3. Ödül (1. Kategori), Cami Tasarımı Fikir Yarışması

PROJE RAPORU

1. KONSEPT: Sonsuzluk

“Diyorsun ki ben sana gönlümü verdim. İyi de gönül dediğin nedir ki ey sevgili? Ben sana hiç gönlümü verir miyim? Çünkü gönül dediğin toprağa girince toz olur, toprak olur. Ben sana ruhumu veririm. Çünkü ruhum sende sonsuzluk olur.” (Hz. Mevlana)

“Sabret ki, her şey hissettiğin kadar derin ve sonsuz olsun. Sabret ki her şey gönlünce olsun.” (Hz. Mevlana)

Allah’ın sıfatlarından biri olan SONSUZLUK (Beka: Allah’ın sonu olmaması, sonsuz olması), camide elde edilmeye çalışılan bir hissiyattır. Projede; yerel taş malzemenin zeminden duvarlara, duvarlardan minareye yükselerek en üst kota doğru ulaşmasıyla sağlanan bu his; iç mekanda çift cam arasında yer alan Kufi yazının (La İlahe İllallah ve Bismillahirrahmanirrahim) LED ile çoğaltılmasıyla sağlanmıştır. Böylece şeffaf olan dış cephenin görsel bağlantısı hafifletilmiş; görece küçük bir cami iç mekanı sonsuzluk hissiyle daha büyük hale getirilmiştir (Resim 1).

2. ARSA + PLANLAMA:

Proje alanı olarak Gaziantep İli, içerdiği zengin kültür ve bu kültürün oluşturduğu geleneksel mimari Güneydoğu Anadolu Bölgesi için yapılan bir cami projesinde kullanılabilecek çeşitlilikleri sağladığı için seçilmiştir. İl, yüzyıllardır pek çok farklı kültürü ve etnik grubu içinde barındıran, geleneksel bir mimari dokuya sahiptir. Kendine özgü mekan biçimlenişiyle mimariyi ve bu geleneksel dokuyu oluşturan ana unsurlar; sosyal ve kültürel hayat, iklim, yerel malzeme, ekonomik ve doğal koşullardır. Gaziantep İli’nin geleneksel mimari dokusuna baktığımızda, içe dönük avlulu yapıların, gölge oluşturacak dar sokakların ve yerel malzemeler olan taş ve ahşabın kullanıldığını görürüz.

Gaziantep ili, konumu itibariyle Akdeniz ve karasal iklimin bir karışımıdır. Yazları çok sıcak, kışları ise çok soğuk olan ilde ölçülen en yüksek sıcaklık 44°C, en düşük sıcaklık ise 13°C’dir. Bölgenin iklim dokusu dikkate alındığında projede 3 unsur özenle kullanılmıştır:

2-1-Taş duvarlar (iç mekanda da devam ederek kışın ilave ısı yalıtımı, yazın daha geç ısınarak serinlik sağlamaktadır) (Resim 2).

2-2-Birbirine yakın paralel ve yüksek duvarlar gölge uzunluğunu arttırarak doğal dinlenme alanları yaratmaktadır (Resim 3).

2-3-Su perdesi (camiye girişte ve son cemaat mahalinde şadırvanla birleşerek yazın avluyu serinletmektedir). Ayıntap Arapça “pınarın gözü” anlamına gelmektedir. Projede kullanılan SU PERDESİ, alt kottan cami giriş aksını belirginleştirirken, caminin gözü olarak ibadet çıkışında ilk görünen kentsel öğedir. Cami ile park arasında fiziksel bir sınır yaratarak cami giriş kapısını kısmi olarak gizlemektedir. Kuzey cephesinde yer alan su perdesinin yaz aylarında cami girişinde ve son cemaat mahalinde serin bir ortam yaratması amaçlanmaktadır. Perde, devamında şadırvan duvarını oluşturmaktadır (Resim 4).

3. PROGRAM:

Camiler, bir ibadet yapısı olmaktan öte açık-yarı açık dış mekanları; derslik, çay ocağı vb. yardımcı mekanları; peyzajı, sert ve yumuşak zeminleriyle geleneksel mahalle kültürünün odak noktası, birleştirici, toparlayıcı ve dinlendirici kentsel mekanlardır. Bu nedenle arsa, sadece verilen program içeriği olarak değil, kente katabilecekleri konusunda da değerlendirilip, tasarlanmıştır.

Tasarımda istenilen programlar, arsa ve bölge verilerine göre yorumlanarak ilişkilendirilmiştir. Dua ve ibadet etme gereksinimlerinin yanı sıra merkezi bir yönlendirme noktası olarak hizmet edecek bir odak noktası için fonksiyon çeşitliliği arttırılmıştır.

Seccadenin boyutlarından yola çıkarak, 70x125cm ebatlarında bir seccadenin uzun boyu ibadet alanının saf çizgilerini oluşturur. Bu saf çizgileri arazi geneline yayılarak sınırları ve duvarları belirleyerek mekansallaşmakta; açık, yarı açık ve kapalı alanları oluşturmaktadır (Resim 5).

Akslar paralel duvarlara dönüşüp cami ve camiyi destekleyen teknik hacim ile abdesthane yapılarını oluştururken; kıbleye doğru uzanan duvarlar derslik ve lojmanı tanımlamaktadır. Arsa içinde devam eden akslar park alanını şekillendirerek, merdiven, sert zemin, yeşil alan, dinlenme alanı, çocuk oyun alanı ve bisiklet park alanı gibi kentsel ögelere dönüşürler (Resim 6).

Cami, arazinin en üst kotunda diğer kültürel tesis alanlarına yakın bir şekilde konumlandırılmıştır. Camiye ulaşım tüm yollardan sağlanabilmektedir. Engellilerin kullanımı için ara yol ve oradan ulaşan rampa öngörülmüştür (Resim 7). 50cm’lik kot farklılıkları ile arsa kademelendirilmiş, kullanıcıların en alt kottan en üst kota dinlenerek çıkmaları için yol üzerinde oturma alanları düzenlenmiştir (Resim 7).

Arazi eğiminden faydalanarak kotlar arası geçişlerle mekânsal ilişkiler kurulmuştur. Orta kotta yer alan avlu park-lojman-ibadethane mekanlarını ilişkilendirerek bütüncül hale getirmiş; alanın ibadet dışında da rahatça kullanılabileceği peyzaj alanları oluşturulmuştur.

Cami ve yardımcı mahaller ortak bir dilde tasarlanarak arsayı şekillendirmiştir. Abdesthaneler, şadırvan ve son cemaat mahali cami girişi ile doğrudan ilişkilidir. Derslik abdesthane ile bağlantılı, teknik hacim cami girişinde ulaşımı kolay bir yerde, şaftlar yardımıyla ile camiyi doğrudan beslemektedir.

Arsa genelinde cemaatin ibadet dışındaki zamanlarda vakit geçirebileceği alanlar tasarlanmıştır. Derslik yakınında çocuk oyun alanı, arsa alt kotundan cami kotuna kadar olan bölümde park ve dinlenme alanları ile cami girişinde çay salonunun açıldığı son cemaat mahalindeki oturmalar bu amaçla tasarlanmıştır.

Tüm bu toplumsal kullanıma yönelik tasarımda, lojman bağımsız ve mahrem bir mekan olarak düşünülmüş; arsa içerisinde kendine özel bir alan ayrılmıştır. Lojman alanı, cami ve park ile görsel ve mimari etkileşimi bozmadan, kullanıcının mahremiyetini sağlayacak şekilde tasarlanan kısmi bir konut alanı olarak tasarlanmıştır (Resim 6).

4.TASARIM:

Geleneksel konut ve sokak yapısına uygun bir yalınlıkta, kente ve yere dair verileri yorumlayarak bugünün beklentilerini karşılayabilmek bu projenin başlıca problemidir. Arsanın -5.00 kotundan yol düzleminde başlayıp merdiven ve oturmaları oluşturan, cami kotuna yaklaştıkça mimari yapılara dönüşen ve en üst kotta minareyle noktalanan geleneksel taş doku tasarımın ana kurgusudur.

Tasarım, İslam diniyle bütünleşen, ancak zamanla cami mimarisinde zamanla unutulan 5 önemli değer üzerinden olgunlaşmıştır. Gereğinden fazla süslemeden uzak, biçimi ve kullanımıyla bezemesini vurgulayarak SADE; görüşü ve geçişi kesmeyen duvarların ve cam yüzeylerin akıcılığıyla ŞEFFAF; kullanılan malzeme ve teknik geçişleriyle NET; yakın çevresi ve bulunduğu bölgenin kültürel ve sosyal değerleriyle UYUMLU; sınırsız ve birbirini izleyen duvarların oluşturduğu yollarla DAVETKAR bir tasarım oluşturulmuştur. Mütevazi bir mahalle camii için basit ama bu basitliğin içinde yarattığı yaşam alanları ve fonksiyon çeşitliliğiyle zenginleşen; çevre yapılarına ışık tutacak bir bölgesel merkez hayal edilmiştir.

5. BİNA TASARIMI:

Burckhardt’a göre; “Bir caminin mimarisi ile bir Müslüman’ın özel evinin planı arasında planları bakımında bir farklılık olmakla birlikte stil aynıdır, çünkü her Müslüman mekanı bir ibadet yeridir; camideki gibi, orada da aynı biçimde ibadet yapılır. […] İster bir camide ister kendi evinde olsun, kural denge, sükunet ve arılıktır.” (Burckhardt, 1994).

Cami, bölgenin konut mimarisinin izlerinden çıkıp, geleneksel cami mimarisinden uzak olmayan bir form ve kurguda tasarlanmıştır. İbadet alanı 12.50mtx12.50mt boyutlarında kare formludur. Kare, basit, sade ve her yöne eşit geometrisiyle her insanın Allah önünde eşit olduğunu simgelemektedir. İbadet alanı, tek ve büyük bir kubbe altında yer alır. Betonarme kubbe, camilerin bir araya getirme özelliğini iç mekanda devam ettirmek aynı zamanda mekan yüksekliğini arttırarak gelenekselden uzaklaşmamak amacıyla kullanılmıştır. Kubbe, perde duvarlar üzerinde yükselen kubbe eteğini oluşturan eğimli döşeme üzerine oturur. Diğer mekanlar teras çatı ile kapatılmıştır. Betonarme sistemde kurgulanmış olan binaların dış cepheleri taş kaplama; iç cepheleri taş kaplama ve boya olarak düşünülmüştür.

Konut mimarisinin içe dönük yapısına nazaran cami dışavurumcudur. Kıbleye dik ve paralel duvarlardan oluşan proje kompozisyonu, cami-peyzaj-lojman kullanımı gibi program kurgusunda, açık-kapalı alanlar ile modern ve geleneksel arasında bir denge arayışındadır. Paralel duvarlar arasındaki geçişler ile malzeme seçimleri, bölgenin geleneksel konut ve sokak dokusunun bir parçası niteliğindedir.

Kıble aksındaki paralel duvarlar arsa eğimine uyumla girişten camiye doğru yükselerek girişi vurgulamaktadır. Bu paralel ve dik duvarların giderek yükselmesiyle minare kütlesi tasarlanmıştır. En yüksek noktası Alem ile tamamlanmıştır. Kıble yönü geleneksel camilerde şerefe kapısı ve alemle belirtilmektedir. Tasarımda öne doğru çıkan mihrap kütlesi kıble yönünü gündüz gösterirken, minarenin cam yırtığından çıkan IŞIK karanlıkta kıble yönünü işaret etmektedir (Resim 8).

6. İÇ MEKAN TASARIMI:

Kuban’a göre “Namaz, mistik bir Tanrı arayışı değildir. İradi bir eylemdir. Karanlığa değil, bu dünyanın aydınlığına dönüktür. Kişisel ibadet her yerde ifa edilebilir. Bu Tanrı’ya doğru görsel bir dönüş değil, bir içe yöneliştir” (Kuban, 2011:211).

İbadet mekanı, hem kişisel hem de toplumla birlikte ibadet edilen; bir yandan “birlikteliği yansıtan diğer yandan içsel dinginliğe fırsat tanıyan mekanlardır” (Çelik Erengezgin, 2013). Tasarımda CAMİ, geleneksel içe dönük avlu yapısını kullanmayıp, dışa dönük ve etrafıyla etkileşimli bir ibadet yapısıdır. Bu nedenle cephesindeki geniş boşluklar dışa dönük ibadetin bir parçasıdır. Bu boşluklar; içten, kente ve kentin dinamiklerine; dıştan, binaya ve ibadet edenlere bakan elemanlardır.

Doğal aydınlatma, cephe oluşumu ve iç mekan aydınlatmasında en önemli veri olarak kullanılmıştır. Taş duvarların yükselmesiyle oluşan cami kütlesi, cam yüzeylerle hafifletilmiştir. Güneş ışığının ibadet edenleri doğrudan rahatsız etmemesi için kıble duvarı sağır bırakılmıştır. Yan yüzeylerde dışta yansıtıcı bronz cam, içte şeffaf cam, aralarında LED ile aydınlatılmış pleksi kufi yazısı yer almaktadır. Bronz camın yansıtıcı yüzeyi ve aydınlatılmış Kufi yazı dıştan iç mekanın görünürlüğünün azaltmakta; iç mekana düşen gölgesiyle zenginlik katmaktadır. Yazı gündüzleri belli belirsiz bir bezeme gibi görünürken, aydınlatıldığında ön plana çıkmaktadır (Resim 7).

7. DESEN KARARLARI:

Dıştaki taş dokunun içte yer yer devam etmesi ve geniş cam yüzeyler ibadet mekanı ile dış mekanı birbirine bağlaması, iç mekanda sakin ve duru bir tasarım tercih edilmesine neden olmuştur. Cephedeki büyük açıklıklar nedeniyle kubbede açıklık yapılmamış, mihrap yan yüzeylerden doğal olarak aydınlatılmıştır. İç mekanda mihrabın ve kubbenin ön plana çıkarılması amaçlamıştır. Mihrap duvarı ve kubbe ana yapıdan kütlesel olarak koparken, iç mekanda da mihrap duvarı geleneksel taş işleme tekniğinin bir parçası olarak sıralı bazalt ve keymıh taşı ile döşenmiştir. Mihrabın iki yanında yer alan minber ve kürsü ahşaptır. Bunların üzerinde ve mihrap duvarında bölgede sıklıkla kullanılan geometrik desenli motifler ahşap üzeri oyma tekniği ile işlenmiştir. Mihrap üzerinde tek parça taşa yine oyma tekniği ile işlenmiş Allah, Muhammed ve kıble yönünü belli eden ayet yer almaktadır. Genel mimari tasarıma uygun olarak kubbe de sade bırakılmış, biçimini destekleyen geometrik desenler bezeme olarak kullanılmıştır.

8. TEKNİK ÇÖZÜMLER:

Tüm alanın teknik tasarımında mütevazi bir mahalle camii için uygun maliyetli, uzun ömürlü ve sağlıklı çözümler önerilmiştir. Cami ibadet mahallerinin ısıtılması yerden ve klima olmak üzere iki türlü düşünülmüştür. Yerden ısıtma sisteminin tüm camiyi ısıtabilmesi için namaz vakitlerinden önce çalıştırılması gerektiğinden, çok soğuk olmayan ve yoğun kullanılmayan vakitlerde klima ile ısıtma sağlanması planlanmıştır. Klima sistemi nozullar ile mahfil döşemesinin altından cami içerisine doğru üfleyerek çalışacaktır. Teknik merkezin yönetmeliklere göre doğrudan dışarı ile bağlantılı olması gerektiğinden zemin katta kompozisyonun bir parçası olarak kurgulanmış ayrıca bodrum kat yapma ihtiyacı doğmamıştır.

Cam açıklıklar caminin manevi, estetik ve modern yapısını taş duvarlar arasından vurgulayan en önemli öğedir. Doğal aydınlatma ile gündüzleri yapay aydınlatma kullanılmaması, kışın güneş ışığı ile ısınmanın sağlanması ile enerji tasarrufu öngörülmüştür. İbadet alanında mekanın yüksekliğini ve kubbe algısını kesmemek için sarkıt aydınlatma kullanılmamıştır. Kubbe kedi yolundan gizli LED aydınlatmalarla homojen bir şekilde aydınlatılırken, ibadet mekanı kubbeden yansıyan dolaylı ışık ile aydınlatılmıştır. Cam yüzeylerden alınan doğal hava ile çapraz havalandırma içeride oluşacak kokuların en kısa sürede tahliye edilmesini sağlarken, yazın serinletme amacıyla da kullanılacaktır. İbadet mekanının akustik tasarımına bakıldığında cam yüzeylerin çınlama olasılığını azaltmak için gözenekli taş doku, halı ve ahşap ses yutucu elemanlar olarak tercih edilmiştir.

1 Yorum

  • busra-celik2Büşra Çelik says:

    “Infinity Bamboo Forest” ve belediyenin yaptığı “su perdesi” uygulamasına referans verilmesi bir tek bana tuhaf geldi sanırım..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir