Arkitera Mimarlık Merkezi - Söyleşi http://www.arkitera.com/soylesi 2000 yılından beri İstanbul'da faaliyet gösteren Arkitera Mimarlık Merkezi, mimarlık kültürünün gelişmesi için ulusal ve uluslararası alanda çalışan Türkiye'nin ilk bağımsız mimarlık merkezidir. "İstanbul Bienali, Tasarım Dünyasının En Deneysel Etkinliklerinden Biri" http://www.arkitera.com/soylesi/index/detay/jan-boelen-soylesi/1046 Heval Zeliha Yuksel <img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/soylesi02/2014-JanBoelen-fotoVeerleFrissen-01.jpg.jpeg" width="640" /><br/><br><br><br>İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından VitrA sponsorluğunda düzenlenen 4. İstanbul Tasarım Bienali, Okullar Okulu ana başlığıyla, Jan Boelen küratörlüğünde, 22 Eylül-4 Kasım 2018 tarihleri arasında gerçekleştiriliyor.<br><br><p>4. İstanbul Tasarım Bienali, tasarımı bir &ouml;ğrenme bi&ccedil;imi olarak farklı a&ccedil;ılardan ele alıyor. &Uuml;cretsiz olarak gezilebilecek 4. İstanbul Tasarım Bienali sergisi, Akbank Sanat, Yapı Kredi K&uuml;lt&uuml;r Sanat, Pera M&uuml;zesi, Arter, SALT Galata ve Studio-X Istanbul&rsquo;da yer alıyor. "Okullar Okulu" başlığıyla hazırlanan 4. İstanbul Tasarım Bienali, T&uuml;rkiye&rsquo;den ve yurtdışından, farklı yaş ve disiplinlerden katılımcıları s&uuml;rece dahil ederek eski bilgiyle yeni bilgiyi, akademiyle amat&ouml;r ruhu, profesyonel bilgiyle kişisel tecr&uuml;beyi bir arada sunuyor. Bienal başlamasına g&uuml;nler kala festivalin bu seneki k&uuml;rat&ouml;rl&uuml;k g&ouml;revini &uuml;stlenen Jan Boelen'a merak ettiklerimizi sorduk.</p> <p><strong>Heval Zeliha Yuksel: "Okullar Okulu" ana başlığı nasıl ve neden doğdu?</strong><br /><strong>Jan Boelen:</strong> Okullar Okulu bir &ouml;ğrenme y&ouml;ntemi olarak tasarıma ve bir tasarım y&ouml;ntemi olarak &ouml;ğrenmeye odaklanan bir bienal. Bauhaus Okulu'ndan tam 99 yıl sonra, tasarım disipliniyle d&uuml;nyanın geri kalanı arasında b&uuml;y&uuml;k farklar olmasına rağmen tasarım eğitiminin b&uuml;y&uuml;k &ouml;l&ccedil;&uuml;de aynı kaldığını fark etmemizin ardından, bienalin teması hayata ge&ccedil;miş oldu. Peki b&ouml;yle bir şey nasıl m&uuml;mk&uuml;n olabiliyor? Bauhaus'tan Black Mountain College'a, Global Tools'tan Sigma Group'a kadar uzanan alternatif tasarım eğitim girişimleri, deneyler ve yeni bilgiler &uuml;zerine s&uuml;rekli cesur alanlar yarattılar. Bu girişimler yalnızca tasarımın sınırlarını genişletmekle, bu sınırlara meydan okumakla veya onları zorlamakla kalmadı, aynı zamanda genel eğitim ve &ouml;ğrenme kavramlarına da yardımcı oldular. Sadece tasarımla ilgilenmeyen bu deneylerin bir&ccedil;oğu, aynı zamanda yaşamanın, &ccedil;alışmanın ve hem birbirimizle hem de kendimizle bağ kurabilmenin alternatif yollarını da test etti. Bu s&uuml;re&ccedil; odaklı deneyimsel araştırmalar aracılığıyla yeni manifestolar, anlamlar ve tasarım &ouml;nerileri de su y&uuml;z&uuml;ne &ccedil;ıkmış oldu. 4. İstanbul Tasarım Bienali ile, aynı &ouml;zellikte istisnai alanlar yaratmak adına gerekli şartları bir araya getirmeyi ama&ccedil;ladık. Bu bağlamda yeni bilgiler edinmeyi, uygulanan sistemlerde alternatif yollar aramayı ve radikal bir &ccedil;eşitlilik &uuml;zerinden tasarım disiplininin sınırlarını zorlamayı ama&ccedil;lıyoruz.</p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/globe_top_right.jpg.jpeg" /><br /><span class="fotograf-yazi">4. İstanbul Tasarım Bienali'nin tematik g&ouml;rsellerinden: "D&uuml;nya okulu/ Earth School"</span></p> <h2>"Tasarım eğitimi ve bu eğitimin beraberinde getirdiği değişim ihtiyacı &uuml;zerine d&uuml;nya &ccedil;apında bir tartışma başlatmayı ama&ccedil;lıyoruz."</h2> <p><strong><br />İstanbul Tasarım Bienali neler katıyor sizce tasarım d&uuml;nyasına?</strong><br />İstanbul Tasarım Bienali kendisini, ge&ccedil;miş senelerdeki etkinliklerinden g&uuml;n&uuml;m&uuml;ze kadar uzanan bir s&uuml;re boyunca, alanı &uuml;zerine eleştirel d&uuml;ş&uuml;nmeye imkan sağlayan bir platform olarak konumlandırdı. Bu da bienali tasarım d&uuml;nyasının en deneysel etkinliklerinden biri yaparken aynı zamanda deneyler yapma ve b&ouml;yle etkinliklerin &ccedil;ıtayı ne kadar y&uuml;kseltebileceğini g&ouml;rebilme adına da &ouml;nemli bir platform sunuyor. 4. İstanbul Tasarım Bienali i&ccedil;in, bu deney yolunu izlemeye devam etmeyi, &ouml;nem taşıyan bir tema se&ccedil;meyi ve bienal formatını yeniden yaratmayı ama&ccedil;ladık.</p> <p><strong>Nasıl bir platform olmayı ama&ccedil;lıyor?</strong><br />4. İstanbul Tasarım Bienali ile tasarım eğitimi ve bu eğitimin beraberinde getirdiği değişim ihtiyacı &uuml;zerine d&uuml;nya &ccedil;apında bir tartışma başlatmayı ama&ccedil;lıyoruz. Bu tabii ki tasarım alanının g&ouml;sterdiği değişimle de bağlantılı bir konu. Tartışmanın İstanbul'da başlayıp gelecekte de devam etmesini umuyoruz.</p> <p><strong>Ge&ccedil;en yıllarda yapılmış İstanbul Tasarım Biennallerinden ne t&uuml;r farklılıklar s&ouml;z konusu? Nasıl bir yaklaşım var bu kez diğerlerinden farklı olarak? Eğitim temalı mı?</strong><br />4. İstanbul Tasarım Bienali ile &ouml;nceki etkinliklerin bize bıraktığı mirastan değerli bilgiler edinerek ona katkıda bulunmayı hedefliyoruz. D&uuml;nyanın en yeni tasarım etkinliklerinden biri olan etkinlik, tasarım &uuml;zerine eleştirel d&uuml;ş&uuml;nmeye olanak sağlayan merkezi bir alan olarak konumlanmış durumda. Bu da tasarım disiplininin ve aynı zamanda tasarım eğitiminin &uuml;retilmesi ve yaygınlaştırılması konularını sorgulamamızı sağlıyor. Bunun dışında bienal formatını yeniden oluşturarak araştırma, deneme ve &ouml;ğrenme i&ccedil;in &uuml;retken ve s&uuml;re&ccedil; odaklı bir platform &ouml;nermeye &ccedil;alıştık. Bienal &ouml;ğrenme eylemini şehrin d&ouml;rt bir yanına taşırken aynı zamanda bu eylemden de bir şeyler &ouml;ğreniyor. Bu da bienalin karakterini ortaya koyan altı mek&acirc;nın yer aldığı "yayılan" bir modele işaret ediyor. Yerleşik ve saygın k&uuml;lt&uuml;rel kurumların i&ccedil;erisinde konumlandırılan bu altı mek&acirc;nın her biri, Beyoğlu'nun ana arterlerinden biri olan İstiklal Caddesi aracılığıyla birbirine bağlanıyor.</p> <p><strong>Eindhoven Tasarım Okulu'nun Sosyal Tasarım Y&uuml;ksek Lisans Programı'nın y&ouml;netimini de y&uuml;r&uuml;t&uuml;yorsunuz. Bu dağlamda Jan Boelen'in k&uuml;rat&ouml;ryel pratiğinin en &ouml;nemli &ouml;zellikleri nelerdir?</strong><br />K&uuml;rat&ouml;ryel projeler, bir ş&uuml;phe kırıntısından başlayarak devam eder. 4. İstanbul Tasarım Bienali'nde ise baskın olan ş&uuml;phe tasarımın kendisine y&ouml;nelikti: "Tasarımın kendisini nasıl yeniden tasarlayabiliriz?" Doğal olarak bu soruyu, tasarım eğitiminin bu ama&ccedil; doğrultusunda nasıl bir rol&uuml; olduğu sorusu takip etti. Bu sorgulama ve araştırma s&uuml;reci, 4. İstanbul Tasarım Bienali i&ccedil;in k&uuml;rat&ouml;ryel pratiğimin başlangıcına işaret ediyor.</p> <h2><span>"Bienalin ger&ccedil;ekleştiği bağlamdan bir şeyler &ouml;ğrenebilmek i&ccedil;in b&uuml;y&uuml;k &ouml;nem arz ediyordu."</span></h2> <p><strong><br />K&uuml;rat&ouml;ryel bir &ccedil;alışma ortaya koyarken &ouml;ncelikle nelere dikkat eder, nelere &ouml;zen g&ouml;sterir, nasıl bir &ccedil;alışma disiplini vardır?</strong><br />Okullar Okulu'nun araştırma s&uuml;reci, İstanbul'a ve İzmir, İznik, Boz&uuml;y&uuml;k ve Eskişehir gibi T&uuml;rkiye'nin diğer şehirlerine yaptığımız bir dizi araştırma gezisi ile başladı. Bu geziler yaklaşımımızı şekillendirmek, k&uuml;rat&ouml;ryel &ccedil;alışma sistemimizi tanımlamak ve bienalin ger&ccedil;ekleştiği bağlamdan bir şeyler &ouml;ğrenebilmek i&ccedil;in b&uuml;y&uuml;k &ouml;nem arz ediyordu. Tasarımcı Nur Horsanalı'nın, İstanbul'un sokaklarında yer alan hızlı ve pragmatik &uuml;retim y&ouml;ntemlerini araştıran Halletmek adlı projesi, şehri ve i&ccedil;inde yaşayanları incelerken aynı zamanda her ikisinden de bir şeyler &ouml;ğrenebilmesi a&ccedil;ısından bizim i&ccedil;in olduk&ccedil;a ilgi &ccedil;ekiciydi. Bilgi &Uuml;niversitesi mezunu olan Nur Horsanalı, projesinde sınırlı kaynaklara aldırış etmeden anlık ve sezgisel y&ouml;ntemler kullanarak, insanların g&uuml;ndelik sorunlara ve ihtiya&ccedil;lara ne gibi &ccedil;&ouml;z&uuml;mler &uuml;rettiğini inceliyor. Peki onlardan bir şeyler &ouml;ğrenebilir miyiz? Bu bağlam &ccedil;er&ccedil;evesinde Nur Horsanalı'nın projesinin de yer alacağı 4. İstanbul Tasarım Bienali'ni hazırlarken bunlar gibi yaklaşımlar bulmayı ve bunları geliştirmeyi ama&ccedil;ladık.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/hourgalss_top_right.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi">4. İstanbul Tasarım Bienali'nin tematik g&ouml;rsellerinden: "Zaman Okulu/ Time School"</span><br /><br /></p> <p><strong>Tasarım eğitiminin sorgulandığı bir d&ouml;nemde tasarım eğitimine dair fikirlerinizi &ouml;ğrenebilir miyiz?</strong><br />Tasarım eğitimi konusunu ele alırken, &ouml;ğrenmenin sadece okul alanlarında ger&ccedil;ekleştiği fikrini aşmamız gerekiyor. An itibariyle &ouml;ğrenme eylemi; okul sıralarından web tarayıcılarına, telefonunuzdan ger&ccedil;ekleştirdiğiniz kişisel bir aramadan salonda binlerce kişiyle bir arada bulunduğunuz b&uuml;y&uuml;k konferanslara kadar bir&ccedil;ok mek&acirc;na ve mecraya yayılmış durumda. &Ouml;ğrenme hem edilgen hem etken, hem bağlı hem de bağımsız bir eylemdir ve tasarım alanının başarısını s&uuml;rd&uuml;rmesinde mutlak olan sayılı yollardan birini temsil eder. Ş&uuml;phesiz bienal de hem kendi i&ccedil;erisinde hem de hayata ge&ccedil;me aşamalarında başlı başına bir &ouml;ğrenme s&uuml;recine işaret ediyor.</p> <h2><span>"Bienal yerel araştırmalardan doğdu ve hem İstanbul i&ccedil;in hem de İstanbul ile hayata ge&ccedil;ti."</span></h2> <p><strong><br />Altı hafta boyunca bir&ccedil;ok projeye ve etkinliğe ev sahipliği yapacak 4. İstanbul Tasarım Bienali, Beyoğlu'nda altı mek&acirc;na yayılacak. Her bir mek&acirc;n, "Okullar Okulu" ana başlığı altında birleşen altı okulundan birine odaklanacak. Altı mek&acirc;n ve o mek&acirc;nlarda yer alan yaklaşımlara dair neler s&ouml;yleyebilir? Bu altı başlık nasıl doğdu ve neleri i&ccedil;eriyor?</strong><br />Bienalde yer alan temalar, tasarımın etkisi olduğu bir&ccedil;ok alanı temsil ediyor ve ziyaret&ccedil;ilere tasarımın kapsamının ne kadar geniş olabileceğini g&ouml;stermeyi ama&ccedil;lıyor. Genişletilen bu tasarım kavramı, bienal i&ccedil;in &ouml;nemli bir noktaya işaret ediyor. Sergi s&uuml;resince ziyaret&ccedil;ilerin beğenisine sunulacak bir&ccedil;ok projede ve altı haftalık bienal programı boyunca d&uuml;zenlenecek &ccedil;eşitli etkinliklerde ve at&ouml;lyelerde bu kavramın etkilerini g&ouml;rmek m&uuml;mk&uuml;n olacak.<br />Okullar Okulu teması İstanbul'dan besleniyor ve İstanbul tarafından tanımlanıyor. Bienal mek&acirc;na &ouml;zg&uuml; bir karaktere sahip ve başka bir yerde b&ouml;yle bir etkiye sahip olamazdı. Bu bienal yerel araştırmalardan doğdu ve hem İstanbul i&ccedil;in hem de İstanbul ile hayata ge&ccedil;ti. Bu etki yalnızca sunuluş bi&ccedil;iminde, ger&ccedil;ekleştiği mek&acirc;nlarda veya yapım s&uuml;recinde kurulan işbirliklerinde değil, aynı zamanda katılımcılarımızın şehirle ve k&uuml;lt&uuml;rel bağlamla kurduğu etkileşimde ve bu etkileşime birbirinden farklı yollarla cevap arama bi&ccedil;imlerinde bariz bir şekilde g&ouml;r&uuml;lebilir.</p> <p>Bienaller sadece katılımcılar arasında değil, aynı zamanda ger&ccedil;ekleştikleri mek&acirc;nlar ile daha g&uuml;&ccedil;l&uuml; ilişkiler ve bağlantılar kuran etkinlikler haline d&ouml;n&uuml;şmelidir. Bu fikir yalnızca projeler ve se&ccedil;ilen katılımcılar &ccedil;er&ccedil;evesinde değil, aynı zamanda bienalin ger&ccedil;ekleşeceği, İstanbul'da bulunan yerleşik ve prestijli k&uuml;lt&uuml;rel kurumların ev sahipliği yaptığı mek&acirc;nlar bağlamında da uzun s&uuml;redir aklımızdaydı.</p> <p>Akbank Sanat'ta yer alacak "Unmaking School" (Bozum Okulu), insanoğlunun durdurulamayan yaratıcı i&ccedil;g&uuml;d&uuml;s&uuml;n&uuml;; &uuml;retimde inovasyonu besleyen, iş hayatının geleceğini yeniden tanımlayan ve şehirlerimizle kurduğumuz bağlantıları yeniden şekillendiren pedagojik bir dinamo olarak inceliyor. Yapı Kredi K&uuml;lt&uuml;r Sanat'ta g&ouml;r&uuml;lebilecek "Currents School" (Akışlar Okulu) ise, yeni teknolojileri ve sistemleri eleştirel bir a&ccedil;ıdan incelemek adına; akışları, bağlantıları, yayılmaları ve bilgi ile &ouml;zne arasındaki dijital, analog, soyut ve yerleşik hiyerarşileri keşfe &ccedil;ıkacak.</p> <p>Pera M&uuml;zesi'nde yer alacak "Scales School" (&Ouml;l&ccedil;ekler Okulu); sosyal, ekonomik ve entelekt&uuml;el uzlaşmalarda g&ouml;sterdiğimiz taraflılığı ve varsayımları vurgulamak adına; sınıflandırmaların, &ouml;l&ccedil;&uuml;mlerin, kurumsallaşmış norm, standart ve değerlerin değişkenliğini araştırıyor. Arter'de yer alacak "Earth School" (D&uuml;nya Okulu); insanlar ve gezegen arasındaki pedagojik ilişkinin yeniden tanımlanmak zorunda kaldığı g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde; doğa, felaket ve evrim gibi kavramların ne anlama geldiğini sorguluyor.</p> <p>SALT Galata'da yer alacak "Time School" (Zaman Okulu); hiper hız ve ivmelenme gibi konulardan derin zamanın genişlemesine uzanan bir yolculuk ger&ccedil;ekleştiriyor; daim&icirc; paradoksal bakış a&ccedil;ılarından ve bunları y&ouml;neten nesnelerden, birbirleriyle &ccedil;atışan ge&ccedil;miş anıları ve tartışmaya a&ccedil;ık gelecekleri &ouml;ğreniyor. Studio-X İstanbul'da yer alacak "Digestion School" (Sindirim Okulu) ise; metabolik sistemler, t&uuml;ketim alışkanlıkları, k&uuml;lt&uuml;rel &acirc;detler ve gıda altyapısı gibi konulara odaklanarak d&ouml;ng&uuml;sel eğitimin ve hayat boyu &ouml;ğrenmenin nasıl m&uuml;mk&uuml;n olabileceğini sorguluyor.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/Neuronal_Network_half_page.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi">4. İstanbul Tasarım Bienali'nin tematik g&ouml;rsellerinden: "Akışlar Okulu/ Currents School"</span></p> <h2>"Bienal projeleri tasarımın pragmatik ve &ccedil;&ouml;z&uuml;m odaklı bir alandan, kapsamı genişletilmiş bir disipline nasıl d&ouml;n&uuml;şt&uuml;ğ&uuml;n&uuml; g&ouml;zler &ouml;n&uuml;ne seriyor."</h2> <p><strong><br />100 katılımcı var. Nelere g&ouml;re se&ccedil;ildiler?</strong><br />Bienal projelerinin oluşum aşamalarında kurulan sayısız bağlantıları g&ouml;z &ouml;n&uuml;nde bulundurursak, bienalde 100'den fazla katılımcı olduğunu s&ouml;yleyebiliriz. Bu katılımcıların &ccedil;oğu, ge&ccedil;tiğimiz yılın son d&ouml;neminde yaptığımız ve 700'&uuml; aşkın başvuru alan a&ccedil;ık &ccedil;ağrı &uuml;zerinden bize ulaştı. Başvurular, "&ouml;ğreniciler" ve "okullar" isimlerini taşıyan iki kategori &uuml;zerinden ger&ccedil;ekleşti. Bunu yapmamızın amacı, bienal kapsamındaki katılım t&uuml;rlerini genişleterek etkinliği farklı seviyelere &ccedil;ıkartmaktı. Bienal'de sunacağınız veya geliştireceğiniz bir projeniz ya da "okulunuz" olmasa bile bienalden mahrum kalmamanız gerekiyordu. Bienaller g&ouml;sterimler veya ilgi &ccedil;ekici işler i&ccedil;in bir sahne olmamalı. Biz de bu y&uuml;zden "&ouml;ğrenicilere" ve en başından beri ama&ccedil;ladığımız bilgi alışverişine dahil olmak isteyen katılımcılara kapılarımızı a&ccedil;tık.</p> <p><strong>Bienalin dikkat &ccedil;eken yapıtları neler? Farklı, &ouml;zel, geniş katılımlı olanlar sizce hangileri?</strong><br />Bienal kapsamında sunulan projeler, tasarımın pragmatik ve &ccedil;&ouml;z&uuml;m odaklı bir alandan, kapsamı genişletilmiş bir disipline nasıl d&ouml;n&uuml;şt&uuml;ğ&uuml;n&uuml; g&ouml;zler &ouml;n&uuml;ne seriyor. Bu disiplinde yer alan &ccedil;ıktılar, son derece &ouml;nemli (g&uuml;n&uuml;m&uuml;z d&uuml;nyasını oluşturmada ve değişimi etkilemedeki rol&uuml;n&uuml;n fazlasıyla farkında olan), bağıntısal (sosyal, katılımcı, sistemsel d&uuml;ş&uuml;nmeden beslenen) ve hatta spek&uuml;latif (mevcut sosyal, teknolojik ve bilimsel hedefleri ve bunların gelecek etkilerini araştıran) konumlara kadar genişleyebiliyor. T&uuml;m projeler, eşzamanlı bir şekilde, bu disiplinin geleceği a&ccedil;ısından &ouml;nemli olduğunu d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z bir tasarım yaklaşımı sergiliyor.</p> <p><strong>Farklı &ouml;ğrenme y&ouml;ntemleri aracılığıyla yaratıcı &uuml;retim ve s&uuml;rd&uuml;r&uuml;lebilir işbirlikleri i&ccedil;in zemin hazırlayacak bienal, birlikte d&uuml;ş&uuml;nmek, paylaşmak ve &uuml;retmek i&ccedil;in ortam sağlayarak toplumsal bağın g&uuml;&ccedil;lenmesine katkıda bulunmayı hedefliyor. Bu hedefi hangi işler ile yapmayı hedefliyor &ouml;zellikle?</strong><br />Bienalde yer alan t&uuml;m projeler bir şekilde bu amaca hizmet ediyor. Sizi de bienalin altı mek&acirc;nını da gezerek bizzat bu işleri g&ouml;rmeye, onlarla bağ kurmaya, onlardan ve onlarla birlikte &ouml;ğrenmeye davet ediyoruz.</p> <p><span class="fotograf-yazi">Edit&ouml;r&uuml;n notu: S&ouml;yleşi Heval Zeliha Y&uuml;ksel tarafından yapılmıştır. S&ouml;yleşi metni T&uuml;rk&ccedil;e'ye Yiğiy Dibaz tarafından &ccedil;evrilmiştir.</span></p> Tue, 18 Sep 2018 16:20:00 +03 "Mimarın En Önemli Rolü Orkestra Şefliği" http://www.arkitera.com/soylesi/index/detay/mimarin-en-onemli-rolu-orkestra-sefligi/1045 Emine Merdim Yılmaz <img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/soylesi02/tuna-ofis-sohbetleri/gurhan-bakirkure/gurhanbakirkure.jpg.jpeg" width="640" /><br/><br><br><br>Tuna ile Ofis Sohbetleri'nin yeni konuğu Bakırküre Mimarlık'ın kurucusu Gürhan Bakırküre. <br><br><p>15 g&uuml;nde bir Arkitera'nın <strong><a href="https://www.youtube.com/user/arkitv" target="_blank">YouTube</a></strong> kanalında yayınlanan "Tuna ile Ofis Sohbetleri" s&ouml;yleşi serisinin altıncısına G&uuml;rhan Bakırk&uuml;re konuk oluyor. Cemal &Ccedil;obanoğlu'nun moderat&ouml;rl&uuml;ğ&uuml;n&uuml; yaptığı s&ouml;yleşinin diğer konuğu Tuna Ofis Satış &amp; Pazarlama B&ouml;l&uuml;m Başkanı ve Tuna Girsberger Genel M&uuml;d&uuml;r&uuml; Mehmet Arda.</p> <p>Cemal &Ccedil;obanoğlu, s&ouml;yleşiye Bakırk&uuml;re Mimarlık'ın nasıl kurulduğu sorusuyla başladı. G&uuml;rhan Bakırk&uuml;re, ofisinin Kasım 2013'te kurulduğunu, bu sene 5. yılını dolduracağını s&ouml;yledi.</p> <h3>Ortaklı Yapılanmanın Avantajları-Dezavantajları</h3> <p>Cemal &Ccedil;obanoğlu'nun ortaklı bir yapılanmanın avantaj ve dezavantajlarını sorması &uuml;zerine hem sorunları hem de g&uuml;zelliklerini paylaşmanın ortaklı yapılanmanın avantajları arasında olduğunu s&ouml;yledi.</p> <p><iframe src="https://www.youtube.com/embed/5Qlqw-qHLmk" width="100%" height="400" frameborder="0"></iframe></p> <h3>"Girsberger ile ortaklığımız 1989 yılına dayanıyor"</h3> <p>Mehmet Arda Girsberger ile olan ortaklıkları ile ilgili şunları s&ouml;yledi:</p> <blockquote> <p>Bizim ortaklığımız 1989 yılına dayanıyor. O yıllarda bir ortaklık değil ama ticari bir ilişki, 1992 yılında da ortaklığa giden bir s&uuml;re&ccedil; var. Bizim ortaklığımız %50-50 eşit bir ortaklık. %50-50 ortaklık zor bir ortaklık gibi g&ouml;z&uuml;k&uuml;yor ama şu avantajı var, her şeyi kararlaştırırken karşılıklı ikna ve tartışma ortamı i&ccedil;erisinde yapıyorsunuz ve en iyiye ulaşmaya &ccedil;alışıyorsunuz.</p> </blockquote> <h3>S&ouml;yleşinin tamamını aşağıdaki videodan izleyebilirsiniz:</h3> <p><iframe src="https://www.youtube.com/embed/JnoD5de4iVQ" width="100%" height="400" frameborder="0"></iframe></p> <p><strong>Tuna Ofis: </strong><a target="_blank" href="http://www.tunaofis.com/">http://www.tunaofis.com/</a></p> <p><strong>Bakırk&uuml;re Mimarlık:</strong> <a target="_blank" href="http://bakirkure.com/">http://bakirkure.com/</a></p> Thu, 13 Sep 2018 22:18:24 +03 "Amacımız Dünyayı Yiyecek Üzerinden Anlamak" http://www.arkitera.com/soylesi/index/detay/bakudapan/1044 Ekin Sıla Şahin <img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/soylesi02/bakudapan/Bakudapan_kapak_01.jpg.jpeg" width="640" /><br/><br><br><br>Sosyoloji, cinsiyet, politika ve felsefe gibi konuları "yemek" üzerinden okuyan sanat/araştırma ekibi Badukapan Food Study Group, 4'ncü İstanbul Tasarım Bienali'nde yer alıyor.<br><br><p>Etnografik, biyolojik ve sanatsal sorgulama y&ouml;ntemleri ile yemek araştırmaları yapan Endonezyalı ekibe, bienal &ouml;ncesi merak ettiklerimizi sorduk:</p> <h3><a target="_blank" href="http://bakudapan.com/en">Bakudapan</a> grubunu kurma fikri nasıl ortaya &ccedil;ıktı?</h3> <p>Arkadaşlar olarak bir araya geldiğimizde sık&ccedil;a yemek hakkında konuşurduk. Bazılarımız &ccedil;oktan yemeği sanatının veya araştırma projelerinin odağına almıştı. Yemeği bir hadise olarak veya nesne olarak incelemeye dair derin bir ilgimiz vardı. B&ouml;ylelikle bir yemek inceleme grubu olan Bakudapan&rsquo;ı kurmaya karar verdik. Tarih, biyoloji, etnografya gibi bir&ccedil;ok bilim dalı ve mesleği bir araya getirerek yemeği incelemeye başladık.</p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/bakudapan/Mencari%20yang%20Orisinal%20dalam%20Sepotong%20Ayam.jpg.jpeg" /><br /><span class="fotograf-yazi">Jurnal Bakudapan Volume #1 &ldquo;Fast and Foodrious&rdquo;</span></p> <h3>Bakudopan kelimesi, Endonezyaca <i>bakudapa</i> (buluşmak) ve <i>kudapan</i> (buluşmalarda yenilen bir &ccedil;eşit &ccedil;erez) kelimelerinin birleşimi olması bile &ccedil;ok şey anlatıyor ancak grubun bakış a&ccedil;ısını ve amacının ne olduğunu biraz daha a&ccedil;abilir misiniz? &nbsp;</h3> <p>Yemek hakkında konuşmak, g&uuml;ndelik tecr&uuml;belerden tarihi bağlamına kadar yemek mevzusunun derinliği bizi her zaman heyecanlanmıştır. Bu platform &uuml;zerinden yiyeceklerin, farkı g&ouml;rme, d&uuml;ş&uuml;nme ve ilgi alanlarını uyaran &ccedil;ok y&ouml;nl&uuml; taraflarını keşfetmek istiyoruz. Yemek ile ilgili araştırma ve deneyler yaparken kendimizi yiyecek politikaları mevzusunun merkezine yerleştiriyoruz. Araştırmalarımızı metinler, notlar, g&ouml;rselleştirmeler, videolar, g&uuml;nl&uuml;kler ve bir web sitesi aracılığı ile belgeleme ve paylaşmaya &ccedil;alışıyoruz. Amacımız Bakudopan ismini verdiğimiz bu platformu s&uuml;rd&uuml;rmek ve bu sayede d&uuml;nyayı yemek araştırmaları ile anlamak.</p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/bakudapan/Jurnal%20Bakudapan%20Volume%201%20-%20Fast%20and%20Foodrious_2.jpg.jpeg" /><br /><span class="fotograf-yazi">Jurnal Bakudapan Volume #1 &ldquo;Fast and Foodrious&rdquo;</span></p> <h3>İşleriniz g&uuml;ndelik hayattan ve sanat pratiğinden yola &ccedil;ıkıyor. Benzer bir bi&ccedil;imde, yemeği sanat, etnografya, araştırma ve eylemi birbirine bağlayan bir yol olarak g&ouml;r&uuml;yorsunuz. Bu g&uuml;zergahı oluşturan, birbirine bağlayan şey nedir?</h3> <p>Yemek, g&uuml;ndelik hayatın basit bir par&ccedil;ası olmasından dolayı g&ouml;rmezlikten gelinen bir nesnedir ancak biz onun her zaman toplumsal ve politik bağlam ile ilintili olduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yoruz. Yiyecekleri anlayabilmek i&ccedil;in aynı zamanda hem yemeği oluşturmayı hem de araştırmayı &ouml;ğrenmemiz gerekiyor. Eylem ve araştırmayı bir araya getirmek i&ccedil;in de genelde etnografik y&ouml;ntemlerin ve sanatın yanı sıra yemek pişirmek ve yemek gibi g&uuml;ndelik faaliyetleri bir araya getiriyoruz; &ldquo;nasıl farklı, neden farklı&rdquo; gibi sorulara cevap bulmaya &ccedil;alışıyoruz.</p> <p><iframe src="https://www.youtube.com/embed/ZLr4Ld2rK4o" width="100%" height="400" frameborder="0"></iframe><br /><span class="fotograf-yazi">Bakudapan'ın Cooking in Pressure isimli etnobotanik projesi, yenilebilir otlar ve cinsiyet arasındaki ilişkiyi inceliyor. Bu proje kapsamında &ccedil;ektikleri, 1960'larda hapse girmiş eski politik su&ccedil;luların mikro tarihlerini inceleyen film, 2017 yılında OK.Video (OK.Pangan) Festivali'nde g&ouml;sterildi.</span></p> <h3>Dergi, film, performans, &ccedil;alıştay gibi &ccedil;ok farklı alanlarda &ccedil;alışmalarınız var. Bunun yanı sıra, internet sayfanızda &ccedil;ok&ccedil;a makale, tarif ve fikir paylaşıyor, projelerinizi a&ccedil;ık kaynak olarak sunuyorsunuz. Bu yaklaşımdan biraz bahseder misiniz?</h3> <p>Evet, şu ana kadar yemeğe dair hangi konuları ne zaman tartışacağımıza hep birlikte karar verdik. Bunlar bazen ekiptekilerden birinin o d&ouml;nemki ilgisi ile ortaya &ccedil;ıkıyor bazen ise yaptığımız muhabbetler sonucu iyice pişen konular oluyor. Araştırma aşamasında, okuma listesini, konuyla ilgili eleştirilerimiz ve fikirlerimizi s&uuml;rekli paylaşıyoruz. Bazen bu s&uuml;re&ccedil; &ccedil;ok uzuyor ve bir noktada at&ouml;lye veya gezi yapmaya karar veriyoruz. Aslında t&uuml;m s&uuml;re&ccedil;te, her t&uuml;rl&uuml; eylemi denemeye ve onu kaydedip yayınlamaya &ouml;zen g&ouml;steriyoruz.</p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/bakudapan/Bakudapan_730_kayhan_kaygusuz11.jpg.jpeg" /><br /><span class="fotograf-yazi">Bakudapan'ın bienal dahilinde Studio-X Istanbul'da a&ccedil;ılacak olan sergisinden g&ouml;r&uuml;nt&uuml;. Fotoğraf: Kayhan Kaygusuz</span><span class="fotograf-yazi"></span></p> <h3>Teması &ldquo;Okullar Okulu&rdquo; olarak belirlenmiş olan 4&rsquo;&uuml;nc&uuml; İstanbul Tasarım Bienali&rsquo;nde sergi yapacaksanız. Kendi işleriniz ve okul/&ouml;ğrenim/eğitim arasında nasıl bir ilişki g&ouml;r&uuml;yorsunuz?</h3> <p>Okul bizim i&ccedil;in, hiyerarşik işkilerin asgari olduğu, herkesin, m&uuml;şterek bi&ccedil;imde bilgiyi paylaştığı ve &ouml;ğrendiği bir ortam. Kendi ekibimizde, farklı d&uuml;ş&uuml;ncelere sahip herkesi vermeye ve almaya, &ouml;ğrenmeye ve destek olmaya, başarısız olmaya ve kazanmaya davet ediyoruz; t&uuml;m bunların bilginin &uuml;retimi i&ccedil;in şart olduğunu d&uuml;şm&uuml;yoruz.</p> <h3>Bakudapan&rsquo;ın gelecek planları nedir?</h3> <p>Şu sıralar yenebilir otlardan yapılmış bir gazete &uuml;zerine &ccedil;alışıyoruz. Benzer konulara odaklanmış başka insanlar ve gruplar ile birlikte &uuml;retim yapıyoruz. Uzun vadede d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rsek, tabii ki beklentimiz platformun devamlılığı ve d&uuml;nyayı yiyecek &uuml;zerinden daha da &ccedil;ok anlayabilmek.</p> Fri, 07 Sep 2018 15:00:00 +03 "İnsanlar ancak görev ve sorumluluk verildiği takdirde potansiyellerini açığa çıkartabiliyor" http://www.arkitera.com/soylesi/index/detay/insanlar-ancak-gorev-ve-sorumluluk-verildigi-takdirde-potansiyellerini-aciga-cikartabiliyor/1043 Emine Merdim Yılmaz <img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/soylesi02/tuna-ofis-sohbetleri/gorkem-volkan/gorkemvolkan.jpg.jpeg" width="640" /><br/><br><br><br>Tuna ile Ofis Sohbetleri'nin yeni konuğu Görkem Volkan Design Studio'nun kurucusu Görkem Volkan.<br><br><p><span>15 g&uuml;nde bir Arkitera'nın&nbsp;</span><a href="https://www.youtube.com/user/arkitv" target="_blank">YouTube kanalında</a><span>&nbsp;yayınlanan "Tuna ile Ofis Sohbetleri" s&ouml;yleşi serisinin beşincisine G&ouml;rkem Volkan konuk oluyor. Cemal &Ccedil;obanoğlu'nun moderat&ouml;rl&uuml;ğ&uuml;n&uuml; yaptığı s&ouml;yleşinin diğer konuğu Tuna Ofis Satış &amp; Pazarlama B&ouml;l&uuml;m Başkanı ve Tuna Girsberger Genel M&uuml;d&uuml;r&uuml; Mehmet Arda.</span></p> <p>G&ouml;rkem Volkan s&ouml;yleşinin hemen başında eğitim s&uuml;recinden ve ofisini a&ccedil;ma kararından bahsetti.</p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/tuna-ofis-sohbetleri/gorkem-volkan/GVDS--Parkadana.jpg.jpeg" /><br /><span class="fotograf-yazi">Park Adana</span></p> <h3><span>"Farklı &uuml;lkelerdeki ve disiplinlerdeki eğitim sonrasında mimari pratiğimi &ccedil;ok iyi y&ouml;nde etkiledi"</span></h3> <p><iframe src="https://www.youtube.com/embed/RVZx2PKMkOk" width="730" height="540" frameborder="0"></iframe></p> <blockquote> <p><span>Restorasyon eğitiminde geleneksel yapı tekniği ile mimarlığın nasıl geliştiğini g&ouml;rmek benim i&ccedil;in &ccedil;ok avantajlı oldu. Sonrasında 1 d&ouml;nem Pratt'ta ama sonu&ccedil;ta Yeditepe &Uuml;niversitesi'nden mezun olarak mimarlık eğitimimi tamamladığımı d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yordum ki sonrası benim i&ccedil;in daha heyecanlı devam etti. L&uuml;bnan'da Nabil Gholam Architects'te &ccedil;alıştım. Bana tasarım şefi yardımcılığı gibi &ccedil;ok &ouml;nemli olan bir g&ouml;rev verildi. İnsanlara ancak g&ouml;rev ve sorumluluk verildiği takdirde potansiyellerini a&ccedil;ığa &ccedil;ıkartabiliyoruz. Farklı &uuml;lkelerdeki ve disiplinlerdeki eğitim sonrasında mimari pratiğimi &ccedil;ok iyi y&ouml;nde etkiledi.<br /></span></p> </blockquote> <h3></h3> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/tuna-ofis-sohbetleri/gorkem-volkan/GVDS--Watergarden.jpg.jpeg" border="0" /><br /><a target="_blank" href="http://www.arkitera.com/proje/7581/watergarden-istanbul-ic-mekan-tasarimi">Watergarden İstanbul</a></p> <h3>"Mimarlığın icrası sanat ve ustalık gerektirir"</h3> <p>S&ouml;yleşinin ilerleyen kısımlarında &Ccedil;obanoğlu&rsquo;nun G&ouml;rkem Volkan&rsquo;a &ldquo;mimarlık sanat mıdır?&rdquo; sorusunu y&ouml;neltmesi &uuml;zerine şunları s&ouml;yledi:</p> <blockquote> <p>Mimarlığın icrası bir sanat gerektirir ama teoriye dikkat etmek gerekir. Bir şeyde ustalık arandığı zaman onun sonuna sanat eki getiriliyor. Bu anlamda benim g&ouml;r&uuml;ş&uuml;m mimarlığın icrası sanat ve ustalık gerektirir. Ama ne mimar sanat&ccedil;ıdır ne de ortaya &ccedil;ıkan obje sanat eseridir.&rdquo;</p> </blockquote> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/tuna-ofis-sohbetleri/gorkem-volkan/GVDS--Starcity.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi">&nbsp;</span><span style="font-size: 12px;">Starcity Outlet Cephe ve İ&ccedil; Mimari Renovasyon</span></p> <h3></h3> <h3>&ldquo;Less is a Bore&rdquo;</h3> <h3><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/tuna-ofis-sohbetleri/gorkem-volkan/artnivo01.jpg.jpeg" border="0" /></h3> <p>Mehmet Arda, Art Nivo ile beraber yaptıkları &ldquo;Less is a Bore&rdquo; sergisinden s&ouml;z ederken şunları s&ouml;yledi:</p> <p>&ldquo;Biz bu sergiyi d&uuml;zenlerken mimariyle sanatın nasıl i&ccedil; i&ccedil;e olabileceğini ve bunu irdeleyebilecek bir &ccedil;alışma yapalım istedik. Hem a&ccedil;ılışta hem de sonrasında olduk&ccedil;a ilgi g&ouml;rd&uuml;. &ldquo;</p> <h3></h3> <h3><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/tuna-ofis-sohbetleri/gorkem-volkan/artnivo02.jpg.jpeg" /></h3> <h3><br />S&ouml;yleşinin tamamını aşağıdaki videodan izleyebilirsiniz:</h3> <p><iframe src="https://www.youtube.com/embed/PmIhczg2--c" width="730" height="540" frameborder="0"></iframe></p> <p>Tuna Ofis: <a href="http://www.tunaofis.com/" target="_blank">http://www.tunaofis.com/</a></p> <p>G&ouml;rkem Volkan Design Studio (GVDS):&nbsp;<a href="https://gvds.com.tr/" target="_blank">https://gvds.com.tr/</a></p> Wed, 29 Aug 2018 14:33:24 +03 Hiç kimse, Aynı İşi İki Kere Yaptığı İçin Para Kazanmamalı http://www.arkitera.com/soylesi/index/detay/alastair-parvin/1041 Özüm İtez <img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/alastair_p_eti.jpg.jpeg" width="640" /><br/><br><br><br>2018'in Mayıs ayında, 41. Yapı Fuarı - Turkeybuild İstanbul'da bir konuşma yapan, açık kaynaklı mimarlık ve onun bir örneği olan WikiHouse projesinin yaratıcılarından, Alastair Parvin ile konutun ve dijital imalatın geleceğini konuştuk.<br><br><p>Parvin, konut &uuml;retimini radikal bir şekilde demokratikleştirmek i&ccedil;in dijital imalat tekniklerinden faydalanmayı ama&ccedil;layan, a&ccedil;ık kaynak kodlu sistemler &uuml;zerine araştırma yapan, <a href="https://www.opensystemslab.io/" target="_blank">Open Systems Lab</a>&rsquo;ın (eski adıyla WikiHouse Foundation) kurucu ortaklarından. Londra merkezli Parvin ve ekibi, <a href="https://wikihouse.cc/" target="_blank">WikiHouse</a> (a&ccedil;ık kaynak ev projesi) ve <a target="_blank" href="https://demo.buildx.cc/">BuildX</a> (dijital konstr&uuml;ksiyon) projelerini y&uuml;r&uuml;tr&uuml;yor. WikiHouse'un web sitesinden &uuml;cretsiz olarak indirilebilen &uuml;retim dosyalarını CNC tezgahında kestirmek ve lego gibi -ge&ccedil;meli par&ccedil;aları- birleştirmek suretiyle inşaat konusunda uzman veya deneyimli olmayan kişilerin, kendi evlerini kendilerinin yapmasına olanak sağlayan bu sistem sayesinde Parvin, 21&rsquo;inci y&uuml;zyılın konut krizlerine cevaben, vatandaşların aracılar olmadan konut inşa etme hakkına yeniden sahip olmalarını hedefliyor.</p> <p>S&ouml;yleşiye ge&ccedil;meden &ouml;nce WikiHouse altyapısı kullanılarak, bazıları profesyonel mimarlık ofisleri bazıları ise sıradan vatandaşlar tarafından &uuml;retilen evleri <a href="https://medium.com/wikihouse-stories/an-incomplete-list-of-wikihouse-projects-bf934c29ed04" target="_blank">buradan</a> inceleyebilirsiniz.</p> <h3>WikiHouse projesi neden ve nasıl ortaya &ccedil;ıktı?</h3> <p>Ben bir s&uuml;redir yerleşim, konut konusunda araştırmalar yapıyor ve neden &ouml;zellikle gelişmiş &uuml;lkelerin konut krizleri yaşıyor olduğu &uuml;zerine <a target="_blank" href="https://medium.com/@AlastairParvin/scaling-the-citizen-sector-20a20dbb7a4c">&ccedil;alışıyordum</a>. Bu konu &uuml;zerine David Saxby, Christina Cerulli ve Tatjana Schenider ile birlikte &ldquo;<a target="_blank" href="https://issuu.com/alastairparvin/docs/2011_07_06_arighttobuild">A Right to Build</a>&rdquo; isimli bir kitap yazdık. Bu kitap aslında siyasi ve iktisadi bir bakış a&ccedil;ısı ile konuyu ele alıyor ve neyi nasıl inşa ettiğinizle, yani mimarlıkla ilgilenmiyor. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; aslında bunun pek de bir &ouml;nemi yok, asıl &ouml;nemli olan kimin m&uuml;lk edinmeye/inşa etmeye erişimi olduğu ve olmadığıdır. &Ccedil;ıkardığımız sonu&ccedil;lardan biri şuydu: Solcusu, sağcısı, kamu idarecisi, halkı, herkes problemin ne olduğu konusunda hemfikir olmuş durumda ancak &ccedil;&ouml;z&uuml;m&uuml;n &ccedil;ok karmaşık veya zor olduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yor. Ama b&ouml;yle olmak zorunda değil&hellip; WikiHouse&rsquo;un ilgilendiği konularda biri bu.</p> <p><a href="https://wikihouse.cc/library/types" target="_blank"><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/Alastair-Parvin/microhouse_mot.gif" border="0" /></a></p> <p>&Ouml;te yandan, dijital imalat mevzusunun teknolojik a&ccedil;ılımları ve End&uuml;stri 4.0&rsquo;ın bize sunacağı &ccedil;&ouml;z&uuml;mler ile de &ccedil;ok yakından ilgileniyoruz. Ge&ccedil;tiğimiz yıllarda a&ccedil;ık kaynak yazılım k&uuml;lt&uuml;r&uuml;n&uuml;n, b&uuml;t&uuml;n yazılım d&uuml;nyasını nasıl d&ouml;n&uuml;şt&uuml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; g&ouml;rd&uuml;k. Uzun s&uuml;reden beri bir&ccedil;ok insan gibi biz de yazılım alanındaki bu d&ouml;n&uuml;ş&uuml;m&uuml;n donanım d&uuml;nyasındaki a&ccedil;ılımlarını merak ediyor ve araştırıyoruz. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; biliyorsunuz a&ccedil;ık kaynak yazılım, daha &ouml;nce var olmayan inanılmaz bir kapasite ortaya &ccedil;ıkardı. Ancak a&ccedil;ık kaynak yazılım k&uuml;lt&uuml;r&uuml;n&uuml;n, &uuml;retim alanında işe yarıyor olduğu yeg&acirc;ne durum, bir başkasının yazdığı 1 paragraflık kodu alıp kendi projende kullanabiliyor olman. Bu nedenle bizim i&ccedil;in bu konunun asıl anlam kazandığı an, dijital imalat y&ouml;ntemlerini kullanmaya başladığımız andır.</p> <div class="sketchfab-embed-wrapper" data-wd-pending=""><iframe src="https://sketchfab.com/models/ac3263022fca412c934ea9dd7c5b5521/embed" width="730" height="480" frameborder="0"></iframe><br /><span class="fotograf-yazi">WikiHouse Microhouse projesinin interaktif modeli.</span></div> <h3>Mimarlık ve yapı sekt&ouml;r&uuml;nde artık ka&ccedil;ınılmaz olan a&ccedil;ık kaynak &uuml;retim vb. gelişmelere, mimarlık eğitiminin ve ofislerinin yeterince hızlı ayak uydurduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yor musun?</h3> <p>Bug&uuml;n, hayır. Biraz geriye d&ouml;n&uuml;p baktığımızda mimarlık mesleğinin ezelden beri orada olmadığını rahatlıkla g&ouml;rebiliyoruz. Mimarlık fikri ve edimi &ccedil;ok uzun s&uuml;redir var, ancak mesleğin kendisi g&ouml;reli olarak &ccedil;ok yeni. İlk end&uuml;stri devriminde (matbaa devrimi de diyebiliriz), bilginin bir şekilde kolektifleştirilmesi gerektiğine dair bir kanı oluşmuştu. End&uuml;strileşen d&uuml;nyanın bir&ccedil;ok kurumu ve toplumu 1700 ile 1850 arasında oluştu. Bu s&uuml;re zarfında toplum, bilgi &uuml;retimi konusunda s&ouml;z sahibi olan kişilerin profesyoneller olması gerektiğini kabul etti. Bu a&ccedil;ıdan bakarsak, g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde mimarların, mimarlığa dair bilgi &uuml;retimi &uuml;zerindeki tekelinin artık var olmadığını ve uzun da bir s&uuml;redir var olmadığını s&ouml;yleyebiliriz. Bu nedenden &ouml;t&uuml;r&uuml;, mimarlık mesleğinin mimari ile bağı g&uuml;n ge&ccedil;tik&ccedil;e zayıflıyor. Mimarların gelecekte daha etkin bir rol oynayabilmesi i&ccedil;in, yapılar ve insanlar arasındaki ilişkiyi &ccedil;ok daha etkin inceleyebilmesi, bu veriyi anlayabilmesi ve tasarım &ouml;r&uuml;nt&uuml;lerini veriler &uuml;zerinden geliştirmesi gerekiyor. Mimarların, kendilerini birer sanat&ccedil;ı gibi g&ouml;rmek ve sırf bu nedenden &ouml;t&uuml;r&uuml;, d&uuml;nyanın geri kalanının mimarlın s&ouml;zlerini dinlenmesi gerektiğini d&uuml;ş&uuml;nmek gibi bir alışkanlığı var. İşler artık b&ouml;yle y&uuml;r&uuml;m&uuml;yor. Mimarların, yapılı &ccedil;evrenin nasıl işlediğini yalnızca anlaması değil, &ouml;l&ccedil;mesi ve buna g&ouml;re hareket etmesi gerekiyor. İlerici, mimarlığın sınırlarına dayanmış, insanların yaptıklarına baktığınızda tam da bunu g&ouml;r&uuml;rs&uuml;n&uuml;z. Mimari inovasyonun b&uuml;y&uuml;k bir b&ouml;l&uuml;m&uuml;, mevcut sistemler kullanılarak &uuml;retilen yapılı &ccedil;evreden memnun olmayan kişilerin elinden &ccedil;ıkıyor. Bizim neslimizin bu inovasyonları, ilgin&ccedil; deneyler olmaktan &ccedil;ıkarıp, &ouml;l&ccedil;eklenebilir yeni norm ve reformlara d&ouml;n&uuml;şt&uuml;receğine inanıyorum.</p> <p><a target="_blank" href="https://www.roosros.nl/projecten/246/petit-place-wikihouse.html"><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/Alastair-Parvin/wikihouse_mcirohouse_99.jpg.jpeg" border="0" /></a><br /><span class="fotograf-yazi">Hollanda'nın Zwijndrecht kentinde &uuml;retilen WikiHouse'un <em>Microhouse </em>modeli altyapısı kullanılarak RoosRos Architecten tarafından tasarlanan Petite Palace isimli ev tamamen g&uuml;neş panelleri ile kaplanmış (2018).</span></p> <h3>Gelecekte WikiHouse gibi sistemlerin, mimarlık mesleğinden gelmeyen insanlar tarafından da &uuml;retilebiliyor olması pek muhtemel. Sence bu bir sorun teşkil ediyor mu? &Ouml;rneğin, o renk değil de bu renk sandalye se&ccedil;mek g&uuml;zel olabilir belki ancak rengine karar vermeden &ouml;nce senin bir sandalyeye ihtiyacın olup olmadığına bir profesyonelin s&ouml;yl&uuml;yor olması gerekmez mi?</h3> <p>&ldquo;Sandalyeye ihtiyacın olup olmadığını bilmek&rdquo; her zaman mimarın g&ouml;revi olacaktır. Bir &ouml;nceki soruya da tekrar atıfta bulunursak, mimarın gelecekteki g&ouml;revi tam da bu olacak: insanların bilmesine ve anlamasına yardımcı olmak&hellip; Ama bu zaten bir gece olup bitecek bir s&uuml;re&ccedil; değil. Bu yeni imalat bi&ccedil;imlerine doğru ilerlerken, geleneksel sistemlerin bir b&ouml;l&uuml;m&uuml;n&uuml; dijital ortamda yeniden &uuml;retmeye &ccedil;alışıyoruz. Şu an aslında yarı yarıya bir ilişki olduğunu s&ouml;yleyebilirim. Tekrar i&ccedil;eren bazı işler (&ouml;rneğin tasarımla ilgili bazı işler) otomasyona tabi olurken, yapı g&uuml;venliği, m&uuml;hendisliği gibi alanlar hala tamamen insanlar tarafından y&uuml;r&uuml;t&uuml;l&uuml;yor. G&uuml;n ge&ccedil;tik&ccedil;e diğer alanlar da fazla otomasyona tabi olacak ancak adım adım ilerliyoruz.</p> <p><iframe src="https://www.youtube.com/embed/P4letlVXong" width="100%" height="400" frameborder="0"></iframe><br /><span class="fotograf-yazi">Hawkins/Brown mimarlık ofisi, The Gantry isimli ortak &ccedil;alışma alanları projelerine WikiHouse entegre etmiş.</span></p> <h3>WikiHouse diğer a&ccedil;ık kaynak imalat projeleri arasında nasıl bir yerde duruyor?</h3> <p>Mevzu mimarlık olduğunda yalnızca a&ccedil;ık kaynak paylaşıyor olmak yetmiyor, bu paylaşımları nasıl sunduğunuz ve belgelediğiniz &ccedil;ok &ouml;nemli. Bir dizi kat planı veya kesiti paylaşmanın kimseye pek bir faydası yok &ccedil;&uuml;nk&uuml; her proje birbirinden farklı ve en nihayetinde birinin bunları &ccedil;izmesi, bir başkasının ise aynı planları okuyabiliyor olması gerekiyor. Bundan &ouml;t&uuml;r&uuml;, &ccedil;oğu mimarlık ofisinin serverlarında ciddi bir g&uuml;venlik yoktur &ccedil;&uuml;nk&uuml; bir ofisten &ccedil;alıp doğrudan kullanabileceğiniz bir bilgi yok ortada. İşte o nedendendir ki internetten bina planı paylaşmak yapılı &ccedil;evrede iktisadi veya k&uuml;lt&uuml;rel hi&ccedil;bir d&ouml;n&uuml;ş&uuml;m yaratmıyor. Tamamen faydasızdır demiyorum &ccedil;&uuml;nk&uuml; bu &ouml;nemli bir ideal. &Ouml;rneğin, Aravena&rsquo;nın &ldquo;bu bilgi bana değil, herkese aittir&rdquo; diyerek kendi işlerini a&ccedil;ık kaynak olarak sunması geleceğe işaret eden g&uuml;zel bir sembolik harekettir. Mimarlar &ouml;zg&uuml;n olmak i&ccedil;in &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k bir &ccedil;aba sarf ediyor. Bir başkasının projesini kopyalamak, mimarlar arasında her zaman kınanır. Ben bunun &ccedil;ok aptalca olduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum &ccedil;&uuml;nk&uuml; her seferinde tekerleği yeniden keşfetmeye zorlayan bir sistem ortaya &ccedil;ıkarıyor.</p> <p>Bunlar g&uuml;zel muhabbetler ama ger&ccedil;ekten bir yerlere varmak istiyorsak, t&uuml;m tasarım s&uuml;recini tamamen bir kod olarak yazabilmemiz, mimariyi kod ortamında temsil edebiliyor olmamız gerekiyor. Bunu yapabilmek i&ccedil;in ise a&ccedil;ık kaynak bir dil &uuml;retmemiz gerekiyor. Ancak bu işin i&ccedil;inde daha &ccedil;ok yer aldık&ccedil;a, t&uuml;m imalat/inşa s&uuml;recinin bazı katmanlarının herkese a&ccedil;ık -herkese ait- bazılarının ise kapalı tutulması gerektiğini fark ettik &ccedil;&uuml;nk&uuml; birilerinin bu katmanları satarak para kazanabiliyor olması gerekiyor. &Ouml;rneğin, vaktin her zaman senin olmalı, vakit harcıyorsan para kazanıyor olmalısın. Ama dil her zaman a&ccedil;ık olmalı, kimsenin m&uuml;lkiyetinde olmamalı. &ldquo;Peki mimarlık t&uuml;m bu katmanların arasında nerede duruyor?&rdquo; diye sorarsak, Elon Musk&rsquo;ın t&uuml;m bu sorulara g&uuml;zel bir cevabı olduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum: &ldquo;Eğer batan bir gemideysen ve en iyi kova tasarımı da sendeyse, o kovanın planlarını paylaşırsın, &ccedil;&uuml;nk&uuml; hepimiz aynı gemideyiz&rdquo;. Buradan yola &ccedil;ıkarak, diyelim ki d&uuml;nyanın en s&uuml;rd&uuml;r&uuml;lebilir tasarım &ccedil;&ouml;z&uuml;m&uuml;n&uuml; &uuml;rettin, bunu a&ccedil;ık kaynak haline getirip paylaşabilirsin &ccedil;&uuml;nk&uuml; hepimiz aynı d&uuml;nyada yaşıyoruz. &Ouml;te yandan, a&ccedil;ık kaynak paylaşım hi&ccedil;bir zaman bedavaya patlamaz. Paylaşan kişi a&ccedil;ısından bunun bir s&uuml;rd&uuml;r&uuml;lebilirlik maliyeti vardır, bilginin dok&uuml;mantasyon kalitesi ve g&uuml;ncelliği buna bağlıdır. Son zamanlarda yaptığımız paylaşım ekosistemi &ccedil;alışmalarında tam da bu sorunu &ccedil;&ouml;zmeye &ccedil;alışıyoruz. Bilgi a&ccedil;ık kaynak olarak paylaşılmalı ancak bilginin &uuml;retimi ve s&uuml;rd&uuml;r&uuml;lebilirliği i&ccedil;in oluşan masraflar dolaylı da olsa karşılanabilmeli.</p> <p><a href="https://demo.buildx.cc/" target="_blank"><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/Alastair-Parvin/buildx_01-798685270.jpg" border="0" /></a><br /><span class="fotograf-yazi">WikiHouse projesinin zaman/boyut/maliyet &ouml;l&ccedil;eklerini karşılaştırmanıza olanak sağlayan BuildX projesinin websitesinden bir g&ouml;r&uuml;nt&uuml; (yukarıdaki imgeye tıklayabilirsiniz).</span></p> <p>Otomasyon &ccedil;ağında mimarlığa dair yaklaşımımızı ş&ouml;yle &ouml;zetleyebilirim: Hi&ccedil; kimse, aynı işi iki kere yaptığı i&ccedil;in para almamalı ve hi&ccedil; kimse hi&ccedil;bir iş yapmadan para kazanmamalı. Bu sistemde, elindeki bilgiyi gizli tutup defalarca m&uuml;şterilerine satan profesyonellere de, hi&ccedil;bir iş yapmadığı halde sırf bir domain veya IP &uuml;zerinden kira alan kurumlara da yer olmamalı. Bu iki aşırı u&ccedil; arasında konumlanmamız gerekiyor.</p> <p>Tarihin bu anlamda bizi cesaretlendirmesi gerektiğini d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum. &Ouml;rneğin g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde kurumsal hegemonya olarak kullanılan patent sistemi aslında ilk ortaya &ccedil;ıktığında, aksine, icatların t&uuml;m topluma a&ccedil;ık hale getirilmesi i&ccedil;in oluşturulmuştu. Paten sistemi &ouml;z&uuml;nde toplumsal bir s&ouml;zleşmedir ve şunu s&ouml;yler: &ldquo;Eğer bildiklerini toplumla paylaşırsan, karşılığında o bilgiyi &uuml;retmek i&ccedil;in yaptığın harcamaları karşılamak &uuml;zere toplum da sana bir pay verecektir.&rdquo; Bu sistem, ilk end&uuml;striyel devrim ile gelişen d&uuml;nyaya bir cevap olarak geliştirildi. G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde d&ouml;rd&uuml;nc&uuml; end&uuml;striyel devrime doğru ilerliyoruz ve bizim neslimizin, bir zamanlar patent sisteminde olduğu, gibi yepyeni kurumsal standartlar, yasal d&uuml;zenlemeler geliştirmek zorunda olduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum.</p> <h3>Open Systems Lab&rsquo;e dair gelecekte ne gibi planlarınız var?</h3> <p>WikiHouse projesini &uuml;rettikten sonra g&ouml;rd&uuml;k ki bu sistemleri destekleyecek işletme/&uuml;retim altyapıları olmadıktan sonra dijital imalat teknolojilerine sahip olmanın bir anlamı da yok. B&ouml;ylelikle BuildX projesi ortaya &ccedil;ıktı. Şu an WikiHouse&rsquo;tan &ccedil;ok, bu gibi dijital imalat teknolojilerini hayata ge&ccedil;irmenize yardımcı olacak a&ccedil;ık dijital ekosistemleri tasarlama y&ouml;n&uuml;nde &ccedil;alışmalar yapıyoruz. Open Systems Lab şirketi de bu şekilde ortaya &ccedil;ıktı. Amacımız, yalnızca WikiHouse veya BuildX değil, a&ccedil;ık veya kapalı kaynak, t&uuml;m dijital imalat teknolojilerini destekleyen bir sistem oluşturmak. En nihayetinde amacımız bir işletme kurmak değil, binlerce iş &uuml;retebilecek bir ortam sağlamak. Şirketi olmayan bir &ccedil;eşit Ar-Ge&rsquo;yiz aslında bu nedenden &ouml;t&uuml;r&uuml; masraflarımızı karşılamak i&ccedil;in &ccedil;ok farklı şirketler ve kamu kurumları ile ortaklıklar kuruyoruz.</p> Thu, 23 Aug 2018 12:45:00 +03 “Kendinize Daldığınız, Gittiğiniz, Nefes Aldığınız, Sessiz...” http://www.arkitera.com/soylesi/index/detay/kendinize-daldiginiz-gittiginiz-nefes-aldiginiz/1040 Burcu Bilgiç <img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/soylesi02/kis_bahcesi/048Demirtas_SALTKisBahcesi_2830.jpg.jpeg" width="640" /><br/><br><br><br>Aslıhan Demirtaş ile SALT Beyoğlu’nda kullanıma açılan Kış Bahçesi’nde, toprak zeminin sessizliğinde buluştuk. Kış Bahçesi'nin ve Misafir Sanatçı Ofisleri'nin ardındaki tasarım fikirleri üzerine konuştuk.<br><br><p><span id="docs-internal-guid-6a9ef564-7fff-2f59-f7a4-3b84592382ef"> </span></p> <p dir="ltr"><span class="fotograf-yazi">Fotoğraflar: Ali Taptık, ONAG&Ouml;RE</span></p> <p dir="ltr"><a href="http://aslihan-demirtas.com/" target="_blank">Aslıhan Demirtaş</a>, Ortadoğu Teknik &Uuml;niversitesi (ODT&Uuml;) Mimarlık B&ouml;l&uuml;m&uuml;&rsquo;nde lisans, Massachusetts Institute of Technology (MIT)&rsquo;de y&uuml;ksek lisans derecelerini aldı. Ulusal ve uluslararası projeler ve işler &uuml;reten ofis pratiğinin yanısıra Kadir Has &Uuml;niversitesi&rsquo;nde &ouml;ğretim g&ouml;revlisi olarak g&ouml;rev alıyor. Ayrıca Ali Cindoruk ile kurdukları, ismini &ldquo;belirsiz, tarifsiz&rdquo; anlamına gelen Yunanca s&ouml;zc&uuml;kten alan&nbsp;<a href="http://www.arkitera.com/soylesi/988/aslihan-demirtas_ali-cindoruk_-khora" target="_blank">KHORA</a> pratiği kapsamında, disiplinlerin ve alanların sınırlarını sorgulayan projelerine devam ediyor.</p> <p dir="ltr"><span>S&ouml;yleşiyi ger&ccedil;ekleştirdiğimiz bah&ccedil;e 2011 yılında Fritz Haeg tarafından&nbsp;</span><a href="http://www.arte-util.org/projects/edible-estate-11-istanbul-turkey/" target="_blank"><span>Yenilebilir M&uuml;lk</span></a><span> olarak kurgulanmış. Ge&ccedil;tiğimiz sene&nbsp;</span><a href="http://saltonline.org/tr/41/salt-beyoglu" target="_blank"><span>SALT Beyoğlu</span></a><span>&rsquo;nda ger&ccedil;ekleştirilen mek&acirc;nsal d&uuml;zenlemeler kapsamında hem bah&ccedil;e hem 4. katta misafir araştırmacılara ayrılan b&ouml;l&uuml;m KHORA tarafından yeniden tasarlanmış. Beyoğlu'nun ortasında huzur verebilen SALT Kış Bah&ccedil;esi&rsquo;ni Pazartesi hari&ccedil; her g&uuml;n 12:00&rsquo;den sonra ziyaret edebilirsiniz. S&ouml;yleşi i&ccedil;in buyrunuz:</span></p> <p dir="ltr"><strong>Burcu Bilgi&ccedil;: SALT Beyoğlu ge&ccedil;tiğimiz sene kapalı kaldığı sırada binada yenileme &ccedil;alışması yapıldı. Şimdi &uuml;zerine basmakta olduğumuz zemin ve bizi kuşatan mekan da &ldquo;Kış Bah&ccedil;esi&rdquo;ne d&ouml;n&uuml;şt&uuml;. Bina yenilenmeden &ouml;nce nasıl kullanılıyordu burası, Kış Bah&ccedil;esi projesi nasıl başladı?</strong></p> <p dir="ltr"><span><strong>Aslıhan Demirtaş:</strong> Bu mekanda Fritz Haeg&rsquo;in yenilebilir bitkiler yetiştirmek &uuml;zere kurgulanmış &ldquo;Yenilebilir M&uuml;lk (Edible Estates)&rdquo; adlı projesinin kapsamında bitki tarhlarının ve oturma alanlarının olduğu, kent tarımı ve bu pratiğin teşvik ettiği yakınlaşmalar, paylaşımlar ekseninde oluşmuş bir mek&acirc;ndı. Bina yenilenirken bah&ccedil;eyi taze bir nefesle hayal edilebilme imkanı doğdu. SALT Araştırma ve Programlar Direkt&ouml;r&uuml;&nbsp;</span><a href="http://www.arkitera.com/etiket/5616/meric-oner" target="_blank"><span>Meri&ccedil; &Ouml;ner</span></a><span>&rsquo;in davetiyle bu mekanı tekrardan tartışmaya, bah&ccedil;e ile aynı katta olan misafir araştırmacılara ayrılan mekanların da ele alındığı geniş kapsamlı bir &ccedil;er&ccedil;eveyi d&uuml;ş&uuml;nmeye başladık. İstanbul gibi bir megapolde ve bu megapol&uuml;n en yoğun mahallelerinden birinde bulunan bir yapının 4. katında bir bah&ccedil;enin nasıl ve neden varolacağını sormakla başladık, bir bah&ccedil;e yapmanın ne demeye geldiğini de. Toprağı, bah&ccedil;enin bir &ouml;nceki kullanımının da temel aldığı bir &lsquo;yetiştirme-gıda &uuml;retimi-beslenme&rsquo; mecrası olmaktan &ccedil;ıkarmayı, merkeze insanı değil--insanın toprakla ilişkisini veya insanın topraktan nasıl faydalandığını değil, toprağın ta kendisini yerleştirmeyi istedik. Toprağı kendi varlığıyla var olan bir &lsquo;şey&rsquo; olarak telaffuz edince şu anda &uuml;zerinde durduğumuz bu b&uuml;y&uuml;k zemin ve zeminin etrafını &ccedil;er&ccedil;eveleyen al&ccedil;ak duvarlar ortaya &ccedil;ıktı. Toprak zeminin periferisinde, kentle toprak arasındaki eşikte bitkileri konumlandırdık--ki bu bitkiler zaman i&ccedil;erisinde &ccedil;evre dokuyu kapatan yemyeşil bir duvara d&ouml;n&uuml;şecek.</span></p> <p dir="ltr"><span><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/kis_bahcesi/057Demirtas_SALTKisBahcesi_2858.jpg.jpeg" /></span></p> <p dir="ltr"><span><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/kis_bahcesi/052Demirtas_SALTKisBahcesi_2843.jpg.jpeg" border="0" /><br /></span></p> <p dir="ltr"><strong>Mekanı klimalandırmamışsınız, i&ccedil;eriye oranla buranın sıcaklığı ve atmosferinin farklı olduğunu s&ouml;yleyebilirim. Bunun t&uuml;m projenin altında yatan fikirle doğrudan bağlatılı olduğunu tahmin ediyorum.</strong></p> <p dir="ltr"><span>Mekanın merkezinde toprak olsun, yani d&uuml;nya olsun deyip klimalandırsaydık kendimizle &ccedil;elişirdik. Klima, mekan ısısını insan konfor alanı dahilinde koşullandırır. Bu mekanda &ouml;ncelik bitkiler ve toprakta, bu arkadaşlar (bah&ccedil;edeki bitkileri işaret ediyor) gayet rahatlar şu an i&ccedil;inde bulunduğumuz koşulda. &Ouml;nceliği ve &ouml;nemi kendi t&uuml;r&uuml;m&uuml;ze bi&ccedil;mediğimiz bir denklemde &ldquo;birlikte nasıl var olabiliriz?&rdquo; sorusunun m&uuml;tevazi bir tatbikatı bu mekan. Birlikte var olabilmek derken, hiyerarşik yapıda &uuml;st&uuml;n bir yerden bakmaktan feragat ederek eşitlikten, taviz ve m&uuml;zakereden bahsediyorum. Isı, konfor ve &ccedil;evre koşulları gibi parametreleri insana g&ouml;re oluşturmak yerine rahatı ve konforu başka başka aralıklarda ve tahayy&uuml;llerde aramayı, kendi t&uuml;r&uuml;n&uuml;n dışındaki t&uuml;rlerle bir arada ve eşitlikle var olabilmenin adalet ve huzurunda tanımlamaya başlamak gibi bir temennimiz var. O y&uuml;zden Kış Bah&ccedil;esi klimalandırılmıyor yaz sıcağında. Camları a&ccedil;ınca r&uuml;zgar da arı da b&ouml;cek de mekanda ikamet edebiliyor. Makinalarla &uuml;retilen ve mevsimleri ortadan kaldıran bir hava koşullandırmasının hakim olduğu bir mekanda bitkilerin yaşayıp b&uuml;y&uuml;mesinin imkansızlığının idrakı karşısında rahat etmeye kendimizi alıştırmamız pek ala m&uuml;mk&uuml;n.</span></p> <p dir="ltr"><span><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/kis_bahcesi/059Demirtas_SALTKisBahcesi_2863.jpg.jpeg" border="0" /><br /></span></p> <p dir="ltr"><strong>Belki s&uuml;re&ccedil; &uuml;zerine konuşabiliriz. &Ccedil;ok miktarda toprağı buraya yığıyorsunuz. Sizin i&ccedil;in de apayrı bir &ouml;ğrenme s&uuml;reci. Ondan biraz bahsedebilir misin?</strong></p> <p dir="ltr"><strong>&nbsp;</strong>Toprakla, m&uuml;mk&uuml;n olan en katkısız ve işlenmemiş halde karşılaşmak ve karşılaşmalar sağlayabilmek &ouml;nemli bir kriterimizdi. Tuğla da bir cins killi toprak kullanımı--bir fabrikada kalıp ve pişirme s&uuml;re&ccedil;lerinden ge&ccedil;tikten sonra tuğla bir mod&uuml;l olarak ortaya &ccedil;ıkıyor. Bu projede ana birim toprağın ta kendisi. Teknolojik m&uuml;dahaleyi ve end&uuml;striyel altyapı gereksinimini minimumda tutarak, dayanıklı ve kamusal alanın getirdiği y&uuml;ksek trafiği karşılayabilecek bir yapıyı sağlayabilmek &ouml;nemli. Bu sebeple <a href="http://www.wiki-zero.co/index.php?q=aHR0cHM6Ly9lbi53aWtpcGVkaWEub3JnL3dpa2kvUmFtbWVkX2VhcnRo" target="_blank">sıkıştırılmış toprak</a> tekniğini kullandık; kalıp i&ccedil;erisine yığılan toprak karışımının elle tokmaklanarak sıkıştırılmasından ibaret olan ve Neolitik &ccedil;ağdan beri kullanılan bir yapı yapma pratiği. Toprak, İstanbul Kemerburgaz&rsquo;dan geldi, kire&ccedil;, kum ve mıcır ile yerinde harmanlandı. Takiben karışımlar denendi. Bu d&ouml;rt malzemeyi 8-9 cins farklı oranda karıştırdık. En sonunda 7 numarada karar kıldık.</p> <p dir="ltr"><span>Tabii ki ben bu projede yalnız değildim, projede farklı iş birlikleri yaptık. Toprak sıkıştırma işinde Can Cumalı ve Nilg&uuml;n &Ouml;zg&uuml;r muazzam bir azim ve &ouml;zveriyle &ccedil;alıştılar. Toprak yapıyla olan tecr&uuml;beleri dolayısıyla bu d&ouml;rt elemanın hangi oranda karıştırılacağına dair bir i&ccedil;g&uuml;d&uuml;ye sahiptik ancak toprak ile &ccedil;alışırken sabit tecr&uuml;beyi yerelin &ouml;zelliklerine g&ouml;re kalibre etmek gerekiyor. Sadece İstanbul&rsquo;u d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rsek bile, farklı yerlerden &ccedil;ıkan topraktaki kil oranı değişken. Toprak tahlillerin eksik olduğu bu ortamda alternatif karışımları deneyerek ilerledik. Malzeme yani toprak, form&uuml;l&uuml; ve miktarı kendi belirledi. &Uuml;zerinde oturduğumuz bu zemin ve al&ccedil;ak duvarlar sıkıştırılmış toprak ve beton veya taş kadar gibi dirayetli. Bir anlamda sedimanter taş yaptık, hızlandırılmış bir s&uuml;re&ccedil;te--d&uuml;nyanın yavaş yavaş sıkıştırdığı taşı 10 haftada oluşturmuş olduk--bundan modernist bir b&ouml;b&uuml;rlenme değil, s&uuml;recin sonunda keşfettiğimiz bir aydınlanma olarak bahsediyorum. D&uuml;nya vaktine g&ouml;re hızlı, insan vaktine g&ouml;re yavaş bir s&uuml;re&ccedil;ti--yavaş ve y&uuml;ksek emekli. Alışkın olduğumuz, &ldquo;&ccedil;ok ve hızlı&rdquo; dayatması olan piyasa &uuml;retim s&uuml;re&ccedil; parametrelerinin tersine gittik. SALT, bahsettiğim zor, emek ağırlıklı ve yavaş inşa s&uuml;recini m&uuml;mk&uuml;n kıldı ve destekledi. Olağan bir kentli takvimi ve mekan &uuml;retim y&ouml;ntemi yerine malzemenin--toprağın, kendi takvim ve &uuml;retim s&uuml;recini diretmesine zemin yarattıkları i&ccedil;in ve şehrin en kesif tezah&uuml;r ettiği yerde, şehir-dışının bir olasılığını beraber deneyebildiğimiz i&ccedil;in tekrar tekrar teşekk&uuml;r ederim.</span></p> <p dir="ltr"><span>İnşaat sekt&ouml;r&uuml;yle elele &ccedil;alışan mimarlık pratiğinde hızlı, kolay ve ucuz rağbet g&ouml;ren sıfatlar. Bu sıfatların tercih edilir olması d&uuml;nyayla, gezegenle ilişkimizi y&ouml;netiyor. Bir malzeme erişilebilir, kolay elde edilebilir, hızlı işlenebilir kılındığında t&uuml;ketiminin hızı ve miktarı artıyor. Doğada y&uuml;zlerce veya binlerce yıllık zaman dilimleri i&ccedil;erisinde oluşmuş,&rsquo;kaynak&rsquo; ve &lsquo;malzeme&rsquo; kelimeleriyle bug&uuml;ne terc&uuml;me edilmiş &lsquo;şey&rsquo;ler (taş, mineral, su, ağa&ccedil; vs) hızla ve b&uuml;y&uuml;k &ouml;l&ccedil;ekte kazılıp, kesilip, işlenip kullanılabiliniyor. Bu noktada şu soru elzem: &ldquo;Uzun zaman dilimlerinde oluşmuş varlıkları f&uuml;tursuzca kullanma hakkını ve c&uuml;retini nasıl buluyoruz?&rdquo; S&uuml;recin sorgulattığı sorulardan belki en g&uuml;zeli biri bu oldu. Kolaylaştırıcı ara&ccedil; kullanmadan, birebir ve d&uuml;r&uuml;st bir fiziksellikle, bitmiş bir y&uuml;zey, bir duvar ortaya &ccedil;ıkarmak hayli zahmetli. Bir t&uuml;r olarak insan, </span><a href="https://www.smithsonianmag.com/science-nature/where-do-humans-really-rank-on-the-food-chain-180948053/" target="_blank"><span>gıda zincirinin</span></a><span> en tepesinde oturuyor yani d&uuml;nyayı domine ediyor. Bunun sebebi fiziksel olarak en g&uuml;&ccedil;l&uuml; yaratık olmamız değil, alet/ara&ccedil; kullanmayı keşfedebilmiş olmamız. Kış Bah&ccedil;esi&rsquo;nde &ldquo;m&uuml;mk&uuml;n olan en d&uuml;r&uuml;st ilişki ile toprakla &ccedil;alışmak nasıl olur?&rdquo; sorumuzu &ldquo;zor, yavaş ama derinlikli&rdquo; diye cevapladık. (G&uuml;l&uuml;şmeler) Tevazuya y&ouml;nlendiren, bizim dilimiz konuşmayanların iletişim yollarını &ouml;ğrenmeye teşvik eden bir yapım bi&ccedil;imi oldu.</span></p> <p dir="ltr"><span><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/kis_bahcesi/069Demirtas_SALTKisBahcesi_2883.jpg.jpeg" /></span></p> <p dir="ltr"><strong>30 ton topraktan zemin ve duvarlar oluştuktan sonra da bitkileri getirdiniz.</strong></p> <p dir="ltr"><span>Zemin ve duvarlar 30 ton ağırlığında! Ş&ouml;yle ilgin&ccedil; bir </span><a href="https://www.theguardian.com/environment/2018/may/21/human-race-just-001-of-all-life-but-has-destroyed-over-80-of-wild-mammals-study" target="_blank"><span>veri </span></a><span>var: İnsan t&uuml;r&uuml; d&uuml;nya &uuml;zerinde yaşayan canlıların sadece %0.01&rsquo;ini oluştururken, %82&rsquo;si ezici bir &ccedil;oklukla bitkilerden oluşuyor. D&uuml;nyada yaşayan canlıların %86&rsquo;sı da toprak &uuml;zerinde yaşıyor. Kış Bah&ccedil;esi toprak ve bitkilerle m&uuml;tevazi bir d&uuml;nya temsilini de ima ediyor. Toprağın kendi başına, bir fayda sunma zorunda bırakılmadan var olduğu zemini ise &ldquo;ortak zemin&rdquo; ve &ldquo;topraklama mekanı&rdquo; betimlemelerini kullanarak tasarladık.</span></p> <p dir="ltr"><strong>Toprak ortak zemin olarak d&uuml;ş&uuml;n&uuml;ld&uuml;ğ&uuml;nde &ldquo;m&uuml;şterekler&rdquo; kavramına da selam g&ouml;nderiliyor gibi.</strong></p> <p dir="ltr"><span>Elbette. Son zamanlarda ofiste tartıştığımız konulardan bir tanesi de &ldquo;m&uuml;şterek&rdquo; kavramının ne olduğu. M&uuml;şterek, bir m&uuml;lkiyet durumunun eksikliğindense d&uuml;nyanın bir arada, birbirine bağımlı ve bağlı olarak yaşayabilmesi. İnsan elinin d&ouml;n&uuml;şt&uuml;rd&uuml;ğ&uuml; ve değiştirdiği d&uuml;nya bug&uuml;n el değmemiş d&uuml;nyadan &ccedil;ok &ccedil;ok fazla--jeolojik olarak bir başka &ccedil;ağa girdiğimizi savunacak kadar fazla. Bu konuyu merkeze alan </span><a href="http://www.bruno-latour.fr/sites/default/files/128-FELSKI-HOLBERG-NLH-FINAL.pdf" target="_blank"><span>Anthropocene </span></a><span>tartışmalarından takip edersek, doğa dediğimiz halihazırda &ccedil;ok problemli kategorik tanımla bahsi ge&ccedil;en alanlar, canlılar, şeyler neredeyse hep insan m&uuml;dahalesine uğramış, d&ouml;n&uuml;şm&uuml;ş. D&uuml;ş&uuml;nd&uuml;r&uuml;c&uuml; yanı &ccedil;ok. M&uuml;şterek kavramı gezegeni de bir akt&ouml;r, bir hissedar olarak almadık&ccedil;a &ccedil;ok problemli.</span></p> <p dir="ltr"><span><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/kis_bahcesi/080Demirtas_SALTKisBahcesi_2914.jpg.jpeg" border="0" /><br /></span></p> <p dir="ltr"><strong>Kullanıcıların mekana nasıl yaklaşmasını hayal ediyorsun? Bu mekan nasıl tecr&uuml;be edilsin istiyorsun mesela?</strong></p> <p dir="ltr"><span>Kullanımı empoze etmek istemem, haddime değil. Kullanıcıların burada nasıl var olmak istediklerini kendi kendine keşfetmesi en doğrusu. SALT&rsquo;ın da tercih ettiği bir y&ouml;ntemi, kullanım şeklini diretmek yerine kullanıcıların kendi yolunu bulması ve kendi kullanma şekliyle tecr&uuml;be etmesi. Kullanıcı olarak kendimi d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rsem, durmak isterim. S&uuml;rekli hareket halinde, iş yapıyor, işe yarıyor, &uuml;retiyoruz. Uyuduğumuz vaktin haricinde hep bir fonksiyon g&ouml;steriyoruz. Bu mekan sadece var olabildiğiniz bir yer. Kendinize daldığınız, gittiğiniz, nefes aldığınız, sessiz&hellip; S&uuml;kunet i&ccedil;inde, toprak &uuml;zerinde, bitkilerle bitişik, topraklanabilir, ve durabilirsiniz. &ldquo;G&uuml;ndelik hayat i&ccedil;erisinde yaptığınız ve yapmak mesuliyetinde olduğunuz her şeyin dışında ve bir program diretmeyen bir yer&rdquo; olarak tasvir edebilirim.</span></p> <p dir="ltr"><span><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/kis_bahcesi/073Demirtas_SALTKisBahcesi_2888.jpg.jpeg" border="0" /><br /></span></p> <p dir="ltr"><strong>Kış bah&ccedil;esinin duvarında bir ipucu gibi g&ouml;z&uuml;ken ve i&ccedil;erideki ofis kısmında devam eden r&ouml;lyeflerden bahsetmek istiyorum biraz. Oradan da at&ouml;lye b&ouml;l&uuml;m&uuml;n&uuml;n yeni tasarımı &uuml;zerine biraz konuşabiliriz belki. R&ouml;lyefler &ccedil;ok ilgimi &ccedil;ekti, &ccedil;&uuml;nk&uuml; buranın toprak ve masif halinin i&ccedil;inde farklı bir s&ouml;z gibi geldi ilk bakışta. Siz nasıl adlandırıyorsunuz r&ouml;lyefleri kendi aranızda?</strong></p> <p dir="ltr"><span>Biz floral veya </span><a href="http://www.wiki-zero.co/index.php?q=aHR0cHM6Ly9lbi53aWtpcGVkaWEub3JnL3dpa2kvUGh5bGxvdGF4aXM" target="_blank"><span>phyllotaxis</span></a><span> (bir t&uuml;r yaprak diziliş sistemi) motifler diyoruz. R&ouml;lyef yerine de ornament, s&uuml;s, bezeme. Modern mimarlıkta ka&ccedil;ınılan her t&uuml;rl&uuml; g&uuml;nah s&ouml;zleri sarfediyoruz.</span></p> <p dir="ltr"><strong>Ben g&uuml;nah olduğu i&ccedil;in s&uuml;s demek istemedim!</strong></p> <p dir="ltr"><span>Bunu sorgulamak lazım: Modern &ouml;ncesi d&ouml;nemde yapılarda mutlaka bir doğa tasviri, referansı var. Yapılarda yerinden ettikleri doğa par&ccedil;asına bir şekilde kendi bedenlerinde atıflar bulunuyor. Antik Yunan&rsquo;da Korint kolonları &uuml;zerindeki akantus yapraklarına kadar giden bir gelenek. İstanbul&rsquo;da y&uuml;r&uuml;rken, hi&ccedil; uzağa gitmeyelim, SALT Beyoğlu&lsquo;nun cephesine baktığınızda dahi, floral motifleri farkedebilirsiniz. Modernist d&ouml;nemde &ldquo;s&uuml;sleme&rdquo; olarak telaffuz edilerek indirgenmiş, altında yatan teorisi ve pratiğiyle birlikte buharlaştırılmış bir gelenek olduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum. Bu konu &uuml;zerine de son zamanlarda bayağı yazılıp &ccedil;iziliyor, bunu bir tek ben s&ouml;yl&uuml;yor ya da keşfediyor da değilim. Projelerimizde bu atfı &ccedil;ok&ccedil;a geri &ccedil;ağırıyoruz. Elimiz o konuda korkak değil, teredd&uuml;t&uuml;m&uuml;z de yok.</span></p> <p dir="ltr"><strong>Onu girişte fark ettim.</strong></p> <p dir="ltr"><span>Elimizi yapa yapa daha da g&uuml;&ccedil;lendireceğiz.</span></p> <p dir="ltr"><span><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/kis_bahcesi/031Demirtas_SALTKisBahcesi_2781.jpg.jpeg" border="0" /></span></p> <p dir="ltr"><span><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/kis_bahcesi/011Demirtas_SALTKisBahcesi_2726.jpg.jpeg" border="0" /><br /></span></p> <p dir="ltr"><strong>Duvardaki motifleri ilk g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;mde şaşırdım ama at&ouml;lye kısımlarında da devam ettiklerini g&ouml;r&uuml;nce tutarlı olduklarını sezdim. Arka taraftaki at&ouml;lye kısmında da bambaşka ama yine altı dolu bir durum var. Nasıl bir kullanım i&ccedil;in tasarlandı at&ouml;lyeler?</strong></p> <p dir="ltr"><span>4. Katta, bah&ccedil;enin devamında olan at&ouml;lyeler kısmında, SALT&rsquo;ın misafir araştırmacılarına ayrılı olan yarı kamusal bir mekan var. Misafir odaları her gelen araştırmacının kendine &ouml;zg&uuml; &ccedil;alışma bi&ccedil;imlerine m&uuml;saade edecek şekilde esnek bir sistemle tasarlandı. Bah&ccedil;ede g&ouml;rmeye başladığınız doğa atıfları koridorda, tavanda, &ccedil;eşitli y&uuml;zeylerde belirerek ve odalarda artıp, her odada mutlaka kendini varyasyonlarla tekrar ederek devam ediyor. İ&ccedil;eride daha yoğun bir şekilde var bah&ccedil;edekiler ipu&ccedil;ları. O motiflerin yanı sıra kurulmuş olan esnek sistem, Amerika&rsquo;da Shakers&rsquo;ın &uuml;rettiği bir takım i&ccedil; mekan tasarımlarına g&ouml;z kırpan duvarlarda asılı &ccedil;ubukların &uuml;zerine bir şeylerin asılma prensibine dayalı bir sistem. Masalar, sandalyeler, tabureler, kendi eşyalarınız, paltonuz, şemsiyeniz... Her şey asılabiliyor, zemin boşalabiliyor, asılanların yerleri değişebiliyor. Kitaplarınızı da asılmış raflara koyabiliyorsunuz. İsterseniz yere yastık koyun, oturun. &Ouml;zellikle de mobilyaların kullanımında bu kez g&uuml;ndelik vernak&uuml;leri projeye dahil etmek istedik. İstanbul&rsquo;da en &ccedil;ok sevdiğimiz yerlerden bir tanesi Tahtakale. Tahtakale&rsquo;de d&uuml;kkanı olan bir &uuml;retici ile tanıştık. Onlara da bu duvarlara asılabilen katlanan mobilyaları &uuml;rettirdik. Vernak&uuml;ler olan, herkes tarafından kullanılan, g&uuml;ndelik kullanımda muazzam bir yayılım g&ouml;steren bu mobilyalara m&uuml;elliflik iddiasıyla yaklaşmak yerine bir iki tane ufak tadilat talep ettik. &Uuml;retim s&uuml;recini değiştirmek, yeniden tasarlamak yerine &ldquo;O s&uuml;re&ccedil;le birlikte nasıl akabiliriz?&rdquo; dedik. Şu anda sandalyeleri artık Tahtakale&rsquo;den alabiliyorsunuz, vernak&uuml;ler hayatın i&ccedil;erisine anonim bir şekilde karıştı tadilatımız.</span></p> <p dir="ltr"><span><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/kis_bahcesi/018Demirtas_SALTKisBahcesi_2745.jpg.jpeg" border="0" /></span></p> <p dir="ltr"><span><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/kis_bahcesi/020Demirtas_SALTKisBahcesi_2747.jpg.jpeg" border="0" /><br /></span></p> <p dir="ltr"><strong>At&ouml;lye kısmını gezerken bir medrese benzetmesi yapmıştın, sadeliğe atıfla. O da hoşuma giden bir benzetme oldu.</strong></p> <p dir="ltr"><span>Odaların tasarımı sadelik ve esneklik &uuml;zerine kurulu. Duvardaki motifler g&uuml;n&uuml;n her saatine, yılın her mevsimine g&ouml;re değişik ışık alıyor--zamanı zarif bir g&ouml;steren bir nevi saat. Gezdiğim &ccedil;oğu medrese odalarında dik a&ccedil;ılı plandan kubbeye ge&ccedil;erken mukarnas geometrisi kullanılıyor. Aynı malzeme, aynı renk ve sadeliğin i&ccedil;erisinde ge&ccedil;işlerde filigran hareketlilikler var--k&uuml;&ccedil;&uuml;k hareketlerle senin de &lsquo;asetik&rsquo; diye &ccedil;ok g&uuml;zel tasvir ettiğin etki oluşuyor.</span></p> <p dir="ltr"><span>Odalardaki doğa atfıyla bah&ccedil;edeki doğa atfı aslında &uuml;retim şeklimizi iki ayrı uca esnetiyor. Odalarda kullandığımız floral/phyllotaxis motifler i&ccedil;in </span><a href="http://www.fabb.cc/about" target="_blank"><span>FABB</span></a><span> (Burcu Bi&ccedil;er Saner ve Efe G&ouml;zen) ile bir işbirliği yaptık. İ&ccedil;erideki floral motifleri FABB&rsquo;in bilgisi ve robot kolu ile &uuml;rettik. Motifler phyllotaxis geometrik prensibinin farklı varyasyonları ve o varyasyonların farklı fragmanlarından oluşuyor. Bitki d&uuml;nyasından ve bitkilerin geometrisine dalıp &ccedil;ıkarılmış bir atıf. &Uuml;retimi tekerr&uuml;re dayalı. Uzun bir s&uuml;redir &ccedil;ok fazla tekrara dayalı işler yaptığımızı fark ediyoruz. Toprak 10 hafta boyunca tekrar eden aynı hareketle sıkıştırıldı. Robot kolu aynı şekli defalarca kesti.</span></p> <p dir="ltr"><span>Son olarak, hem kendim i&ccedil;in hem pratiğim i&ccedil;in şunu ortaya atmak &ouml;nemli: Doğaya tam teslimiyet ile doğaya tam tahakk&uuml;m arasında yer alan &uuml;retimler, varoluşlar m&uuml;mk&uuml;n. Projelerimizde, araştırmalarımızda hep bu duraklarda durmayı deniyoruz.</span></p> <p dir="ltr"><strong>Toprak &uuml;zerindeki bu g&uuml;zel s&ouml;yleşi i&ccedil;in teşekk&uuml;rler:)</strong></p> <p dir="ltr"><span class="fotograf-yazi">Proje K&uuml;nyesi:<br /></span><span style="font-size: 12px;">Kış Bah&ccedil;esi ve Misafir Sanat&ccedil;ı Ofisleri, SALT, 2018<br /></span><span style="font-size: 12px;">Alan: 330 m2<br /></span><span style="font-size: 12px;">KHORA Office (Aslıhan Demirtaş &amp; Ali Cindoruk)<br /></span><span style="font-size: 12px;">Tasarım ekibi: Aslıhan Demirtaş, Ali Cindoruk, Dilşad Aladağ, Se&ccedil;kin Maden, Ay&ccedil;ıl Yılmaz<br /></span><span style="font-size: 12px;">Toprak uygulama: Can Cumalı, Nilg&uuml;l &Ouml;zg&uuml;r, YBE (danışmanlık)<br /></span><span style="font-size: 12px;">Robotik kesim: FABB (Burcu Bi&ccedil;er Saner, Efe G&ouml;zen)</span></p> Thu, 16 Aug 2018 16:13:00 +03 "Doğayla Savaşmayan, Onunla Uyumlu Tasarımlar" http://www.arkitera.com/soylesi/index/detay/dogayla-savasmayan-onunla-uyumlu-tasarimlar/1039 Emine Merdim Yılmaz <img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/soylesi02/tuna-ofis-sohbetleri/iglo-mimarlik/iglomimarlik.jpg.jpeg" width="640" /><br/><br><br><br>Tuna ile Ofis Sohbetleri'nin yeni konuğu İglo Mimarlık'ın kurucu ortakları Esen Akyar Karoğlu ve Zafer Karoğlu.<br><br><p>15 g&uuml;nde bir Arkitera'nın <a target="_blank" href="https://www.youtube.com/user/arkitv">YouTube kanalında</a> yayınlanan "Tuna ile Ofis Sohbetleri" s&ouml;yleşi serisinin d&ouml;rd&uuml;nc&uuml;s&uuml;ne Esen Akyar Karoğlu ve Zafer Karoğlu konuk oluyor. Cemal &Ccedil;obanoğlu'nun moderat&ouml;rl&uuml;ğ&uuml;n&uuml; yaptığı s&ouml;yleşinin diğer konuğu Tuna Ofis Satış &amp; Pazarlama B&ouml;l&uuml;m Başkanı ve Tuna Girsberger Genel M&uuml;d&uuml;r&uuml; Mehmet Arda.</p> <h3></h3> <h3>"Sorunu &Ccedil;&ouml;zen, Yine Sorunun Kendisi"</h3> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/tuna-ofis-sohbetleri/iglo-mimarlik/OmerliParkEvleri.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi">&Ouml;merli Park Evleri</span></p> <p>Cemal &Ccedil;obanoğlu'nun s&ouml;yleşinin başında İglo Mimarlık'ın nasıl kurulduğunu sorması &uuml;zerine, Esen Akyar Karoğlu, Zafer Karoğlu ile &ccedil;alıştıkları firmanın kapanması &uuml;zerine, bir s&uuml;re freelance &ccedil;alıştıklarını, daha sonra 2001 yılında İglo Mimarlık'ı kurduklarını s&ouml;yledi.</p> <p><iframe src="https://www.youtube.com/embed/wyB7q4aXiGI" width="730" height="540" frameborder="0"></iframe></p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/tuna-ofis-sohbetleri/iglo-mimarlik/PBlok.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi"><a href="http://www.arkitera.com/proje/3105/p-blok-produksiyon-studyosu" target="_blank">P Blok</a></span></p> <h3>Mimarlıkta Uzmanlaşma</h3> <p>&Ccedil;obanoğlu'nun end&uuml;striyel yapılar konusunda nasıl uzmanlaştıklarını sorması &uuml;zerine Zafer Karoğlu, İglo Mimarlık'ın kurulduğu yıllarda Fransız bir firmanın kendilerine iş fırsatı yarattığını, 4,5 ay gibi kısa bir s&uuml;rede projeye hayata ge&ccedil;irdiklerini s&ouml;yledi.</p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/tuna-ofis-sohbetleri/iglo-mimarlik/mecaplast.jpg.jpeg" /><br /><span class="fotograf-yazi"><a href="http://www.arkitera.com/proje/3102/mecaplast-fabrika-ve-yonetim-ofisleri" target="_blank">Mecaplast Fabrika ve Y&ouml;netim Ofisleri</a></span></p> <p>Sonraki d&ouml;nemde uzunca bir s&uuml;re benzer bir yapı deneyimi olmadığını, daha sonraki yıllarda T&uuml;rkiye'nin yabancı yatırımcının ilgisini &ccedil;ekmeye başladık&ccedil;a firmaların onlara başvurduğunu dile getirdi.</p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/tuna-ofis-sohbetleri/iglo-mimarlik/AnatoliaTiles.jpg.jpeg" /><br /><span class="fotograf-yazi">Anatolia Tiles</span></p> <p>Ge&ccedil;miş d&ouml;nemde T&uuml;rkiye'deki sanayicilerin fabrikaya "makinasını koruyan kabuk" olarak baktıklarını, T&uuml;rk sanayicisindeki vizyon değişiminin karşılarına yeni fırsatlar &ccedil;ıkarmaya başladığını, kamp&uuml;s boyutunda sanayi yapılarını yapmaya başladıklarını s&ouml;yledi.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/tuna-ofis-sohbetleri/iglo-mimarlik/ICIFabrikaveYonetimBinasi.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span style="font-size: 12px;">ICI Fabrika ve Y&ouml;netim Binası</span></p> <h3>Tuna, Ofis Konusunda Nasıl Uzmanlaştı?</h3> <p>Mehmet Arda'ya Tuna'nın ofis mobilyası konusunda nasıl uzmanlaştığını kısaca şu şekilde &ouml;zetledi:</p> <p>70'li yıllarda bankalar i&ccedil;in kiralık kasalar &uuml;rettiklerini, şirketin bankalar ile olan ilişkisinin &uuml;retimi etkilediğini, 80'li yıllara gelindiği zaman ofislerde ahşap kullanımın &ouml;n plana &ccedil;ıktığını bu değişime paralel olarak b&uuml;nyelerinde ahşap at&ouml;lyesi kurduklarını dile getirdi.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/tuna-ofis-sohbetleri/iglo-mimarlik/tunamasa.jpg.jpeg" border="0" /></p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/tuna-ofis-sohbetleri/iglo-mimarlik/tuna_calismaodasi.jpg.jpeg" /></p> <p>Bankalara ağırlıklı olarak m&uuml;d&uuml;r odalarında, &ccedil;alışma odalarında kullanılan &uuml;r&uuml;nler &uuml;retilmeye başladıklarını, bu &uuml;retim gamının gelişmesiyle beraber aynı zamanda &ouml;zel sekt&ouml;re de bu &uuml;r&uuml;nlerden verdiklerini s&ouml;yledi.&nbsp;</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/tuna-ofis-sohbetleri/iglo-mimarlik/tunaofis01.jpg.jpeg" border="0" /></p> <p><span class="fotograf-yazi">Origa (Tasarımcı:&nbsp;Ozan Sinan Tığlıoğlu)</span></p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/tuna-ofis-sohbetleri/iglo-mimarlik/tunaofis04.jpg.jpeg" width="730" height="500" style="border: 0px;" /></p> <p><span class="fotograf-yazi">DAMA (Tasarımcı:&nbsp;Ozan Sinan Tığlıoğlu)</span></p> <p><span class="fotograf-yazi"><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/tuna-ofis-sohbetleri/iglo-mimarlik/tunaofis02.jpg.jpeg" /></span></p> <p><span class="fotograf-yazi">Metis (Tasarımcı: Sezgin Aksu)</span></p> <h3>S&ouml;yleşinin tamamını aşağıdaki videodan izleyebilirsiniz:</h3> <p><iframe src="https://www.youtube.com/embed/FIV9l1IQRSM" width="730" height="540" frameborder="0"></iframe></p> <p><strong>Tuna Ofis:</strong>&nbsp;<a target="_blank" href="http://www.tunaofis.com/">http://www.tunaofis.com/</a></p> <p><strong>İglo Mimarlık:</strong>&nbsp;<a target="_blank" href="http://www.iglo.com.tr/">http://www.iglo.com.tr/</a></p> Thu, 02 Aug 2018 11:57:58 +03 "Jenerasyonlar Değişiyor, Değiştikçe İş Yapma Şekilleri de Değişiyor" http://www.arkitera.com/soylesi/index/detay/jenerasyonlar-degisiyor-degistikce-is-yapma-sekilleri-de-degisiyor/1038 Emine Merdim Yılmaz <img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/soylesi02/tuna-ofis-sohbetleri/erginoglu-calislar-mimarlik/keremerginoglu_soylesi.jpg.jpeg" width="640" /><br/><br><br><br>Tuna ile Ofis Sohbetleri'nin yeni konuğu Erginoğlu & Çalışlar Mimarlık'ın kurucu ortağı Kerem Erginoğlu. <br><br><p>15 g&uuml;nde bir Arkitera'nın <a href="https://www.youtube.com/user/arkitv" target="_blank">YouTube kanalında</a> yayınlanan "Tuna ile Ofis Sohbetleri" s&ouml;yleşi serisinin &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml;s&uuml;ne Kerem Erginoğlu konuk oluyor. Cemal &Ccedil;obanoğlu'nun moderat&ouml;rl&uuml;ğ&uuml;n&uuml; yaptığı s&ouml;yleşinin diğer konuğu&nbsp;Tuna Ofis Satış &amp; Pazarlama B&ouml;l&uuml;m Başkanı ve Tuna Girsberger Genel M&uuml;d&uuml;r&uuml; Mehmet Arda.&nbsp;</p> <p>1993 yılında Kerem Erginoğlu ve Hasan &Ccedil;alışlar tarafından kurulan Erginoğlu &amp; &Ccedil;alışlar Mimarlık, g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde&nbsp;<span>mimarlık, kurumsal kimlik ve kentsel tasarım alanlarında projeler geliştiriyor, uygulama ve kontrol yapıyor.&nbsp;</span></p> <p><span><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/tuna-ofis-sohbetleri/erginoglu-calislar-mimarlik/erginoglu_calislar01.jpg.jpeg" /><br /></span><span class="fotograf-yazi">Ganja AVM</span></p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/tuna-ofis-sohbetleri/erginoglu-calislar-mimarlik/ES-LAB_--%280%29.jpg.jpeg" /><span class="fotograf-yazi"><a href="http://www.arkitera.com/proje/7823/es-lab" target="_blank" style="font-size: 12px;"><br />Tuna Ofis &uuml;r&uuml;nlerinin kullanıldığı &Ouml;zyeğin &Uuml;niversitesi ES-LAB</a></span></p> <p><span>Erginoğlu s&ouml;yleşinin başında ofislerini olduk&ccedil;a gen&ccedil; yaşta, Ali Sami Yen Stadyumu'nun yakınında bir mekanda kurduklarını ve daha sonra yaptıkları işlerin bug&uuml;nlere geldiğini s&ouml;yledi. &Ccedil;obanoğlu'nun iki ortağın arasında nasıl bir iş b&ouml;l&uuml;m&uuml; olduğunu sorması &uuml;zerine:</span></p> <blockquote> <p><span>B&uuml;t&uuml;n projelerin tasarım kısmında yer almaya &ccedil;alışıyoruz. Başta olan beraberlik daha sonra yol ayrımına geliyor. Bazı projeler benim, bazı projeler Hasan'ın &uuml;zerine kalıyor.</span></p> </blockquote> <p><a href="http://www.arkitera.com/proje/3875/new-power-station" target="_blank"><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/tuna-ofis-sohbetleri/erginoglu-calislar-mimarlik/erginoglu_calislar02.jpg.jpeg" /><br />Ağa Han Mimarlık &Ouml;d&uuml;lleri'ne aday olan Power Station Bak&uuml;</a></p> <p><iframe src="https://www.youtube.com/embed/_AMwr6CHUR8" width="730" height="540" frameborder="0"></iframe></p> <h3></h3> <h3>"Hasan-Kerem Mutlaka Her İşle İlgilenir"</h3> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/tuna-ofis-sohbetleri/erginoglu-calislar-mimarlik/erginoglu_calislar03.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi">Amburan Plajı</span></p> <p>Ofis i&ccedil;erisindeki yapılanmayla ilgili olarak da</p> <blockquote> <p>Her işe birimizden birisi mutlaka bakar. Proje y&ouml;neticisi, daha tecr&uuml;beli ve daha gen&ccedil; arkadaşlarımız var. Herkes kendi boyutlarına g&ouml;re projeye katılır, sorumluluk alır.&nbsp;</p> </blockquote> <h3><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/tuna-ofis-sohbetleri/erginoglu-calislar-mimarlik/keremerginoglueskiz.jpg.jpeg" border="0" /></h3> <h3><br />"&Ccedil;alıştığınız Yerde Mutlu ve Yaptığınız İşi Seviyor Olmanız"</h3> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/tuna-ofis-sohbetleri/erginoglu-calislar-mimarlik/212-dolap.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi">Piergiorgio Polloni &amp; Stefano Gabriel tasarımı 212 İstanbul</span></p> <p>Cemal &Ccedil;obanoğlu'nun Mehmet Arda'ya istikrarlı &ccedil;alışan ve firma ilişkinin Tuna Ofis ve Ev Mobilyaları'nda nasıl olduğunu sorması &uuml;zerine:</p> <blockquote> <p>&Ccedil;alıştığın yerde mutlu olmanın anahtarının istikrar olduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum.</p> <p>Tuna'da 21. senem, genel m&uuml;d&uuml;rl&uuml;ğ&uuml;n&uuml; yaptığım Tuna Girsberger bir ortaklık ve ortada tam bir denge s&ouml;z konusu. Bu dengeyi y&ouml;netmek kolay değil. Hem ortaklar hem de profesyonel bir &ccedil;alışan olarak benim aramda "ama&ccedil; devamlılığı" olduğu s&uuml;rece bu iş y&uuml;r&uuml;yor.</p> </blockquote> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/tuna-ofis-sohbetleri/erginoglu-calislar-mimarlik/Trilax.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi">Trilax</span></p> <p><span class="fotograf-yazi"><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/tuna-ofis-sohbetleri/erginoglu-calislar-mimarlik/tunaofis.jpg.jpeg" border="0" /></span></p> <p><span class="fotograf-yazi">Tuna Ofis'in Altunizade'deki genel merkezi</span></p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/tuna-ofis-sohbetleri/erginoglu-calislar-mimarlik/tunaofis02.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span style="font-size: 12px;">Tuna Ofis'in Altunizade'deki genel merkezi</span></p> <h3>S&ouml;yleşinin tamamını aşağıdaki videodan izleyebilirsiniz:</h3> <p><iframe src="https://www.youtube.com/embed/dkS0sXJPc14" width="730" height="540" frameborder="0"></iframe></p> <p><strong>Tuna Ofis:</strong> http://www.tunaofis.com/</p> <p><strong>Erginoğlu &amp; &Ccedil;alışlar Mimarlık</strong>:&nbsp;http://www.ecarch.com</p> Thu, 19 Jul 2018 11:45:00 +03 “Artık Fiziksel Dünya Dijital Alandan Ayrı Algılanmıyor” http://www.arkitera.com/soylesi/index/detay/artik-fiziksel-dunya-dijital-alandan-ayri-algilanmiyor/1037 Ekin Sıla Şahin <img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/soylesi02/achim-menges-635367939/achim-menges-1.jpg.jpeg" width="640" /><br/><br><br><br>Stuttgart Üniversitesi'ndeki Hesaplamalı Tasarım Enstitüsü’nün kurucusu Achim Menges ile tasarım ve teknoloji üzerine konuştuk.<br><br><p><span class="fotograf-yazi">Fotoğraf: The European Graduate School</span></p> <p><span><a href="http://www.achimmenges.net/">Achim Menges</a>, AA School of Architecture&rsquo;dan mezun olduktan sonra Harvard, Delft ve Tokyo gibi d&uuml;nyanın farklı yerlerindeki &ouml;nemli &uuml;niversitelerde profes&ouml;rl&uuml;k yapmaya devam etti. &Ccedil;alışmaları temel olarak morfogenetik tasarım hesaplamaları, biyobenzetim m&uuml;hendisliği (biomimetic engineering) ve bilgisayar destekli &uuml;retimin ara kesitine odaklanıyor. Alanında d&uuml;nyanın en tanınmış isimlerinden olan Menges, bu yıl ger&ccedil;ekleştirilen Yapı Fuarı - Turkeybuild İstanbul&rsquo;da da konuşmacı olarak yer aldı. Etkinliğe katılımının ardından onunla disiplinler arası &ccedil;alışma, biyolojik tasarım ve dijital teknolojiler &uuml;zerine kısa bir s&ouml;yleşi ger&ccedil;ekleştirdik.</span></p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/achim-menges-635367939/achim-menges-3.jpg.jpeg" /><br /><span style="font-size: 12px;"><a href="http://www.arkitera.com/haber/27027/bocek-kanadini-taklit-eden-ust-ortu">Elytra Filament Pavillon</a>, V&amp;A Museum,&nbsp;</span><span style="font-size: 12px;">Londra;&nbsp;</span><span style="font-size: 12px;">&nbsp;Fotoğraf: NAARO</span></p> <p><b>Olduk&ccedil;a yenilik&ccedil;i bir takımla birlikte &ccedil;alışıyorsunuz. Mimarın bir takım lideri olması yeni bir konsept değil ama sizin takımınızın &ouml;nemli bir &ouml;zelliği var: farklı bir&ccedil;ok disiplini de b&uuml;nyesinde barındırması. Bize biraz ICD&rsquo;deki takımınızdan ve mimarlığa ek olarak başka hangi disiplinlerin de araştırmalarınıza katkı sağladığından bahseder misiniz?&nbsp;<br /><br /></b><strong>Achim Menges:</strong> Institute for Computational Design and Constructions (Hesaplamalı Tasarım ve Yapı Enstit&uuml;s&uuml;)&rsquo;taki araştırma takımı mimari tasarım ve bilgisayar programlamacılığı hakkında bilgili mimarlar, tasarımcılar ve bilgisayar bilimcilerinden oluşuyor. &nbsp;Enstit&uuml;n&uuml;n &ouml;tesinde, yapı m&uuml;hendisleri, mekanik m&uuml;hendisleri, sistem m&uuml;hendisleri, bilgisayar bilimcileri, robotik m&uuml;hendisleri, materyal m&uuml;hendisleri, biyologlar ve daha pek &ccedil;ok disiplinden kişi ile birlikte &ccedil;alışıyoruz.</p> <div data-wd-pending=""><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/achim-menges-635367939/achim-menges-3-1.jpg.jpeg" /></div> <div data-wd-pending=""><span class="fotograf-yazi">HygroScope: Meterosensitive Morphology, Centre Pombidou, Paris, Steffen Reichert ile birlikte</span></div> <div data-wd-pending=""><span class="fotograf-yazi"><br /></span></div> <div data-wd-pending=""><b>R&ouml;nesans&rsquo;tan beri en &ccedil;ok konuşulan temalardan olan &ldquo;tasarım ile yapım arasındaki ayrım&rdquo;a değiniyorsunuz ve siz daha ziyade birbirinden ayrılmaz bir s&uuml;re&ccedil; &ouml;neriyorsunuz. Ayrı g&ouml;r&uuml;nen bu iki fazın b&uuml;t&uuml;nleşmesi i&ccedil;in mimarideki hesaplamalı ve teknolojik entegrasyon şart mı?</b></div> <div data-wd-pending=""></div> <div data-wd-pending="">Hayır. Dijital teknolojiler, hesaplamalı entegrasyon (computational integration) yoluyla tasarım ve yapım arasındaki ayrımın &uuml;stesinden gelmemizi olanaklı kılıyor. Bu yolla artık fiziksel d&uuml;nya, dijital alandan ayrı algılanmıyor. Aksine hesaplama, materyal d&uuml;nyasının keskin bir aray&uuml;z&uuml; haline geliyor. Bu yolla daha &ouml;nce dışarıdan, sezgiden ya da anlayıştan &ccedil;ok uzakta tutulan tasarım y&ouml;n&uuml;n&uuml;n b&uuml;t&uuml;nleştirilmesine olanak sağlanıyor.<br /><br /></div> <div data-wd-pending=""></div> <div data-wd-pending=""></div> <div data-wd-pending=""></div> <div data-wd-pending=""> <div data-wd-pending=""><b>Verdiğiniz derslerden birinde &ldquo;Mimarlıktaki teknolojiyi mekanik olarak bilgilendirilmişten, biyolojik olarak bilgilendirilmiş tasarım paradigmasına ge&ccedil;erek yeniden konumlandırmalıyız.&rdquo; diyorsunuz. Biyolojik olarak bilgilendirilmiş tasarım paradigması neden daha umut verici?<br /></b>Form &uuml;retimi ile formun materyalleştirilmesi arasında olan en y&uuml;ksek d&uuml;zeydeki b&uuml;t&uuml;nleştirme &ouml;rneği biyoloji. Malzemeler, yapı ve &ccedil;evre doğanın yaşayan formlarında &ouml;z&uuml; itibariyle ve birbirinden ayrılmaz bir şekilde her zaman ilişki halinde.<br /><br /></div> </div> <div data-wd-pending=""></div> <div data-wd-pending=""><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/achim-menges-635367939/achim-menges-4.jpg.jpeg" /></div> <div data-wd-pending=""><span class="fotograf-yazi"><a target="_blank" href="http://www.arkitera.com/haber/26963/deniz-kabugumsu-ahsap-pavyon">ICD/ITKE Research Pavillion 2015-16</a>, Stuttgart; Fotoğraf: Roland Halbe</span></div> <div data-wd-pending=""><span class="fotograf-yazi"><br /></span></div> <div data-wd-pending=""></div> <div data-wd-pending=""><b>&ldquo;Tuğla dizen robotlar&rdquo;ı yenilik&ccedil;i bulmadığınızı biliyorum. Sizce mimarlık st&uuml;dyoları daha &ccedil;ok teknolojik araştırma laboratuvarına sahip olmalı, daha farklı doğa bilimlerini b&uuml;nyesine dahil etmeli ve yapı end&uuml;strisinde daha &ccedil;ığır a&ccedil;ıcı bir rol oynamalı mı?<br /></b>Aslında dijital teknolojilerin mimarlık ve inşaat alanındaki ger&ccedil;ek potansiyelini keşfetmek ve bu potansiyelden faydalanmak i&ccedil;in mevcut olanın otomasyonundan &ouml;teye ge&ccedil;memiz gerekiyor, &ouml;zellikle &ouml;n-dijital yapım s&uuml;re&ccedil;lerinin ve sistemlerinin. Dijital teknolojilerin alanımızdaki &ouml;zg&uuml;n olanaklarını a&ccedil;ığa &ccedil;ıkarmak amacıyla hesaplama y&ouml;ntemleri, robotik s&uuml;re&ccedil;ler ve yapı sistemleri arasında eş zamanlı olarak yenilik yapmaya &ccedil;alışıyoruz.<br /><br /><b>Şu anda takımınızın &uuml;zerinde &ccedil;alıştığı proje nedir?</b></div> <div data-wd-pending=""> <p>Almanya'daki Bundesgartenschau 2019'da iki pavyonda sergilenecek olan yeni ahşap mimari ve kompozit yapılar &uuml;zerine yaptığımız araştırmanın bir sonraki adımı &uuml;zerine &ccedil;alışıyoruz.</p> <p><span>Bahsettiği projeyle ilgili daha detaylı bilgiye&nbsp;<a href="http://icd.uni-stuttgart.de/?p=22311">link &uuml;zerinden</a>&nbsp;ulaşabilirsiniz.<o:p></o:p></span></p> <p><span>Ek olarak, Londra'da bir m&uuml;ze i&ccedil;in Sttutgart &Uuml;niversitesi'nde tasarladıkları karbon fiber pavyonu tasarımcının kendi ağzından dinleyebilirsiniz;<o:p></o:p></span></p> <iframe src="https://www.youtube.com/embed/IMH6uGAYDps" width="730" height="400" frameborder="0"> </iframe> <p><span class="fotograf-yazi"><br />Edit&ouml;r&uuml;n notu: S&ouml;yleşi i&ccedil;eriği Ekin Sıla Şahin ve Burcu Bilgi&ccedil; tarafından hazırlanmıştır.</span></p> </div> Thu, 12 Jul 2018 15:16:00 +03 "Konut ya da Ofis Olarak Ayırmıyoruz, Asıl Değişken Kullanıcı ve Mekanlar" http://www.arkitera.com/soylesi/index/detay/tasarim-cok-insani-bir-sey-yapay-zekaya-bir-yere-kadar-ogretilebilir/1034 Emine Merdim Yılmaz <img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/soylesi02/tuna-ofis-sohbetleri/gonye-tasarim/gonyetasarim_tunaofis.jpg.jpeg" width="640" /><br/><br><br><br>Tuna ile Ofis Sohbetleri'nin yeni konukları Gönye Tasarım'dan Gönül Ardal ve Yelin Evcen.<br><br><p>Cemal &Ccedil;obanoğlu'nun moderat&ouml;rl&uuml;ğ&uuml;n&uuml; yaptığı s&ouml;yleşi serisinin ikincisine G&ouml;nye Tasarım'dan G&ouml;n&uuml;l Ardal ve Yelin Evcen; Tuna Ofis'ten Hatice Eng&uuml;r ve G&uuml;nce Tuna Sancar konuk oldu. S&ouml;yleşide g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde i&ccedil; i&ccedil;e ge&ccedil;en fonksiyonlar, değişen yaşam ve &ccedil;alışma alışkanlıkları, sosyal medyanın kişiler ve kurumlar &uuml;zerindeki etkisi ve end&uuml;stri 4.0 ile hayatımızda nelerin değişeceğine dair pek &ccedil;ok konu konuşuldu.</p> <h3>2010 yılında İsimlerinin İlk Hecelerinden Oluşan G&Ouml;NYE Tasarım'ı Kurdular</h3> <p><iframe src="https://www.youtube.com/embed/wIZ5XS1_Gjw" width="730" height="540" frameborder="0"></iframe></p> <p>&Ccedil;obanoğlu'nun ilk olarak G&ouml;nye Tasarım'ın nasıl kurulduğunu sorması &uuml;zerine G&ouml;n&uuml;l Ardal, bir inşaat firmasına ait 7 adet &ouml;rnek dairenin yapılması işi i&ccedil;in Yelin Evcen ile bir araya geldiklerini, bu projeyi başarıyla tamamladıktan sonra bu &ccedil;alışmanın diğer işleri i&ccedil;in referans oluşturduğunu s&ouml;yledi. İlk projelerinin &ouml;rnek daire olmasının devamında benzer projeleri getirdiğini, bir yandan &ouml;zel projeler ve uygulama yaptıklarını da ekledi.</p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/tuna-ofis-sohbetleri/gonye-tasarim/gonye02.jpg.jpeg" /><br /><span class="fotograf-yazi">Nidapark Seyrantepe</span></p> <p>Cemal &Ccedil;obanoğlu'nun g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde ne t&uuml;r projeler yaptıklarını sorması &uuml;zerine, Yelin Evcen yaptıkları işlerin markalı konut projelerinin satış ofisi ve &ouml;rnek daireleri ile t&uuml;m daire tiplerinin yerleşim &ccedil;&ouml;z&uuml;mlerini, uygulama projelerini, lobilerini ve kat koridorlarını, sosyal tesislerini kapsadığını belirtti. Bunun dışında ofis projeleri de yaptıklarını belirtti.</p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/tuna-ofis-sohbetleri/gonye-tasarim/gonye03.jpg.jpeg" /><br /><span class="fotograf-yazi">Yedi Mavi</span></p> <p>Ofis tasarlamak ile konut tasarlamak arasındaki farklar ve benzerlikler sorusu &uuml;zerine G&ouml;n&uuml;l Ardal, konut ya da ofis diye ayırmadıklarını asıl değişkenin kullanıcı ve mekanlar olduğunu s&ouml;yledi.</p> <p><img style="border: 0px;" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/tuna-ofis-sohbetleri/gonye-tasarim/gonye05.jpg.jpeg" /><br /><span class="fotograf-yazi">38. Cadde</span></p> <h3>"Fonksiyonlar İ&ccedil; İ&ccedil;e Ge&ccedil;ti"</h3> <p>Yelin Evcen, ofislerin de artık ev rahatlığında tasarlandığını, bu benzerliğin otellerde de olduğunu dile getirdi.</p> <p>Evcen'in "fonksiyonların i&ccedil; i&ccedil;e ge&ccedil;miş olması" yorumu &uuml;zerine &Ccedil;obanoğlu, bu konuda Tuna Ofis'in &ccedil;alışmalarını sordu. Tuna Ofis Satış Direkt&ouml;r&uuml; Hatice Eng&uuml;r, ofis mobilyası ve ev mobilyasının giderek birbirine benzediğini ve kurum olarak "home office" mobilyası &uuml;rettiklerini dile getirdi.</p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/tuna-ofis-sohbetleri/gonye-tasarim/tunaofis01.jpg.jpeg" /><br /><span class="fotograf-yazi">Sade</span></p> <p><span class="fotograf-yazi"><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/tuna-ofis-sohbetleri/gonye-tasarim/tunaofis02.jpg.jpeg" /><br />Nar</span></p> <p><span class="fotograf-yazi"><img style="border: 0px;" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/tuna-ofis-sohbetleri/gonye-tasarim/tunaofis03.jpg.jpeg" /><br /><span>BEN</span></span></p> <h3>S&ouml;yleşinin tamamını aşağıdaki videodan izleyebilirsiniz:</h3> <p><iframe src="https://www.youtube.com/embed/geD3kMJPzx8" width="730" height="540" frameborder="0"></iframe></p> <p><strong>Tuna Ofis:</strong> <a href="http://www.tunaofis.com/" target="_blank">http://www.tunaofis.com/</a></p> <p><strong>G&ouml;nye Tasarım: </strong><a href="http://www.gonyetasarim.com" target="_blank">http://www.gonyetasarim.com</a></p> Thu, 05 Jul 2018 12:33:33 +03 "Bir Yapıyı Doğadan Bağımsız Düşünmek, Tasarlamak ve Yaratmak Teknik Olarak İmkânsız" http://www.arkitera.com/soylesi/index/detay/bir-yapiyi-dogadan-bagimsiz-dusunmek-tasarlamak-ve-yaratmak-teknik-olarak-imkansiz/1033 Heval Zeliha Yuksel <img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/soylesi02/manset_melike_altınışık.jpg.jpeg" width="615" /><br/><br><br><br>"Europe 40 under 40" ödülünün bu seneki sahiplerinden, Çamlıca TV ve Radyo Kulesi'nin mimarı Melike Altınışık ile mimarlığına ve üzerinde çalıştığı projelere dair konuştuk.<br><br><p>Melike Altınışık ismi ile son yıllarda mimarlık ve tasarım d&uuml;nyasında &ccedil;ok sık karşılaşıyoruz. Bu karşılaşmalar tesad&uuml;f değiller. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; kendisi İstanbul'un belki de t&uuml;m manaları ile en ikonik yapılarından birinin tasarımcısı. &Ccedil;amlıca TV ve Radyo Kulesi. Yapımına 2011 yılında yapılan bir yarışma ile karar verilen, 2019 yılında tamamlanması planlanan kule, 369 metre. Ve deniz seviyesinden 400 metre y&uuml;ksekte bir seyir terasına sahip. Hem yarışma s&uuml;reci, hem sonraki yapım s&uuml;reci, hem de cephesi ile hep g&uuml;ndemde oldu kule ve b&uuml;y&uuml;k merak uyandırdı. Kamuya ait bir mekanın paydaşlarından olması, T&uuml;rkiye'de evvelde yapılmayan yeni teknolojiler barındırması, farklı disiplinleri bir araya getirmesi, mimarisinin yanı sıra işlevi de &ouml;nemli kulenin. Mimari proje m&uuml;ellifi olan Melike Altınışık Mimarlık (MAA) b&uuml;nyesinde y&uuml;r&uuml;t&uuml;l&uuml;yor s&uuml;re&ccedil;. Bu bağlamda hem kuleyi hem de mimarlığı ve tasarımı konuşmak &uuml;zere Melike Altınışık ile buluştuk. Tasarım ve mimarlık alanına yenilik&ccedil;i, yaratıcı ve gelecekte tasarımı y&ouml;nlendirebilecek bir ruha sahip 40 yaşın altındaki gen&ccedil; mimar ve tasarımcılara verilen <a target="_blank" href="http://www.arkitera.com/haber/30107/40-under-40de-turkiyeden-iki-isim-">"Europe 40 under 40" &ouml;d&uuml;l&uuml;n&uuml;n bu seneki sahiplerinden olmasını</a>, yedi yıllık Zaha Hadid Ofis tecr&uuml;besini, Avrupa'da okumuş, &ccedil;alışmış ve yaşamış olmanın kendisine kattıklarını, doğadan nasıl ilham aldığını ve nasıl bir mimarlık pratiği izlediğini konuştuk...</p> <p><b>Heval Zeliha Y&uuml;ksel: Okuyucularımızın sizi tanıması i&ccedil;in bize biraz kendi hikayeniz, Melike Altınışık Mimarlık&rsquo;ın kuruluşu ve projelerinizden bahseder misiniz?&nbsp;&nbsp;</b>&nbsp;</p> <p><strong>Melike Altınışık: </strong>Hayatımı ve kariyerimi değiştiren &ldquo;d&ouml;rt kapı&rdquo;nın hikayesi bu aslında. Her mimari yapının kapısı, o yapıyla kurduğunuz mekansal ilişkiye dair &ccedil;oklu anlam taşır. Sebebi doğal: Kapılar, sadece mekanlar arası dış-i&ccedil; mekan ilişkisinden &ouml;te bir rol &uuml;stlenirler, i&ccedil;lerinde bulunan insanlar ile b&uuml;t&uuml;nleşip, zihinler arasında ki ge&ccedil;itleri de temsil ederler. Kimi ge&ccedil;itler, aynı zamanda zihninizde varlığından bile haberdar olmadığınız kapıları a&ccedil;ar. Bakışınızı, vizyonunuzu değiştirirler. Benim hikayemde yer alan kapılar da sırasıyla İT&Uuml; Mimarlık Fak&uuml;ltesi, Londra&rsquo;daki Architectural Association DRL, Zaha Hadid&rsquo;in Londra&rsquo;daki ofisi ve Harbiye&rsquo;deki MAA&rsquo;nın bulunduğu o eski İstanbul binası&hellip; G&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;mde ve ilk adımımı attığımda t&uuml;m bu binaların kapılarının a&ccedil;ıldıkları mek&acirc;n ve zihinlerdeki yolculukların bende uyandırdığı his, t&uuml;m kariyerimin &ouml;zetidir bir anlamda.&nbsp;</p> <p>Aileme s&uuml;rekli gelecekte yaşayacakları evi resmeden bir &ccedil;ocuktum. &ldquo;Bir g&uuml;n mimar olacağım&rdquo; c&uuml;mlesi k&uuml;&ccedil;&uuml;k yaşlardan beri bilincimde kazılıydı. Bu y&uuml;zden ne İstanbul Teknik &Uuml;niversitesi lisans eğitimini birincilikle tamamlamam ne de mimari y&uuml;ksek lisans eğitimini Londra&rsquo;da bir Tasarım Araştırma Laboratuarı olan Architectural Association DRL&rsquo;de yapmam tesad&uuml;f duruyor. Eğitim sonrası hayatımı yine &ldquo;o c&uuml;mle&rdquo; şekillendirdi. Londra&rsquo;da uluslararası profesyonel platformda ZHA ile ge&ccedil;en yaklaşık 7 yıllık s&uuml;re&ccedil;te, master-plan, y&uuml;ksek yapılar; konferans merkezi, m&uuml;ze gibi k&uuml;lt&uuml;rel yapı tasarımlarından &ouml;zel &uuml;retim mobilya tasarımlarına, farklı &ouml;l&ccedil;eklerde, geniş bir yelpazede bir tecr&uuml;be kazandım. 2013&rsquo;te Istanbul'a d&ouml;n&uuml;p t&uuml;m bu birikimi ve tecr&uuml;beyi Melike Altınışık Architects (MAA) &ccedil;atısı altında g&uuml;&ccedil;l&uuml; ve dinamik bir mimari tasarım ekibiyle birlikte kullanmaya karar verdim.&nbsp;</p> <p>&Ccedil;eşitli ulusal, uluslararası ve davetli mimari proje yarışmalarında, sergilerde ve yayınlarda yer alma fırsatımız olduğu gibi tasarımlarımız FEIDAD Tasarım &Ouml;d&uuml;l&uuml; (Far Eastern International Digital Architecture Design Award) ve İsvi&ccedil;re Sanat &Ouml;d&uuml;l&uuml; (Swiss Arts Award) gibi bir&ccedil;ok prestijli &ouml;d&uuml;l aldı.&nbsp; Bana da, bu yıl &lsquo;European Centre for Architecture Art Design and Urban Studies &lsquo;tarafından her iki senede bir d&uuml;zenlenen, tasarım ve mimarlık alanına yenilik&ccedil;i, yaratıcı ve gelecekte tasarımı y&ouml;nlendirebilecek bir ruha sahip 40 yaşın altındaki gen&ccedil; mimar ve tasarımcılara verilen "<a target="_blank" href="http://www.europeanarch.eu/40under40/2017/winners.html">Europe 40 under 40</a>" &ouml;d&uuml;l&uuml;n&uuml; getirdi.</p> <p>MAA&rsquo;da tasarım &ouml;l&ccedil;eği ne olursa olsun, g&uuml;n&uuml;m&uuml;z yenilik&ccedil;i tasarım yaklaşımları &uuml;zerinde derinlikli &ccedil;alışmalar yaparak yeni tecr&uuml;beler yaratan mekanlar tasarlıyoruz. Son işlerimiz arasında İstanbul&rsquo;da &Ccedil;amlıca Korularına yayılmış anten kulelerinin tek yapıda birleşerek, &ccedil;ağdaş iletişim sistemlerinin 369 metre y&uuml;ksekliğinde hayat bulacağı &Ccedil;amlıca TV ve Radyo Kulesi gibi &ouml;zel bir projede var.</p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/CAMLICATVTOWER_1.jpg.jpeg" /></p> <p><b>Zaha Hadid&rsquo;in ofisinde altı yılı aşkın s&uuml;re ge&ccedil;irmeniz eminim &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k tecr&uuml;beler katmıştır size. Bize biraz bu tecr&uuml;belerinizi de anlatır mısınız? Belki gen&ccedil; okuyucularımız i&ccedil;in bir kapı aralamış oluruz&hellip;</b><b>&nbsp;</b></p> <p>Architectural Association&rsquo;ın tasarım araştırmaları laboratuvarında &ouml;zellikle ileri d&uuml;zeydeki bilgisayar ile hesaplama konusundaki t&uuml;m araştırmalarımı, ZHA sayesinde uluslararası platformda uygulama ger&ccedil;ekleştirme şansım oldu.</p> <p>ZHA, s&uuml;rekli gelişim ve değişim i&ccedil;erisinde olan, 2006 yılında 80-90 kişi iken ge&ccedil;en yıllar i&ccedil;erisinde 350-400 kişiye b&uuml;y&uuml;yen, d&uuml;nyanın her yerinden mimarların bir araya geldiği bu ortamda, bilgi akışının merkezinde olmak benim i&ccedil;in vazge&ccedil;mesi zor bir okul gibiydi.&nbsp;</p> <p>ZHA&rsquo;da &ccedil;alışırken d&uuml;nyanın değişik yerlerindeki, farklı &ouml;l&ccedil;ek ve tipolojideki projeleri &Ccedil;in&rsquo;den Dubai&rsquo;ye ABD&rsquo;den Avrupa&rsquo;ya farklı coğrafyalarda d&uuml;nyanın &ccedil;eşitli yerlerinden mimar ve m&uuml;hendislerle birlikte yaratma imk&acirc;nı buluyorsunuz. Uluslararası bağlamda m&uuml;hendislerle kurulan bu ilişkiler zinciri sayesinde, projelerin mimari tasarım dilinin gerektirdiği geometrik zorlukları aşmak i&ccedil;in s&uuml;rekli teknolojilerin, &uuml;reticilerin ve hatta m&uuml;şterilerin sınırları zorlanan bir gelişim ortamı ortaya &ccedil;ıkıyor. Ofis i&ccedil;i proje bazlı ya da genel olarak d&uuml;zenlenen seminerler ile bunlar destekleniyor. Her şeyin odağında ise &lsquo;iyi&rsquo; iş &uuml;retmek var. Bu anlayışın yansımalarının MAA&rsquo;da bir ekol olarak s&uuml;rd&uuml;r&uuml;lmesine &ouml;zen g&ouml;steriyoruz.</p> <p><b>MAA olarak genellikle ne t&uuml;r projelerde yer alıyorsunuz? Projeler size nasıl ulaşıyor?</b><b>&nbsp;</b></p> <p>Aslında, her yeni mimari projemizin amacı, insanların şu ana kadar tecr&uuml;be ettiklerine ek olarak yeni bir deneyim kazanacakları, &ccedil;ağı yakalamış tasarım karakterlerini i&ccedil;inde barındıran &ouml;zg&uuml;n mekanlar tasarlamak. Bulunduğu yer ile sağlam ilişkiler kurarak, ışığı, doğayı ve mekansal boşlukları kullanarak s&uuml;rpriz karşılaşmalar yaratmak. B&ouml;ylece insanların bakış a&ccedil;ısını değiştirmek, farklı bakmasını ve d&uuml;ş&uuml;nmesini sağlamak. Ancak bu şekilde gelişimin yolunu a&ccedil;abilir, ger&ccedil;ek bir ilerleme sağlayabiliriz. Binanın bir kullanım alanına d&ouml;n&uuml;şmesi, diyalog kurması, keşif i&ccedil;ermesi, davetkar durması son derece m&uuml;him.</p> <p>&Ouml;l&ccedil;eğinden bağımsız &nbsp;bir masterplan tasarımından tutun bir k&uuml;lt&uuml;r merkezi veya kule tasarımına hatta bir masa tasarımına kadar &ccedil;eşitli projelerde yer alıyoruz. Projelerin konsept tasarımından uygulamasına kadar t&uuml;m aşamalarda en ince ayrıntısına kadar tasarlamak istiyorsanız, &ouml;ncelik ile sizin ile aynı g&ouml;r&uuml;ş a&ccedil;ısında olabilecek, kent i&ccedil;in olsun, kullanıcı i&ccedil;in olsun yaratılan mekanların tasarımında ve kurgusunda sizin ile aynı kaygıları paylaşabilecek bir işveren ile &ccedil;alışma imkanınız olması &ouml;nem taşıyor. MAA&rsquo;da bazen bir proje direk işveren tarafından gelirken bazen de yarışmalar aracılığı ile projelerin konseptleri hayat buluyor<i>. </i></p> <p><b>Tasarım aşamalarındaki yaklaşım farklarını T&uuml;rkiye&rsquo;de iş yapmaya başladıktan sonra g&ouml;zlemleyebildiniz mi? &Ccedil;oğu mimarlık b&uuml;rosunun yurt dışında ofis kurma eğiliminde olduğu g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde; bize biraz iş yapım y&ouml;ntemleri bağlamında T&uuml;rkiye-Avrupa kıyaslaması yapabilir misiniz?</b><i>&nbsp;</i></p> <p>Ge&ccedil;tiğimiz son 15 yıl i&ccedil;erisinde T&uuml;rkiye&rsquo;de tasarım ve mimarlık ortamında b&uuml;y&uuml;k gelişmeler sağlandı. &Ccedil;ok tartışmalı bir konu olmasına rağmen bu ilerlemede, mimarlara projelerini ger&ccedil;ekleştirme imk&acirc;nı sunan ve hızla gelişen inşaat sekt&ouml;r&uuml;n&uuml;n ve yatırım imkanlarının g&uuml;c&uuml; yadsınamaz. Son d&ouml;nem T&uuml;rkiye&rsquo;de yapılan projelere baktığımızda &lsquo;mevcut&rsquo; tasarım ve &uuml;retim tekniklerinin en iyi şekilde kullanıldığını g&ouml;rebiliyoruz. &lsquo;Mevcut&rsquo; diyorum &ccedil;&uuml;nk&uuml; uluslararası bağlamda yeni bir kuram, yeni bir mimari bakış a&ccedil;ısı veya yeni bir &uuml;retim metodu ortaya koyan bir yaklaşım i&ccedil;eren projeler ile pek karşılaşamıyoruz. Aslında bu konuya eğitim, işveren ve olanaklar gibi birka&ccedil; a&ccedil;ıdan bakmak daha doğru olur.</p> <p>Ancak T&uuml;rkiye&rsquo;de ister &ouml;zel sekt&ouml;r olsun ister kamu olsun, herkesin bir acelesi var. Projeler uluslararası standartlarda olmasına rağmen, işveren a&ccedil;ısından &uuml;retim hızının &ouml;nem taşıdığı bu i&ccedil;inde bulunduğumuz d&ouml;nemde, projeler hala eski alışıla gelmiş tekniklerle inşa edilmeye &ccedil;alışılıyor. Bu y&uuml;zden mimarlara şartları zorlayıcı koşullar yaratma imk&acirc;nı pek kalmıyor.</p> <p>MAA sahip olduğu global tecr&uuml;beyle projelerin uluslararası standartlarda olmalarına ve t&uuml;m kompleks yapılarına rağmen lokalde yaşanan zorlukların &uuml;stesinden geliyor. Bu bağlamda tasarım s&uuml;recinde teknolojiyle&nbsp; kurduğu g&uuml;&ccedil;l&uuml; bağın etkisi &ccedil;ok. Gelişim ve araştırmaya verdiği &ouml;nemin bileşkesinde &uuml;rettiği &ouml;zg&uuml;n &ccedil;&ouml;z&uuml;mler de bunu destekliyor. B&ouml;ylece deneyimlere olanak sağlayan mekanların hayat bulmasını sağlayabiliyor.</p> <p>Mevcut alışılmış sisteme karşın sarf edilen her emek size mimarlıkta &ccedil;ok değerli tecr&uuml;beler zinciri olarak geri d&ouml;n&uuml;ş yapıyor.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/CAMLICATVTOWER_2.jpg.jpeg" border="0" /></p> <p><b>Proje g&ouml;rsellerinizi incelediğimde belli bir &ccedil;izginiz olduğu g&ouml;r&uuml;l&uuml;yor. Her defasında bir yenilik ortaya koyabilmek g&uuml;&ccedil; olsa gerek. Bu konuda neler s&ouml;ylemek istersiniz?</b>&nbsp;</p> <p>Mek&acirc;n ve zaman ayrımı yapmaksızın mimarlık ve tasarım hayatımın her anını oluşturuyor. MAA b&uuml;nyesinde yer alan projeler de aslen uzun vadeli bir tasarım ajandasının bir par&ccedil;ası. Portf&ouml;y&uuml;m&uuml;ze dahil olan her yeni proje bir &ouml;ncekinin tasarım araştırmasını bıraktığı yerden geliştiriyor. Ortak tasarım dili ve kimlik de buradan geliyor.</p> <p>MAA&rsquo;dan &ccedil;ıkan her proje, &ccedil;izim ve fikir doğa olaylarıyla yakından ilişkili. Doğa, mimarlığın başlangıcı, d&uuml;nyanın baş mimarı; ondan &ouml;ğreneceklerimiz asla bitmez. Ne kadar usta bir mimar olduğunu anlatmak i&ccedil;in bir ağa&ccedil; d&uuml;ş&uuml;n&uuml;n: K&ouml;k&uuml;n&uuml;n olduğu yer ve bulunduğu toprakla ilişki, o ağaca kendi karakterini verir. Benim aklıma gelen ilk &ouml;rnek, Yemen&rsquo;in Socotra adasında karşımıza &ccedil;ıkan ortalama 500 yaşındaki &lsquo;Dragon Blood&rsquo; ağacı. Aslen ağacın kendi b&uuml;nyesinde barındırdığı t&uuml;m, yapısal ve str&uuml;kt&uuml;rel sistemsel &ouml;zellikler ile bir yandan zemin ile g&uuml;&ccedil;l&uuml; bir bağ kurabilmesi diğer taraftan ise başka canlılar i&ccedil;in bir yaşam merkezi oluşturabilmesi, C02 ve su ile beslenmesi, g&ouml;lge oluşturabilmesi, t&uuml;m sistemlerin bir harmoni &ccedil;evresinde birleşmesi ile b&uuml;t&uuml;nc&uuml;l bir ahenkteki ihtişamı ile asırlar boyunca karşımızda duruyor olabilmesi&hellip;.</p> <p>Bir yapıyı, binayı da doğadan bağımsız d&uuml;ş&uuml;nmek, tasarlamak ve yaratmak teknik olarak imk&acirc;nsız. Topografyayı doğru okumakla başlıyor hikayeler. Yer ne istiyor? Bunun cevabını biraz da doğadan &ouml;ğrendiklerimiz ve manzaradan g&ouml;rd&uuml;klerimiz şekillendiriyor. Asıl tasarım kurallarını, bu g&ouml;r&uuml;nmeyen g&uuml;&ccedil;ler oluşturuyor. Ancak bu &ouml;ğretileri metaforik bağlamda g&ouml;rsel bir y&uuml;zeysellikle yapmak yapılabilecek en b&uuml;y&uuml;k yanlış. İşin &ouml;z&uuml;nde sistemleri, matematiği ve analitik ilişkiler b&uuml;t&uuml;n&uuml;n&uuml; anlamalı. &Ccedil;oğu zaman bu durum tasarımlarımızda &lsquo;s&uuml;reklilik&rsquo; kavramı olarak da yer alabiliyor. &Ccedil;oğu zaman s&uuml;reklilik mekansal olur iken kimi zaman malzemenin s&uuml;rekliliğine veya formal s&uuml;rekliliğe d&ouml;n&uuml;şebiliyor.</p> <p>Yenilik gelişimden, gelişimse araştırmadan besleniyor. Bu s&uuml;re&ccedil;te bilginin paylaşılması &ouml;nemli. Profesyonel &ccedil;alışmalarımın yanı sıra akademik d&uuml;nyada gen&ccedil;ler ile bilgi birikimimi paylaşmak, onlar ile birlikte yeni mimari ve tasarım araştırmalarında yer almayı mesleki gelişim a&ccedil;ısından &ccedil;ok değerli buluyorum.</p> <p>Projelerin t&uuml;m tasarım s&uuml;re&ccedil;lerinde innovasyon i&ccedil;erikli bir bilgi paylaşım platformu yaratabilen, benim ile aynı g&ouml;r&uuml;ş a&ccedil;ısında olabilecek aynı kaygı ve hassasiyeti paylaşabilecek bir &lsquo;ekip&rsquo; ile birlikte olabilmek ve bu ortamı aktif kılmak MAA&rsquo;nın her seferinde yenilik&ccedil;i yaklaşım sergilemesi i&ccedil;in &ouml;nemli bir yapı taşı oluşturuyor.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/CAMLICATVTOWER_3.jpg.jpg.jpeg" border="0" /></p> <p><b>Son d&ouml;nemde basınla sizi en &ccedil;ok buluşturan, bizlerin bildiği en b&uuml;y&uuml;k projeniz: &Ccedil;amlıca TV ve Radyo Kulesi. Yarışma s&uuml;recinin sonunda bu projenin m&uuml;ellifi se&ccedil;ildiniz ve kamuya ait bir ikonik yapı tasarladınız. </b><b>Bize projenizin hikayesini anlatır mısınız? &Ouml;rneğin seyir terası hangi seviyede(kotta) olacak? Burası nasıl bir mek&acirc;n olacak? Proje bittiğinde kullanıcılar nasıl faydalanacaklar? Biraz bu kısmı da anlatabilir misiniz?</b><i>&nbsp;</i></p> <p>Doğal g&uuml;zelliklerin i&ccedil;inden dinamik ve organik bir form olarak y&uuml;kselen, futuristik bir karaktere sahip bir yapı bu. Tasarım s&uuml;recinin temelinde; bulunduğu yerle kurduğu g&uuml;&ccedil;l&uuml; ilişki yatıyor. Projenin tasarım hikayesi K&uuml;&ccedil;&uuml;k &Ccedil;amlıca Korusu&rsquo;nda var olan park y&uuml;r&uuml;y&uuml;ş yolunun, doğal zeminden ince bir &ccedil;izgiyle ayrılıp giriş k&uuml;tlesine bağlanarak &uuml;st &ouml;rt&uuml;de Adalar-Kadık&ouml;y manzarasına bakan seyir yoluna d&ouml;n&uuml;şmesiyle başlıyor.&nbsp;</p> <p>&Ccedil;amlıca TV ve Radyo Kulesi, aslında doğasının bir yansıması. Bulunduğu topografya, yapının formuna yansıtıldı. Kule tasarımının girdilerinin başında h&acirc;kim r&uuml;zgar y&ouml;n&uuml;, manzara odakları ve iletişim sistemlerinin ana taşıyıcı ile kurduğu g&uuml;&ccedil;l&uuml; bağ yer alıyor. Herhangi bir kent dokusundan bağımsız bir duruşu var. G&ouml;z&uuml;n pek alışık olmadığı, organik bir yapısı var. Aslen kendi i&ccedil;inde bir simetri aksı var. &Ouml;n&uuml;-arkası yok, simetrinin aksını kullanarak manzaraya g&ouml;re derforme olma durumu var. Asya&rsquo;ya bakan y&uuml;z&uuml; farklı, Avrupa&rsquo;ya d&ouml;n&uuml;k olan kısmı başka.</p> <p>Doğa ve manzara odaklı bir ser&uuml;ven sunuyor. Yapının bize sunduğu beş farklı manzara ser&uuml;veni var aslında. Giriş katında bile deniz seviyesinden 220 metre y&uuml;ksektesin. İstanbul, &Ccedil;amlıca Korularına yayılmış anten kulelerinin tek yapıda birleşerek, &ccedil;ağdaş iletişim sistemlerinin 369 metre y&uuml;ksekliğinde hayat bulacağı &Ccedil;amlıca TV ve Radyo Kulesinin giriş k&uuml;tlesi, halka a&ccedil;ık fuaye, kafe, sergi ve medyatek alanlarını i&ccedil;inde barındıracak. Kulenin iki yanında y&uuml;kselen &ldquo;Panorama Asans&ouml;rler&rdquo;, monolotik g&ouml;vdeyi hem besleyen hem de ikiye ayıran mimari elemanlardır. Ziyaret&ccedil;iler, panaroma asans&ouml;rleri ile 180 metre boyunca hem bir yanda tarihi yarımada diğer yanda Karadeniz kıyılarına uzanan dikey bir seyahat tecr&uuml;be edecek hem de İstanbul&rsquo;u deniz seviyesinden yaklaşık 400 metre y&uuml;kseklikte seyir ve restoran katlarından izleme imk&acirc;nı bulacak.</p> <p><b>Peki, yarışma s&uuml;reci sonunda bildiğimiz kadarıyla yetkili otoritelerce sizin projeniz yapılmaya değer g&ouml;r&uuml;ld&uuml;. Bu aşamada nasıl bir y&ouml;ntem izleyerek projeye başladınız? Gelen olumlu olumsuz tavsiye ve eleştirileri projeye yansıtma imkanınız oldu mu?</b>&nbsp;</p> <p>2011 yılında Londra&rsquo;da mimari &ccedil;alışmalarımı uluslararası platformda s&uuml;rd&uuml;r&uuml;rken o d&ouml;nemde İstanbul&rsquo;da yapılması planlanan &lsquo;&Ccedil;amlıca TV ve Anten Kulesi Projesi&rsquo; yarışması i&ccedil;in tasarladığım proje &ouml;d&uuml;le layık g&ouml;r&uuml;lm&uuml;şt&uuml;. İstanbul i&ccedil;in &ouml;nem taşıyan, 369m boyunca K&uuml;&ccedil;&uuml;k &Ccedil;amlıca tepesinde y&uuml;kselecek olacak olan bu projenin yapımına karar verildiğinde, s&ouml;z konusu &lsquo;uygulanabilirlik&rsquo; olunca tercihlerini bu projeden yana kullandılar. 2013 yılı sonlarında verilen yapım kararı ile projenin uluslararası standartlarda yapılması i&ccedil;in T&uuml;rk ve yabancı &ccedil;ok &ouml;nemli m&uuml;hendislerden oluşan ekipler ile birlikte uzun bir projelendirme s&uuml;reci yaşandı.</p> <p>Konsept tasarım aşamasında &ouml;n g&ouml;r&uuml;len&nbsp; yapım sistemlerinin bazı prensip kabulleri ilerleyen projelendirme safhalarında ger&ccedil;ekleşen r&uuml;zgar testleri ve zemin verileri doğrultusunda değişime uğramıştır. Gerek str&uuml;kt&uuml;rel a&ccedil;ıdan gerekse de ziyaret&ccedil;i ve kullanıcı konforlarını attırmaya y&ouml;nelik bir&ccedil;ok sayıda yapılan r&uuml;zgar t&uuml;neli testi ger&ccedil;ekleştirilmiştir. R&uuml;zgar t&uuml;nel testlerinin sonucunda elde edilen veriler projenin statik hesap ve tasarımının yapılmasından buzlanma ve kary&uuml;k&uuml; etkilerine, cephe kaplamarının yapısal tasarımından peyzaj bitkilendirilmesine kadar &ccedil;eşitli alanlarda kullanılmıştır.</p> <p>K&uuml;&ccedil;&uuml;k &Ccedil;amlıca TV-Radyo Kulesi projesinin yapı m&uuml;hendisi İrfan Balioğlu &ouml;nderliğinde, konsept proje aşamasındaki yapımı &ouml;n g&ouml;r&uuml;len kazık temel sistemi zemin koşullarının &ccedil;ok sert zemin tipi dolayısı ile yerine aynı g&ouml;revi g&ouml;recek şekilde 45m &ccedil;apında, toplamda 4 bodrum kat olmak &uuml;zere 21m derinliğe inen bir silindirik k&uuml;tle tasarlanmıştır. 203 m y&uuml;ksekliğindeki betonarme &ccedil;ekirdeği destekleyen 45 derece eşit aralıklar ile yerleştirilmiş 8 adet 13.5 y&uuml;ksekliğinde perde duvarlar-payanda taşıyıcı olarak tasarlanmıştır. Bu yapısal durum mimari a&ccedil;ıdan değerlendirilmiştir.</p> <p>Tepenin doğal dokusunun s&uuml;rekliliğinin sağlandığı, topoğrafya ile b&uuml;t&uuml;nleşik bir &uuml;st&ouml;rt&uuml; altında&nbsp; yer alacak şekilde podyumun i&ccedil;inde barındırdığı fonksiyonların ve ilgili kamusal alanların tasarlanmasında mimari a&ccedil;ıdan tanımlayıcı &ouml;nemli bir rol oynamıştır. İ&ccedil;inde bulunduğu korunun sunduğu doğal peyzajda yer alan kamusal alanlar ile&nbsp; birlikte kule i&ccedil;ine entegre edilen halka a&ccedil;ık fonksiyonlar sayesinde &ouml;nemli sosyo-k&uuml;lt&uuml;rel aktivitilerin ger&ccedil;ekleşmesine olanak sağlayacak, İstanbul&rsquo;un g&ouml;ky&uuml;z&uuml;ne taşındığı, değişik kotlarda birbirinden farklı&nbsp; İstanbul seyir tecr&uuml;beleri sunan bir yaşam &uuml;st&uuml;ne d&ouml;n&uuml;ş&uuml;m&uuml; mimari a&ccedil;ıdan tasarıma yansıtılmıştır.<i>&nbsp;</i></p> <p><i><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/CAMLICATVTOWER_BIM.jpg.jpeg" border="0" /><br /></i></p> <p><b>Anten kulesi tasarlamak &ccedil;ok spesifik bir konu. &Ccedil;ok paydaşı olan bir &ccedil;alışma y&uuml;r&uuml;t&uuml;ld&uuml;ğ&uuml; biliniyor. Hangi yabancı danışmanlar ile &ccedil;alıştınız? Bu anten kulesi projesinde proje m&uuml;ellifine destek veren ilgili disiplinler neler oldu?</b>&nbsp;</p> <p>&Ccedil;amlıca TV-Radyo Kulesi, tasarımdan uygulamaya tek bir disiplinin taleplerini dikteği hiyerarşik sistem yerine ekip halinde &uuml;retimin&nbsp; &ouml;nemini vurgulayan bir mimari yapı tipolojisi &ouml;rneği olarak,&nbsp; t&uuml;m bu s&uuml;re&ccedil;lerde interdisipliner bir platformda birlikte &ccedil;alışma ortamının yaratılmasına olanak sağlayan d&uuml;ş&uuml;nce sistemi sayesinde yeni uygulama &ccedil;&ouml;z&uuml;mlerinin bulunmasında, disiplinlerin tekrar edici değil geliştirici rol &uuml;stlenmesinde, bilgi kayıplarının minimize edilerek istenen tasarımın uygulanmasının sağlanması i&ccedil;in &lsquo;Mimar&amp;M&uuml;hendis&rsquo; birlikteliğinin bir eseridir.</p> <p>Yarışmanın tasarım aşamasından uygulama aşamasına kadar ge&ccedil;en s&uuml;re&ccedil;te bir taraftan tasarımın b&uuml;t&uuml;nl&uuml;ğ&uuml;n&uuml;n diğer taraftan da 25&rsquo;ten fazla farklı disiplinin bir arada yer aldığı bilgi akışını kontrol etme rol&uuml;n&uuml;de &uuml;stlendiğimiz bir projedir. Klasik her mimari projede yer alan Statik, Mekanik, Elektrik, Peyzaj, Yangın, Altyapı gibi Proje hizmetlerinin haricinde Peer Review Yapısal Danışmanı(Amerika), Telekom&uuml;nikasyon Yayıncılık Danışmanlığı, Cephe M&uuml;hendisliği (İngiltere), R&uuml;zgar M&uuml;hendisliği(Kanada) gibi &ccedil;eşitli ileri m&uuml;hendislik hizmetleri proje de yer aldı.</p> <p>İ&ccedil;inde bulunduğumuz coğrafyada, k&uuml;lt&uuml;rel ve ekonomik altyapı gibi &ccedil;eşitli bağlamlarda Mimar ve m&uuml;hendis ilişkisi arasında aslında bir u&ccedil;urum s&ouml;z konusuyken sahip olduğumuz bu d&uuml;ş&uuml;nsel alt yapı ile aradaki u&ccedil;urumu olabildiğince ortadan kaldırmaya &ccedil;alışıyoruz. Bunu yaparken de aslında en iyi interdisipliner platform olduğunu d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z, &ldquo;BIM&rdquo; adı verilen &ldquo;Building Infromation Modeling / Yapı Bilgi Modeli&rsquo;&rsquo;ni MAA&rsquo;daki t&uuml;m projelerimizde kullanıyoruz. BIM, m&uuml;hendisler ile ortak yapıyı oluşturacak sistemi kurmamızı sağlıyor. Hen&uuml;z proje aşamasındayken projenin t&uuml;m sorunlarını ortaya &ccedil;ıkartabiliyoruz.&nbsp;<i>&nbsp;</i></p> <p><b>D&uuml;nyadaki anten kulelerini gezme imkanınız oldu mu? Hangisi iyi tasarım ve teknolojik a&ccedil;ıdan &ouml;rnek alınmaya değer idi sizce? Biraz bizi de aydınlatır mısınız?</b><b>&nbsp;</b></p> <p>Başta Avrupa olmak &uuml;zere &ccedil;eşitli &uuml;lkelerdeki anten kulelerini inceledik. &Ccedil;amlıca TV ve Radyo Kulesi&rsquo;nin R&uuml;zgar T&uuml;nel testleri dolayısıyla Toronto&rsquo;ya ger&ccedil;ekleştirdiğim seyahatlerden birinde 553 m y&uuml;ksekliğindeki CN Tower&rsquo;ı panorama asans&ouml;rleri ve teknik &ouml;zellikleri a&ccedil;ısından yerinde inceleme fırsatımız olmuştu. Ayrıca &Ccedil;in&rsquo;de Guangzhou şehrinde yer alan 604 m y&uuml;ksekliğindeki Canton Tower&rsquo;da mimari bağlamda g&ouml;r&uuml;lmeye değer &ouml;zg&uuml;n &ouml;rneklerden biri.<i>&nbsp;</i></p> <p><b>Bu proje bağlamında veya genel olarak projeyi ilk ele almaya başladığınızda nasıl bir tasarım olmasını arzulamıştınız? Ve bu d&uuml;ş&uuml;ncelerinizi mimari fikirlere nasıl entegre edebildiniz? Bu soruyu mimari projeye genel yaklaşımınız olarak da cevaplayabilirsiniz?</b>&nbsp;</p> <p>MAA&rsquo;da yer alan projelerde genel yaklaşım pek değişmiyor.&nbsp;Ortak payda aynı: Yeni bir s&ouml;ylemi olan, geleceğe a&ccedil;ılan ve f&uuml;turistik binalar tasarlamak&hellip;&nbsp;S&ouml;z konusu &lsquo;kule&rsquo; olunca hem teknik gereksinimleri hem tasarım dokunuşlarını aynı anda d&uuml;ş&uuml;nmek gerekti.&nbsp;Aslında, insanların şu ana kadar tecr&uuml;be ettiklerine ek olarak yeni bir deneyim kazanacakları, &ccedil;ağı yakalamış tasarım karakterlerini i&ccedil;inde barındıran &ouml;zg&uuml;n mekanlar i&ccedil;ermesi &uuml;zerine tasarım geliştirildi. Bulunduğu yer ile sağlam ilişkiler kurarak, ışığı, doğayı ve mekansal boşlukları kullanarak s&uuml;rpriz karşılaşmalar yaratmak. B&ouml;ylece insanların bakış a&ccedil;ısını değiştirmek, farklı bakmasını ve d&uuml;ş&uuml;nmesini sağlamak. Binanın bir kullanım alanına d&ouml;n&uuml;şmesi, birey ile diyalog kurması, keşif i&ccedil;ermesi son derece m&uuml;him.&nbsp;Bu d&uuml;ş&uuml;nceleri mimari fikirlere entegre etme bi&ccedil;imim de aynı oldu: Doğayı dinlemek, doğadan &ouml;ğrenmek, doğanın matematiğini uygulamak&hellip;&nbsp;</p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/CAMLICATVTOWER_4.jpg.jpg.jpeg" /></p> <p><b>Ne t&uuml;r malzemeler tercih ediyorsunuz? &Ouml;rneğin sizin son d&ouml;nemde olmazsa olmaz diye tabir edeceğiniz &uuml;r&uuml;nler neler? Bu projede cephe malzemesinin &ouml;zel &uuml;retim olduğunu biliyoruz. Bu konuda biraz bilgi verir misiniz?</b><b>&nbsp;</b></p> <p>Doğadan &ouml;ğrenerek tasarım yapmanın ve sistemler kurgulamanın g&uuml;c&uuml; aslen yaşamı &ccedil;eşitli enerjilerin bir maddeler bileşkesi bağlamında g&ouml;rebilmekle de ilişkili. Bu &ouml;ğretilerin teknolojik gelişmeler sayesinde hesaplanabilir str&uuml;kt&uuml;rlere ve mekanlara d&ouml;n&uuml;şt&uuml;r&uuml;lebilir olmasını sağlayacak yenilik&ccedil;i sistem &ccedil;&ouml;z&uuml;mlerinin, en az madde kullanımı ile hafif doğal malzemelerin araştırılması MAA&rsquo;nın vazge&ccedil;ilmezlerini oluşturuyor.</p> <p>Gerek mimari tasarımı gerekse de yapım metodolojisi a&ccedil;ısından ileri m&uuml;hendislik teknikleri gerektiren bu &ouml;zg&uuml;n projede t&uuml;m malzeme se&ccedil;imlerinde yapım s&uuml;re&ccedil;leri ile uyum sağlayacak &ouml;zellikleri i&ccedil;ermelerine &ouml;zen g&ouml;sterildi. Cephe tasarımının &ouml;zg&uuml;n karakteri gereği ve r&uuml;zgar t&uuml;nel testi sonu&ccedil;larından gelen verilerde tasarıma eklendiğinde &nbsp;se&ccedil;ilen cephe malzemesi GFRC &nbsp;( Glass Fiber Reinforced Concrete : cam elyafıyla g&uuml;&ccedil;lendirilmiş, &ccedil;imento ve kum karışımlı birer kabuk beton paneller) &ouml;zel &uuml;retimi.</p> <p>Kulenin formal geometrisi gereği 2500&rsquo;den fazla birbirinden farklı cephe paneli bulunuyor. Herbir panel i&ccedil;in bilgisayar ortamındaki 3 boyutlu tasarım datasının alınarak fabrikada&nbsp; dijital fabrikasyon teknikleri ile kullanılarak CNC ile herbir panel i&ccedil;in ayrı kalıp &uuml;retimi yapılmaktadır. Cephe panellerinin kalıpları GFRC sisteminden oluşuyor. Bu bilgi transferinin tasarımdan uygulamaya aktarımında BIM kullanımı sayesinde malzeme se&ccedil;imi, &uuml;retim kısıtları ve kıstasları nelerdir gibi bir&ccedil;ok soru ve soruna &ccedil;&ouml;z&uuml;m arıyoruz. Dolayısıyla projenin uygulama safhasında bazen &uuml;reticiler de kendi &uuml;retim standartlarını da geliştirmeye y&ouml;nelik katkıda bulunabiliyorlar. BIM uygulaması sayesinde MAA ekibi olarak proje s&uuml;re&ccedil;lerimizde bir taraftan hem tasarımımızın b&uuml;t&uuml;nl&uuml;ğ&uuml;n&uuml; kontrol altında tutarken diğer taraftan da farklı disiplinlerin bir arada yer aldığı bu platformda &uuml;st d&uuml;zey kontrol seviyesine erişmiş oluyoruz.&nbsp;</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/CAMLICATVTOWER_INT.jpg.jpeg" border="0" /></p> <p><b>İyi tasarım ile yapılan Mimarlık ve tasarımı destekleyen zanaatkarlık bir arada olunca ortaya &ccedil;ok iyi sonu&ccedil;lar &ccedil;ıkıyor genellikle. Sizin de işlerinizde zanaatkarlık gerektiren incelikler g&ouml;r&uuml;yoruz. K&uuml;&ccedil;&uuml;k objeler, dekoratif &uuml;r&uuml;nler, mobilyalar da tasarlıyorsunuz? Nasıl ekipler ile &ccedil;alışıyorsunuz? Projelerinizin uygulama aşamasını da bize biraz anlatır mısınız?</b>&nbsp;</p> <p>Tasarım dediğin &ouml;l&ccedil;eksizdir, t&uuml;m disiplinlerin &uuml;st&uuml;nde bir &ouml;l&ccedil;ektir. Tasarım, farklı okumalara a&ccedil;ık olmalı, i&ccedil;inde farklı kodlar taşımalı. Bu, ancak bir&ccedil;ok disiplinin birbirleriyle uyum i&ccedil;inde tamamlanmasıyla ortaya &ccedil;ıkabilir. Esas olan, tasarımın birey, toplum ve doğayla kurduğu, kurması gereken ilişki. Tasarımda her şey birbirine d&ouml;n&uuml;şebilir.</p> <p>Doğadan &ouml;ğrenerek işin &ouml;z&uuml;nde sistemleri, organizasyonel matematiği ve analitik ilişkiler b&uuml;t&uuml;n&uuml;n&uuml; anlayarak yenilik&ccedil;i tasarımlar &uuml;retiyoruz. Bu anlayışla yola &ccedil;ıkınca mimarlıkla paralel olarak ne tasarladığınızın - k&uuml;&ccedil;&uuml;k obje, dekoratif &uuml;r&uuml;n ya da mobilya &ndash; pek bir &ouml;nemi kalmıyor. Tasarımdan uygulamaya bilginin aktarılmasında dijital fabrikasyon y&ouml;ntemleri ilk olarak s&uuml;rece dahil oluyor. &Ccedil;alıştığımız ekiplerin &uuml;retim metodolojilerinin ve b&uuml;nyelerinde yer alan teknik ekipmanlarında bu s&uuml;re&ccedil; ile uyumlu olması &ouml;nem taşıyor. 3DPrint, CNC, Lazer Kesim, Robot Kollar, ters kalıp sistemi ile d&ouml;kme &uuml;retimler vb&hellip; &nbsp;Kullanılan malzeme se&ccedil;imine ve tasarlanan &uuml;r&uuml;n&uuml;n geometrik zorluklarına da bağlı olarak belli bir aşamadan sonra s&uuml;rece zanaatkarlıkta diyebileceğimiz insan elinin &uuml;retime dahil olması gereken işlemlerde gerekebiliyor.</p> <p>MAA &ccedil;atısı altında bu bağlamda &ccedil;alıştığımız projelerin yanı sıra, bir de b&uuml;y&uuml;k bir heyecanla &uuml;zerinde &ccedil;alışmalarımızı s&uuml;rd&uuml;rd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z &lsquo;Mimmel&rsquo; adında bir &lsquo;pattern&rsquo; markamız var. &Uuml;&ccedil; boyutlu d&uuml;ş&uuml;nen, geometri seven, doğadan ilham alan ve doğanın matematiği &uuml;zerinden beslenen &lsquo;bir birimin tekrarı&rsquo; anlayışıyla ilerleyen bir marka bu. &Uuml;r&uuml;nleri değişken. &Ouml;z&uuml;nde &lsquo;pattern&rsquo; var. Ortaya &ccedil;ıkan &lsquo;pattern&rsquo;in kullanıldığı, uygulanıldığı &uuml;r&uuml;n koleksiyona ve senesine g&ouml;re değişiyor. &Uuml;r&uuml;n &ouml;zg&uuml;n bir masa, mum, tekstil vb. bir tasarım olabiliyor...&nbsp;</p> <p><b>&Ccedil;amlıca Anten Kulesi sizce T&uuml;rk Mimarlık d&uuml;nyasına nasıl bir katkı sağlayacak?</b>&nbsp;</p> <p>Kamusal alan &ouml;zelliği de bulunan yapıların mimarlık tarihinde nasıl bir yer bulacağını <i>&lsquo;zaman&rsquo;</i> g&ouml;sterir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bu yapılar asıl kimliğini, zaman i&ccedil;inde, insanlarla diyalog kurduk&ccedil;a alır. Kulenin katkısını ve &ouml;nemini de <i>&lsquo;zaman&rsquo;</i> g&ouml;sterecek.&nbsp;</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/CAMLICATVTOWER_TheSentinel.jpg.jpeg" border="0" /></p> <p><b>Projenin bitiş ve a&ccedil;ılış tarihleri nedir? Planlamaya g&ouml;re mi ilerleniyor?</b>&nbsp;</p> <p>Gerek mimari tasarımı gerekse de yapım metodolojisi a&ccedil;ısından ileri m&uuml;hendislik teknikleri gerektiren bir proje bu. Yapım s&uuml;reci planlamaya uygun ilerliyor. Şu ana kadar karşımıza &ccedil;ıkan tek etken hava koşulları (r&uuml;zgar, buzlanma vb.) &nbsp;2019 başında kamu kullanımına a&ccedil;ılmış olması hedefleniyor.</p> <p>Edit&ouml;r&uuml;n notu: S&ouml;yleşi ilk olarak IAN yaz sayısında (2018) yayınlandı.</p> Thu, 28 Jun 2018 15:36:42 +03 "Sergiler 20'inci Yüzyılın Gizli Aygıtlarından Biridir" http://www.arkitera.com/soylesi/index/detay/mark-wasiuta/1032 Özüm İtez <img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/soylesi02/mark-wasiuta/mw_kapak_1.jpg.jpeg" width="640" /><br/><br><br><br>Geçtiğimiz aylarda Studio-X Istanbul'a konuk olan, Columbia Üniversitesi'nden Mark Wasiuta ile bir araya geldik, mimarlıkta sergi kültürü ve tarihi hakkında konuştuk.<br><br><p>3. İstanbul Tasarım Bienali'ndeki "<a href="http://bizinsanmiyiz.iksv.org/sergi/detoks-abd/" target="_blank">Detoks ABD</a>" ve <a target="_blank" href="http://arewehuman.iksv.org/exhibition/information-fall-out-buckminster-fullers-world-game/">Information Fall-Out: Buckminster Fuller&rsquo;s World Game</a> isimli sergiler ve bienale paralel Studio-X İstanbul'da a&ccedil;mış olduğu <a href="https://www.studio-xistanbul.org/en/events/air-manifest" target="_blank">Air Manifest: Los Angeles 1955, 1965</a> sergisinden aşina olduğumuz, Columbia &Uuml;niversitesi'nden Yrd. Do&ccedil;. Dr. <a href="https://www.arch.columbia.edu/faculty/70-mark-wasiuta" target="_blank">Mark Wasiuta</a> ge&ccedil;tiğimiz ay bir konuşma yapmak &uuml;zere Studio-X İstanbul'a konuk olmuştu. Konuşmanın &ouml;ncesinde Mark Wasiuta ve Selva G&uuml;rdoğan ile bir araya geldik, mimarlık sergileri, 21'inci y&uuml;zyıl bienal k&uuml;lt&uuml;r&uuml; ve kendi işleri &uuml;zerine konuştuk.</p> <h3>&Ouml;z&uuml;m İtez: Y&uuml;r&uuml;t&uuml;c&uuml;lerinden biri olduğun Columbia &Uuml;niversitesi CCCP y&uuml;ksek lisans programından biraz bahseder misin?</h3> <p><i><a href="https://www.arch.columbia.edu/programs/4-m-s-critical-curatorial-conceptual-practices" target="_blank">Critical, Curatorial and Conceptual Practices in Architecture</a></i> (Mimarlıkta Eleştirel, K&uuml;rat&ouml;ryal ve Kavramsal Uygulamalar) iki yıllık bir y&uuml;ksek lisans program. Hen&uuml;z 9 yıldır eğitim veriyor, aslında yeni bir program sayılır ancak giderek olgunlaştığını s&ouml;yleyebilirim. CCCP&rsquo;nin temel amacı -genelde mimarlık piyasasında gelen- mimarlara, geleneksel ofis hayatının dışında da mesleklerini geliştirmek ve deneyler yapmak amacıyla bir mekan ve lisans programı sağlamak. Programda, mimari temsilin doğrudan ve bilin&ccedil;li olarak insanlar ile y&uuml;z y&uuml;ze getirildiği durumlar ile ilgileniyoruz. &Ouml;ğrenciler yayınlar, eleştiriler ve sergiler &uuml;zerine &ccedil;alışırken g&ouml;rselleştirme &uuml;zerine deneyler, sosyo-politik pratikler &uuml;zerinden okumalar yapıyor.</p> <h3>Selva G&uuml;rdoğan: Bu programın bir &ouml;nc&uuml;l&uuml; var mıdır, yoksa t&uuml;r&uuml;n&uuml;n tek &ouml;rneği mi?</h3> <p>Bizim dışımızda, mimarlık fak&uuml;ltelerine bağlı birka&ccedil; tane daha benzer konulara odaklanan araştırma/y&uuml;ksek lisans programı var ve tabii ki k&uuml;rat&ouml;ryal y&uuml;ksek lisans programları da var. Ancak CCCP kesinlikle k&uuml;rat&ouml;ryal eğitim ve lisans veren bir program değil; burada daha &ccedil;ok sergileme, sergileme tarihi, mimarların sergi ile ilişkisi ve sergiler &uuml;zerine eleştirel kuramlar &uuml;zerine &ccedil;alışıyoruz. Amacımız tabii ki &ouml;ğrencileri sergileme konusunda daha akıcı ve yetkin kılmak ancak k&uuml;rat&ouml;r yetiştirmek değil. Bununla birlikte, CCCP mimarlığın her t&uuml;rl&uuml; temsiline eşit mesafede olan bir program, sergiler t&uuml;m bu d&uuml;nyanın bir par&ccedil;ası sadece.</p> <h3>&Ouml;z&uuml;m: Sergileme eyleminin, 20&rsquo;inci y&uuml;zyıl mimarlığı i&ccedil;in son derece &ouml;nemli, hatta ona i&ccedil;kin olduğunu s&ouml;yleyebiliriz sanırım. Ge&ccedil;tiğimiz y&uuml;zyılın mimarlık sergileri &uuml;zerine araştırmalar yapan ve aynı zamanda 21&rsquo;inci y&uuml;zyılda iş yapan bir k&uuml;rat&ouml;r olarak, mimarlık, mimarlar ve sergileme arasındaki ilişkinin nasıl bir d&ouml;n&uuml;ş&uuml;m ge&ccedil;irdiğini d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorsun?</h3> <p>Mimarların 20&rsquo;inci y&uuml;zyıl boyunca sergilemeyi mimarlık edimlerinin bir par&ccedil;ası haline getirmiş olmaları konusunda haklısın. Mimarlık ve sergileme arasında her zaman girift bir ilişki vardı; bir bakıma modernizmin tarihini sergiler ile kurduk. Mimarlıktaki d&ouml;n&uuml;ş&uuml;mleri, sergiler ile dillendiriyor, somutlaştırıyor ve g&ouml;r&uuml;n&uuml;r kılınıyoruz. 1975 yılında MOMA&rsquo;da yapılan <a target="_blank" href="https://www.moma.org/calendar/exhibitions/2483">Beaux-arts Sergisi</a> buna iyi bir &ouml;rnek olarak kabul edilebilir. 21&rsquo;inci y&uuml;zyıla geldiğimizde ise en b&uuml;y&uuml;k farkın, sergileme k&uuml;lt&uuml;r&uuml;n&uuml;n, bienaller, trienaller ve yeni m&uuml;zecilik ile muazzam miktarlarda genişlemesi ve yaygınlaşması olduğu s&ouml;ylenebilir. &Ouml;zel m&uuml;zelerin d&uuml;nyada sayılarının nasıl arttığı, yayıldığı ve g&ouml;r&uuml;n&uuml;r olduklarını inceleyen bir &ccedil;alışma y&uuml;r&uuml;tm&uuml;şt&uuml;k. Bundan da yola &ccedil;ıkarak g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde, 19&rsquo;uncu y&uuml;zyılda yaşanan d&ouml;n&uuml;ş&uuml;mlerin 21&rsquo;inci y&uuml;zyıl versiyonun yaşadığımızı s&ouml;yleyebilirim.</p> <p class="page-header__title" data-search-rank="A"><a target="_blank" href="https://www.moma.org/calendar/exhibitions/2483"><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/mark-wasiuta/ecole_beaux_art_david.jpg.jpeg" /></a><span class="fotograf-yazi"><span class="center balance-text"><br />The Architecture of the &Eacute;cole des Beaux-Arts</span><span class="center"><span class="nowrap"> Sergisi, 29 Ekim</span>, 1975 &ndash; <span class="nowrap">4 Ocak</span>, 1976 (Fotoğraf: David Allison)</span></span></p> <p>Venedik Bienali&rsquo;nin 19&rsquo;uncu y&uuml;zyılda ilk ortaya &ccedil;ıktığı d&ouml;neme bakarsak, sergileme k&uuml;lt&uuml;r&uuml;n&uuml;n nasıl ortaya &ccedil;ıktığı, nesneler ile karşılaşmalarımızı nasıl d&ouml;n&uuml;şt&uuml;rmeye başladığı, yeni g&ouml;rme/izleme bi&ccedil;imleri oluşturarak modern bireyi nasıl kurduğunu g&ouml;rebiliriz. Ancak benim asıl ilgilendiğim, t&uuml;m bu konuların -benzer bir d&ouml;n&uuml;ş&uuml;m&uuml;n yaşandığı- 21&rsquo;inci y&uuml;zyıldaki sonu&ccedil;ları. G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde, d&uuml;nyanın d&ouml;rt bir yanında dolaşıp bienal/trienallerde sergiler a&ccedil;an m&uuml;thiş kalabalık sanat&ccedil;ı, k&uuml;rat&ouml;r ve bunları takip eden izleyici kitleleri, g&ouml;rme bi&ccedil;imlerinin radikal bir bi&ccedil;imde genişlemesini sağlarken, bizleri hiperbolik-izleyici bireyler olarak yeniden kuruyor. Mimarların bu g&ouml;rme ve karşılaşma k&uuml;lt&uuml;r&uuml;ne katılmak i&ccedil;in &ccedil;ok daha fazla sergi a&ccedil;ıyor olması da bu durumun sonu&ccedil;larından biri.</p> <p>Bir diğer fark da şu, mimarlar 20&rsquo;inci y&uuml;zyılda uygulama veya teoriye dair s&ouml;yleyeceklerini genelde yayınlar, deneysel mecmualar ile ifade ediyorlardı. 21&rsquo;inci y&uuml;zyılın bianel/trienal patlaması bu anlamda basılı yayının yerini aldı; g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde mimarlar, mesleğin geleceğine dair &ouml;nermelerini artık bu gibi sergi ortamlarında kuruyorlar.</p> <h3>Selva: Peki bu biraz eksik bir iletişim yaratmıyor mu? 20&rsquo;inci y&uuml;zyılda doğrudan halka seslenen kamusal bir s&ouml;ylem vardı ancak g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir grubun ilgilendiği k&uuml;rat&ouml;ryal bir s&ouml;ylem mevcut. Bienal/trienal k&uuml;lt&uuml;r&uuml;n&uuml;n i&ccedil;ine g&ouml;m&uuml;ld&uuml;k&ccedil;e mimari s&ouml;ylemin git gide daha &ccedil;ok kendi i&ccedil;ine kapandığını hissediyorum.</h3> <p>Olabilir&hellip; &Ouml;rneğin bienal/trienal k&uuml;lt&uuml;r&uuml;n&uuml;n niceliğindeki artış nedeniyle insanlar artık &ccedil;aresizce, daha &ouml;nce konu edilmemiş orijinal veya yeni temalar peşinde koşuyor. &Ccedil;oğu zaman da bu temalar rastlantısal, &ouml;nemsiz veya yapay oluyor. Ancak g&uuml;n&uuml;m&uuml;zdeki sergilerin, -misal- Archigram&rsquo;ın okuyucu kitlesinden daha k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir kitleye sesleniyor olduğuna pek emin değilim.</p> <p>D&uuml;r&uuml;st olmak gerekirse, CCCP&rsquo;de eğitim veren bir &ouml;ğretim &uuml;yesi ve k&uuml;rat&ouml;r olarak sergilere aleni bir &ouml;nem atfediyorum ancak okuldaki derslerde hi&ccedil;bir zaman &ouml;ğrencilerin aklını &ccedil;elip, sergilerin ne kadar m&uuml;thiş bir iletişim yolu olduğunu g&ouml;stermeye &ccedil;alışmıyoruz. Aksine, sergiler son derece problemli ama sergilere bakarak mimarlık mesleğindeki tartışmaları, fikirleri, sorunları ve duruşları okumak m&uuml;mk&uuml;n.</p> <p>Bazı sergiler iyi, bir kısmı da k&ouml;t&uuml; yapılıyor ancak aynı durum dergiler veya yayın tipleri i&ccedil;in de ge&ccedil;erli. Ancak g&uuml;n ge&ccedil;tik&ccedil;e daha &ccedil;ok mimarın, işlerini bir sergiye terc&uuml;me etme konusunda daha kontroll&uuml; ve bilin&ccedil;li olduğunu g&ouml;rebiliyoruz. Bazılarının bu konuda olduk&ccedil;a akıcı ve yetkin olduğunu ancak bir&ccedil;oğunun da olmadığını s&ouml;ylemek &ccedil;ok yanlış olmaz sanırım.</p> <h3>&Ouml;z&uuml;m: Mimarinin bir sergi ile temsil edilmesi sence mimarlara -&ouml;rneğin yazı yazmaktan- &ccedil;ok daha doğal geliyor olabilir mi? Bu anlamda sergilerin bir potansiyeli ve kolaylaştırıcı etkisi olduğunu s&ouml;yleyebilir miyiz?</h3> <p>Bu soruya, farklı sergileme bi&ccedil;imleri i&ccedil;in farklı cevaplar verilebilir. Klasik bir k&ouml;t&uuml; sergileme &ouml;rneği olan, mimarın son yıllarda tasarladığı yapıların g&ouml;rsel, fotoğraf ve maketlerinden oluşan sergi tabii ki doğal bir his verecektir. T&uuml;m mimarlar bu gibi sergiler yapıyor, bazen ilgin&ccedil; de olabiliyor ancak ben bu gibi sergilerle ilgilenmiyorum. Benim asıl ilgilendiğim, mimarın bir yapı yerine sergi tasarlayarak bir problem hakkında d&uuml;ş&uuml;nce &uuml;retmesi. Bu da safi yapılarınızı sergileyerek değil, belgeler, kanıtlar, s&ouml;ylem arasındaki ilişkileri g&ouml;stererek ve iletişimi serginin kendisi ile sağlayarak oluyor. Ancak bu sayede sergileme eylemi mimarlık eyleminin y&ouml;ntemlerinden birine d&ouml;n&uuml;şebiliyor.</p> <p><a target="_blank" href="https://www.cca.qc.ca/en/events/2691/the-american-lawn-surface-of-everyday-life"><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/mark-wasiuta/mark_wasiuta%20%285%29.jpg.jpeg" /></a><br /><span class="fotograf-yazi">The Canadian Centre for Architecture'da a&ccedil;ılan The American Lawn: Surface of Everyday Life sergisi, 16 Haziran - 8 Kasım, 1998.</span></p> <h3>Selva: Kendi işlerin &uuml;zerinden bu konuyu biraz daha a&ccedil;abilir misin?</h3> <p>&Uuml;&ccedil; &ouml;rnek vereceğim. &Uuml;niversitedeyken Diller+Scofidio ofisi beni işe aldı ve &uuml;zerine &ccedil;alışmaya başladığım ilk proje <i><a target="_blank" href="https://www.cca.qc.ca/en/events/2691/the-american-lawn-surface-of-everyday-life">The American Lawn: Surface of Everyday Life</a></i> (1998) isimli bir sergiydi. Bir anlamda, sergiler d&uuml;nyasıyla bu proje ile tanıştığımı s&ouml;yleyebilirim. Elizabeth Diller&rsquo;ın yanı sıra, Beatriz Colomina, Alessandra Ponte, Georges Teyssot ve Mark Wigley gibi bir&ccedil;ok k&uuml;rat&ouml;r&uuml;n ortak &ccedil;alışması olan bu sergi son derece sıradan bir konu olan ve Amerika&rsquo;da b&uuml;y&uuml;k bir bolluk ile var olan &ccedil;imenliklere odaklanıyordu. Tarihi, temsil bi&ccedil;imleri, nasıl fotoğraflandığı, filmlerde nasıl yer aldığı ve Washington Anıtı ile Amerikan politik k&uuml;lt&uuml;r&uuml;n&uuml;n oluşumunda nasıl bir rol oynadığı &uuml;zerinden Amerika&rsquo;daki &ccedil;imenlikleri araştırmaya başladık.</p> <p><a target="_blank" href="https://www.cca.qc.ca/en/events/2691/the-american-lawn-surface-of-everyday-life"><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/mark-wasiuta/mark_wasiuta%20%284%29.jpg.jpeg" /></a><br /><span class="fotograf-yazi">The Canadian Centre for Architecture'da a&ccedil;ılan The American Lawn: Surface of Everyday Life sergisi, 16 Haziran - 8 Kasım, 1998.</span></p> <p><i><a target="_blank" href="https://www.cca.qc.ca/en/events/2691/the-american-lawn-surface-of-everyday-life">The American Lawn: Surface of Everyday Life</a>, </i>mimarların &ccedil;imenliği kullanarak, aile hayatını, Amerika&rsquo;daki uydu kentleşme ve onun mimarlık k&uuml;lt&uuml;r&uuml;ne olan etkileri, g&uuml;ndelik hayatın mimarlık k&uuml;lt&uuml;r&uuml;ne etkilerini yeniden d&uuml;ş&uuml;nmenizi ama&ccedil;layan bir sergi. Sergiyi tasarlarken aklımızda: &ldquo;Bu herkesin anladığını sandığı şeyi nasıl yeni bir g&ouml;zle bakmalarını sağlayabiliriz? Nasıl yeni g&ouml;rme bi&ccedil;imleri kurabiliriz? &Uuml;lkedeki en banal ve yaygın bu zemin tipinin ilgin&ccedil; bir nesne olduğunu nasıl anlatabiliriz?&rdquo; gibi sorular vardı. &Ccedil;imenliği politik bir y&uuml;zey olarak konumlandıran sergi, mimarlıktaki en sıradan nesnenin bile ne kadar &ccedil;eşitli, karmaşık ve &ccedil;elişkili bi&ccedil;imlerde &uuml;retildiğini hatırlatıyor bize.</p> <p>Bu proje i&ccedil;in &ccedil;alışırken sergiyi aslında bir araştırma g&uuml;ndemi oluşturmak i&ccedil;in kullanıyor olduğumuzu anladım. American Lawn sergisi s&uuml;recinde g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m, serginin -aynı yazı yazmak gibi- mimari araştırmaların bir sonucu veya katkı sağlayıcısı olmasıydı. Sergilemenin yazı yazmaktan daha iyi bir araştırma y&ouml;ntemi olduğunu iddia etmiyorum ve hi&ccedil;bir şeyin halihazırdaki kuramsal &uuml;retimin yerini alacağını da d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;yorum. Ancak sergilerin, mimarlığın araştırma alanlarına kendince bir katkı sağladığı ve d&uuml;ş&uuml;nsel alanını genişlettiğini d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum.&nbsp;</p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/mark-wasiuta/mark_wasiuta%20%282%29.jpg.jpeg" /><br /><span class="fotograf-yazi">Arthur Ross Architecture Gallery'de a&ccedil;ılan Environmental Communications: Contact High sergisi, 6 Ekim - 26 Kasım, 2014.</span></p> <p>Bahsetmek istediğim ikinci &ouml;rnek Arthur Ross Architecture Gallery&rsquo;de a&ccedil;mış olduğumuz <a target="_blank" href="https://www.arch.columbia.edu/exhibitions/7-environmental-communications-contact-high">Environmental Communications: Contact High</a> (2014) sergisi. Bu sergiye &ccedil;alışmaya başlamadan &ouml;nce aynı konuya biraz daha farklı yaklaşmaya &ccedil;alıştım. Arthur Ross sonu&ccedil;ta &uuml;niversitenin i&ccedil;inde yer alan bir araştırma galerisi, bu nedenle kendime &ldquo;Araştırma galerisi nedir, ne yapar ve o yaptığı şeyi MOMA&rsquo;dan veya kent merkezindeki herhangi bir galeriden nasıl farklı yapar?&rdquo; diye sormaya başladım.</p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/mark-wasiuta/mark_wasiuta%20%283%29.jpg.jpeg" /><br /><span class="fotograf-yazi">Arthur Ross Architecture Gallery'de a&ccedil;ılan Environmental Communications: Contact High sergisi, 6 Ekim - 26 Kasım, 2014.</span></p> <p>1960 ve 70&rsquo;lerde Kaliforniya&rsquo;da aktif olan, &ldquo;Environmental Communications&rdquo; isimli bir grupla ilgili olan sergide grubun, mimarlık fak&uuml;ltelerinin &ldquo;g&ouml;rsel korteksine sızmak&rdquo; amacıyla &ccedil;ektikleri ve derleyip &uuml;niversitelere sattıkları binlerce Los Angeles fotoğrafından oluşan devasa arşivi konu ettik. Belgenin ara&ccedil;sallığı ve fikirlerin &ouml;zel ama&ccedil;lar doğrultusunda nasıl şekillendiğini g&ouml;rmek a&ccedil;ısından &ouml;zel bir &ouml;rnek. Tamamıyla, grubun kendi &uuml;rettiği belgeleri kullanarak iletişim kurmayı se&ccedil;tiğimiz bu sergide, Environmental Communications grubunun emelleri doğrultusunda imgelerin algı bi&ccedil;imleri ve bilin&ccedil; hallerinin nasıl d&ouml;n&uuml;şt&uuml;ğ&uuml;n&uuml; g&ouml;stermeye &ccedil;alıştık.</p> <p><a href="http://storefrontnews.org/programming/control-syntax-rio/" target="_blank"><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/mark-wasiuta/mark_wasiuta%20%281%29.jpg.jpeg" /></a><br /><span class="fotograf-yazi"><a href="http://storefrontnews.org/programming/control-syntax-rio/" target="_blank"> </a>Mark Wasiuta ve Farzin Lotfi-Jam k&uuml;rat&ouml;rl&uuml;ğ&uuml;nde kurulan <a href="http://storefrontnews.org/programming/control-syntax-rio/" target="_blank">Control Syntax Rio</a> Sergisi, 27 Mart 2017 &ndash; 20 Mayıs 2017, Storefront for Art and Architecture, New York.</span></p> <p>Konu etmek istediğim &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; ve son &ouml;rnek ise yakın zamanda Farzin [Lotfi-Jam] ile birlikte &uuml;rettiğimiz <a target="_blank" href="http://storefrontnews.org/programming/control-syntax-rio/">Control Syntax Rio</a> (2017) isimli sergi. Burada, yeni g&ouml;rme bi&ccedil;imleri ve teknolojilerin kentleri hangi yollarla işgal ettiği ve bu işgal esnasında kentle nasıl bir y&uuml;zleşme yaşadığına odaklandık. G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde algılama ve kontrol d&uuml;zenekleri ile dolup taşmış kentlerde yaşıyoruz. Dolayısıyla bu yeni teknolojiler kentle ilgili yalnızca imgeler değil aynı zamanda alıcı ve tarayıcı sistemler aracılığıyla b&uuml;y&uuml;k bir veri de &uuml;retiyor. Mekanizmanın kendisini g&ouml;rmesek de kente dair edindiğimiz bilgiler bu şekilde bize ulaşıyor ve kentteki katılımcılık duygumuzu d&ouml;n&uuml;şt&uuml;r&uuml;yor. Belgenin t&uuml;m bu sistemlerin arasında nerede ve ne olduğunu anlamaya &ccedil;alışmak ilgin&ccedil; bir konuydu. Bu sergideki asıl zorluk da zaten, bu teknolojilerin kenti algılama y&ouml;ntemlerinin g&ouml;r&uuml;nmezliği ve kentteki etkilerinin ayırt edilemezliğini ziyaret&ccedil;iler i&ccedil;in okunabilir kılmaktı.<iframe src="https://player.vimeo.com/video/176126682?color=000000&amp;title=0&amp;byline=0&amp;portrait=0" width="100%" height="480" frameborder="0"></iframe></p> <h3>Selva: T&uuml;rkiye de dahil olmak &uuml;zere d&uuml;nyanın bir&ccedil;ok yerinde, arşive bakarak kendini tarihsel olarak s&uuml;rekli yeniden konumlandırmaya dair artan bir ihtiya&ccedil; var sanki. Bu her zaman var olan bir durum muydu yoksa yeni bir heves mi?</h3> <p>Arşiv, tarihsel araştırma yapan hemen hemen herkes i&ccedil;in ilgi &ccedil;ekici bir alandır &ccedil;&uuml;nk&uuml; tam olarak bu noktada elle tutulabilir tarihi bir malzeme ile karışırsınız. &Ouml;te yandan arşiv, hem tarihsel malzemeyi biriktiren ve onu kullanabilir kılan bir aygıt hem de belgenin d&uuml;zenlenme y&ouml;ntemlerinden biri. Michel Foucault, arşivin tozlu dosyalardan ibaret olmadığından, herhangi bir anda hangi fikrin erişilebilir hangisinin erişilmez olacağının se&ccedil;im y&ouml;ntemlerinden biri olduğundan bahseder.</p> <p>Son 12 yıldır, D&uuml;nya Savaşları sonrası d&ouml;nemin arşivlerini konu edinen sergiler yapıyorum ve bu arşivlerin tamamen farklı bi&ccedil;imlerde karşımıza &ccedil;ıktıklarını s&ouml;yleyebilirim. Bazıları kolayca bir arşiv olarak algılanabiliyor, bazıları algılanamıyor. Ancak benim aslı ilgilendiğim şey, kendi &uuml;rettiği belgeler &uuml;zerinden mimarlık disiplini hakkında d&uuml;ş&uuml;nce &uuml;retmek; mimarlık mecrasının arkeolojisini ayırt edilebilir hale getirmek. En nihayetinde, yakın tarihe ait ve &uuml;zerinde yeterince durulmamış ilgin&ccedil; anlar ile ilgileniyorum. Nitekim, bizim yaptığımız &ccedil;alışmalar, daha &ouml;nce o şekilde derlenmemiş olan bir grup belgenin arşiv olarak sunumu aslında.</p> <p>Bu anlamda serginin kendisinin de bir &ccedil;eşit arşiv olduğunu d&uuml;ş&uuml;nebiliriz. Belgeler yardımı ile kurulan bir dizi ilişkiden oluşan bu d&uuml;zenleme aygıtı yakındalık, temas, dizisellik ve anlatılar oluşturuyor. Sergi bunları ziyaret&ccedil;inin t&uuml;m entelekt&uuml;el, duygusal ve duyusal katılımını davet eden bi&ccedil;imlerde &uuml;retebilir; hem de hi&ccedil;bir ses veya g&ouml;rsel aygıt ve i&ccedil;erik kullanmadan.</p> <p>Ancak arşiv bir kenara, belgenin -arşivde tertiplenen şeyin- kendisi de olduk&ccedil;a hayranlık uyandırıcı bir konu. Her ne kadar, belgeden sanki mutlak bir &ouml;geymiş gibi bahsetmek inanılmaz indirgeyici olsa da d&uuml;nyanın d&ouml;rt bir yanında &ccedil;oğalan belgelerin yayılımından bahsederken aslında modernizmin yayılımından bahsediyor oluyoruz. Modernizmin, onun okullarının, kurumlarının, hastanelerinin, hapishanelerinin, vergi sisteminin bir &uuml;r&uuml;n&uuml; olan belgeler arttık&ccedil;a kendi mekanlarını da &uuml;retiyorlar. Ancak belge, modernizmin herhangi bir yan &uuml;r&uuml;n&uuml; değil daha &ccedil;ok onun teknolojilerinden biri. Tabii ki, &ldquo;Neye belge denir?&rdquo; sorusunun cevabı zamanla değişiyor. Belge her zaman, &ouml;rneğin bir hukuki dosya olmak zorunda değil, olay yeri fotoğrafı, hatta retina taraması da bir belgedir.</p> <p>Belgelerin her zaman antiseptik olduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;r&uuml;z oysa ki &ccedil;oğu zaman bizleri modernizmin aygıtlarının i&ccedil;ine bedensel olarak dahil eden bir şeydir. Belge, insanı her zaman cismani bir bi&ccedil;imde ele alır. Bu nedenle belge ve onun tarihine dair son derece fiili bir durum var. Bu durumların sergilenmesi, belgelerin bizi modernizmin sistem ve s&uuml;re&ccedil;lerine nasıl da aktif olarak dahil ettiğini hatırlatıyor. Bruno Latour, belgelerin modern olduğumuzda kullandığımız şeyler olduğundan bahseder. Mimarlıklar ilgili bir sergide de aslında mimarın modern/&ccedil;ağcıl olurken kullandığı, ara&ccedil;sallaştırdığı şeylerle ilgileniyoruz.</p> <h3>&Ouml;z&uuml;m: Yıllarca yaptığın araştırmalar sonucunda, her sergi aslında kendi belgelerini, kendi arşivlerini &uuml;retiyor ve bunlar birka&ccedil; hafta veya ay i&ccedil;inde t&uuml;ketiliyor. Arşiv belki kalıcı olabilir ama serginin kendisi yok oluyor. Bunun bir problem olduğunu d&uuml;ş&uuml;yor musun? Kendi sergilerinin ahireti hakkında ne d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorsun?</h3> <p>Evet bu bir sorun ancak serginin yok oluyor olması sorununa bir &ccedil;&ouml;z&uuml;m olduğunu d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;yorum, sonu&ccedil;ta bu sergileme eyleminin temel &ouml;zelliklerinden biri; sergi kurulur ve bir s&uuml;re sonra kaldırılır. Ge&ccedil;ici olma durumu aslında serginin faal bir mekan olmasını da sağlıyor. &Ouml;te yandan bu durum, sergiler tarihine bakışımıza dair &ccedil;eşitli zorluklar ortaya &ccedil;ıkarıyor. Diyelim ki, sergilemenin &ouml;nemli bir bilgi &uuml;retim bi&ccedil;imi olduğunu kabul ediyoruz ama artık orada olmayan bu kurguya nasıl geri d&ouml;n&uuml;p bakacağız, nasıl hakkında yazılar yazacağız?</p> <p><iframe src="https://www.youtube.com/embed/dCn_x4U4xpo" width="100%" height="480" frameborder="0"></iframe></p> <p>2013 yılında &ldquo;bir sergiyi kalıntılarından okumak&rdquo; fikri etrafında şekillenen &ldquo;<a target="_blank" href="https://cup.columbia.edu/book/documentary-remains/9781941332115">Documentary Remains: A conference on architecture, exhibitions, and archives</a>&rdquo; isimli bir konferans d&uuml;zenledik. Olay, en nihayetinde yine bu serginin kalıntılarının nasıl arşivlendiği konusuna geliyor: &ldquo;Sergiyi kim arşivliyor? Biz bu arşiv ile nasıl karşılaşıyoruz? Arşiv &uuml;zerinden nasıl d&uuml;ş&uuml;nce &uuml;retebiliriz?&rdquo; sorularına d&ouml;n&uuml;yoruz.</p> <p>K&uuml;rat&ouml;ryal bir dergide 20&rsquo;inci y&uuml;zyılın en &ouml;nemli k&uuml;lt&uuml;rel &uuml;retimlerinden birinin sergiler olduğunu iddia ediliyordu. Nesneler, yapılar, filmler, bunların hepsi &ouml;nemli ancak t&uuml;m bunların bir araya getirilme bi&ccedil;imleri, bir mekanda deneyimlenebilir hale gelmeleri ve birbirleri arasında kurulan ilişkilerin yapısı, sergi denen şeyin 20&rsquo;inci y&uuml;zyılın gizli aygıtlarından biri olduğunu s&ouml;yl&uuml;yor. Buradan yola &ccedil;ıkarak nesneler hakkındaki bilgimizi tertipleyen ve benzer bir bi&ccedil;imde bizleri bu bilgi mekanlarının i&ccedil;ine tertipleyen şeyin de sergiler olduğunu s&ouml;yleyebiliriz. Bazıları bu savların doğru bazıları ise yanlış olduğunu d&uuml;ş&uuml;nebilir, ancak &ldquo;20&rsquo;inci y&uuml;zyılın en &ouml;nemli k&uuml;lt&uuml;rel &uuml;retimlerinden biri&rdquo; hakkında, hele ki ondan geriye bu kadar az kalıntı varken, nasıl onun hakkında d&uuml;ş&uuml;nce &uuml;retebiliriz? Bu savın i&ccedil;indeki iddianın b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml; ile o iddianın doğrulanmasını sağlayacak delil/kalıntıların azlığı arasında m&uuml;thiş bir asimetri var.</p> Thu, 21 Jun 2018 11:06:19 +03 "Serbestçe Çizim ile Gelen Özgür Düşünceyi Geri Kazanmak" http://www.arkitera.com/soylesi/index/detay/library-illustrazioni-/1031 Özüm İtez <img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/soylesi02/emanuele-piersanti/Emanuele-Piersanti_manset.jpg.jpeg" width="615" /><br/><br><br><br>Mimar ve Library Illustrazioni websitesinin kurucusu Emanuele Piersanti ile mimari görselleştirme üzerine konuştuk.<br><br><p>2014 yılından beri, mimari g&ouml;rselleştirme ve sanat arasındaki sınırda yer alan, &ccedil;arpıcı ve d&uuml;ş&uuml;nce &uuml;reten işleri biriktirip, mimari g&ouml;rselleştirme sanatının kaybettiği zemini yeniden kurmaya &ccedil;alışan, meslekten gelenler i&ccedil;in -&ouml;zellikle <a target="_blank" href="https://www.instagram.com/library.illustrazioni/">instagram hesabı</a>- g&ouml;rsel bir ziyafet olan <a href="http://www.libraryillustrazioni.com/">LIBRARY</a> &uuml;zerine, sitenin kurucusu Emanuele Piersanti ile &ccedil;ok kısa bir s&ouml;yleşi yaptık.</p> <p><a target="_blank" href="http://www.libraryillustrazioni.com"><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/emanuele-piersanti/Logo_Library.jpg.jpeg" /></a></p> <h3>Biraz kendinden ve Library projesinin ortaya &ccedil;ıkışından bahseder misin?</h3> <p>Emanuele Piersanti: Pescara &Uuml;niversitesi Mimarlık Fak&uuml;ltesi&rsquo;nden mezun bir mimarım. Mezun olduktan sonra Avrupa&rsquo;nın &ccedil;eşitli kentlerinde &ccedil;alıştım, şimdi Paris&rsquo;te yaşıyor ve &ccedil;alışıyorum. Library, 2014 yılının kasım ayında, d&ouml;nem sonu sınavların verdiği bıkkınlık ve mimari &uuml;retimde teknoloji kullanımına dair duyduğum hoşnutsuzluğun birleşiminden doğdu. Bu hoşnutsuzluğu, herhangi bir mekanizmadan bağımsız mimari &uuml;retimin giderek yok olması, 3B g&ouml;rselleştirmenin k&acirc;ğıt ve kaleminin &ouml;n&uuml;ne ge&ccedil;miş olması ve g&uuml;n ge&ccedil;tik&ccedil;e sanatsal arzın &uuml;st&uuml;n&uuml;n daha da &ouml;rt&uuml;lmesi olarak &ouml;zetleyebilirim.</p> <p>B&ouml;ylelikle, mimari temsilin gen&ccedil; yeteneklerine ve kendini marka olarak geliştirmiş deneyimli kişilere bir vitrin oluşturabilmek fikriyle bu projeye başladım. Zamanla, internette &ccedil;ok ilgi g&ouml;rd&uuml; ancak en &ccedil;ok arkadaş ve meslektaşlarımın da dahil olması ile &ldquo;<a href="http://www.libraryillustrazioni.com/about-us/" target="_blank">Library: illustrazioni non illustri</a>&rdquo; adı altında gelişmeye başladı.</p> <p><a target="_blank" href="http://www.libraryillustrazioni.com/portfolio/lucie-palombi-hand-made/"><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/emanuele-piersanti/Lucie%20Palombi_Hand%20drawn.jpg.jpeg" /></a><br /><span class="fotograf-yazi">Lucie Palombi'nin Hand Made isimli &ccedil;alışması.</span></p> <h3>Se&ccedil;im s&uuml;reci nasıl işliyor, herhangi bir işin Library&rsquo;de yer alıp almayacağına nasıl karar veriyorsun?</h3> <p>Se&ccedil;im yaparken yalnızca g&ouml;rselliğe bakmıyoruz; kullanılan tekniğin hususi &ouml;zellikleri, ayrıntılara verilen &ouml;nem, kışkırtıcılık, &ccedil;ağrışımlar, bitmiş bir &uuml;r&uuml;n olmaya değil yeni fikirlere odaklanan bir &uuml;retim olması gibi &ouml;zelliklere sahip işleri yayınlamaya &ouml;zen g&ouml;steriyoruz. D&uuml;nyanın d&ouml;rt bir yanından &ccedil;ok miktarda g&ouml;rselleştirme geliyor siteye. İlk olarak, işin g&ouml;rsel etkisi, teknik becerisi ve renk kullanımı &uuml;zerinden hızlıca eleme yapılıyor. İkinci turda ise metin ve grafik anlatı arasındaki uyuma bakılıyor.</p> <h3>Sayfada gen&ccedil; mimar ve &ouml;ğrencilere &ouml;zel bir yer ayılmış durumda. Bunun nedeni, g&ouml;rselleştirme alanındaki yeniliklerin genelde yeni jenerasyondan kaynaklanıyor olması mı?</h3> <p>Aldo Rossi, Giorgio Grassi, Walter Gropius gibi ustalar, g&ouml;rselleştirmeyi tamamen kişisel ve &ouml;zg&uuml;n fikirlerin temsili i&ccedil;in kullandılar. Bence, g&ouml;rselleştirmenin temelinde yatması gereken şey de bu. Bu d&uuml;ş&uuml;nceden yola &ccedil;ıkarak, yeni fikirlerin olduğu gibi g&ouml;rsel inovasyonun da kaynağı tabii ki gen&ccedil; mimarlar ve &ouml;ğrencilerdir.</p> <p><a target="_blank" href="http://www.libraryillustrazioni.com/issues/"><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/emanuele-piersanti/Graphic-Pattern.jpg.jpeg" /></a></p> <h3><i>Graphic Pattern</i> adı altında yayınladığınız proje/g&ouml;rselleştirme derlemesinin amacının &ldquo;...sanatsal/mimari d&uuml;ş&uuml;ncenin evrimini anlamak&hellip;&rdquo; olduğunu belirtiyorsun. Peki, mimari g&ouml;rselleştirmenin de hala evrildiğini d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yor musun?</h3> <p>Gen&ccedil; mimar ve &ouml;ğrencilerin işlerinden oluşan bir derleme olan <a target="_blank" href="http://www.libraryillustrazioni.com/issues/">Graphic Pattern</a>, grafik temsile dair yeni değerler oluşturmak, &ccedil;ağcıl/g&uuml;ncel olmanın bağımlılık yapan mantığından sıyrılmak ve her tasarımcıyı kendine has &ouml;zellikleri ile ancak ahenkli bir b&uuml;t&uuml;nl&uuml;k i&ccedil;inde dışa vurmayı ama&ccedil;lıyor.</p> <p>Evet, mimari temsil d&ouml;n&uuml;ş&uuml;yor. Library&rsquo;yi kurduğum ilk yıllarda da g&ouml;r&uuml;yordum, 3,5 yıl sonra bug&uuml;n de g&ouml;rebiliyorum. Mimari temsilin klasikleri sayılabilecek işlere modern bir bilin&ccedil; ile seslenen, seleflerinden &ccedil;ok daha &uuml;st&uuml;n ara&ccedil;lar ile &uuml;retilen ve s&uuml;rekliliği olan bir gelişme var.</p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/emanuele-piersanti/Herbert%20Bayer_Isometric%20drawing%20of%20Walter%20Gropius%E2%80%99s%20study%20in%20the%20Weimar%20Bauhaus.jpg.jpeg" /><br /><span class="fotograf-yazi">Herbert Bayer, Walter Gropius&rsquo;un Weimar Bauhaus'taki &ccedil;alışma odasının izometrik &ccedil;izimi.</span></p> <h3>G&ouml;rselleştirme sanatının mimari &uuml;retimdeki rol&uuml; hakkında ne d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorsun</h3> <p>Mimari &uuml;retimin iki aşamasında, g&ouml;rselleştirmenin &ccedil;ok &ouml;nemli bir konumu olduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum: konsept ve son proje. G&ouml;rselleştirme, projenin konsept aşamalarında d&uuml;ş&uuml;ncelerini s&uuml;rekli kataloglayan mimara bu fikirlerden bir silsile oluşturmak ve yeni yeni fikirler &uuml;retmek &uuml;zere heyecanlandırabilmeli. &Uuml;retimin son aşamasında ise, g&ouml;rselleştirme aslında k&acirc;ğıt &uuml;zerinde son derece teknik bir projenin &ldquo;satılması&rdquo; i&ccedil;in kullanılıyor. Bu g&ouml;rselleştirme, projeyi alan, g&ouml;zlemleyen veya işverenin sahiplenme, yeni fikirler &uuml;retme ve anlaması i&ccedil;in anahtar bir rol oynuyor. Son &uuml;r&uuml;n (yapının kendisi) aynı olsa bile, onun farklı temsilleri, kullanıcıda bambaşka fikirler oluşması ve algılama bi&ccedil;imleri doğmasını sağlayacaktır.</p> <p>Bir &ccedil;eşit mekan olan Library&rsquo;deki araştırmalar ile yapmaya &ccedil;alıştığımız şey de bu aslında.&nbsp; Mevcut mimari/grafik temsil akımını d&ouml;n&uuml;şt&uuml;rmek, mimari ile arasındaki ilişkiyi yeniden d&uuml;ş&uuml;nmek, ge&ccedil;mişte sahip olduğumuz, serbest&ccedil;e &ccedil;izme eylemi ile gelen &ouml;zg&uuml;r d&uuml;ş&uuml;nceyi geri kazanmak...</p> <p>Library'yi aşağıdaki hesaplardan takip edebilirsiniz:</p> <ul> <li><a href="https://www.instagram.com/library.illustrazioni/" target="_blank">www.instagram.com/library.illustrazioni</a></li> <li><a href="https://it.pinterest.com/librarypic/" target="_blank">it.pinterest.com/librarypic</a></li> </ul> Thu, 14 Jun 2018 14:45:00 +03 "Mimarlık Bir Şeyler Yapabilmek İçin Sadece Bir Araç, Bir Sonuç Değil" http://www.arkitera.com/soylesi/index/detay/mimarlik-bir-seyler-yapabilmek-icin-sadece-bir-arac-bir-sonuc-degil/1029 Tülay Aydın <img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/soylesi02/assemble/assemble_soylesi.jpg.jpeg" width="640" /><br/><br><br><br>41. Yapı Fuarı - Turkeybuild İstanbul kapsamında konferans vermek ve atölye çalışmasına katılmak için İstanbul'a gelen Assemble'ın kurucu üyelerinden Maria Lisogorskaya ve Louis Schulz ile projeleri ve çalışma pratikleri üzerine konuştuk. <br><br><p>Bu sene 41.si d&uuml;zenlenmiş olan Yapı Fuarı kapsamında <a href="http://www.arkitera.com/etiket/53440/assemble1" target="_blank">Assemble</a>'ın kurucu &uuml;yeleri Maria Lisogorskaya ve Louis Schulz, Arkitera Mimarlık Merkezi'nin davetlisi olarak İstanbul'a geldi. Herkes İ&ccedil;in Mimarlık ile birlikte y&uuml;r&uuml;t&uuml;c&uuml;l&uuml;ğ&uuml;n&uuml; &uuml;stlendikleri Yapı Unplugged at&ouml;lyesinin yoğun &ccedil;alışma temposu arasında, pek &ccedil;ok farklı disiplinden ismi b&uuml;nyesinde bulunduran bir kolektif olan Assemble'ı ve yapmış oldukları &ccedil;alışmaları kendilerinden dinleme imkanı bulduk.</p> <p>S&ouml;yleşiye ge&ccedil;meden &ouml;nce, Yapı Unplugged at&ouml;lyesi sonucu &ouml;ğrencilerin ortaya &ccedil;ıkardığı &uuml;r&uuml;nleri <a href="http://www.arkitera.com/haber/30206/yapi-unpluggedda-uretilen-mobilya-usaka-dogru-yola-cikti" target="_blank">buradan</a>&nbsp;inceleyebilirsiniz.</p> <p><strong>T&uuml;lay Aydın: &Ouml;ncelikle Assemble'dan ve yaptığınız &ccedil;alışmalardan biraz bahsedebilir misiniz? Bir tasarım/mimarlık kolektifi olarak nasıl bir araya geldiniz ve ekibinizi, &ccedil;alışmalarınızı şekillendiren fakt&ouml;rler neler oldu?</strong></p> <p><strong>Maria Lisogorskaya:</strong> Şu anda 15-16 kişiden oluşan bir ekibimiz var. İşe &ccedil;eşitli etkinlikler i&ccedil;in ge&ccedil;ici kurulumlar hazırlayarak başladık. Sinemalar, film g&ouml;sterimleri, tiyatro oyunları gibi &ccedil;alışmaların ardından kademeli bir şekilde mobilyalardan tutun da sergilere, binalara kadar daha geniş bir yelpazede &uuml;r&uuml;nler sunan bir tasarım st&uuml;dyosu halini aldık.</p> <p><strong>Louis Schulz:</strong> Ekibimizden bazıları mimarlık mezunu. Ancak benim gibi, mimarlık eğitimi almamış olanlarımız da var.</p> <p><strong>Assemble'ın &ccedil;alışmaları genellikle geleneksel mekan &uuml;retimine meydan okuyan kentsel m&uuml;dahaleler olarak karşımıza &ccedil;ıkıyor. &Uuml;zerinde &ccedil;alıştığınız projeleri nasıl buluyorsunuz, birlikte &ccedil;alıştığınız insanlar sizinle nasıl iletişime ge&ccedil;iyor, s&uuml;re&ccedil; nasıl başlıyor?</strong></p> <p><strong><strong>Louis</strong>:</strong> Projesine g&ouml;re değişiyor, bazen yarışmalar oluyor ve onlara başvuruyoruz. G&uuml;ney Londra'da bir sanat galerisi tasarımımız oldu &ouml;rneğin, bir yarışma kazandık o &ccedil;alışma ile. Bir başka &ccedil;alışmamız da kendi &ccedil;alıştığımız ofisimizdi: bu kendiliğinden ortaya &ccedil;ıkan bir proje oldu ve bir&ccedil;ok kişi ile paylaştığımız bir binayı elden ge&ccedil;irerek, kendimize bir ofis yarattık. Bir yandan da bir&ccedil;ok kişi i&ccedil;in ortak bir &ccedil;alışma ortamı sağlamış olduk.</p> <p><strong>Bir de yerel halkın da s&uuml;rece dahil olduğu <a href="http://www.arkitera.com/haber/30145/granby-four-streets" target="_blank">Granby Projesi</a> gibi bir &ccedil;alışmanız var...&nbsp;</strong><strong>Katılımcı ve ortaklı projelerin g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde artık daha sık olarak hayata ge&ccedil;tiğini g&ouml;r&uuml;yoruz. Peki sizce g&uuml;n&uuml;m&uuml;zdeki mimari uygulamalar ve mimarlık eğitimi de bu durumla orantılı olarak şekilleniyor mu?</strong></p> <p><strong><strong>Maria</strong>: </strong>Bence bir&ccedil;ok insan şu anda kendi projelerine toplumu dahil etmeye &ccedil;alışıyor. Ama g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde başka bir dil kullanılıyor. Şu andaki uygulamalar elbette ki elli yıl &ouml;nceki uygulamalardan &ccedil;ok farklı &ccedil;&uuml;nk&uuml; end&uuml;stri gelişiyor; farklı ara&ccedil;lar, farklı &ouml;l&ccedil;ekler kullanılarak insanlar ile etkileşime ge&ccedil;iliyor ve toplum s&uuml;rece dahil edilmeye &ccedil;alışılıyor.</p> <p><strong><strong>Louis</strong>:</strong>&nbsp;Granby daha &ccedil;ok yerel halkın projesiydi. Topluluk derneğini kuran onlardı, bizimle iletişime ge&ccedil;tiler ve bu konutları yeniden kullanılır hale getirdik. Bence bu projeyi de başarılı kılan bu. Bu, onların kendi projesi idi, biz ise sadece olanakları sağlayıp bunu hayata ge&ccedil;irdik. Projenin nereden geldiği ve odak noktasında nelerin olduğu; kimin neyi neden istediği &ccedil;ok &ouml;nemli. Tasarımcının asıl değerlendirilmesi gereken &ouml;geler de bunlar. Yoksa "katılım" fikri yapay bir hal alıyor.</p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/Proje-02/granby-four-streets_730/granby_12_0.jpg.jpeg" /></p> <p><span class="fotograf-yazi">Assemble'ın "yerel halkın kendi projesi" olarak nitelediği Granby Four Streets.</span></p> <p><strong>Bu gibi katılımcı projelerde akt&ouml;rler arasında bilgi akışını ve iletişimi sağlıklı bir şekilde s&uuml;rd&uuml;rebilmek de &ccedil;ok &ouml;nemli. Konu projenin sosyal boyutuna geldiği zaman, sizin sağlam bir ortak zemin oluşturabilmek adına izlediğiniz stratejiler neler?</strong></p> <p><strong><strong>Louis</strong>:</strong>&nbsp;Bu konuda herhangi bir standart cevap veya form&uuml;l yok. Bizim tanımlanabilir bir tekniğimiz olduğunu dahi d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;yorum.</p> <p><strong><strong>Maria</strong>:&nbsp;</strong>Varsayımlar ile de yaklaşmamak gerekiyor. Her bir projenin kendi sorunları, zorlukları var. Her bir projeye benzer şekilde yaklaşıp, &ccedil;alışmalara başlamadan evvel varsayımlar ile hareket etmemek &ouml;nemli. Bir alana keşif &ccedil;alışması i&ccedil;in gittiğiniz zaman belirli kalıplar ile yaklaşmak kolay. Okulda &ouml;ğrencilere de anlatmaya &ccedil;alıştığım bu idi.</p> <p><strong>Peki bu kalıp yaklaşımlar ve standart hale gelmiş &ccedil;&ouml;z&uuml;mler sizce bize akademik eğitimin getirdiği bir şey mi?</strong></p> <p><strong><strong>Louis</strong>:</strong>&nbsp;Ben mimarlık eğitimi almadım, ancak benim bakışım şu y&ouml;nde: mimarlık bir şeyleri yapabilmek i&ccedil;in sadece bir ara&ccedil;, bir sonu&ccedil; değil. "Bu insanların şuna ihtiyacı var, insanlara şunu verin." denildiği an bir bina yapıp onun i&ccedil;ini dolduruyorsun. O binayı yapmanın bir sebebi oluyor, ondan sonra mimarlık devreye giriyor.</p> <p><strong><strong>Maria:</strong>&nbsp;</strong>A&ccedil;ık&ccedil;ası bu konuda benim biraz kafam karışık, biraz da bu sebepten &ouml;t&uuml;r&uuml; eğitmenliğe şimdilik ara verdim. İngiltere'de insanlar bina yapımı konusunda gerekli becerileri yeterince &ouml;ğrenemiyorlar; bir diğer taraftan bakarsak, işin sosyal tarafına odaklanan okullar da olduk&ccedil;a fazla. Bu durum, politika ve toplum ile ilgili biri olduğum i&ccedil;in bana ilgi &ccedil;ekici geliyor. Eğer mimarlık okuyorsan, mimarlığın ara&ccedil;larını da &ouml;ğrenmen gerekir. Mimarlık ve politika arasındaki ilişki biraz karmaşık; mimarlığın zor tarafı da bu. Mesela bir park yapıyorsan insanlara sunabileceğin en iyi parkı yapmalısın; o park insanların hayat kalitesini y&uuml;kseltmeli ancak t&uuml;m sosyal sorunları yalnızca bir park ile &ccedil;&ouml;zemezsin.</p> <p><strong><strong>Louis:</strong></strong>&nbsp;İnsanlara bir park yapmanızın nedeni, onlara dışarıda vakit ge&ccedil;irebilecekleri bir yer vermek. Politik a&ccedil;ıdan bakınca yalnızca bir alan a&ccedil;arak da insanlara bu alanı sağlayabilirsin, ancak o alanın kalitesini d&uuml;ş&uuml;n&uuml;nce mimari işin i&ccedil;ine dahil oluyor. Bunu bizim konuşmamız biraz tuhaf gelebilir, &ccedil;&uuml;nk&uuml; biz kendimizi mimar olarak tanımlayamıyoruz. Oluşum i&ccedil;erisinde her birimizin farklı g&ouml;r&uuml;şleri var ve yapmak istediğimiz şeylerde mimarlığı yalnızca bir ara&ccedil; olarak kullanıyoruz. &Ccedil;alışmalarımızda mimari s&uuml;rekli işin bir par&ccedil;ası olsa da, mimarlık &ccedil;alışmalarımızın tek odağı değil. &Ouml;rneğin insanları <a target="_blank" href="http://www.arkitera.com/haber/30097/assemble-ilk-projesi--benzin-istasyonunun-sinema-salonuna-donusumu">sinema projemiz</a>den haberdar edebilmek i&ccedil;in web sayfasını kendimiz hazırlamıştık. Ayrıca bu sinemada hangi filmin g&ouml;sterileceğinin programlanmasını da kendimiz yaptık. Kısacası mimari bizim hedeflerimize ulaşmamız i&ccedil;in kullandığımız bir ara&ccedil;, ancak bu işlerin farklı boyutları da var. Projeleri y&uuml;r&uuml;t&uuml;rken b&uuml;t&uuml;nc&uuml;l bir yaklaşım ile hareket ediyoruz.</p> <p><strong><strong>Maria</strong>:&nbsp;</strong>İşin i&ccedil;inde yalnızca yapı yoktu; yemekleri de d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;k, giyilecek kıyafetleri de... Her şeyi detayları ile farklı a&ccedil;ılardan ele almaya &ccedil;alışıyoruz. Bu noktada mimarlık okulları biraz teorik kalıyor.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/Haber-02/2018/04/11/Cineroleum_Zander_animation5.gif" border="0" /></p> <p><span class="fotograf-yazi">Cineroleum projesi ile, Londra Clerkenwell Road'daki bir benzin istasyonunu sinemaya d&ouml;n&uuml;şt&uuml;rmek ama&ccedil;lanıyordu.</span></p> <p><strong>Pratiğinizde el emeğine değer veren bir yaklaşım izliyorsunuz. Yapı Unplugged at&ouml;lyesi de bunun &ouml;rneklerinden biri. Bu gibi &ccedil;alışmalarda size ilham veren şeyler nedir?</strong></p> <p><strong><strong>Maria</strong>:&nbsp;</strong>Tasarım s&uuml;recinde bilgisayar kullanmak beni artık usandırdı. Bu s&uuml;re&ccedil;te farklı y&ouml;ntemler izlemek, materyallerle oynamak hoşuma gidiyor, zihin a&ccedil;ıcı oluyor. Farklı &ccedil;&ouml;z&uuml;mler yaratabiliyorsun ve kağıt &uuml;zerinde &ccedil;alışmaya kıyasla farklı olasılıkları g&ouml;rebiliyorsun. Sonu&ccedil;ları daha eğlenceli ve daha tatmin edici oluyor.</p> <p><strong><strong><strong>Louis</strong></strong>:</strong>&nbsp;Tarihi s&uuml;re&ccedil; i&ccedil;erisinde iş g&uuml;c&uuml; s&uuml;rekli b&ouml;l&uuml;nmeye uğramış. Aynı anda hem taş ustası hem de usta bir marangoz olamazsın. Bir işte ustalaşabilmek i&ccedil;in bir &ouml;m&uuml;r boyu emek vermen gerekiyor, yapı tasarımı s&ouml;z konusu olunca da aynı şey ge&ccedil;erli. Bu nedenle pratik &ccedil;alışmaları s&uuml;rd&uuml;rmek &ouml;nemli. End&uuml;striyel tasarıma bakalım &ouml;rneğin: eskiden bir sandalyeyi tasarlayan ile imal eden kişiler &ccedil;oğunlukla aynı idi, ya da en azından aynı oluşumun i&ccedil;erisindeki insanlardı. Ama şimdi işler biraz daha ayrılmış durumda: yalnızca tasarımcı da olabiliyorsun. Bence bu zor bir g&ouml;rev, &ccedil;&uuml;nk&uuml; o sandalyeyi tasarlayan insan malzemeler ve s&uuml;re&ccedil;ler hakkında da bilgi sahibi olmalı. B&uuml;t&uuml;n bu s&uuml;re&ccedil;lere hakim olmak &ccedil;ok zor. Bir nesneyi anlamadan, onun nasıl &uuml;retildiğini bilmeden onu tasarlayamazsın.</p> Tue, 12 Jun 2018 14:50:00 +03 "Değişimin Odağında Teknoloji Olacak" http://www.arkitera.com/soylesi/index/detay/degisimin-odaginda-teknoloji-olacak/1030 Emine Merdim Yılmaz <img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/soylesi02/tuna-ofis-sohbetleri/oso-mimarlik/tunaofis_osomimarlik.jpg.jpeg" width="640" /><br/><br><br><br>Tuna ile Ofis Sohbetleri’in ilk konukları OSO Mimarlık’tan Serhan Bayık ve Okan Bayık.<br><br><p>Cemal &Ccedil;obanoğlu&rsquo;nun moderat&ouml;rl&uuml;ğ&uuml;nde yapılan s&ouml;yleşinin başında OSO Mimarlık kurucularından Serhan Bayık, ofislerini nasıl kurduklarını anlatıyor. Serhan Bayık, g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde 3 kardeş tarafından y&uuml;r&uuml;t&uuml;len mimarlık ofisini &uuml;niversiteden mezun olur olmaz kurmadıklarını, bir s&uuml;re tecr&uuml;be kazandıktan sonra 2007 yılında hayata ge&ccedil;irdiklerini belirtiyor.</p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/tuna-ofis-sohbetleri/oso-mimarlik/Karinca-Kanyon-04.jpg.jpeg" /><br /><span class="fotograf-yazi">Karınca Mağazası</span></p> <h3><b>Kurumsal Ofis Tasarımları &Uuml;zerine</b></h3> <p><iframe src="https://www.youtube.com/embed/i9Ak2lZ8Gqo" width="100%" height="400" frameborder="0"></iframe></p> <p>Ağırlıklı olarak kurumsal firmalar i&ccedil;in ofis tasarlayan OSO Mimarlık kurucularından Okan Bayık, ofis tasarlamanın kendi i&ccedil;inde bir dinamiği olduğu, daha hızlı kararlar alınabildiği ve adapte olunabildiği i&ccedil;in kendileri a&ccedil;ısından olumlu olduğunu belirtiyor.</p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/tuna-ofis-sohbetleri/oso-mimarlik/oso_D%26R.jpg.jpeg" /><br /><span class="fotograf-yazi">D&amp;R Genel M&uuml;d&uuml;rl&uuml;k Ofisi</span></p> <p>Ofis tasarımlarında &ldquo;a&ccedil;ık ofis&rdquo; kullanımının artması sorusu &uuml;zerine Okan Bayık, kendi i&ccedil;erisinde olumlu-olumsuz y&ouml;nleri olmasına rağmen bu kurgunun sahip olunan mekanın &ccedil;ok daha verimli kullanılmasına imkan verdiğini s&ouml;yl&uuml;yor.</p> <h3><b>Ofisler Birbirine mi Benziyor?</b></h3> <p><b><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/tuna-ofis-sohbetleri/oso-mimarlik/oso_Transbatur.jpg.jpeg" border="0" /><br /></b></p> <p>&Ccedil;obanoğlu&rsquo;nun ofislerin giderek birbirine benzediğini ve bu konudaki d&uuml;ş&uuml;ncelerini sorması &uuml;zerine Serhan Bayık, bu g&ouml;r&uuml;şe katıldığını, yaptıkları işlerde bu konuya dikkat etmekle birlikte a&ccedil;ık ofislerdeki d&uuml;zenin standartlaşmaya dair bir dezavantaj getirdiğini belirtiyor. Her firmanın kendine has &ouml;zellikleri olduğunu, konuları ele alırken firmaların farklılıklarını ortaya &ccedil;ıkaracak unsurları ele aldıklarını s&ouml;yl&uuml;yor.</p> <h3>Malzeme ve Tasarım &Ccedil;izgisinde Farklılaşma</h3> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/tuna-ofis-sohbetleri/oso-mimarlik/beework-revize01.jpg.jpeg" border="0" /></p> <p>&Ccedil;obanoğlu&rsquo;nun Tuna Ofis Satış &amp; Pazarlama B&ouml;l&uuml;m Başkanı ve Tuna Girsberger Genel M&uuml;d&uuml;r&uuml; Mehmet Arda&rsquo;ya peki siz rakiplerinizden nasıl ayrışıyorsunuz sorusunu y&ouml;neltmesi &uuml;zerine Arda, Tuna Ofis olarak, gerek T&uuml;rk gerekse de yabancı tasarımcılar ile &ccedil;alıştıklarını, malzemede, tasarım &ccedil;izgisinde farklılığı yakalamaya &ccedil;alıştıklarını belirtti. Buna da &ouml;rnek olarak yakın zamanda Karim Rashid ile yaptıkları Streem serisini &ouml;rnek olarak verdi.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/tuna-ofis-sohbetleri/oso-mimarlik/streem7_karimrashid.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi">Streem (Karim Rashid)</span></p> <p>Ofislerin giderek birbirine benzemesi konusunda ise:</p> <blockquote> <p>Hem Serhan Bey&rsquo;in hem de Okan Bey&rsquo;in g&ouml;r&uuml;şlerine katılıyorum. Baktığınızda birbirine &ccedil;ok benzeyen mekanlar ortaya &ccedil;ıkıyor. Burada gelişen teknolojiye uyumlu elemanların kullanımı, mekanın ve mobilyanın birbiri ile olan uyumu &ccedil;ok &ouml;nemli. Esas farklılıksa mekanı kullandık&ccedil;a ortaya &ccedil;ıkmaya başlıyor.</p> </blockquote> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/tuna-ofis-sohbetleri/oso-mimarlik/tunaofis.jpg.jpeg" border="0" /></p> <h3>S&ouml;yleşinin tamamını aşağıdaki videodan izleyebilirsiniz:</h3> <p><iframe src="https://www.youtube.com/embed/NDpuqohNXsc" width="730" height="540" frameborder="0"></iframe></p> <p><strong>Tuna Ofis:&nbsp;</strong><a href="http://www.tunaofis.com/" target="_blank">http://www.tunaofis.com/</a></p> <p><strong>OSO Mimarlık:</strong>&nbsp;<a href="https://osomimarlik.com/" target="_blank">https://osomimarlik.com/</a></p> Thu, 07 Jun 2018 16:00:00 +03 "Sessizleştirilmiş Kişilerin ve Mekanların İzini Sürerek Hafızayı Harekete Geçirmeye Çalışıyoruz" http://www.arkitera.com/soylesi/index/detay/cins-adimlar-_-soylesi/1028 Burcu Bilgiç <img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/soylesi02/cins_adimlar/28828631_1839629682755325_7157139990608044043_o.jpg.jpeg" width="640" /><br/><br><br><br>Havanın oldukça güzel olduğu bir günde Balat'ta yaptığımız yürüyüş sonrası, Cins Adımlar ekibinden Sema Semih'le kısa bir söyleşi yaptık. Yürümek ve hikaye anlatmanın gücünden bahsettik.<br><br><p><span class="fotograf-yazi">Fotoğraflar: Murat Germen</span></p> <p>Ge&ccedil;tiğimiz Mart ayında, İsve&ccedil; Konsolosluğu'nun d&uuml;zenlediği Kadın Yazısı etkinlik programına dahil y&uuml;r&uuml;y&uuml;ş rotasını g&ouml;r&uuml;nce olduk&ccedil;a heyecanlanıp Cins Adımlar ekibiyle iletişime ge&ccedil;tim. Sabah 10:00'da Balat'taki&nbsp;<span class="il">Kadın</span>&nbsp;Eserleri K&uuml;t&uuml;phanesi &ouml;n&uuml;nde buluştuğumuzda hava hala biraz soğuk olsa, Balat sokaklarındaki hikayelerin peşinden giderken g&uuml;neş bize eşlik etti. O g&uuml;nk&uuml; y&uuml;r&uuml;y&uuml;ş ekibinde Murat Germen'in olması ve bolca fotoğraf &ccedil;ekmesi de ağzı kulaklara vardıran bir tesad&uuml;ft&uuml;. Balat'ın hikaye anlatıcılarına hikayeleri i&ccedil;in ve Murat Germen'e fotoğraflar i&ccedil;in minnettarım. Balat, Kadık&ouml;y ve Beyoğlu rotalarında projeye devam eden Cins Adımlar ekibinden Sema ile yaptığımız kısa s&ouml;yleşi i&ccedil;in buyrunuz.</p> <p><b>Burcu Bilgi&ccedil;: Kısaca bir giriş yapacak olursam; &ldquo;hafıza y&uuml;r&uuml;y&uuml;şleri&rdquo; ve &ldquo;toplumsal cinsiyet&rdquo; olmak &uuml;zere iki temel kavram &uuml;zerinde şekillenen bir şehir gezisi projesi Cins Adımlar. Projenin ne zaman ve nasıl bir motivasyonla başladığından bahsedebilir misin biraz?</b></p> <p><strong>Sema Semih:</strong>&nbsp;İlk adımını 2014 yılında atan Cins Adımlar; Feminist tarih&ccedil;i Andrea Pet&ouml;&rsquo;n&uuml;n Budapeşte&rsquo;de, ausZeiten feminist arşiv kolektifinin Bochum&rsquo;da ve Soledad Falabella&rsquo;nın<i> Women Mobilizing Memory</i> (Hafızayı Harekete Ge&ccedil;iren Kadınlar) grubuna Şili&rsquo;de d&uuml;zenlediği feminist hafıza y&uuml;r&uuml;y&uuml;şlerinden alınan ilhamla ortaya &ccedil;ıkmış bir proje. 2014 yılında <i>Hafızayı Harekete Ge&ccedil;irmek: Kadınların Tanıklığı</i> isimli sergiye paralel olarak <i>Columbia &Uuml;niversitesi Toplumsal Değişim &Ccedil;alışmaları Merkezi</i>, <i>Karakutu Derneği</i> <i>ve Sabancı &Uuml;niversitesi Toplumsal Cinsiyet Kadın &Ccedil;alışmaları Forumu</i> (bug&uuml;nk&uuml; ismiyle SU Gender) işbirliğiyle d&uuml;zenlenen <i>Eylem İ&ccedil;in Hafızayı Harekete Ge&ccedil;irmek</i> isimli at&ouml;lye sonucunda 18 Eyl&uuml;l 2014 g&uuml;n&uuml; Beyoğlu&rsquo;nda ilk Cins Adımlar: Toplumsal Cinsiyet ve Hafıza Y&uuml;r&uuml;y&uuml;ş&uuml; ger&ccedil;ekleştirildi.</p> <p>Projenin başlaması ve bug&uuml;ne gelmesinde başta Ayşe G&uuml;l Altınay, Dilara &Ccedil;alışkan ve projede g&ouml;n&uuml;ll&uuml; olarak &ccedil;alışan &ccedil;ok sayıda hikaye anlatıcısının &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k emeği var. Ben projede 2016 yılında &ccedil;alışmaya başladım. 2014&rsquo;ten bug&uuml;ne Chrest Vakfı desteğiyle ve yeni hikaye anlatıcılarının katılmasıyla, yeni hikayeler keşfedilerek ve yeni rotalar &ccedil;izilerek bug&uuml;ne kadar Beyoğlu, Kadık&ouml;y ve Balat&rsquo;ta toplam 40 y&uuml;r&uuml;y&uuml;ş ger&ccedil;ekleştirildi.</p> <p>Yaşadığımız şehri daha iyi anlamaya ve her g&uuml;n &ouml;n&uuml;nden ge&ccedil;tiğimiz mekanların y&uuml;r&uuml;d&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z caddelerin, durup nefes aldığımız parkların daha &ouml;nce kimlerin hikayelerine tanıklık ettiğini keşfetmeye &ccedil;alışıyoruz. Bazen harap edilmiş bir bina, bazen bir apartman tabelası, bazen bir sokak ismi, bazense y&uuml;z yıllık bir &ccedil;ınar ağacı peşine d&uuml;şt&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z hikayeler i&ccedil;in yola &ccedil;ıkış noktamızı oluşturuyor.</p> <p>Resmi tarih anlatılarında ge&ccedil;mişi sadece bir pencereden ve &ccedil;oğunlukla tahrip edilmiş, &ccedil;arpıtılmış bir şekilde dinliyoruz. Resmi tarih inkar, sans&uuml;r ve yok sayma gibi pek &ccedil;ok mekanizmayla birlikte iktidardan yana ve iktidarı pekiştirmek i&ccedil;in kurgulanıyor. Ve bu tarihsel anlatıları eleştirel bir şekilde dinlediğimizde akla &ccedil;ok basit ve &ccedil;ok &ccedil;arpıcı bir soru geliyor: Kadınlar nerede? Resmi tarihte kadınların, egemen olmayan halkların, dışlanan kimliklerin nasıl yaşadıkları, bulundukları coğrafyaya ve k&uuml;lt&uuml;re nasıl katkılar sağladıkları, neleri değiştirip d&ouml;n&uuml;şt&uuml;rd&uuml;kleri, nelerle m&uuml;cadele ettiklerine dair bilgilere &ccedil;ok kolay ulaşamıyoruz. Tarih bize &ouml;ğretilen b&uuml;y&uuml;k anlatıdan &ccedil;ok daha fazlası. D&uuml;nya &uuml;zerinde nefes alan her insanın kendi ge&ccedil;mişi, kendi hikayeleri var. Bu hikayeleri keşfediyor olmak, hakikate başka a&ccedil;ılardan bakmamıza ve daha &ccedil;ok yakınlaşmamıza vesile oluyor.</p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/cins_adimlar/28701584_1839628946088732_508093248383485558_o.jpg.jpeg" /></p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/cins_adimlar/28828758_1839628032755490_6370809892751598437_o.jpg.jpeg" border="0" /></p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/cins_adimlar/28700953_1839628949422065_4568566753008750433_o.jpg.jpeg" /></p> <p><b>Belki bu kavramları biraz a&ccedil;abiliriz. Hafıza y&uuml;r&uuml;y&uuml;şleri denildiğinde hafıza ve mekan arasındaki olası ilişki geliyor aklıma. Şehir mekanı ve hafıza arasında nasıl ilişki kurulabilir?</b></p> <p>Hatırlamak, mekan veya nesnelerle &ccedil;ok ilişkili. Biz sessizleştirilmiş ve unutturulmuş kişilerin ve mekanların izini s&uuml;rerek, y&uuml;r&uuml;y&uuml;şler ve hikaye anlatıcılığı aracılığıyla hafızayı harekete ge&ccedil;irmeye &ccedil;alışıyoruz. Bug&uuml;n her g&uuml;n işe giderken kullandığımız yoldan daha &ouml;nce kimler ge&ccedil;miş olabilir diye d&uuml;ş&uuml;nmek, yaşadığımız mahallelerin daha &ouml;nce kimlere ev sahipliği yaptığını sorgulamak hem ge&ccedil;mişi hem de bug&uuml;n&uuml; anlamak adına pek &ccedil;ok kapının aralanmasını sağlıyor. Tarihin tarihte kaldığı d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lse ve &uuml;zerine beton d&ouml;k&uuml;lse bile aslında tesiri bug&uuml;n ve şu anda hala devam ediyor. Kente dikkatli baktığımızda, &ccedil;ok hızlı ve &ccedil;ok y&ouml;nl&uuml; değişimlere rağmen, tarihin izlerine rastlıyoruz. Bu izleri ya da ipu&ccedil;larını takip etmek bizi hikayelere g&ouml;t&uuml;r&uuml;yor. Hikayeler ise başka hikayelere her zaman gebe ve neredeyse her zaman birbiriyle ilişkili.</p> <p>Ben Kadık&ouml;y&rsquo;de yaşıyorum. Kadık&ouml;y y&uuml;r&uuml;y&uuml;ş&uuml;m&uuml;zde anlattığımız, en sevdiğim hikayelerden biri Bakla Tarlası Apartmanı. Ge&ccedil;mişte bakla tarlalarıyla bilinen Kadık&ouml;y&rsquo;de bug&uuml;n bakla yetiştirmeyi ge&ccedil;tim, tarla bile yok. Ancak Bakla Tarlası Apartmanı duruyor. Kadık&ouml;y&rsquo;deki binlerce apartmandan sadece biri. Kimbilir diğer apartmanların isimleri bizi hangi hik&acirc;yelere g&ouml;t&uuml;r&uuml;rd&uuml;.</p> <p>Neredeyse her g&uuml;n bir binanın yıkılacağı, kamuya ait yeşil bir alanın imara a&ccedil;ılacağı ya da &ouml;zelleştirileceği, tarihi yapıların yıkılacağı ya da otel/AVM yapılacağı y&ouml;n&uuml;nde haberlerle karşılaşıyoruz ya da İstanbul&rsquo;da yaşayan insanlar olarak bunları bizzat tecr&uuml;be ediyoruz. &ldquo;Sizin sokakta d&ouml;n&uuml;ş&uuml;m başladı mı? Yakında bizim binaya da gelirler&rdquo; gibi laflar &ccedil;ok dolaşıyor ortada. Neredeyse her ge&ccedil;en g&uuml;n yeni a&ccedil;ılan ya da el değiştiren bir mekanla karşılaşıyoruz. Kentsel d&ouml;n&uuml;ş&uuml;m projeleri hem doğayı hem de k&uuml;lt&uuml;r&uuml; &ccedil;ok hızlı ve vahşi bir bi&ccedil;imde yok etme işlevi g&ouml;r&uuml;yor. Mekanlar değişirken sadece kentin sil&uuml;eti değil, sosyal yapısı, k&uuml;lt&uuml;r&uuml; ve hafızası da değişiyor. Eskiden butik bir pastanede yediğimiz tatlının tadını, bu pastanenin yerine yeni a&ccedil;ılan &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; dalga kahveci de bulamayabiliyoruz, ya da damak zevkimiz değişiyor.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/cins_adimlar/28827655_1839628316088795_8879282958006326190_o.jpg.jpeg" border="0" /></p> <p><b>Yukarıdaki sorudan yola &ccedil;ıkarak devam ediyorum. İnşaat yoğun İstanbul'un bu yoğunluğa paralel bir hafıza/hikaye yitimiyle karşı karşıya olduğu s&ouml;ylenebilir. Bu noktada hikayeler nasıl korunabilir?</b></p> <p>Aslında hikayeleri korumaya değil ortaya &ccedil;ıkarmaya &ccedil;alışıyoruz. Hikayeleri anlatırken cevaplar vermekten daha &ccedil;ok sorular soruyoruz: Kınar Sıvacıyan&rsquo;ın ismini duydunuz mu? T&uuml;rkiye&rsquo;nin ilk kadın foto-muhabiri kimdir? &Ouml;n&uuml;nde bulunduğunuz bu harabe bina sizce bu hala gelmeden &ouml;nce ne ama&ccedil;la kullanıyordu? Gibi sorulara hikayelerimizde &ccedil;ok sık yer veriyoruz. Bu noktada amacımız kent, hafıza ve cinsiyet ilişkisine dair toplumsal farkındalığı arttırmak. Tek, hi&ccedil;bir zaman değişmeyen ve başka seslere yer vermeyen bir hikayenin peşinde değiliz. Tarihi ve anlattığımız hikayeleri yeni kutuplaşmalar yaratmak, ya da hakikati manip&uuml;le etmek i&ccedil;in bir ara&ccedil; değil; iletişim kurmak, ge&ccedil;mişi anlamak, bug&uuml;n &uuml;zerine d&uuml;ş&uuml;nmek ve gelecek adımlarımızı daha bilin&ccedil;li ve farkındalıkla atmak i&ccedil;in birer zemin olarak g&ouml;r&uuml;yoruz. Farklı zamanlar, mekanlar, kişiler ve k&uuml;lt&uuml;rlerarası bir diyalog ortamı oluşturmaya &ccedil;abalıyoruz. Bu nedenle anlattığımız her hikaye her seferinde başka t&uuml;rl&uuml; anlatılıyor aslında. Anlatana g&ouml;re, dinleyene g&ouml;re hikayenin rengi, sesi, tadı, dokusu ve kokusu değişiyor. Sorular ise her zaman bize yeni ufuklar a&ccedil;ıyor.</p> <p>Hikayelerimizin daha &ccedil;ok duyulması, anlatılması ve g&ouml;r&uuml;n&uuml;rleşmesi i&ccedil;in her ay mutlaka bir y&uuml;r&uuml;y&uuml;ş d&uuml;zenliyor, yazılı versiyonlarına web sitemizde yer veriyoruz. Her y&uuml;r&uuml;y&uuml;ş&uuml; mutlaka fotoğraflıyoruz. Bir y&uuml;r&uuml;y&uuml;şte &ouml;n&uuml;nde hikaye anlattığımız bir mekanı bir dahaki y&uuml;r&uuml;y&uuml;şte bulamayabiliyoruz. Ya da tekrar geldiğimiz bir mekanın duvarına muhteşem bir graffiti &ccedil;izildiğini g&ouml;r&uuml;yoruz ve acaba kim &ccedil;izdi diye sorgulamaya ve yeni hikayelerin peşinden gitmeye devam edebiliyoruz. Dinamik bir s&uuml;re&ccedil; var aslında. Anılar, g&uuml;nl&uuml;kler, biyografiler, fotoğraflar hikayelerimizi yazarken başvurduğumuz kaynaklar. İstanbul Kadın M&uuml;zesi başucu kaynaklarımızdan biri. Hafızayı tazelemek adına, kadın tarihini g&ouml;r&uuml;n&uuml;rleştirmek adına yapılmış m&uuml;thiş bir arşiv &ccedil;alışması ve katkıya a&ccedil;ık. Soruna cevap olarak bu t&uuml;r kaynakları desteklemek, &ccedil;oğaltmak ve daha fazla hikayenin peşine d&uuml;şmek &ccedil;ok besleyici olabilir gibi d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum. Cins Adımlar olarak biz de kent, cinsiyet ve hafıza ilişkisine dair sorular sormak, yeni hikayelerle aramıza katılmak isteyen herkese a&ccedil;ığız.</p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/cins_adimlar/28700873_1839629076088719_2247534919002060315_o%20%281%29.jpg.jpeg" /></p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/cins_adimlar/28699059_1839628049422155_6801723880540818872_o.jpg.jpeg" /></p> <p><b>Neden hikayelerden kitap veya sergi yapmak yerine y&uuml;r&uuml;y&uuml;ş rotası hazırlayıp adımlamayı tercih ettiniz? Nasıl bir deneyim sunuyor y&uuml;r&uuml;mek?</b></p> <p>Bir kitap ya da bir sergi de yapabiliriz elbette. Ancak y&uuml;r&uuml;y&uuml;ş yapmak hikayelerle kurduğumuz dinamik ilişkiyi g&uuml;&ccedil;lendiriyor. Temelde her y&uuml;r&uuml;y&uuml;şte anlattığımız belirli hikayeler olmasına rağmen, y&uuml;r&uuml;y&uuml;şe gelen misafirlerimizin yaptığı katkılarla hikayelerimize yeni katmanlar ekleniyor. Ya da, bir hikayenin ge&ccedil;tiği mekanı belirli aralıklarla gidip g&ouml;rmek, o mekan i&ccedil;inde ve &ccedil;evresinde yaşanan değişime, biriken hikayelere birebir tanık olmamızı sağlıyor. Y&uuml;r&uuml;y&uuml;ş&uuml;m&uuml;ze gelen misafirlerimizi aslında mekandaki ge&ccedil;mişe ve değişime tanık olmaya da davet etmiş oluyoruz. Ve en &ouml;nemlisi y&uuml;r&uuml;rken daha fazlasını keşfediyoruz.</p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/cins_adimlar/28827700_1839628506088776_7082242782434312338_o.jpg.jpeg" /></p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/cins_adimlar/28827742_1839629146088712_3627104232146998600_o.jpg.jpeg" /></p> <p><b>Merak ettiğim bu hikayelere nasıl ulaştığınız. Ve buradan yola &ccedil;ıkarak rotaların nasıl oluşturulduğu. Bir rotanın oluşması i&ccedil;in ne kadar zaman ve nasıl bir &ouml;n &ccedil;alışma gerektiriyor?</b></p> <p>Rotalarımızı oluştururken anlatacağımız hikayeleri &ouml;nceden belirlemiyoruz. Ekibimize dahil olan hikaye anlatıcıları kendi hikayelerini, kendi y&ouml;ntemleriyle bulup yazıp getiriyorlar. Sonrasında hikayelerimizi birbirimizle paylaşıyoruz. Ortak noktaları, hikayelerde birbiriyle konuşan yerleri keşfetmeye &ccedil;alışıyoruz. Araştırdığımız yerlerde saha &ccedil;alışmaları yapan akademisyen veya araştırmacılarla buluşmalar ger&ccedil;ekleştiriyoruz. Onların fikirlerini alıyoruz. Bulduğumuz hikaye bizi başka bir yere g&ouml;t&uuml;r&uuml;yor mu ona bakıyoruz. Yeni bir rota oluşturmak birka&ccedil; aylık bir zaman dilimini oluşturuyor. Ancak, var olan rotalarımıza yeni hikayeler de ekleyebiliyoruz.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/cins_adimlar/29064582_1839629466088680_2860939777765602431_o.jpg.jpeg" border="0" /></p> <p><b>İnternet sitesinde &ldquo;yeni durak &ouml;nerisi&rdquo; isimli bir b&ouml;l&uuml;m var. Cuma g&uuml;nk&uuml; y&uuml;r&uuml;y&uuml;ş esnasında da anladığım kadarıyla hikaye anlatıcıları hikayelerini kendileri kuruyorlar. Hikaye oluştururken sizden ne t&uuml;r bir destek alıyorlar? Kimler geliyorlar size hikayeleriyle?</b></p> <p>Ekibimize dahil olan g&ouml;n&uuml;ll&uuml;lerle toplumsal cinsiyet, kent ve hafıza, performans ve hikaye anlatıcılığı başlıklı at&ouml;lyeler d&uuml;zenliyoruz. Bu at&ouml;lyeler şimdiye kadar Ayşe G&uuml;l Altınay, Cenk &Ouml;zbay, Ebru Nihan Celkan, Ayşe &Ouml;nc&uuml; ve Tuğ&ccedil;e Tezer tarafından y&uuml;r&uuml;t&uuml;ld&uuml;. Hikaye anlatıcılarımız kent, hafıza, cinsiyet ve hikaye anlatıcılığı konularına ilgi duyan g&ouml;n&uuml;ll&uuml;lerden oluşuyor. Y&uuml;r&uuml;y&uuml;şlerimize katılıp benim de anlatacak hikayem var deyip bir sonraki y&uuml;r&uuml;y&uuml;şe hikayesiyle gelen, websitesi &uuml;zerinden iletişim kurup ekibe dahil olan bir&ccedil;ok hikaye anlatıcımız var. Arzu edenler <a href="about:blank">cinsadimlar@sabanciuniv.edu&rsquo;ya</a> mail g&ouml;ndererek y&uuml;r&uuml;y&uuml;şlerimize dinleyici ya da anlatıcı olarak katılma taleplerinizi iletebilirler.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/cins_adimlar/28954376_1839628392755454_2477150794494116123_o.jpg.jpeg" border="0" /></p> <p><b>Şu an hangi rotalar var İstanbul&rsquo;da? Bunlara ek olarak yeni rotalar &uuml;zerinde &ccedil;alışmalar var mı?</b></p> <p>Şimdilik Beyoğlu, Balat ve Kadık&ouml;y rotalarımız var. Kendi şehir ya da hafıza y&uuml;r&uuml;y&uuml;şlerini d&uuml;zenlemek isteyen gruplar i&ccedil;in eğitimler d&uuml;zenleyebiliyoruz. Bu yılki hedefimiz İstanbul&rsquo;daki rotalarımızda anlattığımız hikayeleri &ccedil;eşitlendirmek, zenginleştirmek ve derinleştirmek oldu. &Ouml;n&uuml;m&uuml;zdeki yıllarda gelen yeni anlatıcılar ve hikayelerle elbette ki başka rotalar oluşturmayı, oluşturmaya başladığımız alternatif şehir ve hikaye haritalarımızı uzun vadede genişletmeyi &ccedil;ok isteriz.</p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/cins_adimlar/29352394_1839629669421993_3639717806007984088_o.jpg.jpeg" /></p> <p><b>Cuma g&uuml;n&uuml; Fener-Balat rotasında egemen anlatının uğramadığı hikayelere uğradık. Bu &ccedil;ok &ouml;zg&uuml;rleştirici oldu benim i&ccedil;in; kişisel hikayelerimizi ve şehri geri talep ettiğimizi hissettim. Kalabalıklara ait anlatının dışında kalan kişisel hikayelerin g&uuml;&ccedil;lendirici/d&ouml;n&uuml;şt&uuml;r&uuml;c&uuml; bir tarafı var mı sence?</b></p> <p>Hikaye anlatmanın &ccedil;ok g&uuml;&ccedil;lendirici ve d&ouml;n&uuml;şt&uuml;r&uuml;c&uuml; bir pratik olduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum. Anlatıcılar kendi hayatlarından yola &ccedil;ıkarak anlatmak istedikleri hikayeleri se&ccedil;iyor, keşfediyor ve anlatıyorlar. Hikayeyi bulmuş olmak bile başlı başına d&ouml;n&uuml;şt&uuml;r&uuml;c&uuml; bir s&uuml;re&ccedil;. Anlatıcı kendisine ben neden bu hikayeyi anlatmayı se&ccedil;tim, bu hikaye de benim ilgimi ne &ccedil;ekti diye kendine sorduğu anda d&ouml;n&uuml;ş&uuml;m başlıyor. Hikaye anlatırken ise hem kişisel ve kolektif hafıza birlikte &ccedil;alışıyor. Bu da hem birbirimizle, hem de yaşadığımız şehirle kurduğumuz ilişkilerin g&uuml;&ccedil;lenmesine olanak sağlıyor.</p> Fri, 01 Jun 2018 15:00:00 +03 "Bienali, Mimarlığın Genç Aktörleri Tarafından Ulaşılabilir Hale Getirmek Önemli" http://www.arkitera.com/soylesi/index/detay/vardiya_soylesi_2/1025 Heval Zeliha Yuksel <img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/Haber-02/2018/05/22/Kerem_Portre_arkitera.jpg.jpeg" width="640" /><br/><br><br><br>Venedik Bienali 16. Uluslararası Mimarlık Sergisi Türkiye Pavyonu küratörü Kerem Piker ile bir üretme, buluşma ve karşılaşma mekânı önerisi olan Vardiya üzerine konuştuk.*<br><br><p>Venedik Bienali 16. Uluslararası Mimarlık Sergisi bu yıl 26 Mayıs &ndash; 25 Kasım 2018 tarihleri arasında d&uuml;zenleniyor. Bienal kapsamında İstanbul K&uuml;lt&uuml;r Sanat Vakfı'nın (İKSV) koordinasyonunu y&uuml;r&uuml;tt&uuml;ğ&uuml; T&uuml;rkiye Pavyonu, bienali &ouml;ğrenme ve tartışma ortamına d&ouml;n&uuml;şt&uuml;recek uzun soluklu bir projeye ev sahipliği yapıyor. K&uuml;rat&ouml;rl&uuml;ğ&uuml;n&uuml; Kerem Piker'in, yardımcı k&uuml;rat&ouml;rl&uuml;ğ&uuml;n&uuml; Cansu C&uuml;rgen, Yelta K&ouml;m, Nizam Onur S&ouml;nmez, Yağız S&ouml;ylev ve Erdem T&uuml;z&uuml;n'&uuml;n &uuml;stlendiği Vardiya projesi kapsamında bienal s&uuml;resince haftalık vardiyalar h&acirc;linde Venedik'e gidecek mimarlık &ouml;ğrencileri, bienalin bu yılki teması Serbestmek&acirc;n kavramı &ccedil;er&ccedil;evesinde geniş katılımlı bir projeye dahil oluyorlar. 2018 T&uuml;rkiye pavyonu bir sergi mek&acirc;nı olmanın &ouml;tesinde bir buluşma mek&acirc;nı olmayı hedefliyor. &Ouml;nerilen d&uuml;zenleme tekil bir objenin kendini sergilediği bir d&uuml;zeneğin tersine bu kez dağınık, kapsayıcı, değiştirilmeye/d&ouml;n&uuml;şt&uuml;r&uuml;lmeye a&ccedil;ık bir mek&acirc;n organizasyonu olarak tarif edilebilir. Bu &ccedil;er&ccedil;evede T&uuml;rkiye Pavyonu yirmi beş hafta boyunca iki haftada bir olmak &uuml;zere yedi g&uuml;nl&uuml;k vardiyalar halinde Bienali ziyarete gelen y&uuml;z&uuml;n &uuml;zerinde mimarlık &ouml;ğrencisini Bienal Sergisine ortak edecek. İstanbul K&uuml;lt&uuml;r Sanat Vakfı (İKSV) koordinasyonunda ağırlanacak &ouml;ğrenciler, davetli onlarca konuşmacı ve profesyonelle eşliğinde farklı d&ouml;nemlerde yapılacak seminerler, at&ouml;lye &ccedil;alışmaları, dijital buluşmalar ve enformel karşılaşmalarla zenginleşen &uuml;retimlerde bulunacaklardır. Herkese a&ccedil;ık olması hedeflenen etkinlikler ile serbest bir mek&acirc;na d&ouml;n&uuml;şecek olan T&uuml;rkiye Pavyonu, bienal s&uuml;resince ortaya konan &uuml;r&uuml;nlerle de zaman i&ccedil;erisinde gelişen ve b&uuml;y&uuml;yen bir sergi i&ccedil;eriğine sahip olacaklar. T&uuml;m katılımcı ve ziyaret&ccedil;ilerin bu karşılıklı etkileşim ortamından yararlanmasını bekleyen Vardiya, aynı zamanda bu gen&ccedil;, yaratıcı zihinlerin bireysel ve kolektif &uuml;retimlerini Venedik'e taşıyarak, onları g&uuml;ncel mimarlık g&uuml;ndeminin merkezine yerleştiriyor.</p> <p>Venedik Bienali 16. Uluslararası Mimarlık Sergisi T&uuml;rkiye Pavyonu k&uuml;rat&ouml;r&uuml; Kerem Piker ile bir &uuml;retme, buluşma ve karşılaşma mek&acirc;nı &ouml;nerisi olan Vardiya &uuml;zerine konuştuk. Kendisini KPM-kerem piker mimarlık ofisi ile kıymetli işler &uuml;retmesiyle tanıyoruz. Kerem Piker, bug&uuml;ne kadar &uuml;rettiği iyi mimarlık &ouml;rnekleri ile ulusal mimari yarışmalarda &ouml;d&uuml;ller almış, ayrıca 2010 yılında Chicago Atheneum tarafından Avrupa'daki 40 yaş altındaki en iyi 40 mimardan biri olarak g&ouml;sterilmiş başarılı bir mimar. Venedik Bienali T&uuml;rkiye Pavyonu'nun k&uuml;rat&ouml;rl&uuml;ğ&uuml;n&uuml; &uuml;stlenmenin bir mimar olarak kendisine neyi ifade ettiğini, Vardiya temasını ve bienale hazırlık s&uuml;recini konuştuk...</p> <p><strong>Heval Zeliha Y&uuml;ksel: Venedik Bienali T&uuml;rkiye Pavyonu'nun k&uuml;rat&ouml;rl&uuml;ğ&uuml;n&uuml; &uuml;stlenmek bir mimar olarak sizin i&ccedil;in ne ifade ediyor?</strong></p> <p><strong>Kerem Piker:</strong> Mimar olarak genellikle uğraştığım işlerden bir miktar farklı bir konu diyebilirim. Bunun iki sebebi var; birincisi k&uuml;rat&ouml;ryel pozisyonun &uuml;lke temsilini işaret eden rol&uuml;nden, ikincisi ise bizim &ouml;nerdiğimiz projenin &ouml;zg&uuml;n koşullarından kaynaklanıyor. Vardiya &ccedil;ok akt&ouml;rl&uuml;, &ccedil;ok katılımcının i&ccedil;erisinde yer aldığı uzun soluklu ve geniş kapsamlı bir organizasyon. Bu organizasyonda mek&acirc;nsal d&uuml;zenleme her ne kadar &ouml;nemli bir rol &uuml;stlense de uğraştığımız konulardan yalnızca bir tanesi. Ancak şanslıyım, bu karmaşık yapıyı kolaylaştırıcı adımlar atmamı sağlayan iyi bir ekiple &ccedil;alışıyorum. Başta İstanbul K&uuml;lt&uuml;r Sanat Vakfı ekibi olmak &uuml;zere k&uuml;rat&ouml;ryel ekip, kpm'deki yani kerem piker mimarlık'taki proje ekibi, koordinat&ouml;rler, at&ouml;lye y&uuml;r&uuml;t&uuml;c&uuml;leri ve danışmanlarımız Vardiya'nın işleyen bir kurgu haline d&ouml;n&uuml;şmesi i&ccedil;in &ouml;nemli bir gayret i&ccedil;erisindeler.</p> <p>Mimarlığın kendi kodları var. Bu kodlar taşınabilir kodlar, her ne kadar &ccedil;eşitlenme imkanına sahip de olsa mimarlığın d&uuml;nyanın herhangi bir yerinde ge&ccedil;erli olabilecek bir notasyonu ve anlam dili olduğu iddia edilebilir. Ancak bu dilin ve anlam d&uuml;nyasının yaşayan bir yapı olduğunu, zaman i&ccedil;erisinde değişime, d&ouml;n&uuml;ş&uuml;me a&ccedil;ık bir karakterinin olduğunu da kabul etmek gerekiyor. Bu anlamda mimarlığın farklı iletişim ve &ouml;ğrenme ortamlarına ihtiya&ccedil; duyduğu bir ger&ccedil;ek. Venedik Bienali Mimarlık Sergisi bunlardan belki de yalnızca bir tanesi, ancak &ouml;nemli bir tanesi. Bu ortamın salt izleyicisi olmak dahi değerli iken &uuml;reticilerinden birisi haline d&ouml;n&uuml;şmek &ccedil;ok anlamlı. Bu pozisyon ister istemez hem bu ortama ayak uydurmayı hem de bu tecr&uuml;be doğrultusunda yeni şeyler &ouml;ğrenmeyi ka&ccedil;ınılmaz hale getiriyor. &Ouml;nemli bir fırsat, bu fırsatı genişletmek ve bu imk&acirc;nı yaymak ise Vardiya'nın &ouml;nemli bir motivasyonu.</p> <p><strong>Vardiya ismini verdiniz. Bu ismi verme sebebinizden (hik&acirc;yesinden) biraz bahsedebilir miyiz?</strong></p> <p>Kelimenin k&ouml;keni İtalyanca'daki guardia'dan geliyor. Bizim i&ccedil;in &ccedil;ağrışımları &ccedil;eşitli, ancak ilk anlamıyla vardiyalar halinde pavyona gelecek olan &ouml;ğrencilerin mekandaki d&ouml;n&uuml;ş&uuml;ml&uuml; ev sahipliğine işaret ediyor. Basit bir fikri var projenin; bienalin bu seneki teması olan freespace/serbestmekan kavramını sorguladığımızda anladık ki pavyonun kendisinin ulaşılabilir kılınması bile &ouml;nemli bir adım. T&uuml;rkiye pavyonunu bir t&uuml;r son &uuml;r&uuml;n sergisi i&ccedil;in &ouml;rg&uuml;tlemek yerine mek&acirc;nın ulaşılabilir kılınması ve bienal boyunca birtakım buluşmalara, karşılaşmalara ve ortak &ccedil;alışmalara ev sahipliği yapan bir yapıya d&ouml;n&uuml;şt&uuml;rmek m&uuml;mk&uuml;n olabilir diye d&uuml;ş&uuml;nmeye başladık.</p> <p>&Ouml;nerdiğimiz proje kapsamında mimarlık &ouml;ğrencileri haftalık vardiyalar halinde İKSV'nin ev sahipliğinde Venedik'e g&ouml;t&uuml;r&uuml;lecekler. &Ouml;ğrencilerin ulaşım, konaklama gibi ihtiya&ccedil;larının tamamı İKSV ve destek&ccedil;iler sayesinde karşılanacak. Maksat mek&acirc;nın tamamlanmış bir sergiye ev sahipliği yapması yerine &ouml;ğrencilerin, profesyonellerin, akademisyenlerin kısacası farklı t&uuml;rden pek &ccedil;ok katılımcının ve elbette ki ziyaret&ccedil;ilerin de katkısı ile genişleyen, d&ouml;n&uuml;şen bir sergi i&ccedil;eriğinin bizzat faili olması.</p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/Haber-02/2018/05/22/vardiya_basin_arkitera.jpg.jpeg" /><br /><span class="fotograf-yazi">"Vardiya" projesinin İstanbul'da yapılan basın toplantısından</span><br /><strong></strong></p> <p><strong>T&uuml;rkiye Pavyonu i&ccedil;in &ouml;ğrencilere y&ouml;nelik bir a&ccedil;ık &ccedil;ağrı d&uuml;zenlemenizin nedenleri nelerdir? Bir k&uuml;rat&ouml;r olarak neden b&ouml;yle bir tercihte bulundunuz? Bu a&ccedil;ık &ccedil;ağrıyı ger&ccedil;ekleştirirken neyi ama&ccedil;ladınız? Neden &ouml;ğrenciler ile s&uuml;reci g&ouml;t&uuml;rmek istediniz?</strong></p> <p>2018 yılında ger&ccedil;ekleştirilecek olan serginin teması k&uuml;rat&ouml;rler tarafından Freespace (serbestmek&acirc;n) olarak a&ccedil;ıklandıktan sonra T&uuml;rkiye Pavyonu i&ccedil;in d&uuml;zenlenen a&ccedil;ık &ccedil;ağrı bizi ister istemez bienalin kendisinin kimler i&ccedil;in var olduğu, ne kadar ulaşılabilir olduğu gibi sorular &uuml;zerinde d&uuml;ş&uuml;nmeye itti. Mimarlık bir yanıyla bakıldığında bilgisi s&uuml;rekli genişleyen, yenilenen ve d&ouml;n&uuml;şen bir disiplin. Mimarlığın en &ouml;nemli &ouml;ğrenme ortamlarından birisi olan Bienal ise son yıllarda mimarlık d&uuml;nyasının sınırlı bir kesimine ulaşan bir t&uuml;r halkla ilişkiler etkinliği olarak g&ouml;r&uuml;ld&uuml; ve sıklıkla eleştirilir oldu. Bizler bienali, mimarlık d&uuml;nyasının gen&ccedil; akt&ouml;rleri tarafından da ulaşılabilir hale getirmenin, bu &ouml;ğrenme ortamını yeniden kurgulamak a&ccedil;ısından &ouml;nemli olduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yoruz. İnanıyoruz ki bu t&uuml;rden bir &ccedil;aba, en azından bu yıl kurulan &ccedil;er&ccedil;evede, klasik anlamda g&ouml;rmeye alışkın olduğumuz yapıda bitmiş bir araştırmanın ya da &uuml;r&uuml;n&uuml;n sergisinin tasarlanmasından daha anlamlı olabilir.</p> <p><strong>A&ccedil;ık &ccedil;ağrıya başvuran projelerin se&ccedil;im s&uuml;recinde nelere dikkat ettiniz?</strong></p> <p>Başvurular &ouml;ğrencilerin d&uuml;zenlediğimiz a&ccedil;ık &ccedil;ağrı i&ccedil;in hazırladıkları kısa videoları ve portfolyolarını bizimle dijital olarak paylaşmalarıyla başladı. &Uuml;&ccedil; soru sorduk; istedik ki bu videolar "Bienal ne işe yarar", "bienal kimin i&ccedil;in var" ve "bienal ne i&ccedil;in var" sorularının en az bir tanesi ile ilgilensin. &Ouml;ğrencilerin bu soruları ele alış bi&ccedil;imi elbette bizim i&ccedil;in &ouml;nemliydi. Ancak bir o kadar &ouml;nemli olan farklı k&uuml;lt&uuml;rel arka planlardan gelen başvuru sahiplerinin bug&uuml;ne kadar ne t&uuml;rden &uuml;retimlerde bulundukları, anlattıkları kadarıyla nasıl bir d&uuml;nya kavrayışı geliştirdikleri, hangi ara&ccedil;lara h&acirc;kim oldukları gibi konularda ipu&ccedil;ları veren portfolyolarıydı. D&uuml;nyanın farklı noktalarından T&uuml;rkiye Pavyonu'nun i&ccedil;erisinde &uuml;retimde bulunmak &uuml;zere başvuran mimar adaylarının bu ortama ne t&uuml;rden bir katkı sağlayacağını, hangi motivasyonlarla bu projenin bir par&ccedil;ası olduklarını anlamaya &ccedil;alıştık. Elbette b&uuml;t&uuml;n bunları yaparken, farklı imkanlara sahip &ouml;ğrencilerin her birini kendi koşulları i&ccedil;erisinde değerlendirmeye de gayret ettik.</p> <p>Başvuruları k&uuml;rat&ouml;ryel ekip olarak değerlendirdik. Ekibimiz benim ile birlikte beş yardımcı k&uuml;rat&ouml;rden oluşuyor. Bu ekibin bir kısmı yurtdışında yaşıyor. Dolayısıyla, İstanbul-Berlin-Rotterdam-New York arasında s&uuml;recin her aşamasında olduğu gibi değerlendirme anında da yoğun bir dijital iletişim trafiği tecr&uuml;be ettik. Bu trafiğe d&uuml;nyanın 29 &uuml;lkesinden aldığımız 452 başvuru eklenince de, değerlendirmelerin ikinci aşamasında, t&uuml;m saat dilimlerini hesaba katan sıkı bir m&uuml;lakat s&uuml;reci ge&ccedil;irdik. &Ouml;ğrencilerle video konferans g&ouml;r&uuml;şmeleri yaptık ve b&ouml;ylece başvuru sahipleri ile ilk kez y&uuml;z y&uuml;ze karşılaşma imk&acirc;nı bulduk. M&uuml;lakatların tamamlanmasının ardından Vardiya'ya katılacak 122 asil, 42 yedek katılımcıyı belirledik.</p> <p><strong>A&ccedil;ık &Ccedil;ağrı ile &ouml;ğrenci portfolyoları ve kısa filmleri size ulaştı. Ve anlattığınız gibi yoğunluklu ge&ccedil;en bir s&uuml;re&ccedil; ile k&uuml;ratoryal ekibiniz ile değerlendirdiniz. Peki T&uuml;rkiye Pavyonu'nda sergilenecek at&ouml;lye konuları neler? Bu konuların odaklandığı temel bir nokta var mıdır?</strong></p> <p>Mimarlık pek &ccedil;oğumuz i&ccedil;in temel olarak i&ccedil;inde bulunduğumuz yapılı &ccedil;evrenin &ouml;nemli bir bileşeni olan binaların tasarlanması ile ilgili bir alan. Elbette mimarlık esas olarak kendi pratik alanını binalar &uuml;zerinden tanımlıyor. Ancak bina yapma pratikleri kadar, binaların &uuml;rettikleri, i&ccedil;inde bulundukları, ilişki kurdukları k&uuml;lt&uuml;r de mimarlık &uuml;retiminin ister istemez bir par&ccedil;ası haline d&ouml;n&uuml;ş&uuml;yor. Mimarlıkla ilgili konuşurken konu bu y&uuml;zden kaybolan zanaat pratiklerinden nano teknolojiye, k&uuml;resel finans sisteminin etkilerinden sinemaya, matematiksel &ouml;r&uuml;nt&uuml;lerin hesaplanma bi&ccedil;imlerinden merkez dışı &uuml;retim pratiklerine kadar geniş bir yelpazeye a&ccedil;ılabiliyor. Midyat'taki y&uuml;zlerce yıllık &ouml;zg&uuml;n taş evlerin en doğru şekilde korunması da mimarlığın konusu, robot kollar ile &uuml;retilen ve insanın hata yapma olasılığını en aza indiren ara&ccedil;lar ve inşa bi&ccedil;imleri de yine mimarlığın konusu. Yerel k&uuml;lt&uuml;rlerin yapma bi&ccedil;imlerinin araştırılması kadar yeni formların &uuml;retim olanaklarının araştırılması, irrasyonel g&ouml;z&uuml;ken bi&ccedil;imlerin sayısal teknolojiler vasıtasıyla rasyonel sistemlere d&ouml;n&uuml;şt&uuml;rme araştırmaları da mimarlığın konusu. Bizler bu zenginliğin at&ouml;lye konularına da yansıması gerektiğini d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;k ve bu anlamda elimizden geldiğince at&ouml;lye konularını &ccedil;eşitlendirmeye gayret ettik.</p> <p><strong>Nasıl bir sergi kurgusu olacak?</strong></p> <p>Biz mek&acirc;nı bir t&uuml;r altyapı olarak kurguluyoruz. Bu altyapının farklı etkinliklere, buluşmalara, karşılaşmalara &ouml;n ayak olması, uyum sağlaması ve zaman zaman da b&uuml;t&uuml;n bunları tetikleyen bir karakterde olması i&ccedil;in &ccedil;abalıyoruz. S&uuml;rekli genişleyen ve ancak bienal bittiğinde tamamlanan bir sergi yapmak niyetindeyiz. Her katılımcının yerleşeceği belirli/ sabit nişler i&ccedil;erisinde beklenmedik m&uuml;dahalelere a&ccedil;ık bir sergi planlıyoruz. Bienali gezen ve T&uuml;rkiye Pavyonu'nda d&uuml;zenlenecek kamuya a&ccedil;ık bir dizi etkinlik ve at&ouml;lye &ccedil;alışmasına katılacak mimar adayları, bienal s&uuml;resince korku filmlerinden kent-&ccedil;ocuk ilişkisine, yapay zek&acirc;dan zanaata &ccedil;ok &ccedil;eşitli konular etrafında d&uuml;zenlenecek 12 at&ouml;lye &ccedil;alışması sonucunda s&uuml;rekli genişleyen ve bienal sonrasına uzanması hedeflenen bir sergi i&ccedil;eriği oluşturacak. At&ouml;lye &ccedil;alışmalarının yanı sıra bienal boyunca dijital olarak yayımlanması planlanan, bienal izleyicilerinin de katılacağı yaklaşık elli kadar dijital buluşma ve altı konuk konuşmacı sohbeti ile T&uuml;rkiye Pavyonu, 25 hafta boyunca yaşayan bir &ouml;ğrenim ve &uuml;retim platformuna d&ouml;n&uuml;şecek.</p> <p><strong>Bu yılki ekibinizde kimler var? Nasıl bir iş b&ouml;l&uuml;m&uuml; yapıldı?</strong></p> <p>IKSV'nin koordinasyonunu y&uuml;r&uuml;tt&uuml;ğ&uuml; projede, k&uuml;rat&ouml;rl&uuml;ğ&uuml;n&uuml; benim &uuml;stlendiğim, Cansu C&uuml;rgen, Yelta K&ouml;m, Nizam Onur S&ouml;nmez, Yağız S&ouml;ylev ve Erdem T&uuml;z&uuml;n'&uuml;n ise k&uuml;rat&ouml;r yardımcısı olarak yer aldığı bir ekibimiz var. Bu ekibin haricinde Selen Ak&ccedil;alı ve Deniz Ova danışman olarak, Pınar Demir ise proje koordinat&ouml;r&uuml; olarak rol alıyor. Mimari Projeyi KPM-kerem piker mimarlık, grafik tasarım işlerini ise ONA G&Ouml;RE ekibi &uuml;stlendi. Projenin İKSV ayağında ise proje koordinat&ouml;r&uuml; Selen Erkal ve yurtdışı projeler direkt&ouml;r&uuml; Tuna Ortaylı Kazıcı g&ouml;rev alıyor.</p> <p><strong>Vardiya biz izleyenlere neyi g&ouml;sterecek?</strong></p> <p>Vardiya uzun soluklu bir program. Performansı b&uuml;t&uuml;n bienal s&uuml;recine yayılıyor. Haziranın birinci haftasından itibaren başlayan ve ekim sonuna dek &ccedil;eşitlenerek s&uuml;recek bir i&ccedil;eriğe sahip. Bu i&ccedil;erik farklı konulardaki at&ouml;lye &ccedil;alışmalarını, dijital buluşmaları, mimarlar ile ger&ccedil;ekleştirilecek konuşmaları, ziyaretleri, performansları ve farklı t&uuml;rden araştırmaları kapsıyor. Geniş zamanlı baktığımızda Vardiya bize umuyoruz ki en azından mimarlık d&uuml;nyasında yalnız olmadığımızı g&ouml;sterecek. Ancak daha pratik sebeplerden &ouml;t&uuml;r&uuml; soruyorsanız, ziyaret&ccedil;ilerin a&ccedil;ılış anında b&uuml;t&uuml;n bienal boyunca ger&ccedil;ekleştirilecek ve &ouml;nceden programlanmış at&ouml;lyelere dair ipu&ccedil;ları ile karşılaşmalarını hedefliyoruz. Her bir at&ouml;lye i&ccedil;in ayrılan nişler i&ccedil;erisinde farklı konulardan bahseden kısa filmler ve medya yerleştirmeleri yer alacak. Bu filmlerin yanı sıra &ouml;ğrencilerin hazırladığı başvuru videoları ve Vardiya projesini anlatan &ccedil;eşitli sunuş ara&ccedil;ları da serginin a&ccedil;ılış g&uuml;n&uuml; hazır birer par&ccedil;ası olarak yerlerini alacaklar.</p> <p><strong>Mimarlık d&uuml;nyasına sizce nasıl bir katkı sağlayacak?</strong></p> <p>Mimarlığın ilgi alanı ve mimarlığın bilgisi s&uuml;rekli genişleyen, d&ouml;n&uuml;şen ve kendini yenileyen bir alan. B&ouml;yle olduğu i&ccedil;indir ki mimarlığın bilgisinin yeniden &uuml;retildiği, paylaşıldığı, tartışıldığı ve yeni katılımcıların s&ouml;zlerine kulak verildiği ortamlara ihtiya&ccedil; var. Bu ortama katılımı g&uuml;&ccedil;lendirmek, &ccedil;eşitlendirmek ve mimarlık alanının yeni akt&ouml;rlerinin merakları ile genişletmek maksadıyla mimarlığın konu edildiği bu t&uuml;rden enformel &ouml;ğrenme alanlarından belki de en &ouml;nemlisi olan Venedik Bienali Uluslararası Mimarlık Sergisi'nin i&ccedil;erisinde yer alan T&uuml;rkiye Pavyonu'nu, b&uuml;t&uuml;n d&uuml;nyadan mimarlık &ouml;ğrencileri i&ccedil;in bir buluşma alanı olarak d&uuml;ş&uuml;nmeye &ccedil;alıştık.</p> <p>Salt bir sergi alanı olmanın &ouml;tesinde bir buluşma, karşılaşma ve &uuml;retim mek&acirc;nı olarak tarif etmeyi yeğlediğimiz Vardiya projesi aracılığıyla "Bienal ne i&ccedil;in var?", "Bienal kimin i&ccedil;in var?" ve "Bienal ne işe yarar?" sorularını yanıtlayan d&uuml;nyanın pek &ccedil;ok farklı yerinden beş y&uuml;ze yakın mimarlık &ouml;ğrencisi arasından se&ccedil;tiğimiz katılımcılar ile ziyaret&ccedil;ileri bienallerin amacı ve rol&uuml; hakkında d&uuml;ş&uuml;nmeye &ccedil;ağırıyoruz. Mimarlık d&uuml;nyasının b&uuml;t&uuml;n taraflarının da bu karşılıklı oyun ve bağ kurma fırsatından yararlanmasını umuyoruz. Bununla birlikte gen&ccedil; ve yaratıcı zihinlerin bireysel ve kolektif deneylerini g&uuml;ncel mimarlık g&uuml;ndemlerinin merkezine yerleştirerek mimarlık d&uuml;nyasına katkı sağlamasını hedefliyoruz. Bu t&uuml;rden bir k&uuml;lt&uuml;rlerarası ortamın i&ccedil;erisinde mimarlık &uuml;zerine yeniden d&uuml;ş&uuml;nme imk&acirc;nı bulacak olan bizlerin inanıyorum ki &ouml;ğreneceği pek &ccedil;ok şey var.</p> <p><strong>Okuyucularımızın sizi yakından tanıması i&ccedil;in bize biraz kendi işlerinizden bahsederseniz &ccedil;ok memnun oluruz.</strong></p> <p>2011 yılından bu yana kurucusu olduğum KPM-kerem piker mimarlık ofisi &ccedil;er&ccedil;evesinde mimari ekibimizle birlikte y&uuml;r&uuml;tt&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z farklı konu ve &ouml;l&ccedil;eklerde projelerimiz bulunuyor. Pendik'de yapım aşamasında olan "The Holl" home-ofis projesi bu projelerden bir tanesi. Yaklaşık 16.000 metrekare kapalı alana sahip olan projenin bulunduğu b&ouml;lgedeki alışılagelmiş planlama ve kullanım alışkanlıklarına yeni bir bakış a&ccedil;ısı getireceğini d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yoruz. Kemerburgaz'da devam eden Kemerlife-XXIII projesi, birka&ccedil; ay i&ccedil;erisinde kullanıcıları ile buluşacak, onun heyecanını duyuyoruz. Yine Kemerburgaz b&ouml;lgesi i&ccedil;in tasarladığımız Belgrad Orman Evleri konut projesi yapım aşamasına geldi, &ouml;n&uuml;m&uuml;zdeki g&uuml;nler zannediyorum onun inşai faaliyetleri ile ge&ccedil;ecek. Kentsel tasarım &ouml;l&ccedil;eğinde yaptığımız bir &ccedil;alışma, Sakarya Demokrasi Meydanı Yenileme Projesi ihale aşamasında. Bu konular haricinde yeni yeni &uuml;zerinde &ccedil;alışmaya başladığımız bir eski eser restorasyonu projesi de bu g&uuml;nlerde sıcak g&uuml;ndemimizi oluşturuyor.<br />KPM'nin g&uuml;ndeminde bug&uuml;n yer alanlar kısaca bunlar. Ancak daha &ouml;nce ger&ccedil;ekleşen işlerden bahsetmek gerekirse, aralarında Manisa Belediyesi Hizmet Binası Yarışması 1.'lik &ouml;d&uuml;l&uuml;, MEB Midyat Eğitim Kamp&uuml;s&uuml; Mimari Proje Yarışması 1. &ouml;d&uuml;l&uuml;, Şişli Lisesi Ulusal Mimari Proje Yarışması Mansiyon &Ouml;d&uuml;l&uuml;, Borusan Neşe Fabrikaları Ulusal Mimari Proje Yarışması Mansiyon &Ouml;d&uuml;l&uuml;, İzmir Ulaşım Entegrasyon Merkezi Mimari Proje Yarışması Mansiyon &Ouml;d&uuml;l&uuml;'n&uuml;n de yer aldığı farklı projelerin tasarımını &uuml;stlendik. 2016 yılında tasarımını ger&ccedil;ekleştirdiğimiz Akyazı K&uuml;lt&uuml;r Merkezi Projesi XV. D&ouml;nem Ulusal Mimarlık &Ouml;d&uuml;lleri Proje Başarı &Ouml;d&uuml;l&uuml;'ne layık g&ouml;r&uuml;ld&uuml;. Bu projelerin yanı sıra 1998 yılından bu yana İstanbul Teknik &Uuml;niversitesi, Yıldız Teknik &Uuml;niversitesi, Gebze YTE, Bilgi &Uuml;niversitesi ve K&uuml;lt&uuml;r &Uuml;niversitesi mimari proje st&uuml;dyolarında ve ulusal mimari proje yarışmalarında j&uuml;ri &uuml;yesi ve konuk &ouml;ğretim g&ouml;revlisi olarak yer alıyorum.</p> <p>*S&ouml;yleşi ilk olarak İstanbul Art News'ta yayımlanmıştır.</p> Tue, 22 May 2018 14:36:08 +03 "Sanatın Bize Vadettiği Gelecek, Teknolojinin Vadedebileceğinden Çok Daha Özgür" http://www.arkitera.com/soylesi/index/detay/asif-khan-soylesi/1024 Işın Fidan <img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/soylesi02/asif_khan.jpg.jpeg" width="640" /><br/><br><br><br>Yapı Fuarı – Turkeybuild İstanbul kapsamında düzenlenen "Mimar Konferansları"na konuşmacı olarak katılan ödüllü mimar Asif Khan ile birlikte mimarlık ve teknoloji arasındaki ilişkiyi konuştuk.<br><br><p><span id="docs-internal-guid-51b8ed01-7350-afc3-fa78-b44e08774e6d"> </span></p> <p dir="ltr"><span class="fotograf-yazi">Fotoğraf:&nbsp;Freunde von Freunden</span></p> <p dir="ltr"><strong>2004 yılında mimarlık eğitiminizi&nbsp;tamamladıktan sonra mobilya tasarımı, &uuml;r&uuml;n tasarımı ve son olarak sergi tasarımı ve enstalasyon alanlarına y&ouml;neldiniz. Bu farklı alanlar arası ge&ccedil;iş s&uuml;reci nasıl oldu, aldığınız mimarlık eğitimi ile bu s&uuml;reci nasıl ilişkilendiriyorsunuz?</strong></p> <p dir="ltr"><span>Aslında s&uuml;re&ccedil;, ilgi alanlarımı keşfetmek ve geliştirmek &uuml;zerine oldu. Hayalim m&uuml;ze tasarımı yapmaktı, ancak bu gen&ccedil; mimarların kolayca imkan bulabildiği bir şey değil. Ben de gen&ccedil; bir mimar olarak kendi kendime &uuml;stesinden gelebileceğim bir &ouml;l&ccedil;ekte tasarım yapma ihtiyacı duydum. Mobilya tasarımı veya kurulumlar &uuml;zerine &ccedil;alışmak da bunun yollarından biriydi. Ayrıca Milano ve Design Miami &ccedil;eşitli yerlerde &ccedil;alışmalarımı sergilemek, &ccedil;alışmalarımı ger&ccedil;ek insanlar &uuml;zerinde&nbsp;</span>test etmek adına &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k bir şanstı. Bu s&uuml;re&ccedil; i&ccedil;erisinde &ccedil;alışmalarımın &ouml;l&ccedil;eği de b&uuml;y&uuml;d&uuml; ve daha geniş, daha kompleks tasarımlara doğru y&ouml;neldim ve &uuml;zerine &ccedil;alıştığım tasarımlar mimarlığın temelinden yola &ccedil;ıkarak tamamıyla yeni d&uuml;nyalara, yeni yapılara d&ouml;n&uuml;şt&uuml;.</p> <p dir="ltr"><strong>Tasarımlarınızda s&uuml;rekli inovatif bir y&ouml;nelim var, bu y&ouml;nelimi tam olarak ne yaratıyor? İlhamı nerelerden alıyorsunuz?</strong></p> <p dir="ltr"><span>Bence tarihte &ouml;yle bir noktaya geldik ki her şey hemen, hızlıca değişiyor. D&uuml;nya on sene &ouml;nceki, hatta iki sene &ouml;nceki halinden olduk&ccedil;a farklı geliyor bize. Bu da k&uuml;resel k&uuml;lt&uuml;r&uuml;m&uuml;z&uuml;n, bireysel davranışlarımızın değişmesi demek. Bunlarla beraber şehirlerimizin &ouml;l&ccedil;eği de değişiyor. Bence bu &ouml;l&ccedil;ek değişimi de &uuml;stel b&uuml;y&uuml;me şeklinde ilerliyor.&nbsp;Aslında ben bunu "inovasyon" olarak tanımlayamıyorum, benim yaptığım şey inovasyondan &ccedil;ok doğa ile ilişkimizi keşfetmeye &ccedil;alışmak. &Ccedil;evre değişirken, &ccedil;evre ile olan bağımızı kaybetmememiz i&ccedil;in bizim de yeni formlar yaratmamız veya unutulmuş algıları yeniden keşfetmemiz gerekiyor.&nbsp;</span>Oluşturduğum projelerde teknolojinin getirdiği inovatif materyallere ihtiya&ccedil; duyabiliyorum. Ama bazen de eski &ccedil;alışma tarzları, eski materyaller daha uygun oluyor.</p> <p dir="ltr"><strong>G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde sanat, mimarlık ve teknoloji arasındaki sınırlar giderek kayboluyor. Bu durumun 21. y&uuml;zyıl mimari pratiğini nasıl etkileyeceğini d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorsunuz?</strong></p> <p dir="ltr"><span>A&ccedil;ık&ccedil;ası, bilemiyorum... Bence bu konu herkesi ilgilendirmeli. Demek istediğim şey: teknolojinin ne kadar yaygınlaştığını ve hayatlarımızda kalıcı bir yer aldığını d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;zde bu ka&ccedil;ınılmaz bir durum.&nbsp;&Ouml;n&uuml;m&uuml;zdeki beş-on yılı ve bu teknolojilerin g&uuml;nl&uuml;k yaşantımızdaki etkilerini d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z zaman, gelişen teknoloji ile hayatlarımız&nbsp;daha pratik hale geliyor; ama aynı zamanda da doğada, deniz kenarında, ormanda aile ve arkadaşlarımızla ge&ccedil;irdiğimiz vakitten zevk alamamaktan korkuyorum. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; hayatta her şey yaşadıklarımızı internette paylaşmak &uuml;zerine kurulu bir hal aldı. Beni endişelendiren nokta ise "neden insanın &ccedil;evre ile ilişkisi, teknoloji temeline dayandırılmak durumunda olsun" sorusu. Ancak iş sanata geldiğinde, sanat bazen d&uuml;nyanın değişimine ilham kaynağı olabiliyor. Ama &ouml;zellikle son zamanlarda sanat da bu değişimlerin bir &uuml;r&uuml;n&uuml; gibi. Sanat, kendimize tuttuğumuz bir ayna gibi bizim ne hale geldiğimizi bize g&ouml;steriyor. Sanat yeniden bize ilham verebilse ve bir gelecek vadedebilse &ccedil;ok g&uuml;zel olur. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; inanıyorum ki sanatın bize vadettiği gelecek, teknolojinin vadedebileceğinden &ccedil;ok daha &ouml;zg&uuml;r olacak.</span></p> <p dir="ltr"><span><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/asif_khan_milano.jpg.jpeg" /></span></p> <p dir="ltr"><span><span class="fotograf-yazi">Fotoğraf: Ruy Teixeira, Mosca Partners</span><br /></span></p> <p dir="ltr"><strong>Nisan ayında Milano Tasarım Hafası&rsquo;nda yer alan projeniz Tempietto Nel Bosco&rsquo;dan biraz bahsedebilir misiniz?</strong></p> <p dir="ltr"><span>Palazzo Lita&rsquo;da bir kurulumum sergilendi. Palazzo Lita, 1640&rsquo;larda tasarlanan ve inşa edilen bir yapı, tam ortasında da bir avlusu var. Yapı şu anda İtalyan K&uuml;lt&uuml;r Mirası Kuruluşu'nun y&ouml;netim ofisi olarak kullanılıyor ve her yıl&nbsp;Palazzo Lita'nın avlusunda bir &ccedil;alışma yapması i&ccedil;in&nbsp;bir sanat&ccedil;ı ile anlaşıyorlar. Benim bu sene i&ccedil;in oluşturduğum kurulumun ismi "Temple in the Woods". Bu kurulum, ormanlarda yer alan a&ccedil;ıklıklar gibi, mekanın ilkel formlarını ve ilkel mimariyi temsil ediyor. Plana bakıldığında 7x7 halinde kırk dokuz adet kolonun kurallı bir şekilde dizildiği g&ouml;r&uuml;lse de; mekanın i&ccedil;ine girildiğinde kurulum, sanki bir ormanın i&ccedil;i gibi d&uuml;zensiz ağa&ccedil;lar olarak algılanıyor.&nbsp;Kolonlar kendi aralarında k&uuml;&ccedil;&uuml;k mekanlar yaratıyor. Bu k&uuml;&ccedil;&uuml;k mekanlardan bazıları insanların birbirleriyle muhabbet edebilmesi i&ccedil;in uygun b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;ne sahip. Tasarım Haftası'na gelen insanlara dinlenebilmeleri i&ccedil;in bir alan yaratmak istedim.&nbsp;Kurulumun tam ortasında ise bu ahşap s&uuml;tunlarla &ccedil;evrelenmiş bir a&ccedil;ıklık yer alıyor.&nbsp;</span></p> <p dir="ltr"><span>Kurulumda ahşap ve taş gibi doğal materyaller kullandım. Zeminde kullanılan volkanik taşlar, &uuml;zerinde y&uuml;r&uuml;nd&uuml;ğ&uuml; zaman sesler &ccedil;ıkartıyor. Hazırlanan zemin, Milan sokaklarına benzemiyor ve size farklı bir peyzaj sunuyor. Bir de&nbsp;kurulum i&ccedil;erisinde her şey kırmızı renkte. Bunun sebebi ise "şimdiki zaman"ı temsil eden kendi projem, "eski d&uuml;nya"yı temsil eden Palazzo ve kafamda Mars olarak hayal ettiğim "yeni d&uuml;nya" arasında kurgulamak istediğim yeni ilişkide Mars'ın kırmızı renkte olması. Uzaya ilgimiz olsun veya olmasın, hepimiz Mars&rsquo;ın kırmızı olduğunu biliriz. Mars'ı temsil eden kırmızı, eski d&uuml;nya ve şimdiki zaman ile b&ouml;ylece etkileşime giriyor.&nbsp;&Ouml;zet olarak t&uuml;m bu proje ile eski ve yeni d&uuml;nya arasında bir diyalog yaratmak istedim.</span></p> Fri, 18 May 2018 15:54:35 +03