Kağıthane Kızlarağası Kentsel Planlama Projesi

EAA tarafından tasarlanan Kağıthane Kızlarağası Kentsel Planlama Projesi'ne 2010 yılında başlandı.

Kağıthane bölgesi son yıllarda İstanbul’un Avrupa yakasında büyük bir ivmeyle artmakta olan iş merkezi ihtiyacını karşılamak üzere geliştirilen kentsel dönüşüm stratejilerinden bir diğerine sahne olmaya hazırlanıyor.

Yıllar boyunca geçirdiği bir dizi değişimin etkisiyle 1900’lü yıllara kadar şehrin önce sayfiye bölgesi olarak kullanılan, izleyen yıllarda ise küçük ve orta ölçekli sanayiye ev sahipliği yapan Kağıthane deresi ve çevresi, son 10 yıllık süreçte sanayinin de yavaş yavaş bölgeden çekilmesi ile İstanbul’a özgü, düşük gelir gruplarını içerisinde barındıran bir konut bölgesi haline dönüştü. Şehrin en önemli iş merkezi aksı olan Büyükdere Caddesi’nin hemen yanıbaşında yer almasına ve çevre yollarına yakınlığına rağmen yıllarca ‘atıl’ olarak kalmış olan Kağıthane bölgesi sermaye sahipleri için gün geçtikçe daha da kıymetli bir hale geliyor.

Kağıthane semtinin mevcut dokusunun modern bir yorumu olarak tek ve yüksek bir kule yerine bölgenin dokusuna uygun olarak insan ölçeğinde, alçak katlı, parçalı ve avlulu bloklar halinde tasarlanan Kağıthane Ofis Park projesi beklenildiği gibi bölgede gün geçtikçe daha da ivme kazanan kentsel dönüşüm furyasında öncü bir rol üstlendi. Bölgedeki gelişime sağlıklı bir yön vermek isteyen Kağıthane Belediyesi de bu referansla, birçok farklı malsahibine ait parsellerden oluşan bir arsa için masterplan çalışması yapılmasını istedi.

Herhangi bir ticari karşılık beklemeksizin üstlenilen masterplan projesiyle, arsa üzerine inşa edilecek yapıların kitlesel durumları, siluet etkileri ve yakın çevreyle olan ilişkileri kurgulanarak, her biri farklı projeye belediyeye başvuran mal sahiplerini kentsel açıdan daha sağlıklı bir kanaldan hareket etmeye yönlendirecek ve bölgedeki gelişime örnek teşkil edecek bir planlama hedeflendi.

Önerilen planlamada mevcut arsa payları birleştirildi, her mal sahibinin arazisiyle ilgili emsal durumu ve satılabilir alan miktarı kesinlikle korunarak yeşil alanı maksimize eden bir kompozisyonla yeniden parsellendi. Belediyenin kültürel tesis alanı olarak belirlediği alanın diğer terk alanlarıyla birlikte yeşil doku olarak kurgulandığı planlamada yapı adaları, orta alanlarında avlular bırakarak çekme sınırına dayanan, 4-5 kat yüksekliğe sahip olan ve çevresiyle yarışmayan insan ölçeğindeki baza-yapılar ile bunların üzerinde zaman zaman yükselerek maksimum emsali kullanan bloklardan oluştu.

Mevsimlere göre avlularda yaratacakları gölge durumu hesaplanarak konumlandırılan ve ofis fonksiyonuna hizmet edecek olan yüksek yapılarda, servis alanlarının daha sıcak olan güney yönüne, çalışma alanlarının ise kuzeye cephelendirilmesi planlamada alınan önemli kararlardan bazılarıydı.

Blokların zemin katlarının ticari alanlar olarak tanımlandığı, çevre yollar, araç bağlantı yolları ve yaya bağlantı yolları ile oldukça sıkı bir geçirgenlikle tariflenen planlamada belediyenin kültür tesislerini konumlandıracağı, aynı zamanda ticari alanın da ana omurgasını oluşturacak olan ‘kültür aksı’ en güçlü yaya bağlantı yolu olarak belirlendi.

Kağıthane Kızlarağası Kentsel Planlama Projesi, hem bölgede öncü rol üstlenen Kağıthane Ofis Park projesindeki temel yaklaşımların sürdürülebilirliğini sağlayabilmek için bir fırsat sunması, hem de mal sahiplerinin rant haklarından feragat etmeden de iyi bir kentsel planlama yapılabileceğinin ispatı olması nedeniyle EAA tarafından kendileri için, projeleri arasında farklı bir yer tuttuğu belirtiliyor.

Etiketler

2 yorum

  • omer-yilmaz says:

    Bu proje ilginç bir deneme ve çevrenin oluşmasında biraz olsun rolü olursa bazı şeylerin iyi yönde değişmesine katkı sağlayabilir. Hikayeyi bildiğim için (bu projenin yayınlanmasını talep eden de bendim zaten) metin okumamıştım ama sizden yorum gelince metni de okudum bunu göndermeden önce. Bu arada proje yerini de güncelledim haberde.

    EAA aslında hepimizin beklediği istediği her zaman dillendirdiğini, durumdan vazife çıkararak ve de bunun maddi bir karşılığını da beklemeden yapmış. Ne bekliyoruz? Tekil çözümler yerine bütüncül yaklaşım, yayanın konforu, daha nitelikli fiziksel çevre…

    Sözkonusu tasarımdaki sözkonusu mülkiyet parçalı ve özel sektörün gelir getirmek için girdiği bir alan burası. Bu rantı elde etmeye paralel nitelikli çevre de oluşabilirse zaten sorun çözülecek. Bakalım kısa zamanda işe yarayıp yaramayacağını göreceğiz, burada inşaatlar başladı bile.

  • azmi-acikdil says:

    Kentsel Yenilemenin yapıldığı bölgeler; Kentin en yogun oldugu ve gecekondudan, ıslah planlarından sonra zorlanılarak imar planlarının yapıldığı alanlar. Yogun yapılaşma olunca pay dağılımınında zor olacağı bir gercek. Yani bu bölgelere arzuladığımız planları; Az katlı, bahçe icinde, daha insani ölçülerde, sokak dokularından oluşan komşuluk iliskileri yere basan projeler yapma imkanımız var mı? Yenileme alanını genişletme imkanımız olmayınca da yapılacak planlama kendini belli ediyor demektir. Bu isin bu kadar arkasında durmamıza rağmen alternatif üretene pek rastlamadım. Yapsanız rant deniyor, gasp deniyor. Yapmasanız deprem geliyor deniyor.
    Peki, bu kent gelişerek zamanının gecekondu alanına dayanarak o bölgeye yerleşmiş insanlara bir rantı kapilarina kadar getirmiş mi? Bu bir rant ise herkes payına düşeni alıyor mu? O zaman kentlerimiz bir başka türlü yozlaşıyorsa proje ve fikir uretmekte biz mimarlara düşüyor.
    Zamanında sırtımızı dönerek çarpık kentleşmeyi görmemezlige geldiğimiz bu alanlar, bizim insanımız ve bizim kentimizin bir parçası, çözüm dönüp dolaşıp yine biz mimarlara kaldığına göre bizden sonrakilere laf üretmeyecek projeler üretelim, ama?

Bir yanıt yazın