Arkitera E-Bültenleri

Email adresiniz yeterli
E-Bülten Arşivi

Köşe Yazısı

Forumda tartışYazıları büyütYazıları küçültBu sayfanın PDF görüntüsünü alBu sayfayı yazdırBu sayfayı arkadaşına gönderBu sayfayı rapor et

Yağmur Duası, Eleştirel Teori ve Refleksler

Yazan: Erbatur Çavuşoğlu Tarih: 7 Şubat 2008

Kokulu Kentler kitabından hatırlıyorum, Üsküplü köylüler yaptıkları yağmur duası kabul olmayınca kızmıyor, sevimli ve pragmatist bir sebep icat ederek, durumu olumluyorlarmış. Birbiriyle küs kişiler varsa duanın kabul olmamasını buna yoruyorlarmış köylüler. O nedenle önce küslükler giderilmeli, dargınlar barıştırılmalı, dua ardından gelmeliymiş. Yağmuru yağdırmaya yeter mi bilmem ama küskünlerin barıştırılması toplumsal huzur, barış ve bir arada yaşama kültürü adına ne güzel bir icat, ne tatlı mazeret…

Meslek Alanı ve Karamsarlık Geni
Tasarım, Planlama ve Kent Yönetimi adına yapageldiğimiz birçok faaliyet özü itibariyle birer kamu hizmeti. Yani bu faaliyetlerin varoluş gerekçesi; toplumsal sorunları çözmeleri, konfor, huzur ve barışı tesis etmeleri, cesaretlendirmeleri. Ama hepimiz biliriz ki kendini sevmeden aşık, kendiyle barışık olmadan dünyayla barışık olunmaz.

MSGSÜ’de yüksek lisans dersi kapsamındaki bir sınavda öğrencilerden birkaç sorunun yanı sıra “Türkiye’deki Kentsel Tasarım, Kentsel Koruma ve Yenileme, Kentsel Planlama uygulamaları içinde beğendikleri, başarılı buldukları bir örneği gerekçeleriyle açıklamalarını” istemiştim. Sorunun ve aslında durumun ne kadar zor olduğunu beraberce keşfettik. Şehir Plancısı, Mimar, İşletmeci, Hukukçu vb. birçok farklı uzmanlıktan gelen Türkiye’nin genç uzmanları bu soruyu cevaplamakta, iyi örnekler bulmakta oldukça zorlandılar. Neden?

Bu ülkede Planlama, Tasarım ve Koruma adına hiç mi iyi bir şeyler olmuyordu? Üniversiteler eleştirel aklı fazlasıyla abartıp tüm eğitim sürecini olumsuzluklar ve eleştiri üzerine mi kurmuştu? Anlamak, alternatif üretmek yerine eleştirmek kolay olduğu için bir tür eleştirel toplumsal refleks mi üretmiştik? Bir uygulamayı beğenip, takdir etsek bile bunu örnek gösterecek cesareti birileri bizden mi almıştı? Yoksa ağzıyla kuş tutsa “neden sol kanadından tutmadın?” diye önyargıyla sorgulayacağımız ötekilere mi ihtiyaç duymaktaydık? Öte yandan, işini iyi yapanlar sistemize biçimde cezalandırıldıkları için mi, iyi örnekler çoğaltılamıyordu?

Soruya gelen cevaplar içimi burkmuştu. Gerçekten bunca yıldır, bunca uzman, bunca kurum sayısı bir elin parmaklarını geçecek iyi proje üretememiş miydi? Cevaplarda Safranbolu, Portakal Çiçeği Vadisi, İstiklal Caddesinin Yayalaştırılması, Ortaköy Meydan Düzenlemesi gibi bazı projeler öne çıkıyordu ama onlar da ürkekçe, aslında mükemmel olmadıkları, yanlışlar barındırdıkları, kötünün iyisi oldukları ifade edilerek. Adeta beğenmekten sakınarak, utanarak. Meslek alanının üzerine çöken söylemin en göze çarpan özelliği sanki bu olumsuz bakış, bu karamsarlık geni…

Bilanço ve TMMOB refleksi
Mesleğe ilk adım attığımız ve geçmişi heyecanla ve şiddetle sorguladığımız dönemlerde rahmetli hocamız Stefanos Yerasimos dikkatimizi çekmişti. Planlama disiplini açısından Türkiye deneyiminin bir başarı projesi olarak da okunabileceğini söylemişti, haklıydı.

Bir ulus yaratma projesi olarak Cumhuriyetin 84 yılda geldiği noktaya, coğrafyasındaki diğer ülkelere kıyasla bakınca gerçekten görece bir başarıdan söz etmek mümkün. Türkiye’deki Planlama, Tasarım, Koruma vb. konularda gelinen nokta kendi coğrafyasında ve kendi koşullarındaki pek çok ülkeye kıyasla çok daha iyi bir noktada, bu açıkça görülebiliyor. Yetişmiş uzman, akademik birikim, mevzuat, uygulama vb. açısından bilanço hiç de kötü değil. Ama bu tabloyu değerlendirirken bardağın boş tarafını görme eğilimi nedense daha baskın. İyi projeleri öne çıkarma, gençleri cesaretlendirme, uzmanları onore etme, duayenlere vefa borcu ödeme gibi konularda çok hasis davranıyoruz. Akademi, piyasa, medya en somut karşılığını TMMOB’da bulan bir eleştirel refleks üretmede birbiriyle yarışıyor.

Gerçekten de dönüp yapılan uygulamalara bakınca iktisadi aklın her şeyin merkezine oturduğunu ve tüm süreci yönlendirdiğini, kamu hizmetinin özünü çarpıttığını görünce, Tanrının telaşlı bir gününde bu coğrafyanın insanlarına tasarım geni eklemeyi unutmuş olduğu pekala söylenebilir. Ne yazık ki bu iddiayı destekleyecek kadar çok kötü yapı, proje, kent parçası ve hatta şehir üretmiş durumdayız.

Eleştirel Teori
Türkiye Modernleşmesini batılı örneklerle karşılaştırmalı olarak açıklayan çalışmalar, bize özgü bir batı-dışı modernliğin özgüllüklerini açıklarken tarihsel, toplumsal değerlere de vurgu yapıyorlar. Bizdeki “eleştirel geleneğin sakatlığını” toplumsal zihniyete dayandırıyorlar. Bu teze göre, Hıristiyan batıdaki günah çıkarma müessesesi, işlenen günahı, yapılan hatayı örtbas etmeye değil, önce kendine sonra tanrının elçisi olan bir başkasına itiraf ederek yüzleşmeyi olanaklı kılıyor. İslam kültüründe ise, günah ve hatalar için, öteki ve kendinden gizli bir tövbe mekanizması var. Tövbe bir ört basa dönüşerek hatalarla yüzleşmeyi, onu itiraf etmeyi, söze dökmeyi olanaksızlaştırıyor; giderek de eleştiriye açık olmayı zorlaştıran bir bireysel/toplumsal özelliği yaratıyor deniyor. İlginç ve yoruma açık bir yaklaşım... Ancak bizde özeleştirinin fazla gelişmemesi, yapılan eleştirilerin de saldırı olarak algılanıp çeşitli şiddet eğilimleri üretilmesi düşünülünce “eleştiri kültürü” ile sorunlu bir ilişkimiz olduğu görülebiliyor.

Eleştirinin işlevine inanmak ve gündelik hayatta eleştiri yapma konusunda maazallah kimseden geri kalmamakla birlikte, hayattaki bugüne kadarki deneyimler pozitif düşünmenin yeni olumlulukları çağırdığını, ilerlemenin çatışma kadar uyumla da söz konusu olduğunu öğretti bana. Eleştiri ve suçlamalarla olumsuzluk üretmek yerine güzellikleri ön plana çıkararak, değer artırmayı, iyi enerjiler yaratmayı reklamcılardan, psikologlara kadar tüm uzmanlıklar keşfetmiş durumda. Dalkavukluk, duyarsızlık, kirli çarşafları örtbas etme, sanal bir dostluk iklimi icat etme stratejisi değil elbet sözünü ettiğim. “Kin şeytanın kahkahası, kusur benim imzamdır” diyebilmek, hatalarını sevebilmek ve dostluk sofrasına önyargılardan, kinlerden, kirlerden arınıp, çıplak oturabilmektir kastettiğim.

TMMOB’a bağlı meslek odalarının seçim iklimine girdiği şu günlerde meslek alanına ilişkin eleştiri, suçlama, karalamaların tavan yaptığı bir dönem yaşıyoruz. Biraz da iktidar hırsıyla güçlenen ama her daim yaygın bir refleks bu olumsuz bakış. Hiçbir şeyi beğenmeyen, her şeyi kötüleyen, ortaya çıkardığı usulsüzlük, açtığı davalar ve katkıda bulunduğu engellemelerle övünen ve aslında bir karşıtlıklar ve yasaklar cumhuriyeti oluşturup içine hapsolmanın vicdan azabıyla kendini kemiren bir zihniyet sözünü ettiğim.

Meslek alanlarımızdaki konularda konuşulanlara, yazılıp çizilenlere şöyle bir bakın. Haklı-haksız birçok eleştiri ve değerlendirme yapılıyor, ciltler, cüzler, web siteleri, zihinler eleştiri ile doluyor. Başarılara, onur ödüllerine, teşviklere, güzelliklere yer kalmıyor, zaten bunlar çok satmıyor ve kıskançlıklar yaratıyor. Herkes bir başkasının paçasından aşağıya çekerek yükselmeye çabalıyor. Sanki birileri de eleştiriden nasipleniyor, eleştirinin rantını yemeye çalışıyor, hiçbir şeyi başaramayanlar eleştiri uzmanı oluveriyor. Oysa fütursuzca yapılınca eleştiri ve muhalefet de kendi kendinin içini boşaltıp, işlevsiz hale gelebiliyor. Sanıyorum, daha temiz ve ideal bir meslek alanı için bu eleştirel refleks ezberini de bozmamız gerekli.

Meslek alanını saran tüm bu kirlilik ve haksız eleştiri yığının akıp gitmesi, eleştirilerin bile temizlenmesi, içimizin bir temiz yıkanması için bir yağmur gerekli. Yağmur içinse dargınlıkların bitmesi… Eleştiri kültürünün önünde tüm saygımızla eğilirken, barışa bir şans verin diyenlere de kulak verme, Can Baba’yı hasretle anma zamanı, yoksa Meslek Odası Seçimleri bahane…

“Şıpıtık terliklerini çıkarınca gördüm
Amma da küçükmüş ayakları şu nisan yağmurunun.
Şimdi peki Çince konuşmasına ne buyrulur?
Ben onun dilinden anlıyorum dedi ÇİM:
Ve tahtaboş kahkahasından kaçmayıp demin,
Bile bile bu afete tutulduğum için,
Bi temiz yıkandı içim.”

Pek tabii, “ya o yağmur hiç yağmazsa?” diye düşünenler olabilir, başta söylemeyi unuttum, sanıyorum Üsküplü köylüler yağmuru yağdırıncaya kadar küsleri bulup barıştırmayı sürdürüyorlarmış…

YorumlarYorum Sayısı: 513

Yazan: luminaİlerlemeci bir zaman kavrayışına ters hocam öyle zaman-mekan bükülmeleri filan :)

Yazan: Omer YilmazÖnce Lost'u anlatmak lazım bizimkilere :D

Yazan: Murat Artu"LOST" Dizisi gibi.... Acaba ne olacak ? Ben ne yapmalıyım ? Babanıza yaptığınız gibi yapmayı deneyin, Kendiniz olun .

Yazan: Omer YilmazBana göre heyecan verici bir dönemdi. En azından kutuplaşmış görünen iki taraf ilk kez bu kadar birbirinin karşısına çıkabildi... Biz yeni yetmeleri heveslendiren tartışmaların yaşandığı genel anlamda olumlu bir hareketti yaşananlar. Fakat elbette birşey değişmedi. Çünkü biz HEDEF odaklı yaşamayı seviyoruz. Bir hedef belirliyoruz, hedefe ulaşamayacağımızı anladığımızda ise yönü değiştiriyoruz, vazgeçiyoruz, olmamış gibi davranıyoruz. Oysa 'mücadele' odaklı yaşamayı başaranlar, ayakta kalıyorlar. Birşeye ulaşmaktan çok, o hedef için mücadele etmek anlamlı oluyor... Şimdi ne oldu birisi açıklayabilir mi? MİM grubu kaybedince vaz mı geçti herşeyden? Bu final maçı mıydı, yoksa uzun bir maratonun ilk koşusu muydu? Neyle mücadele edeceğiz(m)? Üzerinden zaman geçmesi düşünme ve belki hengamenin içinde görülemeyenleri görme fırsatı veriyor. Mücadele ettiğimiz Eyük Muhçu ve Sami Yılmaztürk gibi iftira etmekten çekinmeyen şube yöneticileri mi? Bu yöneticiler orada 1.600 mimarın oyu ile oturuyor. Oldukça iyi bir kampanya yürütüldü; kim ne derse desin doğrusuyla yanlışıyla hiç de fena olmayan bir kampanyaydı. Politik olabilenler kazandı; yalan söyleyebilen kazandı. Konuştuğumuz kitle Aysun Kayacı'nın bahsettiği "çoban" kitlesi olmadığına göre! Neyin mücadelesi verilecek. Oy verenlere Eyüp Muhçu gerek. G..... A........ bizim ekipten bir mimar ile konuşurken "Biliyor musun ben Eyüp Muhçu'lara oy verdim." demiş. Mimar da "Sana o layık zaten." diyivermiş... Herşeyi anlatıyor. G.A. burada sadece bir örnek bunun gibi onlarcası var. Mimarlar hakettiği yönetim tarafından yönetiliyor...

Yazan: RedRapsodyBana göre heyecan verici bir dönemdi. En azından kutuplaşmış görünen iki taraf ilk kez bu kadar birbirinin karşısına çıkabildi... Biz yeni yetmeleri heveslendiren tartışmaların yaşandığı genel anlamda olumlu bir hareketti yaşananlar. Fakat elbette birşey değişmedi. Çünkü biz HEDEF odaklı yaşamayı seviyoruz. Bir hedef belirliyoruz, hedefe ulaşamayacağımızı anladığımızda ise yönü değiştiriyoruz, vazgeçiyoruz, olmamış gibi davranıyoruz. Oysa 'mücadele' odaklı yaşamayı başaranlar, ayakta kalıyorlar. Birşeye ulaşmaktan çok, o hedef için mücadele etmek anlamlı oluyor... Şimdi ne oldu birisi açıklayabilir mi? MİM grubu kaybedince vaz mı geçti herşeyden? Bu final maçı mıydı, yoksa uzun bir maratonun ilk koşusu muydu?

Yazan: yilmazİfade özgürlüğü ile politika arasına sıkışmış bir garip sitedir DİMP. Bundan bir ay kadar önce sayın Raşit Gökçeli'nin Zizek üzerine hazırladığı bir yazının bitiminde bir okuyucu yorum yapmıştı ve yorumu günün anlam ve önemine uygun şekilde "yaşasın Stalin" diye bitiyordu. Uzun zaman bu yazı orada kaldı.(Bende kopyası var dileyen olursa gönderirim) Bir süre ne zaman "yaşasın Hitler'i" de göreceğiz diye bekledim ama sanıyorum Sayın Raşit Gökçeli'nin uyarısı ile bu yorum kalktı. Eğer bir sitedeki yorumlar bir sansürden geçiyorsa sayın Ankaralı arkadaşların bilmeleri gerekir bu görüşler görüş bildireni aşar ve sitenin görüşü haline gelir. Daha sonra bu genel kurula yönelik İstanbul güdümünde hazırlanan "hadi bizim takımı ne şekilde seçeceğinizi size söyleyeyim" toplantılarına yaptığım iki eleştiri DİMP'te bir çıktı bir silindi. Herhalde mesajın yerine ulaşmasını beklediler sonra yada başka politik nedenlerle sildiler. Ülkemizde sol ideolojilere en fazla zarar veren şey, politikanın vicdanın önüne geçmesidir. Çünkü o zaman politika esas amacı olan ideallerden kopar, bir hesap meselesi haline iner. Akıl da sanıyorum vicdanla bütünleşmiş, gerçeklerden korkmadan, çarpıtmadan doğrudan ve her ne pahasına olursa olsun vicdanın ve sanılanın aksine dolaysıyla aklın gereğini yapmaktır. Internet özgürlüktür. Çünkü en azından şimdiki şekliyle denetenemez, herkese eşit mesafede ve açıktır. Her türlü görüş ve tersi sunulabilir. Bu nedenle Internet çağdaş matbaadır. Matbaanın insanlığın gelişimindeki rolü, ögzürleşmenin ve fikirlerin yaygınlaşmasıydı bu da aynı işlevi çok daha masrafsız ve kolay sağlamaktadır. Dolaysıyla internet üzerinde fikirlere görüşlere sansür uygulamakla bir kitap yakmak arasında fark yoktur. Mimarlık mesleği demokrasi gerektirir. Çünkü her proje bir fikirdir ve savunulmaya hakkı vardır. Onun savunma hakkını kısıtlamak yada yasaklamaya kalkmak bir düşüncenin yasaklanması gibidir. Eğer karşıysak (ki bu da en az ilki kadar saygın bir haktır) yapılması gereken projenin sorunlarını ortaya koyan bir başka düşünce yada proje oluşturmaktır. Proje diğer taraftan da bir kamu dökümanıdır ve bu süreci hakeder. Demokrasinin ne olduğunun bu arkadaşlar tarafından da bir gün anlaşılacağı umuduyla.

Yazan: lumina70'lerden bu yana değişen bir şey yok anlaşılan "gündem"de...

Yazan: Aslı Özbaysağol ömer yılmaz, bizim dimp'in demokratlığı buraya kadar mış :) neden bu yazının görülmesine izin vermezler ki?! anlamak mümkün değil

Yazan: Omer YilmazDevamı: 3. İKİNCİ BÖLÜM Toplantının İkinci bölümünde daha genel ve serbest konuşmalar yapılmıştır. Mimarlar Odası Ankara Şube (Metin Aygün) söz alarak, MYK nın politikasızlığı üzerine bir konuşma gerçekleştirdi. ACE ye üyelik, Avrupa Birliği, GATS uygulamaları, Yabancı Mimarların durumu, TOKİ' nin konut politikası ile birlikte konut sektörünün menkul kıymete dönüşmesi, taşeronlaşma konusunda Mimarlar Odasının politikasızlığından söz etti. SMGM nin ücretli ve kredilendirme ile kıskaç altında olduğunu, mesleki denetimin yeniden telif hakları açısından, kalite açısından ele alınması gerektiğini, Mimarlar Odasının araştırma geliştirme faaliyetlerine ağırlık vermesini ifade etti. Metin Aygün, "Genel kurul yapılır MYK seçilir, hatta 7 MYK üyesi de Çanakkale'den olabilir, sonrası ne olacak, sorunlar çözülecek mi?, bu ortamda bunlar tartışılmıyor. Ancak bu iki yıllık süreç göstermiştir ki, yük ağırdır ve bugünkü MYK bu yükü taşıyamamaktadır. Hepsi çok değerli arkadaşlarımızdır, çok yakından da tanırım ama bu durumda böyledir" dedi. Eskişehir Şube Başkanı (Halit Halaç) ikinci kez söz alarak, Ankara Şube Başkanı Nimet Özgönül ün okuduğu bildiri üzerine, "buraya gelirken böyle bir değerlendirme yazısının olacağını tahmin ediyordum, ancak yazı beklediğimin altında, ama yinede üç noktası önemli ve bunu değerlendirmek lazım. Birincisi, MYK nın gündem yaratamadığı bölümü, İkincisi araştırma yapmak ve hazineyi tüketmek bölümü, üçüncüsü ise, MYK nın kendisi gibi düşünmeyenlere yönelik tavır alışını konu alan son bölümü. Bunlar oldukça önemli tespitler, üzerinde hepimizin konuşması gerekiyor. Ancak yinede beklediğim düzeyde bir yazı değil,eksiklikleri var. Ama yazının içerisinden yeni bir program metninin de yayınlanacağını anlıyorum. Birde başka şubelerin "delegasyon hesaplarını" gözeterek, merkezde etkinlik sağlamak amacıyla, diğer şubelerin genel kurullarına müdahale etmesi, katılması hiçte hoş bir durum değildir". Ayrıca temsiliyet hesapları nitelik üzerinden yapılmalıdır, büyük şubelerin niceliksel temsiliyeti üzerinden yapılmasını doğru bulmuyorum" demiştir. Balıkesir Şube Başkanı (A.Tevfik Aykul) ikinci konuşmasında temsiliyet konusuna değinmiştir. "Anadolu Şubelerinin delegasyondaki temsiliyeti çok düşüktür. Küçük yerlerde 4- 5 delege oluyor, onu da kimi yazacağımızı bilemiyoruz. Bu nedenle buna çözüm bulunmalıdır. Ankara Şubenin önerisiyle kaldırılan "doğal delegelik" sistemi yeniden düşünülmelidir". diye ifade etmiştir. Diyarbakır Şube Başkanı (Ramazan Karaşin) Burada, sürekli meslek üzerinden konuşuldu meslek sorunları tartışıldı.Aslında türkiye de bir demokrasi sorunu var.Bu sorunlar çözüldüğünde zaten bunlarda otomatikman çözülecek.MYK nın şubelerin bazı olaylarla ilgili yaptığı açıklamalara yönelikde bir politikası olması gerekir. Bazı şubelerin yaptıkları açıklamalarda birliği bozan ırkçı kelimler kullanılmış durumda. Kürt olarak doğmak benim inisiyatifim dışımdadır. Bu ortamın birliğini bozacak şekilde ifade kullanan Şubelere yönelikde MYk tavır koymalıdır. Trabzon Şube Başkanı (M.Salih Akyüz) Bu durum değerlendirilirken emparyalist güçlerin o bölgedeki tuzağınada düşmemek lazım. Mimarlar Odası Ankara Şube (Tezcan Karakuş Candan) "Eskişehir Şube Başkanı Halit Beyin sözlerine istinaden" söz istediğini belirterek. "Hem Türkiye gündemi hem de Mesleki gündem açısından önümüzdeki dönem çok zorlu bir dönemdir. Bu dönemin aşılmasında bilginin eşit paylaşımı önemlidir. Bu nedenle biz Ankara Şubesi olarak Bu dönem gerçekleşecek, Şube kurullarına katılarak, o şubelerdeki üyelerimizin de sürece dair görüşlerini öğrenmek ve bunları da ortamla paylaşmayı önemsedik. Elimizden geldiğince katılabildiğimiz Şube genel kurullarına katıldık ve bu genel kurullardan da çok şey öğrendik. Bu zorlu ülke ve mesleki gündemde geleceğe dair Oda örgütlülüğünün neler düşündüğünü paylaşmak ve dayanışma içerisinde olmak düşüncesinin "başka şubelerin genel kurullarına müdahale edilmesi" gibi algılanması çok üzücüdür. Evet Şubelerin genel kurullarına katılmaya çalıştık, hatta bunu bütün şubelere aynı içerikle yazıyla ilettik ve bütün şubeleri kendi genel kurulumuza yine yazılı olarak davet ettik… Bunun merkezdeki delegasyon hesapları üzerinden bir müdahale olarak ifade edilmesi hakikaten üzücüdür. Mimarlar Odası Ankara Şubesinin, Odanın geleceğine dair, ülkenin geleceğine dair kaygıları vardır ve bunu da tüm ortamları kullanarak paylaşmaya çalışmıştır. Ve katıldığımız Antalya Şube,Kocaeli Şube,İstanbul Şube Konya Şube ve diğer şubelerin genel kurullarında çok şey öğrendik. Örgütün bu doğrultuda bilgi eşitlenmesine ihtiyaç vardır. Hiç bir Şubenin genel kuruluna Ankara Şubesi olarak olarak müdahele edilmemiştir". diye cevap vermiştir. 4.SONUÇ Genel tartışmalarla devam eden toplantıda; Eyüp Muhçu (İstanbul Şube Başkanı), buradan bir ortak deklarasyon çıkabileceğini, bunun çalışmasının yapılmasını ve 6 Nisan da İstanbul'da Armada Otelde 2. toplantı, 17 Nisanda Ankara da Genel Merkezde 3.toplantı yapılmasını önerdi. Metin Aygün (Ankara), deklarasyon çıkabilir ama ortada konsensüs var mıdır? Mesela bu toplantı kayda alındımı? Nasıl yazılacak, yada siz yazacaksanız şubelere gönderecekseniz, bizde bakacağız, varsa imzalayacağız, yoksa imzalamayacağız. Ama benim kanaatim bir iki konu dışında genel bir konsensüsün olmadığını belirtti. Tezcan Karakuş Candan (Ankara), tüm Şubelerin konsensüs içerisinde oldukları tek konu, "Ülke gündeminin zorlu bir süreçten geçtiği ve ülke gündemine dair Mimarlar Odasının daha aktif ve belirleyici olması gerektiğidir ve başkacada bir konsensüs yoktur. " diyerek ortaklaşılan tek konuya değinme yaptı. Bundan önceki Olağan Genel Kurul süreçlerinde de yapılan "temsiliyet" toplantılarının ilki böylece tamamlanmıştır. İkinci toplantının içeriği ise, sekretaryasını İstanbul Şubenin yürüttüğü bu toplantı sonuçlarından derlediği deklarasyonun tartışılması oluşturacaktır. (*) Antalya Şube: Ali Yurtseven, Hüseyin Yaşar, Adana Şube: Bekir Kamışlı, Ankara Şube: Nimet Özgönül, Tezcan Karakuş Candan, Metin Aygün, Balıkesir Şube: M.Ali Özerk, A.Tevfik Aykul, Çanakkale Şube: Ünal Ömercioğlu, Diyarbakır Şube: Ramazan Karaşin, Gaziantep Şube: Asım Güzel, Denizli Şube: Süleyman Boz, Kayseri Şube: Hakan Meneviş, Samsun Şube: Selami Özçelik, Sacit Acar, Ordu Şube Mehmet Özçelik, Talat Köksal, Eskişehir Şube: Hasan Ünver, Halit Halaç, Konya Şube: M. Serdar Işık, Mersin Şube: Sabri Konak, Trabzon Şube: M. Salih Akyüz, Hatay Şube: M. Yaşar Coşkun, Ali Yavuz, İzmir Şube: Hasan Topal, İstanbul Şube: Eyüp Muhçu, Sami Yılmaztürk, Bahattin Alpaslan Not 1: Toplantıda kayıt alınmadığı için notlar elle tutulmuştur. Üç (3) saatlik bir toplantı sürecinde zaman zaman dikkat dağıldığı için bazı durumlarda not alınmamış yada bazı konuşmalar atlanmış olabilir. Bunun için özür dileriz. Not 2: Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.

Yazan: Omer YilmazNeyse ki bir email grubundan metnin tamamı bana ulaşmıştı. Buyrunuz: ;) Merkez Genel Kuruluna Doğru Şubeler Toplantısı 23 Martta İstanbulda Gerçekleştirildi. TMMOB Mimarlar Odası 41.Olağan Genel Kuruluna doğru, "Şubelerde yapılan hazırlıkların görüşülmesi" beklentisi ile Mimarlar Odası İstanbul Şubesi tarafından 19.03.2008 tarihinde tüm şubelere yapılan yazılı çağrı ile İstanbul da gerçekleşti. Şubelerin temsili katılımlarının istendiği, 23 Mart 2008 tarihinde saat 14.00 te İstanbul Armada Otelde yapılan toplantıya Muğla, Giresun Van, Kocaeli ve Bursa Şubelerinin dışında 18 Şubenin temsilcileri(*) katıldı. Toplantı ev sahibi İstanbul Şubenin açılış konuşmasıyla başladı. ________________________________________ 1. GİRİŞ TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Şube Başkanı Eyüp Muhçu açılış konuşmasında bu toplantının "diğer Şubelerden gelen talep" üzerine çağrı yaptıklarını ifade etti. Bu toplantının; • genel Kurula doğru hazırlıkların görüşüleceği bir toplantı olduğunu, • burada, ortak bir metin oluşturulabileceğini, • bu toplantıdan sonra ise nerede ve nasıl bir şekilde toplantıların devam edeceğine dair konuların görüşüleceği ve • MYK nın 2 yıllık çalışmalarının değerlendirilmesi, gerektiği gündemi ile toplantıyı başlattı. Toplantının ise, Şubelerin Genel Kurula yönelik Şube çalışmalarının aktarılacağı bilgilendirme bölümü ve MYK' nın iki yıllık sürecinin değerlendirileceği değerlendirme bölüm olmak üzere iki bölümde yapılması şeklinde bir format belirlendi. Bu aktarımda, iki bölümünden oluşan toplantıda konuşulanlar Şubelerini temsilen katılan katılımcılarının altında konuşma sırasına göre verilmiştir. 2.BİRİNCİ BÖLÜM Şubeler süreci nasıl değerlendirdi, genel kurula yönelik çalışmaları nelerdir, Hatay Şube: M.Yaşar Coşkun Antalya Genişletilmiş MYK toplantısında, toplantının ana amacının ve hepimizin mimar olduğunu unuttuk. Yaşlı -genç, kadın -erkek tartışması yaptık. Ben Mimarlar Odasının toplumla kurduğu ilişkiyi önemsiyorum, ama bu toplantılarda bireysellik öne çıkıyor. Bunları konuşmak lazım. Yeni göreve gelen bir yönetim kurulu olduğumuz için MYK nın 2 yıllık çalışmalarına ilişkin bir şey diyemeyeceğim. Trabzon Şube: M.Salih Akyüz Mimarlar Odası arasındaki uygulama faklılıklarının (aidat, fatura denetimi, smgm) kaldırılması güven ilişkisini pekiştirecektir. Mimarlar Odası ve TMMOB nin Ülke gündemine dair hiçbir açılımı yok. Bunu anlamakta zorluk çekiyorum. Bu konuda MYK'yı ülke gündemine dair bir açılım, bir gündem oluşturamadığı için, aidatlar sürecini icra sürecine taşıdığı için eleştiriyorum. İcraya vereceksen verirsin, yok vermeyeceksen böyle bir yazıyı üyelere göndermezsin. Mimarlar Odası genellikle proje çizenlerin odası olarak algılanıyor. Kamuda çalışan mimarları ve ücretli çalışan mimarları da odaya çekebilecek politikalar belirlenmeli. Balıkesir Şube: A.Tevfik Aykul Balıkesir Şubesi olarak birimlerimizle birlikte toplanıp ortak karar almayı önemsedik. Her birimimizde Şube Yönetim Kurulu toplantıları yapmaya çalışıyoruz. Örgütümüzü daha katılımcı bir model oluşturmaya çağırıyoruz. Balıkesir Şubesinden Antalya toplantısına 21 kişi katıldı , ancak Antalya`daki genişletilmiş MYK da verimli bir toplantı yaşanamadı. Genel kurula hazırlık sürecinde bu toplantı sisteminin iki ana aksı olmalıdır. Birincisi tüm mimarları kapsamalıdır, ikincisi Anadolu Şubelerinin bu sistem içerisinde temsiliyetini sağlamalıdır. Bizde Mimarlar Odasının ülke gündemine yeterince müdahil olmadığını düşünüyoruz. Mersin Şube: Sabri Konak Mimarlar Odası ortamında algı kayması vardır. Bu algılamayı açığa çıkartmak için Merkez Yönetim Kurulunun ve diğer merkez organlarının nasıl çalışacağına dair açılım getirilmesi lazım. MYK nın 2 yıllık sürecini değerlendirdiğimde, artılarda vardır eksilerde… Mimarlık politikası, meslek içi eğitim ve kurumsallaşma açısından atılımlar vardı. Bu çalışmaların başlaması dahi önemlidir. Bu bir ön adımdır. 2006-2008 yılından yapılan çalışmaların devam ettirilmesi açık… bunun zenginleştirilmesi de açık… Konya Şube: M.Serdar IŞIK Üyelerimiz kendi geleceğimizi net bir şekilde görmek istiyor. Mimarlar Odasının geleceğinin tartışılması Ülke gündemi ve gelecek tartışmasından ayrı değerlendirilemez. Mimarlar Odasının ülke gündemine dair daha fazla çaba sarf etmesi gerekir. MYK nın 2 yıllık çalışmaları faydalı olarak değerlendirilebilir ama bunlar yeterli değildir daha ileri götürülmesi gerekmektedir. Eskişehir Şube: Halit Halaç Biz Antalya da gerçekleştirilen genişletilmiş MYK toplantısından çok şey öğrenmedik. Bu toplantılara ilişkin sadece izlemeye devam edeceğiz. Eskişehir`den sadece İzlemeye geldik. Ordu Şube: Mehmet Özçelik Antalya MYK da yoktum. Ona ilişkin bir şey diyemeyeceğim. Ancak genel olarak Oda başkanlarına katılmamak mümkün değil. Mimarlar Odasının politikaları ülke gündemini ve geleceğini içermelidir. Oda yönetimi oda ile üye arasındaki ilişkiyi güçlendirecek yöntemleri bulmalı ve üyelerinin ülke meseleleri ile ilgilenmesini sağlamalıdır. Meslek içi eğitimler başladı, eksiklikleri var bunlarında düzenlenerek daha da gelişerek devam etmesini istiyoruz. 2 yıl önceki MYK oluşum toplantılarında iki şeyi önemsediğimizi söylemiştik. Birincisi, mesleğin ülke genelinde ve gündeminde örgütlenmesi, ikincisi de üyelerin oda bünyesinde örgütlenmesi. Bu konulara ilişkin durum ortada… Ankara Şube: Nimet Özgönül TMMOB Mimarlar Odası 41.Olağan Genel Kurula katılımın arttırılmasını ve bir ortak akıl oluşturulmasını önemsiyoruz. Bu doğrultuda Antalya Genişletilmiş MYK öncesinde ve sonrasına olmak üzere 2 delegasyon danışma kurulu yaptık. 3 Danışma Kurulu daha gerçekleştireceğiz. Bu tür çalışmaların birlikte yapılmasını önemsiyoruz. Gelecek döneme dair perspektiflerin tartışılacağı bir merkez danışma kurulunun yapılmasını Antalya MYK da önermiştik. Gelinen durumda böyle bir organizasyon yok ve İstanbul Şubenin çağrısıyla yöneticilerden oluşmuş bir toplantıdayız, bu toplantı aslında MYK'nın düzenlediği geniş katılımlı Danışma Kurulu olmalıydı, şubelerin temsilcilerinin katıldığı bir toplantı değil. Katılımın genişletilmesi ve demokratik ortamların yaratılması acil gerekliliktir. 2 yıllık MYK çalışmalarına gelecek olursak, biz diğer Şubelerden delegasyon arkadaşlarında katkısıyla bir metin hazırladık uzun ama ben sabrınıza sığınarak bunu ortamla paylaşmak istiyorum. TMMOB Mimarlar Odası 41. Olağan Genel Kuruluna Doğru… metnin tamamına buradan ulaşabilirsiniz. Korsan bir bildiri oldu, dinlediğiniz için teşekkür ederim. Diyarbakır Şube: Ramazan Karaşin Merkez Genel kuruluna yönelik üyelerimiz ve delegelerimizle değerlendirmelerimiz sürüyor. Gelecek dönemin geniş katılımla demokratik ve şeffaf katılımcı bir dönem olmasını istiyoruz. Demokratik katılımcı ve şeffaf bir yönetimin olması elzemdir. Bu konuda MYK yı eleştiriyoruz. Savaş başka bir deprem sürecidir, göçte. Bu konuda, Mimarlar Odasının insanların yerlerinden edilmesine ve onların köylerine geri dönüşlerine ilişkin politikası yok. Birlikte oturup karar verdiğimiz şeyler büyük kente gelince değişiyor. Bu konuda da MYK yı eleştiriyoruz. Kayseri Şube: Hakan Meneviş Üye Odanın güçlü olmasını istiyor. Bu gücünde ülke genelinde yaşanan zenginlikten mozaikten ve farklılıklarından alıyor. Oda çalışmalarında bu farklılıkları kültürel bir zenginlik olarak görmek gerekiyor. Adana Şube: Bekir Kamışlı Biz yeni bir yönetimiz, tüm yürütmemiz değişti. Delegasyon toplantısı yapamadık. Ancak Adana Şube seçimlerinde çok defa danışma kurulu yaptık, orada da MYK çalışmalarını değerlendirmiştik. MYK yı Mimarlık politikaları ve mesleki uygulamalar konusunda başarılı buluyoruz. Ancak kamuoyunda ve ülke gündemine dair pek bir sesimiz çıkmadı. MYK belki de Şubelerin ülke gündemine dair yürüttükleri kamuoyu yaratmada başarılı olduğu için bunu yapamıyordur. Gelecek dönem bunu yapacağına inanıyoruz. Denizli Şube: Süleyman Boz Ülke gündeminde ve kent gündemlerinde çok ciddi süreçler yaşanmaktadır. Ülke bir rejim bunalımı içerisindedir. MYK bu süreçte Şubelerin gerisine düşmüştür. Sosyal devlet yok oluyor, kentler pazarlanıyor, tek iktidara doğru gidiş var. Şimdi hukuk devletinin de yok olmasıyla karşı karşıyayız. MYK nın silkelenmiş, tazelenmiş şekilde olması gerekiyor. Samsun Şube: Selami Özçelik Ben yaptım ve oldubittileri yoğun olduğu bir kent süreciyle birlikte ülke ciddi bir saldırıyla karşı karşıyadır. Ülke gündemi ve bu açıdan yerel seçimle oldukça önemlidir. Cahil halkı odayla karşı karşıya getiriyorlar. 1980 sonrası uygulanan eğitim politikası birlikte yeni yetişen gençler duyarsızlaşıyorlar. Genel merkez bu iki yıllık süreçte ülke sorunlarına dair, halkla kurulacak ilişkilere dair ve bunu geliştirecek hiçbir şey yapmadı. Gençleri ve yeni üyeleri oda ortamına katılmasını sağlamak ve güçlü bir oda ortamı oluşturmak zorunluluktur… Gaziantep Şube: Asım Güzel Genel kurulda seçilecek olan MYK ya öneriler oluşturma sürecine ilişkin aktarılan ilkeler ya yeterli doygunluğa ulaşamıyor ya da mimarlar topluluğuna aktarılamıyor. Mimarlar Odası Genel Merkezi toplumsal çıkarlara yönelik mücadelesinde zaman zaman zafiyete uğramış olsa da varlığını sürdürüyor. Mimarlar Odası genel merkezi ve MYK Ülke sorunlarına bakışında haksız eleştirilere maruz kalmıştır. Bu eleştirilere katılmıyoruz. Nimet hanımın okuduğu bildiride, bazı kısımlara katılmıyorum (…serbest mimarların sicil muhafızlığı kısmına…) Ancak "Başka Bir Dünya, Başka Bir Mimarlık Mümkün" yaklaşımına da katılmamak mümkün değil, ama nasıl? Çanakkale Şube: Ünal Ömercioğlu Bizim zaten 5 delegemiz var her zamanda toplanıyor konuşuyoruz. Burada bütün arkadaşlarımın söylediklerine katılıyorum. Demokratik bir Oda yapılanması istememek mümkün değil. MYK eksikliklerine rağmen yapabileceklerini yapmıştır. SMGM devam etmektedir. Parasal yönü, kredilendirme eleştirilebilir. Mimarlar Odası ve MYK etkisiz mi kaldı? Mimarlar Odasının etkisini nasıl olacağı yereldekilerin kimliğine bağlıdır. Sadece merkezi eleştirmek yerine, bizlerde gayret etmeliyiz. Biz ne kadar gayret edersek merkezde o kadar gayret eder. TMMOB ile ilgili ilişkiyi masaya yatırmak lazım. Yerel seçimler önemli Mimarlar Odası ciddi bir hazırlık içerisinde olmalıdır. Kamu kurumundaki üyelerle ilişkiler zayıf bunu kuramıyoruz. Ücretli çalışanlara ve kamuda çalışanlara yönelik çok ciddi açılımlar yaratılması gerekli. Mimarlar Odasının kurumsallaşmasından ne bekliyoruz ?... Antalya Şube: Hüseyin Yaşar Hem biz Antalya Şube olarak MYK ya maksimum destek sağladık hem de MYK a bize maksimum destek sağlamıştır. MYK ya teşekkür ediyorum. Meslek Yasası, Mimarlık politikaları konusunda çalışma yaptılar ama bu yeterli değil, yönetmeliklerde çalışmaları kolaylaştıracak değişiklikler olağanüstü genel kurulda ele alınmaları, SMGM yeniden düzenlenmeli ve katılım konusu yaygınlaştırılmalı. İstanbul Şube: Eyüp Muhçu İstanbul da AKP iktidarının meslek odalarının ele geçirilmesi denendi. Ancak bu plan tutmadı. Bu durum diğer meslek odaları ile dayanışmamızı güçlendirdi. TMMOB İKK sekreterliğinin de bizde olması da bunu sağladı. Meslek Odaları Koordinasyonu oluşturduk- baro; mali müşavirler, tabipler vb-Bu ciddi bir canlanma yarattı. Güven ilişkisi yaratıldı. Merkez Genel Kuruluna ilişkin hazırlıkları biz yönetim kurulu ile değerlendirdik. 29 Mart ve 5 Nisan'da olmak üzere iki de delegasyon toplantısı yapacağız. Yönetim kurulumuzda merkeze hazırlık toplantıları yapma kararı aldı. Antalya`da ki toplantıya girmek niyetinde değilim. MYK nın 2 yıllık değerlendirmesini süreçten ayrı değerlendirmek mümkün değil. Bunun getirdiği zorluklar tahmin ettiğimizden daha az değildi. Buna rağmen özverili çalışmalar yürütmüşlerdir. Buna ilişkin etkinliğin gösterilmesinde sorunlar var. Ama dil birliğimiz vardır. Mimarlık ve kent buluşmaları mimarlığın toplumla buluşması dileğiyle gerçekleştirilmiştir. SMGM ile ilgili ortaya çıkan tabloya bakarak önceliklerin tespiti doğru, yerine getirmede eksiklik var. Merkez Yönetim Kurulunda ve merkez organlarında görev alanlara teşekkür ediyoruz. Bu teşekkür eştirilerimizi perdelememeli. Özverili çalışmalara rağmen sorunlar aşılamamıştır. Bu noktada kişisel değil kurumsal değerlendirmeye ihtiyaç vardır. Mimarlık politikalarının hayata geçirilmesi süreci hayata geçirilememiştir. Örgütlenme buna henüz hazır değildir. Bu mimarlık politikasıyla ilgili faklı bir çalışma yapılmalıydı. Bu gerçekleştirilemedi. Diğer hedeflerle ilgili eksikliklerde oldu. SMGM lerin test edilmesi gerekiyordu. 2 yıllık bir deneyimin değerlendirilmesi yapılmalıydı bunlarda olamadı. Halbuki ciddi sorunlar var. Nitelik sorunu var. Katılım sorunu var. Van' dan üyemiz SMG almak için İstanbul'a geliyor altyapı eksiklikleri var.Ancak bunlara rağmen son altı yılda çok ciddi başarılarda vardır.Uluslararası ilişkilerde, mesela uluslararası metinler hemen çevrilmekte, hemen örgüte yayılmaktadır. Merkez genel kuruluna giderken şubeleşme çalışmaları vardır. Komisyonun çalışmaları devam etmektedir. Malatya ve Edirne konusunda çalışmalar devam ediyor -salondan Elazığ da var- duymadım Elazığ'ın şube olmasını, bu sürecinde yapısal düzenleme olarak ele alınmasına gerek vardır. Örgütsel planlamanın geliştirilmesine ihtiyaç var. Onur Kurulu ve denetim kurulunun teknik bir alt yapıya ihtiyacı var. Raportör v.b.Mali kaynaklarda öngörülü bütçe olmalı. Merkezde katılımcı bir süreç yaşanmalı, farklı disiplinlere birlikte. 2 danışma kurulu olmalı, Eğitim Kurultay 5 yapılmalı, Üniversitelerde Döner sermayede üretilen projelere yönelik tartışmalar başlatılmalı. Üniversiteler asli işlevlerini yapamıyorlar. Bilimsel çalışmalardan giderek uzaklaşıyorlar. İlişkileri kurumsal hale getirmek lazım. Son bir nokta daha söylemek istiyorum. Merkez ofisinin bu kapsamda güçlendirilmesine ihtiyaç vardır. MYK, onur kurulu ve denetleme kurulunun uzmanlarla güçlendirilmeye ihtiyaç vardır. İzmir Şube: Hasan Topal Biz MYK 'dan bir şey beklemiyoruz. Onlarla çok şey yapmak istiyoruz. Geçmiş sürece de bu aksla bakıyoruz. MYK 2 yıllık çalışmalarında bizim bakış açımızı yansıtacak çalışmalar görüyoruz. Bu kapsamda oluşacak MYK nın eksik olduğu alanlarda, içerisinde yer aldığımız alanlarda ihtiyatla bulunuyoruz. Mimarlar odasına 7 tane süper adam bulma şansımız yok. MYK yı özveri ile çaba içerisinde olarak değerlendiriyoruz. MYK samimi ve başarılı ama eksiklikleri var. Bu tür eksiklikleri saptayabilirsek, daha iyi olur. Önerileri alabiliriz. Toplantının birinci bölümü bu değerlendirmelerle sonlandı.

Bütün yorumları forumda okuyun!
Köşe Yazısı Arşivi
Dönem içindeki köşe yazarlarının listesi aşağıdadır. Yazısını okumak istediğiniz yazarı listeden seçiniz. Bütün yazarların listesini görmek için buraya tıklayınız

Ürün Tanıtımı