Katılımcı, Suriye: Savaş Sonrası Konut Fikir Yarışması

MİMARİ AÇIKLAMA RAPORU

ANALİZ

Oryantal kültürlerin temelinde tevazünün göz ardı edilemeyecek etkisi, Ortadoğu toplumlarının yaşam tarzını önemli derecede etkilemiştir. Doğu kültürüne, masallarına, ezgilerine bakıldığında iyi ve kötü, mazlum ve zalim teması ön plandadır ve anlatıcı daima sıfatlarını; mazlumun, iyinin tarafında olarak kullanır. İyilik, mazlumluk kavramlarının temel alınmasının Ortadoğu’daki sosyolojik etkisi kendini; az mal sahibi olma, paylaşma, mütevazi olma vb. durumlarla göstermiştir. Böyle bir sosyolojik ortamda rekabet azalır ve güçlü olan taraf kolayca daha da güçlenerek iktidarı alıp uzun süre elinde tutabilir. Bu durum Ortadoğu gibi çok kültürlü, çok renkli; çok sesli toplumlarda bile tek sesliliğe, tek düşüncenin hakimiyetine sebep olabilir. Bu yüzden Ortadoğu kentlerinin geneli birbirine benzer ve kent yüzeylerinde ev ölçeğinden mahalle hatta kent ölçeğine kadar benzer tipolojilerin hakimiyeti görülür.

Ortadoğu’daki çatışma ortamının geçmişi tarihin başlangıcına kadar gider. Medeniyetin, dinlerin, ticaretin, yazının, astronominin ortaya çıktığı bu toprakların doğal zenginliği geçmişte birçok topluluk için çekim noktası olmuş ve bölge sürekli göç almıştır. Bu göçler bugünkü çok kültürlü çok sesli Ortadoğu toplumunu yaratmıştır. Dini, dogmatik düşüncenin hakim olduğu toplumlarda çok kültürlülük, çok seslilik, çatışma ortamına dönüşme potansiyeli yüksek bir durumdur. Karşıt düşüncelere hoşgörünün az olması bir arada yaşamı zorlaştırmış, bölge üzerinde petrol vb. kaynakların bulunmasından dolayı global şirketlerin ekonomik rekabetinin doğurduğu siyasi sonuçlar ile bu bir arada yaşam, çatışmaya dönüşmüştür.

Savaşın en yoğun yaşandığı Suriye’de kentler bu çatışmadan yaşanmaz hale gelmiş, göç vermiş ve kentlerdeki topluluklar için büyük bir konut sorunu ortaya çıkmıştır. Bölgedeki diğer ana sorunlar gibi konut sorununa olan yaklaşım da sosyolojiyi, siyaseti, tarihi göz önüne almalıdır.

SORULAR

Savaşın getirdiği toplumsal psikozu tamir etmenin mimari bağlamda temsiliyeti aranacak olursa; dağılmış bir topluluğun kendi değerleriyle, geçmişiyle yeniden bir araya getirilmesi gibi yıkılmış kent de yeniden kendi yıkıntılarıyla diriltilebilir mi? Geçmişi unutturmadan, onun enkazıyla ama geçmişe inat bir kent yüzeyi yaratılabilir mi? Çok kültürlü, çok renkli bir toplumun yaşadığı kentin anlamsız monokrom yüzeyleri, farklı kültürlerin temsili sayılabilecek renkler ile tamir edilebilir mi? Tamir etmenin estetiği, geçmişi onararak ayağa kalkmak isteyen bir kentlinin günlük yaşamını temsil edebilir mi? Tüm kenti küçük dokunuşlarla, yaşanmakta olan savaşı ve sonrasını anlatan bir canlı müzeye dönüştürmek mümkün mü?

SENTEZ

Geçmişten bu yana oluşmuş kültür ve yaşam tarzına saygı duyarak, yeni bir konut ve kent fiziği arayışına girmek yerine, toplumun kendisi tarafından var edilen mekanın fiziksel yaralarının tamir ederek, kentliye alışılmış yaşam tarzını, konut tipolojisini, yolları ve altyapıları yeniden sunmak amaçlanmıştır. Bu fiziksel yaraların tamirini, mekanların kendi yıkıntılarıyla yani kendi geçmişleriyle yaparak kenti bir nevi küllerinden yeniden var etmek fikri ön planda tutulmuştur. Bu fikrin, savaştan zarar görmüş bir kent üzerinde uygulandığında ortaya çıkan sonuç; kenti, savaşın izlerinin tecrübe edilebileceği yaşayan bir savaş müzesi haline getirecektir. Ayrıca bu durum, kente atraktif ve turistik bir özellik kazandırarak kent ekonomisine katkıda bulunabilecek bir ortam hazırlamış olacaktır.

Kenti kendi malzemeleri ile tamir ederek varmaya çalışılan sürdürülebilir tavrın, herhangi başka bir kentte de uygulanabilecek olması, bölgesel bağlamda üretilen evrensel bir yaklaşım sisteminin arayışından kaynaklandığı söylenebilir.

PROJENİN UYGULAMA AŞAMALARI

Yapıların genel keşfi yapılır ve 3 gruba ayrılır:

  • Az hasarlı veya hasarsız
  • Orta derecede hasarlı
  • Ağır hasarlı
  • Hasarsız olduğu tespit edilen, kullanıma uygun haldeki yapılar aynı şekilde bırakılır.
  • Az ve orta hasarlı yapıların hasar görmüş yüzeyleri tespit edilerek temizlenir ve bu temizlikten çıkan molozlar bir kenara alınır. İhtiyaç varsa strüktürü çelikle sarılarak güçlendirilir. Eskiden hasarlı olan yüzeyler yerine çelik hasırdan renkli çeperler konulur ve elemeden geçen yıkıntılar bu çeperlerin içerisine doldurularak dolgu malzemesi olarak kullanılır ve böylece duvarlar yenilenmiş olur. Yapının dış cephesi renkli çeperler ve molozlardan oluşan yüzey olarak bırakılır. İçeriden yalıtım yapılarak sıvanır ve kullanıcıya alışık olduğu konut ortamı tekrar sunulur.
  • Ağır hasarlı yapıların tipolojisinin tespiti yapılabilir ise tamamen yıkılır ve hem kendi yıkıntıları, hem de çevreden elde edilen yıkıntılar ile çelik strüktür kullanılarak aynı şekilde tekrar inşa edilir. Tipoloji tespiti yapılamaz ise yıkıldıktan sonra elde edilen molozlar başka yapılarda kullanmak üzere alınır. Yapının kaldırılmasıyla oluşan boşluk, yeşil alan veya herhangi bir amaçla kullanılacak açık kamusal alan olarak değerlendirilir.
Etiketler

1 Yorum

  • ercan-celikkiran says:

    Bu öneri tarihi kent dokusu olan bölgelerde geçerli olabilir belki ancak herhangi bir kuramsal değeri olmayan yapıları onarmaya harcanacak kaynak yerine yeni planlama , yeniden (yeni tekniklerie) yapım hem ekonomiyi canlandıracaktır hem de insanların savaş travmalarını bir nebze de olsa azaltacaktır. Yaşanan savaşın hasarlarını binalarda belli etmek toplum psikolojisine olumlu etki yapmaz diye düşünüyorum. Bu arada yeni yapıların yükleniciliğini çevre ülkelerdeki yatırımcıların yapacağını öngörüyorum. Ancak o şekilde ekonomi canlanabilir. Bir çeşit yapım turizmi.

Bir yanıt yazın