3. Ödül, Gelibolu Tarihi Alanı – Yeni Şehitlik Tasarımları Fikir Projesi Yarışması

3. Ödül, Gelibolu Tarihi Alanı – Yeni Şehitlik Tasarımları Fikir Projesi Yarışması

Tasarım raporu:

Dört Rota, Bir Anma

Gelibolu Yarımadası topraklarında 1915’te yılında meydana gelenler; sadece bir bölgenin, bir muharebenin, bir cephenin değil, tüm bir ulusun kaderini, hatta dünya tarihini değiştirmiş olaylardır.

Bizdeki yaygın ifadesiyle Çanakkale Savaşı, dünya literatüründe Gelibolu Seferi (Gallipoli Campaign) adıyla tarihe geçen vuruşmaların tayin edici bölümü; 18 Mart deniz savaşı ve zaferinden yaklaşık beş hafta sonra başlayan ve sekizbuçuk ay süren kara muharebeleri dönemidir. Bu süre zarfında yaşananların aynı arazi üzerinde izlerinin sürülmesi, belirlenmesi ve ulusal kimliğimizin yakın tarihteki belki de en önemli hadisesinin somut işaretler ve anma geleneğiyle gelecek kuşaklara aktarımı bugünün temel görevi, bu topraklarda “ilelebet payidar” olmanın koşuludur.

Bu amaçla, Tarihi Alan Başkanlığı’nın belirlediği ve uygulamaya konacak anma rotaları ile bunlar üzerindeki şehitlikler, muharebe anı-izleri, anlatımlar bir bütün teşkil etmekte, Çanakkale muharebelerinin mirasını korumak, geliştirmek yolunda kalıcı bir gelenek oluşturmaktadır.

Yaklaşık sekizbuçuk ay süren Çanakkale kara muharebelerinin, elbette sadece belli bazı alanları kapsayan yürüyüş rotaları, anma noktaları ve şehitlik düzenlemeleri ile anlaşılması, aktarılması mümkün değildir. Ancak bugün varolan ve giderek artan Çanakkale Savaşı turlarının daha doğru bir zemin, rota ve anlayış çerçevesinde yeniden yapılandırılması; ziyaretçilerin çoğunlukla Şehitler Abidesi, Conkbayırı, şehitlikler ekseninde gerçekleştirdiği gezilerin zenginleştirilmesi; anma noktalarının yanısıra savaşın yaşandığı arazi ve burada yaşananlara da bizzat tanıklık edilmesi, hem bireysel hem toplumsal hafızamızda çok daha sahici izler bırakacaktır. Bu itibarla projemizde önerilen rotalar bizleri hem daha az bilinen tarihî gerçeklere ve tarihî kahramanlara hem de anıt-abide-heykel-şehitlik gibi anma noktalarının ötesindeki muharebe arazisine yaklaştıracaktır. Böylelikle 1915’te Çanakkale’de verilen muazzam savunma savaşının ruhu da, somut karşılıkları ve bilgiyle birleşerek bizzat aynı arazi parçaları üzerinde deneyimlenecek; ziyaretçiler Türk askeri ve komutanların neleri, nasıl başardıklarını “lafın ötesinde”, idrak edebileceklerdir.

Tasarım İlkeleri

Yürürken An(la)mak

Yürümek insan bedenini ve zihnini açan bir kopuş potansiyelini barındırır. Gelibolu coğrafyasının kendine has özel durumu böyle bir tevekkül / kendiyle baş başa kalma halini kolaylaştırır, hem de gerektirir. Gelibolu’da yaşananların bir nebze olsun içine girebilmek, hissedebilmek için “yürümek” gerekir. Ayağımızın toprağa temas etmesi gerekir. Proje şehitliklere odaklanmakla birlikte bununla yetinmeyen, daha kapsamlı ve üst ölçekli, ‘yürüyerek anlamak’ üzerine kurulu bir kavrayışı merkezine oturtur. Tasarımı, şehitlikleri de içine alan niyetli kısa yolculukların sürdürüleceği yürüyüş güzergahlarıyla, rotalarla başlatır. Bu rotalar sadece 1915’e ait tarihsel referansları değil, savaşın belirleyicisi olan, yazgısını yönlendiren coğrafyayı da muhtelif katmanlarıyla bilfiil deneyimlemeyi amaç edinen izleklerdir. Hızlıca geçip gitmek yerine deneyim ve hatırlamayı merkezine koyar.

Şehitlikler, savaşın yaşandığı ana ait cephe, siper, karargah, sargı hastanesi gibi mekanlardan ayrı olmayıp, yarımadada savaşa ait yok edilen pek çok anı ve izin aksine bugüne değin varlıklarını sürdürebilmişlerdir. Kaybolan bu izlerle iç içe olan, kopartılamayacak ilişkileri dolayısıyla yaşananları anlamaya (farkındalık) aracılık edecek güce sahiptirler. Şehitliklerin bu karakteri göz önünde bulundurularak ortaya konan, uzun yürüyüşlerle gerçekleşecek anma ritüeli fikrinin Çanakkale Savaşı’nın hak ettiği farkındalığı, bilinci oluşturacağı düşünülmektedir.

Temel Hedefler

  • Şehitlikleri, sadece savaşı değil onu belirleyen coğrafyayı da kavratacak şekilde gerçekleşecek bir “hatırlama” yürüyüşünün merkezine yerleştirmek;
  • Yarımada’da kalan son kanıt olan izleri görünür kılmak, altını çizmek; “toplumsal amnesia” yı bertaraf eden bir durum yaratmak;
  • Ziyareti niyetli bir yolculuğa dönüştürerek, Gelibolu tarihi savaş alanlarını daha önce olmayan bir şekilde deneyimlemek;
  • Savaşı basit bir yengi/övünme hissinin ötesine geçecek şekilde anlamlandırabilmek;
  • Halen UNESCO geçici miras listesinde olan alanı kalıcı miras listesine alacak, coğrafyaya mümkün olduğunca en az düzeyde müdahale eden bir tasarım stratejisi oluşturmak;
  • Tüm bunları yaparken anıtsallıktan kaçınan, tevazu ve ağırbaşlılığı öne çıkaran bir tavır sergilemek
  • Ziyaretler sırasında alanın tanınmasında mobil teknoloji olanaklarını tasarımla bütünleştiren, (artırılmış sanal gerçeklik aplikasyonları, rota takip aplikasyonları vs ) dijital iletişim altyapısını işin içine katan, dolayısı ile alanda tanıtım amaçlı levha vb. nedenlerle oluşabilecek “fiziksel müdahaleleri” en aza indiren bir yöntem izlemek

Peyzaj

Yaklaşım, peyzaj olgusunu coğrafyanın doğal unsurlarını anlamlandıran bir sahneleme öznesi olarak ele almaktadır.

Proje, coğrafyanın sunduğu nesnel koşullara karşılık gelen bakma biçimleri -alıntılamalar ve sekanslar- aracılığıyla Gelibolu’ya özgü bir seyir kodu, bir gezme kültürü yaratmayı amaçlamaktadır. Böylece Gelibolu’da gezmek herhangi bir doğa parçası içinde gezmekten ayrılır. Ziyaretçinin neye bakacağı, nereden bakacağı, hangi ortamda neyle karşılaşacağı içinden geçilen yerlerin bulunduğu özgül coğrafi durumlarına göre sorgulanmıştır.

Projede kurgulanan bakış açıları, alıntılamalar ve sekanslar gezilen yeryüzü parçasını öyküleştirip peyzaja dönüştürür. Peyzaj tasarlanan bir nesnellikten öte okunan, tecrübe edilen ve üzerine kondurulan objelerle veya tasarlanan mekanlarla anlamsal ilişkiye giren bir bağlam konumundadır. Şehitlikler böylece oluşan öykünün bir parçasına, peyzajın doğal katmanlarından birine dönüşmektedir. Buradan hareketle şehitliklerin genel kurgusunda, tasarlanan mekanın içinde bulunduğu coğrafi olanaklara ne ölçüde cevap vereceği, bu öykülemeyle nasıl bir bütünlük kuracağı bahsi geçen “bakma biçimleri” doğrultusunda temel soru olarak ele alınmıştır.

Yürüyüş Rotaları

Peyzajın senografik karakterini öne çıkaran rotaları oluşturabilmek için yarışma şartnamesinde sunulmuş olan anma rotalarından hareket edilmiştir. Çizilmiş ancak kesinleştirilmemiş olan bu güzergahlar tarihi açıdan ve peyzaj açısından incelenip yorumlanmış, inceltilip içi doldurularak alternatifler sunulmaya çalışılmıştır. Savaşın kronolojisine paralel olarak bölümlenen ve adlandırılan bu rotalar, savaşa dair izleri içeren tarihi katman, topografyanın belirleyiciliğini vurgulayan sekanslarla karakterize coğrafi katmanın üst üste gelişiyle oluşturulmuştur. Detaylı bir araştırmayla elde edilecek ekolojik verinin de bu katmanların üzerine eklenmesi şimdilik eksik olan son katmanı oluşturacaktır. Üst üste gelen bu katmanlar hep bir arada bir izlek, bir uzam oluşturacaklardır. Tarihi katmana dair izler Çanakkale Savaşı’ndan başka antik döneme dair izleri de taşımaktadır. Şehitliklerin yanı sıra diğer ziyaret noktalarının yoğunluğu yarımadada yaşananların yoğunluğuna işaret eder. Her izlek en fazla bir gün süren, zorlanmadan deneyimlenebilecek bir yürüyüş rotasıdır. Bilinçli bir anmanın beraberinde yürüme kültürünü de geliştirmeyi hedefleyen ve yarışma kapsamında en ideal başlangıç/bitişlerle tanımlanmış olan bu rotalar elbette ki tek defada tamamlanmak yerine kendi içlerinde küçük parçalara ayrılarak araçla da ziyaret edilebilirler.

Anmanın İki Alternatifi

Rotalar, yarışmaya konu olan şehitlikleri kapsamakta olup, tarihi alan üzerindeki Abide, Zığındere vs gibi önemli referansları reddetmemektedir. Bundan başka, 2014 yılında sonuçlanmış olan Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı Odak Alanları Yarışması sonucunda elde edilen uygulamaya dönük proje ilke ve kararları ile de bütünleşik biçimde ele alınmalıdır.

Tasarıma konu olan 15 şehitlik ve coğrafyadaki konumları deşifre edildiğinde savaşın tarihsel arka planı birden daha anlaşılır hale gelir. Muhabereler, esas olarak belli başlı 4 sektörde geçmiştir. Temalı bir yürüyüş tüm yaşananları coğrafyayla ilişkilendirmemizi ve anlamlandırmamızı sağlayacak ipuçlarını verir.

Şehitliklere yakından bakıldığında yarımada içinde anlamlı belli gruplar halinde kümelendikleri fark edilir. Her şehitlik grubu, içinde yer aldığı coğrafya ve savaşın geçtiği sektörün tarihi ile ilişkili olgusal bir bağlama sahiptir. Bu bağlam kurgusal değildir. Kanımızca yeni şehitlikler bu bağlamdan bağımsız olarak anlamlandırılamaz.

Güneydeki Seddülbahir Sektörü’nün hikayesi, cepheye sevkin gerçekleştiği Soğanlıdere Vadisi’nden başlayan ve Alçıtepe’de sonlanan birinci rota üzerinde, “Cepheye İntikal Yolu”nda anlaşılır. Aynı şekilde Çanakkale Destanı Tanıtım Merkezi’nden başlayan ve Conkbayırı Kitabeleri’nin yer aldığı platoda sonlanan ikinci rota büyük kayıpların yaşandığı Arıburnu Sektörü’nü anlatır. “Cephe Arkası Yolu” olarak adlandırılmıştır. Büyük Kemikli Burnu’ndan başlayıp Kireçtepe Jandarma Şehitliği’nde sonlanan “Kuzey Anafartalar Anma Yolu” üçüncü rotadır. Buradaki üç yeni şehitliğin içinden geçilirken bir yanda Saros Körfezi, öbür yanda Suvla Gölü’nün panoraması Anafartalar’daki koşulları hatırlamamızı sağlar. Son olarak Küçük Anafartalar Köyü’nden başlayıp Naim Sırtı Şehitliği’ne uzanan “Güney Anafartalar Anma Yolu” yabancı ordular için sonun başlangıcı olan coğrafyayı tanıyıp anlamamızı kolaylaştırır.

Böylece, yaklaşımımızda ele alınan coğrafi unsurlar, dört ana sektördeki rotaların mizansenlerine temel dayanaklar oluşturarak tarihsel içeriğe mekansal derinlik kazandırırlar. Her rota, dayanağı olan coğrafi unsurla ve tarihsel katmanla eşleşir.

Sekanslar ve eşiklerle vurgulanan bu peyzaj deseni böylece nesnel coğrafya verilerine imgesel bir anlam yükler. Ziyaretçinin rotayı deneyimlemesiyle savaşa dair neden-sonuç ilişkilerini çözümlemesine katkıda bulunur.

Keşfetmenin Aracısı Olarak Yeni Şehitlikler

Tematik rotalar üzerindeki anlamsal odaklar olarak ele alınan şehitliklerin tasarımında ana yaklaşım, klasik şehitliklerde bulunan barok düzenin tüm mimari unsurlarına eleştirel bir bakış getirip yorumlayarak, şehitlik tasarımlarında sınıflandırma, tipleştirme gibi yerin ruhundan bağımsız soyutlamalara gitmeden her şehitliğin içinde bulunduğu özgül coğrafi koşullara kulak veren bir “tasarım yöntemi” sunmaktır.

Her şehitlikte, tasarım adına yapılan müdahaleler, şehitliğin içinde bulunduğu coğrafyanın sunduğu mekânsal olanakları ortaya çıkarmayı hedeflemektedir. Şehitliklerin mekan kurgusu, bitki dokusunun dolu/boş ilişkileri, girişler, eşikler, topografya durumu, bakılar gibi değerlerin kimi zaman vurgulanıp çoğaltılması, kimi zaman da seyreltmelere gidilmesiyle oluşturulmaktadır. Ana yoldan ya da yürüyüş rotasından ulaşılan şehitlikler ziyaretçilerin hem buraya varışları, hem de gömü alanı boyunca veya çevresinde bir saygı ritüeli tecrübe etmesine olanak verecek şekilde düşünülmüştür. Gömü alanının kimi zaman sınırına, kimi zaman açığına yerleştirilen duvarlar bitkisel doku ile beraber mekânsal kurguyu oluşturmakta, ziyaretçilerin şehitlik içindeki gezintisine rehberlik etmekte, yön vermektedir.

Şehitlik mekanı bölgede bulunan hakim bir coğrafi unsuru da sahnelemekte veya bir başka bakış açısıyla alıntılayarak kendi mekanının parçası haline getirmektedir.

Şehitliklerde ihtiyaç duyulabilecek WC, çeşme gibi lojistik desteğin 2014 tarihli Odak Alanlar Projesi ve Notları dahilinde karşılanacağı kabul edilmiştir.

Şehitlik Anma Duvarları

Bu duvarlar, yüz yılı aşkın süredir kaybolmakta olan izlerin altını çizip görünür kılarlar. Ölmekten değil, unutulmaktan korkan binlerce şehidin ismini yazılı olarak taşıyıp meçhulden çıkarırlar. Siperi andıran bu hacimli duvarlar, anıtsal olmaktan çok çevresiyle diyalog kuran birer “land art” unsuru olarak şehitlik alanlarına, peyzaja bırakılmıştır. Kimi şehitliklerde çevresiyle kurduğu diyalog uyarınca hafiflemek isteyen bu duvarlar sadece isim plakalarının bir arada tarif ettiği bir yüzeye dönüşür.

Duvarın Mührü: Şevki Paşa Haritası

Her şehitlik duvarı, şehitliklerin yer aldığı alanın yakın çevresini kapsayacak şekilde kadrajlanmış bir Şevki Paşa Haritası ile karşılar ziyaretçisini. Tüm tarihi alana ait çok önemli bir belge olan, dünyada bir harp sahasında savaştan hemen sonra yapılmış, ilk ve tek detaylı tahkimat haritası olan Şevki Paşa Haritası’nın rölyefi, duvara entegre edilmiş sanatsal çalışma olarak da düşünülebilir. Haritaya eşlik eden kısa bir metin burada yaşananları, hayatını kaybeden askerlerin hikayesini anlatır. Duvarın üzerine yerleştirilmiş birkaç göz merak ettirir. Bunlar, bakanı oraya ait siyah-beyaz fotoğraflarla yüzleştirir. Birebir bir karşılaşma ve hatırlama anını yaşatır olabildiğince. Şehitlik yakınındaki cephe hattında veya siperde bulunan askerlerin o anına dair görüntüler, askerlerin yüz ifadeleri herhangi bir mezarlığın aktaramayacağı pek çok şeyi dile getirecektir. Fotoğraf ve kısa metinleri hacmi içine alan şehitlik duvarları mezar taşı olmanın ötesinde bir işlev de üstlenerek tarihi alan üzerindeki bir müzenin parçalarına dönüşecektir.

Duvarın Üretim ve Uygulama Prensipleri

Şehitlikler her ne kadar kalıcı mekanlar olsa da, şehitlik duvarlarının üretim ve uygulama prensiplerini belirlerken, UNESCO Dünya Mirası Kalıcı Listesi’ne dahil olabilmenin kriterleri de düşünülerek, araziye ağırlık getirmeden dokunurcasına temas etmek özellikle tercih edilmiştir. Arazinin ulaşım ve nakliye zorlukları da dikkate alındığında, duvarların hafif strüktürler olarak elde edilmesi akılcı bir yaklaşımdır. İnşai zorluklar ve işçilik hatalarını minimize etmek amacıyla endüstriyel atölye üretimi tercih edilmiştir.

Duvarlar, 25 mm kalınlıkta imal edilecek prekast GRC modüllerin yan yana gelişleri ile teşkil edilecektir. Atölye ortamında üretilen modüller 4 kişi tarafından rahatlıkla taşınabilen, arazi üzerine dökülen grobeton üzerine L profiller ile monte edilen hafif strüktürlerdir. Harcın kalıp teknolojisine uyumlu olması sayesinde duvar gövdesi, Şevki Paşa Haritası ve isim plakaları aynı malzemeden üretilebilecek, malzeme çeşitliliğinin getireceği karmaşanın önüne geçilerek, yekpare bir görüntü elde edilebilecektir.

Duvar üzerinde yer alan küçük gözlerin içine yerleştirilen medyanın aydınlatılması için güneş enerjisinden faydalanılacağı düşünülmektedir.

Rota Üzeri Bilgilendirme / Yönlendirme Elemanları

Şehitliklerle sınırlı kalmamak üzere, ziyaretçilerin yürüyüşleri sırasında yönlerini bulmalarını, geçtikleri noktaya ait özel tarihsel vakayı fark etmelerini sağlayacak elemanlar tasarlanmıştır. (Bkz. Detaylar paftası). Bu elemanlar hem şehitliğe kalan mesafe ve yön bilgisini, o noktayla ilgili tarihsel fotoğrafı ve ona eşlik eden kısa bir metni içermektedir.

Sanal Ortamda Bilgilendirme

Muharebe alanları ile ilgili tarihi arka plan, insan hikayeleri vb anlatımlar yarımada bütününde tabelalar üzerinde metinlerle vb. yöntemlerle yapılmaktadır. Ancak çağdaş bilgi teknolojileri bunun çok daha ötesine geçebilen, esnek ve etkili anlatımlara olanak vermektedir. Bu nedenle iBeacon, muharebe alanlarına ait web sitesi bağlantısı, internet bağlantısı olmaması durumunda (App Store veya Playstore üzerinden indirilebilecek) çevrimdışı çalışabilen bir aplikasyon daha detaylı ve derinleşebilecek bilgilenmeler yapacaktır. Yürüyüşler ve ziyaretlere eşlik edecektir.

Doğal Sistem ve Bitki Seçim Kriterleri

Çalışmada, W.B.Turill tarafından hazırlanan Gelibolu yarımadasının florası adlı eser ve güncel bitki envanteri referans olarak alınmıştır.

Rotaların güzergahına denk gelen endemik türleri içeren bölgelerde türlerin kültüre alınıp güzergah boyunca tanıtılması önerilmektedir.

Ovalarda yoğunlaşmış tarım arazileri ekseriyetle monokültür alanlar oluşturmaktadır.   Bu gibi alanlarda kullanılan tarım ilaçlarının besin ağına, su durumuna ve komşu ekosistemlere etkisi tam olarak bilinmemekle beraber tarla sınırlarında maki toplulukları gözlemlenmektedir.  Bu anlamda tarla sınırları, dere boyları ve vadi tabanları bir kısım faunanın hareketleri ve habitatı konusunda ipuçları sunma imkanı vermektedir.

Yaklaşımda bu tip alanlar biyolojik çeşitlilik anlamında önemli potansiyeller barındıran mevkiler olarak ele alınmıştır. Bu bölgelerde,  seçilen bitki türlerinin özellikle biyolojik çeşitliliğe katkı yapan türler olmasına dikkat edilmiştir.  Ancak bölgedeki ekosistem dengeleri  konusundaki verilerin sınırlı olması nedeniyle bu bölgelerde seçilecek bitki türlerinin, var olan diğer ekosistemlerle ve bölgedeki tarımın niteliğiyle ilişkilendirilmesinin yanı sıra, planlama kararlarında belirtilen eğilimler doğrultusunda yapılacak ekolojik plan ve etütler ışığında değerlendirmeye alınmasına ihtiyaç duyulmaktadır.

Çalışmada önerilen bitkisel materyel şehitliklerin içinde bulunduğu kuzeydeki sığ topraklı kayalık araziler,  ova mevkiindeki tarım arazileri, dere tabanları ve orman alanları gibi başlıca habitatlar göz önünde bulundurularak hazırlanmıştır.

Yaklaşım, rota sekanslamalarının doğal sonucu olarak gelişen, şehitliklerin bulundukları coğrafi mevkiden başlayarak gömü alanına doğru kullanılacak bitkisel materyali şehitliklerin genel bütünle kuracakları ilişkinin temel noktası olarak ele almakta, çeperden merkeze bir kademelenme önermektedir.

Çeper bitkilendirmesi şehitliğin içinde bulunduğu fiziksel coğrafi unsuru tanımlamasının yanı sıra (bkz. “Bir Şehitliğin Anatomisi” paftası) müdahalenin ekolojik sisteme eklemlendiği, biyolojik çeşitliliğe katkı yapacağı bir ölçeği de tarifler. Bu ölçekte, alanda var olan maki örtüsü esas alınmıştır. Ayrıca bu örtü yangınlar ve yaz kuraklığı gibi bölgenin doğal gerçeklerine ayak uydurması bakımından bu ölçekteki müdahalenin temel dayanağı durumundadır.

Şehitlik gömü alanı ve yakın çevresindeki alanlar için çepere nazaran daha inceltilmiş bir anlayışla, bölgenin kırsal karakterine uygun, rüzgarla etkileşime giren çok yıllık ve buğdaygilllerden oluşan karışımlar önerilmiştir. Bu kurgu, kuzey sektöründe baştaşları ve otsu türlerle oluşturulurken, orman içi mevkilerde (çam ormanı) çok yıllık-eğreltiotu karışımlarıyla tesis edilmiştir. Kullanılan bitkiler büyük oranda (yol kenarı, hendek, dere boyu gibi alanlar dışında) kurakçıl özelliğe sahip olup alanda var olan cinslerin kültüre alınmış ya da alınması düşünülen türleridir. Bunun yanı sıra alandaki bitkilerle aynı habitat karakteristiği gösteren biyolojik çeşitliliği artırıcı bitkiler de önerilmektedir.  Genel çizgileriyle, seçilen bitki paleti günümüz peyzaj desenini benimsemekte, bölgenin çok katmanlı kültürel ve tarihsel dokusuna yönelik sembolik içeriği olan türleri de içermektedir. Örneğin Gelinciğin çok yıllık türü olan papaver orientalis.

Rotalar

Gelibolu Yarımadası topraklarında 1915 yılında yaşananlar küçümseyemeyeceğimiz kadar geniş bir coğrafyada yaşanmıştır. Bu yaşananların hikayesi zaman zaman küçücük bir alana, bir şehitliğe indirgeniyor olsa da, aslında dizi muharebelerden ve bunların sonuçlarından oluşan bir bütünün parçalarıdır. Bu sebeple tastamam bir anma gerçekleştirebilmek ve insanları anma ile bütünselleştirmek için bütünün büyük parçaları ile onları sessizce baş başa bırakmak, tüm bu rotalar tamamlandığında 1915’te yaşananların hatırasını anlatacak, hatta zaman zaman yaşatacaktır da. Bu amaçla, Tarihi Alan Başkanlığı’nca belirlenmiş ve ileride uygulamaya konacak anma rotaları dikkate alınmış, öneriler geliştirilmiştir. Geçmişte askerlerce yapılan gönüllü yürüyüşe koşut gönüllü bir yürüyüş, bir anma ritüeli tasarlanmıştır. Çanakkale Muharebeleri’nin kronolojisi dikkate alınarak dört bölüme ayrılan alanda dört rota önerilmiştir. Geniş bir alanda dağınık biçimde bulunan tarihi miras bileşenlerinin, rotalar aracılığıyla birbirleriyle ilişkilendirilebileceği, anlamlı ve anlaşılır hale geleceği düşünülmektedir.  Belirlenen rotalar, sadece tarihi değil, coğrafi ve ekolojik katmanları da içerecek şekilde zenginleştirilmiştir. Ziyaretçilerin 1915’in mirası ile buluşması ve tanışmasına elverişli uzunluk ve yoğunluktaki bu rotalara ait bilginin hazırlanacak bir yazılım aracılığı ile de aktarılması düşünülmektedir. Yürüyüş esnasında önemli yerlerin bilgileri, kronolojik olgular, dün ve bugünü buluşturan görseller eşliğinde aktarılabilecek, yürüyüşçüyü amnezi etkisinden uzaklaştırıp adeta yaşananların içine, en yakınına alabilecektir.

Çanakkale muharebelerinin kronolojisi dikkate alınarak dört bölüme ayrılan alanda, dört rota önerilmiştir. Geniş bir alanda dağınık biçimde bulunan tarihî miras bileşenlerinin rotalar aracılığıyla birbirleriyle ilişkilendirilebileceği; böylelikle ziyaretçiler için daha anlamlı ve anlaşılır hale geleceği düşünülmektedir.

Belirlenen rotalar, sadece tarihî değil, coğrafi ve ekolojik katmanları da içerecek şekilde zenginleştirilmiştir. Ziyaretçilerin 1915’in mirası ile buluşması ve tanışmasına elverişli uzunluk-yoğunluktaki bu rotalara ait bilginin, hazırlanacak bir yazılım aracılığı ile de aktarılması düşünülmektedir. Böylelikle yürüyüş esnasında önemli yerlerin bilgileri, kronolojik olgular, dün ve bugünü buluşturan görseller eşliğinde aktarılabilecek, ziyaretçi zaman zaman 1915’e giden bir zaman yolculuğunda hissedebilecektir.

Birinci Rota Kronolojik olarak cepheye gelen ilk askerlerin hikâyesiyle başlar. Seferberlik ilanı, askerlerin evlerinden ayrılmaları, birliklerine katılmaları, Gelibolu veya Çanakkale’ye ulaşarak ateş hattına intikalleri, ateş hattında yaşananlar ve bu rota üzerindeki şehitliklerde yatanların katıldıkları muharebelerin gerçek anlatıları vardır. Bu rota, aynı zamanda kimi birliklerin 1915’te cepheye ulaşmak için kullandıkları bir yolun üzerindedir. Ziyaretçilerin bu yolda yürüyerek aynı duyguyu ve havayı solumaları, cephe gerisi hikayelerini algılamaları hedeflenmiştir. Bu rota tamamlandığında, Osmanlı Devleti’nin 1. Dünya Savaşı seferberlik ilanından, Seddülbahir’de yaşanan tüm muharebelere kadar olan safhalar anma maksatlı olarak aktarılmış olacaktır. Yine aynı rotada bulunan Alçıtepe Bakı Terası’ndan, Çanakkale muharebelerinin Boğaz’daki ilk safhasını aktarmak da amaçlar arasındadır.

İkinci Rota Çanakkale Destanı Tanıtım Merkezi’nden başlatılıp, katılanların öncelikle bir müze/simüle anlatı deneyimi yaşamaları amaçlanmıştır. Bu rotada, yazılım uygulama eşliğinde 25 Nisan 1915 Arıburnu çıkarmasından, 10 Ağustos 1915’e kadar Arıburnu sektöründe yaşanan muharebeler aktarılacaktır. Burada belirlenen rota, ateş hattının hemen arkasındaki siperlerden geçtiğinden birincil ve ikincil savunma hatları da anlaşılabilecektir. Güzergah, Çanakkale Savaşı’na dair çok çeşitli kültürel mirası da barındırdığından, yürüyüşçülerin her an bir savaş buluntusu ile karşılaşmaları da muhtemeldir.

Üçüncü Rota Muharebelerde yeni bir safha olan 6 Ağustos çıkarmaları ve 10 Ağustos’tan sonra düşman hedeflerinin Anafarta Ovası üzerine kayışı, bu süreçte gerçekleşen vuruşmalar ve gerçek insan hikayeleriyle ele alınacaktır. 18 Ağustos 1915’e dek devam eden Kireçtepe muharebeleri ile Anafartalar-Conkbayırı arasındaki ilişkilerin anlatılması, gösterilmesi amaçlanmıştır. Yine tüm bilgilerin aktarımında yazılım uygulamasından destek alınacağı planlanmaktadır.

Dördüncü Rota Kireçtepe muharebelerinden sonra Anafarta Ovası üzerinde devam eden 2. Anafartalar ve Bombatepe vuruşmalarının kronolojik hikayelerine değinilerek, İtilaf devletlerinin yenilgiyi kabul etmeleri ve tahliye ile tamamlanan süreç aktarılacaktır. “Eski düşman, yeni dost” olgusu ile bir yabancı mezarlığa uğrayarak sonlanan rotayla, Çanakkale muharebelerinin tüm kronolojik olguları, kısa, öz, teknolojik ve yaşamsal bir deneyimle, anma vurgusu üzerinden yürüyüşçülere aktarılmış olacaktır.

Rota 1: Cepheye İntikal Yolu

Bu rota 1915 yılı Çanakkale Harbi dönemi ve öncesinde (Balkan Harbi sırasında) birliklerin cepheye intikal yolu olup, özellikle boğaz tarafına konuşlu birliklerin kullandıkları yoldur. Çanakkale Savaşı sırasında 5. Kolordu bölgesi olan Kerevizdere ve Alçıtepe merkezli birliklerin kullandıkları bir yoldur. Birçok hatırada bu yolun kullanıldığını görürüz.

Melek Hanım Çiftliği bu rotanın başlangıç noktası olup, savaş sırasında çeşitli tümen ve alayların karargahı, ilaveten ordu karargahı olarak da kullanılmıştır. Ayrıca, bugün bu yolun geçtiği asfalt yol Şevki Paşa haritasında “Melek Hanım Şosesi” olarak işaretlidir. Yine hemen burada, çiftliğe ait eski bir bina revir olarak kullanılmıştır. 6. Tümen komutanı Miralay Süleyman Şakir hatıralarında çok defalar bu güncel rotanın kullanımına yönelik bahislerde bulunur:

“17. Alay 1,2 Tabur ve Makineli Tüfenk (Çınar Ovasına nazır) balon civarındaki ordugâhlarından doğruca Ali Bey Çiftiği’ne; 17. Alay/3 ile onu takiben 16. Alay Kamilen Soğanlıdere’de Behram Köyü civarındaki Ordugâhlarından Kiremid Deresi vadisini takiben kezalik Ali Bey Çiftliği – Domuz Deresi istikametinde tahrik olunmuşlardır.”

Cepheye intikal ettikten sonra Soğanlıdere’de ateş hattına doğru ilerleyen Türk Askerleri.

1915 yılı başında bu yolu 9. Tümen kullanırken, Mayıs ayında yine 12. ve 7. Tümen kullanmış onun dışında 4.14. ve 20. Tümenler de aynı güzergahı kullanmışlardır. Yine bu yürüyüş rotası Alçıtepe Köyü’nde sonlandıktan sonra kısa bir molanın ardından yürüyüşçüler araçla Çanakkale Şehitler Abidesi ve Seddülbahir’de bulunan Ertuğrul Tabyası ve Yahya Çavuş Şehitliği’ni de ziyaret ederek rotayı tamamlayabilirler.

Yürüyüş Boyunca Kazanımlar

Bu rota, 1915 yılında birçok birliğin cepheye intikal güzergahı ya da cepheye yaklaşma yollarından olduğundan, yürüyüş sırasında öncelikle askerlerin cepheye gelişi ve insan hikayeleri eşliğinde savaş kronolojisine başlangıç yapmak amaçlanmıştır.

Yürüyüş sırasında,

  • Askerlerin aile, ev gibi önemli bağlarını bırakarak geri dönüşü olmayacak şekilde cepheye gelişi fark edilebilecek,
  • Askerlerin cephede ateş hattına nasıl ulaştığı anlaşılabilecek,
  • Teğmen Naci gibi genç yaşta şehit olan bir askerin ve genç yaşta şehit olan diğer askerlerin duygularına yaklaşılabilecek,
  • Savaş ve cephe kavramlarının farkı ayırt edilebilecek,
  • Savaşlarda sadece erkekler değil kadınların da katkı sağladığının farkına varılacak,
  • Kara savaşlarının ne olduğunun farkına varılacak,
  • Boğaz savunmasının anlamı kavranabilecek,
  • Savaş alanı içerisindeki cephelerin farkı ayırt edilebilecek,
  • Şehitlik kavramı ve maneviyatı ile ilgili bir farkındalık yaratılabilecektir.

Rota 2: Cephe Arkası Yolu

Bu rota, Çanakkale Harbi kara savaşları döneminde, yaklaşık olarak çıkarmanın ilk günü olan 25 Nisan 1915’ten başlayarak Kuzey Cephesi’nin tahliye tarihi olan 20 Aralık’a dek korunan cephe hattındadır. Türk tarafının ateş hattının hemen arkasını oluşturur. Yürüyüş Kabatepe’de Çanakkale Destanı Tanıtım Merkezi’nden başlatılmıştır. Savaş sırasında, Süngübayırı Şehitliği’nin ardından girilecek Karayörük Deresi istikametinde 16. Tümen’in sorumluluk alanı başlıyordu. Bu alanın sınırı 5. Tümen’in sorumluluk alanının başlangıcı olan Cemal Dere Sapağı’nda bitiyordu. Bu noktadan sonra takip edilecek rotada Çataldere içerisine kadar 5. Tümen’in sorumluluk alanı devam ediyor, sonrasında ise 57. Alay’ın sorumluluk alanı başlıyordu. Rota bu sorumluluk alanlarını takip ederek ilerler.

Bu vadiler yükseltilerin ve aynı zamanda ateş hattının hemen arkasındadır. Bu nedenle, yürüyüş sırasında cepheye ait herhangi bir savaş hatırası ziyaretçinin gözüne çarpabileceği gibi, vadinin yamaçlarına definli şehitlere ait kemikler ile de karşılaşabilir.  Yürüyüşün sonuna doğru, ziyaretçinin Kılıçdere 1 ve 2 şehitlikleri arasında bulunan siper hatları içinde ilerleyebilecek olması da savaşı içselleştirmek açısından önemli bir deneyim olacaktır. Böylece, yürüyüş öncesi gerçek bir müzeyi görerek yola çıkan ziyaretçi bu deneyimden dakikalar sonra açık hava müzesi deneyimi yaşayacaktır. 

Arıburnu’nda Ele Geçirilen Düşman Siperlerindeki Ganimet Yığını

Bu yürüyüş sırasında,

  • Rota, 1915 yılında cephenin ana merkezine en yakın noktalardan geçtiği için ziyaretçiler savaşın kültürel mirasları ile tanışabilecek,
  • Cephede askerlerin nerede ve nasıl konakladıkları kavranabilecek,
  • Şehit ve şehitlik kavramının manevi anlamının farkına varılabilecek,
  • Siperlerin askerlerin bir anlamda evi olduğunun farkına varılabilecek,
  • Kara savaşlarında Arıburnu Muharebeleri’nin yeri ve önemi anlaşılabilecek,
  • Savaş buluntuları tanınabilecek,
  • Savaş alanlarının nasıl korunması gerektiğinin algılanabilecek,
  • Savaşın savaşan tüm taraflar için ödettiği büyük bedeller fark edilebilecek,
  • Tünel ve lağımın gibi askeri terimlerin bazılarını tanınabilecek,
  • Cephelerin nasıl konumlandığı analiz edilebilecek,
  • Yarbay Mustafa Kemal’in Çanakkale Savaşı’ndaki yeri ve önemi fark edilecek,
  • Yarbay Şefik Bey ve diğer komutanların inisiyatif alarak sağladıkları katkı fark edilebilecek,
  • Savaşlarda inisiyatif sahibi askerlerin daha başarılı olduğu algılanabilecek,
  • Cephede en küçük rütbeli erden en yüksek rütbeli subaya kadar her askerin katkısının büyük olduğunu gözlemlenebilecek,
  • Savaşa farklı milletlerin katıldığı gözlemlenebilecek,
  • Osmanlı Ordusu tarafına farklı ırk ve inanışlardan askerlerin katıldığı ve mücadele ettiği fark edilebilecek,
  • Taarruz çeşitleri ayırt edilebilecektir.

Rota 3: Kuzey Anafartalar Anma Yolu

Bu rota 1915 yılı Çanakkale Harbi kara savaşları döneminde, özellikle 6 Ağustos 1915’ten 2. Anafartalar Muharebeleri’nin yapıldığı 21 Ağustos 1915’e dek buhranlı muharebelerin yaşandığı, bazı tepelerin bir gecede birkaç kez el değiştirdiği bir alandadır.

Sarp yamaçlar bulunan bu arazi, Büyük Kemikli Burnu’ndan başlayıp, Karakol Dağı, Sivri Tepe, Kanlı Tepe, Projektör Tepe, Aslan Tepe, Havan Tepe ve nihayetinde Kireçtepe ile sonlanan bir silsiledir. Sırtın kuzey yamaçları doğrudan Saros Körfezi’ni görürken, yürüyenlere geniş açılı bir manzara sunar. Ayak basılan her noktada, atılan her adımda çeşitli savaş buluntuları ile karşılaşmak olasıdır.

Batı-kuzeydoğu istikametinde yürüyenler, bu anı yürüyüşü sırasında bir yandan doğanın verdiği güzellikleri seyre dalarken, diğer yandan hemen bu sırtın güney- güneybatı istikametinde bulunan Anafarta Ovası’ndaki harp alanlarını kuşbakışı görme olanağına sahip olurlar. Yine bu bölgede kumsallar, koyaklar, Akdeniz çalıları (maki) ile karışık koru parçaları, çarpıcı görünümlü jeolojik ve jeomorfolojik oluşumlar, bir tuz gölü (yakın zamana kadar bir kıyı gölüydü), askeri mimari örnekleri içeren ilginç bir “kültürel miras” koleksiyonunu tanıyacaklardır.

Burada yürüyüşçüler zaman zaman Antik Roma, Geç Roma dönemlerine ait seramikleri buluntu olarak gözlemleyebilecektir. Bölgede mezozoik topraklar bulunmakla birlikte bu topraklar, mermerleşmiş kalkerlerden, kum, taş, kil ve şistlerden oluşur. Bu toprak yapısı Büyük Kemikli Burnu’ndan Kireçtepe sırtına kadar devam eder. Sert toprak yapısı nedeniyle 1915’te bölgede siperler kazılmakta güçlük çekildiği gibi, şehitlerin defnedilmesi için mezar kazılması da güçleşmiştir. Bu nedenle siper yerine Persçe kökenli bir kelime olan “sangars” adı verilen “taş ve kayalardan” siperler yapılmıştır. Şehitlerin defni için ise başka bölgelerden toprak getirilmiş, yüzlerce çuval toprak taşınarak şehitler defnedilmiştir.


Anafartalar’da sert toprağı kazarak siper oluşturmaya çalışan askerler

Yürüyüş Boyunca Kazanımlar

Bu rota 1915 yılında cephede muharebelerin üst üste ve aralıksız devam ettiği buhranlı bir süreçte Albay Mustafa Kemal’in Anafartalar Grup Komutanı olarak rüştünü ispat ettiği bir coğrafyada ilerler.

Yürüyüşçüler,

  • Cephedeki zorlu yaşam koşullarını hissedebilecek,
  • Albay Mustafa Kemal’in Çanakkale Savaşı’ndaki askeri yükselişini fark edebilecek,
  • Çanakkale Muharebe Alanları’ndaki coğrafi yapıları keşfedebilecek,
  • Savaşa ait kültür mirası sayılan buluntuları ayırt edebilecek,
  • Yarımadanın antik çağdaki yeri ve önemini fark edebilecek,
  • Yarımadadaki doğal bitki örtülerinin türleriyle tanışabilecek,
  • Bu cephede müttefiklerin asıl ve ikincil hedeflerinin ne olduğunu ayırt edebilecek,
  • Şehitlik kavramını anlayabilecek,
  • Bölgedeki şehitlikleri tanıyabilecek,
  • Muharebelerin neden bu cepheye kaydığını anlayabilecek,
  • Yükseltilerin muharebe için avantaj sağladığını fark edebilecek,
  • Binbaşı Hasan Tahsin, Yüzbaşı Kadri Bey ve Gelibolu ve Bursa Jandarma Birlikleri’nde görev yapan ve unutulmuş askerlerin hikayelerini ve hatıralarını anımsayabilecek,
  • Haritada bulunduğu noktayı gösterebileceklerdir.

4. Rota: Güney Anafartalar Yolu

Bu rota, Çanakkale Harbi kara savaşları döneminde, özellikle 6 Ağustos 1915’ten Bomba Tepe Muharebeleri’nin gerçekleştiği 26 Ağustos 1915’e dek birçok kanlı çarpışmanın yaşandığı ve Türklerin üst üste zaferler kazandığı bir cephe alanından geçmektedir. Az miktarda sarp yamaçlar bulunan bir arazide, Küçük Anafarta Köyü’nden başlayıp, batıya doğru indikten sonra Yusufçuktepe hattından güneydoğu istikametine yönelip Naim Sırtı’na dek bu yönde devam eden bir hattı oluşturmaktadır. Bu rota üzerinde yürüyüşçüler, Küçük Anafarta Köyü’nde Selçuklu döneminde yapılmış mezarlardan (Dolmenler) başlayıp, Anafarta Ovası istikametine inişle, Kanlıköprü Deresi içine kadar, hemen aşağıda batı yönünde bulunan Anafartalar Limanı (Suvla Koyu) manzarasında ilerleyeceklerdir. Kanlıköprü Deresi içindeki 12. Tümen savunma hattında bulunan Kanlıköprü Deresi Şehitliği’nin görülmesinin ardından, İbrikçe Şehitliklerine varana dek hafif yükselen bir  hat üzerinde, zaman zaman tarım alanları, zaman zaman küçük çalılık bölgelerden geçerek, yine sağ taraflarında (Batı) Gökçeada, Semadirek adalarının eşsiz manzarası eşliğinde ilerleyeceklerdir. Yine İbrikçe Şehitlikleri’ne varana dek, 1915 yılında bu ovada cereyan eden ve Norfolk Alayı’nın 5. Taburu’nun kaybolmasını konu alan fakat gerçeklerle bağlantısı olmayan tarihi hikaye yürüyüşçülere anlatılarak, savaşlardaki efsane ve gerçeklerin farkını anlamak için farkındalık yaratılacaktır. İbrikçe Şehitlikleri ziyaretinin ardından çok tatlı bir eğim ile çalılık alan peyzajında, Küçük Anafarta-Kemikli asfalt yoluna ulaşıp hemen ardından bu yol üzerinde doğal bir dinlence alanı olan Yusufçuktepe’ye ulaşacaklardır. Doğal bir dinlence alanı olmasının yanı sıra, burada yaşanan muharebelerin anlatıldığı kitabeleri barındıran tepecik, insanların rota üzerinde bu noktaya gelene dek anlatılagelen tarihi hikayeleri pekiştirmek ve içselleştirmek için de özel bir alandır.

Yusufçuktepe’deki dinlenmenin ardından, güneydoğu istikametine yönelerek, 1915 yılında da üzerinde yine aynı  Akdeniz çalıları ile karakterize bitki örtüsünü barındıran İsmailoğlu Tepe (W Hills) üzerine ilerleyip buradan eğimli bir yol ile İsmailoğlu Dere’ye inilerek İsmailoğlu Deresi Şehitliği ve hemen 75 metre kuzeydoğusunda bulunan Abanos Deresi Şehitliği ziyaret edilecektir.

Bu ziyaretlerin ardından güney istikametinde ilerleyerek, çoğunluğu tarım arazisi olan Büyük Anafarta Köyü’ne ait alan üzerinden Naim Sırtı’na varılacaktır. Buradaki şehitlik ziyaretinin ardından rota, hemen 600 metre batısında bulunan Hill 60 Cemetery mezarlığında sonlanacaktır. Bu bölge, Türklerin Çanakkale Savaşı sırasında 26 Ağustos 1915 tarihinde, cephedeki son büyük muharebeyi kazandıkları alandır. Bu muharebenin ardından müttefiklerin yarımadayı terk etme fikri güç kazanmış, savaşın Türklerin kesin zaferi ile sonlanacağının habercisi olmuştur. Bu noktada, 26 Ağustos’taki Bomba Tepe Muharebeleri ve Tahliye’ye kadar yaşananlar anlatılarak, dört rota sonunda yürüyüşçülere Çanakkale Kara Muharebeleri’nin tüm kronolojik aşamaları detaylarıyla aktarılmış olacaktır.

7. Tümen Karargahı Abdurrahman Bayırı’nda düşmanın çekilmesini müteakip sahili ve düşman siperlerini seyrederken

Yürüyüş Boyunca Kazanımlar

Bu rota 1915 yılında cephenin özellikle son döneminde Türklerin üst üste zaferleri ile sonuçlanan muharebelerin geçtiği ve bunun karşılığında müttefiklerin yenilgiyi kabul ederek yarımadayı terk etme fikrinin ağır basmaya başladığı bir dönemi içeren kronolojik bölümü içermekte. Bu nedenle bu rotada yine;

  1. Yarımadada bulunan farklı dönemlere ait taşınmaz kültürel miraslarının çeşitliliği fark edilebilecek,
  2. Çanakkale Muharebeleri’nin kronolojisi listelenebilecek,
  3. Askerlerin mücadeleleri takdir edilebilecek,
  4. Albay Mustafa Kemal’in askeri yönüne dair daha çok bilgi sahibi olunabilecek,
  5. Kutsal ve anıtsal alanlarda uyulması gereken kurallara dair bir gezme kültürü oluşturulabilecek,
  6. Müttefiklerin bu bölgede yaşanan muharebelerden sonra neden yarımadayı tahliye etmek istedikleri anlaşılabilecek,
  7. Savaşa farklı sınıflardan katılan askerlerin (Piyade, Topçu, İstihkam, Süvari v.b.) aralarındaki ilişkiler anlaşılabilecek,
  8. Çanakkale Savaşı’nı anlatan metinlerdeki gerçek ve efsaneler ayırt edilebilecek,
  9. Çanakkale Savaşı bir bütün olarak kavranabilecek,
  10. Çanakkale Savaşı’na en düşük rütbeli askerden, en yükseli rütbeli subaya kadar hepsinin katkılarının ne kadar değerli olduğu anlaşılabilecek,
  11. Savaşa farklı ırk ve milletlerden insanların katılımı değerlendirilebilecektir.

Bir Şehitliğin Tarihsel İçeriği ve Anlatımı: Albayraksırtı Şehitliği Örneği

Bu şehitlik Şevki Paşa Haritası’nda 17. Paftada işaretlenmiştir. Şehitlik 72,77 ve 48. Alay’ın sorumluluk bölgelerine yakın olsa da, esasen şehitlik ile ilgili hatıraları derlediğimizde ortaya burayı doğrudan anlatan bir hatıra buluyoruz. 48 Alay 6. Bölük Astsubayı Emin Çöl 48. Alay ve 48. Alayın şehitliği ile ilgili hatıralarında şunları anlatıyor:

“Kozan, Kadirli, Feke, Saimbeyli yöresi erlerinden kurulan bu alaya Tiyatro Aayı denilmesi yersiz değildi. Erler, neşeli, boylu-poslu, kuvvetli, cesur kimselerdi. Eğlenceyi çok severlerdi. Bunun için piyes, temsil, monolog yapıldığı gibi, düdük kaval, kemençe çalarlar, hora teperler, çeşitli oyun yaparlardı. Bu oyunlara rast gelen Almanlar fotoğraf çekerlerdi…” 

“Şehidin kefeni kanlı giysisi, türbesi de şehitliktir. Uğrunda can verdiği yurdunun onbinlerce kmlik oranına göre bir el basımı yerdir. Sözgelimi , Kırmızısırt’ın Cemal Bey Deresi’nde, Kanlısırt’ın Mersin Deresi’nde, Karayürek Deresinin kavuştuğu yerde 40-50 m uzunluğunda 1 boy genişliğinde 3 hendek olup, 6 Ağustostan sonra ben gördüğümde 2 hendek dolmak üzereydi. Akşama dek şehitler istif ediliyor, üstü topraklanıyor, ertesi günkü şehitler konuluyordu. 48’in şehitliği Albayrak Sırtı’nın arkasında bir hendekti.” (Kaynak için bkz. Ek 1)

Dolayısı ile, bu nokta doğrudan doğruya 48. Alay’a tahsis edilmiş bir şehitlik olarak tarihi yarımada üzerinde kendine has bir yer ediniyor.

Bilgilenme ve Farkındalık

Ziyaretçilerin her şehitliğin muharebelerdeki kendine has hikayesini anlayıp farkına varmalarını sağlayan araçlar fiziksel ve sanal olmak üzere iki ana grupta toplanabilir:

  • Fiziksel Anlatım: Her şehitliğin anma duvarı üzerinde yer alan ve o şehitliğin adeta mührü olan Şevki Paşa Haritası rölyefi, ona eşlik eden optik gözlerde yer alan tarihi fotoğraflar (Bkz. 1,2,3 no’lu Fotograflar) ve şehitlik hakkında kısa metinsel bilgi, Hüvelbaki sembolü
  • Sanal Anlatım: iBeacon, muharebe alanlarına ait web sitesine bağlantı veya internet bağlantısı olmaması durumunda (App Store veya Playstore üzerinden indirilebilecek) çevrimdışı çalışabilen bir aplikasyon (Örn.Gelibolu’yu Keşfet) üzerinden daha detaylı ve derinleşebilecek bilgilenmeler olacaktır.

Resim 1: Şevki Paşa Haritası Pafta 17


Fotograf 1: 16. Tümen Komutanı Albay Rüştü Bey


Fotograf 2: Arıburnu’nda ele geçirilen düşman siperlerindeki ganimet yığını

Fotograf 3: Taaruzlar arasında siperlerde dinlenme fırsatı bulan Mehmetçikler

Kaynakça

  • Tüm fotoğraflar: Genel Kurmay Personel Başkanlığı Askeri Tarih ve Stratejik Etüt (ATASE) Daire Başkanlığı Foto-Fil arşivi
  • Türk Tarih Kurumu Arşivi
  • 3. Kolordu Komutanlığı Arşivi
  • İBB Atatürk Kitaplığı Arşivi
  • SALT Araştırma
  • IRCICA Kütüphanesi
Etiketler

Bir yanıt yazın