Katılımcı, Cami Tasarımı Fikir Yarışması

MİMARİ AÇIKLAMA RAPORU

Biçim dili yüzyıllar öncesinin zorunluluklarından doğmuş formlardan oluşagelen cami konusu; bir mimari tasarım sorunu olarak düşünüldüğünde -dini kaynaklardan beslenen dogmatik ve aşkın bilgiye zıt olarak modern bilginin üretilen bir olgu olmasından ötürü- tasarım süreci içinde doğal olarak bir çatışma barındıran oldukça enteresan bir problemdir. Verili bilgi ile üretilen bilginin çatışması mimar için aynı zamanda madde ile mananın aynı süreçte değerlendirilebileceği bir fırsat sunmaktadır.

İslam, “kutsal mekan” kavramına getirdiği yenilik ile diğer dinlerden ayrılmaktadır: “Yeryüzü bana mescit kılındı” (Hadis-i Şerif) İslam’da kutsal mekan yoktur veya daha doğru bir ifade ile tüm dünya kutsal mekandır. “Cami” mekanı, aslında topluca ibadet etme gerekliliği sonucu ortaya çıkmış bir fonksiyondur. Toplu ibadet etmenin -cem olmanın, yani caminin- bazı gereklilikleri vardır. İbadete çağrı için ezan okunması gerekliliği minare, hutbe için minber, vaaz için kürsü, namaz kıldıran imamın konumunu belli eden mihrap, bu gerekliliklerin sonucunda ortaya çıkan mimari elemanlardır. “Saf tutmak” ve her bireyin sabit bir noktada ibadet etmesi dikdörtgen bir plan şemasını zorunlu kılar. Kadınlar ve erkeklerin birbirini algılamayacak şekilde ayrılması, farklı mekanların türemesine imkan verir.

Mimari: Dışarıdan bakıldığında bir caminin en belirgin elemanı muhtemelen minaredir. Eski yüzyıllarda müezzinin sesini duyurmak için yüksek bir yere çıkıp ezan okuması gerekliliği sonucu ortaya çıkan bu kule yapısı, teknolojik gelişmelere rağmen birçok camide halen uygulanmaktadır. Klasik Osmanlı Dönemi camilerinin günümüzdeki taklitleri bir yana, mimari tasarımı ile ön plana çıkan birçok camide bile bu elemanın yerini almasında ise gerekçe genellikle aynıdır: anıtsallık… Diğer bina tipolojileri ile kıyaslandığında toplanma mekanı ve bulunduğu bölgenin manevi bir merkezi olarak cami için anıtsallık, en azından bir işaret ögesi olmak geçerli bir gerekçe sayılabilir. Ancak bir tasarımın anıtsallığını vurgulamanın tek yolu dikey – çizgisel bir kütle midir? Projede; bulunduğu mahallenin önemli bir işaret ögesi olma iddiasındaki yapının anıtsallığı kıbleyi işaret eden dikey bir düzlem olarak ele alınmıştır. Bununla birlikte bahsi geçen “verili bilgi – üretilen bilgi” / “geleneksel – modern” / “dogma – sorgulama” gibi ikili karşıtlıkların vücut bulduğu bir çatışma ortamında geliştirilen ironik bir yaklaşım ile “tasarlanan” bu düzlemin içinden çıkarılan ve “geleneksel” formlara öykünen boşluklar tasarımı karakterize etmektedir. Minare ve ana kütle bir pozitif değil, negatif olarak değerlendirilmiştir ve negatifin davetkarlığının ön plana çıkarılması amaçlanmıştır. Kıble düzlemi üzerinde açılan minare boşluğuna yerleştirilen merdiven, kamusal kullanıma açıktır ve yapının üst kotunu ana kütlenin yarı açık giriş mekanına bağlar.

Kıbleye yönlendirilmiş düzlem, dünyevi ile uhreviyi ayıran / birleştiren bir eşik olarak ele alınmıştır: kıbleye döneriz, namaza dururuz, Allah ile baş başa kalırız. Dünyevi olarak tanımlanan; parselin doğu cephesinden basamaklı bir giriş yolu ile içeri alınan açık mekandır. Eşik karakterine sahip kıble düzlemi, bünyesindeki boşluklar ve bu boşlukların içe doğru üçüncü boyut kazanmasıyla yarı açık bir mekanı tanımlar. Kapalı mekana girildiğinde ise uhrevi ortama ulaşılır. Dolaşımdaki bu keskin gibi görünen hiyerarşiye rağmen ana giriş cephesi olan yan cephenin (doğu) şeffaf olarak tasarlanması, ibadet mekanının aslında bize mescit kılınan yeryüzünün bir parçası olma özelliğine dikkat çekmektedir.

“Muhterem Cemaat; saflarımızı sık ve düzgün tutalım. Allah’ın mağfireti üzerinize olsun” Toplu kılınan namazların tamamında bu cümleler namaz öncesi imamdan istisnasız duyulur. Safların sık tutulması sünnettir. Ancak safları sıklaştırma eylemi sırasında düzensiz bir dolaşım gerçekleşir. Cami mekanlarında alışılagelen giriş doğrultusu kıble yönünde, arkadan giriştir. Yani saf düzeninin dikine bir dolaşım söz konusudur. Projede ibadet mekanının ana girişi yandan alınmış, saflar sıklaştırılırken sadece sağa doğru düzenli bir sıklaşma olacağı öngörülmüş, bununla birlikte alışılageldik arka saftan ön safa geçiş de olanaklı kılınmıştır.

Camilerde pik saatler, vakit namazı dışındaki toplu namazlardır: Cuma, Bayram, Teravih ve Cenaze namazları. Bu vakitlerde cemaat kapalı mekan dışına taşar. Bölgenin iklimi göz önüne alındığında özellikle yaz aylarında güneşten korunmak önem arz eder. Bayram ve teravih namazları vakit itibariyle, cenaze namazı ise kılınma süresi itibariyle açık alana taşan cemaatin güneşten korunması için bir önlem almayı gerektirmez. Ancak Cuma namazı, hem günün en sıcak saatlerinde kılınır hem de uzun sürer. Kıble düzlemi; Cuma namazı saatinde ana giriş yolu üzerindeki açık alanın büyük bölümüne gölge atar. Aynı zamanda yapının işlevsel kütleleri ile kıble düzlemi arasındaki boşluk, yine böyle namaz saatleri için yarı açık ve gölgelik bir alan yarattığı gibi mahalle sakinlerinin vakit geçirebilecekleri bir mekan özelliği de taşır. Bu alanın kış aylarında basit tekstil bölücülerle dış mekandan ayrılıp iklimlendirilebilir bir kapalı – kamusal mekan elde edilmesi öngörülmüştür.

Ana ibadet mekanının önünde kıble yönünde teknik hacimler, arkasında servis birimleri ve en kuzeyde, sokağa (aynı zamanda manzaraya) bakan cephede lojman birimi çözülmüştür. Plan çözümlerinde rasyonel ve gridal bir şema benimsenmekle birlikte kıble düzleminin ayırıcılığı vaziyet planında vurgulanmaya çalışılmıştır. Kıble düzleminin doğusunda kalan alan daha çok sert peyzaj elemanları ve daha lineer yüzey formları, batısında kalan ve ibadet mekanının içine gömüldüğü alan ise nispeten organik formlardan oluşan teraslamalar şeklinde çözülmüştür.

Ana ibadet mekanında minber, mihrap ve kürsü, brüt beton malzeme ile bir bütün olarak çözülmüş, mihrabın iki yanına “Allah” ve “Muhammed” yazıları stilize edilmiştir. Son cemaat mahalli, projenin dolaşım prensibine uygun olarak giriş cephesi olan yana alınmıştır. Toplu giriş ve çıkışlardaki yoğunluğu azaltmak için giriş aksı üçe bölünmüş, altı sıra ayakkabılık yerleştirilmiştir.

Ekolojik Sürdürülebilirlik: Genel itibariyle brütalist bir yaklaşımla ele alınan projede daha çok doğal ve / veya yerel yapı malzemelerinin kullanılması öngörülmüştür. Mekanların toprak altına alınmasının ısıtma ve soğutma verimliliği açısından olumlu bir etki yaratacağı düşünülmüş, doğal aydınlatma için çatıda ışıklıklar açılmıştır. Taşıyıcı sistemle de uyumlu olan bu lineer açıklıklardan mekana alınan ışık saf düzenini belli etmektedir. Bu açıklıklar aynı zamanda doğal havalandırma için de kullanılabilecek boşluklardır.

Erişilebilirlik: Yapının tasarımında evrensel tasarım ilkeleri benimsenmiştir. Mahalle camisinin kullanıcıları ekseriyetle yaşlılar ve çocuklardır. Bu iki kategori de “standart”larda verilen insandan farklıdırlar ve özel tasarım kriterlerini dikkate alma zorunluluğu vardır. Engelli kullanıcıların da yapıyı herhangi bir yardım almadan, eşitlikçi bir yaklaşımla kullanmaları hedeflenmiştir.

. Yapıya herhangi bir kot farkını aşmadan düz ayak girmek mümkün kılınmıştır.
. Tüm kot farkları oldukça rahat merdivenlerle aşılabilmektedir.
. Asma kata çıkabilmek için bir asansör düşünülmüştür.
. Toplam 8 araçlık otoparktan biri bedensel engelli bireyler için ayrılmıştır.
. Görme ve işitme engelli bireyler için ses ve görüntü sistemlerinin kullanılması önerilebilir, bu sistemler genel tasarıma adapte edilebilir.
. Erkek ve kadın ıslak hacim bölümlerinde birer adet engelli tuvaleti tasarlanmıştır.
. Abdest alma yerlerine ve tuvaletlere düz ayak ve çok kısa yoldan ulaşılabilirlik sağlanması amaçlanmıştır (özellikle yaşlılar ve çocuklar için)

Etiketler

2 yorum

  • burcu-betul-ozturk says:

    Öncelikle emeğiniz için teşekkürler.Bu yarışmaya bir fikir yarışması deniyorsa ,ödül alan projelerle karşılaştırdığımda daha uygun bir proje olduğunu düşünüyorum.Araziyi doğal halinde kullanmanız yerinde olmuş.Ancak lojmanın toprak altında kalması ve geçiş yolunda olması nedeniyle hem doğal ışık ve havalandırma hem de mahremiyet yönünden sorgulattı.Ayrıca ana giriş ten cami ulaşım erişilebilirlik açısından daha iyi çözülebilirdi.Yine de genel anlamda tatmin edici olmuş.Elinize sağlık.

  • adil-omer-camas says:

    Yorumunuz için teşekkür ediyoruz. Lojmanı da diğer kütleler gibi toprak altında çözmemizin ana sebebi projenin genelinde hedeflediğimiz fenomenolojik bütünlüğe bu kitlenin zeval vermesini istemememiz. Bu tabii ki mikroklimatik bir ortam oluşturmak için avantaj da sağlıyor. Geçiş yolu üzerinde konulandırmamızın sebebi de görevli ve ailesinin izole olmamasını sağlamak. Bu nedenle başta koyduğumuz bahçe duvarını sonradan kaldırdık (ofisimizin bulunduğu semtte – Salacak – bu ölçekte onlarca cami var ve biz bırakın ailelerini, din görevlilerinin çoğunu tanımıyoruz bile. Cami bahçelerinin bir köşesinde yer alan lojmanlar aşırı izole)… Son olarak erişilebilirlik konusunda size katılıyorum. Teslim ettikten sonra defalarca bozup yapma alışkanlığı hepimizde vardır; bu aşamada en çok yaptığımız öz eleştiri erişilebilirlik konusu oldu.

Bir yanıt yazın