+ Arkitera'nın gelişmiş özelliklerinden yararlanmak için lütfen giriş yapınız!
veya ile bağlan.
Cumhuriyet Caddesi Kentsel Tasarım Projesi 1. Kısım 1. Etap Kiosk Yapısı ve Park

Cumhuriyet Caddesi Kentsel Tasarım Projesi 1. Kısım 1. Etap Kiosk Yapısı ve Park

6 Şubat 2015, 15:34
  defa okundu.

PDG Mimarlar tarafından tasarlanan Beylikdüzü Belediyesi Cumhuriyet Caddesi Kentsel Tasarım Projesi'nin 1. kısmının 1. etabından bulunan kiosk yapısı ve parkın inşası 2015 yılında gerçekleşti.

PDG Mimarlar projeyi anlatıyor:

Cumhuriyet öncesi dönemde “Gardan”, mübadele sonrasında ise “Kavaklı” isimleriyle anılan Beylikdüzü’nün bir bahçeşehirden ilçeye dönüşüne uzanan hikâyesinin ana temasını birbirine karşıt ama günümüzde biri olmadan diğerinin varlığı anlam kazanamayan iki kavram oluşturmaktadır: Yeşil doku ve yapılaşma.

Yerel yönetimlerin bölgenin fiziksel çevresini koruma ve geliştirme konusunda gösterdiği duyarlılık sayesinde tarihinden gelen yeşile bağımlılık olgusu son yıllarda yeniden gündeme gelmiştir. Beylikdüzü Belediyesi’nin almış olduğu üst ölçek kararlarla tutarlı bir tasarım gerçekleştirilmiştir.

E5 Karayolu’nun kupkuru çehresine inat, metropol içinde kalan nadir yeşil alanlardan biri esas alınarak / korunarak yapıların tasarlanmasına ve peyzajın da aynı fikri desteklemesine karar verilmiştir. Buradaki tasarım sloganı “yeşile dokunmak” olarak belirlenmiştir. Yeşil örtü ile mevcut meydanın tek bir vücut haline gelmesinin amaçlandığı projenin ilk hassasiyeti yoğun yeşil dokusunun korunması ve eklenen yapıların bu dokuyla iç içe geçmesi yönünde olmuştur. Bunun yanı sıra kamusal alan sorgusu tasarımın sürecinin başından itibaren kendisini göstermiştir.

Kamusal alanın en önemli mekanı sokaklardır. Hayat sokakta geçer. Günümüzde kentler, sokaklar araçlara göre şekillenirken bu projede yayalara göre şekillenen akslar oluşturuldu.

Meydan ve sokakları kamusal mekânın birer parçasıdır. Kamusal mekân kavramını irdelerken sadece ortak kullanım alanları olarak kabul etmek yerine, bir süreklilik içinde ve özellikle yaya olma durumu üzerinden ulaşıma dolayısıyla yaşama / kente entegre olmak için gerekli mekânlar olarak düşünmek yeterli değildir. Bu mekânların arasında kaybolmadan sürekliliği barındıran, engellenmeden, durmaksızın, dokunarak, 24 saati bünyesinde barındıran ve çoklu kullanıma elverişli alanlar olarak kabul edilmelidir. Bu alanların çevresindeki yapılarla bütünleşmesi sonucunda ortaya çıkan kimliğin toplum odaklı olması sağlanmalıdır. Toplumu oluşturan en küçük parçanın birey olduğunu düşünürsek, birey için yaşam ve mekân kalitesini arttırabilmek, kenti algılama ve ona dâhil olma yönünde yeni açılımlar yapmamıza olanak verecektir. Böylece tasarlanan, kullanılan alan kentin bir iletişim noktası olabilecektir.

"Gökyüzünün Tavanını Oluşturduğu Bir Kamusal Salon"

Kostof'a (1991,1995,1999) göre kamusal alan, insanların günlük yaşantılarında ya da dönemsel etkinliklerde fonksiyonel ve törensel aktiviteleri gerçekleştirebildikleri  bireyleri dolayısıyla toplumu birbirine bağlayan ortak bir zemin olmuştur. Ayrıca kamusal alan kimliğinin daha iyi algılanabilmesi tarihin önemli dönemeç noktalarının bilinmesinden geçmektedir. İnsanın kurguladığı ilk şehirlerden günümüze, sokakların ve açık alanların birbiriyle ilişkisine bakıldığında, şehirlerde gerekli olan ve istenilen aktiviteleri gerçekleştirmek üzere kurgulanmış, toplum için sağlıklı ve kullanışlı mekân oluşturma çabası gözlemlenebilmektedir.

Kent boşluklarının insanların toplanma yerleri olmasının yanı sıra simgesel özellikleri de bulunmaktadır. Kent ölçeğinde organize edilen doluluk-boşluk oranın birbiriyle ilişkisi insan ölçeğinde tanımlandığı takdirde bölgenin karakteristik özelliği de ortaya çıkmaktadır. Eğer kentin içerisinde bu doluluk boşluk oranı iyi organize edilmezse, ortak kullanım alanları olarak düşünülen mekânlar kullanışsız alanlara dönüşür ve kimliklerini kaybederler (Erdönmez, 2005).

Kamusal alanlar, günlük yaşantı içerisinde hiçbir fiziksel veya sosyal engel olmadan kentin tüm kullanıcılarına hizmet eden alanlardır. Bu alanların yaşabilmesi için kentin tüm kullanıcıları tarafından eşit şartlarda kullanılabilirliği olması gerekmektedir. Bu yüzden bu alanlar tasarlanırken fiziksel ve sosyal çevre tüm kullanıcılar için düşünülmelidir. (İnceoğlu, 2007).

Whyte'a (2000) göre bir kamusal alanı başarılı kılan 4 özellik vardır. "ulaşılabilirdirler, insanlar çeşitli aktivitelerde bulunurlar, mekân konforludur ve iyi bir imajı vardır ve sosyal faaliyetleri destekleyen, samimi, insanların birbiriyle buluştuğu ve daha fazla sosyal etkileşimin sağlandığı mekânlardır."

Açık Müze

Adına yakışır biçimde Türkiye Cumhuriyeti’nin 1915-2015 döneminin varlığını anlatmayı hedefleyen projenin 7 ana dönüm noktası bulunmaktadır:

  1. Cumhuriyet’in Kuruluş Destanı,
  2. Erken Cumhuriyet,
  3. Genç Cumhuriyet,
  4. Cumhuriyet’in Hikâyesi,
  5. Cumhuriyet’in Yakın Tarihi,
  6. Cumhuriyet’in Değerleri ve
  7. Çağdaş Cumhuriyet ve Geleceği.


İnsana önem veren ve ölçeği saptırılmamış ürünler elde etmeyi hedefleyen projenin asıl işlevi ise bir açık hava müzesi olmasıdır. Proje alanı içerisinde bu sürecin 1915-1938 dönemine yer verilecektir. Proje alanında 100 yıllık sürecin karşılama mekânı bulunmaktadır. Bu bölüm tüm aksın varlığını simgelemektedir. 1915 Çanakkale Zaferi ile beraber bir milletin bir çatı altında toplanın bir olup bir yola girmesini simgelemektedir. Aksı boyunca kiosklarda ve bilgilendirme panellerinde dönemsel çalışan küratörlerle konu zenginliği yakalanıp ‘ezber’ algıyı ortadan kaldırmak hedeflenmektedir.

Alandaki yaya aksları boyunca 1915-38 dönemi hakkındaki verilerin meraklı gözlerle buluşması öngörülmektedir. Özel olarak tasarlanan bilgilendirme panoları, oturma elemanları, duraklar, medya fasadları gibi birimler döneme damgasını vuran farklı konuların (moda, mimarlık, resim, heykel, seramik, edebiyat, spor, vb.) sergilemesine yardımcı konumda durmaktadırlar. Bunların yanı sıra gazete bayisi, kafe, hediyelik eşya satışı, bilgilendirme ofisi, kapalı sergi alanları gibi işlevler de 3x6 metrelik akslara yerleşmektedir. Arsa boyunca var olan %4’lük eğim yer yer amfiler haline gelerek projenin avantajına kullanılmaktadır.

Sergi işlevi hem yeşile dokunan hem günlük yaşamın akışını kesmeyen hem de yapılara (engelli erişimi de dâhil olmak üzere) erişimi kolaylaştıran peyzaj ile desteklenmektedir; yeşil-yarı sert zemin-sert zemin ve tam tersi yöndeki geçişlerle zemin kaplaması doğadan geri kalanları kucaklayan bir anlayışa sahiptir.

Peyzaj tasarımında modern, lineer ve dinamik hatlar oluşturulmak istenmiştir. Alanın doğallığını bozmayan andezit taş ve yumuşak peyzaj elemanlarının bir bütün haline gelmesiyle oluşan çizgisel hatlar alanın ana peyzaj karakterini belirlemiştir. Ağaç altı yarı gölge alanlarda yer örtücü görevi gören Vinca minor’un sarılıcı olma özelliğinden yararlanılmıştır. Sık dokulu, toprağı örten, gölge dayanımı yüksek olan Dichondra repens çam ağaçlarının reçinesine dayanıklı olduğu için kullanılmıştır. En ufak bir hava hareketiyle sallanan ve duman gibi gözüken dallarıyla Stipa tenuissima zarif bir etki yaratmıştır. 

Reklam

Yorumlar
Yorum bırakmak için giriş yapmalısınız!
gökhantemiz / 26 Şubat 2016, 11:01
Samimi olarak söylüyorum, çok iyi...
 
MURAT KAAN SALCIGIL / 23 Şubat 2016, 15:15
Öncelikle hassasiyet içeren cevaba teşekkürler.

Proje süreçlerinde yaşanan zorluklar ve belediyelere yapılan projelerin hayata geçerken uğradığı değer kayıpları bir çok meslektaşımızın bildiği durumlar.
Özgün tasarım yapmak o an ki proje durumunda çok da önemli değilse, Batı’da görüp imrendiğimiz imgeleri ve detayları buraya adapte etmek de başlı başına bir sorun değil.
Fakat orjinalinde paslanmaz çelikten yapılmış detaylar, Beylikdüzü’de siyaha boyanmış 40x40 kutu profilere dönüşünce “lost in translation” durumu olmuş.
Elbette bu sadece tasarımcıya fatura edilecek bir durum değil. Eminim ki verilen mobilya detayları uygulanandan da farklıdır, ve daha niteliklidir.
Benim amacım da biraz memlekette tasarım yapmanın zorluklarını ti’ye almak.
Tabii Highline’daki sert zemin çalışmasına benzer çizgisel kaplamalar yanına eklenince benzer bir durum ortaya çıkmış.

Elbette bir proje sadece iki detay üzerinden değerlendirilmez.
Üzerinde bir çok başka değeri taşıdığı zaten açık. Belediye parkının içine iyi uygulanmış bir kitap evi yaptırabilmek bile ülkemizde bir başarı hikayesi.
Yalnız Arkitera tasarımcılar için bir iletişim aracı ise, iyisiyle kötüsüyle eleştiriler de bunun bir parçası.

 
Cem Y. / 23 Şubat 2016, 09:03
Çok iyi. Tüm proje uygulanınca ve 'yeşil' zamanla mekanda baskınlığını arttırınca çok daha iyi olacaktır. Tebrikler, çok beğendim.
 
Murat Şahin / 23 Şubat 2016, 01:47
Bir tasarım sürecini ve o gel-gitleri bir anda hiç etmek tam da böyle birşey. Bellekteki imaj ile gördüğünüzü örtüştürmekse bir proje hakkında fikir edinme süreciniz, birazdan bahsedeceğim tasarım sürecinde konuştuklarımız/yaptıklarımız/geri dönüşlerimiz aslında hiç yaşanmamış demek ki....

Cumhuriyet Caddesi'nin 1. Kısmı için tasarlardığımız projenin ilk hayata geçen bölümü. Zaten burası için oluşturduğumuz vaziyet planı da ekteki görsellerde var. Öncelikli olarak burası bir koruluk. Mevcut bir ağaç yopunluğu var buna rağmen aks boyunca bu ağaçların izleri bizlere lineer yürüme boyu oluşturmamıza izin veriyordu ( yer yer tekil kesintiler olsa bile ve bu kesilmelerdeki tekil gövdeleri çok sevdik. Olağandı çünkü.) Bunu deneyimlemek için ağaç röleveleri alındı yerinde kontroller yapıldı vb... Biz de tasarım sürecinde araç trafiğinin yanına entegre olmuş yaya aksları yerine yürümesi keyifli yer yer parklaşabilecek bir cadde boyu oluşturalım. O trafik gürültüsü içinde değilde yeşilin içinde yürüyelim istedik.... Peki caddenin karşısı ile bağı nasıl kuracağız çıkmazı geldi. Çünkü projede araç trafiği de kontrol altına almak mevcut yolları daralmak, yönlendirmek gibi durumlara gittik. Bisiklet parkuru oluşturduk yolun karşı şeridinde. O zaman bağlaçlarımız geldi işte bu aks boyunca. Kimi zamn kiokslar kimi zaman ahşap decklerler bağlama çalıştık. Diğer yandan kullanıcıyı tek alternatifle bırakmak istemedik. Adım boyu, basış genişliği de göz önünde tutarak o aksın lineerliğine kuvvetlendirecek şeritler ve bu şeritlerde yer yer yeşille bütünleşmelere gittik. Onun dışında kalan yoğun ağaç gövdelerin olduğu bölümleri de ezber bir şekilde 'yeşil' bırakabilirdik elbet. Ama çam altında çim! Yapacak kadar bir ezberimiz yoktu. Burası için yer örtücü olarak kullanmayı tercih ettik hem ekonomik hem de bakım durumlarını göz önünde tutarak.

Daha paylaşmadığımız projenin genel hatlarında kent mobilyalarını da tasarladık sergileme birimlerini de çöp kutularını da tasarladık bilgilendirme panolarını da. Highline ile bu proje ne kadar örtüşür sorusunu soruyorum cevap aradığımız herşey tamamen bambaşka. Geriye bellekteki imaj kalıyor o da olsa olsa oturma birimleri. Bizim ön gördüğümü tamamen farklıydı (ki yayınladığımızda ya da bittiğinde karşınıza çıkacak) fakat zaman nedeniyle eldeki alternatiflerden 'şimdilik' bunu seçtik.

Yani belki tasarımcıyı dinlemek lazım herşeyi kendi belleğimizdeki karelerle örtüştürmeden önce.Tasarım sürecinde nelerden vazgeçti neleri tercih etti. Hangi çıkmazlara girip geri dönmek zorunda kaldı. Ki ben şuan sadece üst kabullerinden bahsettim. Projede oluşturduğumuz giriş kabuğu, nesil arası iletişim merkezi, meydan ve etkileşimi, doğal peyzajına terk edilmiş diğer park.... Daha göremediklerimiz.
 
MURAT KAAN SALCIGIL / 22 Şubat 2016, 18:48
NYC Highline Beylikdüzü'nde! Yinede önce ve sonra fotoğrafları arasındaki fark takdir edilmeli. 30-35cm yüksekliğindeki sarı boyalı bordürlerden buralara geldik.
 
 

Künye
Proje Yeri: Beylikdüzü, İstanbul
Proje Ofisi: PDG Mimarlar
Proje Tipi: Park
Proje Tipi Grubu: Kentsel Tasarım, Peyzaj Tasarımı
Tasarım Ekibi: Cengiz Gültek, Murat Şahin
Ana Yüklenici: PDG Mimarlar, Loop Mimarlık
Peyzaj Mimarlığı: PDG Mimarlar
İç Mekan Projesi: PDG Mimarlar
Proje Yöneticisi: Fırat Çoban
Konsept Tasarımı: PDG Mimarlar
Uygulama Projesi: PDG Mimarlar
Statik Projesi: Ömer Dabanlı
Mekanik Projesi: Beylikdüzü Belediyesi
Elektrik Projesi: Beylikdüzü Belediyesi
Tesisat Projesi: Beylikdüzü Belediyesi
Çelik Projesi: Ömer Dabanlı, Serkan Yılmaz
Altyapı Projesi: Beylikdüzü Belediyesi
Fotoğraf: Ömer Yüce
Mimari Mesleki Kontrollük: PDG Mimarlar
Şantiye Yöneticisi: Ali Eşber Coşkun, Loop Mimarlık
Proje Başlangıç Yılı: 2015
Proje Bitiş Yılı: 2015
İnşaat Başlangıç Yılı: 2015
İnşaat Bitiş Yılı: 2015
Arsa Alanı: 3,000 m²
Toplam İnşaat Alanı: 18 m²
İlgili Projeler