Arkitera.com ICON DERGISI

Arkitera E-Bültenleri

Email adresiniz yeterli
Üyelikten Çıkış
E-Bülten Arşivi
OGRENCI PROJELERI

Söyleşi

Yazıları büyütYazıları küçültBu sayfanın PDF görüntüsünü alBu sayfayı yazdırBu sayfayı arkadaşına gönderBu sayfayı rapor et

Ağustos 2005Şefik Birkiye


Şevin Yıldız: Haydarpaşa Projesi tam olarak size ne zaman teklif edildi?

Şefik Birkiye: 1 sene önce.

ŞY: İşvereniniz Çalık Holding değil mi?

ŞB: Evet doğru.

ŞY: Çalık Holding size nasıl bir taleple geldi?

ŞB: İşveren bize bir tane değil, bir çok proje yaptırdı. Bunların içinden de ilk önce bu projeyi teklif etti. Fakat biz başka alternatifler de yaptık. Şimdi son bir alternatif üzerinde çalışıyoruz. Bu işin en kötü tarafı alternatifler devam ederken, medyanın bunu yoruma açmış olması.

ŞY: Sonuçta basında dolaşan tek bir imaj var. Bütün tartışma da bunun üzerinden yürüyor.

ŞB: O belirli bir safhada Çalık Holding’in tercihi olan alternatifti. Ama başka alternatifler de vardı. Mesela bir yarışma açıldığı zaman, bir açık indirim olduğu zaman jürinin veya ihaleyi yapan kurumun vereceği bir karar. Başkaları da belki proje yapıyordur çünkü bir sürü proje yapıldı Haydarpaşa Garı için.

Ş:Y: Tek proje sizin yaptığınız proje değil diyorsunuz?

ŞB: Ben sadece Çalık Holding için çalışıyorum. Bundan önce de yarışmalar oldu. Ben bir tane kitapçık gördüm. İçinde Haydarpaşa üzerine yaklaşık 10 tane proje vardı.

ŞY: Kadıköy ve Haydarpaşa Liman Bölgesi için 2001 yılında açılmış olan kentsel tasarım yarışması açılmıştı. Burada da birbirinden farklı öneriler vardı. Yarışmaya katılanlarla temasa geçip projelerini sorduğumuzda, herhangi bir işverenden ya da yerel yönetimden onlara bir talep gelmediğini belirttiler.

ŞB: Olabilir. Ben bir işverene çalışıyorum, o işverenin de kendisine göre stratejisi var. Özel sektör olduğu için projeyi ne zaman, kime, nasıl takdim etmek istiyor, bu o kişinin bileceği bir iş. Ben sadece mimari hizmetleri veriyorum.

ŞY: Gerçi birbirinden farklı alternatifler var dediniz ama bu projenin programını siz mi oluşturdunuz? Yoksa işveren tarafından size getirilmiş hazır bir program var mıydı?

ŞB: Hem işverenle hem de Avrupa’daki bir danışman grubuyla ortak bir fizibilite etüdü yaptık. Bu fizibilite etüdünün neticesinde çeşitli seçenekler oluştu. Seçimleri tabii ki işveren yaptı. O seçimler doğrultusunda biz de proje geliştirdik. Anadolu yakasının gelişmesi İstanbul’a çok önemli bir şehircilik dengesi getirebilir. Bence, bu yakanın çok yanlış bir gelişimi var. Anadolu yakası daha çok konut olarak gelişmiş, iş merkezleri ve diğer etkinlikler daha çok Avrupa yakasında kalmış. Bu çok büyük bir dengesizlik ve devamında sürekli köprü ihtiyacı getiriyor. Bir zonlama sistemi oluşuyor ve bir türlü dengelenemiyor. Oteller, iş merkezleri Anadolu yakasına geçmek istemiyor sonuçta da büyük etkinlikler hep Avrupa yakasında gerçekleşiyor. Belki havaalanı orada olduğu için, belki tarihi yarımada orada olduğu için. Ama köprü yapıldıkça da Anadolu yakasına konut yapılıyor. Biz bunları göz önüne alarak ilk önce şehircilik ana fikri olarak şöyle düşündük; öyle aktiviteler getirelim ki, Anadolu Yakası’nın da diğer yakaya bağlı olmadan kendi içerisinde bir hayatı olsun. Bu nedenle de oraya fonksiyon olarak Avrupa’nın en büyük ticari merkezlerine uygun bir fuar organizasyonu getirdik. Bu çok önemli birşey çünkü bu fuar sistemi aşağı yukarı 150.000, 200.000 metrekare bir alan, Avrupa’nın en büyükleri Milano, Paris kadar büyük. Bu fuar alanının da büyük gereksinimleri var. Çevresinde kongre merkezleri, spor merkezleri, 4.000 odalı otel, restoranlar olması lazım. Tek başına fuar alanı yapamıyorsunuz, bu çok büyük bir yatırım gerektiriyor. Onun için de bir ek programlama geldi. Onun dışında buraya gelen insanlar nasıl eğlenecekler, nerede kalacaklar, alışveriş merkezleri, sinemalar, spor tesisleri, kültürel merkezler nasıl olacak derken ana fikir olan fuar aktivitesini Nice’ın, Cannes’in iki, üç misli büyüklüğünde bir sistem kurarak, kendi içinde kendi hizmetlerini verecek bir şehir parçası olarak düşündük. Bunlara konutlar, iş merkezleri gibi diğer fonksiyonları ekleyerek bir program hazırladık. Çeşitli konularda özelleşmiş programcılarla bir araya geldik. Fransız danışmanlarımız oldu, hatta ben EuroDisney’de çok çalıştığım için Disney’den de çok güzel fikirler aldık. Amaç, oraya bir Disney yapmak değil tabii ama çocuklara yönelik eğlence merkezleri yapmak istedik. Otel için ayrı, sinemalar için ayrı danışmanlarımız oldu. Çok orijinal bir alışveriş merkezi ortaya çıkardık derken buna bir de, şehircilik görüşümüzü ekledik. Bütün alanı eski İstanbul’daki e