3. Ödül, “Mahallem: Bakırköy” Uluslararası Katılımlı Öğrenci Mimari Fikir Projesi Yarışması

MİMARİ RAPOR

M A K R O B A H Ç E

“Bitişiğimizdeki evden piyano sesleri geliyor. Neveser Kökteş’ten “Seni sevmek bir suç ise”… Ses ve piyano: Rengin abla. Komşumuz Rezzan Hanım’ın Yeşilköy’den bir pilotla nişanlı olan kızı. Arkamızdaki bitişik evde ev sahibimiz ressam Naciye Uzcuk Hanım oturuyor.” (Bir Zamanlar Bakırköy, Turgay Tuna)

Mahalleliyi Bakırköy’e ait hissettiren şey; bölgeye özgü, gelenek haline gelmiş sosyal ve kültürel aktiviteler, birbiriyle devamlı etkileşimde bulunan esnaf ve yaşayan halktır. Bakırköy’ün birbirine bağlı mahalle ilişkilerini asıl zedeleyen; sosyal ilişkilerin ve mahallelinin etkileşimde olabilecekleri alanların yok olması ve yapılaşmaya yenik düşmesidir. Bu bağlamda 6 adaya yapılaşmanın Bakırköy genelindeki yaşantı için bir çözüm getirmeye yeterli olmayacağı düşünülmüş, mahalle ölçeğinde var olan mimari dokuyla beraber yaşantıyı canlandıracak öneriler getirilmiştir.

Bu yaşantıyı canlandırmak için dokuda bulunan yeşil potansiyeli olan ve yapı adasında bulunan birçok konutun etkileşimine olanak verebilecek arka bahçeler öne çıkarılmıştır. Mevcut durumda bu arka bahçeler, adalara yerleşen binalardan geriye kalan artık alanlar niteliğindedirler. İşlevsiz ve kendi içinde de duvarlarla bölünmüş olup, kentte dolu boş dengesini sağlayabilecekken kent dokusunda etkin bir rol alamamaktadırlar.

Projede, bu boşluklar içerdiği sınırlayıcı elemanlar ve eklentiler kaldırılarak kendi içlerinde ve birbirleriyle bağlı sosyal etkileşim alanları olarak tasarlanmıştır. Arazi sınırları içerisinde sadece bahçeler arası bağlantıyı ve kamusallığı sağlayacak noktalara müdahale edilmiştir. Zemin kattaki geçirgen ve akışkan mekan çözümü, arka bahçeleri birbirine bağlayıp aynı zamanda bahçelerin sokakla ilişkisini kurup bütünleştirir. Bu kottaki mekanlar genellikle Bakırköy’ün tarihi belleğinde bulunan ticari mekanlar (Tuhafiyeci Ohannes, Turuşucu Şükrü, Yufkacı Osman Çavuş gibi…) ya da mahallelinin belleğindeki kolektif faaliyetlere (bayramlaşma, açıkhava sineması, spor aktiviteleri, sanat etkinlikleri…) yardımcı olan nişler şeklindedir. Zemin üstü kotlarda ikamet eden mahalleli zemin kotunda da ticari faaliyetini sürdürmeye devam edebilir.

Projede tasarım alanı içerisinde tasarlanan ve işlevlendirilen iç bahçelerden çevre adalardakilere sızmalar önerilmiştir. Böylece 6 ada için önerilen bu kurgu bütün mahalledeki iç bahçelerde de sağlanmıştır. Bunun için mevcut yapılardan bazılarının zemin kotlarında cepler açılarak durak noktaları oluşturulmuş, bazıları ise yeniden işlevlendirilerek sokaktan erişimi sağlayan geçiş mekanı haline getirilmiştir. Aynı zamanda üst kotlarda da kamusal mekanlarla bağlantı sağlanmıştır. Üst kotlardaki bu mekanlar bahçeye önerilen teraslı bir strüktürle iner. Bu düşey eklenti konutlardaki kullanıcıların iç bahçedeki kamusallığa kolayca erişimini sağlar ve buraya açılan balkonları farklı kotlarda birbirine bağlayarak düşeyde kendi içlerinde de etkileşim kurmalarına olanak verir.

“Mahalle; insanın evden çıkması, sokakta yürümesi anında keyfi olmayan kültürel bir eylem ortaya koymasıdır. İkamet edeni kendinden önce de var olan bir toplumsal işaretler ağına sokar. Giriş/çıkış, içerisi/dışarısı arasındaki bağlar diğer bağlarla kesişir.” (Gündelik Hayatın Keşfi II, M. DE CERTEAU, L. GIARD, P. MAYOL)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir