Arkitera.com ARKIPARC 2008

Arkitera E-Bültenleri

Email adresiniz yeterli
Üyelikten Çıkış
E-Bülten Arşivi
TAKIP

Söyleşi

Forumda tartışYazıları büyütYazıları küçültBu sayfanın PDF görüntüsünü alBu sayfayı yazdırBu sayfayı arkadaşına gönderBu sayfayı rapor et

Mart 2007Gülsün Tanyeli


İstanbul, 2010 Kültür Başkenti seçilmesinin ardından, yoğun bir yenilenme ve onarım dönemine girdi. Dolayısıyla koruma kurulları için de yoğun bir çalışma süreci başlamış oldu. Arkitera Mimarlık Merkezi olarak, İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi'nden Yrd.Doç.Dr. Gülsün Tanyeli'den koruma kurullarındaki son durum, işleyiş ve çalışmalar hakkında bilgi aldık.

Zeynep Güney: Koruma kurullarının belirlenmesi ve işleyişi hakkında bilgi verir misiniz?

Gülsün Tanyeli:
Koruma kurullarının belirlenmesiyle ilgili bir yönetmelik var. Üyeler o yönetmelik çerçevesinde atanır. Ancak, koruma kurullarının kompozisyonu 2863 sayılı yasanın 2004 yılı Temmuz ayında 5226 sayılı yasanın çıkmasıyla revize edilmesi sonucunda biraz değiştirildi. O süreçte beş olan asli üye sayısı “bölge kurulları” tanımı getirilerek yediye çıkartıldı. Daha önce sadece baktığı bölge ile ilişkin koruma kurulu diye adlandırılırdı. Mesela Bursa için “Bursa Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu”ydu, şimdi “Bursa Kültür ve Tabiat Varlıkları’nı Koruma Bölge Kurulu” olarak isimlendiriliyor. Son düzenlemeye göre bölge kurulu 7 asli üyeden oluşuyor. Asli üyelerin dışında eskiden de olduğu gibi temsilci üye dediğimiz üyeler var. Onlar da koruma kuruluna gelen konular bağlamında kurumlarını temsil ederler. Örneğin belediye sınırları içindeki bir konu için belediye başkanının kendisi ya da görevlendirdiği kişi kurula girer, eğer belediye sınırları dışındaysa valilik temsilci gönderir. Çeşitli bakanlık temsilcilerinden katılım olabilir. Yani sayılar konuyu ilgilendiren taraflara bağlı olarak değişebilir. Eğer o kurulun bütün üyeleri atanmışsa, bir kararın altında yedi üyenin dışında, o konuyla ilgili kaç temsilci üye varsa onların da imzası yer alır. Kararın alınması için yeterli sayı, temsilcilerle birlikte kurul üyesi sayısının toplamının yarısından fazla olmalıdır. Temsilci üyeler de kararın alınmasında asli kurul üyeleri kadar yetkilidir.

ZG: Üyeler hangi meslek gruplarından seçiliyor?

GT:
Eski yasanın tanımladığı beş asli üyeden oluşan kurullar; mimar, şehir plancısı, arkeolog, sanat tarihçisi, mimarlık tarihçisinden oluşurdu. Yasanın değişmesiyle yeni bir meslek alanı daha katıldı, o da hukukçu.

ZG: Koruma kurulu üyeleri atanırken hangi kriterlere göre belirleniyorlar ve karar alınmasında bu kişilerin görevleri neler?

GT:
Yasal olarak atama beş yıllık bir süre için yapılır ve bir kurulda görev yapabileceğiniz toplam süre on yıldır. Yani iki defa beşer yıllık süre için görev yapabiliyorsunuz. Önceden YÖK üyeleri beşer yıllık sürelerde iki kere atanabiliyorlardı, bakanlık tarafından atanan üyelerse ikişer yıllık beş kere atanabiliyorlardı. Şimdi o da değişti, artık bakanlığın atamaları da her biri beşer yıllık olmak üzere iki kere yapılabiliyor; ama tabii bakanlık buna her zaman uymayabiliyor.

Biliyorsunuz ki kurulların sayısı arttı ve çok sayıda üye ataması yapıldı. Yasaya göre yönetmeliklerde, üye olarak konularında uzman, konuya hakim kişilerin, üniversite öğretim üyelerinin ya da emekli öğretim üyelerinin atanması tarif ediliyordu. Daha önceki yönetimler de bu konuda yazılı olmayan bazı uygulamaları devreye koymuşlardı. Yani zaman zaman bu uygulamada değişiklikler görüldüyse de, kurul üyelerinin çoğunlukla akademisyen ağırlıklı olması gözetilirdi. Zaten kurulun beş kişiden oluştuğu zamanlarda iki üye YÖK tarafından atanırdı, bakanlık tarafından atanan üyelerin de çoğunlukla akdemik kökenli olması gözetilirdi. Günümüzde yine iki üye YÖK tarafından atanıyor ve beş üyeyi bakanlık atamış oluyor. Dolayısıyla bakanlığın tercihlerine göre belirlenen beş üye kurulda bir ağırlık oluşturuyor ve akademisyen üyelerin eskisi kadar güçlü bir konumu yok. Ama bu her kurul için böyle değil tabii. Yine akademik ağırlıkları yüksek olan, o yapıyı sürdüren kurullar var. Yeni üyelere baktığımızda son zamanlarda siyasi tercihlerin öne çıktığı görülüyor. Siyasi tercihlerini de akademik üye atayarak değil, daha çok serbest meslek sahiplerini atayarak gösteriyorlar. Bu durum kurulun güvenilirliği ve saygınlığı açısından risk oluşturuyor. Çünkü kurul aldığı kararlarla konu sahiplerini, vatandaşı ikna etmek zorunda. Tarafsız olmak durumunda. Kararlarının eşitliğini ve herkese aynı mesafede olduğunu göstermek zorunda, eğer bu zedelenirse kur