Arkitera.com

Arkitera E-Bültenleri

Email adresiniz yeterli
Üyelikten Çıkış
E-Bülten Arşivi

Söyleşi

Yazıları büyütYazıları küçültBu sayfanın PDF görüntüsünü alBu sayfayı yazdırBu sayfayı arkadaşına gönderBu sayfayı rapor et

Ağustos 2007Daha Mütecanis Bir Bina Yapsaydınız Olmaz mıydı?



Kızılay Binası

Ankara’daki yapımı bir türlü bitmeyen Kızılay Binası’nın mimarı Affan Yatman ile mimarlık-bürokrasi-insan ilişkisini merkez alan bir söyleşi gerçekleştirdik.

İrem Çağıl: 1980 yılında açılan proje yarışmasında birinci olmanızla başlayan Ankara Kızılay Binası’nda, o zamandan bu yana geçen 27 yıllık süreci kısaca anlatabilir misiniz?

Affan Yatman:
Kızılay Binası sürecini anlatmaya yarışmadan başlamak lazım. Şu anda mevcut olan binadan önce, yine aynı arsada, meydana adını veren Kızılay binası vardı. Bu bina 1980 yılınının ilk günlerinde yıkıldı. Binanın yıkılışını hiçbir zaman tasvip etmedik, ama daha sonra açılan yarışma, birçok mimar gibi bizim de ilgimizi çekti. Yarışmanın konu aldığı arsa Ankara’nın çok özel bir noktasında, her mimarın proje yapmak istediği bir noktada bulunuyordu. Açılan yarışmaya katılan 54 projenin arkasında çok iyi isimler vardı, Dönemin mimarları yarışmaya oldukça ilgi göstermişlerdi.
Bizim teklifimiz daha çok arsadaki kamu alanını serbest bırakacak bir sistem öneriyordu. Projenin başından beri boşluğu meydana yönelmiş bir bina yapmayı amaçladık ama bu yamuk plan şeması daha sonra ortaya çıktı. İlk önceleri düşündüğümüz boşluklu dikdörtgen prizma geometrisinde bazı uyumsuzlukları fark ettiğimizden arsa sınırlarına uygun bir kitlede karar kıldık. Bu formun arka kısmı görünmediğinden bir sorun çıkmadı. Boşluk için, Meydan yönünü seçtik. Arsanın hemen hemen yarısını kamuya terkedecek şekilde bir planlamaya yöneldik. Yarışma şartnamesinde Bakanlıklar’a kadar olan alanda bir çevre düzenlemesi isteniyordu fakat biz düzenlemeyi Bakanlıklar’a kadar olan kısımda değil sadece arsa çevresinde yapmıştık. Birçok yarışmacı bu konuda hayli kapsamlı araştırma ve çevre düzenlemesi çalışması yaptı. Biz, idarelerin yarışma sınırlarının dışında bir düzenleme yaptırmayacağını düşünüyorduk. Sonuçta da düşündüğümüz gibi oldu. Projemizde Milli Müdafaa Caddesi’ne bağlanan küçük bir yaya köprümüz vardı, fakat arsa sınırlarının dışında olduğu için bu köprüye bile belediyeden izin alamadık. Kent içinde bir köşe parseli olduğu için otopark ve araç girişi mümkün olamıyordu, bu yüzden, bütün dolaşımı sağlamak ve servisi almak için Müdafa Caddesi’nden dalıp aşağıdan girmek için bir tünel yapmayı düşündük, ama ne yazık ki bu da mümkün olamadı. Ne üstteki yaya köprüsüne ne de alttan geçişe izin veridii. Diğer projelerdeki çevre tanzimi önerileri de yine aynı sebepten gerçekleşemeyecek türdendi. Sonuçta iş sözleşme safhasına geldiğinde Kızılay’ın isteksizliğini ferkettik Bu isteksizliğin kaynağının Kızılay Binası’nın hemen arsa çaprazında yeralan Gökdelen (Emek İş Hanı) kadar yüksek olmaması gerekçe olarak gösterildi. Kızılay idaresi daha önce Nervy’ye bir proje yaptırmıştı, Bu projeyi benim görme şansım oldu.Birisi 100, diğeri 70, öbürü de yaklaşık 50 metre yüksekliğinde üç silindir formlu bloktan oluşuyordu ve büro olarak kullanılmaları amaçlanıyordu. yarışmada önerilen projeler de buna benzer tipteydi. Neredeyse hepsi büro binasıydı, çok az çarşı düzeni olan proje vardı. Eğer bizde bir büro binası önerseydik şimdiye çoktan eskimiş olacaktı.

İrem Çağıl: Kızılay’ın yarışma öncesinde bina tipiyle ilgili belirgin bir istediği var mıydı?

Affan Yatman:
Hayır, yoktu. Sadece sahip olduğu arsanın üzerine bir rant tesisi yapılmasını ve bu binanın nasıl para kazanacağının da açıklanmasını öngörüyordu. Biz d