Arkitera E-Bültenleri

Email adresiniz yeterli
Üyelikten Çıkış
E-Bülten Arşivi

Köşe Yazısı

Forumda tartışYazıları büyütYazıları küçültBu sayfanın PDF görüntüsünü alBu sayfayı yazdırBu sayfayı arkadaşına gönderBu sayfayı rapor et

Kıyı Yolu… Kıyım Yolu

Yazan: Şengül Öymen Gür Tarih: 12 Ağustos 2005

 

Eskiden hiç kıyı yolumuz yoktu aslında. Son otuz yılda iki tane birden oldu. Nasrettin Hoca’nın kazanı gibi, doÄŸurdu bizim sahil yolu. Åžaka deÄŸil, DoÄŸu Karadeniz kıyı kültüründe kıyının mahremiyeti vardı, gizemliydi kıyılar. Tarihin aklı mı yoktu da Armenikleri aÅŸardık Samsun’dan Trabzon’a gelirken; “keçiboynuzu” diye de anılırdı geçit, çünkü bir boynuzun dış cidarından yılankavi dolanıp iç cidarından aÅŸağı doÄŸru bırakıverirdik kendimizi. En korkuncu bu toprak yolda karşıdan bir baÅŸka taşıtın gelmesi olurdu. Az kıpırdansanız saÄŸ kalmak mümkün olmadığı gibi sakat kalmanız da mümkünatsızdı.

Sahil kentlerinde ve kasabalarında denize inerdi yollar. Bu da her yol baÅŸka bir sürpriz demekti. Bazısı kıvrılır mahalle aralarına alırdı sizi ve eÄŸer yabancıysanız hiç girmeseniz daha iyiydi. Kemerkaya’nın, Sotka’nın daha yüzlerce irili ufaklı yerleÅŸmenin pembe-beyaz kızları belki de deniz banyosu alırken görünmek istemezdi. Çocuklar için sorun yoktu ama. Henüz mayolar yaygınlık kazanmadığı için onlar yarı çıplak, kovalarını kum doldurur, ayaklarını şıpırdatırdı Karadeniz’de. Bazı oluklar kamuya daha bir açıktı, balık avlar, türkü söyler, yer içerdiniz. Hıdrellezler için araba, minibüs ve kamyonlara da gerek yoktu. Hele âşık olmak… çakılların üstünde çıplak ayak sekerken çok kolaydı.

50’lerde çok doÄŸurduk, birini heybeye diÄŸerini kucağımıza alıp kentlere koÅŸtuk. YaÅŸamın ivmesi arttı; iletiÅŸim ve ulaşım hızına talep arttı. Kendimiz için olmasa da arabalarımız için tasarlamak zorunda kaldık. Bir yandan “yer” ile temasımızı kesen ve artık ev olma özelliÄŸini yitiren konutlara olan ÅŸehvetimiz artarken “mal canın yongası” örneÄŸinde olduÄŸu gibi araçlarımıza barınak ve düzgün yollar istemeye baÅŸladık. Atatürk’ün ölümüyle Cumhuriyet devriminde yaÅŸanan kopma bir düÅŸ kırıklığıydı. Anayurt “demir aÄŸlarla“ örülememiÅŸti. AÅŸ, iÅŸ, eÄŸitim ve en önemlisi saÄŸlık istemi, kırı kente yol olmadan akıtamazdı zaten. 70’li yıllara kadar tüm tarihi ve kıyı kültürünü yok ederek birinci sahil yoluna sahip olduk. Her ÅŸeyin bir bedeli vardır ama bedeli ağır ödedik. Ciddi bir amnezi geçirdik. Kimdik, nereden geliyor, nereye gidiyorduk hiç bilmiyoruz. DoÄŸduÄŸum ve içinde çeÅŸitli oyunlar kurguladığım bahçelerim yok, hem de epeydir yok. Laf aramızda ÅŸu Lambert denen adama da çok kızarım ben. O yüzden bütün yabancıları çok temkinli dinlerim. Sen gel “bitiÅŸik nizam” diye tuttur. Ne alakası var? Git Avrupa’na, yap bitiÅŸik nizamını, orada herkes bitiÅŸik zaten. Benim güzelim organik bahçelerim imara açılınca bulmaca gibi parsellere dönüÅŸtü. Siz siz olun bu adamların her dediÄŸini “kutsal kitaptan naÄŸmeler” sanmayın.

Her neyse, olan olmuÅŸtu zaten, kıyı yolu da üstüne tuz biber ekti. Ama öykü bu kadarla da kalmıyor. Bir gece yattık ertesi gün kalktık ki Allah vermiÅŸ bir yolumuz daha olmuÅŸ. Kentte kimse bilmiyor ne zaman ve nasıl hamile kaldığımızı. Üstelik 4 ayı da dolmuÅŸ, hiçbir doktor elini sürmüyor. Kent çevre komisyonu hikaye…Gündem 21’in zaten buralara yolu düÅŸmez. “Planı yok” diye bir grup öfkeli-onurlu adam mahkemeye verdi yolu. Sonuç alamadılar. Ben çok sinirlenince bir meslektaşım: “Aaa olmaz olur mu,, Åžengül Hocam, plansız yol olur mu?” dedi. Eminim birinin zihninde bir ÅŸeyler var da ne Karayollarında teÅŸhir edildi, ne valilikte teÅŸhir edildi, ne belediye de halka açıldı. Ama zannederim yalap-ÅŸalap bir güzergâhı vardı. Birinci yola paralel, deniz dolgusu üzerinden devasa beton ayaklar üzerinde yükselerek ilerleyen yol Konakönü ve Sürmene’yi yok etti. Trabzon zaten yoktu. Trabzon’da daha önceki yolun bile çevresi yaÅŸatılamamaktaydı. Çünkü yerel yönetim açısından deniz dolgusu masraflıydı, insanlara yaÅŸam alanı kazandırmak ise geri ödemiyordu. Ağır trafik nedeniyle halkın denizle bağı zaten kopmuÅŸtu. 30 küsur yılda ancak bir alt geçit bir de üst geçit yapılabilmiÅŸti ki bu da insanı kıyıya akıtmaya yetmiyordu.

Aslında birinci yol belli ki bir gereksinmeydi, ikinci yol ise tam bir talan. Trabzon’un az sayıda gelir kaynağına bir tanecik eklenir diye iÅŸ adamları, müteahhitler sessiz kalmayı seçip pusuya yatmayı tercih etmiÅŸlerdi. Bekledikleri gibi olmadı ama. Biz daha yolun “Y”sini duyar duymaz ihale gerçekleÅŸmiÅŸ, dönemin ileri gelen yöneticileri kendilerince “iyi bir iÅŸ” çıkarmıştı. Yerellerden bir ikisi taÅŸeronluk kaptılar, hepsi bu. Bir yandan doÄŸal güzellikler bir yandan tarih yok olurken salt bir grup insanın çıkarlarını korumak üzere planlanan dev bir istismar projesine direnmek zordu. Bu konuda çok az çevrecinin sesi çıkabildi. Bunların bir tanesi Arhavi Belediye BaÅŸkanı, saygıdeÄŸer bir kiÅŸilik, oldu. DiÄŸer çevre kaygısı taşıyan yerleÅŸme Fındıklı oldu. Bu yörelerin insanı zekidir, çabalıdır. Güney yolları, doÄŸadan geçebilir ve güzelce planlanıp iki taraflı imara açılıp geliÅŸebilirdi, ayrıca denizin götürmesi-bizim deniz huysuzdur, vurdu mu dağıtır-tehlikesi de yoktu. Sahil 2.yolu kasabanın karakterini ve doÄŸayı bozarak turizm potansiyelini sıfıra indirecekti. Bu insanlar bunu kavradılar ve ayaÄŸa kalkıp direndiler.

DoÄŸu Karadeniz ilk “Çevre Åžehidini” verdi diye yazdı gazeteler geçende. Åžehitlik mertebesinin tanımını bilmiyorum, bu yüzden “çevre ÅŸehidi” denir mi onu da bilemiyorum. Ama eÄŸer öyle bir saygın makam varsa, Av. Cihan Eren bu makamda oturmaktadır ÅŸimdi. Pırıl prırıl ruhu ve “bu ülke için hala bir ÅŸeyler yapılabilir” inancıyla oradan bize gülümsemektedir. İşin buralara kadar varacağını kestirebilir miydi bilemiyorum. Ancak, anladığımız kadarıyla Türkiye’m kıyı mafyasını da türetmiÅŸtir. İşte! Åžimdi direnebilene aÅŸk olsun…

Avukat Cihan Eren’in her yıl kutlanan çevre günlerinde saygı duruÅŸuyla anılması gerekir diye düÅŸünüyorum ve bir baÅŸka ÅŸeyi daha ciddi olarak öneriyorum; ya halkın direniÅŸi ile karşılaşılan çevre kararlarından ivedilikle dönülmeli ya da kuÅŸkulu veya kastî ölümlerin bulaÅŸtığı ihale ve yapım olaylarını anında iptal edebilecek yasal düzenlemelere gidilmelidir. Çünkü; bu koÅŸullarda çevreci STK’ların ve koruma kurullarının görev yapması güçleÅŸecektir. Vur adamı, düÅŸür yapını tescilden… Burası neresi dostlar? Ne hale geldik?
Çok üzgünüm…çoook.

TakipYorumlarYorum Sayısı: 75

25 Temmuz 2007, 19:04Yazan: nihatBana gelen bir maili buraya ekliyorum... Yorumsuz... Sevgili Dostlar. Yakakent-Gerze yolu için 2005 yılı sonlarına doğru Samsun İdare Mahkemesinde açılan Yol Projesinin iptali davası sonuçlandı. Yol projesi ekte illetiğim haberde anlatılan gerekçeler ile iptal edildi.Bu karar Karadeniz Sahil Yolun'da Fındıklı ve Ardeşen sonrasında sahil yolununun esas nedenler ile iptal edildiği üçüncü karar. Bakalım idare bu karara uymamak için nasıl bir yol bulacak. Karadenzi Sahil Yolu mücadelimizde Yakakent-Gerze arasındaki sahilleri, uğraşımızın başarı ile sonuçlandığı bir nokta olacak umudundayım. Hukuk mücadelesinin yanısıra, haberde de belirtildiği gibi tüm Gerze halkının bu konuda birlikte olması sonuç alınma umudunu artırıyor. Yakakent-Gerze yolu ile ilgili ÇED raporunun olmadığı ve bu bölüm inşaatın bir hile ile ÇED dışına çıkartıldığı anlaşılmış olup, Çevre Bakanlığı tarafından verilen ÇED gerekli değildir kararını da yargıya taşıma hazırlıkları devam ediyor.ÇED gerekli değildir kararının iptal edilmesi de sağlanır ise, Gerze sahillerinin kurtulduğundan daha emin olabileceğiz. Saygılarımla. Gerze sahilleri kurtuldu Çevrecilerin itirazını değerlendiren Samsun İdare Mahkemesi, Karadeniz sahil yolu Güzelçay-Sinop projesini iptal etti Mahkeme, "Sahil geçkisinin, kara geçkisinden iki kat pahalı olduğu ve kamuya mali külfet getireceği" kanaatine vardı 22.07.2007 Samsun İdare Mahkemesi, Karadeniz sahil yolunun Güzelçay - Sinop 1. kısım projesini iptal etti. Çevrecilerin itirazını değerlendiren mahkeme, "Deniz geçkisinin, kara geçkisine oranla iki kat pahalı olduğu ve bu yönüyle kamuya mali külfet getireceği" kanaatine vardı. Projenin iptaliyle, Karadeniz sahilinin en güzel turizm merkezlerinden biri olan Gerze sahilleri de kurtuldu. Gerzelilerin çevre savaşı Rusya'daki bir araştırma enstitüsünün havuzundan kaçan bir beyaz balinayı, "Aydın" ismini vererek bağrına basan Gerzeliler, deniz dolgusuyla yol yapılmasına ve şehir içi geçkisine karşı çıktı. DYP'li Belediye Başkanı Recai Kuruoğlu, AKP, CHP, DYP, DSP, ANAP, MHP, SHP ilçe başkanları, muhtar, oda ve kooperatif başkanlarının imzasıyla Karayolları Genel Müdürlüğü'ne gönderilen yazıda, Sinop-Gerze Sahil Yolu Projesi'nin deniz ve şehir merkezini ikiye bölen geçkisinin iptali istenmişti. 14 Şubat 2002'de proje, Gerze Belediye Meclisi kararıyla reddedilmiş olmasına rağmen Karayolları inşaatı başlamıştı. Bunun üzerine çevreciler konuyu yargıya taşımıştı. Gerzelilerin, 9 Şubat 2007 tarihinde Karayolları Genel Müdürlüğü'ne yazdığı yazıda da "Geçim kaynağı ve geleceği turizm olan ilçede, plaj olarak kullanılan koyların doldurulmasıyla yapılacak yolun turizmi yok edeceği ve ilçe halkını göçe zorlayacağı" vurgulanmıştı. 'Kamusal menfaate uymuyor' Mahkeme tarafından görevlendirilen bilirkişi heyetinin hazırladığı 28 sayfalık raporda iki kat daha pahalı olmasına rağmen, deniz dolgusunun tercih edildiği vurgulanarak şöyle denilmişti: "Yol projesinin dış kredi ile yapıldığı göz önünde bulundurulduğunda, deniz geçkisiyle, Türkiye'nin yabancı ülkelere olan borç yükü artacaktır. Turizm denince de ilk akla gelen deniz ve kumsaldır. Güzelçay-Gerze arasında davaya konu deniz dolgusu, karayolu ile kıyının önüne set çekilecektir. Kıyı özelliğini kaybedeceği için bölgedeki turizm yatırımlarını olumsuz etkileyecektir..." Mahkemenin, bilirkişi raporunu dikkate alarak verdiği iptal kararında ise gerekçe şöyle açıklandı: "Dolgu planları onaylanmadan projeye başlandığı, bu yönüyle devlet yollarının projelendirme ve yapım sürecinde uyulması zorunlu temel kriterlere uyulmadığı, davaya konu 28 kilometrelik kısmının kara yönünde projelendirme olanağı olduğu halde bu hususun değerlendirilmediği, projenin kıyı ve imar mevzuatına uygun olarak hazırlanmadığı anlaşılmış olup dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunamadığına karar verildi." Deniz dolgusunda ısrar eden Karayolları'nın itirazı üzerine konu Danaştay'a taşındı.

30 Nisan 2007, 20:59Yazan: nihat:)
söyleyecek tek kelime yok
kasıtlı veya kasıtlı değil
tamamen kara cahilliÄŸin sonucudur bu

29 Nisan 2007, 11:39Yazan: ayasofyaOfff çok kötü oldum.

Yazacak bir şey bulamıyorum. Elim klavyeye düştü öyle 15-20 saniye durakladım.
Yazıyla anlatamam. Küfürleri sıralamak geliyor ama yönetici olarak küfürleri silenin ben olmam lazım.

Eğer bilinçli ise Terbiyesizlik SAYGISIZLIK.

Buradan Belediye başkanına sesleniyorum. Din istismarı yapılacağına onlarca ahşap evin olduğu o bölgede 24 saat hizmete hazır bir itfaiye aracı tut. Bunun parasını sağlayacak binlerce yol var. Kur'an kursu iyidir hoştur ama bu değerlin yokolmasını tek başına sağlamaz.

Daha yazmayayım başım belaya girecek.

Budur.

22 Nisan 2007, 23:45Yazan: nihatOlacak ÅŸey deÄŸil...
nedir bu kasıtlımı yapılmış
sit alanına dahildi de bu kalkanı yokedip apartman dikmek için bilerek mi yapılmış birşey bu...
...bu resmen cinayet

olacak ÅŸey deÄŸil...

22 Nisan 2007, 23:33Yazan: mecraBende Akçaabat'lıyım üstelik o torunun yaptığı evde oturuyorum.(resmi kim çektiyse bizim mahalleye kadar gelmiş)Ayasofya, Akçaabat'ın o tarihi orta mahalle evlerini görmüşsünüz,ne yazıki o tarih yavaş yavaş yok oluyor.Hatta üç gün önce bu evlerin bir tanesinin yok oluşuna tanık oldum.

22 Nisan 2007, 23:05Yazan: nihatÖrneğiniz için teşekkür ederim
iÅŸte ben de tam olarak bundan bahsediyordum :)

ve akçaabat geçmiş dönem mimarisi ile doğu karadenizin incisidir
ne yazıkki bu mimarinin en önemli örneklerinden birçoğu şuan sahil yolu manzaralı...

15 Nisan 2007, 00:35Yazan: ayasofyaSevgili Nihat,

Oldukça güzel özetlemiş ve betimlemişsiniz.
Ortopedist ve cerrah kayınbiraderimin dedikleriyle örtüşüyor. O da Karadeniz çocuğudur.

Peki size iki resim göstereyim. İki bina.
İkisi de sizi haklı çıkartıyor. Umarım tezat azalır ve sonra iyiye doğru gider.

Her ikisi de Akçaabat'dan.

Birini dedesi yapmış diğerini torunu...

11 Nisan 2007, 23:56Yazan: nihatBende Karadenizliyim - (Rize / Ardeşen) şuan Ankarada yaşıyorum
ve geçtiğimiz hafta bu yolu kullanıp memleketime acilen ulaşmam gerekti

daha önceleri Otobüsle 14-16 saat arası gittiğim memleketime özel aracımızla 10 saatte ulaştık-ki otobüsle özel aracı kıyaslarsam bu pek birşeyin değişmediği anlamına geliyor
Ankara - Ardeşen yolu hesabımıza göre ortalama 10 km kısalmış

yani yolun km olarak pek bir artısı yok bana göre
ha... tüm karadenizliler gibi bende "şark" kelimesinin anlamını çok iyi biliyorum, öğretmenlerin, doktorların, sanayinin, ticaretin ve aklınıza gelecek tüm gelişmelerin zorla ısrarla getirildiği - gönderildiği bölge demektir şark

bu saydığım insanlar oraya ya mecburi hizmet dolayısıyla giderler, ya sürülürler, yada zaten oranın yerlileridirler...

tüm karadenizliler gibi bende biliyorum ki karadeniz için yol çok geç kalınmış bir ihtiyaçtır
kaldıki hala bir demiryolumuz da bulunmuyor, ticaret ve nakliye denizden bile yapılmıyor, bu insanların kolayına mı geliyor yoksa başka birşey mi var ayrı bir tartışma konusu.

onlar gibi bende çok seviniyorum geniş ve konforlu gerçek bir yol ile memleketime ulaşabilecek olmama...

...ama

İşte hepsi bu... tüm karadenizliler bu yüzden çevreyi umursamıyorlar, bu yüzden oraya gömülen parayı düşünmüyorlar, çünkü bu onların ihtiyacı idi.

biliyormusunuz karadenizde araçlar birbirlerine çarpmazlar, karşı şeritten gelen araç çok ender olarak bir diğer araca çarpar :) neden mi ?

karadenizde bir trafik kazası olduğu zaman biz bilirizki o araç muhakkak yoldan çıkmış, ya bir uçuruma yuvarlanmıştır yada yolun dışında biryere çarpıp devrilmiştir...

ama hayır asla birbirlerine çarpmazlar...

çünkü okadar hızlı gidemezler - di...
yollarımız o denli dar o denli virajlıydı ki hızlı gitmek için gerçekten büyük özgüven gerekliydi ve bazen bu da yetmiyordu...

İşte karadenizliler bu yüzden çevrecilere karşıdırlar, işte buyüzden sahil yolu onlar için önemlidir, çünkü bilirlerki çevrecilerin sunduğu alternatif asla yerine gelmeyecektir, yanlış da olsa tüm bu doğruyu savunma çabaları yapılacakların gecikmesi veya iptali ile sonuçlanacaktır. kaldı ki bu türşeylerin hiç bir zaman iptal edildiğini görmedim.

bundan 6-7 sene evvel fırtına vadisinin tam tepesine yapılacak olan hidro elektrik santrali içinde aynı şeyler yaşanmıştı... santralin yapımı duraksadı ama iptal edilmedi... ve ben biliyorum ki bu santral ilk gün nasıl planlandıysa bittiğinde de aynen kalacaktır...

peki o gün karadenizlilerin buna bir itirazı varmıydı...
hayır..
çünkü tam yanıbaşlarında bir santral olursa elektrik faturalarının daha az geleceğine inanıyorlardı, çünkü şu an bile dışarıya elektrik verebilecek gücümüz varken neden satın aldığımızın cevabı onları ilgilendirmiyordu - miyor da

karadeniz sahil yoluna bakış da tam olarak budur...
üstelik bu karadenize yapılan ilk sahil yolu da değildir, şu an yapılan yol ilk yolun üstünde durmaktadır ve ilk yol inşaa edilirken de aynı kıyametler kopmuş... (bir büyüğümün anılarından aktarıyorum) ozamanlarda doğa talan edilmiş (tabi şimdikinin verdiği zararın yanında devede kulak kalır) ama kıyı şeridi 20 yıl içerisinde akıntılar sayesinde tekrar çakıl dolmuş)
:) gene dolar diyor çok sevdiğim büyüğüm, yanında itiraz edemiyorum, biliyorum ki o sahil yolunun bir patikadan ibaret olduğu dönemleri yaşamış biridir O...

O yeşilin anlamını içinde olduğu halde bilmiyor, bilmiyor çünkü yeşilsizlik nedir deneyimlememiş, onun için sahil yolunun tek zararı çakıl taşları olmayan bir kıyı şeridi
yani kıyısız bir deniz...

karadenizli sahil yoluna karşı değildir. istemeye istemeye söylemek zorundayım ama eğer yol karadan inşaa edilseydi aksine o zaman karşı olurdu - neden mi?

bugün köy ve mahalle yolları için bile arazisinden cm2 koklatmayan insanlar vardır benim memleketimde asfalt yol onların arazisinin yakınlarına gelince biter ve küçülüp balçığa bulanır, bugün hazine arazisini dahi kendi malı sanan insanlar yaşıyor benim memleketimde ve orman mühendislerini bu araziden ellerinde balta ile kovalıyorlar...

:)

cahillik diyeceksiniz, evet cahillik ama onlar atalarının yaşadıkları yerleri terketmediler ve kendilerinin olmadığına inandıkları bir başka toprak parçasını asla işgal etmediler...

hiç dikkat ettinizmi bilmiyorum şu kentlerde evleri yıkılanlar arasında bir tane karadenizli görmüşmüsünüzdür

hayır ben görmedim bilmiyorum da o adam köyünden kalkıp burada şehirde bir araziyi işgal etmez ama atalarının doğup büyüdüğü o toprakları da bırakmaz savunur.

hatta bu size garip gelirmi bilmem ama küçük bir ayrıntı daha vereyim, karadenizde mezarlılar kavramı çok raslanan bir durum değildir, yani bir köy mezarlığı veya bir belediye mezarlığı çok nadir bulunur... her ailenin kendi toprakları üzerinde bir aile mezarlığı vardır (tıpkı benim ailemin de olduğu gibi) yani yapılacak bir yolun bir mezarın üztünden geçmeme şansı hiç yoktur.

işte hazine arazisi veya değil o karadenizlinin yaşadığı, geçimini sağladığı toprağın üzerinden yol geçiremezsiniz :)

o adamın o ormandan ağaç kesmesini engelleyemez, avlanma yasağına riayet etmesini bekleyemezsiniz, olurmu öyle şey diyorsunuz eminim olmaz tabi...elbette olmaz...

burada belirtmeliyim ben tüm bu olagelenleri elbetteki doğru bulmuyorum ve elbetteki onları savunmuyorum, neden bir karadenizlinin sahil yoluna karşı olmadığını ve tam tersine hararetle savunduğunu anlamaya ve anlatmaya çalışıyorum

elbette diğer pek çok karadenizli gibi bende sahil yoluna karşıyım ve elimizden geleni de yaptık, ama bir yola karşı değiliz, bir elektrik santaline karşı değiliz, devasa tesislere ve tatil merkezlerine karşı değiliz

biz bu diğer karadenizliler, sadece kanatılan değerleri görmezden gelemedik - gelemiyoruz da

son olarak

yolu bizzat kullandım gerçektende henüz bitmemiş olduğu doğrudur, hatta çalışma alanlarında işaretler insanın karşısına öyle birdenbire ve öyle sık çıkıyor ki aracın kontrolünü zor sağlıyorsunuz

çoğu yerleşimin içinden geçmediği de doğrudur öyleki ben çoğu ilçeyi arkada bıraktığımı bir sonraki içede farkettim zaman zaman, ama ilçe esnafı bundan memnun değil, çünkü eski yolcuları artık ilçenin içinden bile geçmeden ayaklarını pedaldan çekmeden basıp gidiyorlar artık

ve ilçe içlerinde kalan yolların bakımıda aşırı derecede ihmal edilmiş durumda - hatta Ankara samsun arasındaki yol bile oldukça kötü durumda.

ve işte yol bitti bu yol için patlatılan dağları, taş ocaklarını ne yapacaklar merak ediyorum, bu yolun inşaasında görev almış onca inşaat firması şimdi neye el atacak çok merak ediyorum (suçlamıyorum - sadece merak ediyorum) yaratıcı ticari zekaya sahip olanların yeşil karadeniz mıcırı ihraç edeceklerinden şüphem yok

Memleketime yapılacak yeni yeni icraatlerini büyük bir heyecanla bekliyorum
kimbilir ne cin fikirler vardır kafalarda şimdi...

onca insanı yıkıp geçtiniz... şimdi bir okadarını daha yıkacak gücünüz vardır...
HADİ BAKALIM...:C

11 Nisan 2007, 14:05Yazan: ayasofyaBaşbakan Tayyip Erdoğan'ın söz konusu yolun açılışını yaptığı gün ben de o yolu kullanmak zorunda kaldım.

O önümüzdeydi. Ben arkasında. Konvoyu yaklaşık 150 (yazı ile yüzelli) arabadan oluşuyordu. Genelde makam arabası tarzı büyük zırhlı ve 6-8 silindirli arabalardan oluşmuştu. Bu araçlardan 2 adedi son model üzerine Türkiye Cumhuriyeti yazan kırmızı beyaz yatay çizgili Mercedes 404 otobüstü. Sanırım RTE onlardan birindeydi. Konvoyun ortalama hızı 120 Km idi ve arabalar birbirlerine çok yakın ilerliyorlardı. Bu konvoy için yüzlerce pankart hazırlanmıştı ve pankartlar ayrı bir konu açılacak kadar ilginç övgüler içeren "komik ötesi" cümleler sunuyordu.

Diyelim ki Karadeniz'e yapılmış en büyük hizmet olarak kabul edilesi bu yolun daha bitmediğini belirteyim. Bitmemiş bir yolu açıyordu cumhurbaşkanı adayı başbakan. Kritik yerlerde kısa da olsa 300-400 metre eski yola geçiliyordu. Yerler oldukça önemli ekssikler sunuyordu. Bitmemiş bir işi bitmiş gibi göstermek sadece bana garip gelmiş ancak belirteyim bu eksikliği kimse takmıyordu.

Trabzon girişinde (Görele civarı) kullandığımız (Ödünç. Yaylalara çıkacağız diye bunu tercih ettik) arabanın da verdiği güçle (4x4) araziden konvoyu by-pass edip geçtik. Çünkü konvoyu her ilçede yarım saat duruyor. Durunca kahraman emniyet teşkilatı görevlileri de vatandaşın yolunu fütursuzca saatlerce kesebiliyordu.

Öne geçtiğinmiz için artık rahatça gideriz derken konvoyu karşılamaya gelenleri gördüm. İnanılmazdı. Sadece Akparti ilçe teşkilatlarının elemanları değildi bunlar. Binlerce kişi fındık fiyatları fiskobirlik gibi kötü durumları unutmuş RTE'ye sevgilerini belirtmişlerdi.Kaldırımlar yetmiyor yüzlerce metre giden bu kalabalık yola taşmıştı. Yolda sadece tek arabalık bir yer kalmıştı ve oradan yavaşça geçmek zorunda kaldık. Yolu kapattıklarını zanneden polisler, sağolsunlar bizi görünce konvoyun ön keşif aracı sanıp vatandaşa çeki düzen verip! bize yol verdiler.

Sonra Trabzon'da da önümüzü kesti RTE konyoyu. Atapark'ın önünde. Gece vakti orada da bekledik 30 dakika kadar. Ben bu sefer kahraman Türk polisinin bizim yolu kapadığı görerek düşük banketin üzerinden diğer boş tarafa geçerek yine alternatif yoldan eve varabildim. Diğer arabalar orada beklediler tabii.

Sözün sonu; çevremde yaptığım mini ankette bu yolun Karadeniz'e yapılmış en büyük yatırım olduğunu çok çok çok çok iyi olduğunu düşündüklerini gördüm. Sahilin yok olmasına kimsenin pek takılmadığını ve milyarlar verdikleri gıcır gıcır (Karadenizliler lüks araba severler gururlanırlar. Bizim ödünç arabaya bile saygı sonsuzdu) arabalarıyla yarışlar yapıp Samsun Trabzon arasını 2.5 saate düşürmek için denemeler yaptıklarını yapacaklarını gördüm. Yol bitmemişti ama önemsizdi. Büyük büyük bir yatırımdı. Karadenizlileri muasır medeniyete taşıyacaktı.

Ben Karadenizlileri çok severim aman ha. Onları kötülemiyorum kötülemek istemiyorum. Onların kıvrak zekalarına yakıştırmadım sadece. Hepsi akrabam. Aman ha yanlış anlaşılmasın hala bu yanlış zilyarlık yatırıma verdikleri pirimi anlayabilmiş değilim.

GİTTİM GÖRDÜM. YANİ HERKES MEMNUN. HABERİNİZ OLSUN.

11 Nisan 2007, 11:35Yazan: Zeynep GüneyKaradeniz sahil yolu tamamlandı ve 7 Nisan Cumartesi günü düzenlenen törenle kullanıma açıldı. CNN Türk'te yayınlanan haberde; yol yapımı sırasında bozulan kıyı ÅŸeridinde çevre sorunlarının oluÅŸmaması, kumsalların ve koyların korunması için 350 adet mahmuz yapıldığı ve yol yapımından etkilenen balıkçı barınaklarının yeniden düzenlenerek, kapasiteleri daha büyük olan 60 adet balıkçı barınağı ve çekek yeri inÅŸa edildiÄŸi anlatılıyor. Ayrıca haberde yolun yapılmasıyla, yerleÅŸimin yüzde 80'i sahil ÅŸeridinde yer alan Karadeniz bölgesindeki ÅŸehir geçiÅŸlerinde, ÅŸehirlerarası trafik ile ÅŸehiriçi trafiÄŸin tecrit edilmesi sonucu sinyalizasyon sisteminin devre dışı kalmasıyla, taşıt iÅŸletme giderlerinden tasarruf edileceÄŸinin belirtildiÄŸi söyleniyor. Haberin devamına ulaÅŸmak için: Karadeniz Sahil Yolu resmen açıldı Ancak Karadenizlilerden yolu "Karadeniz’in incisi" olarak görenlerle beraber, durumdan pek hoÅŸnut olmayanlar da var ve sahil yolu yüzünden kıyıda yaÅŸayan insanların denizle ilgisinin kesildiÄŸini, üstelik iki ÅŸeritli yolda emniyet ÅŸeridi bulunmadığını belirtiyorlar. Nakliyecilerse sahil yolunda sık yerleÅŸtirilen trafik ışıkları yüzünden on beÅŸ dakikada bir dur kalk yapmaktan ÅŸikayet ediyorlar. Haberin devamı için: Emniyet ÅŸeridi yok trafik lambası çok Belli ki kullanıldıkça sorunlar gün yüzüne çıkacak ve Karadeniz Sahil Yolu tartışılmaya devam edecek.

Bütün yorumları forumda okuyun!
Yazara Görüşlerinizi Bildirmek İçin
Buraya yazacağınız görüşleriniz, Arkitera Forum bölümüne yansımayacak, sadece yazara ulaşacaktır. * İşaretli alanlar mutlaka doldurmanız gereken alanları belirtmektedir.
Sizin:
Adınız, Soyadınız *
E-Posta Adresiniz *
MesleÄŸiniz *
Telefon Numaranız Adres seçimi:
Adresiniz
Mesajınız:

ÝPUCU: küçük harf "r", küçük harf "n", büyük harf "H", büyük harf "T", sayý iki, küçük harf "p"

Lütfen sol imajdaki resimde görülen dizgiyi yandaki kutucuğa giriniz.
Köşe Yazısı Arşivi
Dönem içindeki köşe yazarlarının listesi aşağıdadır. Yazısını okumak istediğiniz yazarı listeden seçiniz. Bütün yazarların listesini görmek için buraya tıklayınız

Ürün Tanıtımı