Platea Residences

Salon2 tarafından tasarlanan Platea Fikirtepe'de dönüşüm bölgesi olarak tanımlanan alanda yer almakta.

Salı pazarı, metrobüs durakları ve ünalan metro istasyonu gibi kentsel eşiklerin orta noktasında yer alan 62.000 m2‘lik arsa 4.25 emsallik bir yapı hakkıyla İstanbul’un merkezinde görmeye alışık olmadığımız yapı yoğunluğu tanımlıyor.

Tasarladığımız bu yeni yerleşkenin hem kentle hem de doğayla bütünlüğünü ifade etmek amaçıyla “Platea Residences” adıyla ismlendirildi. Fikirtepe’nin ilk yerlilerinden olan Fenikelilerin dilinde bahçe ve plaza anlamlarına gelen “Platea” tanımından alıyor adını.

Kompleks %80 oranında konutun yanısıra alışveriş, yaşam merkezi ve Mandıra Caddesi’ne bakan kısımda ofis yapısı olmak üzere çeiştli fonksiyonlar barındırıyor. Kuleler ile yapılaşmayı, bu yoğunluğu çözmenin en rasyonel yolu olarak göz önünde bulundurulmasına karşın kulelerin özellikle konut fonkisyonu ve kent mekanlarıyla olan sorunlu ilişkisini görmezden gelinmedi. Kulelerin yarattığı tip kat planlarıyla oluşan monotonluk, yükselmesiyle doğadan ya da kentten kopukluğu gibi bildiğimiz sıkıntılarına alternatif bir yapı tipi ortaya çıkartmayı önemsendi.

Platea konut kompleksi için yükseklikleri 60 – 80 m aralğında değişen kulelere sarmaşık gibi tırmanan teraslı yapılarla melez bir yapı tipi tasarlandı. Bu “sarmaşık teraslar” bahçeli dairelerden dubleks villalara kadar birçok farklı daire tipine olanak vererek açık ve kapalı alanlarda mekan çeşitliliği sağlandı.

Onlarca aileye ev sahipliği yapacak bu konut kompleksinin sadece yapı kalitesi değil, açık mekanlarda oluşturduğu kentsel mekan ve yeşil alan kalitesi de önemsendi. Platea alt katlarda özgün bir tektonik sunarken açık alanları “rekreasyon bandı”, “kent meydanı”, “sokak” gibi anlamlı açık alanlar olarak şekillendirdi. Organik yapı formu zemin katlarda yer yer girişleri çevreleyerek insan ölçeğine yakın yapılaşma oluştururken caddeye bakan cephelerde sokak yapısı oluşturdu. Bu sokak ve meydan tipolojisi insanlar için buluşma mekanları olacak sosyalleşme ve yeme içme fonksiyonlarını barındıran alanlar olarak tasarlandı.

Bunların ötesinde aynı organik yapı stratejisi rekreasyon alanlarını korunaklı kılacak sınırlar oluşturuyor. Böylelikle sadece bakılan ve “korunan” yeşillikler değil aktif ve güvenli gerçekten kullanım değeri olan yeşil alanlar oluşturuldu.

Etiketler

Bir yanıt yazın