Mozaiğin Laik Kubbesi

Laik Türk Devleti ve Çağdaş İslam Kültürü arasındaki etkileşimlere odaklanan proje, Maltepe Üniversitesi ve IAPS-CSBE Çalışma Ağı tarafından düzenlenen İstanbul'u Düşlemek Fikir Projesi Yarışması'nda eşdeğer ödüle layık görülmüştü.

Laik Türk Devleti ve Çağdaş İslam Kültürü Arasındaki Gerilimler

Laik Türk Devleti ve çağdaş İslam kültürü arasındaki etkileşim; yüzleşme, ayrılık ve bağlantıların sorulara dökülerek, belirli bir coğrafyanın zamanla etkileşimindeki sosyo-politik ve sosyo-kültürel bağlantıların detaylarını, geçmişten ve kritik tarihsel dönemlerden alınan referanslar sentezinden kendi dilini inter disipliner yapıda İstanbul’daki kamu-mekânsal örneklerine yeni bir alternatif biçimi olarak ortaya koyan etkileşimler üzerine kurulmuş alternatif kamusal mekan arayışıdır.

Fragman.01. Ayasofya ve Kubbesi

Her dönemin ayrı bir Ayasofya’sı var. Bizans’ın Ayasofya’sı, Latinlerin Ayasofya’sı, Osmanlı’nın Ayasofya’sı, Cumhuriyet Türkiyesinin Ayasofya’sı… Her dönemin ayrı bir hikayesi var; aslında Ayasofya insanlığın uzun bir hikayesi. Ayasofya kubbenin farklı zaman dilimlerinde, toplumların yaşayış şekillerine göre farklı spiritüel olaylar ve ritüellerle mekansal bağlamda yeniden yorumlanışıdır.

Fragman.02. Tarihsel Kesit ve Semt Yapısı(6-7 Eylül Olayları)

6 – 7 Eylül olayları, 1955’de İstanbul’da yaşayan azınlıklara yönelik, dönemin politikasının manipülasyonlarıyla ortaya çıkmış tahrip hareketidir. Farklı etnik grupları barındıran toprakların homojen hale getirilmesi, başarılı bir ulus-devletin vazgeçilmez şartı olarak öngörülmüştür. 6-7 Eylül Olaylarına ilişkin olarak, ülkedeki etnik çeşitliliği belirtmek amacıyla yaygın olarak kullanılan “mozaik ” benzetmesine atıfta bulunularak yapılan “mozaik çatladı” açıklamasını, çokuluslu Osmanlı devletinden Türk ulus-devletine geçiş döneminde yaşanan sorunlarla ilişkilendirmek mümkündür. Homojenize etmeye yönelik bir mantalitenin hakim olduğu olayların gerçekleştiği Beyoğlu’nda Tarlabaşı; farklı etnik kültürlerin göçüyle oluşmuş göç mozaiğinin çatlamasından ziyade, kimlik değiştirip renkliliğini koruyabilmiştir. Öyleyse Tarlabaşı’nı coğrafi, ve tarihsel acılardan mimaride ele alarak, iktidari kuvvetlerin ve tarihsel anların kentin ara yüzlerini nasıl etkilediğini göstermesi hedeflenmiştir.

Fragman.03. Ritüel ve Gelenekler (Dans ve Halı)

Tarlabaşı zaman içerisinde, başkalaştırılmış bir yapıda ve kendi mahalle kültürüyle, irdelenmesi gereken zengin bir anlayış ortaya koymuştur. Farklı etnik kökenlerin birlikte yaşayışı yeni bir mozaik kimliği ortaya çıkarmıştır. Semtin toplum yapısına bakıldığında, kimlik kökenleri göçebe toplumlara dayanan kültürler, gelenek ve çevrelerini halılarına isleyeip cennet bahçeleri olarak sembolize etmişlerdir. Halı, sabit olmayan mekanı temsil eder. Göçebe toplumlarda varılan bölgedeki mekan, halınin konumu ve varlığı ile şekillenir. Semtte bu ögenin varlığına duyarlılık vardır. Dış mekanda(sokak düzeyinde) bölge işgal etme eylemi halı ile belirlenir. Semtin diğer bir dış mekansal özelliği olarak sokak pazarlarının gergi sistemleriyle gün içerisinde olarak transforme edilmesi, mekanın okunması ve gözleminde farkındalık uyandırabilecek bir etkinliktir. Farklı etnik kökenler farklı kutlama şekillerini de birlikte getireceğinden, bir ritüel olarak halayın performatif etkinliği proje kapsamına alınmıştır. Dış mekan olayı söz konusudur. Bireyler topluca geleneksel müzik ve dansları ile dış mekanda bir etkinlik içerisindedir.

Fragman.04. Birey ve Ölçeği

Fiziksel bölgenin belirlenmesi aşamasında semtten alınan sosyo-kültürel referansların programları eşliğinde, aydınlık seviyesi göreceli düşük olan ve zamanla “sınır” olarak tanımlanan Tarlabaşı bulvarının sınırlarını, bulvar ve Hamalbaşı caddesi kesişimi üzerine konumlandırılacak olan bir kamusal mekan yoluyla ortadan kaldırmak amaçlanmıştır. Seçilen fiziksel bölgede, yerinde, yaya hareketlerinin istatistiği çıkarılmiştır. Kamusal mekanın içerisinde veya çevre düzeninde çeşitli sirkülasyon varyasyonlarıyla gündelik sosyal etkileşimleri zenginleştirmek amaçlanmıştır.

Tasarımsal çözümde kullanılan sorular

Mozaik oluşturabilecek bir kültürler etkileşimi içerisi iletişimin ortaya koyduğu kimliğin veya mimarinin öneminin vurgulanmak istendiği bu proje de, kendini şekillendirme sürecindeki iki soruya dikkat çekilmek istenmektedir.

  • Birey kendinden daha büyük veya küçük ölçekteki bir takım oluşumların dışavurumu olduğunun farkındalığında mıdır?
  • Birey vücudunda ikamet ettiğinin farkındalığında mıdır?

İki kıtayı ayıran boğazın derinliklerinde yaşayan deniz analarının ve mavi-yeşil alglerin kendilerini aydınlatma özellikleri, projenin ışık bahçeleri ana düşüncesi kapsamında incelenmiş ve bunların karakteristik özellikleri kamusal mekanın tasarımında esin kaynağı olmuştur. Canlı bir organizmanın, kimyasal reaksiyon esnasında kimyasal enerjiyi ışık enerjisine dönüştürerek ışık üretmesi ve ışık yayması olarak tanımlanan Biyoluminesans zinciri ve fotosentez tepkimesi; ışık bahçeleri kapsamındaki projenin, geleceğe dönük şehir ütopyaları çerçevesinde sürdürülebilir tasarım sürecinin ekoloji ve doğa ile çözümlenmesi düşüncesine güçlü bir argüman kaynağı olmuş ve oksijen tüketiminin fazlaca olduğu hızla büyüyen kente gönderme yapılmasına fırsat sunmuştur. Böylece, ekolojik sistemlerin prensiplerinin, mekansal oluşumlara temel sağlaması amaçlanmıştır. İçerisinde bulunduğumuz yaşam formunun farklı ölçekteki biyolojik yaşam formlarından oluştuğunun farkındalığına biraz daha dikkat çekebilmek adına mavi-yeşil alg kültürünün inhabit mimarisi tasarımı yapılmıştır.

Teknik Kapsamda araştırma dahilindeki bir takım biyolojik verileri teknik uygulanabilirliğe dökme fikrinde;

İskelet Strüktür:
İskelet form, düzlemsel bir yüzeyin, analog model ve parametrik dijital çalışmalar ile strese uğratılmasıyla ortaya çıkmış olan ‘gridshell’ strüktürdür. Kubbesel bir form Ayasofya’nın dönemler boyunca farklı kültürlere ev sahipliği etmesine atıfsal olarak aranmıştır. Teknik uygulamada Frei Otto’nun Mannheim Multihalle tasarımının prensipleri referans olarak alınmıştır.

İkincil Strüktür:
İskelet strüktüre ilişkilendirilmiş olan ikincil katman, fiber-glas yastıklardır. Bu yastıklar, bahsi geçen aydınlatma özelliği olan biyoluminsens zincirli mavi yeşil alg kültürleriyle doldurulmuştur. Herhangi bir titreşim veya atraksiyon ile mavi yeşil kültürler uyarılarak ışık saçmaktadır. Fotosentez olayı burada gerçekleşir.

Program/lar :
Sınırları ortadan kaldırmak için Bulvardaki yaya sirkülasyonu farklı bir kota taşınmıştır. Ritüel ve Performansların ortaya koyulduğu kamusal mekan yaratılmak istenmiştir. Sirkülasyon ile uyarılan ikincil katmanın çevresini aydınlatmaktadır. Kuş barınakları, oturma elemanları gibi kent-mobilyaları ile gündelik aktivitelere olasılık verilmek istenmiştir. Tasarlanan yastıklar içerisi Fotosentez olayı ile bölgeye oksijen salınımı yapılmaktadır.

Amaç:
Soyut tabir ile yüzyıllarca Ayasofya’nın kendisini, içerisindeki kültürlerin miraslarıyla aydınlattığı gibi; bugün de etrafına ışık saçabilecek zenginlikte olan kültür yansımalarını fiziksel olarak aydınlattığını başka bir ölçek vasıtası ile görebilmek ve bu gözlem doğrultusu ile farklı ölçeklerdeki oluşumlara ve onların dışavurumculuklarının ilişkisi içerisinde olduğumuzun farkındalığına varabilmek, amaçlanmıştır. Fotosentez olayı ile canlı bir organizmanın güneş enerjisini, insanın hayatsal elementi olan oksijene ve enerjiye çevrilmesine dikkat çekilerek doğadaki enerji döngüsünün önemi vurgulanmak istenmiştir. İnsan hem kendinden hem de kendinden büyük ölçekteki mekansal ve kavramsal oluşumların arasındaki bir ölçekte görevini almaktadır.

Bir cevap yazın