Arkitera E-Bültenleri

Email adresiniz yeterli
E-Bülten Arşivi

Söyleşi

Forumda tartışYazıları büyütYazıları küçültBu sayfanın PDF görüntüsünü alBu sayfayı yazdırBu sayfayı arkadaşına gönderBu sayfayı rapor et

Ocak 2008Mimar Olmak İstiyordum ama Avukat Oldum


Emine Merdim Yılmaz: Kendinizden kısaca söz edebilir misiniz?

Gürsel Öngören:
Uzun yıllar İstanbul, Kocaeli, İstanbul Ticaret ile Kadir Has Üniversiteleri’nde hukuk öğretim üyesi ve profesörü olarak görev yaptım. Bu çalışmalarım dolayısı ile bilimsel alanda eser oluşturmak benim için önemli bir meşgale konusudur, bu alandaki 10. kitabım “Mimari Eserlerdir”.

Uzun bir zamandır inşaat ve gayrimenkul piyasasında mali müşavirlik yaptığım için bir çok mimar ve girişimci ile çalışma olanağım oldu. Bu deneyimlerimi, çok saygı duyduğum bir meslek olan mimarlık mesleği mensuplarına “Mimari Eserler” kitabı ile aktarma şansı buldum.

Halen çok uluslu bir hukuk bürosunun ortağı olarak ekibimle hukuk danışmanlığı hizmetleri veriyorum.

Emine Merdim Yılmaz: “Türk Fikir ve Sanat Eserleri Hukuku Açısından Mimari Eser ve İlgili Yargı Kararları” isimli kitabınızın içeriğinden kısaca söz edebilir misiniz? Sizi bu kitabı yazmaya iten sebep neydi?

Gürsel Öngören:
Beni bu kitabı yazmaya iten sebep, mimarlık mesleğine olan özel ilgim. Üniversite sistemi dolayısıyla ilk tercihim olan mimarlık fakültelerine giremeyip, tesadüfen 9. tercihim olan hukuk fakültesine girdiğim için mimarlık mesleğine yönelik içimde bir ukte vardır. Belki bu sebepten belki de birçok mimarın özel hayatımda çok yakın dostum olması, iş hayatımda birçok mimar ile çalışma olanağı bulmam sebebiyle bu alanda deneyimlerimi ve birikimlerimi aktarmak istedim.

Emine Merdim Yılmaz: Hiç mimar müvekkiliniz oldu mu? Eğer olduysa dava konuları genellikle ne üzerineydi?

Gürsel Öngören:
Son 10 yıldır ağırlıklı olarak mimarlar ve mimar-müteahhit işadamları ile çalışıyorum. Müvekkillerimin belki yarısı bu meslek gruplarındandır. Ancak bu alanda bir çok davaya gerek danışman gerekse avukat olarak ilgilenme imkanım oldu.

Emine Merdim Yılmaz: Örnek verebilceğiniz davalar var mı?

Gürsel Öngören:
Kitabın arkasında mahkeme kararlarına yansımış bu şekilde alenileşmiş 60 adet dava söz konusu. Bu davalarda mimarlar ile inşaat şirketleri ya da mimarlar karşı karşıya. Bu nedenle hem kendi deneyimlerim hem de yargıtay kararları bu kitabı yazarken bize ışık tutmuştur.

Emine Merdim Yılmaz: Kitabınızda Mimarlar Odası sitesinde verilen Mimarlık Hizmetleri ve Mimari Teknik Uygulama Sorumluluğu Hizmetleri sözleşmelerinin yeterli olmadığını belirtiyorsunuz. Eksik gördüğünüz yönleri nedir? Sizce nasıl olmalı?

Gürsel Öngören:
Bu sözleşmelerin eksik gördüğüm yönlerini kitabımda geniş olarak belirttim. Ayrıca bir çok yargı kararında bu sözleşmelerde nelere dikkat edilmesi gerekiyor irdelenmiş. Bunları da kitabımın ekine koydum.

Temel olarak bu şekilde tip sözleşmeler her işe özgü olmadığı, özel koşullar içermediği için bunların doğrudan imzalanması hak sahiplerine çeşitli sıkıntılar yaratabiliyor. Bu yüzden bu sözleşmelerin şahsileşmesi ve işe uygun daha fazla ayrıntı içermesi gerekiyor. Özellikle ödeme maddeleri günümüzde çok değişik şekilde düzenlenmiş durumda. Ayrıca projeler ile ilgili belli lisanslar, yapı maliklerine devredilebilir durumda, bunlara dikkat edilmesi gerekiyor.

Emine Merdim Yılmaz: Türkiye’de eser sahibi olan mimarından izin almadan binalarda değişiklik ya da yıkım yapılabilir mi? Bu konuda bir hukuki düzenleme var mı?

Gürsel Öngören:
5846 numaralı kanunda mimarların özellikle manevi haklarından olan “eserde değişiklik yapılması” genel itibari ile mimarın tabi olması üzerine düzenlenmiş. Bu yeterli ve uluslararası sözleşmelere uygun bir düzenleme. Ancak bu düzenlemenin mahkemeler yolu ile uygulanması, bir eser sahibine saygı kültürünün oluşmaması dolayısıyla yapı maliklerinin uygulaması ya da uygulamaması temel bir sorun. Prensip itibariyle yapı maliğinin eserde değişiklik yapacaksa mutlaka mimarından izin alması gerekmektedir. Ancak izin almama halinde ki özellikle tazminat sorumluluğunun gelişmemesi, manevi haklara ilişkin tazminatlarda zenginleşmeme, bedellerin düşük olarak belirlenmesi yönündeki yargıtay uygulamaları gerçekten saygı görmesinin önündeki en büyük engel.

Emine Merdim Yılmaz: Eser sahibi mimarın ölümünün ardından telif hakkı kime geçiyor? Atatürk Kültür Merkezi örneğinde olduğu gibi. Hayati Tabanlıoğlu vefat edince Murat Tabanlıoğlu proje müellifi oldu. Bu kişilerin ne gibi hakları oluyor?

Gürsel Öngören:
Telif hakkı mirasçılarına geçiyor. Telif hakkı sahibi gibi tüm hakların sahibi olmuyor. Telif hakkı adına mimari üslubunu, onun sanatsal özelliklerini koruma yönünde bir takım girişimlerde bulunabiliyorlar. Ayrıca tüm fikri haklarda olduğu gibi mali hakların takibini yapabiliyor bu da koruma süresinin soruna kadardır ki Türkiye’de o da genelde 70 yıl olarak belirlenmiştir. 70 yıl süreyle bu hakları özellikle mali hakları takip edebilir. Manevi haklar açısından da dediklerime sahiptir.

Emine Merdim Yılmaz: Kentsel dönüşüm yasası konusunda bilginiz var mı? Bu yasa ile ilgili ne düşünüyorsunuz?

Gürsel Öngören:
Kentsel dönüşüm yasası ile ilgili çok fazla bir bilgim yok. Fakat basından duyduğum kadarıyla, özellikle deprem tehlikesi altındaki şehirlerin dönüştürülmesi için yasal bir düzenleme şart. Yasayı o anlamda önemli buluyorum. Ancak bu düzenleme yapılırken şehircilik ilkelerine göre yapılması, imar planlarında şehircilik ve imar planı yapma esaslarının dikkat edilmesini şart olarak görüyorum.

Emine Merdim Yılmaz: Geçtiğimiz yıllarda İmar Hukuku ile ilgili bir takım değişiklikler oldu biliyorsunuz. Bu değişikliklerin uygulanabilirliği ne ölçüde sağlanabiliyor?

Gürsel Öngören:
İmar hukuku konusunda değişiklikler çeşitli zamanlarda yapıldı. Bu değişikliklerin hepsini ben genel olarak faydalı buluyorum. Şehirlerin de insanlar gibi zaman içinde farklı gereksinimleri oluyor. Değişikliklerin şehrin gelişimine paralel bir biçimde yapılması ayrı bir gereklilik.

Emine Merdim Yılmaz: Kitabınızın önsözünde “hukukçu olmasam iç mimar olurdum” diyorsunuz.

Gürsel Öngören:
Mimar olmak istiyordum ama avukat oldum. (Gülüşmeler) Belki mimarlık mesleğine bir yatkınlığım var ondan dolayı olabilir.

Emine Merdim Yılmaz: İlginiz varsa o zaman Türkiye’de ve Dünya’daki mimari gelişmeleri mutlaka takip ediyorsunuzdur. En beğendiğiniz güncel mimar ve binalar hangileri?

Gürsel Öngören:
Dünya’dan beğendiğim binaların başında eski eserlerden Piramitler’den başlamak isterim. Daha sonra gerek ülkemizde gerekse de Dünya’daki dini yapılardaki detayları çok hoş buluyorum. İstanbul Aksaray’daki Valide Sultan Camisi, yine Mimar Sinan’ın Şehzadebaşı Camisi’ni çok beğeniyorum. Onun dışında yeni binalarda mesela Petronas Kuleleri ve Sydney Opera binasını çok beğeniyorum. Şimdilik aklıma gelenler bunlar.

Emine Merdim Yılmaz: Çok teşekkür ediyoruz, ağzınıza sağlık.

Gürsel Öngören:
Ben teşekkür ediyorum.

YorumlarYorum Sayısı: 2

Yazan: USTABASIIlk defa bu konuya ilsikin bir yazi okuyorum belkide ilk defa böyle bir konu islendiginden olsa gerek detaylara girilmemis.

Beni en cok ilgilendiren kisim eser tanimi idi ancak buna iliskin net bir aciklama yok
Kücümseme veya hor görme acisindan söylemiyorum ama herhangi bir gecekondu mahallesinde yada gelismekte olan kenar semtlerde yada herhangi bir kasabadaki harci alem bir bina eser kapsami icine girmektemidir, telif haklari yasasi dikilmis her binayi eser olarakmi görmektedir yada bu konuda verilmis mahkeme kararlari varmidir, varsa karar neyi öngörmektedir ?

mutlaka anilan kitapta buna benzer bilgiler vardir ama burada forum izleyicileri ile paylasilsa fena olmaz diye düsünüyorum

yarisma veya benzeri binalar zaten o kapsam icerisindedir ancak ülkedeki ruhsatli yapilarin cok önemli bir kismi harci alem yapilardan olusmaktadir durum böyle oluncada belkide % 2 veya 3 oraninda olabilecek yarisma ve benzeri yapilari koruyacak bir uygulamanin herhangi bir kasabadaki herhangi siradan bir binaya uygulanmasi esnasinda sistemde olacak tikanmalari bir düsünün

almanyada telif haklari yasasi aynen türkiyedeki gibi kurgulanmasina ragmen mahkeme kararlari ile harci alem yapilar bu kapsam disina cikarilmis ve piyasada önemli bir rahatlama saglanmistir aksi takdirde almanyada yapi sektörü önünde cin seddi gibi bir engel olusturacak bir yasal düzenleme karsimiza cikabilirdi

Türkiyede bununla ilgili sorunlar özelliklede yapilasmada yogunluk yasanan sehirlerde arsa kitligi ve binalarin yaslanmasi sebebiyle bir süre sonra tadilat ve onarim yada kullanim degisikligi gibi konularin gündeme gelmesiyle sistemde sorunlara yol acacagida gün gibi ortadadir belkide sorun olmaya baslamistir bile

alman mahkemelerindeki kararlarda eserin diger binalardan önemli ölcüde ayrim ortaya koymasi sarti öngörülmektedir ayrica yapilan yorumda siradan müteaahit binalari veya kooperatif uygulamalari yada benzerlerini hergün gördügümüz binalar eser olarak nitelenmemektedir ve benim kisisel kanaatimde bu kararin son derece yerinde oldugudur

piyasanin icinde hergün bu tip projelerle karsilasan bir mimar olarak aksi bir uygulamanin nasil tikanmalara yol acacagini da her gün gözlemlemekteyim.

almanya telif haklari yasasinin eser tanimini yapan 2. maddesi ve degisiklikleri izin almadan yapmaya imkan taniyan maddelerine iliskin bavyera mimarlar odasinin bir yorumunu almanca bilenler icin asagiya link olarak yerlestiriyorum tamda AB mevzuati, Bolonya Süreci vs.konularin tartisildigi bir sürecte iyi bir örnekleme olacagini düsünüyorum

Urheberrechtliche Fragen beim Planen und Bauen im Bestand

Yazan: Emine Merdim"Türk Fikir ve Sanat Eserleri Hukuku Açısından Mimari Eserler ve İlgili Yargı Kararları" isimli kitabın yazarlarından avukat Prof.Dr. Gürsel Öngören ile bir söyleşi gerçekleştirdik. Söyleşiyi Mimar Olmak İstiyordum ama Avukat Oldum adresinden okuyabilirsiniz.

Bütün yorumları forumda okuyun!
Söyleşi Arşivi
Dönem içindeki gerçekleştirilen söyleşilerin listesi aşağıdadır. Ayrıntılarına ulaşmak istediğiniz söyleşiyi listeden seçiniz.

Ürün Tanıtımı