+ Arkitera'nın gelişmiş özelliklerinden yararlanmak için lütfen giriş yapınız!
veya ile bağlan.

Depremde Şehir, Çaresizlik İçinde Depresyona Giriyor

23 Ekim 2014, 08:50
  defa okundu.

Van Depremi'nin üzerinden geçen 3 yıl, bugünü, mekansal yetersizliklerin, yapılmayanların ve yapılması gerekenlerin tartışıldığı platformlara elverişli kılmalı düşüncesiyle TMMOB Mimarlar Odası Van Şubesi Başkanı Ünsal Keser'e sorularımızı yönelttik.

Depremde Şehir, Çaresizlik İçinde Depresyona Giriyor

Arkitera: Deprem riskinden çoğunlukla yeni inşa edilen binalarla kurtulunacağı düşünülüyor. Oysa depremde alınan hasarlar ciddi bir kentleşme sorunu olduğunu da ortaya koyuyor. Depremden sonra Van'da uzun vadeli mekansal müdahaleler için nasıl önlemler alındı?

Ünsal Keser: Van tarihinin en büyük felaketini geçtiğimiz yılarda 2 büyük deprem ile yaşadı. Oluşan depremin yüzeye yakınlığından kaynaklı yeryüzünde oluşturduğu kuvvet çok büyüktü.

Bu olağan üstü doğa olayına Van hiç hem de hiç hazır değildi. Felaket anında yapılması gerekenler toplanma bölgeleri ilk yardım sivil savunma hiç kimse ne yapacağını bilemiyordu şehir deprem in etkisinden çok depremden sonra ne yapılacağının bilememesinden kaynaklanan fiziki ve psikolojik acıdan çöktüktü yaşadı.

Bu büyük felaketten sora şehirde bir belirsizlik hakim hale geldi. Şehir boşaldı. Şehirden başka illere göçler başladı. Devletin hasar tespiti yapmaya başlaması ve sonuçları tam bir fiyasko idi. O dönemde afat da çalışanlardan bir kaçı hasarlı binalara hasarsız yâda orta hasarlı olarak rapor düzenlediklerinden dolayı gözaltına alındı.Orta hasarlı tespiti yapılan yapılarda bugüne kadar güçlendirilmedi ve hala insanlar bu yapıları kullanmaktadır.

Van'da deprem öncesi mühendislik ve mimarlık hizmeti alarak 2007 Deprem Yönetmeliği'ne uygun inşa edilen yapılarının hiç biri deprem esnasında göçmemiş ve can kaybı yaşatmamıştır. Van'ıın Türkiye içindeki ekonomik yeri ve yapı başına düşen teknik eleman sayısı göz önüne alınırsak Van bu açıdan başarılıdır.

Deprem sonrasında yönetmeliklere uygun yapılan yapılar yaşanacak herhangi bir depreme gerekli dayanımı gösterecektir bundan kuşkumuz yoktur. Fakat sorun bununla bitmemektedir. Depremde sadece insanların binaları hasar almıyor insanların psikolojileri de hasar alıyor koca bir şehir çaresizlik içinde depresyona giriyor.

"Resmi rakamlar göre 600 gayri resmi rakamlara göre 2500 vatandaşımız hayatını kaybetmiştir"

Ancak sağlan yapılaşma ve sağlam şehirleşme bu kaos ve yıkılmışlığın oluşmamasını önleyebilir.

Biz şimdiye kadar şehirlerimiz, daha çok rant nasıl elde edilebilir mantığı ile insaa etmişiz ve kanun kural yönetmeliklerden nasıl aÇık bulur nasıl daha fazla emsalli binalar yaparız diye bakmışız ucuza mal et pahalıya sat mantığını gütmüşüz bunun yanında zayıf bir denetim mekanizması ve zayıf malzeme ve yetersiz bilgide eklenince sonuç ortadadır. Resmi rakamlar göre 600 gayri resmi rakamlara göre 2500 vatandaşımız hayatını kaybetmiştir.

Depremden sonra mekansal olarak uzun vadeli yapılmaya çalışılan müdahalelerin en büyüğü Van şehir planlarının yeninden yapılması olmuştur.

Şehir planları her şehirde yapılan uygulamalardan biraz farklı olarak Van için çevre ve şehircilik bakanlığı tarafından hazırlatılmıştır.

Yeni den hazırlanmaya çalışılan bu planda bir fiyasko yaşanmış ilk anlaşılan plan müellifinin hazırladığı planlar gerekçesi bizler tarafından bilinmeyen bir nedenden iptal edilmiş ve yeni bir müellifle anlaşılarak yeniden hazırlatılmıştır. Geçen sene bakanlık tarafından resen onaylanarak yürürlüğe girmiştir.

Planın geneline oldukça çok sayıda itiraz bulunmaktadır. Planların katılımcılık ilkesi gözetilmeden anketler bilimsel veriler göz önünde bulundurulmadan masa başında hazırlandığı kimileri tarafından söylenmektedir.

Bizimde mimarlar odası Van şubesi olarak eleştirdiğimiz ve tavsiyede bulunduğumuz hemen hemen hiçbir konu dikkate alınmamış ve görüşlerimize başvurulmamıştır.

Bu anlamıyla uzun vadede mekânsal müdahaleler için alınan önlemler sorunlu ve yetersizdir.

Afet sonrasında derme çatma yöntemlerle yerleşim alanları oluşuyor, belli süre sonunda yıkılmak zorunda alan bu alanlarda büyük bir mağduriyet yaşanıyor. Van'da çadır kentlerde yaşayan halkın kente entegrasyonu için ne gibi yöntemler uygulandı?

Bu konudan nasıl bahsedilebilir inanın bilmiyorum bir entegrasyon yöntemi düşünülmelidir. Sanırım bu bahsettiğimiz konu Van için uzak bir ihtimal çünkü hala konteynır kentte yaşamını sürdürmeye çalışan insanlar var ve geçen kış bu insanların elektrik , suyu kesilerek başınızın çaresine bakın dedindi. Toplumsal bir baskı sonucu valilik 6 aylığına kira yardımı yapmayı kabul etti ise de vatandaşlar bunu kabul etmeyip kalıcı bir çözüm istediklerini söyleyerek konteynır kenti terk etmeyerek açlık grevi eylemi yaptılar. Sanırım hala kalıcı bir çözüm bulunmadı.

"Afet Yasasının Van'a hiçbir etkisi olmamıştır. Çünkü Van'da afet ilan edilmemiştir!"

Peki afet sonrasında geçici barınma üniteleri olarak farklı tasarımların ortaya konması mümkün mü?

Afet sonrasında yaşanan ciddi bir kaos yaşanıyor kimin neye kime güveneceği ne yapılacağı belli olmuyor bu anlamda alternatif barınma üniteleri geliştirmek ve onları seri üretime almak çok mümkün olmuyor. Her bölgenin ve şehrin kendine göre bir iklimi ve hava sıcaklığı koşulları var bu şartlar ve koşular göz önünde bulundurularak deprem olmadan önce bu tarz çalışmalar yapılmalı nerede ve nasıl inşa edileceği bilinirse çok faydalı olacağını düşünüyorum. Çünkü Van'da depremden sonra geçici olarak barınma sorununu çözmek üzere kullanılan Mevlana Evleri, Van koşulları için yeterince ısı yalıtımı düşünülmeden tasarlandığından kış aylarının zorlu şartlarında yoğurmaya maruz kalmış ve kullanılmamıştır.

2011'de aynı zamanda Afet Yasası da onaylandı. Yasanın kentin yeniden gelişiminde etkin bir rolü oldu mu? Olduysa nasıl?

Afet Yasasının Van'a hiçbir etkisi olmamıştır. Çünkü Van'da afet ilan edilmemiştir. Hepimizin beklentileri şehirde yaşanan depremden sonra afet ilan edilmesi ve talebimizde bu olmasına rağmen şehirde afet ilan edilmemiştir.

Afet riski altındaki alanların dönüştürülmesine ait yasanın onaylanmış olmasının da vana bir katkısı şimdilik görülmemektedir. Bu yasadan yararlanmak isteyen bazı depremzedeler yapılarını yasa kapsamına sokmadan yıktırmalarından dolayı yasadan faydalanamamışlardır.

Yasa uygulamaları gördüğümüz kadarıyla büyük şehirlerde arsa rantını fazla olduğu bölgelerde uygulanmaktadır.

"TOKİ yapıları yaptı şehrin ekonomisine girmesi gereken para TOKİ eliyle şehre girmeden şehrin dışına çıkarıldı."

Van hakkında en çok konuşulan konulardan biri de TOKİ mimarlığı oldu. TOKİ'nin Van'ın gelişimine olumlu katkı yaptığını düşünüyor musunuz? Yerel mimarlık pratiğini TOKİ nasıl etkiledi?

Bu konu başlı başına konuşulması gereken bir başlık kanımca. TOKİ konutları depremden sonra barınma sorununu çözmek adına Van'ın konut yapı ihtiyacı düşünülmeden hazine arazileri tespit edilerek üzerlerine kondurulmuş yapılardır. Ve şehrin çeperlerine yerleştirilmiş bu yapılar kimliksiz, sayı olarak yeterli nitelik olarak çok yetersiz yapılar olarak inşa edilmiştir.

Yapıların inşa yöntemleri de sıkıntılıdır. Konutları yıkılan bir kente konut yaparken şehrin dinamikleri harekete geçirilmeli şehrin çöken ekonomisini canlandırılmalı ve işsiz kalan insanlara iş olanağı yaratılarak şehir inşa edilmeliydi. Bunun yerine hükümet TOKİ'yi çağırdı, TOKİ yapıları yaptı şehrin ekonomisine girmesi gereken para TOKİ eliyle şehre girmeden şehrin dışına çıkarıldı. Böylece niteliksiz konutları olan işsiz ekonomisi çökmüş bir Van ortada kaldı.

Yerel mimarlık pratiğinden Van'da söz etmek çok zor örneklerine çok rastlamadığımız bir durum ve TOKİ yapıları sayı olarak Van'ın konut ihtiyacını karşılar gibi göründüğünden yerel mimarlık faaliyetlerine çok imkân bıraktığını düşünmüyorum.
Bu arada TOKİ'nin bir mimarlığından bahsetmek konusunda sizi ekümenepolis belgeseline izlemeye yönlendirmeyi bir borç bilirim.

"Yeniden ayağa kalkmaya çalışan Van şehrinin işi bu anlamda çok zor!"

Üç yıl sonunda Van'da kentsel ve mimari gelişme anlamında önemli adımlar atıldığını söylemek mümkün olur mu?

Bunu söylemek mümkün değildir. Mimari bir gelişme söz konusu olmadığı gibi şehirleşme almamın da da bir gelişme görülmemektedir.

Japonca'da fırsat ve felaketin aynı anlamda olduğu söylenir çünkü her felaket bir fırsat yaratırmış. Biz ne yazık ki başımıza gelen bu felaketi bir fırsata çeviremedik. Şehir planını yeniden yapmaya katlık. Olmadı. Konutlarımızı yenileyelim dedik. Dünyada vazgeçilen tarzda toplu konutlar yaptık. Şehrin ekonomisini çökerttik. İnsanlar işiz bıraktık ve umutlarını kırdık.

Şimdi yeniden ayağa kalkmaya çalışan Van şehrinin işi bu anlamda çok zor görülmektedir.

Ne yapmalı yâda çözüm önerileri konusunda da sonuçta iki cümle söylemek isterim.

Depremler çok ciddi felaketlerdir bu nedenle alınacak tedbirler ve uygulamaları çok net ve kesin olmalıdır.

Depremden sonra izlenilmesi gereken yol ve yöntemler halk ve yöneticiler tarafından net olarak bilinmelidir.

En önemlisi de mevcut yapı stokunuzun ne durumda olduğunu bilmeniz gerekmektedir. Bu ülkede deprem yönetmeliği defalarca kez değişmiştir. Değişikliklerden önce binlerce yapı yapılmış ve kullanılmaktadır. Bu yapıların acilen tespitlerinin yapılarak gözden geçirilmesi gerekmektedir.

Yerel yönetimler doğru şehirleşme adına planlara sadık kalmalı ve ülke mühendisine mimarına sahip çıkarak onlara hak ettiği değeri vermelidir.

Reklam

Yorumlar
Yorum bırakmak için giriş yapmalısınız!
AHMET YILMAZ / 29 Ekim 2014, 19:45
Bu eleştirilere katılmakla birlikte biraz da odalarımızın çalışmalarına ve üniversitelerimizin müfredatına bakmak gerekir diye düşünüyorum. Bir takım kurumların yanlış tutumları meslek örgütlerinin ve meslek icracılarının doğru yolda olduğunu göstermez.

Mimarlar odası, 150 yıldır süregelen ve son 60 yıldır hızlanan gayrı-insani şehir planlama modelinin, ekonomiye verdiği maddi zarar dışında, sosyolojik ve sağlık açısından da ne büyük zararlara kapı araladığını, "yanlış modernlik" algısının ilkellikten ibaret olduğunu önce kendi örgüt mensuplarına deklere ederek yeni açılımlar için kongre ve konferanslar yapmalıdır.

Maalesef HABITAT toplantısında odalarımız ve akademisyenlerimizin bir kısmı, sn. Yiğit Gülöksüz'ün peşine takılarak şehircilik modeli diye bahçeşehir gibi yapılaşmaları sunmuştur. Neticede şu an Toki’nin ve bir kısım özel sektörün bugün yaptığı uygulamaların benzerleri geçmişte de mevcuttu. Bu modellerin biraz ehven(mimari olarak) olması meseleyi değiştirmiyor. Meslek odalarımızın makro ölçekte meseleyi tartışması ve üniversitelerde yeni bakış açılarının oluşmasında önayak olmasını arzu ediyoruz.

 
 
Künye
Kişi: Ünsal Keser
30 gün içinde en çok
Okunan Yorumlanan
İlgili Söyleşiler