
Boğaçhan Dündaralp tarafından tasarlanan Urbanecopolis, örgütlenmesini, finansman koşullarını kendi kendine üretebilen ve sürdürebilen, farklı bir araya gelişlerinin enerjsini kullanarak dönüştüren, simbiyotik bir yaşam biçimi öneriyor.
Proje Künyesi
Tasarım Ekibi: Boğaçhan Dündaralp
Mimarlık Ofisi: DDRLP
Proje Tarihi: 2008
UrbanecopolisYorumlarYorum Sayısı: 20
17 Ağustos 2008, 12:23Yazan: mim-arc-ıkİyi günler.. Bu projeyi birkaç ay önce incelemiştim.Bu konuyu yeni gördüm ve fikirlerimi paylaşmadan duramadım...Arkadaşlar neden herkes bir eleştrel tutum içinde.Öyle bir durumdayız ki kendi kuyruğunun peşinde koşan bir hayvandan(teşbihte hata olmaz) farkımız yok gibi.BU projenin kalktık kent silüetine etkilerinden bahseder,kentsel dinamikleriyle ilişkilerini sorgular olduk.. Kaçınız acaba proje bölümünde proje hakkında yazısını okudu?Urbanecopolis .Mimar ne yapmaya çalışmış bir anlayalım.Ben ilk gördüğümden beri çok takdir ediyorum ve ılımlı gözlerle bakıyorum.İmar kuralları vb. determinist etkenlerin oluşturduğu kaotik ve sıkılgan mimarlık yaşantımızı renklendirecek bu tür ütopyalara ihtiyacımız olduğunu savunuyor ve sonuna kadar arkasında duruyorum.İsteyenle de özelde ya da genelde tartışabilirim(fikirsel çatışma) bu konuyu. Biraz ne yapılmaya çalışıldığına bakalım lütfen.Tamam endişeleriniz var ama proje künyesinde "işveren" kelimesine rastladınız mı?Ne mutlu ki bu ülkenin dertlerinden sıkılmış ama maddiyatı düşünmeden mimarlık ve toplumsal sorumluluk adına çözüm üretmeye çalışan Boğaçhan Dündaralp gibi bir mimarımız var.Ufkumu açtığı için teşekkürü borç bilirim... Saygılar..
14 Ağustos 2008, 13:34Yazan: septHer işin bir binanın içinde bittiği bir yaşam modeli bana çok da çekici gelmiyor. Bunu söylerken de aslında daha önce defalarca söylenmiş bir şeyi tekrar etmekten fazlasını da yapmıyorum doğrusu. Projenin "Archigram"variliği gözönünde tutulursa çok da yeni bir şey önermediği de söylenebilir. "Plug-in City" ve "Capsule Tower"daki fikirlerin günümüze uyarlanması gibi geldi bana. Yanlış anlaşılmasın, demek istediğim şey projenin "alıntılandığı" değil, benzer kaygılar ve önerilerle sunulmuş daha önceki örneklere getirilen eleştirilerden muaf olmadığıdır.
Yine de ben de bu tür "konsept" projeler ürettiği ve tartışma ortamı yarattığı için Dündaralp'in katkısını önemsiyorum.
Plug-in City ve Capsule Tower :
14 Ağustos 2008, 12:05Yazan: ozgeunlukentte melez bir doku oluşturmaya aday bu yapıları form üzerinden okumak yerine gerçekleştirilmesi düşünülen duyarlı fikri destelemek gerekir.
25 Nisan 2008, 00:14Yazan: ozge_ozdamarTürkiye'de Mimari bir projede ekolojiyi ele almak, sürdürülebilirlik adına fikirler geliştirmek, çok yaygın bir şey değil. Bu nedenle ben bu projeyi çok olumlu buluyorum. Modellemelerde, İstanbul fotoğraflarının kullanılmasının nedeni bana kalırsa; ölçeği anlamamıza yardım etmesi, çünkü hepimiz için çok bildik bir yer. Projenin şu aşamasında, görsellik, cephe, tipoloji... gibi mimari öğelerden çok, sistemin nasıl işleyeceği önemli. Projede, sadece mimarlar değil, peyzaj mimarı, mühendis, biyolog... gibi mesleklerin olduğunu hayal etmek istiyorum. Türkiye'de mesleki yardımlaşma neredeyse yok ve bu projede bu yardımlaşma yoksa, bir yere ulaşacağını hayal edemiyorum...
24 Nisan 2008, 18:13Yazan: nesrinySizce bu proje 'ölçülü yükselme' içeriğini barındırıyor mu?
24 Nisan 2008, 18:07Yazan: RedRapsodyAma Dündaralp için çalışma şeklini genel anlamıyla beğeniyorum. Bazı dinamikleri harekete geçirecek, atölye çalışması tadındaki konseptler bir boşluğu dolduruyor biryerde. Ama İstanbul slüetine bu denli iddialı yayılmış bir proje içerdiği 'ego'dan dolayı eleştiri almalı. Yoksa ölçülü bir yükselmenin pek çok sorunu çözeceğine inanıyorum. Ama nezaman? Önce Tarlabaşını kurtarın, beyoğlunu kurtarın istanbul'un yapı stoğunu değerlendirin. Bakalım sığıyormuyuz istanbula? Sonra kızdırıyor tarihçileri böyle yaklaşımlar işte...
22 Nisan 2008, 00:11Yazan: nesrinyKendilerince yeni bir silüet çıkarmaya çalışmışlar, şu son imajlar çok iddialı bir o kadar da absürd ;)
21 Nisan 2008, 23:33Yazan: ali uysalredrapsodye kesinlikle katılıyorum....osmanlı zamanında olsun ve şimdiki zamanda olsun ünlü ressamlar bu bölgeyi görmek bu dokunun resmini silüetini çizmek için istanbula gelmişlerdir..o muhteşem silüeti ve dokuyu bozacak böyle bir yapının yapılmasına ne gerek var..burası dubayi tayland veya tokya değil..burası istanbul..tarih kokan bir şehir...niye istanbul??
21 Nisan 2008, 20:23Yazan: RedRapsodyEAA 'Kağıthane Tekfen Ofisleri' projesiyle yaklaşımı ne kadar zıt. Emre Arolat'ın projesi bana ne kadar yakın geldiyse, bu da o kadar uzak... Bu tür bir yaşam şekli önerisini ben elimin tersiyle iterim, ama bundan hoşnut olacaklar da vardır mutlaka. Ben istanbuldan böyle bir ütopya kuracak kadar sıkılanlara şehir dışında, küçük kasabalarda yaşamalarını öneririm... Kenti 'ötekilere' bırakıp, plazalar ve gökdelenlerden İstanbul'u yaşama fikri rahatsız edici. Birde aklıma geldi' boğazdaki bayrakları da bu binaların ucuna asarlar ozaman!'
21 Nisan 2008, 17:20Yazan: Gül KeskinUrbanecopolis projesinin kent dokusuyla ilişkisine dair üç yeni imaj...
Bütün yorumları forumda okuyun!










