Eşdeğer Mansiyon (BUDA Mimarlık), Mali Müzesi Ek Yapısı

KENTSEL BOŞLUK

Alanın çevresini sarmış olan şehrin farklı parçalarını oluşturan park, müze, yoğun araç trafiği ve yoğun yapılaşmanın her biri belirgin şekilde ”MALI” yeni kanadı projesindeki önemli etkenlerden biri olmuştur. Şartname anlatımı ve alan üzerindeki analizler sonucunda bu kadar yoğun bir şehir örtüsüyle çevrili bu alana farklı eklemeler yapmak yerine şehre ait bu potansiyelleri alan üzerine aktarma fikri benimsenmiştir.

Bu potansiyelleri analiz ederken, mevcut müze binasının tarihini yaşatan kendine özgü mimarisi, şehre nefes alma- rahatlama kapısı açan park ve kendi parlak-canlı hareketini barındıran şehir dokusu açığa çıkmıştır.

Müze için düşünülen bu yeni oluşumun mevcut durum ile sessiz-sakin bir akrabalık kurması gerekmektedir. Tasarım bütün gücünü görünen bir kentsel dokunun içinde olabildiğince ‘doğal-yerine ait’ bir mimari öğe olmak üzerine kullanır.

Sessizliğini koruyabilme tutkusu için programlanmış alanlar mevcut park kotu altında konumlanmaktadır. Bu durum mevcut bina karakteristiği karşısında durma zorluğunu ortadan kaldırdığı gibi kullanıcılar için kentsel alanı genişletme gibi olumlu sonuçları beraberinde getirmektedir.

Projenin bir diğer önemli odağında çevrede konumlanmış mevcut iki park (Dammert Park, Exposition Park) arasındaki ilişkiyi kurmak bulunur. Şehir kotunun altında yerleşmek bu odağı mümkün kılarken şehrin tarihi yapılaşmasını da işaret etmektedir. -8,50 kotunda oluşturulan kamusal-kentsel koridor tarihinde bağlı olan bu iki parkı tekrar birbirine bağlar.

Yer altında konumlandırılmış yeni kanat girişini mevcut müze ile aynı meydandan yapar. Mevcut meydan genişletilmiş, yeni ve eski yapılara yönlenecek şekilde tekrar tasarlanmıştır.

Yeni müze programı üç faklı seviyede konumlandırılmıştır. Yeni meydana yönelerek konumlanmış, -4,50 kotundaki ‘alt meydan’ müze ve kütüphane girişleri ve yeni bir kafeterya ile çevrelenmiştir. Bu ‘alt meydan’ aynı zamanda ‘kentsel koridor’ ile ana meydan arasında bağlantıyı kurmaktadır.

-8,50m kotundaki ‘kentsel koridor’ metro hattı ile bağlantı kurmakta, bunun yanısıra kendi terasları ile parçalı yerleşmiş sınıflara da giriş sağlamaktadır. Bu kentsel koridor aynı zamanda dış mekan galerileri ile de müze-sergi deneyimini beslemektedir.

En alt kotta bulunan -12,50 kotunda ise ana sergi holü farklı bölümlenmelere olacak sağlayacak esneklikte çözümlenmiştir.

Şehir kotu altına konumlanmış bu katlar kullanıcıları için daha tanımlı alanlar oluşturur. İçerisine girildiğinde toprak altında olma, karanlık mekanlar oluşturma gibi getirilerini çok parçalı açık mekanların tüm katlara ve tüm programa yayılması ile önler. Her açık mekan, dış mekan sergi alanları, açık derslik ve toplanma alanları gibi kendi programını besleyen bir role sahiptir.

Sessiz kalmayı savunan bu tasarım fikri kendini peyzaj tasarımında da göstermektedir. Ana meydanın genişletilmesi, yaya ve bisiklet yollarının yeni tasarıma uygun hale getirilmesi, mevcut parklara ufak dokunuşlar ile olabildiğince az müdahale gösterilmiştir.

Bu yaklaşma araziyi iki parçaya bölmektedir. Batıda konumlanan parça yeni müzenin beslediği çizgiler ile onun bir parçası olarak davranan daha gridal bir yapı oluşturur. Bu tutum yoğun araç trafiği ile bölünmüş olan Dammert Park yönünde de devam etmektedir. Doğu yönünde konumlanan tiyatro okulundan beslenen kısım ise kendi izlerini tutmaya devam ederken yeni eklemlenen yaya yolları ile de yeni müze meydanına ve tasarımına bağlantı kurmaktadır.

Etiketler

Bir yanıt yazın