Arkitera Mimarlık Merkezi - Söyleşi http://www.arkitera.com/soylesi 2000 yılından beri İstanbul'da faaliyet gösteren Arkitera Mimarlık Merkezi, mimarlık kültürünün gelişmesi için ulusal ve uluslararası alanda çalışan Türkiye'nin ilk bağımsız mimarlık merkezidir. Bugün Yarattığımız Mevcudiyet Yarının Hikayesi Olacaktır http://www.arkitera.com/soylesi/index/detay/edoardo-tresoldi/1058 Süreyya Topaloğlu <img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/soylesi02/edoardo/tres_manset_2.jpg.jpeg" width="615" /><br/><br><br><br>9 Ekim'de İTÜ Maçka Kampüsü Mustafa Kemal Amfisi'nde "Yokluk Maddesinden Metafizik Harabeye" başlıklı sunumundan önce Edoardo Tresoldi ile bir araya geldik.<br><br><p>2013&rsquo;ten beri d&uuml;nyanın farklı noktalarına telden heykellerden konduran İtalyan sanat&ccedil;ının <a href="http://www.arkitera.com/haber/30741/edoardo-tresoldi-konferansi">Zamanın &Ouml;tesinde Tasarım Kaşifleri #6</a>&nbsp;serisi i&ccedil;in yaptığı sunumdan &ouml;nce,&nbsp;heyecan verici işlerini besleyen kavramlar, s&uuml;re&ccedil;ler ve &uuml;retim bi&ccedil;imleri &uuml;zerine konuştuk.</p> <h3>S&uuml;reyya Topaloğlu: <i>Materia Assente</i> (yokmadde) kavramı ile başlamak istiyorum. Bu tanım ses, ışık ya da hava i&ccedil;in engel teşkil etmeyen, &ouml;te yandan g&uuml;&ccedil;l&uuml; bir mek&acirc;nsal &ccedil;evrelenmişliği beraberinde getiren ge&ccedil;irgen bir katmanlılığı tarifliyor. Yokmadde ve beslendiği felsefi yaklaşımdan bahseder misin?</h3> <p><strong>Edoardo Tresoldi</strong>: Yokmadde, tel &ouml;rg&uuml; tarzı yapılar ile &ccedil;alışırken kullandığım en temel kavram. &Ouml;zellikle kamusal alanda &ccedil;alışmalarımı y&uuml;r&uuml;t&uuml;rken, insan ile mekanın &ouml;z&uuml; arasındaki ilişkiyi &ccedil;&ouml;z&uuml;mlemeye &ccedil;alışırım. O nedenledir ki, &ccedil;alışmaya başlarken genelde mekana dair kitabi bilgi toplamaya &ccedil;alışmam, &ccedil;&uuml;nk&uuml; daha ziyade mekanın insanda yarattığı his veya deneyimlere dair konuşmaktan hoşlanıyorum. &Ouml;rneğin neo-klasik mimari &ouml;geler kullanarak mekanda kutsallık &uuml;zerine, d&uuml;nyanın doğal unsurları ile kurduğumuzu kadim ilişki hakkında konuşabiliyorum.</p> <p>Avrupa&rsquo;da zaman (tarih) &ouml;gesi ile g&uuml;&ccedil;l&uuml; bir bağımız var. Amerika&rsquo;nın aksine Avrupa &ccedil;ok &ccedil;eşitli k&uuml;lt&uuml;rel/tarihi katmandan oluşur ancak benim asıl anlatmak istediğim hikaye, bug&uuml;n i&ccedil;inde yaşadığımız mekan ve zamanın hikayesi. Bu yaklaşım tabii ki g&uuml;ncel sanatta olduk&ccedil;a yaygın, ancak restorasyon disiplini ve mekanları i&ccedil;in aynı şeyi s&ouml;yleyemeyiz. Bir yerin hikayesini anlatmaya &ccedil;alışırken, bug&uuml;nden yaptığımız m&uuml;dahalelerin de anlatmayı unutmamalıyız &ccedil;&uuml;nk&uuml; bug&uuml;n yarattığımız mevcudiyet yarının hikayesi olacaktır.</p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/edoardo/Siponto_Roberto_Conte_1.jpg.jpeg" /><br /><span class="fotograf-yazi">Basilica Di Siponto, 2016 (fotoğraf: Roberto-Conte)</span></p> <h3>İşlerin, iki ve &uuml;&ccedil; boyutlu, g&ouml;r&uuml;n&uuml;r ve g&ouml;r&uuml;nmez, eski ve yeni, sanat ve mimari, ger&ccedil;ek, ger&ccedil;ek&uuml;st&uuml; ve hatta arttırılmış ger&ccedil;eklik arasında gidip geliyor. Bu nedenle, &ldquo;arada olmak&rdquo; &ccedil;alışmalarını &ccedil;ok iyi tanımlayan bir kavram. Arada olmanın yarattığı uyum ve zıtlıklar hakkında ne d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorsun?</h3> <p>İnsanlar en başından beri, &uuml;rettiğim heykellerin g&ouml;rselliği ile sanal ger&ccedil;eklik arasında bir bağlantı olduğunu bahsederler ancak ben g&ouml;rsel değil daha &ccedil;ok zihinsel bir sanal ger&ccedil;eklikle ilgileniyorum. Herhangi bir mekanı deneyimlediğimiz doğal s&uuml;re&ccedil;ler esnasında aslında hepimiz zihnimizde, o mekanın fiziksel ger&ccedil;ekliğinden başka bir -sanal- ger&ccedil;eklik de oluşturuyoruz. &Ouml;rneğin, Kolezyum&rsquo;u [Roma] ziyaret ettiğinizde, yalnızca inşa edildiği malzemeyi g&ouml;rm&uuml;yor, o yapının ge&ccedil;mişteki fizikselliğinin zihninizdeki tezah&uuml;r&uuml;n&uuml; de hissediyorsunuz. Mekanı deneyimlediğiniz ger&ccedil;eklik bu işte.</p> <h3>Heykellerini, &ldquo;hayalet gibi&rdquo; diyerek niteleyenler de oldu&hellip;</h3> <p>Doğrusu, insanların bu m&uuml;dahaleleri &ldquo;hayalet&rdquo; olarak niteliyor olması başlarda biraz canımı sıkmıştı ancak hayaletin ge&ccedil;mişle ve az &ouml;nce bahsettiğimiz sanal ger&ccedil;eklik boyutu ile alakalı bir betimleme olduğunu d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;k&ccedil;e bu fikre alıştım.</p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/edoardo/Etherea_Roberto_Conte_1.jpg.jpeg" /></p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/edoardo/Etherea_Roberto_Conte_2.jpg.jpeg" /><br /><span class="fotograf-yazi">Etherea, 2018 (fotoğraf: Roberto-Conte)</span></p> <h3>Bu yakıştırmanın bir diğer nedeni, ilk işlerinin mimari değil insani suretlere sahip olması da olabilir belki. Heykellerin etrafında hareket ederken perspektif o kadar fazla değişiyor ki, adeta canlı bir nesne gibi g&ouml;z&uuml;k&uuml;yorlar.</h3> <p>Evet, ne y&ouml;nden yaklaşırsan farklı algılanan, tam olarak kavranamayan bir tarafı var heykellerin. Asıl amacım hem hareket ile algısı değişen hem de insan ve mekanın farklı hikayeleri veya unsurları arasındaki ilişki kuran işler yaratmak. B&ouml;ylelikle, heykeli deneyimlerken onunla oynamaya başladığınızda yeni şekiller ve mekanlar keşfetmeye başlıyorsunuz ancak bu keşif ziyaret&ccedil;inin proaktif olmasını gerektiriyor. B&ouml;ylesine bir etkileşim, ziyaret&ccedil;inin heykeli yalnızca g&ouml;zleri ile değil b&uuml;t&uuml;n bedeni ile deneyimlemesine olanak sağlıyor. Aslına bakarsan bu deneyim, durağan ve katı olan geleneksel heykelle yaşadığımız deneyimin aksine, mimari bir nesneyle kurduğumuz ilişkiye daha &ccedil;ok benziyor.</p> <p><iframe src="https://www.youtube.com/embed/lkFxhcxX2bs" width="100%" height="420" frameborder="0"></iframe></p> <h3>Heykellerinin yere &ouml;zel olmasından dolayı mekansal bağlam ile kurduğun ilişki sanatının &ouml;nemli bir kesitini oluşturuyor. Bağlam ile g&uuml;&ccedil;l&uuml; ilişkiler kurma konusunda nasıl stratejilerin var?</h3> <p>Zaman i&ccedil;erisinde, yalnızca fiziksel m&uuml;dahalemin (heykelin bi&ccedil;iminin) değil, o ve etrafındaki her unsurun bir araya gelerek eşsiz bir algı oluşturduğunu fark ettim. Yerleştirmelerden birini alıp hi&ccedil; değiştirmeden başka mekana koysam tamamen farklı bir algı yaratabilirim. Bu anlamda, Coachella&rsquo;da kurduğum Etherea yerleştirmesi ilgin&ccedil; bir &ouml;rnek &ccedil;&uuml;nk&uuml; insanlar oraya benim yerleştirmemi g&ouml;rmeye değil, eğlenmeye, m&uuml;zik dinlemeye gelmiş durumdaydı. Benim amacım ise, insanların, &ccedil;evreleri ile daha yumuşak ilişki kurabileceği samimi bir mekan yaratmaktı. Festivale gelen insanların, Etherea&rsquo;nın i&ccedil;ine girip, sanki hakikaten kutsal bir mekanmış&ccedil;asına sessiz konuşmaya başlamalarını g&ouml;rmek &ccedil;ok ilgin&ccedil;ti. İşte bu kendiliğindenlik benim en sevdiğim, doğal ve direkt ilişki kurma bi&ccedil;imi. Aynı yerleştirmeyi, misal Venedik Bienali&rsquo;ne koysak, bambaşka bir ziyaret&ccedil;i, bambaşka bir fiziksel ilişki i&ccedil;ine girecek. Bir yapının asıl kimliğini oluşturan şeyin, onun bi&ccedil;imi değil insanların yaklaşımı olduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum.</p> <h3>Coachella&rsquo;daki heykeller festival bittikten sonra ne olacak?</h3> <p>En b&uuml;y&uuml;k olan yıkılacak. Orta boy olan Indio&rsquo;da kalacak ve en k&uuml;&ccedil;&uuml;k olan şu an &Ccedil;in&rsquo;de sergileniyor ancak aslında d&uuml;nya turunda. Ortanca olanı Indio&rsquo;dan alıp tekrar Coachella kentine yerleştirmek istiyoruz. Orada yaşayan, b&uuml;y&uuml;k &ouml;l&ccedil;&uuml;de Meksika k&ouml;kenli cemaat, bize Etherea&rsquo;nın inşası esnasında yardım etmişti, dolayısıyla yerleştirmeyi insanlara geri verme fikri hoşuma gidiyor. Bununla birlikte, b&ouml;ylesine yapıların k&uuml;&ccedil;&uuml;k kamusal alanlarda oluşturduğu etkiyi de seviyorum. B&uuml;y&uuml;k, merkezi meydanlara yerleştirilen heykellerin aksine, k&uuml;&ccedil;&uuml;k kasaba veya kenar mahallerdeki m&uuml;dahaleler aslında insanları, heykellere ve meydana dair daha &ouml;zenli ve koruyucu olmaya itiyor. Ancak &ouml;nemli olan boş alanları heykellerle doldurmak değil, bir mekan yaratmak. Ancak o zaman bu mekan, insanların hikayesinin bir par&ccedil;ası haline gelebiliyor. &nbsp;</p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/edoardo/haberici_1.jpg.jpeg" /></p> <p>Bu bağlamda, Siponto bizim i&ccedil;in b&uuml;y&uuml;k bir meydan okumaydı &ccedil;&uuml;nk&uuml; buradaki cemaat i&ccedil;in anıtsal &ouml;neme sahip bir yapı ile uğraşıyorduk. Antik bazilika değil ancak yanındaki kilise yakınlardaki Manfredonia kentinde yaşayan insanların evlilik t&ouml;renlerinin yapıldığı yerdir. En nihayetinde, bu anıtsal alanda ciddi bir m&uuml;dahale olan yerleştirmeyi insanlar sevdi, &ouml;zen g&ouml;stermeye ve korumaya başladılar.</p> <h3>Heykelleri tek başına değil bir ekip ile inşa ediyorsun. St&uuml;dyodaki tasarım s&uuml;reci ve ekibinden biraz bahseder misin?</h3> <p>En başından beri benimle birlikte olan bir grup insanla &ccedil;alışıyorum. S&uuml;re&ccedil; aslında ilgin&ccedil; &ccedil;&uuml;nk&uuml; kimseye &ldquo;alın şimdi bunu uygulayın&rdquo; diyerek &ccedil;izimler teslim etmiyoruz. Her şeyi kendi başına, ellerimizle yapıyoruz. B&ouml;ylesine bir s&uuml;re&ccedil; tabii ki &uuml;rettiğiniz iş ile daha duygusal ilişkiler kurmanızı sağlıyor.</p> <p>Yapım tekniği &ccedil;ok kolay değil. Tek başına ayakta duran bu yerleştirmeleri, t&uuml;m ağırlığını kendi kendine taşıyabilecek şekilde &uuml;retiyoruz. En k&uuml;&ccedil;&uuml;k ayrıntıya b&uuml;y&uuml;k bir &ouml;nem vermek ve her şeyi d&uuml;md&uuml;z &uuml;retmek zorundayız. Başlangı&ccedil;ta oyuncaklarla oynayan &ccedil;ocuklar gibiydik ancak birka&ccedil; yıl i&ccedil;inde tekniğimiz olgunlaştı; artık takımım bu str&uuml;kt&uuml;rlerin inşaatı konusunda son derece ehil insanlardan oluşuyor. Yaptığımız iş ger&ccedil;ek bir zanaat.</p> <p>Hi&ccedil;bir zaman yerleştirmeyi İtalya&rsquo;daki st&uuml;dyomuzda inşa edip mekana taşımıyoruz. T&uuml;m &uuml;retim gittiğimiz kentte, ya direkt proje alanında ya da kiraladığımız b&uuml;y&uuml;k&ccedil;e bir mekanda yapılıyor ve 2-3 ay kadar s&uuml;r&uuml;yor. Yılın 6 ayını yolda ge&ccedil;iren bir sirk gibiyiz; ekibim benim ailem gibi.</p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/edoardo/Etherea_Roberto_Conte.jpg.jpeg" /><br /><span class="fotograf-yazi">Locus, 2017 (fotoğraf: Roberto-Conte)</span></p> <h3>Hi&ccedil;bir d&uuml;ğ&uuml;m veya birleşme detayı olmadan g&uuml;&ccedil;l&uuml; bir bi&ccedil;imde ayakta duruyorlar. Malzeme se&ccedil;imi ve inşaat tekniklerinden biraz bahseder misin?</h3> <p>Bir yandan &ccedil;ok yumuşak belki u&ccedil;ucu gibi g&ouml;z&uuml;ken tel &ouml;rg&uuml;, ger&ccedil;ekte &ccedil;ok sert, zor b&uuml;k&uuml;len bir fiziksel yapıya sahip. &Ccedil;alışması kolay bir malzeme değil ancak bu fiziksel ilişki benim i&ccedil;in &ccedil;ok &ouml;nemli. G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde, bir şey tasarlayıp onu makinelerin inşa etmesini sağlamak ve hatta yalnızca onu inşa edecek bir makine &uuml;retmek bile &ccedil;ok kolay. Ancak ben ve takımım i&ccedil;in &uuml;rettiğimiz yapının her bir karışını şahsen elden ge&ccedil;irebiliyor olmak, ona tırmanabilmek &ccedil;ok &ouml;nemli. İnşa etmek, bizim i&ccedil;in etkin bir eylem ve st&uuml;dyomuz aslında bu etkin eylemin i&ccedil;inde var oluyor. &nbsp;&nbsp;&nbsp;</p> <p>&Ouml;te yandan, tel &ouml;rg&uuml; ile &ccedil;alışmanın prestijli bir tarafı da var. Eğer başka bir boyutta yer alacak bir iş &uuml;retmek istiyorsan, başka t&uuml;rl&uuml; fiziksel kurallara sahip bir malzeme ile &ccedil;alışmak &ouml;nemli. İnsanlar nasıl olup da ayakta durduğunu, &uuml;retildiğini -ve hatta ger&ccedil;ek olup olmadığını- tam olarak algılayamıyor ama ben bu malzemeyi iyi tanıyorum. Tel &ouml;rg&uuml; ile &ccedil;alışmaya başlamaya karar verdiğim andan beri, bunun dışında başka herhangi bir malzeme veya taşıyıcı kullanmamaya karar vermiştim. Uzunca bir s&uuml;re tel &ouml;rg&uuml;y&uuml; başka ekler ile g&ouml;lgelememek &uuml;zere &ccedil;&ouml;z&uuml;mler aradım. En nihayetinde olduk&ccedil;a karmaşık bir teknik geliştirdik ancak bu olduk&ccedil;a sert bir iş [v&uuml;cudundaki yaralarını g&ouml;steriyor].</p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/edoardo/Locus_Roberto-Conte.jpg.jpeg" /><br /><span class="fotograf-yazi">Locus, 2017 (fotoğraf: Roberto-Conte)</span></p> <h3>Farklı disiplinlerden sanat&ccedil;ılar ile birlikte &ccedil;alışma konusunda olduk&ccedil;a deneyimlisin. Işık ve m&uuml;zik yerleştirmelerinin temel par&ccedil;alarından. Senin sanatın ve başkalarının sanatı nasıl bir araya geliyor?</h3> <p>&ldquo;Bulaşma&rdquo; fikri benim i&ccedil;in &ccedil;ok &ouml;nemli. Mimaride ve g&ouml;rsel sanatlarda performanstan bahsetmek pek m&uuml;mk&uuml;n değil &ccedil;&uuml;nk&uuml; performans zaman boyutunda var olur. M&uuml;ziğin (ve benzeri ortamların) benim heykellerime bulaşması konusunda beni en &ccedil;ok heyecanlandıran şey, bu bulaşma sonucunda, normalde g&ouml;rsel sanatların var olamayacağı yeni nesne/mekanın ortaya &ccedil;ıkabiliyor olması. &Uuml;rettiğim heykeller onları sarmalayan peyzaja bulaşırken, aynı zamanda farklı disiplinler de birbirilerine bulaşıyor... Bununla birlikte, s&uuml;re&ccedil; dahilinde de bulaşmadan bahsedebilir ve ş&ouml;yle sorular sorabiliriz: &ldquo;Mimar nasıl bir m&uuml;zik besteler? Heykeltıraş nasıl bir yemek pişirir? Nasıl bir heykel bir m&uuml;zisyen yaratır?&rdquo;.</p> <p><iframe src="https://www.youtube.com/embed/UNx1OYaCGE8" width="100%" height="420" frameborder="0"></iframe></p> <h3>Peki, bu &ldquo;bulaşma&rdquo; &uuml;retim s&uuml;recinin hangi aşamasında yaşanıyor? &Ouml;rneğin, Locus projesinde, m&uuml;zik ve heykel birbirlerinde etkilenerek mi, yoksa ayrı ayrı mı &uuml;retildi?</h3> <p>B&ouml;ylesine bir yerleştirme i&ccedil;in, hangi sanat&ccedil;ı ile ve nasıl birlikte &ccedil;alışacağınızın yanı sıra programı, mekanı, zamanlaması, kitlesi, performans &ouml;ncesi ve sonrası anları ve tam olarak ne zaman biteceği gibi &ccedil;oklu y&ouml;n&uuml;yle değerlendirmeniz ve kararlar almanız gerekir. Locus&rsquo;u, t&uuml;m bu &ouml;geleri bir b&uuml;t&uuml;n olarak d&uuml;ş&uuml;nerek tasarladık. Jacopo Incani&rsquo;ye (<a href="http://www.iosonouncane.it/">IOSONOUNCANE</a>) insan ve mekan arasında kurgulamak istediğim ilişkiyi anlattım. Yerleştirmenin plaja &ccedil;ok yakın, suyun i&ccedil;inde yer alacağını; yerleştirme ve plaj arasında su dışında bir sınır olmayacağını, dileyenlerin y&uuml;z&uuml;p yaklaşabileceğini anlattım.</p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/edoardo/Siponto_Roberto_Conte_2.jpg.jpeg" /><br /><span class="fotograf-yazi">Basilica Di Siponto, 2016 (fotoğraf: Roberto-Conte)</span></p> <p>Jacopo ile gelecekte de birlikte &ccedil;alışmayı planlıyoruz ancak sesin &ouml;zellikle o mekan i&ccedil;in farklı bir şeyler s&ouml;yleyebileceği bir yer arıyoruz. Dahası, ziyaret&ccedil;ilerin diledikleri gibi girip &ccedil;ıkabildikleri bir performans yerleştirmesi yaratmak istiyoruz.</p> <p><iframe src="https://www.youtube.com/embed/93Y-nMR3MuU" width="100%" height="420" frameborder="0"></iframe></p> <h3>Arkeoloji disiplininde, arkeolojik rekonstr&uuml;ksiyonun &ouml;zg&uuml;nl&uuml;ğ&uuml; konusunda uzun zamandır s&uuml;regiden tartışmalar mevcut. Sen Siponto&rsquo;yu &uuml;rettiğinde bu adeta yepyeni bir a&ccedil;ılım gibiydi. Bu yerleştirme, ne tarihi bazilikanın bir replikası ne de bir rekonstr&uuml;ksiyonu... Arkeolojik alanlarda daha fazla proje &uuml;retmeyi planlıyor musun?</h3> <p>Siponto&rsquo;dan sonra arkeolojik rekonstr&uuml;ksiyona dair zihnimde &ccedil;eşitli g&ouml;r&uuml;şler oluşmaya başladı, ancak Siponto&rsquo;nun benim evrensel modelim olmasını kesinlikle istemem. Benzer projeler &uuml;retmek isteyen bir&ccedil;ok şirket benden tel &ouml;rg&uuml; tekniğini &ouml;ğretmemi istedi. Siponto bağlamında bu yaklaşım mantıklıydı &ccedil;&uuml;nk&uuml; yaptığımız heykel, insanların geriye yalnızca temel taşları kalmış bir antik bazilikayı hayal edebilmelerini sağlıyor. B&ouml;ylelikle yalnızca ge&ccedil;miş ve gelecek arasında değil peyzajın diğer par&ccedil;aları, ağa&ccedil;lar, diğer kilise, g&ouml;ky&uuml;z&uuml; arasında da bir ilişki kuruyor. Bu yaklaşım bir arkeolojik alanda yine &ccedil;alışabilir ancak bu konuda olduk&ccedil;a se&ccedil;iciyim &ccedil;&uuml;nk&uuml; bu tarz bir yerleştirme yalnızca, hi&ccedil;bir duygusal ilişki kurulamayan, geriye &ccedil;ok az kalıntı kalmış bir alanda mantıklı.</p> <p>Bir yere kendimizi bağlı hissedebilmek i&ccedil;in onunla duysal/duygusal ilişki kurmamız gerekir. Ge&ccedil;mişe dair bilgiye sahip olmak yeterli değildir. Ancak benim asıl derdim ge&ccedil;miş değil, ge&ccedil;miş ile bağlantısı olan ama g&uuml;ncel bir ilişki kurmak. Bu nedenden &ouml;t&uuml;r&uuml;, insan ile &ouml;ren yeri arasındaki ilişkiyi incelediğim &ldquo;Metaphysical Ruin&rdquo; [Edoardo Tresoldi&rsquo;nin <a href="http://www.arkitera.com/haber/30741/edoardo-tresoldi-konferansi">Zamanın &Ouml;tesinde Tasarım Kaşifleri #6</a> sunumun da başlığı] hakkında yazmaya başladım.</p> Fri, 07 Dec 2018 16:22:00 +03 "Suya Erişim Hangi Bir Dizi Konuyu Gündeme Getirebilir?" http://www.arkitera.com/soylesi/index/detay/suya-erisim-hangi-bir-dizi-konuyu-gundeme-getirebilir_/1059 Burcu Bilgiç <img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/soylesi02/david_turnbull/waterbanks.jpg.jpeg" width="640" /><br/><br><br><br>Geçtiğimiz günlerde Türkiye'ye gelen David Turnbull'dan, su sorunu yaşayan coğrafyalarda, "Waterbanks" adını verdikleri bir yapı tipi ile yağmur suyunu toplayıp kullanıma sokan projelerinin hikayesini dinledik.<br><br><p>Profes&ouml;r David Turnbull'un kurucusu olduğu, son on yıldır Doğu ve Batı Afrika'da etkin ve s&uuml;rd&uuml;r&uuml;lebilir su toplama sistemleri inşa eden <a target="_blank" href="http://pitch-africa.org/">PITCHAfrica</a> projesi kapsamında tamamlanan &ccedil;alışmalardan oluşan&nbsp;<a target="_blank" href="http://www.arkitera.com/etkinlik/5265/havza--bir-su-hikayesi">sergi</a>, 2 Aralık 2018 tarihine kadar The Circle'da ziyarete a&ccedil;ık olacak. Mimarlık pratiğine Atopia Innovation ve Atopia Research ile iki koldan devam eden Turnbull ile Taşkışla'da katıldığı Watershed/Havza sempozyumu &ouml;ncesinde konuştuk.</p> <p><strong>Atopia Innovation ve Atopia Research'de y&uuml;r&uuml;tt&uuml;ğ&uuml;n&uuml;z g&uuml;ncel projelerden bahsederek başlayabiliriz bence.</strong></p> <p><strong>David Turnbull: </strong>1996 yılında Londra&rsquo;dan New York&rsquo;a taşındım ve Yale &Uuml;niversitesi&rsquo;nde profes&ouml;r oldum. Orada kaldığım 3 sene benim i&ccedil;in &ouml;nemli bir zaman dilimi oldu. Londra&rsquo;da James Striling&rsquo;in ofisinde, Singapur&rsquo;daki bir proje &uuml;zerinde &ccedil;alışıyordum. Amerika&rsquo;dan bir &ouml;ğretmenlik teklifi geldi ve gittim. Bu bir d&ouml;n&uuml;m noktasıydı. Bir sonraki d&ouml;n&uuml;m noktası ise 2004-2005 yıllarında, Sri-Lanka ve Endonezya&rsquo;daki tsunamiler zamanında, Londra&rsquo;daki Arup i&ccedil;in bazı danışmanlık işleri yapmamdı. Tsunaminin ardından Sri-Lanka&rsquo;nın g&uuml;neybatısındaki &uuml;niversitenin tadilatı projesindeydim. Bu &ccedil;ok &ouml;nemli bir deneyimdi, &ccedil;&uuml;nk&uuml; şehrin karmaşıklığında tasarlamaktan radikal olarak farklı bir pratikti. Stirling&rsquo;in ofisinde, 50bin- 150bin metrekareden b&uuml;y&uuml;k projelerde &ccedil;alışıyordum. Demiryolu istasyonları, b&uuml;y&uuml;k sergi ve toplanma alanlarıyla ilişkili &ccedil;ok ama&ccedil;lı alışveriş alanları&hellip; Bu sayede d&uuml;nyanın her yerine gittim. Japonya&rsquo;da iki &ouml;nemli projede &ccedil;alıştım, İspanya&rsquo;nın g&uuml;neyinde &ccedil;alıştım&hellip; İlham verici bir d&uuml;nya deneyimi edindim, &ccedil;&uuml;nk&uuml; bu deneyim bana bazı şeyleri yapmanın m&uuml;mk&uuml;n olduğunu g&ouml;sterdi. Londra&rsquo;dayken eş zamanlı olarak Tokyo&rsquo;da &ccedil;alışmak; b&uuml;t&uuml;n bu saat farkı, iki ekip sahibi olmak ve global d&uuml;ş&uuml;nmekle m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;.</p> <p>Fakat bir s&uuml;re sonra, ben ve eşim Jane Harrison, zaten olduk&ccedil;a iyi hayatları olan insanların yaşamlarını daha da iyileştirme s&uuml;recine dahil olduğumuz d&uuml;ş&uuml;ncesiyle, giderek artan bir yılgınlığa kapıldık. Modern mimarlığın &ouml;nemli bir unsuru olarak g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z, daha fazla sayıda insana hizmet edecek tasarımlar yapmak fikri ile bağımızı kaybetmiştik. <span face="arial, helvetica, sans-serif" style="font-family: arial, helvetica, sans-serif;">1952, bu fikir adına,&nbsp;</span><span>mimarlık tarihinde</span><span>&nbsp;&ouml;nemli bir eşiktir.</span> Fransa&rsquo;da yapılan ve Kuzey Afrika&rsquo;dan mimarların geldiği 9. CIAM toplantısında Kuzey Afrika&rsquo;daki geleneksel kom&uuml;nitelerin yaşantılarına dair &ccedil;izimler g&ouml;sterilmişti. Bu &ccedil;izimler bir s&uuml;reliğine mimarlığın gidişatını değiştirdi. Mimarların, şehirlerden ve &uuml;lkelerden bağımsız olarak, gezende yaşayan insanlara hizmet etmek ve barınak sağlamak i&ccedil;in &ccedil;alışabilecekleri fikri hakim oldu. Bizim hissimiz mimarların genel anlamda bu ama&ccedil;lılık duygusunu kaybettikleriydi. Dahil olduğumuz her proje -ofisimizde değil, fakat başka insanlar i&ccedil;in &ccedil;alıştığımızda- d&uuml;nyanın daha zengin kısmı i&ccedil;in planlanmıştı. Farklı bir şekilde &ccedil;alışmak istedik ve paralel devam edecek iki farklı pratik kurguladık.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/david_turnbull/PITCHAfrica_Stadium-School_Prototype_World_Cup_2010_%C2%A9Annenberg_Foundation.jpg.jpeg" border="0" /></p> <p><strong>Burcu Bilgi&ccedil;:</strong> İ<strong>ki farklı nasıl beraber devam ettiriyorsunuz? Birbirini besleyen pratikler mi bunlar?</strong></p> <p>Atopia Innovation bir tasarım danışmanlığı firması, burada doğrudan danışmanlık yapıyoruz. Yakınlarda yine Arup i&ccedil;in bir danışmanlık projesine başlayacağız. Atopia Research ise kar amacı g&uuml;tmeyen bir araştırma organizasyonu. Bu araştırma organizasyonu &ccedil;er&ccedil;evesinde bir dizi bağımsız proje başlattık, PITCHAfrika bunlardan bir tanesi. Bu model şunu sağlıyor: kar ama&ccedil;lı bir danışmanlık projeleriniz var, kar amacı g&uuml;tmeyen araştırma projeleriniz var, iki tarafta da uygulamalarınıza devam ediyorsunuz ve bir tarafta edindiğiniz bilgi diğer tarafı besleyebiliyor. Mesela Pekin Olimpiyatları zamanında Pekin&rsquo;deki gayrimenkul geliştiren bir firma i&ccedil;in &ccedil;alışıyorduk. Onlara verdiğimiz danışmanlık; projeyi hava kalitesi &ccedil;er&ccedil;evesinden yeniden programlamak, markalandırmak ve organize etmek &uuml;zerineydi. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; &ouml;zellikle olimpiyatlar yaklaşırken şehrin hava kalitesi &ccedil;ok k&ouml;t&uuml;yd&uuml;. Binayı g&ouml;sterip ş&ouml;yle diyebilirdiniz: işte burada biyosfer olarak &ccedil;alışacan bir bina var. Bina i&ccedil;erideki hava kalitesinin dışarıdakinden &ccedil;ok daha iyi. Burada &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;leyici bir şey var ve bu sadece havanın kalitesini değiştirerek elde ediliyor. Pekin&rsquo;de bunun &uuml;zerine &ccedil;alıştık.</p> <p>Yine aynı zamanlarda, Atopia Research ile su &uuml;zerine &ccedil;alışıyorduk. Suyun b&uuml;t&uuml;n peyzajı değiştirdiği Endonezya&rsquo;daki tsunami sonrası, su kalitesi sorunu &uuml;zerine d&uuml;ş&uuml;nmeye başladık. Tsunami bir yandan da &uuml;lkede devam eden i&ccedil; savaşın ateşkes d&ouml;neminde gelmişti. Yani politik ve &ccedil;evresel karmaşıklık &uuml;st &uuml;ste binmişti. Kişisel olarak b&ouml;yle durumları olduk&ccedil;a ilgin&ccedil; buluyorum, bu konular hakkında d&uuml;ş&uuml;nmenin zorluğunu da seviyorum: İmkansız gibi g&ouml;z&uuml;ken, d&uuml;ş&uuml;ncenin &ouml;tesinde bir durumla karşı karşıya geldiğinde ne yaparsın? Bu durum hakkında nasıl d&uuml;ş&uuml;nebilirsin?</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/david_turnbull/2.jpg.jpeg" border="0" /></p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/david_turnbull/WATERBANK_Girls_Dormitory_2014_%C2%A9A.Maganga.jpg.jpeg" border="0" /></p> <p><strong>Su &uuml;zerine geliştirdiğin d&uuml;ş&uuml;nceler hangi noktada PitchAfrika projesine d&ouml;n&uuml;şt&uuml;?</strong></p> <p><span>Havaya, suya dair meseleler &ccedil;ok derindi ve zihnimizde bazı basit sorular belirmişti:&nbsp;</span>120 milyon insanın temiz suya erişiminin olmadığı ve Afrika&rsquo;daki pek &ccedil;ok &uuml;lkede kırsala su sağlamak i&ccedil;in d&uuml;ş&uuml;n&uuml;len tek yolun zaman zaman kirli olan taban suyuna kuyu a&ccedil;mak veya eski, t&uuml;kenmiş ve tekrar dolmayacak su kaynaklarına y&ouml;nelmek olduğu bir durumda, suya erişim &uuml;zerine nasıl d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lebilir?&nbsp;<span style="font-family: arial, helvetica, sans-serif;" face="arial, helvetica, sans-serif">Suya erişim, kendisiyle beraber hangi bir dizi konuyu g&uuml;ndeme getirebilir?&nbsp;</span>Beslenme bunlardan biri. Eğer suyun varsa tarlaları sulayabilirsin ve daha iyi bitkiler yetiştirebilirsin, gıdaya takviye yapabilirsin. Aynı zamanda su getirmek i&ccedil;in kuyulara veya diğer su kaynaklarına uzun mesafeler kat etmek zorunda kalan ve okula gidemeyen gen&ccedil;lerin okula gidebilmelerini m&uuml;mk&uuml;n kılabilirsin. B&ouml;ylelikle proje i&ccedil;in yola &ccedil;ıktık.</p> <p>2007 yılında Kopenhag&rsquo;da, Kopenhag Uluslararası Tiyatrosu ve Danimarka Mimarlık Merkezi tarafından bir bienale davet edilmiştik. Performans sanatları &uuml;zerine olması dışında her şey bir tasarım bienali gibiydi (g&uuml;l&uuml;şmeler). Biz de performans sanat&ccedil;ısı olmadığımız i&ccedil;in şehirde &uuml;zerine &ccedil;alışabileceğimiz bir şeyler bulmak i&ccedil;in dolanmaya başladık. Bu sırada şehirde Evsizler D&uuml;nya Kupası d&uuml;zenleniyordu. Bir futbol kupası olan festivale t&uuml;m d&uuml;nyadan 49 &uuml;lkenin katılımcıları 4&rsquo;er kişilik ekiplerle katılıyorlardı. Sokak futbolu oynuyorlardı; sahada &uuml;&ccedil; kişi, kalede bir kişi oluyordu. Etkinlik &ccedil;ok ilgimizi &ccedil;ekti ve Evsizler Futbol turnuvası i&ccedil;in gazetecilik yaptık. Mimar olduğumuzu ve etkinliği gazeteci gibi takip etmek istediğimizi s&ouml;yledik, onlarda bize gazeteci girişi verdiler. Ma&ccedil;ları videoya kaydettik ve turnuva i&ccedil;in t-shirt tasarladık. Ma&ccedil;ları izlerken Jane ile birlikte sahanın ne kadar su tutabileceğini hesapladık. Hızlıca yaptığımız bir hesaplama Kopenhag gibi ortalama yağışa sahip bir yerde senede 1 milyon litre su toplanabileceğiydi ve bu olduk&ccedil;a iyi bir miktardı.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/david_turnbull/Untitled-1.jpg.jpeg" border="0" /></p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/david_turnbull/3.jpg.jpeg" border="0" /></p> <p><strong>Afrika Kıtası&rsquo;nda nasıl bir tabloyla karşılaştınız?</strong></p> <p>Afrika&rsquo;nın bazı yerlerinde yağış miktarı daha fazla. Mesela Gana&rsquo;nın Kumasi şehrine Kopenhag&rsquo;ın &uuml;&ccedil; katı yağış d&uuml;ş&uuml;yor. Bu fikir ilgimizi &ccedil;ekti ve kıtanın her yerinden Afrikalı oyuncularla bir dostluk turnuvası d&uuml;zenledik. Oyuncular bizim tasarladığımız turuncu ve yeşil formaları giydiler. Oyun oynandı ve videoya kaydedildi ve sonunda bir kitap haline getirdik; &ccedil;&uuml;nk&uuml; bienalde bir sergi yapmamız gerekiyordu. Bu kitap i&ccedil;in &ccedil;ok hızlıca &ccedil;izimler yaptım, belki 10 dakikalık &ccedil;izimler&hellip; Bu &ccedil;izimleri hala kullanıyoruz, &ccedil;&uuml;nk&uuml; bunlar &ouml;zet &ccedil;izimlerdi. Bir stadyum d&uuml;ş&uuml;n&uuml;n ve sahayı su havzası olarak kullandığınızı hayal edin, su tutan bir havza. Yağmur d&uuml;ş&uuml;yor, trib&uuml;nlerden stada toplanıyor ve sahanın altındaki su deposuna s&uuml;z&uuml;l&uuml;yor. Ve eğer trib&uuml;nlerin altındaki alanı bir okul, kom&uuml;nite merkezi, klinik veya at&ouml;lyeler gibi bir programla kullanırsanız &ccedil;ok ama&ccedil;lı ve kentsel bir &ouml;neri yapmış oluyorsunuz. İnsanların gelip kullanmaları i&ccedil;in &ccedil;ekici bir yer oluyor ve aynı zamanda spor yapabilecekleri bir saha da sağlıyorsunuz. Fakat hepsinden &ouml;nemlisi bir su kaynağı olması. Bu &ouml;neriyle Amerika&rsquo;daki Annenberg Vakfı&rsquo;na gittik ve bize 3 sene proje &uuml;zerinde araştırma yapmamız i&ccedil;in para verdiler.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/david_turnbull/4.jpg.jpeg" border="0" /></p> <p><strong>Projenin araştırma kısmı Amerika&rsquo;da mı devam etti?</strong></p> <p>Projenin araştırma kısmını Amerika Birleşik Devletleri&rsquo;nde yaptık; fakat hi&ccedil; yol veya altyapısı olmayan yerlerde ve yoksulluğun olduğu yerlerdeki durumla nasıl başa &ccedil;ıkılabileceğini bakıyorduk. Danışman kurulumuzda bilim adamları da vardı. Princeton&rsquo;dan Wole Soboyejo -ki daha sonra Abuja&rsquo;daki Afrika Bilim ve Teknoloji &Uuml;niversitesi&rsquo;ne ge&ccedil;ti- ile beraber &ccedil;alıştık. Araştırma s&uuml;reci 2007 ile 2010 arasında devam etti ve s&uuml;recin bitimi G&uuml;ney Afrika 2010 D&uuml;nya Kupası&rsquo;na denk geldi. Bu, stadyumları b&ouml;lgeye temiz su sağlamak i&ccedil;in kullanma fikrini tanıtmak i&ccedil;in iyi bir zamanlama oldu. İlk pilot projemizi, 2010 D&uuml;nya Kupası&rsquo;nı kutlamak i&ccedil;in Los Angeles&rsquo;ta yaptık.</p> <p>Ardından 2011 yılında Zeitz Vakfı&rsquo;ndan bir &ccedil;ağrı aldık ve ilk defa Kenya&rsquo;ya gittim. Laikipia Unity Cup projesiyle bizim &ouml;nerimizin &ccedil;ok iyi uyacağını d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorlardı. Zeitz Vakfı&rsquo;nın bulduğu fonla Uaso Nyiro İlkokulu&rsquo;na PITCH prensiplerini uyguladığımız bir yapı inşa ettik. B&ouml;ylece &ccedil;ok miktarda suyu toplamak ve depolamak i&ccedil;in sadece spor sahalarının değil başka tipolojilerin de kullanılabileceğini fark ettik ve bu tip yapıları &ldquo;Waterbanks&rdquo; olarak adlandırdık. Uaso Nyiro İlkokulu &ldquo;Waterbanks&rdquo;i uygulayabildiğimiz ilk projemiz oldu.</p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/david_turnbull/_MG_9388.jpg.jpeg" /><br /><span class="fotograf-yazi">Havza/ Watershed sergisi a&ccedil;ılışından, David Turnbull</span></p> Fri, 30 Nov 2018 18:20:00 +03 "Küresel Ölçekteki Sorunlara Odaklanırsanız, Küresel Anlamda Başarılı Çalışmalara İmza Atabilirsiniz" http://www.arkitera.com/soylesi/index/detay/benjamin-hubert/1057 Tülay Aydın <img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/soylesi02/benjamin-hubert/benjamin_hubert_go.jpg.jpeg" width="640" /><br/><br><br><br>Design Week Turkey 2018 kapsamında ülkemize gelen İngiliz tasarımcı Benjamin Hubert ile tasarımlarını, teknoloji ile tasarımın ilişkisini ve kurucusu olduğu tasarım stüdyosu LAYER'ı konuştuk.<br><br><p>İngiliz tasarımcı Benjamin Hubert, 2006 yılında Loughborough &Uuml;niversitesi'nde End&uuml;striyel Tasarım ve Teknoloji b&ouml;l&uuml;m&uuml;nden mezun oldu ve farklı ofislerde deneyim kazandıktan sonra 2010 yılında kendi markası Benjamin Hubert Ltd.'yi kurdu. Moroso Cappellini, Poltrona Frau ve Ligne Roset de dahil olmak d&uuml;nyaca &uuml;nl&uuml; markalarla iş birliği yaptı; Londra Tasarım Festivali, Milan Salone del Mobile, ICFF ve Tokyo Tasarım Haftası gibi sekt&ouml;r&uuml;n &ouml;nemli etkinliklerinde &ccedil;alışmalarını sundu. Ofisi LAYER ile &ccedil;alışmalarına devam eden Hubert, k&uuml;resel tasarım end&uuml;strisinde yeni jenerasyon tasarımcıları temsil eden bir lider haline geldi.</p> <p>Design Week Turkey 2018 kapsamında bir sunum yapmak i&ccedil;in İstanbul'a gelen Hubert ile sunumu sonrasında bir araya geldik.&nbsp;</p> <p><b>T&uuml;lay Aydın: Tasarım okumaya nasıl karar verdiniz?</b></p> <p><strong>Benjamin Hubert: </strong>Okuldayken ayrı olarak hem sanat hem tasarım eğitimi aldım. Boyamayı, &ccedil;izim yapmayı seviyorum. Sanat ile de aram iyiydi. Bir şeyler yaratır, sorunları &ccedil;&ouml;zmeye &ccedil;alışırdım. On yedi, on sekiz yaşında pratik bir karar almış oldum. Sanat &uuml;zerine nasıl bir kariyer y&uuml;r&uuml;t&uuml;rd&uuml;m, yapabilir miydim bilmiyordum ancak tasarıma bakınca bu durum daha kolay geldi, tasarımda &ldquo;Haydi şimdi birka&ccedil; soruna &ccedil;&ouml;z&uuml;m bulalım!&rdquo; diyebiliyorsun. İnsanların kullanabileceği &uuml;r&uuml;nler yaratmayı seviyorum. İyi bir tasarım ile k&ouml;t&uuml; bir tasarımı g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;mde anlayabiliyorum. İyi veya k&ouml;t&uuml; bir tasarım g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;mde ayırt edebiliyor, iyi işliyor mu, hoş g&ouml;r&uuml;n&uuml;yor mu değerlendirebiliyorum ancak konu sanat olunca işler değişiyor. Herkes iyi bir resim &ccedil;izebilir ama her resim iyi bir sanat işi değildir.</p> <p><b>Bu noktada &uuml;retiminiz biraz daha sanatsal/g&ouml;rsel tarafa uzak kalıyor sanıyorum. Daha &ccedil;ok insanların bir &uuml;r&uuml;n&uuml; nasıl kullanabileceğine odaklı bir yaklaşımınız var&hellip; </b></p> <p>Hala g&uuml;zel g&ouml;r&uuml;nen şeylerin arayışında oluyoruz elbette. Renk ve doku gibi sanat i&ccedil;in &ouml;ncelikli olan ne varsa, tasarımın başlangı&ccedil; aşamasında da bu &ouml;ğeler &ouml;nemli bir yere sahip. Ama genel anlamda her şey sorununu &ccedil;&ouml;zd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z insana erişmek ile alakalı.</p> <p><b>Peki sizin ve&nbsp;</b><strong>LAYER</strong><b>&rsquo;ın yaklaşımında tasarım s&uuml;reci hangi soru ile başlıyor?</b></p> <p>&ldquo;Neden? Neden yeni bir şey yaratıyoruz?&rdquo; sorusu ile başlıyor. Bu sorunun cevabını da tasarımı yaptığımız kişilerde buluyoruz ve tekrar soruyoruz: "Ne gibi bir dertleri var? Bu insanları mutsuz eden nedir?" Sonrasında &ldquo;Biz bu sorunu &ccedil;&ouml;zebilir miyiz? Daha iyi bir &ccedil;&ouml;z&uuml;m yaratabilir miyiz?" soruları geliyor. "Neden?&rdquo; sorusu aynı şekilde iş piyasasından da gelebiliyor: &ldquo;Neden yeni bir &uuml;r&uuml;n istesinler, işlerinde neler olup bitiyor?&rdquo; gibi... Daha sonra ise &ldquo;Bu soruları yanıtlayacak ne yaratmamız gerekiyor?&rdquo; sorusuna ge&ccedil;iyoruz.</p> <p><b>St&uuml;dyonuz&nbsp;</b><strong>LAYER</strong><b>&nbsp;&ouml;nceden sizin isminizi taşıyordu ve sonradan yeni bir markalaşma s&uuml;reci ge&ccedil;irdi. İsmin yanı sıra st&uuml;dyonuzda neler değişti?</b></p> <p>Sanıyorum b&uuml;y&uuml;d&uuml;m. Tamamladığımız &ccedil;alışmalara baktığımda yalnızca hoş sandalyeler &uuml;retmiş olduğumuzu g&ouml;rmek beni h&uuml;srana uğrattı. Bu durum yeterince tatmin edici değildi, d&uuml;nyadaki hi&ccedil;bir soruna &ccedil;&ouml;z&uuml;m getirmiyorduk. Milan&rsquo;a gidip &ccedil;alışmalarınızı sergilemek eğlenceli g&ouml;r&uuml;nse de bunu sık&ccedil;a yapmaya başladığınızda etrafınıza bakıp &ldquo;Ben bunu neden yapıyorum?&rdquo; diye kendinizi sorguluyorsunuz. Şimdi ise bu &ccedil;ok yaptığımız bir iş olmasa da yaparken eğlendiğimiz bir iş halini aldı. Artık on beş, yirmi par&ccedil;a mobilya yaratmıyoruz; bu kadar &ccedil;ok yeni mobilyaya kimin ihtiyacı var ki! Artık yılda bir iki yeni proje y&uuml;r&uuml;t&uuml;yoruz, yılın kalanında ise teknoloji ile ilgili &ccedil;alışmalar yapıyoruz, hayır işlerinde yer alıyoruz&hellip; Geldiğimiz tasarım &ccedil;ağında yaptığımız &ccedil;alışmaların değişmesi gerektiğini anlamış olduk.</p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/benjamin-hubert/maggies_box.jpg.jpeg" /></p> <p><em><span class="fotograf-yazi">Kanser ile m&uuml;cadele &uuml;zerine &ccedil;alışmalar y&uuml;r&uuml;ten Maggie's i&ccedil;in Benjamin Hubert tarafından tasarlanan bağış kutusunun ardından, bağışlarda %83 artış g&ouml;zlemlenmiş.</span></em></p> <p><b>İskandinav &uuml;lkeleri, İtalya gibi tasarıma farklı yaklaşımı olan bir&ccedil;ok farklı &uuml;lkeden &ccedil;ok sayıda &uuml;retici ile &ccedil;alıştınız. Her birinin ayrı bir k&uuml;lt&uuml;rel birikimi var, bu sizin tasarımınızı nasıl şekillendirdi?</b></p> <p>Asya&rsquo;da, Amerika&rsquo;nın doğusunda ve batısında, Avrupa&rsquo;da bir&ccedil;ok &ccedil;alışmamız oldu. Bazen bu coğrafyalar arasındaki k&uuml;lt&uuml;rel farklılıklar b&uuml;y&uuml;k olsa da m&uuml;him olanın k&uuml;resel olarak d&uuml;nyanın nasıl işlediğini anlamak olduğu kanısındayım. Bu coğrafyaları birbirine bağlayan evrensel noktalar var. Evet, k&uuml;lt&uuml;rel bağlamda insanların doku ve renk gibi g&ouml;rsel nitelikler hakkında ne d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;klerine y&ouml;nelik farklı yaklaşımlar izleyebilirsiniz ama k&uuml;resel &ouml;l&ccedil;ekteki sorunlara odaklanırsanız, k&uuml;resel anlamda başarılı &ccedil;alışmalara imza atabilirsiniz. Seul&rsquo;de insanların teknolojiyi nasıl farklı şekillerde kullandığını konuşmak ilgi &ccedil;ekici olabiliyor, İtalya&rsquo;ya baktığınızda ise sekt&ouml;rdeki zanaatkarların nasıl ayakta durmaya &ccedil;alıştığını g&ouml;r&uuml;yorsunuz. İkisinin de farklı zorlukları var ve k&uuml;lt&uuml;rel anlamda da kendilerine haslar. Bu durumu ilgi &ccedil;ekici yapan taraf da bu: seyahat edip farklı insanlarla g&ouml;r&uuml;şmek ve farklı yaklaşımları inceleyebilmek&hellip;</p> <p><b>Sunumunuzda teknolojik gelişmelerden ve tasarlamış olduğunuz teknolojik &uuml;r&uuml;nlerden bahsettiniz. Bir yandan da Asad Hamir ile ortaklaşa kurduğunuz, teknolojik &uuml;r&uuml;nlere odaklı Nolii markası var. Teknoloji &ccedil;ok hızlı bir tempoda ilerliyor. Bu hızlı tempoyu tasarımda takip etmek zor olmuyor mu? Sizce teknoloji ve tasarım arasında sağlıklı bir ilişki yakalamak i&ccedil;in anahtar &ouml;ğe nedir?</b></p> <p>&Ccedil;ok dikkatli olmak gerekiyor. Bir &uuml;r&uuml;n&uuml;n tasarımı iki yıl s&uuml;rs&uuml;n diyelim, &uuml;r&uuml;n piyasaya girene kadar ge&ccedil;en iki yıllık s&uuml;rede teknoloji de gelişmiş olacak. &Ouml;rneğin akıllı telefonlarda &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k değişimler g&ouml;zleniyor, bizim bu mobil aygıtları kullanma şeklimiz de değişiyor. Bence esas &ouml;nemli olan gelecek teknolojiyi anlayabilmek ve ileriye y&ouml;nelik tasarımlar yapmak. &Ouml;rneğin insanların evleri gittik&ccedil;e k&uuml;&ccedil;&uuml;l&uuml;yor, daha az eşya kullanıyorlar ve daha &ccedil;ok seyahat ediyorlar. Bunları ve bu duruma g&ouml;re iki yıl i&ccedil;erisinde nelerin değişeceğini yorumlamak gerekiyor. Geleceği tahmin edelim diyemem, ama geleceği anlamak durumundayız. Bunu da &ccedil;alışarak, b&uuml;y&uuml;k ve k&uuml;&ccedil;&uuml;k &ouml;l&ccedil;ekteki trendleri takip ederek, insanlarla konuşarak, teknolojinin ve modanın değişimini yorumlayarak yapabilirsiniz. Etrafta bir&ccedil;ok ipucu var, mesele doğru ipu&ccedil;larını toplayıp biraz dedektiflik yapabilmek.</p> <p>Dahası, teknolojinin i&ccedil;eriğini ve neler barındırdığını anlamak gerekiyor. Bir telefonu d&uuml;ş&uuml;nelim: kablosuz internet, bluetooth gibi teknolojik fonksiyonların nasıl &ccedil;alıştığını anlayıp tasarım s&uuml;recinde hesaba katmalısınız. Ama mobilyalarda b&ouml;yle bir değişim durumu yok. Bir eşyaya dokunuşunuz, eşyayla etkileşime girişiniz, koltuğa oturuşunuz aynı. Konu tamamen insanların &uuml;r&uuml;nler hakkında ne d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; ve kalite, sadelik gibi fakt&ouml;rleri nasıl değerlendirdiğini anlamak ile alakalı. &ldquo;İnsanlar bunu neden evine koymak istesin?&rdquo; sorusunun cevabı ile ilintili. Eğer evrensel ger&ccedil;eklikleri g&ouml;z &ouml;n&uuml;nde bulundurursanız başarılı &uuml;r&uuml;nler yaratma şansınız daha y&uuml;ksek.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/benjamin-hubert/catapult_3.jpg.jpeg" border="0" /></p> <p><em><span class="fotograf-yazi">Spor teknolojileri firması Catapult i&ccedil;in tasarlanan PLAYR, sporcuların performansını takip edebilmek i&ccedil;in profesyonel kul&uuml;pler tarafından kullanılan bir &ouml;l&ccedil;&uuml;m cihazı.</span></em></p> <p><strong>LAYER</strong><b>&rsquo;daki &ccedil;alışmalarınızda yalnızca &uuml;r&uuml;n tasarımına odaklanmıyorsunuz, bir yandan &uuml;r&uuml;n kullanımındaki stratejik s&uuml;re&ccedil;lerin planlanması &uuml;zerine &ccedil;alışmalarınız oluyor. Bir de araştırma s&uuml;re&ccedil;lerini y&uuml;r&uuml;ten&nbsp;</b><strong>Layer</strong><b>LAB isminde bir alt oluşumunuz var. Tekerlekli sandalye projeniz &ldquo;Go&rdquo; gibi, şu anda devam etmekte olan bir araştırmanız var mı?</b></p> <p>Her zaman araştırmalarımız devam ediyor. Bunları hen&uuml;z a&ccedil;ıklayamam ne yazık ki, araştırmaların tamamlanmasını beklemek durumundayız. Ancak &ouml;n&uuml;m&uuml;zdeki ay bir proje duyuracağız, &ouml;n&uuml;m&uuml;zdeki yılda da projelerimiz olacak. S&uuml;rekli bir araştırma halindeyiz, kendi projelerimiz var. Herhangi bir m&uuml;şteri veya yeni bir teknoloji ile doğru bir eşleşme sağladığımız takdirde de projeyi yayınlıyoruz. Araştırmalar i&ccedil;in m&uuml;şterilerin bize gelmesini beklemiyoruz, s&uuml;rekli dışarıdan insanlar ile g&ouml;r&uuml;ş&uuml;p fikir almaya &ccedil;alışıyoruz ancak doğru koşulları da yakalamak durumundayız. Bu koşulları oluşturmayı denesek de her zaman her şeyi kontrol edemeyiz elbette, birtakım şeylerin rayına oturmasını beklemek gerekiyor. Bu esnada da d&uuml;nya hızlıca değişiyor; biz de politik s&uuml;re&ccedil;leri nasıl yeniden tasarlarız, nasıl sağ kanadın bakış a&ccedil;ısından uzaklaşıp d&uuml;nyayı bir b&uuml;t&uuml;n haline getirebiliriz diye d&uuml;ş&uuml;nmeye devam ediyoruz. Ancak yine de siyaset bizi ayrıştırmaya devam ediyor, değil mi? &ldquo;Amerika&rsquo;da, Birleşik Krallık&rsquo;ta ne olup bitiyor? Bu gidişatı değiştirmek i&ccedil;in tasarımı nasıl kullanabiliriz?&rdquo; sorularını kendimize soruyoruz.</p> <p><iframe src="https://www.youtube.com/embed/oy7scS4JT2g?controls=0" width="730" height="410" frameborder="0"></iframe></p> <p>LAYER<em><span class="fotograf-yazi">&nbsp;tarafından geliştirilen ve &uuml;&ccedil; boyutlu baskı teknolojisi ile &uuml;retilen, kişiye &ouml;zel tekerlekli sandalye "Go" (Video: Dezeen)</span></em></p> <p><b>Tasarımın politika &uuml;zerinde b&uuml;y&uuml;k etkiler yaratabileceğini mi ifade ediyorsunuz?</b></p> <p>Tabii ki de yaratabilir, hayatımızda kullandığımız her bir nesne bir şekilde tasarımla ilişkili. Burada kendimize &ldquo;D&uuml;nyada olan bitenle ilişkili olarak tasarımı nasıl daha iyi kullanabiliriz?&rdquo; sorusunu sormalıyız. K&uuml;resel ısınma gibi bir&ccedil;ok problemin varlığından haberdarız, ancak yeterince bu konulardan bahsetmiyoruz. Tasarımın bu noktadaki sorumluluğu &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k. Tasarımcılar bu sorunlarla da m&uuml;cadele etmeli.</p> <p><b>Sorumluluk ve tasarım kelimelerini bir arada kullandığımızda herkesin aklına anında &ldquo;s&uuml;rd&uuml;r&uuml;lebilirlik&rdquo; kavramı geliyor. Siz de sunumunuzda &ldquo;s&uuml;rd&uuml;r&uuml;lebilirlik bir trend değil, işin temeli&rdquo; demiştiniz&hellip;</b></p> <p>&ldquo;Bir sonraki sezonda hangi ayakkabılar moda olacak&rdquo; gibi soruların cevabı benim i&ccedil;in trend tanımına giriyor. Temel &ouml;ğeler, &ldquo;bir s&uuml;re sonra kenara atılabilecek bir şey&rdquo; hafifliğinde tartışılmamalı. Yaşadığımız yere bakarsak bizim neslimiz iyi durumda, ama sonraki nesil muhtemelen bu kadar iyi olmayacak, ondan sonraki ise hi&ccedil; iyi olmayacak. S&uuml;rd&uuml;r&uuml;lebilirliği temel bir &ouml;ğe olarak ele almak bizim sorumluluğumuzda.</p> <p><b>Ancak şu anda s&uuml;rd&uuml;r&uuml;lebilirlik kavramı daha &ccedil;ok &ccedil;evresel ve ekonomik y&ouml;n&uuml; ile değerlendiriliyor gibi.&nbsp;</b><strong>LAYER</strong><b>&rsquo;da y&uuml;r&uuml;tt&uuml;ğ&uuml;n&uuml;z stratejik planlama s&uuml;re&ccedil;leri bu işin sosyal boyutunu da ele alıyor.</b></p> <p>K&ouml;t&uuml; bir &ouml;rnek &uuml;zerinden durumu anlatabilirim: g&uuml;n i&ccedil;erisinde konuşmak haricinde cep telefonunuz ile ne kadar vakit ge&ccedil;iriyorsunuz? Teknoloji iyi imkanlar sunmanın yanında aramıza sınırlar da &ccedil;ekiyor. Ancak esas olan insanlar arası etkileşim ve bireylerin birbirini anlaması. Teknoloji yeni sosyal yapılar yaratmanın yanında mevcut olan yapıyı da yıkıyor, bunu &ouml;l&ccedil;&uuml;p değerlendirmek &ccedil;ok &ouml;nemli.</p> <p><b>B&uuml;t&uuml;n bu kriterleri g&ouml;z &ouml;n&uuml;nde bulundurursak, en &ccedil;ok gurur duyduğunuz tasarımınız hangisi?</b></p> <p>Hi&ccedil;bir şey hen&uuml;z tamamlanmış değil. Bunu bana ne zaman sorarsanız sorun, daima cevaplamakta g&uuml;&ccedil;l&uuml;k &ccedil;ekeceğim. Ne zaman arkama d&ouml;n&uuml;p eski projelere baksam &ldquo;keşke şunu farklı yapsaydım, keşke şurası daha iyi olsaydı, keşke şu değişseydi&rdquo; diyorum. Politik bir cevap vermem gerekirse &ldquo;o anda &uuml;zerinde &ccedil;alıştığımız proje&rdquo; diyebilirim. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; &uuml;zerinde &ccedil;alıştığınız projelerde s&uuml;rekli değişimler oluyor ve siz &ccedil;alışmanızı daha da iyileştirmeye &ccedil;alışıyorsunuz. Ama bir yerden sonra &ccedil;alışmayı sonlandırmanız gerekiyor, yoksa bu s&uuml;re&ccedil; sonsuza kadar gidiyor. &ldquo;Şimdilik bu kadarı yeterli&rdquo; demeyi bilmek gerek. S&uuml;rekli bir gerilim halindesiniz, her zaman daha iyisini yapmak ama bir yandan da s&uuml;re anlamında pratik olmak istiyorsunuz. Bu sebeple &ldquo;gurur duyulan &ccedil;alışma&rdquo; doğru bir tanım değil sanıyorum. Ben takımım ile gurur duyuyorum, birlikte &ccedil;alıştığımız ortaklar ile gurur duyuyorum. Ortaya &ccedil;ıkan &uuml;r&uuml;nler g&uuml;zel olabilir, ama &ouml;nemli olan taraf insanlar.</p> <p><b>Gelecek projeleriniz hakkında biraz bilgi alabilir miyiz?</b></p> <p>Y&uuml;zeysel olarak bahsedebilirim. &Ouml;n&uuml;m&uuml;zdeki yıl bir&ccedil;ok alanda &ccedil;alışmalarımız olacak. B&uuml;y&uuml;k sanatsal yerleştirmelerimiz olacak, farklı ses ve iletişim cihazlarının lansmanını yapacağız. Mobilya ve aksesuar tasarımlarımız da var. <a href="http://layerdesign.com/" target="_blank">Web sitemizi</a> de değiştirmek &uuml;zereyiz, sitede yeni projelerimiz yer alacak ve &uuml;retim s&uuml;re&ccedil;lerimizi farklı bir şekilde sunacağız.</p> <p><strong>Son olarak, gen&ccedil; tasarımcılara tavsiyeleriniz var mı?</strong></p> <p>Sıkı &ccedil;alışsınlar ve &ldquo;hayır&rdquo; cevabını kabul etmesinler. Bir yandan da &ouml;ğrenmeyi ve &ccedil;alışmayı asla kesmesinler. &Ouml;zellikle de başlarda &ldquo;hayır, sen bunu tasarlayamazsın&rdquo; diyen, &ldquo;başka ortaklarla &ccedil;alışıyoruz&rdquo; diyerek bizi reddeden &ccedil;ok kişi oldu. Zaman i&ccedil;erisinde siz kendinizi farklı alanlarda ispatladık&ccedil;a bu değişiyor. Bu da sizin &ccedil;alışmalarınıza bağlı, kendinizi ispatlamadığınız s&uuml;rece kimse size gelip de iş vermez.</p> <p>Eleştirilere karşı &ccedil;ok da hassas olmamalısınız, tasarım sekt&ouml;r&uuml; zorlu bir yer ve herhangi bir noktada bu zorluk son bulmuyor. Bu noktada biraz makineleşmek gerekiyor, fazla duygusal hareket edilmemeli. &ldquo;Tasarımınız yeterince iyi değil&rdquo;, &ldquo;sizinle &ccedil;alışamayız, size &ouml;deme yapamayız&rdquo; veya &ldquo;bunu &uuml;retemeyiz, buna yatırım yapamayız&rdquo; gibi cevaplarla karşılaşacaksınız. Biz &ccedil;ok yaşıyoruz bu durumları. &Ccedil;aba g&ouml;stermelisiniz ve iyi tasarımı destekleyebilecek, hevesli kişileri bulmalısınız. Piyasada &ccedil;ok fazla b&ouml;yle yatırımcı var, ancak herkesin i&ccedil;erisinden bu kişileri bulmak gerek.</p> Thu, 22 Nov 2018 15:30:00 +03 "Oyun Daima Kentsel Yaşamın Dışına İtiliyor" http://www.arkitera.com/soylesi/index/detay/elger-blitz/1048 Özüm İtez <img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/elger_kapak_124.jpg.jpeg" width="640" /><br/><br><br><br>4. İstanbul Tasarım Bienali'nin yan etkinliklerinden biri olan İstanbul95, Şehirde Oyun Konferansı 21-22 Eylül tarihinde Kadir Has Üniversitesi'nde gerçekleşti. Konferansın katılımcılarından Elger Blitz ile oyun ve kent üzerine konuştuk.<br><br><p>Mimarlar, peyzaj mimarları, belediyeler, gayrimenkul geliştiriciler ve oyuncak &uuml;reticileri i&ccedil;in &ccedil;alışan Carve &ccedil;ocuk oyun alanlarının tasarımı &uuml;zerine uzmanlaşmış ender tasarım ofislerinden biri. 1997 yılında mimar Elger Blitz and m&uuml;hendis Mark van der Eng tarafından Amsterdam'da kurulan Carve tasarım st&uuml;dyosu, kamusal alanda tasarıma dair k&ouml;kl&uuml; bir deneyimine sahip.</p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/elger-blitz/20120616-16-35-DSC05664SLT-A55V.jpg.jpeg" /><br /><span class="fotograf-yazi">Amsterdam van Beuningenplein, 2010. &copy; Carve (Fotoğraf: Marleen Beek)</span></p> <h3>St&uuml;dyonuz Carve&rsquo;ın kuruluşundan ve nasıl olup da &ccedil;ocuk oyun alanı tasarımcısı olarak uzmanlaştığınızdan bahseder misiniz?</h3> <p>Gen&ccedil;ken yarı profesyonel bir kaykaycıydım. Mimarlık eğitimi aldım ancak o d&ouml;nem hayatımı daha &ccedil;ok kaykaya adadığımı s&ouml;ylemeliyim. Tesad&uuml;fen, piyasaya kaykay tesisleri getirmek isteyen birileriyle tanıştım. Kaykay sahalarını, biz kaykaycılar kendimiz &uuml;retirdik. Yaptıklarımı &ccedil;ok beğenmişler, benden kaykay alanı tasarlamamı istediler. B&ouml;ylelikle, &ccedil;ocuk oyun alanları tedarik&ccedil;isi bir firmada tasarımcı olarak &ccedil;alışmaya başladım. Beş yılın sonunda, &ldquo;Ben burada ne yapıyorum, istediğim bu değil, b&uuml;t&uuml;n dertleri en ucuz tahterevalliyi &uuml;retmek!&rdquo; demeye başladım. Oysa ki ben kendime &ldquo;&ccedil;ocuklar i&ccedil;in neler yapabiliriz, daha coşkulu bir oyun alanı olabilir mi, bu alanların değeri nedir?&rdquo; gibi sorular soruyordum. En sonunda o işten ayrıldım. 6 hafta ge&ccedil;mişti ve evde somurtarak oturuyordum, o zamanlar belediyede &ccedil;alışan, m&uuml;hendis olan bir arkadaşım bana telefon etti ve &ldquo;Belediyede işler o kadar yavaş ilerliyor ki uykum geliyor, birlikte bir şeyler mi yapsak?&rdquo; dedi. Oturup, kuracağımız st&uuml;dyo i&ccedil;in nelerin &ouml;nemli olduğunu yazmaya başladık: &ldquo;Eve bisikletle 10 dakika mesafede olacak, haftada 40 saatten uzun &ccedil;alışmayacağız ve yaptığımız işten keyif alacağız. Eğer b&ouml;yle bir işten para kazanabiliyorsak, ne ala!&rdquo; diye d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;k. B&ouml;ylelikle, belediyelere &ccedil;ocuk oyun alanı tasarlamaktan başka hi&ccedil;bir gayesi olmayan ofisimizi kurduk.</p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/elger-blitz/carve%20%C2%A9%20amstelmeerschool%20%2814%29.jpg.jpeg" /></p> <p><span class="fotograf-yazi"><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/elger-blitz/carve%20%C2%A9%20amstelmeerschool%20%2811%29.JPG.jpeg" /><br /><span class="fotograf-yazi">Amsterdam Amstelmeer Okulu, 2014. &copy; Carve (Fotoğraf: Marleen Beek)</span></span></p> <h3>Oyun, kent yaşamı i&ccedil;in neden &ouml;nemli?</h3> <p>Bu yalnızca insan değil, diğer hayvanlar i&ccedil;in de ge&ccedil;erli, oyun sadece kent yaşamı i&ccedil;in değil her yaşam i&ccedil;in &ouml;nemlidir. Benliğinizin ve var oluşunuzun bir par&ccedil;asıdır oyun. Oyunun ne olduğunu kelimelere d&ouml;kmek biraz zor ancak, bir k&ouml;pek oyun mu oynuyor, bir &ccedil;ocuk oyun mu oynuyor, bu sahneye şahit olduğunuz anda hemen kavrayabilirsiniz. &Ouml;ğrenmek i&ccedil;in, rahatlamak i&ccedil;in, sosyalleşmek i&ccedil;in oyuna ihtiyacımız var.</p> <p>Sabah arabana binip işine gidiyorsun, b&uuml;t&uuml;n g&uuml;n &ccedil;alışıyorsun; bu arada &ccedil;ocuğu kreşe koyuyorsun ki onu t&uuml;m g&uuml;n meşgul etsinler. Halbuki biz insanların dalga ge&ccedil;mek, oyun oynamak, yeni şeyler deneyimlemek i&ccedil;in zamana ihtiyacımız var. Bu ihtiyacı rahatlıkla kentsel kamusal alanda da giderebiliriz ancak oyun daima kentsel yaşamın dışında itiliyor.</p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/elger-blitz/Atlanta%20-%20Piedmont%20Park%20Noguchi%20Playscape%20%283%29.jpg.jpeg" /><br /><span class="fotograf-yazi">Atlanta - Piedmont Park Noguchi Playscape (1976)</span></p> <h3>&Ccedil;ocukluğunuzun oyun alanları ile g&uuml;n&uuml;m&uuml;zdeki, hatta şahsen tasarladığınız, alanları karşılaştırdığınızda, en &ccedil;ok neyin değiştiğini d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorsunuz?</h3> <p>Frei Otto&rsquo;nun 1960&rsquo;larda tasarladığı germe str&uuml;kt&uuml;r, devasa, piramidal yapılara; Isamu Noguchi&rsquo;nin 1970&rsquo;li yıllarda &uuml;rettiği, g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde bile modern olarak nitelendirilebilecek, eşi benzeri g&ouml;r&uuml;lmemiş oyun alanlarına bakıyorum ve &ccedil;ocukluğumdan bu yana oyun alanlarında tasarıma, inovasyona dair &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k değişimler g&ouml;rm&uuml;yorum. Aslında benim &ccedil;ocukluğum ile g&uuml;n&uuml;m&uuml;z arasındaki en b&uuml;y&uuml;k fark şu: ben &ccedil;ocukken parka tek başıma giderdim, evimden rahatlıkla y&uuml;r&uuml;yebileceğim bir yerdeydi ve ebeveynlerim oraya tek başıma gitmeme izin verirdi. G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde &ccedil;ocuk, devamlı olarak kendini g&uuml;vensiz hisseden ve &ccedil;ocuğun d&uuml;ş&uuml;p yaralanacağından korkan ebeveynlerin refakatinde oyun oynamaya gidiyor. Yani değişen şey davranışlarımız, oyun alanı değil.</p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/elger-blitz/Deutscher%20Pavillon%20in%20Montreal%2C%201967%20%20Frei%20Otto%20and%20Rolf%20Gutbrod_1.jpg.jpeg" /><span class="fotograf-yazi"><br />EXPO '67 Montreal Alman Pavyonu, Frei Otto ve Rolf Gutbrod (1967)</span></p> <h3>Tasarımlarınız &ccedil;ocuklara, sıra dışı, bilinmez ve daha da &ouml;nemlisi fiziksel olarak keşfe a&ccedil;ık alanlar sunuyor. Bunun arkasında nasıl bir d&uuml;ş&uuml;nce var, oyun alanlarındaki oyuncakların tasarımına dair nasıl bir yaklaşımınız var?</h3> <p>G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde karşılaştığınız oyun alanları, son derece katı işlevsel ayrımlara sahip oyuncaklar tedarik eden şirketler tarafından donatılıyor. Kaydırak odur, salıncak budur, tahterevalli şudur, işlevleri değişmez ve son derece y&ouml;nlendiricidir, o oyuncakla oynayabileceğiniz tek bir oyun vardır. &nbsp;Bizim Carve&rsquo;da yapmaya &ccedil;alıştığımız ise, onunla nasıl oynayacağınızı keşfetmenizi gerektiren bir peyzaj tasarlamak. Peyzajdaki eğimli bir y&uuml;zeyi kaydırak olarak da kullanabilirsiniz, bir tepecik olarak da&hellip; Tasarımda -bir tepecik gibi- temel unsurlar kullanmak &ccedil;ocuğun da oyuna dair daha deneysel yaklaşmasına yol a&ccedil;ıyor; dayatılana değil, alanın muhtemel potansiyellerine odaklanmasını sağlıyor. Bu, &ldquo;merdivenden &ccedil;ıktım, kaydıraktan kaydım&rdquo; -ki &ccedil;ocuğun aletin sıradanlığından sıkılıp en nihayetinde &ccedil;atısına tırmanacağını da biliyoruz- tarzı bir oyuncaktan &ccedil;ok daha &ccedil;ekici bir tasarım. Y&ouml;nlendirici oyun unsurlarından olabildiğince ka&ccedil;ınmaya &ccedil;alışıyoruz ancak işvereni her zaman bu konuda ikna etmek m&uuml;mk&uuml;n olmuyor. Bununla birlikte oyuncakları belirli yaş grupları ile sınırlandırmaktan da hoşlanmıyoruz &ccedil;&uuml;nk&uuml; bu konu &ccedil;ocuğun yaşının gereklerinden ziyade o an ne oynadığı ve kapasitesi ile daha ilgili.</p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/elger-blitz/%C2%A9carve_sportpark%20meerpark%20%286%29.jpg.jpeg" /><br /><span class="fotograf-yazi">Amsterdam Meerpark spor parkı, 2010. &copy; Carve (Fotoğraf: Marleen Beek)</span></p> <h3>Tasarımlarınızın yetişkinlere de &ccedil;ekici geldiğini d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yor musunuz?</h3> <p>Kamusal alanı devamlı olarak arabalar i&ccedil;in, bisikletliler i&ccedil;in, yayalar i&ccedil;in, engelliler i&ccedil;in, onun i&ccedil;in bunun i&ccedil;in ayırıyoruz ve en nihayetinde birbirinden kopuk, k&uuml;&ccedil;&uuml;k adacıklardan oluşan koca bir şehir elde ediyoruz. Aslında, kamusal alanı k&uuml;&ccedil;&uuml;k par&ccedil;alara/işlevlere b&ouml;lmemek gerekir. Benim hayalim, herkesin davetli olduğu, t&uuml;m kentsel peyzajın oyun alanına d&ouml;n&uuml;şt&uuml;ğ&uuml; bir kamusallık. Bu nedenle parklarımızın yetişkinlere de hitap ediyor olduğunu umuyorum, &ccedil;&uuml;nk&uuml; hepimiz oyun oynuyoruz. Hatta şu an da seninle bir oyun oynuyoruz. Oyunumuzun yazılı olmayan bir kuralı bile var: sen bana sorular soruyorsun, ben sana cevaplar veriyorum.</p> <p><span class="fotograf-yazi"><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/elger-blitz/20120616-16-39-DSC05666SLT-A55V.jpg.jpeg" /><br /><span class="fotograf-yazi">Amsterdam van Beuningenplein, 2010. &copy; Carve (Fotoğraf: Marleen Beek)</span></span></p> <h3>4. İstanbul Tasarım Bienali&rsquo;nin teması olan Okullar Okulu&rsquo;nden hareket ederek, oyunun bir eğitim olduğu ve oyun alanının bir okul olduğunu s&ouml;yleyebilir miyiz? Oyun alanı tasarımının eğitim ama&ccedil;lı bir g&uuml;d&uuml;ye sahip olması gerektiğini d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yor musunuz?</h3> <p>Tabii ki, &ccedil;&uuml;nk&uuml; oynamak &ouml;ğrenmektir. Bug&uuml;n eğitimi okula gidip bir sırada b&uuml;t&uuml;n g&uuml;n oturmak, size sunulan bilgiyi yutmaktan ibaret sanıyoruz ancak sosyal yetiler de, motor becerileri de, bilişsel yetenekleri de &ouml;ğrenmek gerekli. Okullar Okulu teması da bu nedenle ilgimi &ccedil;ekti. Her şey kendi i&ccedil;inde bir okuldur ve oyun aslında yakın gelecekteki kentsel gelişimin merkezi de olabilir. Bu tamamen gelişmeye nereden başlamak istediğinize bağlı. Eğer tasarımının temeline &ldquo;oyun&rdquo;u yerleştirirseniz &ccedil;ok daha ilgi &ccedil;ekici mahalleler &uuml;retebilirsiniz.</p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/elger-blitz/carve_stadsparken%20nieuws_2017%20%282%29.jpg.jpeg" /><br /><span class="fotograf-yazi">Amsterdam Oosterpark oyun bah&ccedil;esi, 2016. &copy; Carve (Fotoğraf: Marleen Beek)</span></p> <h3>Urban95 projesinin, 0-3 yaş grubunu kent yaşamına katma fikri konusunda ne d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorsunuz? Carve&rsquo;da yaptığınız işlere sirayet edebiliyor mu?</h3> <p>Erken &ccedil;ocukluk i&ccedil;in tasarım konusu benim st&uuml;dyom i&ccedil;in olduk&ccedil;a zorlayıcı bir konu. 0 yaşında kafalarını bile dik tutamıyorlar ancak 3 yaşında &ccedil;ocuk koşarak istediği yere ka&ccedil;abilir. Bu aradaki b&uuml;y&uuml;k fark nedeniyle, kamusal alanda, 0-3 yaş arası &ccedil;ocuklar i&ccedil;in fiziksel bir tasarım yapmak olduk&ccedil;a zor. Ancak burada yaptığımız toplantılarda fark ettim ki, &ccedil;ocuğun beyin gelişimi sonu&ccedil;ta bizim &uuml;rettiğimiz alanları nasıl kullanacağını da d&ouml;n&uuml;şt&uuml;r&uuml;yor. Bir diğer konu da, benim yaptığım işte mahallenin toplumsal nitelikleri son derece &ouml;nemli ve bu nitelikler aileler ve yeni doğanlar ile şekillenmeye başlıyor. Velhasıl, Urban95 ile bizim tasarladığımız alanlar arasında doğrudan olmasa da dolaylı bağlar olduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum.</p> Thu, 08 Nov 2018 14:08:00 +03 "İstanbul Depremi Sonrasında Hayatı Yeniden İnşa Etmek Mümkün mü?" http://www.arkitera.com/soylesi/index/detay/istanbul-depremi-sonrasinda-hayati-yeniden-insa-etmek-mumkun-mu_/1056 Burcu Bilgiç <img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/soylesi02/suda_umut/IMG_1046.jpg.jpeg" width="640" /><br/><br><br><br>Bir seneye yayılan bir araştırma deneyi olan "Suda Umut" projesini 4. İstanbul Tasarım Bienali'nin Dünya Okulu'nda bu hafta sonuna kadar görebilirsiniz. Projeyi ve süreci, bir sene boyunca süren disiplinler arası dersin yaratıcılarıyla konuştuk.<br><br><p><a target="_blank" href="http://www.arkitera.com/etiket/67884/4-istanbul-tasarim-bienali">4. İstanbul Tasarım Bienali</a>'nin D&uuml;nya Okulu sergisinde izleyicilerle buluşan "Suda Umut", <a target="_blank" href="http://www.arkitera.com/etiket/10379/so_53">SO? Mimarlık</a> tarafından y&uuml;r&uuml;t&uuml;len disiplinler arası bir araştırma projesi olmasının yanında, MEF &Uuml;niversitesi ve Boğazi&ccedil;i &Uuml;niversitesi ile işbirliği i&ccedil;inde yapılan bir ortak dersi de i&ccedil;eriyor. D&uuml;nya ile insanın ilişkisi hakkında yeni sorular sormayı hedefleyen D&uuml;nya Okulu'nun par&ccedil;ası olan proje kapsamında Hali&ccedil;'te inşa edilen ve ge&ccedil;tiğimiz hafta denize a&ccedil;ılan y&uuml;zen ev prototipi ise SO?'nun bu konu kapsamında Boğazi&ccedil;i &Uuml;niversitesi Kıyı M&uuml;hendisliği Laboratuarı ile yaptığı &ccedil;alışmanın &uuml;r&uuml;n&uuml;. Bienaldeki serginin eğitim ayağının &uuml;r&uuml;nlerini 2018 Bahar Yarıyılı'nda Ayfer Bartu Candan, Emre Otay, Oral G&ouml;ktaş ve Sevince Bayrak'ın y&uuml;r&uuml;tt&uuml;ğ&uuml; dersin &ccedil;ıktıları oluşturuyor.</p> <p>İstanbul depremi sonrası kurgulanacak yeni yaşam i&ccedil;in sorular soran ve olası bir senaryo geliştiren Suda Umut projesi, karadaki boşlukların yapılarla dolduğu İstanbul'da, deniz &uuml;zerinde ge&ccedil;ici konaklama birimleri &ouml;neriyor. Deprem sonrası ge&ccedil;ici birimler i&ccedil;in Tsunami tehlikesinin olmadığı Hali&ccedil;'in se&ccedil;ildiği senaryo, master plan &ouml;l&ccedil;eğinden başlayarak 1/10 &ouml;l&ccedil;eğine kadar iniyor. Sosyoloji, inşaat m&uuml;hendisliği ve mimarlık &ouml;ğrencilerinin olduğu karma grupların &uuml;r&uuml;n&uuml; olan birimlerin tasarımlarını ve projenin araştırma s&uuml;recinde &uuml;retilen bilgiyi i&ccedil;eren kitabı, hazırlanan haritaları ve zaman &ccedil;izelgesini (yani b&uuml;t&uuml;n bir st&uuml;dyo boyunca &uuml;retilen t&uuml;m bilgiyi) bu hafta sona erecek olan 4. İstanbul Tasarım Bienali'nin D&uuml;nya Okulu sergisinde g&ouml;rebilirsiniz.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/suda_umut/IMG_9650.jpg.jpeg" border="0" /></p> <p><span>Bir seneye yayılan bu disipliner arası projenin yaratıcıları, SO?'nun ku</span>rucuları ve MEF &Uuml;niversitesi Mimarlık Fak&uuml;ltesi'nden Sevince Bayrak ve Oral G&ouml;ktaş, Boğazi&ccedil;i Sosyoloji B&ouml;l&uuml;m&uuml;'nden Ayfer Bartu Candan ve Boğazi&ccedil;i İnşaat M&uuml;hendisliği B&ouml;l&uuml;m&uuml;'nden Emre Otay ile konuştuk.</p> <h3>Su &uuml;zerinde y&uuml;zen konut projesi, SO? Mimarlık ve Fikriyat'ın ilkin Venedik Mimarlık Bienali i&ccedil;in ortaya attığı bir fikirdi ve sonrasında bir derse d&ouml;n&uuml;şt&uuml;. Ders, bildiğimiz mimarlık st&uuml;dyolarından farklı olarak, Boğazi&ccedil;i &Uuml;niversitesi sosyoloji ve inşaat b&ouml;l&uuml;mleriyle ortaklaşa y&uuml;r&uuml;t&uuml;ld&uuml;. Projenin derse d&ouml;n&uuml;şme ve bu &uuml;&ccedil; b&ouml;l&uuml;m&uuml;n bir araya gelme s&uuml;reci nasıl ilerledi, ortak bir ders yapma fikri nasıl ortaya &ccedil;ıktı?</h3> <p><strong>Sevince</strong>: Venedik Mimarlık Bienali s&uuml;recinde de Emre Hoca'yla [Emre Otay] beraberdik. Orada da y&uuml;zer ev fikri vardı, temel mesele deprem sonrası toplanma alanlarının azalmasıydı ve soru: "Mimarlar bununla ilgili ne yapabilir?" idi. Tam bu araştırmaya başladığımız 2017 Ağustos ayında, İstanbul'daki afet sonrası toplanma alanlarının b&uuml;y&uuml;k &ouml;l&ccedil;&uuml;de yapılaştığı <a href="http://www.arkitera.com/haber/25328/istanbulun-deprem-toplanma-alanlari-imara-acildi" target="_blank">haberi</a> yayınlandı. Y&uuml;zen bir ge&ccedil;ici barınma birimi tasarlama fikri de bunun &uuml;zerine ortaya &ccedil;ıktı ancak bu mimarlık disiplinin tek başına altından kalkabileceği bir konu değil. Daha sonra Emre Hoca bunu bir derse d&ouml;n&uuml;şt&uuml;rmeyi teklif etti ve g&uuml;z d&ouml;neminde&nbsp;MEF &Uuml;niversitesi ile Boğazi&ccedil;i &Uuml;niversitesi ortak bir ders yaptık. Fakat şimdi d&ouml;n&uuml;p o g&uuml;z d&ouml;nemindeki dersin &ccedil;ıktılarına baktığımız zaman anlıyorum ki aslında dersin &ccedil;ok temel bir eksiği varmış. Bunu Emre Hoca keşfetti, bir derse Ayfer Hoca'yı [Ayfer Bartu Candan] misafir olarak &ccedil;ağırdı ve o dersten sonra dedi ki: "Aslında bu dersin bir sosyoloji bileşeni de olması lazım". Ayfer Hoca'da sağ olsun kabul etti. En nihayetinde bunu se&ccedil;meli ders olmaktan &ccedil;ıkarıp disiplinler arası bir st&uuml;dyoya d&ouml;n&uuml;şt&uuml;rd&uuml;k.<br /><span style="font-size: 1.17em;">&nbsp;</span></p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/suda_umut/DSD_2555.jpg.jpeg" /><br /><span class="fotograf-yazi">4. İstanbul Tasarım Bienali, Suda Umut. Fotoğraflar: Kayhan Kaygusuz</span></p> <h3>Mimarlık st&uuml;dyolarında b&uuml;t&uuml;n aşamaların mimarlık &ouml;ğrencisinin kontrol&uuml;nde olduğu varsayılan bir proje s&uuml;reci y&uuml;r&uuml;t&uuml;l&uuml;yor genelde. &Ouml;ğrenci bir miktar araştırmayla yapının programını &ccedil;ıkarıyor, tasarımı yapıyor ve nasıl ayakta duracağına dair birka&ccedil; &ouml;ng&ouml;r&uuml;yle projeyi toparlıyor diyebilirim. Dersin i&ccedil;eriğini nasıl değiştirdi bu ortaklık? Daha &ouml;nce mimarlıkta y&uuml;r&uuml;t&uuml;len st&uuml;dyo derslerinden veya m&uuml;hendislik ve beşer&icirc; bilimlerde verilen diğer derslerden nasıl farklı idi ders?</h3> <p><strong>Emre</strong>: Aslında &uuml;&ccedil;&uuml;m&uuml;z bir fikir birliğinde yapmadık, herkesin ayrı bir hayali vardı, onları birleştirmeyi başardık. M&uuml;hendislerin bitirme projeleri kendi i&ccedil;lerinde yapılır; halbuki mezun olduktan sonra b&ouml;yle bir d&uuml;nya yok, bir m&uuml;hendis tek başına hi&ccedil;bir şey başaramaz ki, mimar da başaramaz, gazeteci de başaramaz, sosyolog da başaramaz... D&uuml;nya'daki problemler &ccedil;ok y&ouml;nl&uuml;, bu &ccedil;ok y&ouml;nl&uuml;l&uuml;ğ&uuml; ancak disiplinler arası &ccedil;&ouml;zebiliyorsunuz. Ben de birka&ccedil; senedir bitirme projelerini diğer b&ouml;l&uuml;mlerle ortak vermeye &ccedil;alışıyorum. İnşaat m&uuml;hendisleri ile makine m&uuml;hendisleri beraber denedim olmadı. İnşaat m&uuml;hendisleri, makine m&uuml;hendisleri, kimya m&uuml;hendisleri bir arada proje verdim, o da tam olmadı. Sonra anladım ki olay biraz daha karmaşık ve mimarlarla &ccedil;alışmaya başladım, o daha g&uuml;zel oldu. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; m&uuml;hendislerin hepsi birbirine benziyor, halbuki mimarlarda farklı olarak yaratıcılık var, hi&ccedil;bir şey yokken bir şey ortaya koyabiliyorlar. M&uuml;hendislerinse &ouml;n&uuml;ne bir şey vermen gerek ki hesap yapsınlar. İnşaat m&uuml;hendisleri ve mimarların ortak dersine bir g&uuml;n Ayfer Hoca'yı davet ettik ve &ccedil;ocukları zor toparladık, &ouml;yle ayrı bir d&uuml;nya a&ccedil;ıldı ki... O zaman dedik ki &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; bir d&uuml;nya daha var, o da olayın insani boyutu. Hayal ediyorsunuz, fizik kanunlarını uyguluyorsunuz, ama sonu&ccedil;ta bu yaptığımız şeyleri insanlar kullanıyor. İnsan eksikti bizim derste, sağ olsun Ayfer Hoca da insanı getirdi (g&uuml;l&uuml;şmeler). Projelerin başında ne istendiğini o ve onun &ouml;ğrencileri ortaya koydu. Sosyologlar ne yapmamız gerektiğini ortaya koydu, mimarlar o talebe karşı bir hayal geliştirdi, m&uuml;hendisler de &ccedil;&ouml;zd&uuml;ler.</p> <p><strong>Ayfer:</strong> Emre "&uuml;&ccedil;&uuml;m&uuml;z de farklı yerlerden gelip ortaklaştık" dedi, ama o ortaklaşma &ccedil;ok da kolay olmuyor. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; aramızda hep konuştuğumuz gibi, farklı disiplinlerin farklı metotları var, alıştıkları bir dil var, derslerinin bir d&uuml;zeni var. Bunlarin biraraya gelmesi ve ortak dil oluşturması hi&ccedil; kolay olmadi. Benim bu s&uuml;rece katkım daha &ouml;nce i&ccedil;inde yer aldığım iki araştırma projesinden yola &ccedil;ıkarak ger&ccedil;ekleşti. Bir tanesi, 1999 depreminden sonra D&uuml;nya Bankası'nın yapacağı acil destek programı i&ccedil;in hazırlanan depremin toplumsal etkisi raporu i&ccedil;in yaptığım danışmanlıktı. Diger araştırma da son yıllarda Istanbul'da kentsel d&ouml;n&uuml;ş&uuml;m projeleri bağlamında yapılan toplu konutlarda y&uuml;r&uuml;tt&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z &ccedil;alışmalardı. Bu araştırmalarda sosyal konut olarak tanımlanan bu konutların neden sosyal konut olamadığını g&ouml;rd&uuml;k. Bu konutların, i&ccedil;inde yaşayacak insanların kim oldukları dikkate alınmadan yapıldığı i&ccedil;in işlemediğini g&ouml;rd&uuml;k ve işleyebilsin diye &ccedil;ok uğraştık. Beni mimarlar ve inşaat m&uuml;hendislerinin ortak dersine davet ettiklerinde, kendi araştırmalarımdan g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m ve bildiğim kadarıyla, kullanıcıların kim olduğu işin i&ccedil;ine katılmadığında işlerin nasıl y&uuml;r&uuml;mediğini anlattım. Bir yandan bu son yıllarda felaket literat&uuml;r&uuml;yle de haşır neşir oldum ve orada da sosyal bilimciler i&ccedil;in temel bilgi olan şeyi, aslında pek &ccedil;ok insanın &ccedil;ok da d&uuml;ş&uuml;nmemiş olduğunu g&ouml;rd&uuml;k. O temel bilgi de şu: felaketler olduğu zaman herkesi aynı şekilde etkilemiyor. Yani oturduğunuz binadan, sizin toplum i&ccedil;inde ne kadar yoksul olup olmadığınıza, kim olduğunuza kadar pek &ccedil;ok şey felaketten nasıl etkileneceğiniz ve sonrasında nasıl bir hayat kuracağınız ile &ccedil;ok ilgili. Biraz bunları konuştuktan sonra bu &uuml;&ccedil; disiplinin &ccedil;ok anlamlı bir şekilde bir araya gelebileceğini d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;k. Ama sosyolojinin a&ccedil;mazı da şudur: Biz genelde nelerin işlemeyeceğini iyi g&ouml;r&uuml;r&uuml;z, iyi analiz ederiz. Herkesin normalleştirdiği, doğallaştırdığı şeylerin aslında hi&ccedil; de doğal olmadığını, bunların toplumsal, siyasi, tarihsel fakt&ouml;rlerle nasıl şekillendiğini iyi analiz edebiliriz. Ortaya konulan projelerin neden uygulanamayacağını anlatmakta daha iyiyizdir, "Peki bu nasıl uygulanır?" diye sorulduğunda biraz paralize oluruz. Projeye dair sorular ilk ortaya konduğunda bizim ilk &ccedil;arptığımız duvar bu oldu. Bu olmaz, şu olmaz, peki nasıl olacak? Yani bilgimizi bir tasarıma nasıl terc&uuml;me ederiz meselesi. M&uuml;hendisler bir taraftan bize bir şey verin biz hesap yapalım derdindelerdi; diğer yandan mimarlar -bu s&uuml;re&ccedil;ten anladığım kadarıyla- st&uuml;dyoda hemen bir şey tasarlamaya başlamak istiyorlar. Sosyal bilimciler i&ccedil;in ise daha uzun bir araştırma zamanına ihtiya&ccedil; vardır hep. Sonu&ccedil;ta st&uuml;dyonun ilk altı haftası araştırma i&ccedil;in ayrıldı. Bu herkes i&ccedil;in yeni bir şeydi. Bu altı haftadan sonra tasarım s&uuml;reci başladı.</p> <p><strong>Oral: </strong>Ders başlamadan &ouml;nce, biz d&ouml;rt y&uuml;r&uuml;t&uuml;c&uuml; saatler s&uuml;ren beş-altı toplantı yaptık. Her haftayı tek tek &ouml;ng&ouml;rmeye &ccedil;alıştık, &ccedil;&uuml;nk&uuml; ne kadar st&uuml;dyo y&uuml;r&uuml;tme tecr&uuml;bemiz olsa da b&ouml;yle bir st&uuml;dyo ilk kez veriyorduk ve bu kadar deneysel olan bir şeyin &ccedil;uvallamaması i&ccedil;in en azından planlayabildiğin kadar iyi planlamak gerekiyor. Elbette yolda da eklenip &ccedil;ıkarılan bir&ccedil;ok &ouml;ge oldu; ama st&uuml;dyonun yapısını iyi kurguladığımızı d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum. Bir araştırma s&uuml;reciyle başlayalım, herkes &ouml;nce ne yaptığını anlasın, sindirsin ve onunla ilgili veri toplasın, daha sonra tasarıma başlasın istedik. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; kalemi eline alıp hemen &ccedil;izmeye başlayacağın bir proje değil bu. Deprem sonrası lojistik durum ve malzeme temini bambaşka, suyun &uuml;zerinde str&uuml;kt&uuml;r tasarlamak bambaşka ve hepsi &ccedil;ok yeni konular. Dahası, projeyi sosyolog, mimar ve m&uuml;hendis birlikte &uuml;retiyor ki bu da alışılmadık bir durum. Yani d&ouml;nemin başındaki ilk altı hafta hem biraz kaynaşma hem de iyi bir hazırlık s&uuml;reci oldu. Ş&ouml;yle bir durum da var: B&uuml;t&uuml;n hocalar ve &ouml;ğrenciler bu derse girince bildikleri konfor alanından &ccedil;ıkmış oldular. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; mimari proje st&uuml;dyosunda az &ccedil;ok ne yapacağımızı biliyoruz. &Ouml;ğrenci zaten mimarsa kendi tasarlıyor veya m&uuml;hendisse kendisi hesaplıyor. Yani duvara &ccedil;arpanlar sadece sosyologlar olmadı, mimarlar da &ccedil;arptılar, m&uuml;hendisler de &ccedil;arptılar. Kelimenin tam anlamıyla, birbirlerine de &ccedil;arptılar, kavga da ettiler ve bunu da &ouml;ng&ouml;r&uuml;yorduk aslında. Ama o kavgaların sonunda dağılmadı topluluk, beraber devam etti ve sonunda bunun potansiyelini belli oranda kullanabildiler.</p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/suda_umut/DSD_2467.jpg.jpeg" /><br /><span class="fotograf-yazi">4. İstanbul Tasarım Bienali, Suda Umut, &Ouml;ğrencilerin &uuml;zerinde &ccedil;alıştığı master plan ve master planın etapları i&ccedil;in hazırlanan proje kitap&ccedil;ıkları</span></p> <h3>St&uuml;dyo'nun bir de kitabı var. Kitabın ilk kısmında, b&uuml;t&uuml;n disiplinlerin katkı koyduğu bir bilgi havuzu oluşmuş. Kitabın ikinci kısmı mimarlık, sosyoloji, m&uuml;hendislik &ouml;ğrencilerinin olduğu karma gruplardan &ccedil;ıkan projelere teker teker odaklanıyor. Nasıl hazırlandı kitap? B&uuml;t&uuml;n &ouml;ğrenciler, kendi disiplinleri &ccedil;er&ccedil;evesinde &uuml;zerinde &ccedil;alıştıkları konuları aktarabildiler mi kitaba? Kendi mesleki alanlarını tutabildiler mi?</h3> <p><strong>Emre</strong>: Kitabın &ccedil;ıkarılmasında mimarlar &ccedil;ok aktiftiler, sosyologlar araştırma konusunda aktiftiler, m&uuml;hendisler ise biraz arka planda kaldılar. Araştırma &ccedil;ok &ouml;n&uuml; a&ccedil;ık bir konu ancak m&uuml;hendisler ise <em>sky is the limit </em>[sınırsızlık] sevmezler, onları bağlayan kuralları ve ger&ccedil;ekleri severler. Başlangı&ccedil;ta mimarlar, sosyologlar ve m&uuml;hendisler kendi i&ccedil;lerinde, &ccedil;ok da birbirleriyle paylaşmadan, araştırmalarını yaptılar. Bunun iyiliği, araştırma s&uuml;recinde herhangi bir sınırlama olmaması oldu. Mimarlar olabilecek her şeyi oraya d&ouml;kt&uuml;ler; mimarların hayal g&uuml;c&uuml;yle d&uuml;nyada olmuş olmamış, &ccedil;izilmiş her şey oraya girdi. Sosyologlar orada depremi anlatmaya &ccedil;alıştılar, deprem sonrası o evlerde yaşayacak insanların t&uuml;m olası profillerini &ccedil;ıkardılar. Bu &ccedil;ok g&uuml;zel bir temel oluşturdu ilk altı haftada. Bu altı haftadan sonra bu &uuml;&ccedil; grubu (mimarlık, sosyoloji, m&uuml;hendislik) bir sepete atıp &ccedil;alkaladık ve altı kişilik gruplar &ccedil;ektik. O grupların i&ccedil;inde de mimar, m&uuml;hendis, sosyolog vardı. Yani &ouml;ğrenciler daha &ouml;nce ilişkileri olmayan, tanımadıkları, fakat aynı araştırmalar &uuml;zerinde &ccedil;alışmış insanlarla grup oldular. İşte orada &ccedil;ok zorlandılar &ouml;ğrenciler.</p> <p><strong>Ayfer:</strong> Aslında ilk altı hafta kolay kısmıydı, &ccedil;&uuml;nk&uuml; herkes biraz daha aşina olduğu şeyi yaptı. Sosyologlar bir literat&uuml;r taraması yaptı. Daha &ouml;nceki depremlerde yapılan ge&ccedil;ici konutlar var, bunların minimum standartları var; "neler yapılmış, nerelere yapılmış?" diye sorarak işin biraz daha sosyal boyutuna baktılar. Bunlar nispeten biraz daha konforlu alanlardı. Yine de tabii ki zorlandılar &ccedil;&uuml;nk&uuml; deprem, aciliyet ve felaket meselelerini d&uuml;ş&uuml;nmek herkes i&ccedil;in yabancı. Lojistik a&ccedil;ıdan, malzeme a&ccedil;ısından sıkışık bir durum. İnsanlar var, bir şeyler yapılması lazım. Bunun senaryosunu d&uuml;ş&uuml;nmek araştırma kısmında da epey zorladı aslında. Ama bu noktada herkes biraz daha iyi bildiği konuya odaklandı ve ezberini de konuşturdu. İlk altı hafta nispeten daha konforlu bir d&ouml;nemdi. Sonrasında proje grupları i&ccedil;in disiplinler arası gruplar oluşturuldu.</p> <p><strong>Sevince:</strong> Sizin kitapla ilgili tespitiniz, iki b&ouml;l&uuml;ml&uuml; olması, bizim baştan &ouml;yle olmasını istediğimiz bir şeydi. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; dersin başlamasından &ouml;nce yaptığımız toplantılarda dersin programının ilk altı haftasını &ccedil;ok rahat bir şekilde &ccedil;ıkarabiliyorduk. Bunun bence bir sebebi de bir &ouml;nceki d&ouml;nem yaptığımız dersten &ccedil;ıkarttığımız derslerdi. O dersin final j&uuml;risinde farklı disiplinlerden gelen sorular araştırılması gereken yeni başlıklar olduğu ortaya &ccedil;ıktı. Hali&ccedil;'e o gemi girebilir mi? gibi &ccedil;ok daha &uuml;st &ouml;l&ccedil;eği ilgilendiren sorular geldi. Buradan yola &ccedil;ıkarak bienale konu olan dersin araştırma kısmına bir başlık eklendi &ouml;rneğin: Hali&ccedil;'in hangi noktasına hangi gemi girebilir ve ne taşıyabilir? O y&uuml;zden o ilk altı haftadaki konforlu duruma daha &ouml;nceki d&ouml;nemden &ouml;ğrendiklerimizin de etkisi olduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum. Sonrasında grupların karıştığı kısım geldi, bana &ouml;yle geliyor ki asıl zevkli olan kısım da oydu.</p> <p><strong>Ayfer:</strong> Birbirimizin diline de yabancıyız aslında, yani mimarlık dili başka bir şey, m&uuml;hendislik dili başka bir şey. Her bir meslek grubu sunumlarını yapmaya başlayınca herkes biraz birbirinin dilini duymaya başladı; anladı, anlamadı; olur dedi, olmaz dedi. Konforlu alandan &ccedil;ıkış yavaş yavaş, biraz aşina olarak oldu; ama sonra kavga d&ouml;v&uuml;ş baya k&uuml;sl&uuml;kler de oldu (g&uuml;l&uuml;şmeler). Bizlerin m&uuml;dahaleleri de gerekiyordu tabii &ccedil;ok kez.</p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/suda_umut/DSD_2516.jpg.jpeg" /></p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/suda_umut/DSD_2491.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi">4. İstanbul Tasarım Bienali, Suda Umut, Zaman &ccedil;izelgesi</span></p> <h3>Olduk&ccedil;a &uuml;st bir &ouml;l&ccedil;ekten yaşam biriminin detayına kadar inmişsiniz. Projenin kapsamından ve geldiği noktadan genel olarak memnun musunuz?</h3> <p><strong>Sevince</strong>: Ben genel olarak memnunum; &ccedil;&uuml;nk&uuml; ger&ccedil;ekten &ccedil;ok zor bir iş, bir tarafta &uuml;&ccedil; disiplin bir arada ol, bu kadar zor bir konu &ccedil;alış ve master plandan birim &ouml;l&ccedil;eğine git... Elbette eksiği gediği, tartışılacak &ccedil;ok fazla şeyi olan bir s&uuml;re&ccedil;; ama bu konunun b&ouml;yle bir eğitim ortamında bu şekilde ele alınmış olması bile iyi bir başlangı&ccedil;.<br /><span style="font-size: 1.17em;"></span></p> <p><strong>Oral: </strong>St&uuml;dyolarda hep 1/1000 &ouml;l&ccedil;ekle başlayıp 1/10'lara inilmesini hayal ederiz ama genelde başaramayız, burada &ouml;l&ccedil;ekler arası ge&ccedil;işin bir oranda iyi becerildiğini d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum. Baştaki araştırma s&uuml;recinde &uuml;retilen bilgi de birim &ouml;l&ccedil;eğine daha hızlı inilebilmesini sağladı. Doğrudan tasarıma başlasalar muhtemelen olmazdı; ama ilk başta araştırma s&uuml;recinde Hali&ccedil;'e girebilecek maksimum gemi boyutunu ve suntanın nereden geleceğini d&uuml;ş&uuml;nmeye başladığında, "ben sonra bu bilgiyi bir yerde kullanacağım" fikri de oluşmaya başlamıştı. O bilgi, ya da bilgi olmasa da altlığı hazır olduğu i&ccedil;in ge&ccedil;iş daha kolay oldu.</p> <p><strong>Sevince:</strong> Mesela Hali&ccedil;'in bazı b&ouml;lgelerinde n&uuml;fus yapısı farklı. Beyoğlu kısmındaki daha &ccedil;ok işyerleri var, Fatih kıyısında aileler var. Sosyologlar bu veriyi &ccedil;ıkardığı zaman bu master plan i&ccedil;in bir veriye d&ouml;n&uuml;ş&uuml;yor. Nasıl d&ouml;n&uuml;ş&uuml;yor? Sen Hali&ccedil;'te bir ge&ccedil;ici konut yerleşkesi &ouml;neriyorsan ve bunu aşamalandıracaksan &ouml;nce Fatih'le başlamalısın, &ccedil;&uuml;nk&uuml; Beyoğlu'nda yaşama birine ihtiya&ccedil; o kadar fazla olmayacak. Her aşamada olmasa da belli aşamalarda, sosyoloji ve m&uuml;hendislik verilerinin tasarıma d&ouml;nmesi sağlandı bence.</p> <p><strong>Ayfer:</strong> Bir de o araştırma s&uuml;reci bence hepimizin ayaklarını daha bir yere bastırdı. Hali&ccedil; denen şeyin aslında &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k bir şey olduğunu fark ettik. Altıya b&ouml;lme fikri demografik veriler geldik&ccedil;e &ccedil;ıktı. Başta bir proje grubu olur ve Hali&ccedil;'le ilgili bir şey yaparlar demiştik, sonra demografik veriler gelince altıya b&ouml;ld&uuml;k. Ben şimdi bu işe başlasam mesela, daha temkinli yaklaşırım. Biz Hali&ccedil;'e yapıyoruz diye giriştik ve Hali&ccedil;'in fiziki coğrafyasından demografik yapısına kadar ne kadar &ccedil;etrefilli ve katmanlı bir şey olduğunu g&ouml;rd&uuml;k. Master plan da bunları i&ccedil;ine alarak yapılan bir şey. Farklı &ouml;l&ccedil;eklerde bir s&uuml;r&uuml; veri girdi işin i&ccedil;ine.</p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/suda_umut/DSD_2538.jpg.jpeg" /><br /><span class="fotograf-yazi">4. İstanbul Tasarım Bienali, Suda Umut, Y&uuml;zen ev prototipi</span></p> <h3>Tasarım s&uuml;reci başladığında, bilgi biraz daha elle tutulur &uuml;r&uuml;nlere d&ouml;n&uuml;şt&uuml;ğ&uuml;nde sosyologlar nasıl dahil oldu s&uuml;rece?</h3> <p><strong>Emre</strong>: Her grup kendi başına y&uuml;zen adalar gibiyken diğer grup ona ip atıyor. Mimarlar hayal d&uuml;nyalarındayken, sosyologlar felsefi d&uuml;nyalarındayken, m&uuml;hendisler ben her şeyi &ccedil;&ouml;zerim fikrindeyken biri bir ip atıyor ve seni ger&ccedil;eğe &ccedil;ekiyor. Bence ger&ccedil;eklik diğer gruplar tarafından sağlandı. Sosyologları burada nasıl ger&ccedil;ek&ccedil;iliğe &ccedil;ektik? &Ccedil;&uuml;nk&uuml; sosyologlar gayri nesnel bir ortamda yaşıyorlar diye d&uuml;ş&uuml;n&uuml;r&uuml;z değil mi? Biz nesnel onlar nesnel olmayan bir yerdedir gibi... Fakat &ouml;yle değil. Yapısal projelerde bir tasarım &ouml;zeti vardır, şartname vardır ve ona g&ouml;re tasarım yaparsın. Şartname ne der? Bir ev yap, d&ouml;rt katlı olsun. Niye? Bir ev yap, on kişiyi barındırsın. Kim karar veriyor? O sayı nereden geliyor? Orada kimler yaşayacak? Biz sonunda şu fikre vardık: şartnameyi sosyoloğun yazması gerekiyor. Sosyolog karar verecek, &ccedil;&uuml;nk&uuml; o biliyor, o insanı tanıyor. Yani tasarım &ouml;zetini onlar yazdılar.</p> <p><strong>Oral: </strong>K&uuml;&ccedil;&uuml;k bir parantez a&ccedil;abiliriz burada. Biz mimarlar "kamusal alan"dan &ccedil;ok sık s&ouml;z ederiz. Mimarlar arasında tartıştığında bir alanın kamusal olduğuna mimarları ikna etmene neredeyse gerek yoktur, k&acirc;ğıdın &uuml;st&uuml;ne "kamusal alan" yazdığında oluverir. Sosyologları ikna etmek o kadar kolay değil. Buraya bir boşluk yaptın ama buraya kimler gelecek? Nasıl erişecekler? Kamusal alan her zaman g&uuml;ll&uuml;k g&uuml;listanlık bir yer değildir, kavga da &ccedil;ıkar mesela, o gerilimleri de d&uuml;ş&uuml;nmek gerekebilir. Paylaşım var ama o paylaşımın doğurduğu gerilimler, beklenmedik durumlar da var. B&uuml;t&uuml;n o verileri aslında d&uuml;ş&uuml;nmemize ve boş k&acirc;ğıda kamusal alan yazınca kamusal alan olmadığına bizi uyandıranlar sosyologlardı. O da &ccedil;ok &ouml;nemliydi bence.</p> <p><strong>Emre:</strong> Projenin zaman &ccedil;izelgesi vardı mesela. Sosyolog diyor ki insanların &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; haftada konuta girmesi lazım, &ccedil;&uuml;nk&uuml; 4. haftada zaten donup &ouml;l&uuml;yor. Veya diyor ki daha fazla ilişki ağı olanlar, daha fazla imkanları olanlar, Istanbul dışına başka akrabalarının yanına gidebiliyor, kalanlar ger&ccedil;ekten ihtiyacı olanlar. Bunun gibi bir s&uuml;r&uuml; bilgi getirdi sosyologlar.</p> <p><strong>Sevince: </strong>Sergideki dev maketin &uuml;zerine zaman &ccedil;izelgesinin yansıtıldığı Egemen Nardereli ve Onur Karaduman'ın dersin verilerinden yola &ccedil;ıkarak yaptığı animasyondaki zaman &ccedil;izelgesi de st&uuml;dyodaki tasarım s&uuml;recinin bir par&ccedil;asıydı. B&ouml;yle bir projede zaman &ccedil;izelgesini de sosyolog olmadan tasarlayamıyorsun. Herhangi bir projede aşamalandırma &ouml;nerecek olsak, biz tamamen sayısal olarak yaparız etaplamayı ama aslında bunun &ccedil;oğu zaman tek dayanağı inşaat hızı ve ekonomik sebeplerdir. Fakat b&ouml;yle bir durumda sosyologların verisi şuydu: İnsanlar buraya yerleşecekler, fakat bunlar ge&ccedil;ici yapılar olduğu i&ccedil;in bir s&uuml;re sonra kalıcı yapılara taşınacaklar ve yerleşme s&uuml;relerinde de bir takım kriterler olacak. Mesela deprem sigortaları, DASK olup olamaması, &ccedil;&uuml;nk&uuml; sigortası olanlar daha kısa s&uuml;rede kendi evlerine d&ouml;nebilecekler veya &ccedil;evre illerde akrabaları olup olmaması etkili olacak. Sosyologlar bu verilerden barınması gereken insan sayısı ve s&uuml;resine dair analiz yapıp sonra mimarlarla beraber bu etaplamayı birlikte tasarladılar.</p> <p><strong>Ayfer:</strong> Tabii tekerleği yeniden icat etmedi sosyologlar, ilgin&ccedil; olan bu verilerin bir araya gelişiydi. Bizim &ouml;ğrencilerin burada baktığı şuydu: D&uuml;nyanın &ccedil;eşitli yerlerinde deprem sonrası &ccedil;eşitli zaman &ccedil;izelgeleri var ve biz bundan ne &ouml;ğrenebiliriz? İlk 48 saatte ne oluyor? İlk beş g&uuml;nde ne oluyor? İlk 20 g&uuml;nde ne oluyor? Ortaya &ccedil;ıkan ihtiya&ccedil;lar neler? T&uuml;rkiye'deki depremler &uuml;zerinde de araştırma yapıldı: G&ouml;lc&uuml;k'te ne olmuştu? Van'da ne olmuştu? Oralardan &ouml;ğrendiğimiz şeylerle burada bir zaman &ccedil;izelgesi &ccedil;ıkardık. Her etapta ka&ccedil; kişi kalacak ve bu etaplarda konutlarda kalan insanların niteliği nasıl değişecek? İlk etapta gidenler kim olacak, kalanlar kim olacak? &Ouml;nce bir kere hayatta kalanlar kim olacak? İnsanların y&uuml;zde ka&ccedil;ı hayatta kalacak ve o kalanların kimler olduğu nasıl değişecek? O veri, tasarımı da &ccedil;ok değiştirdi. Mimarlar ve m&uuml;hendisler daha &ccedil;ok birlikte &ccedil;alışıyorlar ama bence mimarlar ve sosyologlar -mekan &uuml;zerinden- daha &ccedil;ok aynı dili konuşuyorlar.<br />Sevince: &Ouml;rneğin bazı grupların tasarımında demografik yapının bu iki yıl i&ccedil;inde değişecek olması tasarımda &ouml;nemli bir kriter oldu. "Buraya bir aile yerleşecek ve iki sene boyunca orada yaşayacak" gibi bir tasarım verisinin olmadığını &ouml;ğrendiler. Barınma ihtiyacı olanlar arasında bekarlar, yaşlılar ya da geride kimsesi kalmamış insanlar olabilir... Bu bazı ekiplerin kom&uuml;n yaşam senaryosu &ouml;nermelerine yol a&ccedil;tı ve bu doğrudan sosyoloğun da tasarımın par&ccedil;ası olabildiği ekiplerde olabildi.</p> <p><strong>Oral: </strong>Yine bazı gruplarda sosyologlar literat&uuml;r araştırmalarına referans vererek dediler ki: bu evleri insanlar hep beraber, elleriyle yaparlarsa aradaki bağ g&uuml;&ccedil;lenir ve bunun sonraki yaşantı i&ccedil;in olumlu katkısı olur. Buna dayanarak mimarlar, herhangi bir grup insanın kurabileceği, uzmanlık gerektirmeyen bir str&uuml;kt&uuml;r tasarlamaya &ccedil;alıştı. Uzmanlık gerektirmemesi aslında b&ouml;yle acil bir durumda da &ccedil;ok kullanışlı, &ccedil;&uuml;nk&uuml; o sırada uzman da bulunamayabilir o alanda. M&uuml;hendis str&uuml;kt&uuml;rel &ccedil;&ouml;z&uuml;m&uuml;n&uuml; ona g&ouml;re yaptı, &ccedil;&uuml;nk&uuml; bir grup insanın kuracağı bir str&uuml;kt&uuml;r&uuml;n &ccedil;ok hafif olması gerekiyordu. Aslında sosyolog ortaya bir &ouml;nerme atıyor ve kıvılcım yakıyor sonra hemen onun mek&acirc;nsal &ouml;rg&uuml;tlenmesi, o mek&acirc;nsal &ouml;rg&uuml;tlenmenin hesabı derken hemen bir d&ouml;ng&uuml;ye d&ouml;n&uuml;ş&uuml;yor. Ama ş&ouml;yle durumlar da oldu: bir &ouml;nerme ortaya atıldı ama olmayacağı g&ouml;r&uuml;ld&uuml;, mimara tosladı, m&uuml;hendise tosladı. &Ccedil;ok paslaşma oldu. Her grupta oldu mu? Eşit oldu mu? Onu s&ouml;ylemek m&uuml;mk&uuml;n değil ama iletişim ne kadar g&uuml;&ccedil;l&uuml; olduysa sonu&ccedil; &uuml;r&uuml;ne de yansıdı. Zaten kitapta da g&ouml;z&uuml;k&uuml;yor o iletişim.</p> <p><strong>Sevince: </strong>Mesela Emre Hoca bazı derslerde master planı sosyologlara anlattırıyordu; tasarım s&uuml;recini sosyolog anlatıyordu. &Ouml;nce bir teredd&uuml;t ediyorlardı, sonra &ccedil;ok iyi &uuml;stesinden geliyorlardı. Zaten ekibin t&uuml;m &uuml;yelerinin senaryo &uuml;retimine dahil olup olmadığı oradan anlaşılıyordu.</p> <p><strong>Ayfer: </strong>Bir de her disiplinin u&ccedil;tuğu noktalar var. Mimarlar &ccedil;ok yaratıcı olmak istiyor, sosyologlar d&uuml;nyayı kurtarmak istiyor, m&uuml;hendisler acayip şeyler tasarlamak istiyor... Ara ara &ccedil;ok temel soruları sormadığımızı ise &ccedil;ok ge&ccedil; fark ettik. Mesela &ccedil;&ouml;p meselesi benim i&ccedil;in &ccedil;ok ilgin&ccedil;ti; o kadar hafta ge&ccedil;miş ve kimse &ccedil;&ouml;ple ne yapılacağını d&uuml;ş&uuml;nmemiş. Burada, bu kadar insanı bir araya getireceksiniz ve onlar &ccedil;&ouml;p &uuml;retecekler, bu &ccedil;&ouml;pler nerede toplanacak ve nereye gidecek? Hatta zaman &ccedil;izelgesine baktığınızda zamanla bu &ccedil;&ouml;plerin niteliği değişecek. Temel soruları sormadığımızı bir noktada fark etmek hepimizin ayağının yere basmasını sağladı. Sonra uzun s&uuml;re bir &ccedil;&ouml;p tartışması oldu, bu kadar insan ne kadar &ccedil;&ouml;p &uuml;retir, ne t&uuml;r &ccedil;&ouml;p &uuml;retir, g&uuml;nde ka&ccedil; ton &ccedil;&ouml;p &ccedil;ıkar araştırıldı.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/suda_umut/017.jpg.jpeg" border="0" /></p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/suda_umut/DSC_0965.jpg.jpeg" /><br /><span class="fotograf-yazi">4. İstanbul Tasarım Bienali, Suda Umut, Uygulanan y&uuml;zen ev prototipi</span></p> <h3>Anlıyorum ki ezber bozan pek &ccedil;ok temel soruya geri d&ouml;n&uuml;lm&uuml;ş.</h3> <p><strong>Ayfer</strong>: Evet pek &ccedil;ok temel soruya geri d&ouml;n&uuml;ld&uuml;. Mesela deprem sonrası olması ve aciliyet hissi de &ouml;nemliydi. İşin i&ccedil;inde &uuml;&ccedil; disiplin vardı, deprem diye bir şey vardı... Ne zaman olacağını &ouml;n g&ouml;remiyorsun ama hazırlıklı olman gerekiyor ve bu ge&ccedil;ici evlerin lojistiğini d&uuml;ş&uuml;nmen gerekiyor. İşte orada yine temel sorulara d&ouml;nmen gerekiyor. Mesela nerede hazır tutulacak evler? Veya malzeme &ouml;nemli hale geliyor. Mesela 10 sene hazır tutulacaksa &ccedil;&uuml;r&uuml;yecek mi? Nerede depolanacak? Depolandığı yerden Hali&ccedil;'e nasıl getirilecek? B&uuml;t&uuml;n bu sorular m&uuml;hendisler i&ccedil;in de ezber bozan şeylerdi. Yaparız, depolarız, bekletiriz; peki ama ne kadar bekleteceksin, maliyeti ne kadar olacak.</p> <p><strong>Emre:</strong> İnşaat m&uuml;hendisinin İngilizcesi "civil engineer" yani "medeniyet m&uuml;hendisi", "medeniyeti kuran m&uuml;hendis". Biz inşaat m&uuml;hendislerine, d&ouml;rt sene, &ccedil;ok farklı dallarda eğitimler veriyoruz. İnşaat m&uuml;hendislerinin farklı tellerden &ccedil;alabilen bir eğitimleri var. Diğer ekipler, mimarlık ve sosyoloji &ouml;ğrencileri de &ccedil;ok y&ouml;nl&uuml;yd&uuml;ler. Mimarlık &ouml;ğrencilerinden mesela d&uuml;nyanın &ccedil;ok farklı yerlerinde, Afrika'da, Uzak Doğu'da, G&uuml;ney Amerika'da staj yapmış olanlar vardı. Ayrıca MEF'te aldıkları eğitim &ccedil;ok iyi bir eğitim, &ccedil;ok uygulamalı, ger&ccedil;eklerle y&uuml;zleşmeli, yaratıcı bir eğitim alıyorlar. Sosyologlar arasında &ccedil;ift ana dal yapan bir s&uuml;r&uuml; insan var, birisi ekonomide diğeri felsefede &ccedil;ift ana dal yapıyor mesela, farklı branşları tanıyan &ouml;ğrenciler. İnşaat m&uuml;hendisleri de &ouml;yleydi, &ccedil;ok y&ouml;nl&uuml;yd&uuml;ler. Bir problemi farklı y&ouml;nleriyle tanıyabilen bir &ouml;ğrenci kitlesiyle &ccedil;alıştık. Olaya at g&ouml;zl&uuml;ğ&uuml;nden bakan &ouml;ğrencilerimiz olsaydı bu proje &ccedil;ok zor biterdi. &Ouml;ğrencilerimizin &ccedil;ok y&ouml;nl&uuml; olması bizi kurtardı. İkinci bir ortak pozitif &ccedil;ıkış noktası da herkesin şuna inanmasıydı: Deprem, ama sonra yaşam. Deprem bir son değil bir başlangı&ccedil;. O başlangıcı nasıl kurgularız? Deprem sonrası yaşamı nasıl kurgularız? Benim bu projede aslında en &ccedil;ok sevdiğim şey o. Bu proje depremin bir son değil başlangı&ccedil; olduğunu &ccedil;ok g&uuml;zel bir şekilde g&ouml;steriyor bence.</p> <p><iframe src="https://player.vimeo.com/video/297403405" width="730" height="411" frameborder="0"></iframe><br /><span style="font-size: 12px;">Video Senaryo: SO? (Sevince Bayrak, Oral G&ouml;ktaş), Piknik Works (Atıl Agg&uuml;nd&uuml;z, Oğul &Ouml;ztun&ccedil;).&nbsp;<br /></span><span style="font-size: 12px;">Uygulama: Piknik Works (Atıl Agg&uuml;nd&uuml;z, Oğul &Ouml;ztun&ccedil;)</span></p> <h3>Bu a&ccedil;ıdan bakıldığında projenin İstanbul Tasarım Bienali'nin D&uuml;nya Okulu sergisinde g&ouml;sterilmesi de anlamlı geliyor bana. D&uuml;nya Okulu i&ccedil;in yazılan k&uuml;rat&ouml;ryal metinde, Paulo Freire'nin Ezilenlerin Pedagojisi kitabından alıntılanan, kaderciliğin yadsınması gerektiğini ve insanın d&ouml;n&uuml;şt&uuml;r&uuml;c&uuml; bir varlık olduğunu s&ouml;yleyen bir kısım var. Suda Umut projesinde de bir doğal felaketin hemen ardından yine d&uuml;nya ile kurulan olduk&ccedil;a yapıcı ve -adından da yola &ccedil;ıkarak- umutlu bir ilişki var. Projenin, İstanbul Tasarım Bienali'nin bu seneki teması olan Okullar Okulu ile ilişkisi &uuml;zerine fikirlerinizle bitirebiliriz belki.</h3> <p><strong>Ayfer</strong>: İki şey bana &ccedil;ok &ccedil;arpıcı geliyor: bir tanesi disiplinlerin artık &ccedil;ok ihtisaslaşmış olması. Artık hi&ccedil;bir disiplin en temel soruları sormuyor. Bu projede ben insan varoluşuna dair &ccedil;ok temel sorunlara d&ouml;n&uuml;ld&uuml;ğ&uuml;n&uuml; d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum: insanların bir felaket anında ihtiya&ccedil;ları neler; hangi gruplar depremden nasıl etkilenecek; depremden sonra yeni bir hayat, toplum nasıl kurulacak; bu insanlar ne yiyecek ne i&ccedil;ecek; nasıl bir &ccedil;&ouml;p &uuml;retecek vs.. İnsanın &ccedil;ocuğu olduğunda da biraz &ouml;yle oluyor mesela (g&uuml;l&uuml;şmeler). &Ouml;ncesinde d&uuml;nyadaki varoluşsal sorunları d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rken, &ccedil;ocuk doğduğunda birden altı temiz mi, karnı doydu mu gibi &ccedil;ok temel sorulara d&ouml;n&uuml;yorsun. Biz aslında hep o temel soruları k&uuml;&ccedil;&uuml;ms&uuml;yormuşuz, ama aslında &ccedil;ok temel ve &ouml;nemli sorular. O temel soruları sormak daha zor; daha sofistike gibi g&ouml;r&uuml;nen, daha &ccedil;ok u&ccedil;tuğumuz ve aslında kendi alanlarımıza daraldığımız sorular şimdi bana nispeten daha kolay geliyor. Paradoksal gibi g&ouml;r&uuml;n&uuml;yor ama ben bu projeden bunu &ouml;ğrendim. Meğer disiplinler temel soruları uzun zamandır sormuyormuş.</p> <p>İkinci olarak da daha pedagojik bir şey &ouml;ğrendiğimi d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum. &Uuml;niversitelerde verdiğimiz eğitimin ne kadar demode olduğunu g&ouml;r&uuml;yorum bu tecr&uuml;beden sonra; bence her ders b&ouml;yle bir formata &ccedil;evrilmeli. Mesela benim bug&uuml;n iki saatlik dersim vardı, gittim iki saat ders anlattım, &ouml;ğrenciler beni dinlediler, notlar aldılar... Benim bug&uuml;n anlattığım her şeyi &ccedil;ocuklar online bulabilirlerdi; online derslerde bulabilirlerdi veya o konuyu Google'da arasalar bulabilirlerdi. Benim aslında onlara hi&ccedil;bir faydam olmadığını d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum bug&uuml;n. Dersleri bizim bu yaptığımız at&ouml;lye formatında bir şeye &ccedil;evirebilirsek hem hocalar hem &ouml;ğrenciler i&ccedil;in &ccedil;ok daha anlamlı bir şey &ccedil;ıkar ortaya. Bence &ouml;ğrenciler de sıkılıyor bu formattan. Karşımızda 2000 doğumlular var ve bu format bu &ccedil;ocuklar i&ccedil;in &ouml;zellikle demode. B&uuml;t&uuml;n bu deneyim eğitim formatını yeniden d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;rtt&uuml; bana. &Ouml;ğretenlerin ve &ouml;ğrencilerin rollerini yeniden d&uuml;ş&uuml;nmemiz gerekiyor, gelecek orada. &Ouml;ğrenme ve tartışma alanını &ouml;ğrenciler i&ccedil;in kurabilmek ve onları orada tutmak &ccedil;ok zor bir iş, bunu tasarlamak &ccedil;ok zor. Ben başka şekillerde bunu yeniden denemek istiyorum, &ouml;yle bir ders tasarlayalım ki bizim rol&uuml;m&uuml;z &ouml;ğrencilere alan yaratmak olsun. Bienalle &ouml;rt&uuml;şen kısmım biraz da bu oldu, biz kendi rollerimizi yeniden tanımladık.</p> <p><strong>Sevince:</strong> En hiyerarşik olmayan st&uuml;dyoda bile bu kemikleşmiş roller g&ouml;r&uuml;lebilir; bir tasarım alanı var ve o alanda hoca ile &ouml;ğrenci manevra yapıyor. J&uuml;rilerde o alan biraz sarsılır, sonra hemen toparlamaya &ccedil;alışırsınız. Bu derste ise ise o sarsılma b&uuml;t&uuml;n st&uuml;dyo d&ouml;nemine yayıldı. Alışılageldik rollerimizden hem &ouml;ğrenciler hem hocalar olarak sıyrılmasaydık, bu dersi ger&ccedil;ekleştiremezdik. &Ouml;rneğin bu derse j&uuml;rilerde dışarıdan davet ettiğimiz mimarlar tasarımların &ccedil;ok daha yaratıcı, ucu a&ccedil;ık olabileceğini d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorlardı. Halbuki bunun nedeni st&uuml;dyonun tasarım ayağının eksik kalmış olması değildi; b&uuml;t&uuml;n disiplinlerin belli oranda kontrol&uuml;n&uuml; kaybettiği- diğer disipline devrettiği ve ortada buluşmayı denedikleri bir s&uuml;re&ccedil;ti bu. Alıştığımız st&uuml;dyoda b&ouml;yle değil, mimar/&ouml;ğrenci s&uuml;reci ne kadar kontrol altında tutabiliyorsa o kadar başarılı g&ouml;r&uuml;l&uuml;yor.</p> <p><strong>Oral:</strong> Okullar Okulu başlığında bence şu da &ouml;nemli: Normal yapıda bir &ouml;ğreten var, bir de &ouml;ğrenen var, fakat bizim st&uuml;dyoda &ouml;yle değildi, mesela bir sosyolog bir mimara bir şey &ouml;ğretebiliyordu ama ikisi de &ouml;ğrenciydi. Bir &ouml;ğretmen ve bir &ouml;ğrencinin konu başlığı tartışmasıyla iki &ouml;ğrencinin tartışması da &ccedil;ok farklı, &ccedil;&uuml;nk&uuml; birbirlerine hiyerarşik olarak ve yaş olarak &ccedil;ok yakınlar. Orada bir şey &ouml;ğrenirken &ccedil;ok daha az sınır var arada, karşı &ccedil;ıkman &ccedil;ok daha kolay, yorum yapman, kavga etmen &ccedil;ok daha kolay... Bunun da &ccedil;ok &ouml;nemli olduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum, &ouml;ğretmenin &ndash;varsa &ouml;yle bir şey- aradan &ccedil;ekilmesi farklı disiplinlerin birbiriyle &ccedil;arpışarak &ouml;ğrenmesi &ccedil;ok kritik. Bir diğer şey de şu: Bu dersi bir &ccedil;&ouml;z&uuml;m olarak d&uuml;ş&uuml;nmemek lazım, aslında depremi &ouml;ğrenmeye başladık bu ders s&uuml;resince. Derste sorulan b&uuml;t&uuml;n sorular depreme dair sorular ve bu soruları sormaya başlamak kritik diye d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bu soruları sormuyoruz, hep "deprem olduktan sonra bu kadar insan &ouml;lecek, şu kadar insan evsiz kalacak" gibi sayılara boğulmuş durumdayız, halbuki bir felaket olacak ama bir yandan da hayat devam edecek. B&ouml;yle sorular sormak &ouml;nemli, illa &ccedil;&ouml;z&uuml;m olması gerekmiyor. Zaten bienalin k&uuml;rat&ouml;r&uuml; Jan Boelen'le kimyamız burada uyuştu, sorular sormak ve tartışmayı başlatmak &ouml;nemli diyerek bienale dahil etmiş olduk projeyi.</p> <p><strong>Emre: </strong>Projenin bence ger&ccedil;ek değilse bile metafor olarak sunduğu ş&ouml;yle bir &ccedil;&ouml;z&uuml;m&uuml; var: her şey yıkılacak ve yeni bir d&uuml;nya başlayacak ise o d&uuml;nya denizde olacak. Benim i&ccedil;in deniz o yeni d&uuml;nyayı tarif ediyor. İstanbul eski İstanbul olmayacak depremden sonra, İstanbul depremi ağır olacak, bununla y&uuml;zleşmek lazım. Eğer bu projede olduğu gibi her şeyi geride bırakıp yeni bir d&uuml;nya, yeni bir hayat kuracaksanız, deniz onu tarifliyor benim i&ccedil;in.</p> <p><strong>Sevince:</strong> Deprem kamuoyunda &ccedil;ok yer kaplıyor; fakat bu kadar yer kaplarken hep bir felaket senaryosu &uuml;zerinden tartışılıyor. Bizim gibi depremi konuşan diğer &uuml;lkelerde ise deprem sonrası i&ccedil;in alternatifler de geliştiriliyor. Dolayısıyla bu bir başlangı&ccedil;. Y&uuml;zen ev olmuyorsa, bunun uygulanabilir olmadığı ortaya &ccedil;ıkıyorsa, başka bir senaryo &uuml;retilmek ve onun &uuml;zerinde &ccedil;alışılmak zorunda.</p> <h3>Teşekk&uuml;rler bu keyifli s&ouml;yleşi i&ccedil;in.</h3> <p><span class="fotograf-yazi">Edit&ouml;r&uuml;n notu: Ayrıntılı proje k&uuml;nyesine <a target="_blank" href="http://www.arkitera.com/files/soylesi/1056/4.%20%C4%B0stanbul%20Bienali_Suda%20Umut_krediler.pdf">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</span></p> Fri, 02 Nov 2018 12:33:00 +03 2 Kuşak Mimar (01): MArS - Mimarlar http://www.arkitera.com/soylesi/index/detay/2-kusak-mimar-soylesileri-01--mars---mimarlar/1055 Özüm İtez <img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/mars_2_kapak.jpg.jpeg" width="640" /><br/><br><br><br>2 Kuşak Mimar video söyleşi serisine, Mimarlık Araştırmaları Stüdyosu'ndan Atilla Yücel ve Cem Yücel ile yaptığımız söyleşi ile başlıyoruz.<br><br><p>1984 yılında Atilla Y&uuml;cel tarafından kurulmuş olan <a target="_blank" href="http://arkiv.com.tr/ofis/mimarlik-arastirmalari-studyosu-mars---mimarlar/10932">MArS Mimarlar</a>, 30 yılı aşkın s&uuml;redir kentsel tasarım, restorasyon, yenileme ve mimarlık gibi &ccedil;ok farklı alanda &ccedil;alışmış olan, İstanbul'lu bir mimarlık ofisi. <a target="_blank" href="http://www.arkitera.com/soylesi/admin-edit/id/&lt;iframe width=" height="315" src="http://www.arkitera.com/soylesi/admin-edit/id/https:/www.youtube.com/embed/-_CqQ8AazjI" frameborder="0" allow="autoplay; encrypted-media">Atilla Y&uuml;cel</a>'in&nbsp;konut, kamu yapıları, turizm, restorasyon, koruma proje ve uygulamaları &uuml;zerine kuramsal &ccedil;alışmaları ile şekillenmiş olan ofisin geleneği, 2000 yılından beri oğlu <a target="_blank" href="http://arkiv.com.tr/mimar/cem-yucel1/9455">Cem Y&uuml;cel</a> ortaklığında s&uuml;rd&uuml;r&uuml;l&uuml;yor.&nbsp;</p> <p class="MsoNormal">&ldquo;2 Kuşak Mimar&rdquo; s&ouml;yleşi serisinde, zaruriyet, fırsatlar veyahut rastlantı ile, kuşaklar-arası bir mimari edim oluşturmuş, anne ve/ya babadan &ccedil;ocuğa, kuşaktan kuşağa, s&uuml;rd&uuml;r&uuml;len ofislerin &ccedil;alışma prensipleri, s&uuml;rekliliği ve sorunlarını tartışmaya a&ccedil;ıyoruz.</p> <p class="MsoNormal">B&uuml;y&uuml;k bir keyif ile y&uuml;r&uuml;tt&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z ancak ciddi bir gecikme ile yayınladığımız bu s&ouml;yleşilere, &ouml;ncelikle 21 Eyl&uuml;l'de kaybettiğimiz Atilla Y&uuml;cel'i anarak, başlamak istiyoruz.</p> <p class="MsoNormal">İyi seyirler:</p> <p><iframe src="https://www.youtube-nocookie.com/embed/-_CqQ8AazjI" width="100%" height="420" frameborder="0"></iframe></p> <div class="mcePaste" data-wd-pending="" id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow: hidden;"> <p class="MsoNormal">&ldquo;2 Kuşak Mimar&rdquo; s&ouml;yleşi serisinde, zaruriyet, fırsatlar veyahut rastlantı ile, kuşaklar-arası bir mimari edim oluşturmuş, anne ve/ya babadan &ccedil;ocuğa, kuşaktan kuşağa, s&uuml;rd&uuml;r&uuml;len ofislerin &ccedil;alışma prensipleri, s&uuml;rekliliği ve sorunlarını tartışmaya a&ccedil;ıyoruz. <o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p> <p class="MsoNormal">B&uuml;y&uuml;k bir keyif ile y&uuml;r&uuml;tt&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z ancak ciddi bir gecikme ile yayınladığımız bu s&ouml;yleşilere, &ouml;ncelikle 21 Eyl&uuml;l'de kaybettiğimiz Atilla Y&uuml;cel'i anarak, başlamak istiyoruz. İyi seyirler:<o:p></o:p></p> </div> Fri, 26 Oct 2018 16:34:00 +03 "Her Aracın veya Biçimin, Mevcutta Bir Mesajın Taşıyıcısı Olduğuna İnanıyorum" http://www.arkitera.com/soylesi/index/detay/danilo-correale/1053 Tülay Aydın <img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/soylesi02/danilo-correale/correale.jpg.jpeg" width="640" /><br/><br><br><br>4. İstanbul Tasarım Bienali'nin SALT Galata'daki ayağı Zaman Okulu'nda "Artık Uyku Yok, Artık Yok" isimli video kurulumu ile yer alan İtalyan sanatçı Danilo Correale ile çalışmaları üzerine konuştuk. <br><br><p><span class="fotograf-yazi">Fotoğraf: italianacademy.columbia.edu</span></p> <p><strong>&Ccedil;alışmalarınızda &ccedil;oğunlukla emek, istihdam ve uyuma eylemi gibi konulara odaklanıyorsunuz. Bu konuları irdelemeye ve sanatınıza yansıtmaya nasıl başladınız?&nbsp;</strong></p> <p>Her zaman kendime sorduğum temel bir soru var: "Belirli topluluklar i&ccedil;erisinde hoşnutsuzluk yaratan sosyal değişimler neler?" Bu sorudan sonrası kaygan bir zeminde ilerliyor. Gerek işsizlik oranının eşi benzeri g&ouml;r&uuml;lmemiş noktalara vardığı ve doğup b&uuml;y&uuml;d&uuml;ğ&uuml;m &uuml;lke olan İtalya'da olayım, gerekse yaşamayı se&ccedil;tiğim Birleşik Devletler'de iş meselesi (koşulları ve geleceği) kuşkusuz &ccedil;evremde en &ccedil;ok tartışılan konu; bunlar dışındaki coğrafyalarda da durum b&ouml;yle. "Zaman"ı her zaman ana konu olarak ele alıyorum: zaman, topluluklarda tepkilere yol a&ccedil;an bu hoşnutsuzlukları g&ouml;zlemleyebileceğim bir g&ouml;zetleme yeri haline geliyor. Ben bu tepkiler ile m&uuml;cadele etmeye &ccedil;alışıyorum. Bu durum biraz Judo'ya benziyor: d&uuml;şmanınızı kendi g&uuml;c&uuml;n&uuml;zle değil, aksine onun fiziksel g&uuml;c&uuml;n&uuml; y&ouml;nlendirerek ve dengesini bozarak alt ediyorsunuz.&nbsp;Dil (stratejiler), i&ccedil;erik ve &ccedil;oğunlukla da spek&uuml;latif d&uuml;ş&uuml;ncenin kesiştiği, incelikli bir oyun bu.</p> <p><strong>&Ccedil;alışmalarınızda kullandığınız malzemelere nasıl karar veriyorsunuz?</strong></p> <p>Malzeme se&ccedil;imi, ilgilendiğim konunun şekillendirdiği stratejinin bir par&ccedil;ası. Her bir aracın veya bi&ccedil;imin, kendi kuralları ile var olduğunu ve mevcutta bir mesajın taşıyıcısı olduğuna inanıyorum.</p> <p><strong>Bu yılın teması "Okullar Okulu" &uuml;zerine d&uuml;ş&uuml;nceleriniz neler? Tema ve &ccedil;alışmanız arasındaki ilişkiyi nasıl tanımlarsınız? Bu &ccedil;er&ccedil;evede sanatınız "okullar" ve "&ouml;ğrenenler" arasında nerede duruyor?</strong></p> <p>Bu başlığın beraberinde getirdiği, bienal kurumsallığı ile mutlak bağları bulunan ansiklopedik bir hissiyat var. &Ccedil;oğu &ccedil;alışmamda, bir kolaylaştırıcı (bir bi&ccedil;im, bir s&ouml;ylem) vasıtasıyla aktif hale gelen, tamamen pedagojik bir deneyime dahil olabileceğimiz ge&ccedil;işken bir s&uuml;re&ccedil; s&ouml;z konusu olduğu i&ccedil;in, ben "okullar" ve "&ouml;ğreniciler"i iki ayrı kategoriye ayırmazdım.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/danilo-correale/nomoresleepnomore.jpg.jpeg" border="0" /></p> <p><span class="fotograf-yazi">No More Sleep No More (Artık Uyku Yok, Artık Yok) - Salt Galata, 2018 | Fotoğraf:&nbsp;Kayhan Kaygusuz</span></p> <p><strong>Tasarım Bienali'ne hazırlık s&uuml;recinizden bahseder misiniz?</strong></p> <p>"No More Sleep No More (Artık Uyku Yok, Artık Yok)" başlığı ile bienalde yer alan kurulum, 2013 yılında başladığım ve tamamlanması neredeyse &uuml;&ccedil; yıl s&uuml;ren bir proje. Antropologlar, sosyologlar, coğrafyacılar gibi &ccedil;eşitli dallardan kişiler ile yapılan &ccedil;eşitli r&ouml;portajlar aracılığıyla "post-kapitalist toplumda uyku ve uyanıklık" konusunu soruşturduğum d&ouml;rt saatlik bir video &ccedil;alışması bu. G&uuml;ndelik hayatımız i&ccedil;erisinde &uuml;retken olmadığımız zamanlara odaklanmak i&ccedil;in bir ortak zemin sunan bu proje, uykunun kendisinden ziyade "s&uuml;rekli uyanıklık" konusunu ele alıyor.</p> <p>&Ccedil;alışma, son iki yılda bir&ccedil;ok farklı yerde g&ouml;sterime girdi ve her defasında &ccedil;alışmanın sunumunda değişiklikler yapıldı. Bir video kurulumunu nadiren sabit ve değiştirilemez bir bi&ccedil;imde kurguluyorum, &ccedil;oğu zaman videonun sergilendiği &uuml;&ccedil; boyutlu alanda k&uuml;&ccedil;&uuml;k d&uuml;zenlemeler oluyor. Bu sunum i&ccedil;in ise k&uuml;rat&ouml;r ile iletişime ge&ccedil;tim ve projeksiyonu, yatakları ve ses aktarıcı teknolojiyi sunabilecek en iyi formu elde ettim.&nbsp;Standart halde bulunan &ccedil;ok az şey var, seyirciye duyumsal bir kurulum sunmak her seferinde tamamen yeni bir şeyler yaratmak anlamına geliyor.</p> <p><iframe src="https://player.vimeo.com/video/160278827?title=0&amp;byline=0&amp;portrait=0" width="730" height="411" frameborder="0"></iframe></p> <p><strong>Bienal sonrası i&ccedil;in planlarınız neler? Bizi ne gibi projeler bekliyor?</strong></p> <p>Şu anda son &ccedil;alışmam olan "They Will Say I Killed Them (Onları &Ouml;ld&uuml;rd&uuml;ğ&uuml;m&uuml; S&ouml;yleyecekler)" adlı kurgu filmi sunmak i&ccedil;in birden &ccedil;ok g&ouml;sterim &uuml;zerine &ccedil;alışıyorum. &Ccedil;alışma, İtalya'da faşizmin &ccedil;&ouml;k&uuml;ş&uuml;nden sonra yarım kalmış, sans&uuml;re uğramış filmler &uuml;zerinden serbest zaman ve eğlence-end&uuml;stri kompleksi konularına odaklanıyor.</p> Thu, 18 Oct 2018 14:00:00 +03 "Usta-Çırak İlişkisinin Hala Çok Kıymetli Olduğunu Düşünüyorum" http://www.arkitera.com/soylesi/index/detay/usta-cirak-iliskisine-inaniyorum/1052 Emine Merdim Yılmaz <img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/soylesi02/tuna-ofis-sohbetleri/kurtul-erkmen/kurtulerkmen.jpg.jpeg" width="640" /><br/><br><br><br>Tuna ile Ofis Sohbetleri'nin yeni konuğu KG Mimarlık'ın kurucusu Kurtul Erkmen.<br><br><p>15 g&uuml;nde bir Arkitera'nın&nbsp;<a target="_blank" href="https://www.youtube.com/user/arkitv">YouTube kanalında</a>&nbsp;yayınlanan "Tuna ile Ofis Sohbetleri" s&ouml;yleşi serisinin sekizincisine Kurtul Erkmen konuk oluyor. Cemal &Ccedil;obanoğlu'nun moderat&ouml;rl&uuml;ğ&uuml;n&uuml; yaptığı s&ouml;yleşinin diğer konuğu Tuna Ofis Satış &amp; Pazarlama B&ouml;l&uuml;m Başkanı ve Tuna Girsberger Genel M&uuml;d&uuml;r&uuml; Mehmet Arda.</p> <h3>KG Mimarlık Nasıl Kuruldu?</h3> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/tuna-ofis-sohbetleri/kurtul-erkmen/kgmimarlik.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi">KG Mimarlık Bebek ofislerinin eski hali</span></p> <p>Kurtul Erkmen, KG Mimarlık'ın kuruluş &ouml;yk&uuml;s&uuml; şu s&ouml;zler ile anlattı:&nbsp;</p> <blockquote> <p>Mimar bir ailenin &ccedil;ocuğuyum. Babam ve amcam (Şemi Erkmen ve Lemi Erkmen) mimar ve onların da ofisi vardı. Proje &ccedil;izmeye ve inşaat yapmaya devam ediyorlardı. Mezun olduktan sonra askerlik de biter bitmez onlar ile &ccedil;alışmaya başladım. 1990 yılından KG Mimarlık'ın kurucu ortağı olan G&uuml;rhan Bakırk&uuml;re ile beraber yarışmaya girmeye karar verdik. İkimizde o sıralar ayrı &ccedil;alışıyoruz. Ben babamlar ile beraberim. O, Mimar Sinan &Uuml;niversitesi'nde y&uuml;ksek lisans yapıyor. Girdiğimiz yarışmada birinci olduk. Birinci olunca arkasından o yarışmanın uygulama projeleri geldi. &Ccedil;alışmak i&ccedil;in babamın ofisine gittik. Biz orada bunları &ccedil;izerken sağdan-soldan işler de gelmeye başladı. Biz iki kişi babamın ofisinde KG Mimarlık'ın ilk tohumlarını atmış olduk. Daha sonra katıldığımız başka yarışmalarda da &ouml;d&uuml;ller gelince, artan işler ile beraber KG Mimarlık'ı kurmaya karar verdik.</p> </blockquote> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/tuna-ofis-sohbetleri/kurtul-erkmen/lemi_semierkmen.jpg.jpeg" /><br /><span class="fotograf-yazi">Şemi Erkmen ve Lemi Erkmen'in Bayramoğlu'nda projesi</span></p> <h3>Mimarlık Ofisi ve Akademik Hayat Dengesi</h3> <p>Cemal &Ccedil;obanoğlu'nun Kurtul Erkmen'e Mimar Sinan G&uuml;zel Sanatlar &Uuml;niversitesi'nde misafir &ouml;ğretim &uuml;yeliği g&ouml;revini sorması &uuml;zerine</p> <blockquote> <p>&Uuml;niversitelerin &uuml;retim i&ccedil;inde olan mimarlar ile temas i&ccedil;erisinde olması her iki taraf i&ccedil;in de &ccedil;ok besleyici. Bizim a&ccedil;ımızdan ş&ouml;yle bir faydası var, gen&ccedil;ler ile bir arada oluyorsunuz. Ofis sahipleri buna benzer bir s&uuml;recin i&ccedil;erisinden kendi ofislerine aldıkları, beraber &ccedil;alıştıkları arkadaşlar vasıtasıyla ge&ccedil;iyorlar. &Uuml;niversitelerde alınan eğitim, o eğitime sizin yapabildiğiniz katkı ya da o eğitimin i&ccedil;inden ge&ccedil;en &ouml;ğrencilerin, neler d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; ve nereden geldiğini g&ouml;rmenin avantajı var.</p> </blockquote> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/tuna-ofis-sohbetleri/kurtul-erkmen/deposite.jpg.jpeg" /><br /><span class="fotograf-yazi">KG Mimarlık'ın son d&ouml;nem projelerinden Deposite</span></p> <h3>AURA-İstanbul&nbsp;Nasıl Kuruldu?</h3> <p>Uluslararası d&uuml;zeyde faaliyet g&ouml;stermek &uuml;zere yapılanmış k&acirc;r amacı g&uuml;tmeyen bir kuruluş olan AURA-İstanbul 2017 yılında kuruldu. Aynı zamanda kurumun y&ouml;netim kurulu başkanı olan Kurtul Erkmen, <span>AURA-İstanbul</span>'un hangi ama&ccedil;la, nasıl kurulduğunu sordu.</p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/tuna-ofis-sohbetleri/kurtul-erkmen/AURA.jpg.jpeg" /><br /><span style="font-size: 12px;">AURA-İstanbul Y&ouml;netim Kurulu</span></p> <p><strong>"Eğitim s&uuml;reklilik arz eden bir şey, başlayan biten bir şey değil"</strong></p> <blockquote> <p>AURA-İstanbul'un tam a&ccedil;ılımı "Architecture &amp; Urbanism Research Academy". 7 kurucu ortağı var, bunlardan 4-5 tanesi meslekten. Kurulmasının ana nedeni, T&uuml;rkiye'den mezun olan mimarlık &ouml;ğrencilerine baktığımızda herkesin iş imkanının olmadığını g&ouml;rmemiz. Dolayısıyla bir kısmı zaman i&ccedil;erisinde savruluyor, umutsuzluğa kapılıyorlar. Bizler akademik ortam i&ccedil;erisinde g&ouml;r&uuml;yoruz ki "eğitim s&uuml;reklilik arz eden bir şey, başlayan biten bir şey değil". Bu eğitim s&uuml;recinde işin i&ccedil;inde olmak, &ccedil;alışmak, bizzat deneyimlemek lazım. &Uuml;niversiteden mezun olanlar, bizim gibi ofislere başvuruyorlar. 1-2 pozisyon i&ccedil;in ilan verdiğimde birka&ccedil; y&uuml;z kişi başvuruyor. Başvurunun &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k bir kısmını &ccedil;evirmek gibi bir mecburiyetle karşı karşıya kalınıyor. "Ben mezun olduktan sonra kendimi nasıl geliştireceğim?" diye soran birisi i&ccedil;in se&ccedil;eneklerden biri mimarlık ofisine girmek, ikincisi &uuml;niversitelere başvurup orada kariyer planlaması yapmak. Bunun dışında kalanlar i&ccedil;in fazla bir adres yok. Bizde istedik ki AURA İstanbul'da 3 aylık bir sertfika programı uygulayalım, kabul edilenlere kendini geliştirme imkanı sunsun.</p> </blockquote> <h3>S&ouml;yleşinin tamamını aşağıdaki videodan izleyebilirsiniz:</h3> <p><iframe src="https://www.youtube.com/embed/m4S9S4GRMpk" width="100%" height="400" frameborder="0"></iframe></p> <p><strong>Tuna Ofis:</strong> <a target="_blank" href="http://www.tunaofis.com/">http://www.tunaofis.com/</a></p> <p><strong>KG Mimarlık:&nbsp;</strong> <a target="_blank" href="http://www.kgmimarlik.com.tr/tr">http://www.kgmimarlik.com.tr</a></p> <p><strong>AURA-İstanbul:</strong> <a target="_blank" href="http://aura-istanbul.com">http://aura-istanbul.com</a></p> Thu, 11 Oct 2018 18:30:06 +03 "İnsanların Sokakları Kendileri Üzerinden Dönüştürmeleri Önemli" http://www.arkitera.com/soylesi/index/detay/livable-city/1051 İrem Korkmaz <img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/soylesi02/Livable City_söylesi.jpg.jpeg" width="640" /><br/><br><br><br>Livable City, kendini San Francisco'yu daha güvenli, daha yaşanabilir ve erişilebilir bir şehir haline getirmek için tabandan gelen girişimleri desteklemeye adayan bağımsız bir oluşum. Marynoel Strope ile şehri ve Sunday Streets etkinliklerini konuştuk.<br><br><p>Kendini San Francisco'yu daha g&uuml;venli, daha yaşanabilir ve erişilebilir bir şehir haline getirmek i&ccedil;in tabandan gelen girişimleri desteklemeye adayan Livable City, belirledikleri yaşanabilirlik &ouml;l&ccedil;&uuml;tleri &ccedil;er&ccedil;evesinde San Francisco i&ccedil;in g&ouml;n&uuml;ll&uuml; olarak ulaşım, arazi kullanımı, a&ccedil;ık alan ve &ccedil;evre politikaları geliştiriyorlar. Bu &ouml;l&ccedil;&uuml;tler beş başlık altında &ouml;zetleniyor: etkileşim i&ccedil;indeki mahalleler, erişilebilir ve s&uuml;rd&uuml;r&uuml;lebilir ulaşım, &ccedil;oksesli ve esnek bir yerel ekonomi, canlı kamusal alanlar ve alım g&uuml;c&uuml;ne uygun fiyat politikaları.</p> <p>D&uuml;nyanın bir&ccedil;ok şehrinde s&uuml;regelen gelir eşitsizliği, yerinden etme/yersizleştirme politikaları, sosyal adaletsizlik, hedef g&ouml;sterilen azınlık grupları gibi sorunların en belirgin olduğu şehirlerin başında San Francisco geliyor. Bu sorunların San Francisco'da dramatik bir hızla b&uuml;y&uuml;mesinin en &ouml;nemli nedenlerinden biri iletişimsizlik olarak g&ouml;sterilmekte. Livable City ise 10 yıl &ouml;nce bu duruma bir &ccedil;&ouml;z&uuml;m getirmek ve "sokakları geri almak" i&ccedil;in d&ouml;nemin belediye başkanı Gavin Newsom ile işbirliği yaparak Sunday Streets - Pazar Sokakları adında bir toplum sağlığı programı oluşturdu. Bu programın amacı yeterli kamusal alan bulunmayan mahallelere ge&ccedil;ici olarak a&ccedil;ık etkinlik alanları kazandırmak, yerel topluluklar arasında kalıcı bağlar kurmak, fiziksel aktiviteleri &ouml;zendirmek ve sokakların kamusal alan olarak yeniden tartışmaya a&ccedil;mak. Her etkinlikte belirlenen bir semtte sokaklar trafiğe kapatılarak insanların yaşadıkları alanı her zamankinden farklı bir hızda, farklı bir farkındalıkla ve toplumun her kesiminden bireylerle bir araya gelerek deneyimlemesi sağlanıyor. Aynı zamanda farklı gruplar arasında &ouml;nyargıların kırılması, ara&ccedil; &ouml;ncelikli şehir işleyişinin sorgulanması ve sivil oluşumların kendilerini ifade edebilecekleri bir etki alanı yaratılması gibi kazanımlar elde ediliyor.</p> <p><a target="_blank" href="http://www.livablecity.org/">Livable City</a>'nin iletişim kordinat&ouml;r&uuml; Marynoel Strope ile 10. yılını kutladıkları <a target="_blank" href="http://www.sundaystreetssf.com/about/">Sunday Streets</a>'i konuştuk.</p> <p><strong>İrem Korkmaz: Sunday Streets fikri nasıl ortaya &ccedil;ıktı?</strong></p> <p><strong>Marynoel Strope:</strong> Sunday Streets fikri, gelir durumu ve etnik k&ouml;kenin yarattığı eşitsizlik durumları &uuml;zerine yapılan bir araştırmadan hareketle doğdu. Bu araştırma, d&uuml;ş&uuml;k gelirli mahallelerde yaşayanların veya farklı ten rengine sahip insanların yeterli gıdaya ulaşmakta, &ccedil;ocuklarının oynayacabileceği alanlar bulmakta ya da sosyal aktivitelere erişmekte daha &ccedil;ok zorluk &ccedil;ektiğini g&ouml;sterdi.</p> <p>G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde Sunday Streets benzeri a&ccedil;ık sokak etkinlikleri d&uuml;nyanın bir&ccedil;ok yerinde yapılıyor. Bildiğim kadarıyla ilk &ouml;rnek Kolombiya'nın Bogota şehrindeki Ciclov&iacute;a etkinliğiydi. Yani aslında Sunday Streets'i harekete ge&ccedil;iren sorun d&uuml;nyanın her yerinde karşılaşılan bir durum ve bizim gibi &ccedil;&ouml;z&uuml;m arayışlarının sayısı da d&uuml;nya &ccedil;apında &ccedil;oğalmaya devam ediyor. Her zaman istediğimiz hızda ve akıcılıkta ilerlemese de yeni bir d&uuml;ş&uuml;nce bi&ccedil;imi oluşuyor bu şekilde. Şehirleri sadece arabalar tarafından domine edilen yerler olarak g&ouml;rmek yerine daha insan odaklı yaklaşımlar g&uuml;&ccedil;leniyor. Biz her yıl daha &ccedil;ok etkinlik organize ediyoruz; &ouml;rneğin bu yıl 10. yılımız ve ilk defa yılda 10 etkinlik sayısına ulaştık.</p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/WEB_EX_GAMEROS_1057-1024x683.jpg.jpeg" /><br /><span class="fotograf-yazi">Sunday Streets etkinliklerinden fotoğraf</span></p> <h2>"İnsanlar kendiliğinden harekete ge&ccedil;iyor ve bize kendi sokaklarında bir etkinlik ger&ccedil;ekleşmesi i&ccedil;in başvuruda bulunuyorlar."</h2> <p><strong><br />Temel misyonunuzu insanların sokakları kendilerini ifade etme alanı olarak benimsemesini sağlamak olarak tanımlıyorsunuz. Şimdiye kadar halk arasında Sunday Streets'den ilhamla doğan bağımsız hareketler ya da &ouml;zg&uuml;n ifade bi&ccedil;imleri oluştu mu?</strong></p> <p>Biliyorsunuz, San Francisco'da &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k bir sosyal gerilim var ve insanlar olup bitenlerden &ccedil;ok dertliler. Mevcut sokak etkinlikleri de &ccedil;oğunlukla alışveriş i&ccedil;in tasarlanmış festivaller -ki bunda bir sakınca yok-; ama insanlar genellikle tanımadıkları şeylere karşı bir mesafe alıyorlar. Bu nedenle bazları bu etkinliklerin sadece belli bir kesime hitap ettiğini, ve kendileri i&ccedil;in olmadığı gibi bir &ouml;nyargıya kapılabiliyor. İnsanlar Sunday Streets'e daha &ccedil;ok alıştık&ccedil;a ve Sunday Streets daha &ccedil;ok kişiye ulaştık&ccedil;a programın i&ccedil;eriği de toplumdaki Sunday Streets algısı da &ccedil;ok değişti. Halkın kendisinin &ouml;rg&uuml;tlediği bir sisteme d&ouml;n&uuml;şmeye başladı. İnsanlar kendiliğinden harekete ge&ccedil;iyor ve bize kendi sokaklarında bir etkinlik ger&ccedil;ekleşmesi i&ccedil;in başvuruda bulunuyorlar. Bence bu San Francisco i&ccedil;in &ccedil;ok &ouml;nemli bir adım; &ccedil;&uuml;nk&uuml; bu kentte ger&ccedil;ekleşen değişimlere, &ouml;zellikle de b&uuml;y&uuml;yen erişilebilir konut problemine karşı &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k bir &ouml;fke var. İnsanların sokaklara &ccedil;ıkması ve sokakları kendileri &uuml;zerinden d&ouml;n&uuml;şt&uuml;rmeleri bu bakımdan &ccedil;ok duygulandırıcı ve &ouml;nemli. Artık insanların bu etkinlik i&ccedil;in heyecanlandığını g&ouml;rebiliyoruz. B&ouml;yle bir atmosferde bizim yaptığımız şey sadece insanları &ccedil;ağırıp "Bakın, bu etkinlik ger&ccedil;ekten sizler i&ccedil;in. Bir şey yapmanıza gerek yok. Sadece gelin, tekerlekli sandalyenizle gelin, bisikletinizi s&uuml;r&uuml;n, bebeğinizi, b&uuml;y&uuml;kannenizi getirin. Komşularınızla tanışın, oyun oynayın, sokağınızın tadını &ccedil;ıkarın." demek.</p> <p>Sunday Streets etkinliğine katıldığınızda &ouml;yle bir insan &ccedil;eşitliliği ile karşılıyorsunuz ki! &Ccedil;ok geniş bir sivil etkileşim alanı oluşuyor ve bu kalıcı d&ouml;n&uuml;ş&uuml;m, Sunday Streets'in başardığı şeyin b&uuml;y&uuml;k bir par&ccedil;asını oluşuruyor. Mesela bir Sunday Streets etkinliğinde sokakta imza toplayan insanlara, se&ccedil;im tartışmalarına, yaşlılara eşlik eden gen&ccedil;lere, oyuncaklarını getirip sokakta oynayanlara rastlayabilirsiniz. Ama daha k&uuml;&ccedil;&uuml;k &ouml;l&ccedil;ekte bakacak olursak her Sunday Streets etkinliğinde k&uuml;&ccedil;&uuml;k esnafı destekleyen satış alanları bulunuyor. Bunlar dışında sergiler kuruluyor, farklı performans grupları g&ouml;steriler yapıyor. Hulahop &ccedil;evirme gibi daha basit etkinlikler de olabiliyor. Ya da sadece baloncuklar. Baloncuklar &ccedil;ok &ouml;nemli; &ccedil;ocuklar baloncuklara bayılıyorlar!</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/WEB_SU_CHAU_DSC4525-1024x683.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi">Sunday Streets etkinliklerinden fotoğraf</span></p> <h2>"İnsanları mutlu etmek bazen b&uuml;y&uuml;k sahneler kurmayı, b&uuml;y&uuml;k yapımlar organize etmeyi gerektirebiliyor ama bazen o kadar kolay ki!"</h2> <p><strong><br />Sokağın bir performans alanı olarak g&uuml;c&uuml;n&uuml; nasıl g&ouml;r&uuml;yorsunuz?</strong></p> <p>G&uuml;nl&uuml;k hayatımızda sokaktayken s&uuml;rekli arabalara dikkat ederek hareket etmek durumundayız. Sadece kaldırımlarda y&uuml;r&uuml;yebiliyoruz, herkes telefonlarına bakıyor, etrafımızı algılamadan ordan oraya koşturuyoruz. Ve bir g&uuml;n boyunca sizi kısıtlayan arabaların olmadığını, insanların sokakta diledikleri gibi eğlendiğini, birbirleriyle etkileşime ge&ccedil;tiğini hayal edin. Belki kulağa biraz klişe geliyor ama ger&ccedil;ekten sizi bazı şeyler &uuml;zerine d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;rmeye başlıyor. Her g&uuml;n ge&ccedil;tiğimiz sokakları hep alışık olduğumuz araba yığınından arındırdığımızda mekan algımız, hissettiğimiz &ouml;l&ccedil;&uuml;ler, i&ccedil;imizden gelen aktivititeler değişiveriyor. San Francisco'nun neredeyse %25'i arabalar i&ccedil;in ayrılmış durumda. T&uuml;m bu alanla insanlar i&ccedil;in yapabileceklerimizi d&uuml;ş&uuml;nsenize! İnsanları mutlu etmek bazen b&uuml;y&uuml;k sahneler kurmayı, b&uuml;y&uuml;k yapımlar organize etmeyi gerektirebiliyor ama bazen o kadar kolay ki! Biri sokakta m&uuml;zik &ccedil;almaya başlıyor ve etrafında insanlar toplanıp dans ediyor. Bence bu ger&ccedil;ekten derinden d&ouml;n&uuml;şt&uuml;r&uuml;c&uuml; bir g&uuml;ce sahip olan bir durum.</p> <p><strong>Etkinlik nasıl finanse ediliyor?</strong></p> <p>Biz kar g&uuml;tmeyen bir oluşumuz. Bağışlar, sponsorlar ve belediye ile yaptığımız işbirlikleriyle destekleniyoruz. Tabi ki kilometrelerce sokağı trafiğe kapatmak i&ccedil;in belediyenin toplu taşıma departmanıyla, fen işleri m&uuml;d&uuml;rl&uuml;kleriyle, aile ve &ccedil;ocuk departmanı gibi bir&ccedil;ok koluyla birlikte hareket etmemiz gerekiyor. B&ouml;ylesi b&uuml;y&uuml;k ve karmaşık bir şehirde bir etkinlik ger&ccedil;ekleştirebilmek i&ccedil;in belli sayıda polis desteğine, trafiği y&ouml;nlendirecek g&ouml;revlilere ihtiya&ccedil; var. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; Sunday Streets'in şehrin akışını olumsuz etkilemeden var olduğundan emin olmak zorundayız.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/WEB_TL_GAMEROS_IMG_9356-1024x683.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi">Sunday Streets etkinliklerinden fotoğraf</span></p> <h2>"İnsanların d&uuml;ş&uuml;nme bi&ccedil;imlerinde b&uuml;y&uuml;k bir değişim ger&ccedil;ekleşiyor."</h2> <p><strong><br />Bu programın geleceğini nasıl g&ouml;r&uuml;yorsunuz?</strong></p> <p>Bence Sunday Streets giderek şehrin bir demirbaşı haline geliyor. Her ge&ccedil;en g&uuml;n daha da b&uuml;y&uuml;yoruz ve daha &ccedil;ok semtte aktif oluyoruz. Bu yıl 10 etkinlik ger&ccedil;ekleşecek ve bence daha &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;me potansiyeli de var. İnsanların d&uuml;ş&uuml;nme bi&ccedil;imlerinde b&uuml;y&uuml;k bir değişim ger&ccedil;ekleşiyor. Ben Sunday Streets'in gelecekte daha b&uuml;y&uuml;k bir y&ouml;nelim haline gelmesini ve kent &uuml;zerine daha &ccedil;etin tartışmalara &ouml;nc&uuml; olmasını diliyorum. Burada her şey arabalar i&ccedil;in tasarlanır oldu ve ger&ccedil;ekten arabalara bu kadar &ccedil;ok odaklanarak insanlar i&ccedil;in en iyi şehri yaratıyor olabilir miyiz?</p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/WEB_TL_GAMEROS_IMG_9133-1024x683.jpg.jpeg" /><br /><span style="font-size: 12px;" class="fotograf-yazi">Sunday Streets etkinliklerinden fotoğraf</span></p> <div data-wd-pending=""><strong>Uzaktan araştırıldığında San Francisco'da kamusal alan tartışmalarına "iki ileri bir geri" hareketten doğan bir gerilim hakimmiş gibi g&ouml;r&uuml;n&uuml;yor. Benim araştırma konumun başlığı da bu şekilde doğmuştu. Siz bu hareketin bi&ccedil;imini nasıl deneyimliyorsunuz?</strong></div> <p>Bu "iki ileri bir geri" hareket modeli ile ben de kentte &ccedil;oğu kez karşılaşıyorum. Livable City olarak da harfi harfine iki ileri bir geri gelişmeler yaşadığımız oldu. Bazı şeyleri elde ettikten sonra daha da geri bir noktaya itildik. İşler her zaman doğrusal ilerlemiyor. Bence şu an i&ccedil;inden ge&ccedil;tiğimiz durum ne ileri gitmek ne de geri gitmek. Bizimkisi daha &ccedil;ok "blob". San Francisco tarihine d&ouml;n&uuml;p baktığımızda şimdikinden daha iyi noktalarda bulunmuştuk. Burada doğup b&uuml;y&uuml;m&uuml;ş biri olarak daha &ouml;nce &ccedil;&ouml;z&uuml;me kavuşmuş problemlerin tekrar t&uuml;remesi ve giderek b&uuml;y&uuml;mesi bazen &ccedil;ok sinir bozucu olabiliyor. Ama bu noktada bence bir s&uuml;r&uuml; şeyin aynı anda ger&ccedil;ekleştiğini g&ouml;z &ouml;n&uuml;nde bulundurmak &ouml;nemli. Bu y&uuml;zden Sunday Streets sadece, herkesin kendini i&ccedil;inde rahat hissettiği bir alan a&ccedil;mak istiyor.</p> Thu, 04 Oct 2018 16:45:00 +03 "Standartlar İnsana Bir Şey Kazandırmıyor, Farklılıklar Daha Fazla Cezbediyor" http://www.arkitera.com/soylesi/index/detay/standartlar-insana-bir-sey-kazandirmiyor-farkliliklar-daha-fazla-cezbediyor/1049 Emine Merdim Yılmaz <img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/soylesi02/tuna-ofis-sohbetleri/udesign/udesign_tunaofis.jpg.jpeg" width="640" /><br/><br><br><br>Tuna ile Ofis Sohbetleri'nin yeni konuğu Udesign Mimarlık'ın kurucusu Umut Uzuner.<br><br><p><span>15 g&uuml;nde bir Arkitera'nın&nbsp;</span><a href="https://www.youtube.com/user/arkitv" target="_blank">YouTube kanalında</a><span>&nbsp;yayınlanan "Tuna ile Ofis Sohbetleri" s&ouml;yleşi serisinin yedincisine Umut Uzuner konuk oluyor. Cemal &Ccedil;obanoğlu'nun moderat&ouml;rl&uuml;ğ&uuml;n&uuml; yaptığı s&ouml;yleşinin diğer konuğu&nbsp;Tuna Ofis Pazarlama M&uuml;d&uuml;r&uuml;&nbsp;G&uuml;nce Tuna Sancar ve&nbsp;Tuna Ofis Satış &amp; Pazarlama B&ouml;l&uuml;m Başkanı ve Tuna Girsberger Genel M&uuml;d&uuml;r&uuml; Mehmet Arda.</span></p> <h3><span>Udesign Mimarlık Nasıl Kuruldu?</span></h3> <p><iframe src="https://www.youtube.com/embed/-oh4akjH1vY" width="100%" height="400" frameborder="0"></iframe></p> <h3></h3> <p>Cemal &Ccedil;obanoğlu'nun s&ouml;yleşinin başında&nbsp;Udesign Mimarlık'ın nasıl kurulduğunu sorması &uuml;zerine, Uzuner &uuml;niversite yıllarında mimarlık ofislerinde &ccedil;alışmaya başladığını, yarışmalara katıldığı daha sonra 2002 yılında kendi ofisini kurmaya karar verdiğini s&ouml;yledi.&nbsp;</p> <p><strong>"Hazmederek B&uuml;y&uuml;d&uuml;k"</strong></p> <p>Ofisi kurduğu ilk yıllarda tek başına &ccedil;alıştığını, her işi tek başına yaptığını şu anda 20 kişilik şirket olduklarını s&ouml;yledi.&nbsp;</p> <h3>İyi 3D'nin Size Artıları &Ccedil;ok Fazla</h3> <p>&Ccedil;obanoğlu'nun&nbsp;Udesign Mimarlık'ın Instagram sayfasında iyi renderler g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; s&ouml;ylemesi &uuml;zerine, Uzuner, iyi yapılmış 3 boyutlu &ccedil;izimlerin artılarının &ccedil;ok fazla olduğunu s&ouml;yledi.</p> <p><iframe src="https://www.youtube.com/embed/-kxLcCJK17E" width="100%" height="400" frameborder="0"></iframe></p> <p>Benzer bir soruyu, G&uuml;nce Tunca Sancar'a y&ouml;neltmesi ve Tuna Ofis'in sunumları daha iyi hale getirmek i&ccedil;in neler yaptığını sorması &uuml;zerine şunları s&ouml;yledi:</p> <blockquote> <p>Sunumdan kastımız, kullanıcının &uuml;r&uuml;nle buluşma yolu ve y&ouml;ntemleri. Offline ve online olarak ayırabiliriz.<br /><br />Online kısımda, sosyal medya kanalları, web sitemiz, offline tarafta showroomumuz, katıldığımız fuarlar, etkinlikler var. Online'dan offline'a marka dilini koruyarak, aynı dili konuşacak sunum metodunu izlemeye gayret ediyoruz.</p> </blockquote> <h3>S&ouml;yleşinin tamamını aşağıdaki videodan izleyebilirsiniz:</h3> <p><iframe src="https://www.youtube.com/embed/QKkjIuAxssE" width="100%" height="400" frameborder="0"></iframe></p> <p><strong>Tuna Ofis:&nbsp;</strong><a target="_blank" href="http://www.tunaofis.com/">http://www.tunaofis.com/</a></p> <p><span><strong>Udesign Mimarlık:&nbsp;</strong><a href="http://www.udesign.com.tr/" target="_blank">http://www.udesign.com.tr/</a></span></p> Thu, 27 Sep 2018 14:45:30 +03 "Aylarımız Bir Çizgi Bile Çizmeden Sadece İnsanlarla Muhabbet Ederek Geçebiliyor" http://www.arkitera.com/soylesi/index/detay/cmg-haley-waterson/1047 İrem Korkmaz <img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/soylesi02/cmg_3.jpg.jpeg" width="640" /><br/><br><br><br>San Francisco’daki son günümde, kamusal alana sosyal ve politik bir soru olarak yaklaşan peyzaj ve mimarlık ofisi CMG'den Haley Waterson ile söyleştim.<br><br><p>San Francisco&rsquo;daki son g&uuml;n&uuml;m&uuml; <a target="_blank" href="https://www.cmgsite.com/projects/all-projects/">CMG Peyzaj Mimarlığı Ofisi</a>&rsquo;nde ilham verici bir g&uuml;nle tamamladım. Şansım da yaver gitti ve sadece 20 dakikalık bir randevu alabilmişken ofis i&ccedil;i toplantılarına sızıp, ofisin t&uuml;m tasarımcılarıyla &ouml;ğle yemeği yiyip, stajyer mimarlık &ouml;ğrencileriyle uzunca sohbet edip g&ouml;r&uuml;şme i&ccedil;in randevulaştığımız peyzaj mimarı Haley Waterson ile uzun uzun konuşma fırsatı buldum.</p> <p><span>CMG, San Francisco&rsquo;da kamusal alanı bir politik ve sosyal soru olarak yaklaşan tek ofis, şimdilik. Bu tutumlarını tasarımın her aşamasında da koruyorlar. Kendi aralarındaki toplantılarda da en &ccedil;ok &uuml;zerinde durulan nokta dayatmacı olmadan veya teknokratik &ccedil;ıkmazlara girmeden halkı nasıl tasarım s&uuml;recine dahil edebilecekleri konusu. Bir şey &ccedil;izip beğenip beğenmediklerini sormak katılımcı bir s&uuml;re&ccedil; tariflemiyor ve bunun &ccedil;ok farkındalar. Halkla ger&ccedil;ekleştirdikleri g&ouml;r&uuml;şmelerden &ouml;nce se&ccedil;tikleri kelimeler, kullandıkları g&ouml;rseller, giydikleri kıyafetler gibi bir&ccedil;ok detay &uuml;zerinde incelikle &ccedil;alışıyorlar ve her aşamadan sonra aldıkları geribildirimleri ofiste diğer &ccedil;alışma arkadaşlarıyla paylaşıyorlar.&nbsp;</span></p> <p><span>CMG ofisinin kendi ortamı da kurumsal profillerine paralel. Bir mağaza gibi sokak kotundan kolayca ulaşabildiğiniz, sizi kocaman samimi bir yemek masasıyla karşılayan ama ardında onlarca proje masasının &uuml;zerinde arı gibi &ccedil;alışan 40 tasarımcıyı izleyebildiğiniz b&uuml;y&uuml;k bir hangar. Ofisin ortakları da stayjerleri de s&uuml;rekli &ccedil;alışıyorlar, tartışıyorlar, şakalaşıyorlar. Bana CMG&rsquo;de ge&ccedil;irdiğim zaman kendimi &ccedil;ok iyi hissettirdi ve profesyonel hayatta ideallerini kaybetmeden var olmak konusunda &ccedil;ok ilham verdi. CMG'den Haley Waterson ile yaptığımız s&ouml;yleşinin size de ilham vermesi dileğiyle, iyi okumalar....</span></p> <p><b>İrem Korkmaz: Kamusal alan kavramı geleneksel olarak demokrasi d&uuml;ş&uuml;ncesiyle ilişkilendirilmekte. Sizce hangi noktada şehirdeki yabancılar bir toplululuk oluşturmaya başlıyor ve bu ilişkiyi projelerinizde nasıl değerlendiriyorsunuz?</b>&nbsp;</p> <p><strong>Haley Waterson:</strong> Biz her zaman mekanlar insanlara demokratisiyi ve eşitliği nasıl hissettirir, bunu anlamaya &ccedil;alışıyoruz.&nbsp; Aslında "demokrasinin" doğru kelime olduğundan da emin değilim, bu kısım bence hala bir soru işareti. İnsanları i&ccedil;tenlikle karşılayan bir mekan oluşturmak ve herkese eşit mesafede durmak &ouml;nemli olan. Bunun i&ccedil;in de her kesimden insanı dinlemek, mekan &uuml;retimine dahil etmek ve onların projelerde bir şekilde katılımcı rol &uuml;stlenmelerine fırsat vermek gerekiyor. Biz hala araştırmaya devam ediyoruz: mekanı nasıl zenginleştirebiliriz, se&ccedil;tiğimiz malzemeler nasıl g&ouml;r&uuml;n&uuml;r ve neler hissettirir, insanlara mekanda s&ouml;z hakkı nasıl tanınabilir... Topluluğun arasındaki bağlar bizim tasarım s&uuml;recimize &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k katkılar sağlıyor. Tanımadığımız yerler hakkında başka kaynaklardan ulaşamayacağımız bilgiler ediniyoruz. &Ouml;zellikle o yere&nbsp; ait hikayeleri tasarım i&ccedil;in bir başlangı&ccedil; noktası, bir ilham kaynağı olarak g&ouml;r&uuml;yoruz. Bu bağların &ouml;ğretici yanının yanı sıra tasarlanan mekana kattığı farklı anlamlar da var. Bir proje &uuml;zerinde istediğimiz kadar detaylı &ccedil;alışalım, o proje alanı halk tarafından benimsenmiyor ve kullanılmıyor ise hi&ccedil;bir mekansal değerden bahsedemeyiz. İnsanların oraya gelip satran&ccedil; oynamasına ihtiyacımız var, sokağı kola&ccedil;an edip bir şeylere zarar veren kaykaycıları uyarmalarına ihtiyacımız var. Bu tip ilişkiler de en az detay &ccedil;izimleri veya malzeme se&ccedil;imleri kadar mimari değerler &uuml;retiyor.<b>&nbsp;</b></p> <p><b><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/cmg/DK_050615-219_edit-1200x675.jpg.jpeg" /></b></p> <p><b><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/cmg/DK_050615-34-Edit-1200x675.jpg.jpeg" /><br /></b><span class="fotograf-yazi">UC San Francisco 4th Street Plaza,&nbsp;<span class="project-date-start">2011</span>&nbsp;-&nbsp;<span class="project-date-end">2015</span></span></p> <p><b>İK: Katılımcılardan gelen geribildirimlerde tasarımcı g&ouml;z&uuml;yle daha &ouml;nce hesaba katmadığınız bakış a&ccedil;ılarıyla karşılaşıyor musunuz?</b><b>&nbsp;</b></p> <p>HW: Evet, her zaman. Sadece, dinlemenin ağızdan d&ouml;k&uuml;len kelimelerden ibaret olmadığının farkında olmak gerekiyor. Katılımcıların g&ouml;r&uuml;şleri &ccedil;ok farklı şekillerde dinlenebilir. Bazen onların s&ouml;ylediklerini tasarımcı kimliğiyle yorumlamak gerekebiliyor. Ben bu konuyla ilgili sık&ccedil;a Underramp Park projesi &ouml;rneğini veriyorum. Bu proje &ouml;zetle, inşa edilen b&uuml;y&uuml;k bir viyad&uuml;ğ&uuml;n altında kalan kentsel boşluğu, bulunduğu mahallenin kamusal alan ihtiyacını karşılayacak şekilde tasarlamak &uuml;zerineydi. Katılımcılarla yaptığımız bir at&ouml;lye srasında burada ne g&ouml;rmek istediklerini sorduğumuzda aldığımız cevaplardan biri "Geceleri ateş sa&ccedil;an bir metal ağa&ccedil; heykeline ne dersiniz? Burning Man'de bir&ccedil;ok kez &ouml;rnekleri yapıldı." oldu. Kamu g&uuml;venliği gerek&ccedil;esiyle tabi ki s&ouml;yleneni kelimesi kelimesine yapamadık ama ana fikri &ccedil;ıkardık ve tasarım girdisi olarak ele aldık. Demek ki sanata karşı bir ilgi varmış, aydınlatma ihtiyacı hissediliyormuş ve bu aydınlatma elemanının sanatsal bir dokunuşa sahip olması iyi olurmuş. Aynı şekilde dil ve ifade bi&ccedil;imleri &uuml;zerine de &ccedil;ok şey &ouml;ğreniyorsunuz. &Ouml;rneğin başka bir proje i&ccedil;in hazırladığımız ilk sunumlarda "doğal [natural]" kelimesini kullanmıştık. Kastettiğimiz şey tabi ki parkın ekolojik değeriydi ama bu halk tarafından tamamen olumsuz karşılandı. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; "doğal &ccedil;im alanı" onlara vahşi hayatı ya da esrar otunu &ccedil;ağrıştırıyordu. Bu hassasiyetleri ofiste kendi kendinize beyin fırtınası yaparak d&uuml;ş&uuml;nmeniz m&uuml;mk&uuml;n değil.&nbsp;</p> <p><b>İK: Halkı projeye dahil etmek ve ilgilerini t&uuml;m proje s&uuml;resince korumak i&ccedil;in neler yapıyorsunuz?</b><b>&nbsp;</b></p> <p>HW: Sanırım kilit nokta başından sonuna kadar katılımcılarla birlikte hareket etmek. Ofiste bir şey &ccedil;izip "Bunun hakkında ne d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorsun?" demek değil olay. Bu şekilde olduğunda ger&ccedil;ekten fikirlerini soruyorsun gibi gelmiyor kulağa. Mesela biz hen&uuml;z hi&ccedil;bir şeye başlamadan, plansız programsız gidip insanlarla tanışıyoruz Bazen aylarımız bir &ccedil;izgi bile &ccedil;izmeden sadece &ccedil;alışma alanına gidip insanlarla muhabbet ederek bile ge&ccedil;ebiliyor. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; g&uuml;ven inşa etmenin en &ouml;nemli adım olduğuna inanıyoruz. Bu adımı ge&ccedil;iştirmediğinizde katılımcı s&uuml;re&ccedil;ten bahsetmek imkansızlaşıyor. Ne de olsa sizi yakından tanımadıkları s&uuml;rece onlar i&ccedil;in g&uuml;&ccedil; mekanizmasının birer temsilcisisiniz ve tehdit olarak algılanıyorsunuz. &Ouml;nce onlardan biri olduğunuzu g&ouml;stererek bu algıyı kırmanız, yapılacak projede onların da &ccedil;ıkarlarını g&ouml;zeteceğinize ikna etmeniz gerekiyor.&nbsp;</p> <p><b><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/cmg/YBSLP_Page_02-1200x675.jpg.jpeg" /><br /><br /></b></p> <p class="entry-title p-project-title"><span class="fotograf-yazi">Yerba Buena Street Life Plan,&nbsp;San Fransisko,&nbsp;<span class="project-date-start">2010</span>&nbsp;-&nbsp;<span class="project-date-end">2011, <a target="_blank" href="https://ybcbd.org/">bkz</a></span></span></p> <p><b>İK: Katılımcı tasarım s&uuml;reci ve sosyal projeler genellikle kar getirmeyen projeler olarak g&ouml;r&uuml;l&uuml;yor. Siz bu algıyı nasıl aşıyorsunuz?</b><b>&nbsp;</b></p> <p>HW: San Francisco'da inşa edilen kamusal projeler i&ccedil;in sağlanması gereken belirli bir sosyal etkileşim zorunluluğu var. Bu zorunluluğu yerine getirmediğinizde ciddi yaptırım karşılaşıyorsunuz; projenin durdurulması da bunlardan biri. Yapmanız gerekiyor; ama aynı zamanda iyi yapmanız da gerekiyor. Biz CMG olarak bu nedenle ve bu motivasyonla katılımcı s&uuml;rece başvuruyoruz. Bazı insanlar hala sosyal etkileşimi yangın y&ouml;netmeliği, erişilebilirlik y&ouml;netmeliği gibi listedeki bir başka madde olarak g&ouml;rse de artık yatırımcılardan y&uuml;klenicilere kadar daha fazla kişinin sosyal etkileşimin ve insanları mutlu edebilmenin &ouml;nemini anladığını d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum. Bunun değerini anlamayanlar da projeyi iptal edilmeden tamamlayabilmenin değerini anlıyorlar.&nbsp;</p> <p><b><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/cmg/Project-Structure-1200x675.jpg.jpeg" border="0" /></b></p> <p><b><b><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/cmg/Exhibit-Opening-1200x675.jpg.jpeg" /><br /></b></b><span class="fotograf-yazi">Yerba Buena Street Life Plan,&nbsp;San Fransisko,&nbsp;<span class="project-date-start">2010</span>&nbsp;- 2011, <a href="https://ybcbd.org/" target="_blank">bkz</a></span><b><br /></b></p> <p><b>İK:Katılımcı s&uuml;re&ccedil;lerde kendi sorumluluk alanınızı nasıl belirliyorsunuz?</b>&nbsp;</p> <p>HW:&nbsp;Bence tasarımcılık en donanımlı ve kapsamlı meslek dalı. Tasarımcılar olarak fikirlerimizi ifade ediyoruz, onları nasıl sunacağımızı biliyoruz, g&ouml;rseller &uuml;retebiliyoruz, karmaşık konuları algılayabiliyor ve ilişkilendirebiliyoruz. En zor kısım ise toplulukla irtibata ge&ccedil;ince başlıyor. Bu noktada her g&ouml;rselin ve her kelimenin b&uuml;y&uuml;k &ouml;zenle se&ccedil;ilmesi gerekiyor. Diğer insanlar bizim fikirlerimizi sunuş şeklimizden nasıl anlamlar &ccedil;ıkarabilir diye &ccedil;okca kafa yoruyoruz: "Bu resimde hep beyaz insanlar var bunu kullanamayız... Bunda b&uuml;y&uuml;k ağa&ccedil;lar var, olmaz; &ccedil;&uuml;nk&uuml; b&uuml;y&uuml;k ağa&ccedil;lar San Francisco'da mutenalaştırmanın sembol&uuml; oldu." gibi. Halka ulaşmak emek istiyor ve &ccedil;oğu zaman zorlayıcı olabiliyor. Hen&uuml;z dengesi kurulabildi mi bilmiyorum ama eminim ki yakında bu işi de halletmiş olacağız.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/cmg/330_06.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi">Crack Garden, San Fransisko, 1999</span></p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/cmg/330_07.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi">Crack Garden, San Fransisko, 1999</span></p> Fri, 21 Sep 2018 14:30:00 +03 "İstanbul Bienali, Tasarım Dünyasının En Deneysel Etkinliklerinden Biri" http://www.arkitera.com/soylesi/index/detay/jan-boelen-soylesi/1046 Heval Zeliha Yuksel <img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/soylesi02/2014-JanBoelen-fotoVeerleFrissen-01.jpg.jpeg" width="640" /><br/><br><br><br>İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından VitrA sponsorluğunda düzenlenen 4. İstanbul Tasarım Bienali, Okullar Okulu ana başlığıyla, Jan Boelen küratörlüğünde, 22 Eylül-4 Kasım 2018 tarihleri arasında gerçekleştiriliyor.<br><br><p>4. İstanbul Tasarım Bienali, tasarımı bir &ouml;ğrenme bi&ccedil;imi olarak farklı a&ccedil;ılardan ele alıyor. &Uuml;cretsiz olarak gezilebilecek 4. İstanbul Tasarım Bienali sergisi, Akbank Sanat, Yapı Kredi K&uuml;lt&uuml;r Sanat, Pera M&uuml;zesi, Arter, SALT Galata ve Studio-X Istanbul&rsquo;da yer alıyor. "Okullar Okulu" başlığıyla hazırlanan 4. İstanbul Tasarım Bienali, T&uuml;rkiye&rsquo;den ve yurtdışından, farklı yaş ve disiplinlerden katılımcıları s&uuml;rece dahil ederek eski bilgiyle yeni bilgiyi, akademiyle amat&ouml;r ruhu, profesyonel bilgiyle kişisel tecr&uuml;beyi bir arada sunuyor. Bienal başlamasına g&uuml;nler kala festivalin bu seneki k&uuml;rat&ouml;rl&uuml;k g&ouml;revini &uuml;stlenen Jan Boelen'a merak ettiklerimizi sorduk.</p> <p><strong>Heval Zeliha Yuksel: "Okullar Okulu" ana başlığı nasıl ve neden doğdu?</strong><br /><strong>Jan Boelen:</strong> Okullar Okulu bir &ouml;ğrenme y&ouml;ntemi olarak tasarıma ve bir tasarım y&ouml;ntemi olarak &ouml;ğrenmeye odaklanan bir bienal. Bauhaus Okulu'ndan tam 99 yıl sonra, tasarım disipliniyle d&uuml;nyanın geri kalanı arasında b&uuml;y&uuml;k farklar olmasına rağmen tasarım eğitiminin b&uuml;y&uuml;k &ouml;l&ccedil;&uuml;de aynı kaldığını fark etmemizin ardından, bienalin teması hayata ge&ccedil;miş oldu. Peki b&ouml;yle bir şey nasıl m&uuml;mk&uuml;n olabiliyor? Bauhaus'tan Black Mountain College'a, Global Tools'tan Sigma Group'a kadar uzanan alternatif tasarım eğitim girişimleri, deneyler ve yeni bilgiler &uuml;zerine s&uuml;rekli cesur alanlar yarattılar. Bu girişimler yalnızca tasarımın sınırlarını genişletmekle, bu sınırlara meydan okumakla veya onları zorlamakla kalmadı, aynı zamanda genel eğitim ve &ouml;ğrenme kavramlarına da yardımcı oldular. Sadece tasarımla ilgilenmeyen bu deneylerin bir&ccedil;oğu, aynı zamanda yaşamanın, &ccedil;alışmanın ve hem birbirimizle hem de kendimizle bağ kurabilmenin alternatif yollarını da test etti. Bu s&uuml;re&ccedil; odaklı deneyimsel araştırmalar aracılığıyla yeni manifestolar, anlamlar ve tasarım &ouml;nerileri de su y&uuml;z&uuml;ne &ccedil;ıkmış oldu. 4. İstanbul Tasarım Bienali ile, aynı &ouml;zellikte istisnai alanlar yaratmak adına gerekli şartları bir araya getirmeyi ama&ccedil;ladık. Bu bağlamda yeni bilgiler edinmeyi, uygulanan sistemlerde alternatif yollar aramayı ve radikal bir &ccedil;eşitlilik &uuml;zerinden tasarım disiplininin sınırlarını zorlamayı ama&ccedil;lıyoruz.</p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/globe_top_right.jpg.jpeg" /><br /><span class="fotograf-yazi">4. İstanbul Tasarım Bienali'nin tematik g&ouml;rsellerinden: "D&uuml;nya okulu/ Earth School"</span></p> <h2>"Tasarım eğitimi ve bu eğitimin beraberinde getirdiği değişim ihtiyacı &uuml;zerine d&uuml;nya &ccedil;apında bir tartışma başlatmayı ama&ccedil;lıyoruz."</h2> <p><strong><br />İstanbul Tasarım Bienali neler katıyor sizce tasarım d&uuml;nyasına?</strong><br />İstanbul Tasarım Bienali kendisini, ge&ccedil;miş senelerdeki etkinliklerinden g&uuml;n&uuml;m&uuml;ze kadar uzanan bir s&uuml;re boyunca, alanı &uuml;zerine eleştirel d&uuml;ş&uuml;nmeye imkan sağlayan bir platform olarak konumlandırdı. Bu da bienali tasarım d&uuml;nyasının en deneysel etkinliklerinden biri yaparken aynı zamanda deneyler yapma ve b&ouml;yle etkinliklerin &ccedil;ıtayı ne kadar y&uuml;kseltebileceğini g&ouml;rebilme adına da &ouml;nemli bir platform sunuyor. 4. İstanbul Tasarım Bienali i&ccedil;in, bu deney yolunu izlemeye devam etmeyi, &ouml;nem taşıyan bir tema se&ccedil;meyi ve bienal formatını yeniden yaratmayı ama&ccedil;ladık.</p> <p><strong>Nasıl bir platform olmayı ama&ccedil;lıyor?</strong><br />4. İstanbul Tasarım Bienali ile tasarım eğitimi ve bu eğitimin beraberinde getirdiği değişim ihtiyacı &uuml;zerine d&uuml;nya &ccedil;apında bir tartışma başlatmayı ama&ccedil;lıyoruz. Bu tabii ki tasarım alanının g&ouml;sterdiği değişimle de bağlantılı bir konu. Tartışmanın İstanbul'da başlayıp gelecekte de devam etmesini umuyoruz.</p> <p><strong>Ge&ccedil;en yıllarda yapılmış İstanbul Tasarım Biennallerinden ne t&uuml;r farklılıklar s&ouml;z konusu? Nasıl bir yaklaşım var bu kez diğerlerinden farklı olarak? Eğitim temalı mı?</strong><br />4. İstanbul Tasarım Bienali ile &ouml;nceki etkinliklerin bize bıraktığı mirastan değerli bilgiler edinerek ona katkıda bulunmayı hedefliyoruz. D&uuml;nyanın en yeni tasarım etkinliklerinden biri olan etkinlik, tasarım &uuml;zerine eleştirel d&uuml;ş&uuml;nmeye olanak sağlayan merkezi bir alan olarak konumlanmış durumda. Bu da tasarım disiplininin ve aynı zamanda tasarım eğitiminin &uuml;retilmesi ve yaygınlaştırılması konularını sorgulamamızı sağlıyor. Bunun dışında bienal formatını yeniden oluşturarak araştırma, deneme ve &ouml;ğrenme i&ccedil;in &uuml;retken ve s&uuml;re&ccedil; odaklı bir platform &ouml;nermeye &ccedil;alıştık. Bienal &ouml;ğrenme eylemini şehrin d&ouml;rt bir yanına taşırken aynı zamanda bu eylemden de bir şeyler &ouml;ğreniyor. Bu da bienalin karakterini ortaya koyan altı mek&acirc;nın yer aldığı "yayılan" bir modele işaret ediyor. Yerleşik ve saygın k&uuml;lt&uuml;rel kurumların i&ccedil;erisinde konumlandırılan bu altı mek&acirc;nın her biri, Beyoğlu'nun ana arterlerinden biri olan İstiklal Caddesi aracılığıyla birbirine bağlanıyor.</p> <p><strong>Eindhoven Tasarım Okulu'nun Sosyal Tasarım Y&uuml;ksek Lisans Programı'nın y&ouml;netimini de y&uuml;r&uuml;t&uuml;yorsunuz. Bu dağlamda Jan Boelen'in k&uuml;rat&ouml;ryel pratiğinin en &ouml;nemli &ouml;zellikleri nelerdir?</strong><br />K&uuml;rat&ouml;ryel projeler, bir ş&uuml;phe kırıntısından başlayarak devam eder. 4. İstanbul Tasarım Bienali'nde ise baskın olan ş&uuml;phe tasarımın kendisine y&ouml;nelikti: "Tasarımın kendisini nasıl yeniden tasarlayabiliriz?" Doğal olarak bu soruyu, tasarım eğitiminin bu ama&ccedil; doğrultusunda nasıl bir rol&uuml; olduğu sorusu takip etti. Bu sorgulama ve araştırma s&uuml;reci, 4. İstanbul Tasarım Bienali i&ccedil;in k&uuml;rat&ouml;ryel pratiğimin başlangıcına işaret ediyor.</p> <h2><span>"Bienalin ger&ccedil;ekleştiği bağlamdan bir şeyler &ouml;ğrenebilmek i&ccedil;in b&uuml;y&uuml;k &ouml;nem arz ediyordu."</span></h2> <p><strong><br />K&uuml;rat&ouml;ryel bir &ccedil;alışma ortaya koyarken &ouml;ncelikle nelere dikkat eder, nelere &ouml;zen g&ouml;sterir, nasıl bir &ccedil;alışma disiplini vardır?</strong><br />Okullar Okulu'nun araştırma s&uuml;reci, İstanbul'a ve İzmir, İznik, Boz&uuml;y&uuml;k ve Eskişehir gibi T&uuml;rkiye'nin diğer şehirlerine yaptığımız bir dizi araştırma gezisi ile başladı. Bu geziler yaklaşımımızı şekillendirmek, k&uuml;rat&ouml;ryel &ccedil;alışma sistemimizi tanımlamak ve bienalin ger&ccedil;ekleştiği bağlamdan bir şeyler &ouml;ğrenebilmek i&ccedil;in b&uuml;y&uuml;k &ouml;nem arz ediyordu. Tasarımcı Nur Horsanalı'nın, İstanbul'un sokaklarında yer alan hızlı ve pragmatik &uuml;retim y&ouml;ntemlerini araştıran Halletmek adlı projesi, şehri ve i&ccedil;inde yaşayanları incelerken aynı zamanda her ikisinden de bir şeyler &ouml;ğrenebilmesi a&ccedil;ısından bizim i&ccedil;in olduk&ccedil;a ilgi &ccedil;ekiciydi. Bilgi &Uuml;niversitesi mezunu olan Nur Horsanalı, projesinde sınırlı kaynaklara aldırış etmeden anlık ve sezgisel y&ouml;ntemler kullanarak, insanların g&uuml;ndelik sorunlara ve ihtiya&ccedil;lara ne gibi &ccedil;&ouml;z&uuml;mler &uuml;rettiğini inceliyor. Peki onlardan bir şeyler &ouml;ğrenebilir miyiz? Bu bağlam &ccedil;er&ccedil;evesinde Nur Horsanalı'nın projesinin de yer alacağı 4. İstanbul Tasarım Bienali'ni hazırlarken bunlar gibi yaklaşımlar bulmayı ve bunları geliştirmeyi ama&ccedil;ladık.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/hourgalss_top_right.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi">4. İstanbul Tasarım Bienali'nin tematik g&ouml;rsellerinden: "Zaman Okulu/ Time School"</span><br /><br /></p> <p><strong>Tasarım eğitiminin sorgulandığı bir d&ouml;nemde tasarım eğitimine dair fikirlerinizi &ouml;ğrenebilir miyiz?</strong><br />Tasarım eğitimi konusunu ele alırken, &ouml;ğrenmenin sadece okul alanlarında ger&ccedil;ekleştiği fikrini aşmamız gerekiyor. An itibariyle &ouml;ğrenme eylemi; okul sıralarından web tarayıcılarına, telefonunuzdan ger&ccedil;ekleştirdiğiniz kişisel bir aramadan salonda binlerce kişiyle bir arada bulunduğunuz b&uuml;y&uuml;k konferanslara kadar bir&ccedil;ok mek&acirc;na ve mecraya yayılmış durumda. &Ouml;ğrenme hem edilgen hem etken, hem bağlı hem de bağımsız bir eylemdir ve tasarım alanının başarısını s&uuml;rd&uuml;rmesinde mutlak olan sayılı yollardan birini temsil eder. Ş&uuml;phesiz bienal de hem kendi i&ccedil;erisinde hem de hayata ge&ccedil;me aşamalarında başlı başına bir &ouml;ğrenme s&uuml;recine işaret ediyor.</p> <h2><span>"Bienal yerel araştırmalardan doğdu ve hem İstanbul i&ccedil;in hem de İstanbul ile hayata ge&ccedil;ti."</span></h2> <p><strong><br />Altı hafta boyunca bir&ccedil;ok projeye ve etkinliğe ev sahipliği yapacak 4. İstanbul Tasarım Bienali, Beyoğlu'nda altı mek&acirc;na yayılacak. Her bir mek&acirc;n, "Okullar Okulu" ana başlığı altında birleşen altı okulundan birine odaklanacak. Altı mek&acirc;n ve o mek&acirc;nlarda yer alan yaklaşımlara dair neler s&ouml;yleyebilir? Bu altı başlık nasıl doğdu ve neleri i&ccedil;eriyor?</strong><br />Bienalde yer alan temalar, tasarımın etkisi olduğu bir&ccedil;ok alanı temsil ediyor ve ziyaret&ccedil;ilere tasarımın kapsamının ne kadar geniş olabileceğini g&ouml;stermeyi ama&ccedil;lıyor. Genişletilen bu tasarım kavramı, bienal i&ccedil;in &ouml;nemli bir noktaya işaret ediyor. Sergi s&uuml;resince ziyaret&ccedil;ilerin beğenisine sunulacak bir&ccedil;ok projede ve altı haftalık bienal programı boyunca d&uuml;zenlenecek &ccedil;eşitli etkinliklerde ve at&ouml;lyelerde bu kavramın etkilerini g&ouml;rmek m&uuml;mk&uuml;n olacak.<br />Okullar Okulu teması İstanbul'dan besleniyor ve İstanbul tarafından tanımlanıyor. Bienal mek&acirc;na &ouml;zg&uuml; bir karaktere sahip ve başka bir yerde b&ouml;yle bir etkiye sahip olamazdı. Bu bienal yerel araştırmalardan doğdu ve hem İstanbul i&ccedil;in hem de İstanbul ile hayata ge&ccedil;ti. Bu etki yalnızca sunuluş bi&ccedil;iminde, ger&ccedil;ekleştiği mek&acirc;nlarda veya yapım s&uuml;recinde kurulan işbirliklerinde değil, aynı zamanda katılımcılarımızın şehirle ve k&uuml;lt&uuml;rel bağlamla kurduğu etkileşimde ve bu etkileşime birbirinden farklı yollarla cevap arama bi&ccedil;imlerinde bariz bir şekilde g&ouml;r&uuml;lebilir.</p> <p>Bienaller sadece katılımcılar arasında değil, aynı zamanda ger&ccedil;ekleştikleri mek&acirc;nlar ile daha g&uuml;&ccedil;l&uuml; ilişkiler ve bağlantılar kuran etkinlikler haline d&ouml;n&uuml;şmelidir. Bu fikir yalnızca projeler ve se&ccedil;ilen katılımcılar &ccedil;er&ccedil;evesinde değil, aynı zamanda bienalin ger&ccedil;ekleşeceği, İstanbul'da bulunan yerleşik ve prestijli k&uuml;lt&uuml;rel kurumların ev sahipliği yaptığı mek&acirc;nlar bağlamında da uzun s&uuml;redir aklımızdaydı.</p> <p>Akbank Sanat'ta yer alacak "Unmaking School" (Bozum Okulu), insanoğlunun durdurulamayan yaratıcı i&ccedil;g&uuml;d&uuml;s&uuml;n&uuml;; &uuml;retimde inovasyonu besleyen, iş hayatının geleceğini yeniden tanımlayan ve şehirlerimizle kurduğumuz bağlantıları yeniden şekillendiren pedagojik bir dinamo olarak inceliyor. Yapı Kredi K&uuml;lt&uuml;r Sanat'ta g&ouml;r&uuml;lebilecek "Currents School" (Akışlar Okulu) ise, yeni teknolojileri ve sistemleri eleştirel bir a&ccedil;ıdan incelemek adına; akışları, bağlantıları, yayılmaları ve bilgi ile &ouml;zne arasındaki dijital, analog, soyut ve yerleşik hiyerarşileri keşfe &ccedil;ıkacak.</p> <p>Pera M&uuml;zesi'nde yer alacak "Scales School" (&Ouml;l&ccedil;ekler Okulu); sosyal, ekonomik ve entelekt&uuml;el uzlaşmalarda g&ouml;sterdiğimiz taraflılığı ve varsayımları vurgulamak adına; sınıflandırmaların, &ouml;l&ccedil;&uuml;mlerin, kurumsallaşmış norm, standart ve değerlerin değişkenliğini araştırıyor. Arter'de yer alacak "Earth School" (D&uuml;nya Okulu); insanlar ve gezegen arasındaki pedagojik ilişkinin yeniden tanımlanmak zorunda kaldığı g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde; doğa, felaket ve evrim gibi kavramların ne anlama geldiğini sorguluyor.</p> <p>SALT Galata'da yer alacak "Time School" (Zaman Okulu); hiper hız ve ivmelenme gibi konulardan derin zamanın genişlemesine uzanan bir yolculuk ger&ccedil;ekleştiriyor; daim&icirc; paradoksal bakış a&ccedil;ılarından ve bunları y&ouml;neten nesnelerden, birbirleriyle &ccedil;atışan ge&ccedil;miş anıları ve tartışmaya a&ccedil;ık gelecekleri &ouml;ğreniyor. Studio-X İstanbul'da yer alacak "Digestion School" (Sindirim Okulu) ise; metabolik sistemler, t&uuml;ketim alışkanlıkları, k&uuml;lt&uuml;rel &acirc;detler ve gıda altyapısı gibi konulara odaklanarak d&ouml;ng&uuml;sel eğitimin ve hayat boyu &ouml;ğrenmenin nasıl m&uuml;mk&uuml;n olabileceğini sorguluyor.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/Neuronal_Network_half_page.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi">4. İstanbul Tasarım Bienali'nin tematik g&ouml;rsellerinden: "Akışlar Okulu/ Currents School"</span></p> <h2>"Bienal projeleri tasarımın pragmatik ve &ccedil;&ouml;z&uuml;m odaklı bir alandan, kapsamı genişletilmiş bir disipline nasıl d&ouml;n&uuml;şt&uuml;ğ&uuml;n&uuml; g&ouml;zler &ouml;n&uuml;ne seriyor."</h2> <p><strong><br />100 katılımcı var. Nelere g&ouml;re se&ccedil;ildiler?</strong><br />Bienal projelerinin oluşum aşamalarında kurulan sayısız bağlantıları g&ouml;z &ouml;n&uuml;nde bulundurursak, bienalde 100'den fazla katılımcı olduğunu s&ouml;yleyebiliriz. Bu katılımcıların &ccedil;oğu, ge&ccedil;tiğimiz yılın son d&ouml;neminde yaptığımız ve 700'&uuml; aşkın başvuru alan a&ccedil;ık &ccedil;ağrı &uuml;zerinden bize ulaştı. Başvurular, "&ouml;ğreniciler" ve "okullar" isimlerini taşıyan iki kategori &uuml;zerinden ger&ccedil;ekleşti. Bunu yapmamızın amacı, bienal kapsamındaki katılım t&uuml;rlerini genişleterek etkinliği farklı seviyelere &ccedil;ıkartmaktı. Bienal'de sunacağınız veya geliştireceğiniz bir projeniz ya da "okulunuz" olmasa bile bienalden mahrum kalmamanız gerekiyordu. Bienaller g&ouml;sterimler veya ilgi &ccedil;ekici işler i&ccedil;in bir sahne olmamalı. Biz de bu y&uuml;zden "&ouml;ğrenicilere" ve en başından beri ama&ccedil;ladığımız bilgi alışverişine dahil olmak isteyen katılımcılara kapılarımızı a&ccedil;tık.</p> <p><strong>Bienalin dikkat &ccedil;eken yapıtları neler? Farklı, &ouml;zel, geniş katılımlı olanlar sizce hangileri?</strong><br />Bienal kapsamında sunulan projeler, tasarımın pragmatik ve &ccedil;&ouml;z&uuml;m odaklı bir alandan, kapsamı genişletilmiş bir disipline nasıl d&ouml;n&uuml;şt&uuml;ğ&uuml;n&uuml; g&ouml;zler &ouml;n&uuml;ne seriyor. Bu disiplinde yer alan &ccedil;ıktılar, son derece &ouml;nemli (g&uuml;n&uuml;m&uuml;z d&uuml;nyasını oluşturmada ve değişimi etkilemedeki rol&uuml;n&uuml;n fazlasıyla farkında olan), bağıntısal (sosyal, katılımcı, sistemsel d&uuml;ş&uuml;nmeden beslenen) ve hatta spek&uuml;latif (mevcut sosyal, teknolojik ve bilimsel hedefleri ve bunların gelecek etkilerini araştıran) konumlara kadar genişleyebiliyor. T&uuml;m projeler, eşzamanlı bir şekilde, bu disiplinin geleceği a&ccedil;ısından &ouml;nemli olduğunu d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z bir tasarım yaklaşımı sergiliyor.</p> <p><strong>Farklı &ouml;ğrenme y&ouml;ntemleri aracılığıyla yaratıcı &uuml;retim ve s&uuml;rd&uuml;r&uuml;lebilir işbirlikleri i&ccedil;in zemin hazırlayacak bienal, birlikte d&uuml;ş&uuml;nmek, paylaşmak ve &uuml;retmek i&ccedil;in ortam sağlayarak toplumsal bağın g&uuml;&ccedil;lenmesine katkıda bulunmayı hedefliyor. Bu hedefi hangi işler ile yapmayı hedefliyor &ouml;zellikle?</strong><br />Bienalde yer alan t&uuml;m projeler bir şekilde bu amaca hizmet ediyor. Sizi de bienalin altı mek&acirc;nını da gezerek bizzat bu işleri g&ouml;rmeye, onlarla bağ kurmaya, onlardan ve onlarla birlikte &ouml;ğrenmeye davet ediyoruz.</p> <p><span class="fotograf-yazi">Edit&ouml;r&uuml;n notu: S&ouml;yleşi Heval Zeliha Y&uuml;ksel tarafından yapılmıştır. S&ouml;yleşi metni T&uuml;rk&ccedil;e'ye Yiğiy Dibaz tarafından &ccedil;evrilmiştir.</span></p> Tue, 18 Sep 2018 16:20:00 +03 "Mimarın En Önemli Rolü Orkestra Şefliği" http://www.arkitera.com/soylesi/index/detay/mimarin-en-onemli-rolu-orkestra-sefligi/1045 Emine Merdim Yılmaz <img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/soylesi02/tuna-ofis-sohbetleri/gurhan-bakirkure/gurhanbakirkure.jpg.jpeg" width="640" /><br/><br><br><br>Tuna ile Ofis Sohbetleri'nin yeni konuğu Bakırküre Mimarlık'ın kurucusu Gürhan Bakırküre. <br><br><p>15 g&uuml;nde bir Arkitera'nın <strong><a href="https://www.youtube.com/user/arkitv" target="_blank">YouTube</a></strong> kanalında yayınlanan "Tuna ile Ofis Sohbetleri" s&ouml;yleşi serisinin altıncısına G&uuml;rhan Bakırk&uuml;re konuk oluyor. Cemal &Ccedil;obanoğlu'nun moderat&ouml;rl&uuml;ğ&uuml;n&uuml; yaptığı s&ouml;yleşinin diğer konuğu Tuna Ofis Satış &amp; Pazarlama B&ouml;l&uuml;m Başkanı ve Tuna Girsberger Genel M&uuml;d&uuml;r&uuml; Mehmet Arda.</p> <p>Cemal &Ccedil;obanoğlu, s&ouml;yleşiye Bakırk&uuml;re Mimarlık'ın nasıl kurulduğu sorusuyla başladı. G&uuml;rhan Bakırk&uuml;re, ofisinin Kasım 2013'te kurulduğunu, bu sene 5. yılını dolduracağını s&ouml;yledi.</p> <h3>Ortaklı Yapılanmanın Avantajları-Dezavantajları</h3> <p>Cemal &Ccedil;obanoğlu'nun ortaklı bir yapılanmanın avantaj ve dezavantajlarını sorması &uuml;zerine hem sorunları hem de g&uuml;zelliklerini paylaşmanın ortaklı yapılanmanın avantajları arasında olduğunu s&ouml;yledi.</p> <p><iframe src="https://www.youtube.com/embed/5Qlqw-qHLmk" width="100%" height="400" frameborder="0"></iframe></p> <h3>"Girsberger ile ortaklığımız 1989 yılına dayanıyor"</h3> <p>Mehmet Arda Girsberger ile olan ortaklıkları ile ilgili şunları s&ouml;yledi:</p> <blockquote> <p>Bizim ortaklığımız 1989 yılına dayanıyor. O yıllarda bir ortaklık değil ama ticari bir ilişki, 1992 yılında da ortaklığa giden bir s&uuml;re&ccedil; var. Bizim ortaklığımız %50-50 eşit bir ortaklık. %50-50 ortaklık zor bir ortaklık gibi g&ouml;z&uuml;k&uuml;yor ama şu avantajı var, her şeyi kararlaştırırken karşılıklı ikna ve tartışma ortamı i&ccedil;erisinde yapıyorsunuz ve en iyiye ulaşmaya &ccedil;alışıyorsunuz.</p> </blockquote> <h3>S&ouml;yleşinin tamamını aşağıdaki videodan izleyebilirsiniz:</h3> <p><iframe src="https://www.youtube.com/embed/JnoD5de4iVQ" width="100%" height="400" frameborder="0"></iframe></p> <p><strong>Tuna Ofis: </strong><a target="_blank" href="http://www.tunaofis.com/">http://www.tunaofis.com/</a></p> <p><strong>Bakırk&uuml;re Mimarlık:</strong> <a target="_blank" href="http://bakirkure.com/">http://bakirkure.com/</a></p> Thu, 13 Sep 2018 22:18:24 +03 "Amacımız Dünyayı Yiyecek Üzerinden Anlamak" http://www.arkitera.com/soylesi/index/detay/bakudapan/1044 Ekin Sıla Şahin <img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/soylesi02/bakudapan/Bakudapan_kapak_01.jpg.jpeg" width="640" /><br/><br><br><br>Sosyoloji, cinsiyet, politika ve felsefe gibi konuları "yemek" üzerinden okuyan sanat/araştırma ekibi Badukapan Food Study Group, 4'ncü İstanbul Tasarım Bienali'nde yer alıyor.<br><br><p>Etnografik, biyolojik ve sanatsal sorgulama y&ouml;ntemleri ile yemek araştırmaları yapan Endonezyalı ekibe, bienal &ouml;ncesi merak ettiklerimizi sorduk:</p> <h3><a target="_blank" href="http://bakudapan.com/en">Bakudapan</a> grubunu kurma fikri nasıl ortaya &ccedil;ıktı?</h3> <p>Arkadaşlar olarak bir araya geldiğimizde sık&ccedil;a yemek hakkında konuşurduk. Bazılarımız &ccedil;oktan yemeği sanatının veya araştırma projelerinin odağına almıştı. Yemeği bir hadise olarak veya nesne olarak incelemeye dair derin bir ilgimiz vardı. B&ouml;ylelikle bir yemek inceleme grubu olan Bakudapan&rsquo;ı kurmaya karar verdik. Tarih, biyoloji, etnografya gibi bir&ccedil;ok bilim dalı ve mesleği bir araya getirerek yemeği incelemeye başladık.</p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/bakudapan/Mencari%20yang%20Orisinal%20dalam%20Sepotong%20Ayam.jpg.jpeg" /><br /><span class="fotograf-yazi">Jurnal Bakudapan Volume #1 &ldquo;Fast and Foodrious&rdquo;</span></p> <h3>Bakudopan kelimesi, Endonezyaca <i>bakudapa</i> (buluşmak) ve <i>kudapan</i> (buluşmalarda yenilen bir &ccedil;eşit &ccedil;erez) kelimelerinin birleşimi olması bile &ccedil;ok şey anlatıyor ancak grubun bakış a&ccedil;ısını ve amacının ne olduğunu biraz daha a&ccedil;abilir misiniz? &nbsp;</h3> <p>Yemek hakkında konuşmak, g&uuml;ndelik tecr&uuml;belerden tarihi bağlamına kadar yemek mevzusunun derinliği bizi her zaman heyecanlanmıştır. Bu platform &uuml;zerinden yiyeceklerin, farkı g&ouml;rme, d&uuml;ş&uuml;nme ve ilgi alanlarını uyaran &ccedil;ok y&ouml;nl&uuml; taraflarını keşfetmek istiyoruz. Yemek ile ilgili araştırma ve deneyler yaparken kendimizi yiyecek politikaları mevzusunun merkezine yerleştiriyoruz. Araştırmalarımızı metinler, notlar, g&ouml;rselleştirmeler, videolar, g&uuml;nl&uuml;kler ve bir web sitesi aracılığı ile belgeleme ve paylaşmaya &ccedil;alışıyoruz. Amacımız Bakudopan ismini verdiğimiz bu platformu s&uuml;rd&uuml;rmek ve bu sayede d&uuml;nyayı yemek araştırmaları ile anlamak.</p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/bakudapan/Jurnal%20Bakudapan%20Volume%201%20-%20Fast%20and%20Foodrious_2.jpg.jpeg" /><br /><span class="fotograf-yazi">Jurnal Bakudapan Volume #1 &ldquo;Fast and Foodrious&rdquo;</span></p> <h3>İşleriniz g&uuml;ndelik hayattan ve sanat pratiğinden yola &ccedil;ıkıyor. Benzer bir bi&ccedil;imde, yemeği sanat, etnografya, araştırma ve eylemi birbirine bağlayan bir yol olarak g&ouml;r&uuml;yorsunuz. Bu g&uuml;zergahı oluşturan, birbirine bağlayan şey nedir?</h3> <p>Yemek, g&uuml;ndelik hayatın basit bir par&ccedil;ası olmasından dolayı g&ouml;rmezlikten gelinen bir nesnedir ancak biz onun her zaman toplumsal ve politik bağlam ile ilintili olduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yoruz. Yiyecekleri anlayabilmek i&ccedil;in aynı zamanda hem yemeği oluşturmayı hem de araştırmayı &ouml;ğrenmemiz gerekiyor. Eylem ve araştırmayı bir araya getirmek i&ccedil;in de genelde etnografik y&ouml;ntemlerin ve sanatın yanı sıra yemek pişirmek ve yemek gibi g&uuml;ndelik faaliyetleri bir araya getiriyoruz; &ldquo;nasıl farklı, neden farklı&rdquo; gibi sorulara cevap bulmaya &ccedil;alışıyoruz.</p> <p><iframe src="https://www.youtube.com/embed/ZLr4Ld2rK4o" width="100%" height="400" frameborder="0"></iframe><br /><span class="fotograf-yazi">Bakudapan'ın Cooking in Pressure isimli etnobotanik projesi, yenilebilir otlar ve cinsiyet arasındaki ilişkiyi inceliyor. Bu proje kapsamında &ccedil;ektikleri, 1960'larda hapse girmiş eski politik su&ccedil;luların mikro tarihlerini inceleyen film, 2017 yılında OK.Video (OK.Pangan) Festivali'nde g&ouml;sterildi.</span></p> <h3>Dergi, film, performans, &ccedil;alıştay gibi &ccedil;ok farklı alanlarda &ccedil;alışmalarınız var. Bunun yanı sıra, internet sayfanızda &ccedil;ok&ccedil;a makale, tarif ve fikir paylaşıyor, projelerinizi a&ccedil;ık kaynak olarak sunuyorsunuz. Bu yaklaşımdan biraz bahseder misiniz?</h3> <p>Evet, şu ana kadar yemeğe dair hangi konuları ne zaman tartışacağımıza hep birlikte karar verdik. Bunlar bazen ekiptekilerden birinin o d&ouml;nemki ilgisi ile ortaya &ccedil;ıkıyor bazen ise yaptığımız muhabbetler sonucu iyice pişen konular oluyor. Araştırma aşamasında, okuma listesini, konuyla ilgili eleştirilerimiz ve fikirlerimizi s&uuml;rekli paylaşıyoruz. Bazen bu s&uuml;re&ccedil; &ccedil;ok uzuyor ve bir noktada at&ouml;lye veya gezi yapmaya karar veriyoruz. Aslında t&uuml;m s&uuml;re&ccedil;te, her t&uuml;rl&uuml; eylemi denemeye ve onu kaydedip yayınlamaya &ouml;zen g&ouml;steriyoruz.</p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/bakudapan/Bakudapan_730_kayhan_kaygusuz11.jpg.jpeg" /><br /><span class="fotograf-yazi">Bakudapan'ın bienal dahilinde Studio-X Istanbul'da a&ccedil;ılacak olan sergisinden g&ouml;r&uuml;nt&uuml;. Fotoğraf: Kayhan Kaygusuz</span><span class="fotograf-yazi"></span></p> <h3>Teması &ldquo;Okullar Okulu&rdquo; olarak belirlenmiş olan 4&rsquo;&uuml;nc&uuml; İstanbul Tasarım Bienali&rsquo;nde sergi yapacaksanız. Kendi işleriniz ve okul/&ouml;ğrenim/eğitim arasında nasıl bir ilişki g&ouml;r&uuml;yorsunuz?</h3> <p>Okul bizim i&ccedil;in, hiyerarşik işkilerin asgari olduğu, herkesin, m&uuml;şterek bi&ccedil;imde bilgiyi paylaştığı ve &ouml;ğrendiği bir ortam. Kendi ekibimizde, farklı d&uuml;ş&uuml;ncelere sahip herkesi vermeye ve almaya, &ouml;ğrenmeye ve destek olmaya, başarısız olmaya ve kazanmaya davet ediyoruz; t&uuml;m bunların bilginin &uuml;retimi i&ccedil;in şart olduğunu d&uuml;şm&uuml;yoruz.</p> <h3>Bakudapan&rsquo;ın gelecek planları nedir?</h3> <p>Şu sıralar yenebilir otlardan yapılmış bir gazete &uuml;zerine &ccedil;alışıyoruz. Benzer konulara odaklanmış başka insanlar ve gruplar ile birlikte &uuml;retim yapıyoruz. Uzun vadede d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rsek, tabii ki beklentimiz platformun devamlılığı ve d&uuml;nyayı yiyecek &uuml;zerinden daha da &ccedil;ok anlayabilmek.</p> Fri, 07 Sep 2018 15:00:00 +03 "İnsanlar ancak görev ve sorumluluk verildiği takdirde potansiyellerini açığa çıkartabiliyor" http://www.arkitera.com/soylesi/index/detay/insanlar-ancak-gorev-ve-sorumluluk-verildigi-takdirde-potansiyellerini-aciga-cikartabiliyor/1043 Emine Merdim Yılmaz <img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/soylesi02/tuna-ofis-sohbetleri/gorkem-volkan/gorkemvolkan.jpg.jpeg" width="640" /><br/><br><br><br>Tuna ile Ofis Sohbetleri'nin yeni konuğu Görkem Volkan Design Studio'nun kurucusu Görkem Volkan.<br><br><p><span>15 g&uuml;nde bir Arkitera'nın&nbsp;</span><a href="https://www.youtube.com/user/arkitv" target="_blank">YouTube kanalında</a><span>&nbsp;yayınlanan "Tuna ile Ofis Sohbetleri" s&ouml;yleşi serisinin beşincisine G&ouml;rkem Volkan konuk oluyor. Cemal &Ccedil;obanoğlu'nun moderat&ouml;rl&uuml;ğ&uuml;n&uuml; yaptığı s&ouml;yleşinin diğer konuğu Tuna Ofis Satış &amp; Pazarlama B&ouml;l&uuml;m Başkanı ve Tuna Girsberger Genel M&uuml;d&uuml;r&uuml; Mehmet Arda.</span></p> <p>G&ouml;rkem Volkan s&ouml;yleşinin hemen başında eğitim s&uuml;recinden ve ofisini a&ccedil;ma kararından bahsetti.</p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/tuna-ofis-sohbetleri/gorkem-volkan/GVDS--Parkadana.jpg.jpeg" /><br /><span class="fotograf-yazi">Park Adana</span></p> <h3><span>"Farklı &uuml;lkelerdeki ve disiplinlerdeki eğitim sonrasında mimari pratiğimi &ccedil;ok iyi y&ouml;nde etkiledi"</span></h3> <p><iframe src="https://www.youtube.com/embed/RVZx2PKMkOk" width="730" height="540" frameborder="0"></iframe></p> <blockquote> <p><span>Restorasyon eğitiminde geleneksel yapı tekniği ile mimarlığın nasıl geliştiğini g&ouml;rmek benim i&ccedil;in &ccedil;ok avantajlı oldu. Sonrasında 1 d&ouml;nem Pratt'ta ama sonu&ccedil;ta Yeditepe &Uuml;niversitesi'nden mezun olarak mimarlık eğitimimi tamamladığımı d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yordum ki sonrası benim i&ccedil;in daha heyecanlı devam etti. L&uuml;bnan'da Nabil Gholam Architects'te &ccedil;alıştım. Bana tasarım şefi yardımcılığı gibi &ccedil;ok &ouml;nemli olan bir g&ouml;rev verildi. İnsanlara ancak g&ouml;rev ve sorumluluk verildiği takdirde potansiyellerini a&ccedil;ığa &ccedil;ıkartabiliyoruz. Farklı &uuml;lkelerdeki ve disiplinlerdeki eğitim sonrasında mimari pratiğimi &ccedil;ok iyi y&ouml;nde etkiledi.<br /></span></p> </blockquote> <h3></h3> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/tuna-ofis-sohbetleri/gorkem-volkan/GVDS--Watergarden.jpg.jpeg" border="0" /><br /><a target="_blank" href="http://www.arkitera.com/proje/7581/watergarden-istanbul-ic-mekan-tasarimi">Watergarden İstanbul</a></p> <h3>"Mimarlığın icrası sanat ve ustalık gerektirir"</h3> <p>S&ouml;yleşinin ilerleyen kısımlarında &Ccedil;obanoğlu&rsquo;nun G&ouml;rkem Volkan&rsquo;a &ldquo;mimarlık sanat mıdır?&rdquo; sorusunu y&ouml;neltmesi &uuml;zerine şunları s&ouml;yledi:</p> <blockquote> <p>Mimarlığın icrası bir sanat gerektirir ama teoriye dikkat etmek gerekir. Bir şeyde ustalık arandığı zaman onun sonuna sanat eki getiriliyor. Bu anlamda benim g&ouml;r&uuml;ş&uuml;m mimarlığın icrası sanat ve ustalık gerektirir. Ama ne mimar sanat&ccedil;ıdır ne de ortaya &ccedil;ıkan obje sanat eseridir.&rdquo;</p> </blockquote> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/tuna-ofis-sohbetleri/gorkem-volkan/GVDS--Starcity.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi">&nbsp;</span><span style="font-size: 12px;">Starcity Outlet Cephe ve İ&ccedil; Mimari Renovasyon</span></p> <h3></h3> <h3>&ldquo;Less is a Bore&rdquo;</h3> <h3><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/tuna-ofis-sohbetleri/gorkem-volkan/artnivo01.jpg.jpeg" border="0" /></h3> <p>Mehmet Arda, Art Nivo ile beraber yaptıkları &ldquo;Less is a Bore&rdquo; sergisinden s&ouml;z ederken şunları s&ouml;yledi:</p> <p>&ldquo;Biz bu sergiyi d&uuml;zenlerken mimariyle sanatın nasıl i&ccedil; i&ccedil;e olabileceğini ve bunu irdeleyebilecek bir &ccedil;alışma yapalım istedik. Hem a&ccedil;ılışta hem de sonrasında olduk&ccedil;a ilgi g&ouml;rd&uuml;. &ldquo;</p> <h3></h3> <h3><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/tuna-ofis-sohbetleri/gorkem-volkan/artnivo02.jpg.jpeg" /></h3> <h3><br />S&ouml;yleşinin tamamını aşağıdaki videodan izleyebilirsiniz:</h3> <p><iframe src="https://www.youtube.com/embed/PmIhczg2--c" width="730" height="540" frameborder="0"></iframe></p> <p>Tuna Ofis: <a href="http://www.tunaofis.com/" target="_blank">http://www.tunaofis.com/</a></p> <p>G&ouml;rkem Volkan Design Studio (GVDS):&nbsp;<a href="https://gvds.com.tr/" target="_blank">https://gvds.com.tr/</a></p> Wed, 29 Aug 2018 14:33:24 +03 Hiç kimse, Aynı İşi İki Kere Yaptığı İçin Para Kazanmamalı http://www.arkitera.com/soylesi/index/detay/alastair-parvin/1041 Özüm İtez <img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/alastair_p_eti.jpg.jpeg" width="640" /><br/><br><br><br>2018'in Mayıs ayında, 41. Yapı Fuarı - Turkeybuild İstanbul'da bir konuşma yapan, açık kaynaklı mimarlık ve onun bir örneği olan WikiHouse projesinin yaratıcılarından, Alastair Parvin ile konutun ve dijital imalatın geleceğini konuştuk.<br><br><p>Parvin, konut &uuml;retimini radikal bir şekilde demokratikleştirmek i&ccedil;in dijital imalat tekniklerinden faydalanmayı ama&ccedil;layan, a&ccedil;ık kaynak kodlu sistemler &uuml;zerine araştırma yapan, <a href="https://www.opensystemslab.io/" target="_blank">Open Systems Lab</a>&rsquo;ın (eski adıyla WikiHouse Foundation) kurucu ortaklarından. Londra merkezli Parvin ve ekibi, <a href="https://wikihouse.cc/" target="_blank">WikiHouse</a> (a&ccedil;ık kaynak ev projesi) ve <a target="_blank" href="https://demo.buildx.cc/">BuildX</a> (dijital konstr&uuml;ksiyon) projelerini y&uuml;r&uuml;tr&uuml;yor. WikiHouse'un web sitesinden &uuml;cretsiz olarak indirilebilen &uuml;retim dosyalarını CNC tezgahında kestirmek ve lego gibi -ge&ccedil;meli par&ccedil;aları- birleştirmek suretiyle inşaat konusunda uzman veya deneyimli olmayan kişilerin, kendi evlerini kendilerinin yapmasına olanak sağlayan bu sistem sayesinde Parvin, 21&rsquo;inci y&uuml;zyılın konut krizlerine cevaben, vatandaşların aracılar olmadan konut inşa etme hakkına yeniden sahip olmalarını hedefliyor.</p> <p>S&ouml;yleşiye ge&ccedil;meden &ouml;nce WikiHouse altyapısı kullanılarak, bazıları profesyonel mimarlık ofisleri bazıları ise sıradan vatandaşlar tarafından &uuml;retilen evleri <a href="https://medium.com/wikihouse-stories/an-incomplete-list-of-wikihouse-projects-bf934c29ed04" target="_blank">buradan</a> inceleyebilirsiniz.</p> <h3>WikiHouse projesi neden ve nasıl ortaya &ccedil;ıktı?</h3> <p>Ben bir s&uuml;redir yerleşim, konut konusunda araştırmalar yapıyor ve neden &ouml;zellikle gelişmiş &uuml;lkelerin konut krizleri yaşıyor olduğu &uuml;zerine <a target="_blank" href="https://medium.com/@AlastairParvin/scaling-the-citizen-sector-20a20dbb7a4c">&ccedil;alışıyordum</a>. Bu konu &uuml;zerine David Saxby, Christina Cerulli ve Tatjana Schenider ile birlikte &ldquo;<a target="_blank" href="https://issuu.com/alastairparvin/docs/2011_07_06_arighttobuild">A Right to Build</a>&rdquo; isimli bir kitap yazdık. Bu kitap aslında siyasi ve iktisadi bir bakış a&ccedil;ısı ile konuyu ele alıyor ve neyi nasıl inşa ettiğinizle, yani mimarlıkla ilgilenmiyor. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; aslında bunun pek de bir &ouml;nemi yok, asıl &ouml;nemli olan kimin m&uuml;lk edinmeye/inşa etmeye erişimi olduğu ve olmadığıdır. &Ccedil;ıkardığımız sonu&ccedil;lardan biri şuydu: Solcusu, sağcısı, kamu idarecisi, halkı, herkes problemin ne olduğu konusunda hemfikir olmuş durumda ancak &ccedil;&ouml;z&uuml;m&uuml;n &ccedil;ok karmaşık veya zor olduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yor. Ama b&ouml;yle olmak zorunda değil&hellip; WikiHouse&rsquo;un ilgilendiği konularda biri bu.</p> <p><a href="https://wikihouse.cc/library/types" target="_blank"><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/Alastair-Parvin/microhouse_mot.gif" border="0" /></a></p> <p>&Ouml;te yandan, dijital imalat mevzusunun teknolojik a&ccedil;ılımları ve End&uuml;stri 4.0&rsquo;ın bize sunacağı &ccedil;&ouml;z&uuml;mler ile de &ccedil;ok yakından ilgileniyoruz. Ge&ccedil;tiğimiz yıllarda a&ccedil;ık kaynak yazılım k&uuml;lt&uuml;r&uuml;n&uuml;n, b&uuml;t&uuml;n yazılım d&uuml;nyasını nasıl d&ouml;n&uuml;şt&uuml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; g&ouml;rd&uuml;k. Uzun s&uuml;reden beri bir&ccedil;ok insan gibi biz de yazılım alanındaki bu d&ouml;n&uuml;ş&uuml;m&uuml;n donanım d&uuml;nyasındaki a&ccedil;ılımlarını merak ediyor ve araştırıyoruz. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; biliyorsunuz a&ccedil;ık kaynak yazılım, daha &ouml;nce var olmayan inanılmaz bir kapasite ortaya &ccedil;ıkardı. Ancak a&ccedil;ık kaynak yazılım k&uuml;lt&uuml;r&uuml;n&uuml;n, &uuml;retim alanında işe yarıyor olduğu yeg&acirc;ne durum, bir başkasının yazdığı 1 paragraflık kodu alıp kendi projende kullanabiliyor olman. Bu nedenle bizim i&ccedil;in bu konunun asıl anlam kazandığı an, dijital imalat y&ouml;ntemlerini kullanmaya başladığımız andır.</p> <div class="sketchfab-embed-wrapper" data-wd-pending=""><iframe src="https://sketchfab.com/models/ac3263022fca412c934ea9dd7c5b5521/embed" width="730" height="480" frameborder="0"></iframe><br /><span class="fotograf-yazi">WikiHouse Microhouse projesinin interaktif modeli.</span></div> <h3>Mimarlık ve yapı sekt&ouml;r&uuml;nde artık ka&ccedil;ınılmaz olan a&ccedil;ık kaynak &uuml;retim vb. gelişmelere, mimarlık eğitiminin ve ofislerinin yeterince hızlı ayak uydurduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yor musun?</h3> <p>Bug&uuml;n, hayır. Biraz geriye d&ouml;n&uuml;p baktığımızda mimarlık mesleğinin ezelden beri orada olmadığını rahatlıkla g&ouml;rebiliyoruz. Mimarlık fikri ve edimi &ccedil;ok uzun s&uuml;redir var, ancak mesleğin kendisi g&ouml;reli olarak &ccedil;ok yeni. İlk end&uuml;stri devriminde (matbaa devrimi de diyebiliriz), bilginin bir şekilde kolektifleştirilmesi gerektiğine dair bir kanı oluşmuştu. End&uuml;strileşen d&uuml;nyanın bir&ccedil;ok kurumu ve toplumu 1700 ile 1850 arasında oluştu. Bu s&uuml;re zarfında toplum, bilgi &uuml;retimi konusunda s&ouml;z sahibi olan kişilerin profesyoneller olması gerektiğini kabul etti. Bu a&ccedil;ıdan bakarsak, g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde mimarların, mimarlığa dair bilgi &uuml;retimi &uuml;zerindeki tekelinin artık var olmadığını ve uzun da bir s&uuml;redir var olmadığını s&ouml;yleyebiliriz. Bu nedenden &ouml;t&uuml;r&uuml;, mimarlık mesleğinin mimari ile bağı g&uuml;n ge&ccedil;tik&ccedil;e zayıflıyor. Mimarların gelecekte daha etkin bir rol oynayabilmesi i&ccedil;in, yapılar ve insanlar arasındaki ilişkiyi &ccedil;ok daha etkin inceleyebilmesi, bu veriyi anlayabilmesi ve tasarım &ouml;r&uuml;nt&uuml;lerini veriler &uuml;zerinden geliştirmesi gerekiyor. Mimarların, kendilerini birer sanat&ccedil;ı gibi g&ouml;rmek ve sırf bu nedenden &ouml;t&uuml;r&uuml;, d&uuml;nyanın geri kalanının mimarlın s&ouml;zlerini dinlenmesi gerektiğini d&uuml;ş&uuml;nmek gibi bir alışkanlığı var. İşler artık b&ouml;yle y&uuml;r&uuml;m&uuml;yor. Mimarların, yapılı &ccedil;evrenin nasıl işlediğini yalnızca anlaması değil, &ouml;l&ccedil;mesi ve buna g&ouml;re hareket etmesi gerekiyor. İlerici, mimarlığın sınırlarına dayanmış, insanların yaptıklarına baktığınızda tam da bunu g&ouml;r&uuml;rs&uuml;n&uuml;z. Mimari inovasyonun b&uuml;y&uuml;k bir b&ouml;l&uuml;m&uuml;, mevcut sistemler kullanılarak &uuml;retilen yapılı &ccedil;evreden memnun olmayan kişilerin elinden &ccedil;ıkıyor. Bizim neslimizin bu inovasyonları, ilgin&ccedil; deneyler olmaktan &ccedil;ıkarıp, &ouml;l&ccedil;eklenebilir yeni norm ve reformlara d&ouml;n&uuml;şt&uuml;receğine inanıyorum.</p> <p><a target="_blank" href="https://www.roosros.nl/projecten/246/petit-place-wikihouse.html"><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/Alastair-Parvin/wikihouse_mcirohouse_99.jpg.jpeg" border="0" /></a><br /><span class="fotograf-yazi">Hollanda'nın Zwijndrecht kentinde &uuml;retilen WikiHouse'un <em>Microhouse </em>modeli altyapısı kullanılarak RoosRos Architecten tarafından tasarlanan Petite Palace isimli ev tamamen g&uuml;neş panelleri ile kaplanmış (2018).</span></p> <h3>Gelecekte WikiHouse gibi sistemlerin, mimarlık mesleğinden gelmeyen insanlar tarafından da &uuml;retilebiliyor olması pek muhtemel. Sence bu bir sorun teşkil ediyor mu? &Ouml;rneğin, o renk değil de bu renk sandalye se&ccedil;mek g&uuml;zel olabilir belki ancak rengine karar vermeden &ouml;nce senin bir sandalyeye ihtiyacın olup olmadığına bir profesyonelin s&ouml;yl&uuml;yor olması gerekmez mi?</h3> <p>&ldquo;Sandalyeye ihtiyacın olup olmadığını bilmek&rdquo; her zaman mimarın g&ouml;revi olacaktır. Bir &ouml;nceki soruya da tekrar atıfta bulunursak, mimarın gelecekteki g&ouml;revi tam da bu olacak: insanların bilmesine ve anlamasına yardımcı olmak&hellip; Ama bu zaten bir gece olup bitecek bir s&uuml;re&ccedil; değil. Bu yeni imalat bi&ccedil;imlerine doğru ilerlerken, geleneksel sistemlerin bir b&ouml;l&uuml;m&uuml;n&uuml; dijital ortamda yeniden &uuml;retmeye &ccedil;alışıyoruz. Şu an aslında yarı yarıya bir ilişki olduğunu s&ouml;yleyebilirim. Tekrar i&ccedil;eren bazı işler (&ouml;rneğin tasarımla ilgili bazı işler) otomasyona tabi olurken, yapı g&uuml;venliği, m&uuml;hendisliği gibi alanlar hala tamamen insanlar tarafından y&uuml;r&uuml;t&uuml;l&uuml;yor. G&uuml;n ge&ccedil;tik&ccedil;e diğer alanlar da fazla otomasyona tabi olacak ancak adım adım ilerliyoruz.</p> <p><iframe src="https://www.youtube.com/embed/P4letlVXong" width="100%" height="400" frameborder="0"></iframe><br /><span class="fotograf-yazi">Hawkins/Brown mimarlık ofisi, The Gantry isimli ortak &ccedil;alışma alanları projelerine WikiHouse entegre etmiş.</span></p> <h3>WikiHouse diğer a&ccedil;ık kaynak imalat projeleri arasında nasıl bir yerde duruyor?</h3> <p>Mevzu mimarlık olduğunda yalnızca a&ccedil;ık kaynak paylaşıyor olmak yetmiyor, bu paylaşımları nasıl sunduğunuz ve belgelediğiniz &ccedil;ok &ouml;nemli. Bir dizi kat planı veya kesiti paylaşmanın kimseye pek bir faydası yok &ccedil;&uuml;nk&uuml; her proje birbirinden farklı ve en nihayetinde birinin bunları &ccedil;izmesi, bir başkasının ise aynı planları okuyabiliyor olması gerekiyor. Bundan &ouml;t&uuml;r&uuml;, &ccedil;oğu mimarlık ofisinin serverlarında ciddi bir g&uuml;venlik yoktur &ccedil;&uuml;nk&uuml; bir ofisten &ccedil;alıp doğrudan kullanabileceğiniz bir bilgi yok ortada. İşte o nedendendir ki internetten bina planı paylaşmak yapılı &ccedil;evrede iktisadi veya k&uuml;lt&uuml;rel hi&ccedil;bir d&ouml;n&uuml;ş&uuml;m yaratmıyor. Tamamen faydasızdır demiyorum &ccedil;&uuml;nk&uuml; bu &ouml;nemli bir ideal. &Ouml;rneğin, Aravena&rsquo;nın &ldquo;bu bilgi bana değil, herkese aittir&rdquo; diyerek kendi işlerini a&ccedil;ık kaynak olarak sunması geleceğe işaret eden g&uuml;zel bir sembolik harekettir. Mimarlar &ouml;zg&uuml;n olmak i&ccedil;in &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k bir &ccedil;aba sarf ediyor. Bir başkasının projesini kopyalamak, mimarlar arasında her zaman kınanır. Ben bunun &ccedil;ok aptalca olduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum &ccedil;&uuml;nk&uuml; her seferinde tekerleği yeniden keşfetmeye zorlayan bir sistem ortaya &ccedil;ıkarıyor.</p> <p>Bunlar g&uuml;zel muhabbetler ama ger&ccedil;ekten bir yerlere varmak istiyorsak, t&uuml;m tasarım s&uuml;recini tamamen bir kod olarak yazabilmemiz, mimariyi kod ortamında temsil edebiliyor olmamız gerekiyor. Bunu yapabilmek i&ccedil;in ise a&ccedil;ık kaynak bir dil &uuml;retmemiz gerekiyor. Ancak bu işin i&ccedil;inde daha &ccedil;ok yer aldık&ccedil;a, t&uuml;m imalat/inşa s&uuml;recinin bazı katmanlarının herkese a&ccedil;ık -herkese ait- bazılarının ise kapalı tutulması gerektiğini fark ettik &ccedil;&uuml;nk&uuml; birilerinin bu katmanları satarak para kazanabiliyor olması gerekiyor. &Ouml;rneğin, vaktin her zaman senin olmalı, vakit harcıyorsan para kazanıyor olmalısın. Ama dil her zaman a&ccedil;ık olmalı, kimsenin m&uuml;lkiyetinde olmamalı. &ldquo;Peki mimarlık t&uuml;m bu katmanların arasında nerede duruyor?&rdquo; diye sorarsak, Elon Musk&rsquo;ın t&uuml;m bu sorulara g&uuml;zel bir cevabı olduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum: &ldquo;Eğer batan bir gemideysen ve en iyi kova tasarımı da sendeyse, o kovanın planlarını paylaşırsın, &ccedil;&uuml;nk&uuml; hepimiz aynı gemideyiz&rdquo;. Buradan yola &ccedil;ıkarak, diyelim ki d&uuml;nyanın en s&uuml;rd&uuml;r&uuml;lebilir tasarım &ccedil;&ouml;z&uuml;m&uuml;n&uuml; &uuml;rettin, bunu a&ccedil;ık kaynak haline getirip paylaşabilirsin &ccedil;&uuml;nk&uuml; hepimiz aynı d&uuml;nyada yaşıyoruz. &Ouml;te yandan, a&ccedil;ık kaynak paylaşım hi&ccedil;bir zaman bedavaya patlamaz. Paylaşan kişi a&ccedil;ısından bunun bir s&uuml;rd&uuml;r&uuml;lebilirlik maliyeti vardır, bilginin dok&uuml;mantasyon kalitesi ve g&uuml;ncelliği buna bağlıdır. Son zamanlarda yaptığımız paylaşım ekosistemi &ccedil;alışmalarında tam da bu sorunu &ccedil;&ouml;zmeye &ccedil;alışıyoruz. Bilgi a&ccedil;ık kaynak olarak paylaşılmalı ancak bilginin &uuml;retimi ve s&uuml;rd&uuml;r&uuml;lebilirliği i&ccedil;in oluşan masraflar dolaylı da olsa karşılanabilmeli.</p> <p><a href="https://demo.buildx.cc/" target="_blank"><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/Alastair-Parvin/buildx_01-798685270.jpg" border="0" /></a><br /><span class="fotograf-yazi">WikiHouse projesinin zaman/boyut/maliyet &ouml;l&ccedil;eklerini karşılaştırmanıza olanak sağlayan BuildX projesinin websitesinden bir g&ouml;r&uuml;nt&uuml; (yukarıdaki imgeye tıklayabilirsiniz).</span></p> <p>Otomasyon &ccedil;ağında mimarlığa dair yaklaşımımızı ş&ouml;yle &ouml;zetleyebilirim: Hi&ccedil; kimse, aynı işi iki kere yaptığı i&ccedil;in para almamalı ve hi&ccedil; kimse hi&ccedil;bir iş yapmadan para kazanmamalı. Bu sistemde, elindeki bilgiyi gizli tutup defalarca m&uuml;şterilerine satan profesyonellere de, hi&ccedil;bir iş yapmadığı halde sırf bir domain veya IP &uuml;zerinden kira alan kurumlara da yer olmamalı. Bu iki aşırı u&ccedil; arasında konumlanmamız gerekiyor.</p> <p>Tarihin bu anlamda bizi cesaretlendirmesi gerektiğini d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum. &Ouml;rneğin g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde kurumsal hegemonya olarak kullanılan patent sistemi aslında ilk ortaya &ccedil;ıktığında, aksine, icatların t&uuml;m topluma a&ccedil;ık hale getirilmesi i&ccedil;in oluşturulmuştu. Paten sistemi &ouml;z&uuml;nde toplumsal bir s&ouml;zleşmedir ve şunu s&ouml;yler: &ldquo;Eğer bildiklerini toplumla paylaşırsan, karşılığında o bilgiyi &uuml;retmek i&ccedil;in yaptığın harcamaları karşılamak &uuml;zere toplum da sana bir pay verecektir.&rdquo; Bu sistem, ilk end&uuml;striyel devrim ile gelişen d&uuml;nyaya bir cevap olarak geliştirildi. G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde d&ouml;rd&uuml;nc&uuml; end&uuml;striyel devrime doğru ilerliyoruz ve bizim neslimizin, bir zamanlar patent sisteminde olduğu, gibi yepyeni kurumsal standartlar, yasal d&uuml;zenlemeler geliştirmek zorunda olduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum.</p> <h3>Open Systems Lab&rsquo;e dair gelecekte ne gibi planlarınız var?</h3> <p>WikiHouse projesini &uuml;rettikten sonra g&ouml;rd&uuml;k ki bu sistemleri destekleyecek işletme/&uuml;retim altyapıları olmadıktan sonra dijital imalat teknolojilerine sahip olmanın bir anlamı da yok. B&ouml;ylelikle BuildX projesi ortaya &ccedil;ıktı. Şu an WikiHouse&rsquo;tan &ccedil;ok, bu gibi dijital imalat teknolojilerini hayata ge&ccedil;irmenize yardımcı olacak a&ccedil;ık dijital ekosistemleri tasarlama y&ouml;n&uuml;nde &ccedil;alışmalar yapıyoruz. Open Systems Lab şirketi de bu şekilde ortaya &ccedil;ıktı. Amacımız, yalnızca WikiHouse veya BuildX değil, a&ccedil;ık veya kapalı kaynak, t&uuml;m dijital imalat teknolojilerini destekleyen bir sistem oluşturmak. En nihayetinde amacımız bir işletme kurmak değil, binlerce iş &uuml;retebilecek bir ortam sağlamak. Şirketi olmayan bir &ccedil;eşit Ar-Ge&rsquo;yiz aslında bu nedenden &ouml;t&uuml;r&uuml; masraflarımızı karşılamak i&ccedil;in &ccedil;ok farklı şirketler ve kamu kurumları ile ortaklıklar kuruyoruz.</p> Thu, 23 Aug 2018 12:45:00 +03 “Kendinize Daldığınız, Gittiğiniz, Nefes Aldığınız, Sessiz...” http://www.arkitera.com/soylesi/index/detay/kendinize-daldiginiz-gittiginiz-nefes-aldiginiz/1040 Burcu Bilgiç <img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/soylesi02/kis_bahcesi/048Demirtas_SALTKisBahcesi_2830.jpg.jpeg" width="640" /><br/><br><br><br>Aslıhan Demirtaş ile SALT Beyoğlu’nda kullanıma açılan Kış Bahçesi’nde, toprak zeminin sessizliğinde buluştuk. Kış Bahçesi'nin ve Misafir Sanatçı Ofisleri'nin ardındaki tasarım fikirleri üzerine konuştuk.<br><br><p><span id="docs-internal-guid-6a9ef564-7fff-2f59-f7a4-3b84592382ef"> </span></p> <p dir="ltr"><span class="fotograf-yazi">Fotoğraflar: Ali Taptık, ONAG&Ouml;RE</span></p> <p dir="ltr"><a href="http://aslihan-demirtas.com/" target="_blank">Aslıhan Demirtaş</a>, Ortadoğu Teknik &Uuml;niversitesi (ODT&Uuml;) Mimarlık B&ouml;l&uuml;m&uuml;&rsquo;nde lisans, Massachusetts Institute of Technology (MIT)&rsquo;de y&uuml;ksek lisans derecelerini aldı. Ulusal ve uluslararası projeler ve işler &uuml;reten ofis pratiğinin yanısıra Kadir Has &Uuml;niversitesi&rsquo;nde &ouml;ğretim g&ouml;revlisi olarak g&ouml;rev alıyor. Ayrıca Ali Cindoruk ile kurdukları, ismini &ldquo;belirsiz, tarifsiz&rdquo; anlamına gelen Yunanca s&ouml;zc&uuml;kten alan&nbsp;<a href="http://www.arkitera.com/soylesi/988/aslihan-demirtas_ali-cindoruk_-khora" target="_blank">KHORA</a> pratiği kapsamında, disiplinlerin ve alanların sınırlarını sorgulayan projelerine devam ediyor.</p> <p dir="ltr"><span>S&ouml;yleşiyi ger&ccedil;ekleştirdiğimiz bah&ccedil;e 2011 yılında Fritz Haeg tarafından&nbsp;</span><a href="http://www.arte-util.org/projects/edible-estate-11-istanbul-turkey/" target="_blank"><span>Yenilebilir M&uuml;lk</span></a><span> olarak kurgulanmış. Ge&ccedil;tiğimiz sene&nbsp;</span><a href="http://saltonline.org/tr/41/salt-beyoglu" target="_blank"><span>SALT Beyoğlu</span></a><span>&rsquo;nda ger&ccedil;ekleştirilen mek&acirc;nsal d&uuml;zenlemeler kapsamında hem bah&ccedil;e hem 4. katta misafir araştırmacılara ayrılan b&ouml;l&uuml;m KHORA tarafından yeniden tasarlanmış. Beyoğlu'nun ortasında huzur verebilen SALT Kış Bah&ccedil;esi&rsquo;ni Pazartesi hari&ccedil; her g&uuml;n 12:00&rsquo;den sonra ziyaret edebilirsiniz. S&ouml;yleşi i&ccedil;in buyrunuz:</span></p> <p dir="ltr"><strong>Burcu Bilgi&ccedil;: SALT Beyoğlu ge&ccedil;tiğimiz sene kapalı kaldığı sırada binada yenileme &ccedil;alışması yapıldı. Şimdi &uuml;zerine basmakta olduğumuz zemin ve bizi kuşatan mekan da &ldquo;Kış Bah&ccedil;esi&rdquo;ne d&ouml;n&uuml;şt&uuml;. Bina yenilenmeden &ouml;nce nasıl kullanılıyordu burası, Kış Bah&ccedil;esi projesi nasıl başladı?</strong></p> <p dir="ltr"><span><strong>Aslıhan Demirtaş:</strong> Bu mekanda Fritz Haeg&rsquo;in yenilebilir bitkiler yetiştirmek &uuml;zere kurgulanmış &ldquo;Yenilebilir M&uuml;lk (Edible Estates)&rdquo; adlı projesinin kapsamında bitki tarhlarının ve oturma alanlarının olduğu, kent tarımı ve bu pratiğin teşvik ettiği yakınlaşmalar, paylaşımlar ekseninde oluşmuş bir mek&acirc;ndı. Bina yenilenirken bah&ccedil;eyi taze bir nefesle hayal edilebilme imkanı doğdu. SALT Araştırma ve Programlar Direkt&ouml;r&uuml;&nbsp;</span><a href="http://www.arkitera.com/etiket/5616/meric-oner" target="_blank"><span>Meri&ccedil; &Ouml;ner</span></a><span>&rsquo;in davetiyle bu mekanı tekrardan tartışmaya, bah&ccedil;e ile aynı katta olan misafir araştırmacılara ayrılan mekanların da ele alındığı geniş kapsamlı bir &ccedil;er&ccedil;eveyi d&uuml;ş&uuml;nmeye başladık. İstanbul gibi bir megapolde ve bu megapol&uuml;n en yoğun mahallelerinden birinde bulunan bir yapının 4. katında bir bah&ccedil;enin nasıl ve neden varolacağını sormakla başladık, bir bah&ccedil;e yapmanın ne demeye geldiğini de. Toprağı, bah&ccedil;enin bir &ouml;nceki kullanımının da temel aldığı bir &lsquo;yetiştirme-gıda &uuml;retimi-beslenme&rsquo; mecrası olmaktan &ccedil;ıkarmayı, merkeze insanı değil--insanın toprakla ilişkisini veya insanın topraktan nasıl faydalandığını değil, toprağın ta kendisini yerleştirmeyi istedik. Toprağı kendi varlığıyla var olan bir &lsquo;şey&rsquo; olarak telaffuz edince şu anda &uuml;zerinde durduğumuz bu b&uuml;y&uuml;k zemin ve zeminin etrafını &ccedil;er&ccedil;eveleyen al&ccedil;ak duvarlar ortaya &ccedil;ıktı. Toprak zeminin periferisinde, kentle toprak arasındaki eşikte bitkileri konumlandırdık--ki bu bitkiler zaman i&ccedil;erisinde &ccedil;evre dokuyu kapatan yemyeşil bir duvara d&ouml;n&uuml;şecek.</span></p> <p dir="ltr"><span><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/kis_bahcesi/057Demirtas_SALTKisBahcesi_2858.jpg.jpeg" /></span></p> <p dir="ltr"><span><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/kis_bahcesi/052Demirtas_SALTKisBahcesi_2843.jpg.jpeg" border="0" /><br /></span></p> <p dir="ltr"><strong>Mekanı klimalandırmamışsınız, i&ccedil;eriye oranla buranın sıcaklığı ve atmosferinin farklı olduğunu s&ouml;yleyebilirim. Bunun t&uuml;m projenin altında yatan fikirle doğrudan bağlatılı olduğunu tahmin ediyorum.</strong></p> <p dir="ltr"><span>Mekanın merkezinde toprak olsun, yani d&uuml;nya olsun deyip klimalandırsaydık kendimizle &ccedil;elişirdik. Klima, mekan ısısını insan konfor alanı dahilinde koşullandırır. Bu mekanda &ouml;ncelik bitkiler ve toprakta, bu arkadaşlar (bah&ccedil;edeki bitkileri işaret ediyor) gayet rahatlar şu an i&ccedil;inde bulunduğumuz koşulda. &Ouml;nceliği ve &ouml;nemi kendi t&uuml;r&uuml;m&uuml;ze bi&ccedil;mediğimiz bir denklemde &ldquo;birlikte nasıl var olabiliriz?&rdquo; sorusunun m&uuml;tevazi bir tatbikatı bu mekan. Birlikte var olabilmek derken, hiyerarşik yapıda &uuml;st&uuml;n bir yerden bakmaktan feragat ederek eşitlikten, taviz ve m&uuml;zakereden bahsediyorum. Isı, konfor ve &ccedil;evre koşulları gibi parametreleri insana g&ouml;re oluşturmak yerine rahatı ve konforu başka başka aralıklarda ve tahayy&uuml;llerde aramayı, kendi t&uuml;r&uuml;n&uuml;n dışındaki t&uuml;rlerle bir arada ve eşitlikle var olabilmenin adalet ve huzurunda tanımlamaya başlamak gibi bir temennimiz var. O y&uuml;zden Kış Bah&ccedil;esi klimalandırılmıyor yaz sıcağında. Camları a&ccedil;ınca r&uuml;zgar da arı da b&ouml;cek de mekanda ikamet edebiliyor. Makinalarla &uuml;retilen ve mevsimleri ortadan kaldıran bir hava koşullandırmasının hakim olduğu bir mekanda bitkilerin yaşayıp b&uuml;y&uuml;mesinin imkansızlığının idrakı karşısında rahat etmeye kendimizi alıştırmamız pek ala m&uuml;mk&uuml;n.</span></p> <p dir="ltr"><span><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/kis_bahcesi/059Demirtas_SALTKisBahcesi_2863.jpg.jpeg" border="0" /><br /></span></p> <p dir="ltr"><strong>Belki s&uuml;re&ccedil; &uuml;zerine konuşabiliriz. &Ccedil;ok miktarda toprağı buraya yığıyorsunuz. Sizin i&ccedil;in de apayrı bir &ouml;ğrenme s&uuml;reci. Ondan biraz bahsedebilir misin?</strong></p> <p dir="ltr"><strong>&nbsp;</strong>Toprakla, m&uuml;mk&uuml;n olan en katkısız ve işlenmemiş halde karşılaşmak ve karşılaşmalar sağlayabilmek &ouml;nemli bir kriterimizdi. Tuğla da bir cins killi toprak kullanımı--bir fabrikada kalıp ve pişirme s&uuml;re&ccedil;lerinden ge&ccedil;tikten sonra tuğla bir mod&uuml;l olarak ortaya &ccedil;ıkıyor. Bu projede ana birim toprağın ta kendisi. Teknolojik m&uuml;dahaleyi ve end&uuml;striyel altyapı gereksinimini minimumda tutarak, dayanıklı ve kamusal alanın getirdiği y&uuml;ksek trafiği karşılayabilecek bir yapıyı sağlayabilmek &ouml;nemli. Bu sebeple <a href="http://www.wiki-zero.co/index.php?q=aHR0cHM6Ly9lbi53aWtpcGVkaWEub3JnL3dpa2kvUmFtbWVkX2VhcnRo" target="_blank">sıkıştırılmış toprak</a> tekniğini kullandık; kalıp i&ccedil;erisine yığılan toprak karışımının elle tokmaklanarak sıkıştırılmasından ibaret olan ve Neolitik &ccedil;ağdan beri kullanılan bir yapı yapma pratiği. Toprak, İstanbul Kemerburgaz&rsquo;dan geldi, kire&ccedil;, kum ve mıcır ile yerinde harmanlandı. Takiben karışımlar denendi. Bu d&ouml;rt malzemeyi 8-9 cins farklı oranda karıştırdık. En sonunda 7 numarada karar kıldık.</p> <p dir="ltr"><span>Tabii ki ben bu projede yalnız değildim, projede farklı iş birlikleri yaptık. Toprak sıkıştırma işinde Can Cumalı ve Nilg&uuml;n &Ouml;zg&uuml;r muazzam bir azim ve &ouml;zveriyle &ccedil;alıştılar. Toprak yapıyla olan tecr&uuml;beleri dolayısıyla bu d&ouml;rt elemanın hangi oranda karıştırılacağına dair bir i&ccedil;g&uuml;d&uuml;ye sahiptik ancak toprak ile &ccedil;alışırken sabit tecr&uuml;beyi yerelin &ouml;zelliklerine g&ouml;re kalibre etmek gerekiyor. Sadece İstanbul&rsquo;u d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rsek bile, farklı yerlerden &ccedil;ıkan topraktaki kil oranı değişken. Toprak tahlillerin eksik olduğu bu ortamda alternatif karışımları deneyerek ilerledik. Malzeme yani toprak, form&uuml;l&uuml; ve miktarı kendi belirledi. &Uuml;zerinde oturduğumuz bu zemin ve al&ccedil;ak duvarlar sıkıştırılmış toprak ve beton veya taş kadar gibi dirayetli. Bir anlamda sedimanter taş yaptık, hızlandırılmış bir s&uuml;re&ccedil;te--d&uuml;nyanın yavaş yavaş sıkıştırdığı taşı 10 haftada oluşturmuş olduk--bundan modernist bir b&ouml;b&uuml;rlenme değil, s&uuml;recin sonunda keşfettiğimiz bir aydınlanma olarak bahsediyorum. D&uuml;nya vaktine g&ouml;re hızlı, insan vaktine g&ouml;re yavaş bir s&uuml;re&ccedil;ti--yavaş ve y&uuml;ksek emekli. Alışkın olduğumuz, &ldquo;&ccedil;ok ve hızlı&rdquo; dayatması olan piyasa &uuml;retim s&uuml;re&ccedil; parametrelerinin tersine gittik. SALT, bahsettiğim zor, emek ağırlıklı ve yavaş inşa s&uuml;recini m&uuml;mk&uuml;n kıldı ve destekledi. Olağan bir kentli takvimi ve mekan &uuml;retim y&ouml;ntemi yerine malzemenin--toprağın, kendi takvim ve &uuml;retim s&uuml;recini diretmesine zemin yarattıkları i&ccedil;in ve şehrin en kesif tezah&uuml;r ettiği yerde, şehir-dışının bir olasılığını beraber deneyebildiğimiz i&ccedil;in tekrar tekrar teşekk&uuml;r ederim.</span></p> <p dir="ltr"><span>İnşaat sekt&ouml;r&uuml;yle elele &ccedil;alışan mimarlık pratiğinde hızlı, kolay ve ucuz rağbet g&ouml;ren sıfatlar. Bu sıfatların tercih edilir olması d&uuml;nyayla, gezegenle ilişkimizi y&ouml;netiyor. Bir malzeme erişilebilir, kolay elde edilebilir, hızlı işlenebilir kılındığında t&uuml;ketiminin hızı ve miktarı artıyor. Doğada y&uuml;zlerce veya binlerce yıllık zaman dilimleri i&ccedil;erisinde oluşmuş,&rsquo;kaynak&rsquo; ve &lsquo;malzeme&rsquo; kelimeleriyle bug&uuml;ne terc&uuml;me edilmiş &lsquo;şey&rsquo;ler (taş, mineral, su, ağa&ccedil; vs) hızla ve b&uuml;y&uuml;k &ouml;l&ccedil;ekte kazılıp, kesilip, işlenip kullanılabiliniyor. Bu noktada şu soru elzem: &ldquo;Uzun zaman dilimlerinde oluşmuş varlıkları f&uuml;tursuzca kullanma hakkını ve c&uuml;retini nasıl buluyoruz?&rdquo; S&uuml;recin sorgulattığı sorulardan belki en g&uuml;zeli biri bu oldu. Kolaylaştırıcı ara&ccedil; kullanmadan, birebir ve d&uuml;r&uuml;st bir fiziksellikle, bitmiş bir y&uuml;zey, bir duvar ortaya &ccedil;ıkarmak hayli zahmetli. Bir t&uuml;r olarak insan, </span><a href="https://www.smithsonianmag.com/science-nature/where-do-humans-really-rank-on-the-food-chain-180948053/" target="_blank"><span>gıda zincirinin</span></a><span> en tepesinde oturuyor yani d&uuml;nyayı domine ediyor. Bunun sebebi fiziksel olarak en g&uuml;&ccedil;l&uuml; yaratık olmamız değil, alet/ara&ccedil; kullanmayı keşfedebilmiş olmamız. Kış Bah&ccedil;esi&rsquo;nde &ldquo;m&uuml;mk&uuml;n olan en d&uuml;r&uuml;st ilişki ile toprakla &ccedil;alışmak nasıl olur?&rdquo; sorumuzu &ldquo;zor, yavaş ama derinlikli&rdquo; diye cevapladık. (G&uuml;l&uuml;şmeler) Tevazuya y&ouml;nlendiren, bizim dilimiz konuşmayanların iletişim yollarını &ouml;ğrenmeye teşvik eden bir yapım bi&ccedil;imi oldu.</span></p> <p dir="ltr"><span><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/kis_bahcesi/069Demirtas_SALTKisBahcesi_2883.jpg.jpeg" /></span></p> <p dir="ltr"><strong>30 ton topraktan zemin ve duvarlar oluştuktan sonra da bitkileri getirdiniz.</strong></p> <p dir="ltr"><span>Zemin ve duvarlar 30 ton ağırlığında! Ş&ouml;yle ilgin&ccedil; bir </span><a href="https://www.theguardian.com/environment/2018/may/21/human-race-just-001-of-all-life-but-has-destroyed-over-80-of-wild-mammals-study" target="_blank"><span>veri </span></a><span>var: İnsan t&uuml;r&uuml; d&uuml;nya &uuml;zerinde yaşayan canlıların sadece %0.01&rsquo;ini oluştururken, %82&rsquo;si ezici bir &ccedil;oklukla bitkilerden oluşuyor. D&uuml;nyada yaşayan canlıların %86&rsquo;sı da toprak &uuml;zerinde yaşıyor. Kış Bah&ccedil;esi toprak ve bitkilerle m&uuml;tevazi bir d&uuml;nya temsilini de ima ediyor. Toprağın kendi başına, bir fayda sunma zorunda bırakılmadan var olduğu zemini ise &ldquo;ortak zemin&rdquo; ve &ldquo;topraklama mekanı&rdquo; betimlemelerini kullanarak tasarladık.</span></p> <p dir="ltr"><strong>Toprak ortak zemin olarak d&uuml;ş&uuml;n&uuml;ld&uuml;ğ&uuml;nde &ldquo;m&uuml;şterekler&rdquo; kavramına da selam g&ouml;nderiliyor gibi.</strong></p> <p dir="ltr"><span>Elbette. Son zamanlarda ofiste tartıştığımız konulardan bir tanesi de &ldquo;m&uuml;şterek&rdquo; kavramının ne olduğu. M&uuml;şterek, bir m&uuml;lkiyet durumunun eksikliğindense d&uuml;nyanın bir arada, birbirine bağımlı ve bağlı olarak yaşayabilmesi. İnsan elinin d&ouml;n&uuml;şt&uuml;rd&uuml;ğ&uuml; ve değiştirdiği d&uuml;nya bug&uuml;n el değmemiş d&uuml;nyadan &ccedil;ok &ccedil;ok fazla--jeolojik olarak bir başka &ccedil;ağa girdiğimizi savunacak kadar fazla. Bu konuyu merkeze alan </span><a href="http://www.bruno-latour.fr/sites/default/files/128-FELSKI-HOLBERG-NLH-FINAL.pdf" target="_blank"><span>Anthropocene </span></a><span>tartışmalarından takip edersek, doğa dediğimiz halihazırda &ccedil;ok problemli kategorik tanımla bahsi ge&ccedil;en alanlar, canlılar, şeyler neredeyse hep insan m&uuml;dahalesine uğramış, d&ouml;n&uuml;şm&uuml;ş. D&uuml;ş&uuml;nd&uuml;r&uuml;c&uuml; yanı &ccedil;ok. M&uuml;şterek kavramı gezegeni de bir akt&ouml;r, bir hissedar olarak almadık&ccedil;a &ccedil;ok problemli.</span></p> <p dir="ltr"><span><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/kis_bahcesi/080Demirtas_SALTKisBahcesi_2914.jpg.jpeg" border="0" /><br /></span></p> <p dir="ltr"><strong>Kullanıcıların mekana nasıl yaklaşmasını hayal ediyorsun? Bu mekan nasıl tecr&uuml;be edilsin istiyorsun mesela?</strong></p> <p dir="ltr"><span>Kullanımı empoze etmek istemem, haddime değil. Kullanıcıların burada nasıl var olmak istediklerini kendi kendine keşfetmesi en doğrusu. SALT&rsquo;ın da tercih ettiği bir y&ouml;ntemi, kullanım şeklini diretmek yerine kullanıcıların kendi yolunu bulması ve kendi kullanma şekliyle tecr&uuml;be etmesi. Kullanıcı olarak kendimi d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rsem, durmak isterim. S&uuml;rekli hareket halinde, iş yapıyor, işe yarıyor, &uuml;retiyoruz. Uyuduğumuz vaktin haricinde hep bir fonksiyon g&ouml;steriyoruz. Bu mekan sadece var olabildiğiniz bir yer. Kendinize daldığınız, gittiğiniz, nefes aldığınız, sessiz&hellip; S&uuml;kunet i&ccedil;inde, toprak &uuml;zerinde, bitkilerle bitişik, topraklanabilir, ve durabilirsiniz. &ldquo;G&uuml;ndelik hayat i&ccedil;erisinde yaptığınız ve yapmak mesuliyetinde olduğunuz her şeyin dışında ve bir program diretmeyen bir yer&rdquo; olarak tasvir edebilirim.</span></p> <p dir="ltr"><span><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/kis_bahcesi/073Demirtas_SALTKisBahcesi_2888.jpg.jpeg" border="0" /><br /></span></p> <p dir="ltr"><strong>Kış bah&ccedil;esinin duvarında bir ipucu gibi g&ouml;z&uuml;ken ve i&ccedil;erideki ofis kısmında devam eden r&ouml;lyeflerden bahsetmek istiyorum biraz. Oradan da at&ouml;lye b&ouml;l&uuml;m&uuml;n&uuml;n yeni tasarımı &uuml;zerine biraz konuşabiliriz belki. R&ouml;lyefler &ccedil;ok ilgimi &ccedil;ekti, &ccedil;&uuml;nk&uuml; buranın toprak ve masif halinin i&ccedil;inde farklı bir s&ouml;z gibi geldi ilk bakışta. Siz nasıl adlandırıyorsunuz r&ouml;lyefleri kendi aranızda?</strong></p> <p dir="ltr"><span>Biz floral veya </span><a href="http://www.wiki-zero.co/index.php?q=aHR0cHM6Ly9lbi53aWtpcGVkaWEub3JnL3dpa2kvUGh5bGxvdGF4aXM" target="_blank"><span>phyllotaxis</span></a><span> (bir t&uuml;r yaprak diziliş sistemi) motifler diyoruz. R&ouml;lyef yerine de ornament, s&uuml;s, bezeme. Modern mimarlıkta ka&ccedil;ınılan her t&uuml;rl&uuml; g&uuml;nah s&ouml;zleri sarfediyoruz.</span></p> <p dir="ltr"><strong>Ben g&uuml;nah olduğu i&ccedil;in s&uuml;s demek istemedim!</strong></p> <p dir="ltr"><span>Bunu sorgulamak lazım: Modern &ouml;ncesi d&ouml;nemde yapılarda mutlaka bir doğa tasviri, referansı var. Yapılarda yerinden ettikleri doğa par&ccedil;asına bir şekilde kendi bedenlerinde atıflar bulunuyor. Antik Yunan&rsquo;da Korint kolonları &uuml;zerindeki akantus yapraklarına kadar giden bir gelenek. İstanbul&rsquo;da y&uuml;r&uuml;rken, hi&ccedil; uzağa gitmeyelim, SALT Beyoğlu&lsquo;nun cephesine baktığınızda dahi, floral motifleri farkedebilirsiniz. Modernist d&ouml;nemde &ldquo;s&uuml;sleme&rdquo; olarak telaffuz edilerek indirgenmiş, altında yatan teorisi ve pratiğiyle birlikte buharlaştırılmış bir gelenek olduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum. Bu konu &uuml;zerine de son zamanlarda bayağı yazılıp &ccedil;iziliyor, bunu bir tek ben s&ouml;yl&uuml;yor ya da keşfediyor da değilim. Projelerimizde bu atfı &ccedil;ok&ccedil;a geri &ccedil;ağırıyoruz. Elimiz o konuda korkak değil, teredd&uuml;t&uuml;m&uuml;z de yok.</span></p> <p dir="ltr"><strong>Onu girişte fark ettim.</strong></p> <p dir="ltr"><span>Elimizi yapa yapa daha da g&uuml;&ccedil;lendireceğiz.</span></p> <p dir="ltr"><span><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/kis_bahcesi/031Demirtas_SALTKisBahcesi_2781.jpg.jpeg" border="0" /></span></p> <p dir="ltr"><span><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/kis_bahcesi/011Demirtas_SALTKisBahcesi_2726.jpg.jpeg" border="0" /><br /></span></p> <p dir="ltr"><strong>Duvardaki motifleri ilk g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;mde şaşırdım ama at&ouml;lye kısımlarında da devam ettiklerini g&ouml;r&uuml;nce tutarlı olduklarını sezdim. Arka taraftaki at&ouml;lye kısmında da bambaşka ama yine altı dolu bir durum var. Nasıl bir kullanım i&ccedil;in tasarlandı at&ouml;lyeler?</strong></p> <p dir="ltr"><span>4. Katta, bah&ccedil;enin devamında olan at&ouml;lyeler kısmında, SALT&rsquo;ın misafir araştırmacılarına ayrılı olan yarı kamusal bir mekan var. Misafir odaları her gelen araştırmacının kendine &ouml;zg&uuml; &ccedil;alışma bi&ccedil;imlerine m&uuml;saade edecek şekilde esnek bir sistemle tasarlandı. Bah&ccedil;ede g&ouml;rmeye başladığınız doğa atıfları koridorda, tavanda, &ccedil;eşitli y&uuml;zeylerde belirerek ve odalarda artıp, her odada mutlaka kendini varyasyonlarla tekrar ederek devam ediyor. İ&ccedil;eride daha yoğun bir şekilde var bah&ccedil;edekiler ipu&ccedil;ları. O motiflerin yanı sıra kurulmuş olan esnek sistem, Amerika&rsquo;da Shakers&rsquo;ın &uuml;rettiği bir takım i&ccedil; mekan tasarımlarına g&ouml;z kırpan duvarlarda asılı &ccedil;ubukların &uuml;zerine bir şeylerin asılma prensibine dayalı bir sistem. Masalar, sandalyeler, tabureler, kendi eşyalarınız, paltonuz, şemsiyeniz... Her şey asılabiliyor, zemin boşalabiliyor, asılanların yerleri değişebiliyor. Kitaplarınızı da asılmış raflara koyabiliyorsunuz. İsterseniz yere yastık koyun, oturun. &Ouml;zellikle de mobilyaların kullanımında bu kez g&uuml;ndelik vernak&uuml;leri projeye dahil etmek istedik. İstanbul&rsquo;da en &ccedil;ok sevdiğimiz yerlerden bir tanesi Tahtakale. Tahtakale&rsquo;de d&uuml;kkanı olan bir &uuml;retici ile tanıştık. Onlara da bu duvarlara asılabilen katlanan mobilyaları &uuml;rettirdik. Vernak&uuml;ler olan, herkes tarafından kullanılan, g&uuml;ndelik kullanımda muazzam bir yayılım g&ouml;steren bu mobilyalara m&uuml;elliflik iddiasıyla yaklaşmak yerine bir iki tane ufak tadilat talep ettik. &Uuml;retim s&uuml;recini değiştirmek, yeniden tasarlamak yerine &ldquo;O s&uuml;re&ccedil;le birlikte nasıl akabiliriz?&rdquo; dedik. Şu anda sandalyeleri artık Tahtakale&rsquo;den alabiliyorsunuz, vernak&uuml;ler hayatın i&ccedil;erisine anonim bir şekilde karıştı tadilatımız.</span></p> <p dir="ltr"><span><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/kis_bahcesi/018Demirtas_SALTKisBahcesi_2745.jpg.jpeg" border="0" /></span></p> <p dir="ltr"><span><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/kis_bahcesi/020Demirtas_SALTKisBahcesi_2747.jpg.jpeg" border="0" /><br /></span></p> <p dir="ltr"><strong>At&ouml;lye kısmını gezerken bir medrese benzetmesi yapmıştın, sadeliğe atıfla. O da hoşuma giden bir benzetme oldu.</strong></p> <p dir="ltr"><span>Odaların tasarımı sadelik ve esneklik &uuml;zerine kurulu. Duvardaki motifler g&uuml;n&uuml;n her saatine, yılın her mevsimine g&ouml;re değişik ışık alıyor--zamanı zarif bir g&ouml;steren bir nevi saat. Gezdiğim &ccedil;oğu medrese odalarında dik a&ccedil;ılı plandan kubbeye ge&ccedil;erken mukarnas geometrisi kullanılıyor. Aynı malzeme, aynı renk ve sadeliğin i&ccedil;erisinde ge&ccedil;işlerde filigran hareketlilikler var--k&uuml;&ccedil;&uuml;k hareketlerle senin de &lsquo;asetik&rsquo; diye &ccedil;ok g&uuml;zel tasvir ettiğin etki oluşuyor.</span></p> <p dir="ltr"><span>Odalardaki doğa atfıyla bah&ccedil;edeki doğa atfı aslında &uuml;retim şeklimizi iki ayrı uca esnetiyor. Odalarda kullandığımız floral/phyllotaxis motifler i&ccedil;in </span><a href="http://www.fabb.cc/about" target="_blank"><span>FABB</span></a><span> (Burcu Bi&ccedil;er Saner ve Efe G&ouml;zen) ile bir işbirliği yaptık. İ&ccedil;erideki floral motifleri FABB&rsquo;in bilgisi ve robot kolu ile &uuml;rettik. Motifler phyllotaxis geometrik prensibinin farklı varyasyonları ve o varyasyonların farklı fragmanlarından oluşuyor. Bitki d&uuml;nyasından ve bitkilerin geometrisine dalıp &ccedil;ıkarılmış bir atıf. &Uuml;retimi tekerr&uuml;re dayalı. Uzun bir s&uuml;redir &ccedil;ok fazla tekrara dayalı işler yaptığımızı fark ediyoruz. Toprak 10 hafta boyunca tekrar eden aynı hareketle sıkıştırıldı. Robot kolu aynı şekli defalarca kesti.</span></p> <p dir="ltr"><span>Son olarak, hem kendim i&ccedil;in hem pratiğim i&ccedil;in şunu ortaya atmak &ouml;nemli: Doğaya tam teslimiyet ile doğaya tam tahakk&uuml;m arasında yer alan &uuml;retimler, varoluşlar m&uuml;mk&uuml;n. Projelerimizde, araştırmalarımızda hep bu duraklarda durmayı deniyoruz.</span></p> <p dir="ltr"><strong>Toprak &uuml;zerindeki bu g&uuml;zel s&ouml;yleşi i&ccedil;in teşekk&uuml;rler:)</strong></p> <p dir="ltr"><span class="fotograf-yazi">Proje K&uuml;nyesi:<br /></span><span style="font-size: 12px;">Kış Bah&ccedil;esi ve Misafir Sanat&ccedil;ı Ofisleri, SALT, 2018<br /></span><span style="font-size: 12px;">Alan: 330 m2<br /></span><span style="font-size: 12px;">KHORA Office (Aslıhan Demirtaş &amp; Ali Cindoruk)<br /></span><span style="font-size: 12px;">Tasarım ekibi: Aslıhan Demirtaş, Ali Cindoruk, Dilşad Aladağ, Se&ccedil;kin Maden, Ay&ccedil;ıl Yılmaz<br /></span><span style="font-size: 12px;">Toprak uygulama: Can Cumalı, Nilg&uuml;l &Ouml;zg&uuml;r, YBE (danışmanlık)<br /></span><span style="font-size: 12px;">Robotik kesim: FABB (Burcu Bi&ccedil;er Saner, Efe G&ouml;zen)</span></p> Thu, 16 Aug 2018 16:13:00 +03 "Doğayla Savaşmayan, Onunla Uyumlu Tasarımlar" http://www.arkitera.com/soylesi/index/detay/dogayla-savasmayan-onunla-uyumlu-tasarimlar/1039 Emine Merdim Yılmaz <img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/soylesi02/tuna-ofis-sohbetleri/iglo-mimarlik/iglomimarlik.jpg.jpeg" width="640" /><br/><br><br><br>Tuna ile Ofis Sohbetleri'nin yeni konuğu İglo Mimarlık'ın kurucu ortakları Esen Akyar Karoğlu ve Zafer Karoğlu.<br><br><p>15 g&uuml;nde bir Arkitera'nın <a target="_blank" href="https://www.youtube.com/user/arkitv">YouTube kanalında</a> yayınlanan "Tuna ile Ofis Sohbetleri" s&ouml;yleşi serisinin d&ouml;rd&uuml;nc&uuml;s&uuml;ne Esen Akyar Karoğlu ve Zafer Karoğlu konuk oluyor. Cemal &Ccedil;obanoğlu'nun moderat&ouml;rl&uuml;ğ&uuml;n&uuml; yaptığı s&ouml;yleşinin diğer konuğu Tuna Ofis Satış &amp; Pazarlama B&ouml;l&uuml;m Başkanı ve Tuna Girsberger Genel M&uuml;d&uuml;r&uuml; Mehmet Arda.</p> <h3></h3> <h3>"Sorunu &Ccedil;&ouml;zen, Yine Sorunun Kendisi"</h3> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/tuna-ofis-sohbetleri/iglo-mimarlik/OmerliParkEvleri.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi">&Ouml;merli Park Evleri</span></p> <p>Cemal &Ccedil;obanoğlu'nun s&ouml;yleşinin başında İglo Mimarlık'ın nasıl kurulduğunu sorması &uuml;zerine, Esen Akyar Karoğlu, Zafer Karoğlu ile &ccedil;alıştıkları firmanın kapanması &uuml;zerine, bir s&uuml;re freelance &ccedil;alıştıklarını, daha sonra 2001 yılında İglo Mimarlık'ı kurduklarını s&ouml;yledi.</p> <p><iframe src="https://www.youtube.com/embed/wyB7q4aXiGI" width="730" height="540" frameborder="0"></iframe></p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/tuna-ofis-sohbetleri/iglo-mimarlik/PBlok.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi"><a href="http://www.arkitera.com/proje/3105/p-blok-produksiyon-studyosu" target="_blank">P Blok</a></span></p> <h3>Mimarlıkta Uzmanlaşma</h3> <p>&Ccedil;obanoğlu'nun end&uuml;striyel yapılar konusunda nasıl uzmanlaştıklarını sorması &uuml;zerine Zafer Karoğlu, İglo Mimarlık'ın kurulduğu yıllarda Fransız bir firmanın kendilerine iş fırsatı yarattığını, 4,5 ay gibi kısa bir s&uuml;rede projeye hayata ge&ccedil;irdiklerini s&ouml;yledi.</p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/tuna-ofis-sohbetleri/iglo-mimarlik/mecaplast.jpg.jpeg" /><br /><span class="fotograf-yazi"><a href="http://www.arkitera.com/proje/3102/mecaplast-fabrika-ve-yonetim-ofisleri" target="_blank">Mecaplast Fabrika ve Y&ouml;netim Ofisleri</a></span></p> <p>Sonraki d&ouml;nemde uzunca bir s&uuml;re benzer bir yapı deneyimi olmadığını, daha sonraki yıllarda T&uuml;rkiye'nin yabancı yatırımcının ilgisini &ccedil;ekmeye başladık&ccedil;a firmaların onlara başvurduğunu dile getirdi.</p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/tuna-ofis-sohbetleri/iglo-mimarlik/AnatoliaTiles.jpg.jpeg" /><br /><span class="fotograf-yazi">Anatolia Tiles</span></p> <p>Ge&ccedil;miş d&ouml;nemde T&uuml;rkiye'deki sanayicilerin fabrikaya "makinasını koruyan kabuk" olarak baktıklarını, T&uuml;rk sanayicisindeki vizyon değişiminin karşılarına yeni fırsatlar &ccedil;ıkarmaya başladığını, kamp&uuml;s boyutunda sanayi yapılarını yapmaya başladıklarını s&ouml;yledi.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/tuna-ofis-sohbetleri/iglo-mimarlik/ICIFabrikaveYonetimBinasi.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span style="font-size: 12px;">ICI Fabrika ve Y&ouml;netim Binası</span></p> <h3>Tuna, Ofis Konusunda Nasıl Uzmanlaştı?</h3> <p>Mehmet Arda'ya Tuna'nın ofis mobilyası konusunda nasıl uzmanlaştığını kısaca şu şekilde &ouml;zetledi:</p> <p>70'li yıllarda bankalar i&ccedil;in kiralık kasalar &uuml;rettiklerini, şirketin bankalar ile olan ilişkisinin &uuml;retimi etkilediğini, 80'li yıllara gelindiği zaman ofislerde ahşap kullanımın &ouml;n plana &ccedil;ıktığını bu değişime paralel olarak b&uuml;nyelerinde ahşap at&ouml;lyesi kurduklarını dile getirdi.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/tuna-ofis-sohbetleri/iglo-mimarlik/tunamasa.jpg.jpeg" border="0" /></p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/tuna-ofis-sohbetleri/iglo-mimarlik/tuna_calismaodasi.jpg.jpeg" /></p> <p>Bankalara ağırlıklı olarak m&uuml;d&uuml;r odalarında, &ccedil;alışma odalarında kullanılan &uuml;r&uuml;nler &uuml;retilmeye başladıklarını, bu &uuml;retim gamının gelişmesiyle beraber aynı zamanda &ouml;zel sekt&ouml;re de bu &uuml;r&uuml;nlerden verdiklerini s&ouml;yledi.&nbsp;</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/tuna-ofis-sohbetleri/iglo-mimarlik/tunaofis01.jpg.jpeg" border="0" /></p> <p><span class="fotograf-yazi">Origa (Tasarımcı:&nbsp;Ozan Sinan Tığlıoğlu)</span></p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/tuna-ofis-sohbetleri/iglo-mimarlik/tunaofis04.jpg.jpeg" width="730" height="500" style="border: 0px;" /></p> <p><span class="fotograf-yazi">DAMA (Tasarımcı:&nbsp;Ozan Sinan Tığlıoğlu)</span></p> <p><span class="fotograf-yazi"><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/soylesi02/tuna-ofis-sohbetleri/iglo-mimarlik/tunaofis02.jpg.jpeg" /></span></p> <p><span class="fotograf-yazi">Metis (Tasarımcı: Sezgin Aksu)</span></p> <h3>S&ouml;yleşinin tamamını aşağıdaki videodan izleyebilirsiniz:</h3> <p><iframe src="https://www.youtube.com/embed/FIV9l1IQRSM" width="730" height="540" frameborder="0"></iframe></p> <p><strong>Tuna Ofis:</strong>&nbsp;<a target="_blank" href="http://www.tunaofis.com/">http://www.tunaofis.com/</a></p> <p><strong>İglo Mimarlık:</strong>&nbsp;<a target="_blank" href="http://www.iglo.com.tr/">http://www.iglo.com.tr/</a></p> Thu, 02 Aug 2018 11:57:58 +03