V&A Dundee

Ünlü Japon Mimar Kengo Kuma'nın İskoçya'nın doğasından ilham alarak tasarladığı, İskoçya'nın tasarım mirasını, geçmişini, bugününü ve geleceğini araştıran müze V&A Dundee 15 Eylül 2018'de ziyaretçilere kapılarını açtı.

Proje İskoçya’nın kuzeydoğu sahil şeridinde, Tay nehri ve şehir arasında özel bir bölgede konumlanıyor. Burayı özel kılan İskoçya’nın güzel doğası dışında bölgenin Kuzey Avrupa’dan gelen gemilerin İskoçya’ya giriş yaptığı bir noktada olmasıdır.

Mimar formu oluşturken bölgenin doğasını gözlemledi ve bu coğrafi güzelliği mimari bir dille ifade etmek için yapıyı yapay bir falez oluşturacak şekilde tasarladı. Tasarımı şekillendirmede şehrin iki ana aksı Union Street ve Discovery Point’i kullanıldı.Bu akslar sarmal bir hareketle kordine edildi ve sokaktan büyüdüğü için doğal bir dinamiğe sahip form elde edildi.

Kengo Kuma’nın iddialı tasarımı disiplinler arası yoğun bir çalışma programı gerektirdi. Hem yatay hem de dikey olarak bükülen dış duvarlara sahip, eşsiz bir yapıdır. Nehri şehire bağlama niteliğinde olan yapının sivrilen köşesi gemilerin baş kısmını andırıyor ve bina adeta nehire doğru yüzmekte olan bir gemiyi çağrıştırıyor ve şehrin gemi inşa mirasını hatırlatıyor.

Mühendisler tarafından tasarlanan orijinal planlar, içerisinde gömülü büyük çelik parçalar olan 60 cm kalınlıkta duvarlar içeriyordu ama mimari tasarıma uyum sağlanması için 3 boyutlu modeller üzerinde yapılan denemeler ve analizler sonucu duvar kalınlığı yarıya indirildi ve çelik iskeletin yerini daha ince takviyeli çubuklar aldı.Dış cephe  2,429 adet  prefabrik beton panel ile oluştruldu.

Bina, bir kabuğa benzer şekilde, sürekli ve birbirine bağlı bir yapıdır. Çatı, duvarlar ve yer döşemesi, binanın sağlam olmasını sağlamak için birlikte çalışır.

V&A Dundee zeminde iki ayrı piramitin üst katta tasarlanmış kemerli geçiş yolları ile birbirine bağlanıyor.Yapı, Tay Road Bridge’in yapılması için şehir rıhtımları doldurulduğunda yıkılan Kraliyet Kemeri’ne atıfta bulunuyor.

Ziyaretçiler mekana büyük ve güzel bir ana salondan giriş yapıyorlar. Burada canlı ve insanları samimi şekilde kucaklayan bir atmosfer yaratmak için kafe, dükkan, ziyaretçi tesisleri bulunuyor.

Yapı boyunca denize ve doğaya olan bağlantıyı sürdürmek için ana salonun ve merdivenin zemininde, milyonlarca yıllık deniz canlılarının ve bitkilerin görünür fosillerini içeren bir kireç taşı kullanıldı aynı zamanda kafede, restoranda ve dükkanda Tay Nehri’nin nesli tükenmekte olan tatlı su incisi midyesinin kabuklarını içeren beyaz beton kullanılanıldı.

Üst kattaki ve galerilerdeki katlar Avrupa meşesi ile kaplıdır ve restoranın zemini ve piknik odasının duvarları için bambu kullanıldı.Nehire bakan kademeli iç duvarlar ise meşe kaplama paneller ile kaplanmıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir