Mimarlık Aşırı Abartılmaya Başladığı Anda da Borsalar Çöktü

Kohn Pedersen Fox Associates (KPF)'in kurucu üyelerinden Eugene Kohn ile yapılmış söyleşi...

Kohn Pedersen Fox Associates (KPF) merkezi New York’ta olup başta Londra ve Şangay olmak üzere dünyanın birçok bölgesinde ofisleri olup, beş kıtada da tasarımlar ve proje uygulamaları gerçekleştirmiş uluslararası bir mimarlık firmasıdır. Firmanın tanınmış projeleri arasında ABD’de yer alan 333 Wacker Drive, Şikago; Hong Kong’ta yer alan Uluslararası Ticaret Merkezi ve Çin Halk Cumhuriyeti’nde yer alan Şangay Dünya Finans Merkezi sayılabilir. Firma 1976 yılında Eugene Kohn (1930-), William Pedersen (1938-) ve Sheldon Fox (1930-2006) tarafından kuruldu. Aşağıda bu kurucu üyelerden Eugene Kohn ile yapılmış söyleşiyi bulacaksınız.

Serzan Gök: Okuyucularımıza KPF hakkında kısaca bilgi verir misiniz?

Eugene Kohn: Kohn Pedersen Fox Associates (kısaltılmışı KPF) merkezi New York’ta olmak üzere Londra, Şangay, Hong Kong, Seul ve Abu Dabi’de ofisleri olup, beş kıtada da tasarımlar gerçekleştirmiş uluslararası bir mimarlık firmasıdır. Şirketin verdiği hizmetler arasında mimarlık hizmetleri, programlama, şehir bölge planlama ve grafik tasarımları yer almaktadır. Müşterilerimiz hem kamu sektöründen hem özel sektörden olup, 33 yıllık geçmişimiz boyunca kamu ve kültür binaları, havalimanları, ulaşım merkezleri, gökdelenler, lüks konutlar, lüks hoteller, yeni şehir veya üniversite planlamaları gibi farklı alanlarda dünyanın dört yanında uygulamalar gerçekleştirdik.

Mimarlık hizmeti verirken en önem verdiğimiz hususların başında yaptığımız işi hakkıyla gerçekleştirmek geliyor. Sürekli güncellenen tasarım stratejileri ile KPF mimarlık dünyasına estetik ve sosyal katkılar bulunmakla kalmıyor aynı zamanda ekolojik ve çevreye saygılı projeler de gerçekleştiriyor.

KPF son derece başarılı çalışma kadrosu ile dünyanın en saygı duyulan mimarlık şirketlerinden birisi olmayı başardı. Çalışmalarımız 13 araştırma ve biyografik yayına konu olurken aynı zamanda şirketi kurduğumuzdan beri 300’den fazla ödül kazandık. Gerçekleştirdiğimiz tasarımlar ile şirketimiz mimarlık dünyasına şekil veren baş aktörlerden birisi olmaya devam etmektedir.

SG: Şirketinizin ana odak noktası nedir? Daha çok ABD’de mi yoksa global olarak mı çalışıyorsunuz?

EK: KPF’nin dünyanın dört kıtasında da ofisleri var. Bu sayede dünyanın dört bir tarafında iş fırsatları yaratmamız mümkün oluyor. 1970’lerin sonunda bu şirketi kurduğumuz zaman odak noktamız yereldi (ABD). Ancak 1980’li yıllarda Londra ofisimizi, 1990’lı yıllarda Şangay ve Hong Kong ofislerimizi açtığımız zaman daha çok global projelere yöneldik. Seul ve Abu Dabi ofislerimiz ise birkaç yıl önce açıldı. Bu ofisler sayesinde tasarladığımız projeler için tam teşekküllü tasarım ve inşaat yönetimi hizmetleri de verebiliyoruz.

SG: Ortadoğu’da ilk ne zaman çalışmaya başladınız? O zaman koşullar nasıldı?

EK: KPF’nin Ortadoğu’da gerçekleştirdiğimiz ilk proje Abu Dabi Yatırım Otoritesi’nin yeni genel merkezi idi. 1997 yılında başlayan proje, bir süre askıya alınıp 2004 yılında tekrar tasarlandıktan sonra, 2007 yılında tamamlandı. Bu projeyi hem markete girmek hem de Abu Dabi Emirliği’nde kendimizi ispat etmek ve emirlik yönetiminden yeni projeler almak için çok önemli bir fırsat olarak gördük. Ayrıca körfeze bakan oldukça güzel bir bölgede yer alan bu proje ile Ortadoğu’da henüz yeni başlayan inşaat furyasından hemen önce pozisyonlanma ve yerel kültürü tanıma fırsatı bulduk.

SG: Ortadoğu’daki inşaat sektörünün günümüzdeki durumu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

EK: Dubai’deki inşaat sektörü tamamen durma noktasına geldiyse de Abu Dabi, Katar ve hatta Suudi Arabistan’daki inşaat sektörü halen güçlü durumda. Abu Dabi Uluslararası Havalimanı’nda yer alan Midfield Terminal Kompleksi ile Abu Dabi Medya Bölgesi’nde yer alan oldukça geniş bir alana yayılan çok kullanımlı bir projenin tasarımı halen devam ediyor. Ayrıca Abu Dabi, Dubai ve Doha’da iş/konut gibi farklı fonksiyonların bir arada yer aldığı tasarım projelerini de gerçekleştirdik.

SG: Dubai’nin bugünkü durumu ve geleceği hakkında ne düşünüyorsunuz?

EK: KPF prensip olarak, Ortadoğu da dahil olmak üzere, dünyanın neresinde olursa olsun her türlü büyük çaplı proje fırsatını elde etmeye çalışır. Dubai’nin son yıllarda gerçekleşen aşırı inşaat furyasının yarattığı krizden çıkması uzun bir zaman alacak. Dubai’nin bu krizden çıkmasının global marketlerin kendini toparlaması ile direkt bir bağlantısı da var. Birleşik Arap Emirlikleri’nin diğer emirliklerinden farklı olarak Dubai daha çok bir turistik merkezi olarak ön plana çıktı. Ayrıca dünyanın birçok bölgesinde yaşayan insanlar buradan ev aldılar. Dubai’nin petrol gibi yerel kaynaklara sahip olmaması nedeniyle gelecekte rekabet gücünü koruyabilmesi ve kalkınma hamlesini sürdürebilmesi için kendisini yeniden keşfetmesi gerekecek.

SG: Küresel ekonomik kriz firmanızı nasıl etkiledi?

EK: Global hizmetler gerçekleştiren diğer firmalar gibi KPF de bu krizden oldukça olumsuz etkilendi. Proje bütçeleri birkaç proje ile sınırlanmaya başladı. Ancak bir süre önce tasarlanmış ve inşaatına başlanmış bazı projeler halen devam etmekte. Ayrıca Çin, Kore ve Hindistan bu zor dönemde bile büyümeye devam etti ve de inşaat piyasaları mevcut durumlarını korumayı başardılar.

SG: Bu küresel ekonomik krizinin mimarlığın ve mimarlık tasarımının gidişatını değiştireceğini düşünüyor musunuz?

EK: Eğer dünyada gerçekleşen ekonomik durgunlukları ve durgunluktan hemen önceki mimarlığı inceleyecek olursanız, mimarlığın abartılı bir şekilde uygulandığını farkedebilirsiniz. 1980’li yıllarda postmodern akımın hem detaylar bağlamında hem de malzemelerin zenginliği ve mimarlık biçimlerinin abartılması bağlamında aşırıya yöneldiğini farkedebilirsiniz; adeta Barok stili gibiydi sanki… O dönemde mimarlık aşırı abartılmaya başladığı anda da borsalar çöktü. Zaten iyi dönemlerin sonuna yaklaşıldığının en önemli belirtilerinden birisi formların mantıksızlaşmaya ve abartılmaya başlanması ile daha fazla heykelcilik daha az mimarlık yapılması olduğunu söylemek pek de yanlış olmaz.

Ekonomik bir durgunluktan sonra herkes basit ve fonksiyonal formlara geri döner ki yaşadığımız bu dönemin sonunda da bu gerçekleşecek. Yani bir sonraki dönemde inşa edilecek yapılar daha basit, daha fonksiyonel, daha ekonomik ve daha geri dönüşümlü olacaklar.

Ekonomik durgunluğa kadar büyük firmalar kamuoyunun ilgisini çekecek, firmalarının misyonlarını ve değerlerini yansıtacak “ikonik” yapılar inşa etmeye önem verirler. Ancak durgunluk sırasında ve sonrasında aynı firmalar kamuoyunun kendilerini nasıl algılayacaklarına önem verdikleri için bütçelerini oldukça kısıtlarlar ve herşeyi büyük bir titizlikle denetlerler. Böylelikle kamuoyundan inşaat projeleri için gelecek eleştirileri bertaraf etmeyi amaçlarlar.

SG: Dubai ve Şangay’da olduğu gibi, gelecekte de başka şehirlerin modern mimarlık bağlamında ön plana çıkacağını düşünüyor musunuz?

EK: Şangay ve Dubai şehirleri kalkınmaları evresinde birbirlerinden oldukça farklı aşamalardan geçtiler. Şangay’da esas amaç yerel ekonominin gelişmesi ve şehir halkının hayat kalitesinin artması iken, Dubai’nin gelişmesi spekülasyon ile gerçekleşti. Bu dünyanın her yanındaki şehir yönetimlerine ve yatırımcılara ders olmalıdır.

Fikrim odur ki yaşadığımız ekonomik kriz inşaat ve mimarlık sektörünün görünümünü sonsuza kadar değiştirdi. Gelecekte konuşacağımız mimarlıkta ön plana çıkan “bir sonraki önemli şehir” diye birşey belki hiçbir zaman olmayacak. Ancak buna rağmen Asya’da ve Ortadoğu’da birçok şehirin, iç göç sayesinde şehirlerin nüfusunun artmasıyla birlikte, mimarlık sektörünün geleceği ve 21. yüzyılın şehir karakterlerine yön verilmesi bağlamlarında önemli fırsatlar yaratacağını düşünüyorum.

SG: Çok teşekkür ederiz…

Etiketler

Bir yanıt yazın