sarf etmek gerekiyor.</p> <p><strong>Oya Şenyurt:</strong> Cumhuriyet D&ouml;nemi yapıları i&ccedil;in de aynı şeyi s&ouml;yleyebiliriz. İzmit Lisesi&rsquo;nin de bir d&ouml;nem d&ouml;n&uuml;şt&uuml;r&uuml;lmesi veya yıkılması g&uuml;ndeme gelmişti, şu an i&ccedil;in duruyor, ancak tescillenmedi. End&uuml;stri Meslek Lisesi tescillendi, Halkevi binasının da tamire ihtiyacı olduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum. Cumhuriyet d&ouml;neminden kalan betonarme yapıların korunmasına ilişkin programların belki biraz daha ciddi ele alınması ve bu yapıların bir kentsel belleği oluşturduğu konusundaki d&uuml;ş&uuml;ncenin yayılması gerekiyor. Kocaeli Devlet Hastanesi eski adıyla Memleket Hastanesi yıkıldı. Kuşkusuz b&uuml;y&uuml;k bir &nbsp;hastane yapısına ihtiya&ccedil; vardı, eski yapı zaten &ccedil;ok hasar almıştı, yapının b&uuml;y&uuml;k bir kısmı yıkılmıştı ancak en azından geri kalan kısım bir Cumhuriyet D&ouml;nemi hastanesinin &ouml;rneği olması sebebiyle belki tıp m&uuml;zesi olarak korunabilirdi. İzmit&rsquo;teki &ccedil;ok hızlı kayıplar bir s&uuml;re sonra mimarlık tarih&ccedil;ilerine araştıracak hi&ccedil;bir şey bırakmayacak diye korku duyuyorum.</p> <h3>Kentteki g&uuml;ncel mimari &uuml;retimi nasıl buluyorsunuz? Mesela en g&ouml;z&uuml;me &ccedil;arpan &uuml;retim yeni Valilik Binası.</h3> <p><strong>Nurdan Kuban:</strong> Bazen yapmamak da mimarlıktır diyoruz ya, bazen yapılmaması gerekeni g&ouml;rmek de mimarlık eğitiminin bir par&ccedil;ası olsa gerek diye d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum.</p> <p><strong>Oya Şenyurt: </strong>Kent dinamik ama m&uuml;kemmel, &ccedil;ok nitelikli yapılar her zaman &uuml;retilmiyor. Kuşkusuz dinamizm ve modernleşme her zaman iyiyi ve g&uuml;zeli ortaya &ccedil;ıkarmıyor.</p> <p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/kocaeli-universitesi-mtf/valilik.JPG.jpeg" /></p> <h2>"G&ouml;rsel anlamda da kent i&ccedil;inde bir merkez olmak &uuml;niversitenin temsiliyetini sağlamak a&ccedil;ısından &ouml;nemli."</h2> <h3><br />Peki Mimarlık Fak&uuml;ltesi ile G&uuml;zel Sanatlar Fak&uuml;ltesi&rsquo;nin Umuttepe Kamp&uuml;s&uuml;&rsquo;ne taşınmaması, İzmit merkezinde kalması konusunda ne d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorsunuz?</h3> <p><strong>Oya Şenyurt: </strong>Taşınmaması gerektiğini d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum. G&ouml;rsel anlamda da kent i&ccedil;inde bir merkez olmak &uuml;niversitenin temsiliyetini sağlamak a&ccedil;ısından &ouml;nemli. Bununla birlikte tabi işlevsel sebepler de var; ozalit, fotokopi hizmetleri vs. gibi bunların hepsi merkezden sağlanıyor. Zaten bu tip hizmetler bile yetersiz İzmit&rsquo;te. O y&uuml;zden kolay ulaşılabilir bir noktada olmak mimarlık fak&uuml;lteleri i&ccedil;in ideal olan diye d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum.</p> <p><strong>Nurdan Kuban:</strong> Kent dokusu zaten mimari a&ccedil;ıdan eğitici bir unsur; yani eğitim sadece okulda anlattığımız şeylerden ibaret değil. &Ouml;ğrenci buraya gelirken kent i&ccedil;inde kendi deneyimiyle de zaten bir&ccedil;ok şey &ouml;ğreniyor. Siz eğer kentteki &ccedil;eşitlilikten bu &ouml;ğrenciyi yalıtırsanız ve tek bir mimari &uuml;slupla tasarlanmış bir kamp&uuml;s ortamında bu eğitimi vermeye &ccedil;alışırsanız, kendi g&ouml;zlemleyeceği, farkında olmadan da olsa deneyimleyeceği bir&ccedil;ok şeyden mahrum bırakırsınız &ouml;ğrenciyi. O y&uuml;zden t&uuml;m &uuml;niversitelerde mimarlık fak&uuml;lteleri kent i&ccedil;inde olmak zorunda. Yalıtılmış noktalara mimarlık fak&uuml;ltelerini taşımak bence doğru değil &ccedil;&uuml;nk&uuml; &ccedil;eşitlilikten uzaklaştırıyorsunuz &ouml;ğrenciyi.</p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/kocaeli-universitesi-mtf/21.JPG.jpeg" /></p> <h3>Peki bulunduğunuz yapının &ouml;ğrenciler a&ccedil;ısından kısıtları olduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yor musunuz?</h3> <p><strong>Oya Şenyurt: </strong>Kesinlikle var. &Ouml;ğrenci sayısının artışına bağlı olarak mekan yetersizliklerini sık yaşamaya başladık, &ccedil;&ouml;z&uuml;m bulmaya &ccedil;alışıyoruz, dersleri b&ouml;l&uuml;yoruz ama yine de merkezde olmak mekan sorunundan daha &ouml;nemli g&ouml;r&uuml;n&uuml;yor.</p> <h3>Yakın zamanda Mimarlık Fak&uuml;ltesi ve G&uuml;zel Sanatlar Fak&uuml;ltesi i&ccedil;in yeni bir bina tasarlanması gibi bir durum s&ouml;z konusu mu?</h3> <p><strong>Oya Şenyurt: </strong>Hayır, değil.</p> <p><strong>Nurdan Kuban:</strong> Şu an g&uuml;ndemde yok, keşke olsa.</p> <h3>Teşekk&uuml;rler vakit ayırdığınız i&ccedil;in.</h3> <h3></h3> Thu, 10 Aug 2017 13:44:00 +03