
Ev; Ayvacık’ın, Büyükhüsun Köyü’nde yer alıyor. Köy; yamacın tepesinden başlayarak eğimle birlikte seyrelip sakinleşiyor, keskin şev ve yarlarla topoğrafyaya dönüşüyor ve sahile uzanıyor. Manzaraya uzaktan bakıyor.
Dört kişilik kentli bir ailenin kalabalık çevresi ile birlikte kullanacağı büyüklükteki tatil evi, köyün sınırında, topoğrafya ile örtüştüğü noktada konumlanıyor.
Hacimli bir yapının, bu yere ve topoğrafyaya ait kılınması, temel kaygıyı oluşturuyor.SM EviYorumlarYorum Sayısı: 45
6 Şubat 2007, 15:01Yazan: luminaSM evi "şıklık"ın baştan amaçlandığı bir kurgu gibi görünüyor. merkez de "şıklık" durunca çevre, yer, gelenek vs gibi durumlar tasarımın problematik alanından çıkıyor ve malzeme de aslında dıştaki algısından çok içeride yaratacağı dramatik etkilere tabi kılınıyor.
bu anlamda tektoniğe, bağlama ait bir araştırma (örneğin herzog&de meuron un taş evi ya da dominus şarap deposu) olmaktan çıkıp bir tür vitrin efektine kendini kaptırmış gibi.
B2 evinde ise "şıklık" en azından daha arka plana atılmış duruyordu ve kanımca daha mimarlık alanına yakın duruyordu (ağa han ödülü'nü aldığını da düşünürsek).
takip edebildiğim kadarıyla ahmet iğdirligil zihinsel bağını gelenekle doğrudan kuruyor yani herhangi bir yorum ya da modern bir yeniden üretim onun gündemini oluşturmuyor; geleneğin ürettiği zihinsellik üzerine kurulu bir tekrar modeli.
iğdirliğil yapılarında "şıklık" bir sonuç; malzemelerin biraraya gelişleri ve işçilik incelmeleri üzerinden beliren "temiz" bir sonuç.
6 Şubat 2007, 13:47Yazan: tech-inn sonuc olarak koy evinin siirselliginin ve modern tasarimin durustlugunun birlestigi nokta, mimari olarak bizim icin cok buyuk bir kazanc diye dusunuyorum. Ahmet Igdirligil bu konu uzerine calisan bir baska mimar ve kendisinin tasarimlari da bu anlayisa yogun katkida bulunmakta.
şantiye stajımı ahmet bey'in bürosunda yapmıştım. ahmet iğdirligil'in yapılarında malzeme seçimi bu yapıya göre daha geleneksele yakın diye düşünüyorum. bu sayede yakaladığı formlar ön plana çıkıyor. yani yenilikçi bir yapı tasarlarken illaki çağdaş yapı malzemeleri kullanılmayabilir. bu sayede çevre ile daha uyumlu yapılar ortaya çıkıyor.
6 Şubat 2007, 12:28Yazan: idiotectson derece basarili. han tumertekin turk mimarisine yon vermeye devam ediyor.
Han Tümertekin'e Türk Mimarisine yön verme görevini yüklemek bana biraz isabetsiz bir tanım gibi gözüktü. Bugün böyle bir "Türk Mimarisi" derdi yada böyle yön verilmesi gereken bir Ulusal Mimarlık düşüncesi hala varmıdır tartışılır. B2 yada SM evini bu bağlamla anlamaya çalışırsak gerçek eleştiriden istemeden uzaklaşabiliriz diye düşünüyorum.
6 Şubat 2007, 04:48Yazan: searchAyrıca olay sadece doğaya uyum olmamalı.Tüm çevre yapılar kiremit çatı örtüsünü benimsemiş,siz sır








