+ Arkitera'nın gelişmiş özelliklerinden yararlanmak için lütfen giriş yapınız!
veya ile bağlan.

"Söz Konusu Kamusal Mekan Olunca Kadınlar Her Zaman Unutulur"

11 Ağustos 2016, 15:45
  defa okundu.

Doktora araştırması kapsamında Libya'da kadınların kamusal mekan kullanımını inceleyen Fathia Elmenghawi ile kent tarihi, kamusal mekan ve kadın üzerine keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

"Söz Konusu Kamusal Mekan Olunca Kadınlar Her Zaman Unutulur"

Rutgers Üniversitesi ve New Jersey Institute of Technology'nin Urban Systems isimli ortak doktora programında çalışmasını yürüten Fathia ile tez konusu dahilinde Müslüman Arap toplumunda kadının kamusal mekan kullanımındaki değişimi Libya örneği üzerinden konuştuk.

Zehra Betül Atasoy: Öncelikle kendinden biraz bahseder misin?

Fathia Elmenghawi: Libya'da Tripoli Üniversitesi'nde Mimarlık ve Kent Planlama Fakültesi'nde lisans eğitimi aldım. Ardından National Consulting Bureau (NCB)'da ve başka mimarlık ve mühendislik ofislerinde çalıştım, pek çok ulusal ve yerel projelerde yer aldım. 2004'te Liverpool Üniversitesi'nde yüksek lisansımı tamamladıktan sonra Tripoli Üniversitesi Mimarlık ve Kent Planlama Fakültesi'nde öğretim görevlisi olarak çalışmaya başladım. Daha sonra Libya hükümeti tarafından bir eğitim bursu alarak Rutgers Üniversitesi ve New Jersey Institute of Technology'nin Urban Systems isimli ortak doktora programında çalışmalarıma başladım. Haziran ayında "Kentsel Tasarımda ve Kadınların Kamusal Mekanı Kullanımında Değişimler: Tripoli Örneği, Libya 1835-2014" başlıklı tezimi sundum.

Yüksek lisans çalışmanda kadınların özel veya konut iç mekan kullanımı üzerine odaklandığını biliyorum. Bundan biraz bahseder misin?

Aslında yüksek lisans tezimin ana konusu Müslüman konutlarında mahremiyet ve bunun kadınlık ve kutsallık nosyonu ile ilişkisi idi. Bu mesele Müslüman kadınlarla ve onların mekanı-özellikle de konut içi mekanı- kullanımıyla yakından ilişkili, ben de özel alanda (konutta) kadının merkeziliği üzerine çalıştım. Aynı zamanda Müslüman kadınların, konutların geleneksel ve çağdaş tiplerinin kullanımına bağlı tercihlerini inceledim. Bu süreçte bazı tarihi kentlere baktım çünkü geleneksel konut iç mekanının farklı tiplerini çalışmak istiyordum. Geleneksel avlulu ev örneği için Tripoli'yi ele aldım, merkezi bir ortak mekan bulunduran konut örnekleri için yine Libya'da Ghadames'ı inceledim, avlusuz konutlar içinse Yemen'e odaklandım. Konut iç mekanların kadınlar tarafından nasıl kullanıldığını anlamaya çalıştım. Müslüman konutlarının çağdaş tipleri için öncelikle, konut tasarımında yer alan dönüşümü ve değişimi izledim ve sonuç olarak bunların yeni mimari formları ve planları ortaya çıkardığını keşfettim. Sonrasında bu yeni tiplerin sunduğu mahremiyeti ve bunların kadının ihtiyaçlarına uyup uymadığını araştırdım.

Doktora tezinin konusundan bahseder misin?

Genel anlamda kadının kamusal mekan kullanımı üzerine diyebilirim. Müslüman Arap kentlerindeki mekan üç aşamada kurulur: Özel mekan, yarı-kamusal mekan ve kamusal mekan. Yüksek lisans tezimden beri kadının saydığım mekanlardan ilk ikisini nasıl kullandığıyla ilgileniyordum, bir de kamusal mekan kullanımını araştırmak istedim. Tez önerimde kadının kamusal mekan kullanımını Orta Doğu ve Batı arasında karşılaştırma isteğimi sundum. Müslüman Arap dünyasında konunun somut karşılığını biliyordum ve aynı zamanda Batı literatürünü de okumuştum, birkaç benzerlik yakaladım. Batı toplumlarında kadının kamusal mekan kullanımı da sorunluydu. Dolayısıyla eğilimleri aynı mı ve nerede ayrışıyor buna bakmak istedim. Prof. Zeynep Çelik, bir doğu-batı karşılaştırmasından veya Batı'yı örnek olarak belirlememden pek memnun olmadı. Yorumları benim için çok değerli oldu çünkü araştırmamı sınırladı ki bu benim gibi uzun bir dönemi ele alan bir araştırmacı için oldukça faydalı oldu. Konunun sınırlandırılması Müslüman Arap bağlamına odaklanmamı sağladı, böylece örnek inceleme için Tripoli'yi seçtim. Ayrıca önerisi beni, araştırma sürecinde kaybolmama neden olacak büyük bir iş yükünden kurtardı.

Bir sonraki adım konuyu nasıl ele alacağımdı. Sadece Libyalı kadınların günümüzdeki kamusal mekan kullanımlarını incelemek benim açımdan çok çekici değildi. Başlangıçta çok daha ilginç gelmişti. Şu an Libyalı kadınları kamusal mekanın her yerinde görüyorum ama bu ne zaman gerçekleşmeye başlamıştı? Kadınların bu tür mekanları kullanmasını etkileyen ana faktörler neydi? Kent dokusundaki değişimlerin ve kentte yeni açık kamusal mekanların üretilmesinin kadınların görünürlüğünü arttırıp arttırmadığını merak ettim.

"Tripoli'de kadının statüsündeki değişim ve kamusal mekandaki görünürlüğünün arttığı gözlemlenmeye başlıyor."


Yani kadının kamusal mekan kullanımının değişimini incelemek istedin.

Evet, değişime bakmak istedim. Annemin kendi deneyimine göre 1960'lara kadar Tripoli'de kadınlar eve oldukça bağlıydı. Ancak kadının statüsündeki değişim ve kamusal mekandaki görünürlüğünün arttığı gözlenmeye başlıyor. Çocukluğum ve gençliğim boyunca annemin yaşam tarzındaki değişimi gelişen eğilimler doğrultusunda gözlemleyebildim. Öncelikle, oldukça dışarıya kapalıydı, daha sonra akşam kurslarına katılarak eğitimini devam ettirdi ve öğretmen oldu. Daha sonra topluma karıştı. Bütün bunlar benim için çok ilginçti ve Libyalı kadınların yaşam tarzlarındaki değişimi ve kadının kamusal mekandaki görünürlüğünün neden 1950'lerin sonunda artmaya başladığını araştırmama vesile oldu.

Aslında deneyimlerin ve gözlemlerin nedeniyle böyle bir konuya ilgi duyduğunu söyleyebilir miyiz?

Evet, ancak tabii ki belli bir ölçüde. Mimarım, ayrıca şehir planlama üzerine de çalıştım. Kısacası kentsel mekan ve mimari doku her zaman ilgi alanımdı. Ayrıca ben bir kadınım, kadınların kentsel mekanları kullanımı da ilgimi çekiyor. Bir yerleşim ve bir zaman aralığı gerekiyordu araştırma konum için. Böylece Akdeniz'in en önemli antik kentlerinden biri olan Tripoli benim için mükemmel bir saha araştırması oldu. Tripoli, bir Fenikeli çarşısı olarak kurulmasından beri beş yüzyıldan fazla süredir istilacılar ve fetihçiler tarafından şekillendirilmişti; Romalılar, barbarlar, Bizanslılar, Müslümanlar, İspanyollar, Osmanlılar ve İtalyanlar. Her biri kente kendi imzasını bırakmış. Tripoli sömürge bir kentti fakat sömürgecilik deneyimi Fransız veya İngiliz sömürgelerinden farklı. Bu yüzden konu benim için daha ilgi çekici hale geldi.

Kadınların kamusal mekan kullanımının değişimiyle kentte yaşanan değişimleri birbirine bağlamak istedim. Örneğin kadınlar dışarı çıktığında kentte bir şey değişiyor muydu? Böylece, zaman aralığı olarak nereden başlayacağımı ve nerede duracağımı düşünmeye başladım. Öncelikle, İtalyan sömürgeciliğiyle başlamayı düşündüm. Sömürge sürecinde kadın eve kapalıydı fakat bunun en önemli nedenlerinden biri sömürgeciliğin kendisiydi çünkü Arap ve Müslüman toplumlar kadını sömürgecilerden korumak isterlerdi. Bir de Osmanlı dönemine bakayım dedim. Osmanlılar da sömürgeciler gibi düşünülebilirdi fakat Libyalılar İspanyol istilasından kurtulmak için desteklerini istemişlerdi dolayısıyla başlangıçta sömürgeciden çok kurtarıcı olarak görülüyorlardı.

"Tanzimat dönemiyle birlikte kadınlar Libya'da kamusal mekanı kullanmaya başladı"


Osmanlı hakimiyeti ne zaman başladı?

1551'de. Ben de Osmanlılar'dan başladım çünkü bu dönem dahilinde hala çağdaş dokuda izleri süren fiziksel değişimler yakalanabilirdi. Fakat Osmanlılar Tripoli'de 350 yıl hüküm sürdü ki bu uzun bir süre. Bu yüzden, kenti çarpıcı biçimde etkilemiş olan Tanzimat dönemiyle sınırlamaya karar verdim. Modernite meselesiyle kentin değişimlerini bağlayabileceğimi düşündüm. Böylece ikinci Osmanlı rejiminin başladığı ve Osmanlı döneminde Tanzimat'ın başladığı yıllar olan 1835'i seçtim. Osmanlılar İspanya sömürgeciliğinden kurtulmaları için Tripoli'deki Müslümanlara önderlik etmek üzere gelmişler ve Libya 1551'de Osmanlı İmparatorluğu'nun bir parçası olmuştu. Tripoli Levant'tan biraz uzak, çeperde bir bölgeydi. Bu nedenle imparatorluğun başkentindeki Osmanlılar'ın kentte temel bir etkisi olmamış. Türk-Libyalı bir aile olan Karamanlı Ailesi bu durumun avantajını kullanarak Bab-ı Ali'den ayrıldı. Karamanlılar Tripoli'de 1771-1835 yıllarında otonom bir rejim kurdu. Refahın sağlandığı bir dönemdi çünkü pek çok yeni yapı inşa edilmişti, kalenin restorasyonu gerçekleşmişti. Bununla birlikte ailenin hükümdarlığı kötüye gitmeye başladı, korsanlık yapmaya başladılar. Avrupalılar Karamanlı rejiminden rahatsızdı.Tabii ki Osmanlı İmparatorluğu da bu bölgedeki itibarını zedelemek istemiyordu. Böylece Osmanlılar 1835'te Tripoli'yi geri aldılar ve Karamanlılar'ın hükümdarlığı sona erdi. Bu dönemde Libya Sultan Abdülmecit tarafından yönetilen bir bölge oldu. Bu sebeple bu dönemi, Tanzimat'tan 4 yıl önce olsa da II. Osmanlı Hükümdarlığı olarak adlandırıyoruz. Araştırmama bu tarihsel dönemle başladım. Bu dönemde kadınların kamusal mekanı kullanmasına dair belirli bilgiler olmamasına rağmen araştırma sürecimde II. Osmanlı Dönemi'nde bir paşanın eşi tarafından bir kadın organizasyonunun kurulduğunu öğrendim. Tanzimat reformları dahilinde kadınların daha etkin olması ve eğitim almalarının desteklenmesi düşünülüyordu. Kadınlar kamusal mekanı kullanmaya başladılar.

Diğer bir konu ise, bu dönemde Libya nüfusunun kompleks etnik kompozisyonuydu. Yahudiler ve Avrupalılar -çoğunlukla Maltalı ve Yunan nüfus bulunuyordu- etnik kompozisyonun birer parçasıydı. Çünkü Tripoli Akdeniz'de tüm Avrupalıların geldiği bir liman kenti. Tabii ki Müslüman Araplar ve Osmanlılar da bulunuyordu. Yahudi meselesi ayrıca ilginçtir. Tarihi kentte yaşıyorlardı ve Müslüman geleneklerinden etkilenmişlerdi. Örneğin Yahudi kadınlar Müslümanlarla aynı kıyafetleri giyiyorlardı; sosyal ve dini geleneklerinde olmamasına rağmen eve kapanmışlardı. Müslümanlardan önce görünür olabildiler çünkü yerlilerin geleneklerinden ve yerleşimlerinden ayırılarak İtalyanları ve Avrupalıları takip etmek istediler. Ben de bu çeşit tarihi kesitleri ve sosyal gerilimleri bulmaya başladım.

"Kadının sosyo-kültürel sınırlamalardan nasıl sıyrıldığı araştırma sorularımdan biri."


Çalışman II. Osmanlı hakimiyeti ile başlıyor, bu dönemden sonra İtalyanların egemenliği geliyor ve sonunda Kaddafi dönemi...

Kaddafi'den önce 1951-1969 yıllarında Libya Monarşisinin yaşandığı bir bağımsızlık dönemi var, bundan sonra Kaddafi rejimi başladı. Kentin tarihi baya ilgimi çekti, aynı zamanda geçmişi de araştırmak istiyordum. Ayrıca tarihsel perspektiften bakmak istedim günümüzü anlamlandırmak için. Fakat bugün neler yaşandığı daha çok ilgimi çekiyor çünkü kent çarpıcı şekilde değişti, özellikle de kıyı bölgesi. Büyük ölçekli bir park ve geniş bir gezinti alanı açıldı. Libyalı kadınlar sık sık böyle kamusal mekanlara gitmeye başladılar. Gözlemlemek ve bu mekanların mevcutta nasıl kullanıldığını görmek istedim. Bu benim çalışmamın güncel kısmını oluşturuyor. Kadının kamusal mekan kullanımkararlarını şekillendirmede dinin ve geleneklerin oynadığı rolü araştırmak istedim. Bu iki faktör hiç değişmedi ama kadının kamusal mekan kullanımı çarpıcı biçimde değişti. Kadının sosyo-kültürel sınırlamalardan nasıl sıyrıldığı araştırma sorularımdan biri.


Tripoli sahili, 1920-2010


Sahildeki yeni gezinti yolu

Tarihe bakış açından ve araştırma gündeminde tarihin nasıl bir yer tuttuğundan bahsettin. Sen kendini nasıl tanımlıyorsun; mimar mı, tarihçi mi yoksa sosyal bilimci mi?

Güzel bir soru. "Mimarım" diyemem. Aynı zamanda kendimi sosyal bilimci veya tarihçi olarak da tanımlamıyorum çünkü bu iki alan için çok nitelikli olmanız gerekiyor. Ben bir kent araştırmacısıyım ve kentsel yerleşimlerde olup biten bir olgu üzerine çalışma yürütüyorum. Bir kent tarihçisi tarihte bir dönem seçer ve onu çalışır oysaki kentsel araştırmacılar bir zaman çerçevesiyle kendilerini sınırlamak durumunda değiller.

"Aynı toplumsal bağlamdan gelen bir kadın olmak bir mimar olmaktan çok daha faydalıydı."


Kentsel araştırmacılar farklı metodolojiler konusunda bilgi sahibi olmalı mı? Örneğin mimar olman senin için faydalı mı?

Tabii ki. Kentsel yerleşimi, kentsel olguyu, kentlerdeki değişimi anlamak için planlama ve kentsel vizyonları kavrayan bir mimar olman gerekir. Yine de benim için aynı toplumsal bağlamdan gelen bir kadın olmak bir mimar olmaktan çok daha faydalıydı. Mimar olmam kenti anlamamda faydalı oldu fakat Libyalı bir kadın araştırmacı olmam bilgi toplamamda daha çok yardım etti. Bir erkeğin benim konumu çalıştığını düşünün, kadınlardan bilgi alması ve röportaj için kamusal mekanda görüşmesi çok zor olurdu.

Alan araştırmandan konuşalım biraz da. Saha çalışmana nasıl hazırlandın? Ne kadar sürdü? Bu süreçte sıkıntılarla karşılaştın mı?

Kentte yaşanan değişimleri anlatmıştım. Büyük park benim için güzel bir alandı çünkü kente yeni eklemlendi ve kadınlar bu mekanı kullanıyor. Diğer bir alan ise Martyr Meydanı'ydı. Burası kentin tarihi meydanı ve eski kenti, 1920-30'larda İtalyanlar tarafından inşa edilen Avrupa mahalleleriyle bağlıyor. Osmanlı döneminde meydan bir açık pazar olarak kullanılmış. Daha sonra İtalyanlar alanı yeniden düzenleyerek kolonyal normlar dahilinde bir kamusal mekana çeviriyorlar.

Yani kentte İtalyanlar varlığını tescilliyor, öyle mi?

Evet, amaçları yeni Avrupa kentini tarihi kentten ayırmaktı. Bu tampon bölgeyi belirleyerek tarihi kenti bir zemin olarak kullanıyorlar. Tarihi kale ve kapılar meydan boyunca yayılıyor. Bundan sonra meydan önemli bir mekan haline geliyor. Her iktidar gücünü meydanda temsil ediyor. Bu yüzden burayı alan araştırmam için seçtim. Diğer araştırma alanı ise atıl halde olan bir kıyı bandı. Kamusal mekan çok geniş bir kavram; sokakları, parkları, kafeleri hatta okulları kapsıyor. Yani araştırmamın tarihsel bölümü için kamusal mekanı genel olarak inceledim. Fakat güncel bölümde üç alan araştırması ile açık kamusal mekanlara odaklanmak istedim.

Yani alan araştırmaların parkı, meydanı ve kıyı bandını kapsıyor.

Evet, bu alanları seçmemin sebeplerinden biri de birbirlerine yakınlıkları. Meydan parkla bağlantılı ve yeni otoyolla kesişseniz bile kıyı bandına ulaşabiliyorsunuz. Bu yakınlık, gözlem sürecim ve röportajlarım sırasında bana çok yardımcı oldu. Çoğu alan gözlemlerimi aynı gün üç mekanı da gezerek gerçekleştirdim. Bu aynı zamanda farklılıkları da görmemi sağladı. Başlangıçta alanlara gidiyordum ve gözlem yapıyordum. Gözlem yaparken aynı zamanda kadın görüşmecilerle röportaj yapıyordum. Mekanı değişik veya farklı biçimde kullanan bir kadın veya kadın grubu gördüğümde görüşmeler yapıyordum. Örneğin "Bu kadın neden burada oturuyor?" "Ayakta durmak yerine oturmasını sağlayan şey ne?" veya pazara gittiğinin göstergesi olarak çanta taşıyan kadınlar neden parkta oturuyor? 18 yaş üstünde farklı yaştaki kadınlarla görüşmeler yaptım. Aynı zamanda bir de anket hazırladım. Her kadın bu konuları konuşmaya hevesli değildi. Ben de bir anket hazırlamanın iyi olacağını düşündüm, eğer rahat konuşamıyorlarsa en azından anketi doldurabilirlerdi. Anket iki sayfaydı, çok uzun tutmak istemedim. 60 civarında kadın anketi cevapladı, 45 kadınla da yüz yüze görüşmeler yaptım.

"Gezinti bölgelerindeki spor aletleri erkekler düşünülerek konulmuş olabilir fakat kadınların bu aletlerde egzersiz yaptıklarını gözlemledim."


Gözlem sürecin nasıldı?

Gözlemler için günün farklı zamanlarını seçtim. Sabah 6.30'dan gece 12:00'ye kadar farklı zamanlarda, haftanın farklı günlerinde ziyaret ettim hatta farklı hava koşullarını bile değerlendirdim. Mesela yağmurlu zamanlarda gidip aktiviteleri incelemek istedim. Çünkü çok geniş bir alan, mekanı bölgeler (zonlar) halinde gösteren bir haritam vardı. Martyr Meydanı'nı nirengi noktalarına göre üç bölgeye ayırdım. İlki "çeşme bölgesi" dediğimiz alan. Bu, merdivenli bir platformda yer alan tarihi bir İtalyan çeşmesi. Bazıları bu alanı oturma alanı olarak da kullanıyor. İkinci bölge tarihi kalenin önünü, üçüncü bölge ise parka yakın bir alanı tarifliyor. Kadınlar meydandan parka bu bölgeden geçerek gidiyor. Parkı da tasarım şemalarına göre altı bölgeye ayırdım. Park, organik bir alan ile asfaltlanmış başka bir alandan oluşuyor. Merkezinde büyük bir çeşme ve çocuk oyun alanları bulunuyor. Böylece parkı tasarım elemanlarına göre bölgelemiş oldum. Gezinti için kullanılan uzun şeridi de bölümlere ayırdım. Bölgeleme en azından gözlemlerimi nerede yapacağımı belirledi ve bölgelerde olağan veya genel şeyleri algılamamı kolaylaştırdı.


Park alanındaki gözlem bölgeleri


Kıyıdaki gözlem bölgeleri

Örneğin bazı spor aletleri gezinti alanı bölgelerinden birinde yer alıyor. Bu aletler erkekler düşünülerek konulmuş olabilir fakat şaşırtıcı biçimde alana gerçekleştirdiğim iki ziyaretimde kadınları bu aletlerde egzersiz yaparken gördüm. Otoyoldan çok uzak bir konumda bulunmadığı için kadınların bu aletleri kullanmayacağını düşünmüştüm, çünkü röportaj yaptığım çoğu kadın egzersiz yapmayı sevdiklerini fakat açık alanda yapmak istemediklerini söylemişlerdi.

Orada bir at eğitimi kulübü var 2000'lerin başından beri yenileniyordu ve çocuk oyun alanları, dinlenme mekanlarıyla dev bir kamusal mekana dönüştürüldü. Aynı zamanda kadınlar ve erkekler için ayrılmış egzersiz ekipmanları da tamir edildi. Kadınların ve erkeklerin yürüyüş yapabileceği ayrı parkurlar oluşturuldu. Kadınlar oraya gitmeyi tercih ediyor çünkü orası kapalı, ayrışmış bir mekan. Açık alanda spor aletlerini kullanan kadınların hikayesine geri dönersek, bir gün gözlem yaptığım sırada iki kadının egzersiz yaptığını gördüm. 40 yaşlarında iki kız kardeşti. Onlarla röportaj yaptım. Kapalı mekanı kullanmak üzere geri döndüler fakat ısınmak için açık alandaki egzersiz mekanına gidiyorlar. Sabahın erken saatleri olduğu için civarda pek insan yoktu. Aynı zamanda oraya yakın oturuyorlar, bu yüzden bu mekanı tercih ediyorlar, ısınmak için egzersizlerini burada yapıp ardından kulübe ve parkura gidiyorlar. Kısaca kadınlar bu aletleri kullanmaya başladı. Aynı zamanda hamile kadınları da açık alanda yürüyüş yaparken gördüm. Çoğunlukla parklarda hamile kadın görmezdim. Fakat onları açık alanda görmemin sebebi uzun bir yaya yolu bulunması ve kalabalık olmaması. Yani bu tip şeyleri yakalamaya çalıştım. Koşmak veya egzersiz yapmak için açık alana veya kulübe gidiyorlar. Eğer yanlarında çocuklar varsa çok fazla imkan olduğu için parkları tercih ediyorlar. Çiftler parkın içindeki tek bir alana ve kıyıdaki bazı mekanlara gidiyorlar fakat kıyıyı daha az tercih ediyorlar çünkü daha göz önünde bir alan. Meydan bir açık mekan, tamamen asfaltla kaplı, oturma alanı bulunmuyor. Kadınlar burayı bir mekandan diğerine geçerken, sirkülasyon alanı olarak kullanıyor çünkü tarihi kent merkezini İtalyan mahallelerindeki mağazalara bağlıyor. Bununla birlikte devrimden sonra 2012'de meydanda güvercinler için tahıllar atılmaya başladı ve böylece kuşlar meydanı doldurmaya başladı. Kadınlar burada durarak kuşları izleyip vakit geçirmeye başladılar. Kısacası bir şey kadınların burada durmasını sağladı ve bu mekanı sadece bir geçiş alanı olarak kullanmayı bıraktılar.


2012'de Martyrs Meydanı

Röportajların konusunda bize bilgi verir misin? Bazı sorular hazırladın fakat kadınlarla görüşmeye başladığında bu sorularını aldığın yanıtlar doğrultusunda revize ettin sanırım, değil mi?

Evet, çünkü yarı yapılandırılmış görüşmeler yaptım. Sorulara odaklanmaya çalıştım fakat konumla ilgili ilginç bir şeyden bahsetmeye başladıklarında o konuyu da açtım. Temel olarak üç sorum vardı; "Kadınların parka gitmesinin nedeni ne?", "Kiminle gidiyorlar?" ve "Ne giyiyorlar?". Bunların cevaplarını salt gözlemlerimden elde etmem mümkün değildi. Bazen belli, gözlemlenen aktiviteler için gizli cevaplar oluyor. Mesela gözlem yaptığım sırada "kadın oturuyordu" şeklinde not alıyorum ama çoğu kadın bana alışveriş yaptıklarını ve bu alanı dinlenmek için kullandıklarını söyledi. Kısacası oturmak başka bir aktivite. Bu yüzden röportajlar bana detaylı bilgi sağladı. Aynı zamanda giyinme biçimleriyle ilgili de detaylı bilgi alabildim. Tabii ki çoğunluk İslami giyimi benimsiyor fakat hepsinin farklı bir tarzı var. Bazıları oldukça bol kıyafetler giyerken bazıları ise dar pantolonlar ve rengarenk giysileri tercih ediyor. Giyinişin ardındaki soru; gittikleri kamusal mekana göre kıyafetlerini değiştirip değiştirmedikleriydi. Tabii ki bu da anket sorularımın arasında vardı fakat görüşmelerde çok daha derinlikli cevaplar aldım. "Kamusal mekana kiminle gittikleri" sorusunun yanıtını da yine sadece gözlemlerden çıkaramazdım. Örneğin bazen kadınları yalnız otururken görsem de kocaları civardaki başka bir alanda çocuklarıyla oynuyor oluyordu. Kadınlarla görüştüğüm sırada yalnız kalmayı tercih edip etmediklerini görmüş oldum. Kadınların kamusal mekan kullanımını kısıtlayan faktörlerle bağlantı kurmak açısından bu sorulara odaklandım çünkü erkek eşliğinde bu mekanlarda bulunmak veya giyim biçimi, dini ve geleneksel olarak dayatılmış önemli konular.

Arşiv araştırmandan da biraz bahseder misin?

Osmanlı ve İtalya dönemleri için Tripoli'deki devlet arşivinden yararlandım, burada tarihi dokümanlar ve mahkeme kayıtları yer alıyor. Çok zengin bir arşiv. Kadınların dava dosyalarında yer alıp almadığına ve nasıl temsil edildiklerine baktım. Kendilerini mi savunmuşlar yoksa başkaları tarafından mı temsil edilmişler? Bunun sonucunda kadınların kendilerini temsil ettiklerini keşfettim. Mahkemeye geliyor ve mesela onu bırakan kocasından şikayetçi oluyor. 19. yüzyılda bu çığır açan bir olaydı.

Mahkeme kayıtlarına bakmaya nasıl karar verdin? En erişilebilir kaynak onlar mıydı?

Dava dosyalarından başka süreli yayınları da inceledim. Bazıları geç Osmanlı döneminde yayınlanmaya başlamış. Ayrıca bağımsızlık döneminde yayınlanan yayınlara da baktım. Aynı zamanda Türkiye ve İtalya'da da pek çok arşiv materyali var. Ancak bursum gezi masraflarını karşılamadığı için Tripoli ile sınırlamak durumunda kaldım. İtalyan sömürgesi döneminde çıkan yayınlar arasında iki yayın keşfettim: Biri Tripolitana isimli bir İtalyan yayınıydı. İlginç biçimde derginin kapaklarının yüzde 60'ı kadın imajlarıyla doluydu. Libyalı kadınlar değillerdi, Avrupalı olabilirler fakat geleneksel Libya kıyafetleri içindeler. Tabii oryantalist vizyonun bir parçası olan sömürgeciler, sömürge ülkede kadının temsiline odaklanmak istemişler. Neler olduğunun farklında olduklarını ve kadınların yaşamına karışabileceklerini ve onları dergilerde sergileyebileceklerini göstermek istemişler. 1950'lerin kadın dergilerine de odaklandım çünkü bu dönemde 3-4 dergi yayınlanmaya başlamış. Aynı zamanda başka süreli yayınlar da var; kadın dergisi olmasa da mesela her sayının 2-3 sayfasında mutlaka kadın seçkisine yer veren Modern Libya adında bir dergi de var. Bu yayın ülkedeki sosyal ve ekonomik değişimleri anlatıyor, kenti ve yaşayanları nasıl etkileyeceğinin yolunu gösteriyor. Yayınlar bana çok iyi bilgi verdi. Tabii ki tarihi haritalara ve kentin master planlarına da baktım. Sadece Tripoli merkezine ve bahsettiğim üç mekana odaklandım. Orada ve çevresinde neler oldu? Tamamen kent ve kadın üzerine olan makaleleri inceledim.

"Parkları veya yürüyüş parkurunu tasarlarken kadını belirleyici bir kullanıcı kategorisi olarak ele almamışlar."


Doktoranı tamamladıktan sonra planların neler? Mesela çalışmanı bir kitaba dönüştürmeyi düşünüyor musun?

İki makale yayınlamayı planlıyorum. Biri kent tarihine odaklanacak, diğeri ise kamusal mekanda kadın üzerine olacak. Ayrıca Libya hükümetinden burs aldığım için Tripoli Üniversitesi Kentsel Planlama ve Mimarlık Fakültesi'nde dönüp eğitim vermeye başlayacağım. Branş olarak, yeterince çalışılmadığını düşündüğüm kadın ve çevre konusuna odaklanmayı düşünüyorum. Çünkü her zaman modern mimarlığı ve onun kullanıcısını konuşuruz.

Önemli bir noktayı anlatmayı atladım. Röportajlarımı kamusal mekanı kullananlar ve belediyedeki Libyalı mimarlar ve plancılar olmak üzere ikiye ayırdım. Üç erkek ve iki kadın görüşmecim vardı. Parkların ve yürüyüş bandının tasarım ekibinde yer alan kadın mimarlara tasarım sürecinde kadınların düşünülüp düşülmediğini sorduğumda "hayır, kullanıcıların cinsiyetini veya aile olup olmamalarını dikkate almadık" cevabını adım. Yani aslında kadını belirleyici bir kullanıcı kategorisi olarak ele almamışlar.

Kullanıcıları sadece erkekmiş gibi mi kabul etmişler?

Evet, bu durum kültürün hatta dilin bir parçası. Konu kamusal mekan olunca kadınlar her zaman unutulur. Bilinçaltları kadınların dışarı çıkmayacağını söyler. Onlara göre nasılsa çoğu kadın ailesiyle veya çocuklarıyla gezer. Yani çocukları için oyun alanları veya aileler için özel alanlar sunmak yeterli. Peki, farkındalık neden yükseltilmesin? Bu nedenle birincil planım mimarlık fakültesinde kadın ve çevre üzerine odaklanmak.

Çok teşekkürler...

Reklam

Yorumlar
Yorum bırakmak için giriş yapmalısınız!


Henüz yorum yapılmamış!
Künye
30 gün içinde en çok
Okunan Yorumlanan
İlgili Söyleşiler