Arkitera.com

Arkitera E-Bültenleri

Email adresiniz yeterli
Üyelikten Çıkış
E-Bülten Arşivi
ARKIV

Söyleşi

Forumda tartışYazıları büyütYazıları küçültBu sayfanın PDF görüntüsünü alBu sayfayı yazdırBu sayfayı arkadaşına gönderBu sayfayı rapor et

Temmuz 2007“40 Gün 40 Gece” Sulukule Platformu


Yerellik ve Direnme
İstanbul’da son zamanlarda gerçekleşen mahalle düzeyinde etkinlikler ve bir araya gelmeler; kent planlama ve mimari tasarım alanından birçok aktör ile mahalle sakinlerine karşılaştırma ortamları oluşturmakta. Küresel pazarlama ve yerel yönetimin neo-liberal kent pazarlama strateji ortaklığı arasında sıkışan İstanbul’da; Sulukule Platformu “40 Gün 40 Gece” son aylarda farklı işbirlikleri ile disiplinler arası bir insiyatif örneği. Aslı Kıyak bu oluşumun kurucu üyelerinden; kendisi ile son aylardaki gelişmeler, platformun etkisi, planlamada katılımcılık pratiği ve yerellik üzerine konuştuk.


Fotoğraf: Aslı Kıyak İngin

Pelin Tan: Sulukule’lilerle nasıl çalışmaya başladınız? Süreçten bahseder misin, özellikle hukuki süreç ve de farklı aktörler arasındaki karşılıklı ilişkiler, müzakereler…

Aslı Kıyak İngin:
Son yıllarda İstanbul’un gündemine oturan “Kentsel Dönüşüm ve Yenileme” alanları içine giren Sulukule, katılımcı ve sürdürülebilir yaklaşımdan yoksun uygulamalar sebebiyle yok olma tehdidi altındaydı. Fatih ilçesinde yer alan, Sulukule diye adlandırılan Neslişah ve Hatice Sultan Mahalleleri 5366 sayılı kanun ile 2005 Kasım ayında Kentsel Yenileme Alanı ilan edildiğinden beri Sulukule Roman Kültürünü Koruma ve Yaşatma Derneği, UYD ve İYD gibi sivil toplum kuruluşları bölgedeki haksız uygulamalar için mücadele vermeye başladı.

2007 Ocak ayına gelindiğinde; resmi gazetede 13 Aralık 2006’da Bakanlar Kurulunun Sulukule’yi de kapsayan Fatih Bölgesi’ndeki bazı bölgeler için çıkardığı “acele kamulaştırma” kararı yayınlanmıştı. Sulukule’deki yıkımlara 40 gün kaldığı öğrenildi. Tam da bu noktada önceden başlamış hukuk mücadelesi sonuçlanamadan dağılmıştı. Hem hukuk konusunda yeni çıkış yolları aranırken, hem de yıkımlara karşı ses getirecek ve konuya dikkati ve desteği arttıracak acilen bir dizi etkinlikler yapılması gündeme geldi.

Hukuk mücadelesinde kendisi ile görüştüğümüz İstanbul Barosu Çevre Komisyonu Başkanı Av. Ömer Aykul’un önemli yönlendirmeleri sayesinde acele kamulaştırma kararı için bir dava açılabileceğini ve bunun için az da olsa bir sürenin kaldığı öğrenildi. Böylece bölgeye sadece tebligatların gelmesini beklemeden ki hala gelmedi “acele kamulaştırma” kararı için danıştaya yürütmeyi durdurma davası açıldı. Dava başvurusunda konu sadece lokal bir sorun olarak değil, kent sorunu olarak ele alındı ve ulusal ve uluslararası antlaşmalarla da ilişkisi kuruldu ve Mimarlar Odası İstanbul Şubesi Avukatı İlyas Bulcay ile açıldı.

Hukuk mücadelesinin yanısıra kamuoyu yaratmak ve bölgenin sesini duyurmak amacıyla toplumsal mücadeleyi de birlikte sürdürdük. Yıkımlara 40 gün vardı, kısa zamanda etkili bir şeyler yapılması, sürecin durdurulması, konunun daha şeffaf bir şekilde ve tüm boyutlarıyla tartışmaya açılması gerekmekteydi. Bu noktada tekil ve birbirinden kopuk etkinlikler yapmak yerine, Sulukule’ye teğet geçen konu ve kişileri kapsayacak, uzun soluklu ve süreklilik içeren bir etkinlik dizisi için harekete geçtik. Bu etkinlikler, klasik etkinlik anlayışının ötesinde bölge halkının yer ile kültür ilişkisinin sürekliliğini amaçlayan, yerel gerçekliği güçlendiren ve görünür kılan bir anlayışta oldu. “40 Gün 40 Gece” deyimi geleneksel anlamıyla kutlamalar için kulanılırken burada yıkımlara 40 gün kala, uzun soluklu, pozitif bir kent hareketi, eylemi için kullanıldı.

Etkinliklerin belirlenmesinden, gerçekleştirilmesine kadar ve sonrasında, sürekli olarak yerel halkın katılımı ile hareket edildi, ihtiyaç ve önerileri dikkate alındı. Ayrıca, bölge ile ilgili tüm konulara ve kişilere yer verilmeye çalışıldı. Sulukule’de gerçekleşen gelişmeler, sadece bölge halkını ilgilendiren yerel bir olay değildir, daha büyük ölçekte, İstanbul ölçeğinde ele alınması gerekir. Bu noktada konuyla ilgili olarak, İstanbul ve kente duyarlı olanların,