3. Ödül, Bakırköy Demirciler Çarşısı Öğrenci Fikir Projesi Yarışması

Proje Raporu

“Şehrin karşısına bedenimle çıkarım; pasajın boyunu ve meydanın enini bacaklarım ölçer; bakışım bedenim orada silmelerin ve konturların çevresinde dolanır, girinti ve çıkıntıların boyutlarını duyumlar; bedenimin ağırlığı katedralin kapısının kütlesiyle buluşur ve kapının arkasındaki karanlık boşluğa girerken elim kapının topuzunu kavrar. Bedenim ve şehir birbirini tamamlar ve tanımlar. Ben şehirde barınırım, şehir de bende barınır.”

Eski haritalar incelendiğinde Bakırköy iki dere arasında kalan bir bölge olarak tanımlanabilir. Bu dereler Baruthane deresi ve Çırpıcı deresidir. İstanbul Caddesi’nde Bizans döneminden uzanan Egnatia Yolu’nun da etkisiyle yoğun bir ticari aks vardır. Hebdomon’un(Bakırköy’ün Roma dönemindeki adı) Bizans’ta en önemli özelliği, gelen önemli konukların imparatorların, şehre girmeden önce burada karşılanıp, sefere giden ve dönen orduların burada yapılan törenlerle uğurlanıp, karşılanmalarıydı. Bakırköy geçiş mekanı olarak kullanılmaktaydı. Bakırköy Osmanlı döneminde de balık, sebze, meyve, incir vb. yetiştiricisi bir bölge konumundaydı. Ve mesire yeri olarak kullanılmaktaydı.

Tarihi olarak bir yapı ve ona ait mekanlar hareket edemezler; fakat insanlar mekan içerisinde hareket ettikçe, onların mekanla olan konumsal ilişkileri ile mekanı oluşturan parçaların birbirleri ile olan boyutsal ilişkileri, mekanın dinamikliğini sağlar. Mekanı algılanabilir hale getirmek, onu oluşturan objeler arasındaki boşluğu anlamlı hale getirmekle aynı anlama gelmektedir. Boyutsal ilişkiler, ancak mekansal deneyimin mekan içinde yaşatılması ile algılatılabilir. Ada, Bakırköy’ün en eski yapılarının bulunduğu bir bölgededir, çevresinin taşıdığı referanslar ve imgeler alanda güçlü bir kimlik yaratmaktadır. Ancak adanın mevcut durumdaki geçirimsizliği bu kimliğin önüne geçmektedir. Bu bağlamda alan, kentsel işlevini gün geçtikçe kaybettiği için insan akışlarının sağlandığı dinamik akslar örüntüsüyle ile anlamlı hale gelecektir.

TASARIM KURGUSU

Tasarlanan kentsel arakesitte bölge halkının ihtiyaçları da göz önünde bulundurularak demirciler çarşısı, çarşı geleneğini devam ettirecek şekilde yeniden tasarlanmıştır. Bakırköylülerin gündelik yaşantısına katılım ve gündelik pratiklerinin parçası olma düşüncesiyle içinden geçilebilirlik, kolay ulaşılabilirlik ve şeffaflık ön plana çıkarılmıştır. Kent halkı ile dereler arasında kurulan organik bağ, çarşı içindeki akışlarla sembolize edilmiştir. Tescilli yapılara yapılan ekler, çekme katlar kaldırılarak cami, hamam ve çarşı özgün cephe özellikleriyle mevcut alana eski tarihi niteliği geri kazandırılmıştır. Cami, hamam ve çarşı ile tasarlanan yeni tasarım arasında bir kent meydanı oluşturulmuştur. Çarşı kuzeyindeki Taş Mektep ile ilişkisi de göz önünde bulundurularak mekanlar, ahşap ve demir atölyeleri, alanın yerlisi olan balıkçılar ve manav gibi satıcılar konumlandırılarak yeniden düzenlenmiştir. Alanın içindeki tescilli ağacın çevresinde atrium oluşturularak sosyal bir akış sağlanmıştır.

Eski duvarlara yapılan müdahaleler, tarihi duvar katmanlaşmasının bir geleneğini yansıtmaktadır. Yeni malzeme olarak gaz beton seçilmiş ve eski duvar dokusuna entegre edilmiştir.

Roma dönemi duvar tekniği olan opus quadratum tekniğinde, dış yüzleri kare ya da dikdörtgen taşlardan oluşan duvarın iç dolgusu opus caementicum denilen yapıya sağlamlık kazandıran çimentoyla doldurulur. Tasarımda bu teknikte esinlenilmiştir.

Tasarlanan gridal örüntüde taşıyıcı olarak; hafifliği, kolay işlenebilme özellikleri nedeniyle gaz beton seçilmiştir.

Çarşının taşıyıcı sistem kurgusunda eski özgün duvarlara yeni gaz beton duvarlar eklemlenmiştir. Tuğla duvarlardaki hasarlı yerlere göre kesilen gaz betonlar eklenmiş ve yeni bir örüntü yapılmıştır.

Etiketler

Bir yanıt yazın