+ Arkitera'nın gelişmiş özelliklerinden yararlanmak için lütfen giriş yapınız!
veya ile bağlan.

“Asıl Olan, Pavyonu Bizim İçin Anlamlı Kılacak Bir Yer Haline Dönüştürebilmek”

17 Ocak 2018, 16:25
  defa okundu.

Kerem Piker, Cansu Cürgen, Yelta Köm, Nizam Onur Sönmez, Yağız Söylev ve Erdem Tüzün'den oluşan küratöryel ekibin "Vardiya" olarak belirlediği tema çerçevesinde 16. Venedik Mimarlık Bienali Türkiye Pavyonu'na katılım için açık çağrı yakında sona eriyor.

“Asıl Olan, Pavyonu Bizim İçin Anlamlı Kılacak Bir Yer Haline Dönüştürebilmek”

Sergi dahilinde bu yıl dışarıdan müdahalelere, dönüşüme, tartışmaya açık serbest bir platform oluşturmayı hedefleyen ekip tüm dünyadan mimarlık öğrencilerini, 26 Mayıs – 25 Kasım 2018 tarihleri arasında vardiyalar halinde Türkiye Pavyonu'na katkı sağlamaya davet ediyor. Açık çağrı 2 Şubat'ta sona ermeden önce tüm bu vardiya sisteminin işleyişine ve sergiye dair merak ettiklerimizi küratör Kerem Piker'e yönelttik:

Bienalin küratörleri Yvonne Farrell and Shelley McNamara tarafından belirlenen "Freespace" teması ile Vardiya arasında kavramsal düzlemde nasıl bir ilişki kuruyorsunuz?

Bienalin bu yılki teması olan FreeSpace (SerbestMekân) kavramı bizim için bir sergi teması olmanın ötesinde bir anlam taşıyor. Aslına bakarsanız önerimizin temelinde Bienali daha ulaşılabilir kılmak, Türkiye Pavyonu’nu salt bir sergileme mekanının dışında bir iletişim ortamına dönüştürmek; bir buluşma, karşılaşma ve üretim mekânı olarak tarif etmek gibi bir motivasyon var. Açık çağrının en başında, yani ilk aşama seçimi için hazırladığımız başvuru metninde şöyle yazmıştık:

“2018 Türkiye pavyonu bir sergi mekânı olmanın ötesinde bir buluşma mekânı olmayı hedefliyor. Önerilen düzenleme tekil bir objenin kendini sergilediği bir düzeneğin tersine bu kez dağınık, kapsayıcı, değiştirilmeye/dönüştürülmeye açık, insanın temel ihtiyaçlarını gözeten bir mekân organizasyonu.”

Dolayısıyla bizim için vardiya bir yöntem; asıl olan pavyonu bizim için anlamlı kılacak bir yer haline dönüştürebilmek. Pavyonun kendisi serbest bir mekâna dönüşebilirse bu ilişkiyi kurmayı becerebilmiş olacağız.

“Kendi kültürel kodları ile ayrıştırıcı bir dille var olmaya çalışan bir temsil alanından ziyade bir tür birlikte düşünme alanı hayal ediyoruz.”


Vardiyayı nasıl yöneteceksiniz? Hazırladığınız atölyeler ve performansların bienal temasına yönelik belirli bir içeriği/çerçevesi var mı? 

Bunu açıklamak için henüz biraz erken; ancak diyebilirim ki bugün mimarlık dünyasında ne konuşuluyor ya da tartışılıyorsa, bu içeriklerin Vardiya programının içerisinde de kendisine yer bulması gerektiğini düşünüyoruz. Bunu pratik nedenlerden ötürü tam anlamıyla becerebilmenin olası olmadığının farkındayım; ancak yine de bu gayreti göstermeyi değerli buluyorum. Türkiye pavyonunu dünyadaki güncel mimarlık tartışmalarının içerisinde, bu tartışmaları sürdüren ve tartışmalardan öğrenirken kendi katkılarını da oluşturan bir düşünme alanı olarak hayal ediyoruz. Bu anlamda hayal ettiğimiz pavyon kendi kültürel kodları ile ayrıştırıcı bir dille var olmaya çalışan bir temsil alanından ziyade bir tür birlikte düşünme alanı.

Yardımcı küratörler bütün bu sürecin neresinde olacaklar?

Yardımcı küratörler ile iletişimi yürüttüğümüz sohbet odasının ilk adı “ekip”. Sonra bu kanal yerini başka bir kanala bıraktı; onun adı ise “meclis” idi. Meclis halen açık, hep de açık kalacak. Ancak konular arttığı için çoklu kanalları olan bir dijital iletişim platformu kullanıyoruz, bu bizim için birbirine paralel konuları aynı anda tartışmak ve geri dönüp takip etmek olanağı sağlıyor. Bu kanalların bazılarının isimleri “atölyeler” “açık çağrı” “ortaklıklar” “kitap” “random”. Sanırım bu yapı bir fikir veriyordur.

Katılımcıların/öğrencilerin zamanla oluşturacağı sergi içeriğinin, sizin kurguladığınız mekânı hangi seviyelerde değiştireceğini öngörüyorsunuz? Beklenmedik müdahalelere açık bir sergi kabuğunuz mu olacak yoksa her katılımcının yerleşeceği belirli/sabit nişler mi var?

Biz mekânı bir tür altyapı olarak kurguluyoruz. Bu altyapının farklı etnikliklere, buluşmalara, karşılaşmalara ön ayak olması, uyum sağlaması ve zaman zaman da bütün bunları tetikleyen bir karakterde olması için çabalıyoruz. Sürekli genişleyen ve ancak bienal bittiğinde tamamlanan bir sergi yapmak niyetindeyiz. Hem o hem öbürü diyebilirim; her katılımcının yerleşeceği belirli/sabit nişler içerisinde beklenmedik müdahalelere açık bir sergi planlıyoruz.

Lisans ve yüksek lisans öğrencilerinin başvurmasını istediğiniz bir katılım modeli var. Başvuru sırasında öğrencilerden neler bekliyorsunuz ve seçilme kriterleri nelerdir? Bu kriterlerin projenin doğasına dair de önemli bilgiler vereceğini düşünüyoruz.

Mimarlık Lisans ve yüksek lisans öğrencilerine yönelik olarak gerçekleştirdiğimiz açık çağrı, uluslararası bir çağrı niteliği taşıyor; dolayısıyla Türkiye’deki okullar ile denkliği olan dünyadaki bütün okullardan katılabilecek öğrencilerin başvurusunu bekliyoruz.

Çağrıya başvurmak çok kolay; dijital bir portfolyo ve kısa bir filmle başvurulabiliyor. Portfolyolar adayların mimarlık öğrenimleri boyunca hazırladıkları projelerin yanı sıra okul dışı öğrenme ortamlarında geliştirdikleri projeler, yarışma katılımları, atölye çalışmaları, eskizler, yazılar, kişisel üretimler gibi pek çok farklı üretimi içerebilir. Kısa filmin ise en az 30 saniye, en fazla 60 saniye uzunluğunda olması gibi bir şartımız var. Tekniği tamamen adayların tercihine bağlı, ancak içeriğinin “Bienal ne için var?”  “Bienal ne işe yarar?” “Bienal kimin için var?” sorularından en az birine ya da birkaçına yönelik olmasını bekliyoruz.

Adaylar hazırladıkları videoyu bir video paylaşım sitesine yüklemeliler (vimeo, youtube vb.). Yükledikleri videonun bağlantısı (linki) bir şifre ile ulaşılabilir olmalı. Portfolyoları ise inceleyebilmemiz için bir portfolyo paylaşım sitesine (issuu, behance vb.) yüklemelerini istiyoruz.

Adayların, portfolyo ve videoları yükledikten sonra, yükledikleri web sitelerinin bağlantılarını (linklerini) ve izleme için gerekli şifrelerini, katılım formunun eksiksiz olarak doldurulmuş, imzalanmış ve taranmış bir kopyasını [email protected] adresine 1 Şubat 2018 tarihinden önce e-posta ile iletmelerini bekliyoruz.

Daha detaylı bilgi için www.iksv.org web sitesini ziyaret edebilir, ilgili gelişmeleri Instagram ve Facebook üzerinden vardiya.online adresinden takip edebilirsiniz.

Reklam

Yorumlar
Yorum bırakmak için giriş yapmalısınız!


Henüz yorum yapılmamış!
Künye
Kişi: Kerem Piker
30 gün içinde en çok
Okunan Yorumlanan
İlgili Söyleşiler