Arkitera E-Bültenleri

Email adresiniz yeterli
Üyelikten Çıkış
E-Bülten Arşivi
MIMARLIK HARITASI

Proje

Forumda tartışYazıları büyütYazıları küçültBu sayfanın PDF görüntüsünü alBu sayfayı yazdırBu sayfayı arkadaşına gönderBu sayfayı rapor et

Mayıs 2008Doğan Medya Merkezi (DMC)

Ana Sayfa


Tabanlıoğlu Mimarlık tarafından tasarlanan ve Doğan grubuna ait televizyon kanalları ile Hürriyet, Milliyet gazetelerine ev sahipliği yapacak Doğan Medya Merkezi (DMC), içinde yer aldığı arsanın kare biçimine uyumla, küp formunda tasarlanmıştır.

Proje Künyesi

İşveren:
Ortadoğu Otomotiv ve Ticaret AŞ

Mimarlar:
Melkan Gürsel Tabanlıoğlu, Murat Tabanlıoğlu (Tabanlıoğlu Mimarlık)

Mimari Proje Grubu: Murat Cengiz , Çağrı Akay, Ozan Öztepe, Ali Eray

İç Mimari: Tabanlıoğlu Mimarlık

Statik: Altıneller Mühendislik

Mekanik: Elmak AŞ

Elektrik: Öneren Proje Mühendislik

Cephe: Emmer Pfenninger Partner AG

Aydınlatma: Dinnebier Licht

Yangın: Karina

Ana Müteahhit: D - Yapı Ataman İnşaat

Cephe İşleri: Era Yapı

Peyzaj Danışmanı: Esin Kılınç

Fotoğraflar: Thomas Mayer

Proje Tarihi: Ağustos 2006 - Haziran 2007

Yapım Tarihi: Ocak 2007 - Şubat 2008

Arsa Alanı: 4.299 m2

İnşaat Alanı: 11.475 m2Doğan Medya Merkezi (DMC)
YorumlarYorum Sayısı: 34

21 Haziran 2008, 02:40Yazan: Ferhat KalayDolmuşta,otobüste önünden geçerken bütün yolcuların gözlerini dikip ilgiyle baktığı güzel bina ama, halk bankasının hemen önünde yer alıyor olması binada basıklık hissi yaratıyor bence. Farklı fonksiyonlarda ki mekanların, cephede farklı biçimlerle belirtilmesi güzel bir Başarı .

20 Haziran 2008, 10:15Yazan: cureyenHayır, maalesef takılıyor. Daha nelere takıldığını saysam şaşarsınız. Çankaya için balkonu neyle ve nasıl kapattığınızın bir önemi yok, emsale dahil ediyor. Yapı yaklaşma sınırları dışındaysa 1 mt. açık çıkma izni veriyor, tül bile gösteremiyorsunuz. Fiili durum elbette farklı.
O konuyla ilgili sözüm belediye kurullarına idi. Kimbilir belki belediyeden mimar arkadaşlar da izliyordur bu konuyu..

19 Haziran 2008, 19:24Yazan: RedRapsody Sac yüzeylerinse algıya yönelik tasarlandığını düşünüyorum. Yada sigara yasağına mimari bir çözüm(!) Not: Çankaya Belediyesi balkonların tamamının kapatılmasına nasıl izin verdi bilmiyorum. Kendileri tarafından uzun zamandan bu yana YASAKlanmıştı! Tel bile çekilemiyordu. En azından bize izin vermediler kaç kez. Balkonların kapatılması eğer pvc, ahşap ve çift camlı sistemse karşı çıkılıyor. Cam balkona izin veriliyor. Oradaki sorun cephenin bozulması ve ana hacime dahil olan balkon hacminin ısıtma-soğutmaya tabi tutularak kat alanını aşması. Burada öyle bir durum yok, cephenin bozulması diye birşey yok çünkü cephenin kendisi bu elemanlardan oluşuyor. Delikli ve dış havaya açık bir hacim olduğu için iklimlendirme de yapılmayacağından belediye buna takılmayacaktır.

19 Haziran 2008, 14:41Yazan: ni.sa.kelestemurEmre Arolat'ın Maslak'taki ofis binasının cephesinde de kırmızı bir tül örtü var,ya da kırmızı perfore aluminyum sac var,o bina bildiğim kadarıyla bitmedi,doğrusunu bilen varsa düzeltsin.Bu tür ofis binalarında binayı bu türden malzemelerin sarması nasıl bir etki bırakıyor çalışanlardan duymayı çok isterdim.Bazen insan haklarına aykırı bir kafes durumu gibi geliyor bana...

19 Haziran 2008, 14:04Yazan: cureyenYapıyı her isteyenin gezip-görmesine izin veriyorlarmı bilmiyorum. Ancak ben gruba ait diğer gazetenin Ankara Temsilciliği olarak kullandığı bir yapının, yenilenmesi işi için gitmiş ve gezmiştim.
Neredeyse hergün önünden geçtiğim ve inşa sürecini izlediğim bir yapı. Açıkçası betonarme bittiğinde çok daha etkileyiciydi. Çok çok iyi bir kalıp işçiliği (işvereni ve müellifi de düşünüldüğünde) bitmiş ürüne ilişkin beklentimi oldukça yükseltmişti. Oysa yapıyı gezdiğimde bir parça hayal kırıklığı yaşadım. Ancak, o sırada yapının bir kaç katında düzenlemeler devam etmekteydi.
Anlatayım:
İlk şaşkınlık yapıya girildiği anda yaşanıyor. 4 katlı bir atriuma hazırlıksız ve bodoslamadan giriyorsun. Girer girmez o görkemli atriumun zemininde kaybolmuş, ortamı solumanıza bile fırsat vermeyen güvenlik kontrol eleman ve ekipmanları ile karşılaşıyorsun. Güvenli olduğunuz anlaşılıp bariyeri geçtiğinizde atriuma dahil olabiliyorsunuz ve başınız doğal olarak aşağıdan yukarıya doğru yönelip mekanı algılamaya çalışıyor.
Bir küpten, küpü oluşturan 4 kare prizmadan biri eksiltilerek elde edilmiş bir atriumla başbaşasınız. yalın,anlaşılabilir bir ana mekandasınız. Ancak atriumun iki yanında ve L biçiminde atriumu saran katlar, döşeme izi ve parapetleri dışında ana mekana katılmıyorlar. Yürüyorsunuz ve 3 mt yüksekliğinde bir kat holüne ulaşıyorsunuz. Merdiven ve asansörlerin bulunduğu aralık bu hol dediğim. 10 mt'den fazla yükseklikten 3 mt yüksekliğindeki kat holüne de pat diye geçiyorsunuz. Bu arada atriumun çekirdek ile ana girişi bağlayan koridor (insan deviniminden okunan ama yapısal olarak tanımlanmamış) dışındaki bölümü kullanılmıyordu. Katlara çıktığınızda çekirdeğin önünde ve arkasında bulunan açık ofislere ulaşıyorsunuz. Merdivenden yada asansörden çıktığınızda galeri boşluğunu görmeniz için başınızı o yöne çevirmeniz gerekiyor.
Yapıya girmeden önce mimar olarak, cam küpten patlayan (veya saran) perfore sacla giydirilmiş bölümleri ve doğallıkla perforasyonun mekandaki karşılığını merak ediyorsunuz. Mekanlarda özel bir karşılığının olmadığını söyleyebilirim. Bunu da şöyle anlatabilirim sanırım; açık ofisin batıya bakan çeperleri çoklukla renksiz cam iken (yani mekanın büyük bölümü cam ve batıya bakıyor) güney çeperin bir kısmında perfore sac var. O yüzeyleri gösteren fotoğraf karesinin yanıltıcı olduğunu söylemeliyim. Çünkü Fotoğrafı çekilen perfore yüzeyin hemen sağ tarafı döşemeden döşemeye ve olduğu gibi cam. Üstelik batı çeperi.
İkinci ve büyük şaşkınlığımı da sac yüzeylerin tarif ettiği hacimlerde yaşadım. BALKON! Evet balkonlar çevrilmişti o sac levhalarla. Ve arkasındaki ofislerden sac levhaların kutu profil konstrüksiyonu da görünüyor. Hatta çıplak gözle daha da fakediliyor. Burada şunu da söylemek gerek, görülsün diye yapılmamış ama farkediliyor.
Demem o ki, sac yüzeylerin mekansal yada optik bir karşılığı ihmal edilebilecek kadar az. (cümle yok demenin haksızlık olacağı düşünülerek kuruldu). Cephedeki sac yüzeylerin iç mekandaki tek karşılığı asma tavanlar. Asma tavanlar aynı malzeme ile yapılmış, perfore olduğu için de havalandırma menfezleri asmatavan yüzeyinde değil, arkasında bırakılmış. Yapının ilgimi çeken detaylarından biriydi bu.
Yapım sorumlusuna işletme maliyetinin makul olup olmadığını sorduğumuzda (malum tüm yüzeyler camdı, sacla çevrili balkonların arkası da dahil. Üstelik oldukça büyük ve katlar boyunca devam eden bir boşluk da var iken...) aldığımız yanıt '' ısınan hava yükselir, soğuyan hava çöker''di. :)
Aylardan marttı yanılmıyorsam.

Sonuç elbette ''kötü bir yapı'' değil ancak, Ulusal Mimarlık Ödülü almış bir yapı hakkında yazıyorum. Ömer Yılmaz'a ''en iyi yapı'' konusunda emin olmadığımı da not düşmek istiyorum. Vadettiğinin çok çok azını veren bir yapı diyebilirim.

Sac yüzeylerinse algıya yönelik tasarlandığını düşünüyorum. Yada sigara yasağına mimari bir çözüm(!)

Not: Çankaya Belediyesi balkonların tamamının kapatılmasına nasıl izin verdi bilmiyorum. Kendileri tarafından uzun zamandan bu yana YASAKlanmıştı! Tel bile çekilemiyordu. En azından bize izin vermediler kaç kez.

19 Haziran 2008, 08:53Yazan: RedRapsodyCephenin iç mekandaki etkisi, çok alakalı ve benzer olmasa da bende, -Paris- Arap Dünyası Enstitüsü'ndekine (L'Institut du Monde Arabe) benzer bir etki bıraktı. Oldukça başarılı bence yine de. [image]
Bu projeyi biliyorsunuzdur sanırım. Ben bunu görünce Zihni Sinir Procesi!(arkitera Zihni Sinire yerverse mi acaba:)) olabileceğini düşünmüştüm. Yani en fazla ilgi çekici bir deneme bu. Cephedeki güneşe duyarlı kapaklar açılıp kapanabiliyor ( f.mak lensi diyaframı gibi) fakat bunlar sürekli arızalanıyormuş,sonrada kendi haline bırakmışlar zaten mekanizmayı. Gördüğüm en gereksiz şey bu. DMC binasındaki cephe elemanlarının güneş kontrolü amaçlı olabileceğini düşünmüştüm ben de , ama plastik kaygılar önplanda, yinede delikli cephe elemanının içmekana yansıması(fotoğraftan görüldüğü kadar) bundan çok daha iyi.

18 Haziran 2008, 22:59Yazan: indistinctCephenin iç mekandaki etkisi, çok alakalı ve benzer olmasa da bende, -Paris- Arap Dünyası Enstitüsü'ndekine (L'Institut du Monde Arabe) benzer bir etki bıraktı. Oldukça başarılı bence yine de. [image]

18 Haziran 2008, 21:24Yazan: RedRapsodyhadid'in projesinin fotoğrafını yapıların karakteristiğini değerlendirmek için koydum. Elbette hadid'in tasarımında kütle ve cephe etkisi bütünlüğü daha güçlü. Bu yapıdaki delikli (aliminyum değil sanırım , çelik sac olabilir) malzemeyle verilen etki yapıların cephelerini bir noktada ortak bir dilde kesiştiriyor. tasarım yaklaşımlarının incelenmesi açısından bu örnek yerinde olur diye düşündüm.

18 Haziran 2008, 18:57Yazan: justThomas Mayer'in objektifinden çok sayıda DMC fotoğrafına thomas mayer_ archive adresinden ulaşmak mümkün.

18 Haziran 2008, 15:46Yazan: alpartBence bu binanın DMC ile uzaktan yakından ilgisi yok,felsefeleri çok farklı,iç hacimler daha da farklı,Hadid in binadaki yerden gelip yukarı dönen kabuk ve bunun iç hacimdeki yansımaları iki projeyi farklılaştırıyor,DMC binasındaki cephedeki hareketlerin amacı ve delikli aluminyum malzeme binayı keskin biçimde ayırıyor.Bu delikli malzemenin hacimdeki etkisini gerçekten merak ediyorum,bu binayı ziyaret etmek mümkün mü acaba?

Bütün yorumları forumda okuyun!
ELMOR
Doğan Medya Merkezi (DMC)
Proje Arşivi
Dönem içinde yayınlanan projelerin listesi aşağıdadır. Ayrıntılarına ulaşmak istediğiniz proje başlığını listeden seçiniz.

Ürün Tanıtımı

ISLAK MEKAN REHBER