Max Horkheimer Akıl Tutulması adlı kitabında pozitivizmi1 bir çok yönden eleÅŸtirir. Ona göre pozitivist olarak nitelendirilen bütün ekollerin özelliÄŸi bilimi koÅŸullarından bağımsızlaÅŸtırıp mutlaklaÅŸtırmalarıdır. BaÅŸka deyiÅŸle Pozitivistler mutlak bilimi hakikat sayarlar. Onlara göre tek bilimsel yöntem olguların niceliksel hesaplarla kesinleÅŸtirilmesidir. Bu açıdan pozitivizm düÅŸünceleri otomatikleÅŸtirmeye ve araçsallaÅŸtırmaya eÄŸilimlidir. Horkheimer’ın eleÅŸtisindeki amaç Aydınlanma pozitivizminin gölgesinde kalmış felsefeyi sadece bilimin teorisi olma durumundan kurtarmaktır. Dolayısıyla her türlü basmakalıp düÅŸüncenin sorgulanmasını önerir. Pragmatizmle positivizm arasındaki suç ortaklığının temelinde anımsamaya ve derin düÅŸünmeye vakti olmayan bir toplumun akıl tutukluÄŸu yatmaktadır. Horkheimer’ın yorumunda bu durum düÅŸüncenin mutlak nesnelleÅŸtirme kaygısının peÅŸinde düÅŸtüÄŸü bir bunalımdır; ya bilimsel nesnellik otoritesi sarsılan Tanrı kavramının yerini alır ya da sudan sebeplerle oluÅŸum aÅŸamasındaki düÅŸünsel eylemin yolu tıkanır. Ikisi de akıl tutukluÄŸudur sonuç itibarıyla.2
Bu Horkheimer çözümlemesini yapmaktaki amacım son haftalarda internet aracılığıyla takip ettiÄŸim mimarlar dünyasındaki hareketliliÄŸi yorumlamaktı. Sonuçta seçimleri bu grup kazanmadı. Buna raÄŸmen aldığı ve hala almaya devam ettiÄŸi olumsuz tepkiler—nihai amacına ulaÅŸamasa da—grubun ehemniyetli bir ÅŸeyleri su yüzüne çıkardığını gösteriyor. Grubun genel söylemine bir kere daha bakalım:
“Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Åžubesi’nin yıllardır süregelen yönetim anlayışı, kendisini dar bir alana kapattı, mimarlığın gereksinimlerine yanıt vermekten uzaklaÅŸtı.
Biz aÅŸağıda imzası bulunan mimarlar, yeni bir anlayışla ve genç bir yönetimle mevcut durumun deÄŸiÅŸmesini talep ediyoruz: Mimarlar Odası tüm mimarlarla iletiÅŸime giren açık ve kapsayıcı bir meslek örgütü olmalıdır. Bir projeye karşı çıkmadan önce çözüm için üretilecek alternatiflerin önünü açmalıdır. Mali ve yönetsel ÅŸeffaflığı gerçekleÅŸtirmelidir. Telif haklarının takipçisi olmalıdır. Mimarlık mesleÄŸinin ve mimarların güncel sorunlarına çözüm taşımalıdır. Ve tüm bunları toplum yararını öne çıkararak gerçekleÅŸtirmelidir.
Bu ilkeleri hayata geçirmeye söz veren Mimarlık İçin Mimarlar Grubu’nu destekleyin, Mimarlığa Yol Açın!
Mimarlık İçin Mimarlar”3
Konuyla uzaktan yakından ilgisi olmayan birisi bile bu metni okuduÄŸunda öne çıkan anlamın atalete gömülmüÅŸ ve iÅŸlevini düzgün yerine getiremeyen bir örgütün üyeleri yararına kadro yenilemesi talebi olduÄŸunu idrak eder. Fakat, ardarda gelen karşı tepkiler grubun meslekî amacından çok—bilinçli ya da bilinçsiz—aslında neye hizmet ettiÄŸi üzerine bir dizi hedefi tamamen belirsiz ve deÄŸiÅŸken suçlamalardan oluÅŸuyor. Politik çalkantılarla sarsılan bir ülkede bir meslek grubunun kendi yararını gözetmeye çalışmasının karmaÅŸadan faydalanmak ya da karmaÅŸa modasına uymak ÅŸeklinde yorumlanması oldukça tuhaf. Bu düÅŸüncede olanlar tarafından metni düz anlamından öte görmeyiÅŸim benim naifliÄŸim olarak yorumlanabilir. ÖrneÄŸin, Ankara Mimarlar Odası “Küresel Sermaye ve Neo - Liberal Sömürüye Karşı /Mimarlar Odasının Yükümlülükleri Üzerine” baÅŸlıklı bildirisinde “Mimarlık İçin Mimarlar” grubunun genel söyleminde direkt dile getirilmemiÅŸ iki alt metin okuyor. Bildiri toplum yerine öznenin, kamu yararı yerine bireysel hakların öne çıkarılmasının melez siyasî erkin ekmeÄŸine yaÄŸ süreceÄŸini ve toplumu kapitalizmin kent mekanını kent sakinlerinin eÅŸit kullanımına kapayan düzenine karşı korumayı üstlenen mimarlar odası örgütlenmesinin altını oyacağını savunuyor.4 Ben bu iki alt metne karşı metnin düz anlamına tekrar dikkat çekiyorum ki aradaki tezat belki farkedilir.
Öyle bir zamanda yaşıyoruz ki netlik, eÅŸitlik ve adalet duygusu gibi saf ve ortak iyiyi hedef alarak motive olan her eyleme ÅŸüpheyle yaklaşılıyor; öküzün altında sürekli buzağı aranıyor. Åžüphecilik yaratıcılığı ateÅŸliyorsa verimlidir, fakat her farklılığın önünü kapatmak icin kullanılıyorsa bu marazi bir durumdur. EleÅŸtiri, söylem ve ikna üzerine epeyce kafa yormuÅŸ olan Paul Ricoeur’ün Metin Varsayılabilecek Anlamlı Eylem (Meaningful Action Considered as Text) olarak adlandırdığı, eylemin ehemniyetinin kendi baÄŸlamını aşıp genele iÅŸtigal ettiÄŸi bir durum vardır ki “Mimarlığa Yol Açın...” ve sonrasında yazılanlar bunu örneklendiriyor.5 Ortada tartışılan meselenin mimarlık olduÄŸu sanılırken “Mimarlığa Yol Açın...” oluÅŸumuna karşı çıkanlar daha geniÅŸ anlamda mimarlık pratik ve eÄŸitimine hakim olan bir akıl tutulmasının verdiÄŸi alışkanlıkla tepki gösteriyorlar.
Bu alışkanlığın birinci sonucu nesnelliÄŸin sarsılmaz otoritesine olan mutlak inanç ki bir örgüt eleÅŸtiriliyorsa onun baÄŸlı bulunduÄŸu, inandığı ve destek verdiÄŸi her türlü büyük ve küçük çaptaki kurum ve oluÅŸumlar da beraberinde olumsuzlanıyordur kanaatiyle hareket ediyor. Örneklendirecek olursak mimarlar odası ulusçu-sol bireylerden oluÅŸuyorsa, ona karşı eyleme geçen bir grup aslında bu ideolojiye de beraberinde savaÅŸ açmıştır; bu ideolojinin karşıt görüÅŸünden destek alıyordur gibi varsayımlar. Ankara Mimarlar Odasının siyasî bilinçlilik tavrı da sofistike bir söylem kursa da yine bu duruma iÅŸaret ediyor; odanın 23 Åžubat'ta gerçekleÅŸecek toplantısının ilanı ÅŸu ÅŸekilde baÅŸlıyor: “TMMOB Mimarlar Odası varsa Türkiye Karanlığa ve GericiliÄŸe Teslim Olamaz”.6 Siyasî doÄŸruluk takıntısının bu kadar baskın oluÅŸu ve mimarlığa ve kente dair baÅŸka tıkanıklıkların da esas sebebinin ideoloji olarak lanse edilmesi toplantı halka açık olsa da halkla aradaki uçurumun fiziksel yakınlıkla aşılamayacağı kanısını uyandırıyor.
Nesnellik otoritesi bazen bireylerle de özdeÅŸleÅŸtirilir; bilimin tanrıyı alaÅŸağı ettiÄŸi konuma entellektüel ya da yaratıcı üretimi ortalamanın üzerinde bir bilim adamı ya da mimar yerleÅŸtirilir. Söz ve eylem hakkında ayrıcalıklı konumda bulunuyor görünen bu bireyler aslında konuÅŸtuklarında bilimsel nesnellik adına kendilerini deÄŸil de otoriteyi seslendirirler. Saygınlık, üstadlık gibi sıfatlarla donatılan bu bireyler nesnel otorite uÄŸruna bireysel geliÅŸimlerine sınır koyduklarının farkında deÄŸildirler. İşin acı tarafı bugün pozitivizm bile tamamen kendini yenilemeyen, eleÅŸtirisi kapanmış, tamamlanmış bir ekol deÄŸildir; artık bilimde kesinlik beklentisine daha ÅŸüpheyle yaklaÅŸan operatif neo-pozitivistler var ki onların nesnellik tanımı ve nesnelliÄŸin otoriteyle iliÅŸkisine dair düÅŸünceleri kismi de olsa deÄŸiÅŸime açıktır.7
Alışkanlığın ikinci sonucuysa eylem ve düÅŸüncenin yolunu tıkayan sudan sebepler. Bunların başında bireyselliÄŸin toplumsal kriz anlarında bastırılması geliyor. Kendisini nesnel otoriteyle özdeÅŸleÅŸtiren birey ya da kurumların iktidarını hedefleyen baÅŸka bir topluluk ortaya çıktığında bulunabilecek her türlü bahaneyle oluÅŸum aÅŸamasındakini kötülerler. ÖrneÄŸin genç mimarlar böyle bir eylem yaparlar, çünkü “star” olmak için yanıp tutuÅŸuyorlardır veya talancıdırlar; iÅŸ birlikçidirler; rant düÅŸkünüdürler; emperyalizm ve sermaye yanlısıdırlar; vatan hainidirler vs. İnsanın sözlerin ÅŸiddetini yitirip anlamsızlaÅŸtığı bu noktada durup “bilim ya da mimarlık neden yapılır?” diye kendisine bir kere daha sorması yerinde olur. BaÅŸkalarını kötülerken, farklılığa, deÄŸiÅŸime tahammül edemezken aslında nedir tehlikede olduÄŸunu varsayarak uÄŸruna hedefimizi saşırdığımız? Bu soru yanıt aramaktan çok retorik bir nitelik taşıyor. Mimarlar odası örgütlenmesinin günümüz Türkiye’sinde yapılı çevrenin ÅŸekillenmesindeki rolü ve zorunlu kalabileceÄŸi dönüÅŸüm olasılıkları için Bülent Batuman’ın aydınlatıcı yorumunu okumak ufuk açıcı olur.8 BireyselliÄŸi kötüleyerek toplumsal yarar gözettiÄŸini savlamak toplumun bireylerden oluÅŸan heterojen öz yapısına ve dolayısıyla gerçekliÄŸe aykırıdır. Bireye toplumsal bilinci aşılamak özgüven, tercih seçenekleri ve kafa netliÄŸi saÄŸlamakla mümkündür ki herhalde örgüt etiÄŸi hem mimarlık hem de mimarlar için bireysel özgürlüÄŸü destekleyerek bunu hedeflemelidir aslında.
Ortada olan tek gerçek bütün bu verimsiz suçlamalar, tartışmalar sürüp giderken karşı çıkılan ve her ortamda olumsuz eleÅŸtirilen uygulamalar sürmekte, kent dokusu deÄŸiÅŸmekte, barınma koÅŸullarında sosyal ve bireysel ölçeklerde iyileÅŸme olmamaktadır. Sanki ortalık savrulacak para kaynıyor gibi binalar önce uygunsuzca dikilip sonra alınan kararlarla yıkılmaktadır; elli yıl sonra ferah ekonomisinin düÅŸebileceÄŸi bunalımı ÅŸimdiden dert edecek lükse sahip Avustralya bile bu kadar savurgan deÄŸil (evet biliyorum; buraların ferahlığının yolu oraların sömürüsünden geçiyor). Kontrol mekanizması ve kuralların tuhaf uyaranlara göre iÅŸlediÄŸi fakir ülkemizde Miami’deki ev fiyatlarını talepleriyle artıracak denli zengin insanlarımız da eksik deÄŸildir. EÅŸitsizlik almış başını giderken, insanların yarısından fazlasının açlık sınırının altında yaÅŸadığı bir ülkede yeni mezun ve iÅŸ arayan bir mimar durumunu Allah’a havale etmesin de ne yapsın? Soruya Horkheimer’dan bir yanıt alalım: “Eski doÄŸrulara pamuk ipliÄŸiyle bile baÄŸlı olmadığımız bir dünyada kesinlik tutkusu, nevrotik bir güvenlik ihtiyacının son sığınaklarından biri olmalı. Gördük bir doÄŸru, dolambaçlı serüvenini yanlışlara karışarak da tamamlayabiliyor.”9 Peki bu kesinlik ve deÄŸiÅŸmez düzen takıntısı yeni bir öykü müdür? Bakın üçyüz elli yıl önce Katip Çelebi ne yazmış: “eski nesilleri kıdemli sayıp muasıra itibar etmeyenlere de ki; o eski de bir zamanlar yeniydi; ve bu yeni de sırası gelip eski olacak.”10
-------------------------------------------------------------------------------------
1 Pozitivizm: olguculuk, müspetçilik.
2 Max Horkheimer, Akıl Tutulması, çev. Orhan Kolçak, Metis Yayınları, İstanbul, 1994, 58- 68, 81- 94.
3 http://adelaideedu.facebook.com/group.php?gid=8038737475
4 http://www.dimp.org/index.php?option=com_content&task=view&id=75
5 Paul Ricoeur, Hermeneutics and the Human Sciences: Essays on Language, Action, and Interpretation, trans. John B. Thompson, New York: Cambridge University Press, 1988, 207.
6 http://www.dimp.org/index.php?option=com_content&task=view&id=96&Itemid=70
7 http://www.encyclopedia.com/doc/1O88-neopositivism.html
8 Bülent Batuman, Kim Mimar? Hangi Mimarlık,
http://www.dimp.org/index.php?option=com_content&task=view&id=74&Itemid=81
9 Burada Horkheimer Holocaust’u, ben ÅŸovenist milliyetçi propogandayı kastediyorum. Horkheimer, Akıl Tutulması, 16.
10 Katip Çelebi, KeÅŸfüz-Zünun an Esamiil-Kütübi vel-Fünun.
Yazan: luminaİlerlemeci bir zaman kavrayışına ters hocam öyle zaman-mekan bükülmeleri filan :)
Yazan: Omer YilmazÖnce Lost'u anlatmak lazım bizimkilere :D
Yazan: Murat Artu"LOST" Dizisi gibi.... Acaba ne olacak ? Ben ne yapmalıyım ? Babanıza yaptığınız gibi yapmayı deneyin, Kendiniz olun .
Yazan: Omer YilmazBana göre heyecan verici bir dönemdi. En azından kutuplaşmış görünen iki taraf ilk kez bu kadar birbirinin karşısına çıkabildi... Biz yeni yetmeleri heveslendiren tartışmaların yaşandığı genel anlamda olumlu bir hareketti yaşananlar. Fakat elbette birşey değişmedi. Çünkü biz HEDEF odaklı yaşamayı seviyoruz. Bir hedef belirliyoruz, hedefe ulaşamayacağımızı anladığımızda ise yönü değiştiriyoruz, vazgeçiyoruz, olmamış gibi davranıyoruz. Oysa 'mücadele' odaklı yaşamayı başaranlar, ayakta kalıyorlar. Birşeye ulaşmaktan çok, o hedef için mücadele etmek anlamlı oluyor... Şimdi ne oldu birisi açıklayabilir mi? MİM grubu kaybedince vaz mı geçti herşeyden? Bu final maçı mıydı, yoksa uzun bir maratonun ilk koşusu muydu? Neyle mücadele edeceğiz(m)? Üzerinden zaman geçmesi düşünme ve belki hengamenin içinde görülemeyenleri görme fırsatı veriyor. Mücadele ettiğimiz Eyük Muhçu ve Sami Yılmaztürk gibi iftira etmekten çekinmeyen şube yöneticileri mi? Bu yöneticiler orada 1.600 mimarın oyu ile oturuyor. Oldukça iyi bir kampanya yürütüldü; kim ne derse desin doğrusuyla yanlışıyla hiç de fena olmayan bir kampanyaydı. Politik olabilenler kazandı; yalan söyleyebilen kazandı. Konuştuğumuz kitle Aysun Kayacı'nın bahsettiği "çoban" kitlesi olmadığına göre! Neyin mücadelesi verilecek. Oy verenlere Eyüp Muhçu gerek. G..... A........ bizim ekipten bir mimar ile konuşurken "Biliyor musun ben Eyüp Muhçu'lara oy verdim." demiş. Mimar da "Sana o layık zaten." diyivermiş... Herşeyi anlatıyor. G.A. burada sadece bir örnek bunun gibi onlarcası var. Mimarlar hakettiği yönetim tarafından yönetiliyor...
Yazan: RedRapsodyBana göre heyecan verici bir dönemdi. En azından kutuplaşmış görünen iki taraf ilk kez bu kadar birbirinin karşısına çıkabildi... Biz yeni yetmeleri heveslendiren tartışmaların yaşandığı genel anlamda olumlu bir hareketti yaşananlar. Fakat elbette birşey değişmedi. Çünkü biz HEDEF odaklı yaşamayı seviyoruz. Bir hedef belirliyoruz, hedefe ulaşamayacağımızı anladığımızda ise yönü değiştiriyoruz, vazgeçiyoruz, olmamış gibi davranıyoruz. Oysa 'mücadele' odaklı yaşamayı başaranlar, ayakta kalıyorlar. Birşeye ulaşmaktan çok, o hedef için mücadele etmek anlamlı oluyor... Şimdi ne oldu birisi açıklayabilir mi? MİM grubu kaybedince vaz mı geçti herşeyden? Bu final maçı mıydı, yoksa uzun bir maratonun ilk koşusu muydu?
Yazan: yilmazİfade özgürlüğü ile politika arasına sıkışmış bir garip sitedir DİMP. Bundan bir ay kadar önce sayın Raşit Gökçeli'nin Zizek üzerine hazırladığı bir yazının bitiminde bir okuyucu yorum yapmıştı ve yorumu günün anlam ve önemine uygun şekilde "yaşasın Stalin" diye bitiyordu. Uzun zaman bu yazı orada kaldı.(Bende kopyası var dileyen olursa gönderirim) Bir süre ne zaman "yaşasın Hitler'i" de göreceğiz diye bekledim ama sanıyorum Sayın Raşit Gökçeli'nin uyarısı ile bu yorum kalktı. Eğer bir sitedeki yorumlar bir sansürden geçiyorsa sayın Ankaralı arkadaşların bilmeleri gerekir bu görüşler görüş bildireni aşar ve sitenin görüşü haline gelir. Daha sonra bu genel kurula yönelik İstanbul güdümünde hazırlanan "hadi bizim takımı ne şekilde seçeceğinizi size söyleyeyim" toplantılarına yaptığım iki eleştiri DİMP'te bir çıktı bir silindi. Herhalde mesajın yerine ulaşmasını beklediler sonra yada başka politik nedenlerle sildiler. Ülkemizde sol ideolojilere en fazla zarar veren şey, politikanın vicdanın önüne geçmesidir. Çünkü o zaman politika esas amacı olan ideallerden kopar, bir hesap meselesi haline iner. Akıl da sanıyorum vicdanla bütünleşmiş, gerçeklerden korkmadan, çarpıtmadan doğrudan ve her ne pahasına olursa olsun vicdanın ve sanılanın aksine dolaysıyla aklın gereğini yapmaktır. Internet özgürlüktür. Çünkü en azından şimdiki şekliyle denetenemez, herkese eşit mesafede ve açıktır. Her türlü görüş ve tersi sunulabilir. Bu nedenle Internet çağdaş matbaadır. Matbaanın insanlığın gelişimindeki rolü, ögzürleşmenin ve fikirlerin yaygınlaşmasıydı bu da aynı işlevi çok daha masrafsız ve kolay sağlamaktadır. Dolaysıyla internet üzerinde fikirlere görüşlere sansür uygulamakla bir kitap yakmak arasında fark yoktur. Mimarlık mesleği demokrasi gerektirir. Çünkü her proje bir fikirdir ve savunulmaya hakkı vardır. Onun savunma hakkını kısıtlamak yada yasaklamaya kalkmak bir düşüncenin yasaklanması gibidir. Eğer karşıysak (ki bu da en az ilki kadar saygın bir haktır) yapılması gereken projenin sorunlarını ortaya koyan bir başka düşünce yada proje oluşturmaktır. Proje diğer taraftan da bir kamu dökümanıdır ve bu süreci hakeder. Demokrasinin ne olduğunun bu arkadaşlar tarafından da bir gün anlaşılacağı umuduyla.
Yazan: lumina70'lerden bu yana değişen bir şey yok anlaşılan "gündem"de...
Yazan: Aslı Özbaysağol ömer yılmaz, bizim dimp'in demokratlığı buraya kadar mış :) neden bu yazının görülmesine izin vermezler ki?! anlamak mümkün değil
Yazan: Omer YilmazDevamı: 3. İKİNCİ BÖLÜM Toplantının İkinci bölümünde daha genel ve serbest konuÅŸmalar yapılmıştır. Mimarlar Odası Ankara Åžube (Metin Aygün) söz alarak, MYK nın politikasızlığı üzerine bir konuÅŸma gerçekleÅŸtirdi. ACE ye üyelik, Avrupa BirliÄŸi, GATS uygulamaları, Yabancı Mimarların durumu, TOKİ' nin konut politikası ile birlikte konut sektörünün menkul kıymete dönüşmesi, taÅŸeronlaÅŸma konusunda Mimarlar Odasının politikasızlığından söz etti. SMGM nin ücretli ve kredilendirme ile kıskaç altında olduÄŸunu, mesleki denetimin yeniden telif hakları açısından, kalite açısından ele alınması gerektiÄŸini, Mimarlar Odasının araÅŸtırma geliÅŸtirme faaliyetlerine ağırlık vermesini ifade etti. Metin Aygün, "Genel kurul yapılır MYK seçilir, hatta 7 MYK üyesi de Çanakkale'den olabilir, sonrası ne olacak, sorunlar çözülecek mi?, bu ortamda bunlar tartışılmıyor. Ancak bu iki yıllık süreç göstermiÅŸtir ki, yük ağırdır ve bugünkü MYK bu yükü taşıyamamaktadır. Hepsi çok deÄŸerli arkadaÅŸlarımızdır, çok yakından da tanırım ama bu durumda böyledir" dedi. EskiÅŸehir Åžube BaÅŸkanı (Halit Halaç) ikinci kez söz alarak, Ankara Åžube BaÅŸkanı Nimet Özgönül ün okuduÄŸu bildiri üzerine, "buraya gelirken böyle bir deÄŸerlendirme yazısının olacağını tahmin ediyordum, ancak yazı beklediÄŸimin altında, ama yinede üç noktası önemli ve bunu deÄŸerlendirmek lazım. Birincisi, MYK nın gündem yaratamadığı bölümü, İkincisi araÅŸtırma yapmak ve hazineyi tüketmek bölümü, üçüncüsü ise, MYK nın kendisi gibi düşünmeyenlere yönelik tavır alışını konu alan son bölümü. Bunlar oldukça önemli tespitler, üzerinde hepimizin konuÅŸması gerekiyor. Ancak yinede beklediÄŸim düzeyde bir yazı deÄŸil,eksiklikleri var. Ama yazının içerisinden yeni bir program metninin de yayınlanacağını anlıyorum. Birde baÅŸka ÅŸubelerin "delegasyon hesaplarını" gözeterek, merkezde etkinlik saÄŸlamak amacıyla, diÄŸer ÅŸubelerin genel kurullarına müdahale etmesi, katılması hiçte hoÅŸ bir durum deÄŸildir". Ayrıca temsiliyet hesapları nitelik üzerinden yapılmalıdır, büyük ÅŸubelerin niceliksel temsiliyeti üzerinden yapılmasını doÄŸru bulmuyorum" demiÅŸtir. Balıkesir Åžube BaÅŸkanı (A.Tevfik Aykul) ikinci konuÅŸmasında temsiliyet konusuna deÄŸinmiÅŸtir. "Anadolu Åžubelerinin delegasyondaki temsiliyeti çok düşüktür. Küçük yerlerde 4- 5 delege oluyor, onu da kimi yazacağımızı bilemiyoruz. Bu nedenle buna çözüm bulunmalıdır. Ankara Åžubenin önerisiyle kaldırılan "doÄŸal delegelik" sistemi yeniden düşünülmelidir". diye ifade etmiÅŸtir. Diyarbakır Åžube BaÅŸkanı (Ramazan KaraÅŸin) Burada, sürekli meslek üzerinden konuÅŸuldu meslek sorunları tartışıldı.Aslında türkiye de bir demokrasi sorunu var.Bu sorunlar çözüldüğünde zaten bunlarda otomatikman çözülecek.MYK nın ÅŸubelerin bazı olaylarla ilgili yaptığı açıklamalara yönelikde bir politikası olması gerekir. Bazı ÅŸubelerin yaptıkları açıklamalarda birliÄŸi bozan ırkçı kelimler kullanılmış durumda. Kürt olarak doÄŸmak benim inisiyatifim dışımdadır. Bu ortamın birliÄŸini bozacak ÅŸekilde ifade kullanan Åžubelere yönelikde MYk tavır koymalıdır. Trabzon Åžube BaÅŸkanı (M.Salih Akyüz) Bu durum deÄŸerlendirilirken emparyalist güçlerin o bölgedeki tuzağınada düşmemek lazım. Mimarlar Odası Ankara Åžube (Tezcan KarakuÅŸ Candan) "EskiÅŸehir Åžube BaÅŸkanı Halit Beyin sözlerine istinaden" söz istediÄŸini belirterek. "Hem Türkiye gündemi hem de Mesleki gündem açısından önümüzdeki dönem çok zorlu bir dönemdir. Bu dönemin aşılmasında bilginin eÅŸit paylaşımı önemlidir. Bu nedenle biz Ankara Åžubesi olarak Bu dönem gerçekleÅŸecek, Åžube kurullarına katılarak, o ÅŸubelerdeki üyelerimizin de sürece dair görüşlerini öğrenmek ve bunları da ortamla paylaÅŸmayı önemsedik. Elimizden geldiÄŸince katılabildiÄŸimiz Åžube genel kurullarına katıldık ve bu genel kurullardan da çok ÅŸey öğrendik. Bu zorlu ülke ve mesleki gündemde geleceÄŸe dair Oda örgütlülüğünün neler düşündüğünü paylaÅŸmak ve dayanışma içerisinde olmak düşüncesinin "baÅŸka ÅŸubelerin genel kurullarına müdahale edilmesi" gibi algılanması çok üzücüdür. Evet Åžubelerin genel kurullarına katılmaya çalıştık, hatta bunu bütün ÅŸubelere aynı içerikle yazıyla ilettik ve bütün ÅŸubeleri kendi genel kurulumuza yine yazılı olarak davet ettik… Bunun merkezdeki delegasyon hesapları üzerinden bir müdahale olarak ifade edilmesi hakikaten üzücüdür. Mimarlar Odası Ankara Åžubesinin, Odanın geleceÄŸine dair, ülkenin geleceÄŸine dair kaygıları vardır ve bunu da tüm ortamları kullanarak paylaÅŸmaya çalışmıştır. Ve katıldığımız Antalya Åžube,Kocaeli Åžube,İstanbul Åžube Konya Åžube ve diÄŸer ÅŸubelerin genel kurullarında çok ÅŸey öğrendik. Örgütün bu doÄŸrultuda bilgi eÅŸitlenmesine ihtiyaç vardır. Hiç bir Åžubenin genel kuruluna Ankara Åžubesi olarak olarak müdahele edilmemiÅŸtir". diye cevap vermiÅŸtir. 4.SONUÇ Genel tartışmalarla devam eden toplantıda; Eyüp Muhçu (İstanbul Åžube BaÅŸkanı), buradan bir ortak deklarasyon çıkabileceÄŸini, bunun çalışmasının yapılmasını ve 6 Nisan da İstanbul'da Armada Otelde 2. toplantı, 17 Nisanda Ankara da Genel Merkezde 3.toplantı yapılmasını önerdi. Metin Aygün (Ankara), deklarasyon çıkabilir ama ortada konsensüs var mıdır? Mesela bu toplantı kayda alındımı? Nasıl yazılacak, yada siz yazacaksanız ÅŸubelere gönderecekseniz, bizde bakacağız, varsa imzalayacağız, yoksa imzalamayacağız. Ama benim kanaatim bir iki konu dışında genel bir konsensüsün olmadığını belirtti. Tezcan KarakuÅŸ Candan (Ankara), tüm Åžubelerin konsensüs içerisinde oldukları tek konu, "Ülke gündeminin zorlu bir süreçten geçtiÄŸi ve ülke gündemine dair Mimarlar Odasının daha aktif ve belirleyici olması gerektiÄŸidir ve baÅŸkacada bir konsensüs yoktur. " diyerek ortaklaşılan tek konuya deÄŸinme yaptı. Bundan önceki OlaÄŸan Genel Kurul süreçlerinde de yapılan "temsiliyet" toplantılarının ilki böylece tamamlanmıştır. İkinci toplantının içeriÄŸi ise, sekretaryasını İstanbul Åžubenin yürüttüğü bu toplantı sonuçlarından derlediÄŸi deklarasyonun tartışılması oluÅŸturacaktır. (*) Antalya Åžube: Ali Yurtseven, Hüseyin YaÅŸar, Adana Åžube: Bekir Kamışlı, Ankara Åžube: Nimet Özgönül, Tezcan KarakuÅŸ Candan, Metin Aygün, Balıkesir Åžube: M.Ali Özerk, A.Tevfik Aykul, Çanakkale Åžube: Ünal ÖmercioÄŸlu, Diyarbakır Åžube: Ramazan KaraÅŸin, Gaziantep Åžube: Asım Güzel, Denizli Åžube: Süleyman Boz, Kayseri Åžube: Hakan MeneviÅŸ, Samsun Åžube: Selami Özçelik, Sacit Acar, Ordu Åžube Mehmet Özçelik, Talat Köksal, EskiÅŸehir Åžube: Hasan Ünver, Halit Halaç, Konya Åžube: M. Serdar Işık, Mersin Åžube: Sabri Konak, Trabzon Åžube: M. Salih Akyüz, Hatay Åžube: M. YaÅŸar CoÅŸkun, Ali Yavuz, İzmir Åžube: Hasan Topal, İstanbul Åžube: Eyüp Muhçu, Sami Yılmaztürk, Bahattin Alpaslan Not 1: Toplantıda kayıt alınmadığı için notlar elle tutulmuÅŸtur. Üç (3) saatlik bir toplantı sürecinde zaman zaman dikkat dağıldığı için bazı durumlarda not alınmamış yada bazı konuÅŸmalar atlanmış olabilir. Bunun için özür dileriz. Not 2: Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.
Yazan: Omer YilmazNeyse ki bir email grubundan metnin tamamı bana ulaÅŸmıştı. Buyrunuz: ;) Merkez Genel Kuruluna DoÄŸru Åžubeler Toplantısı 23 Martta İstanbulda GerçekleÅŸtirildi. TMMOB Mimarlar Odası 41.OlaÄŸan Genel Kuruluna doÄŸru, "Åžubelerde yapılan hazırlıkların görüşülmesi" beklentisi ile Mimarlar Odası İstanbul Åžubesi tarafından 19.03.2008 tarihinde tüm ÅŸubelere yapılan yazılı çaÄŸrı ile İstanbul da gerçekleÅŸti. Åžubelerin temsili katılımlarının istendiÄŸi, 23 Mart 2008 tarihinde saat 14.00 te İstanbul Armada Otelde yapılan toplantıya MuÄŸla, Giresun Van, Kocaeli ve Bursa Åžubelerinin dışında 18 Åžubenin temsilcileri(*) katıldı. Toplantı ev sahibi İstanbul Åžubenin açılış konuÅŸmasıyla baÅŸladı. ________________________________________ 1. GİRİŞ TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Åžube BaÅŸkanı Eyüp Muhçu açılış konuÅŸmasında bu toplantının "diÄŸer Åžubelerden gelen talep" üzerine çaÄŸrı yaptıklarını ifade etti. Bu toplantının; • genel Kurula doÄŸru hazırlıkların görüşüleceÄŸi bir toplantı olduÄŸunu, • burada, ortak bir metin oluÅŸturulabileceÄŸini, • bu toplantıdan sonra ise nerede ve nasıl bir ÅŸekilde toplantıların devam edeceÄŸine dair konuların görüşüleceÄŸi ve • MYK nın 2 yıllık çalışmalarının deÄŸerlendirilmesi, gerektiÄŸi gündemi ile toplantıyı baÅŸlattı. Toplantının ise, Åžubelerin Genel Kurula yönelik Åžube çalışmalarının aktarılacağı bilgilendirme bölümü ve MYK' nın iki yıllık sürecinin deÄŸerlendirileceÄŸi deÄŸerlendirme bölüm olmak üzere iki bölümde yapılması ÅŸeklinde bir format belirlendi. Bu aktarımda, iki bölümünden oluÅŸan toplantıda konuÅŸulanlar Åžubelerini temsilen katılan katılımcılarının altında konuÅŸma sırasına göre verilmiÅŸtir. 2.BİRİNCİ BÖLÜM Åžubeler süreci nasıl deÄŸerlendirdi, genel kurula yönelik çalışmaları nelerdir, Hatay Åžube: M.YaÅŸar CoÅŸkun Antalya GeniÅŸletilmiÅŸ MYK toplantısında, toplantının ana amacının ve hepimizin mimar olduÄŸunu unuttuk. YaÅŸlı -genç, kadın -erkek tartışması yaptık. Ben Mimarlar Odasının toplumla kurduÄŸu iliÅŸkiyi önemsiyorum, ama bu toplantılarda bireysellik öne çıkıyor. Bunları konuÅŸmak lazım. Yeni göreve gelen bir yönetim kurulu olduÄŸumuz için MYK nın 2 yıllık çalışmalarına iliÅŸkin bir ÅŸey diyemeyeceÄŸim. Trabzon Åžube: M.Salih Akyüz Mimarlar Odası arasındaki uygulama faklılıklarının (aidat, fatura denetimi, smgm) kaldırılması güven iliÅŸkisini pekiÅŸtirecektir. Mimarlar Odası ve TMMOB nin Ülke gündemine dair hiçbir açılımı yok. Bunu anlamakta zorluk çekiyorum. Bu konuda MYK'yı ülke gündemine dair bir açılım, bir gündem oluÅŸturamadığı için, aidatlar sürecini icra sürecine taşıdığı için eleÅŸtiriyorum. İcraya vereceksen verirsin, yok vermeyeceksen böyle bir yazıyı üyelere göndermezsin. Mimarlar Odası genellikle proje çizenlerin odası olarak algılanıyor. Kamuda çalışan mimarları ve ücretli çalışan mimarları da odaya çekebilecek politikalar belirlenmeli. Balıkesir Åžube: A.Tevfik Aykul Balıkesir Åžubesi olarak birimlerimizle birlikte toplanıp ortak karar almayı önemsedik. Her birimimizde Åžube Yönetim Kurulu toplantıları yapmaya çalışıyoruz. Örgütümüzü daha katılımcı bir model oluÅŸturmaya çağırıyoruz. Balıkesir Åžubesinden Antalya toplantısına 21 kiÅŸi katıldı , ancak Antalya`daki geniÅŸletilmiÅŸ MYK da verimli bir toplantı yaÅŸanamadı. Genel kurula hazırlık sürecinde bu toplantı sisteminin iki ana aksı olmalıdır. Birincisi tüm mimarları kapsamalıdır, ikincisi Anadolu Åžubelerinin bu sistem içerisinde temsiliyetini saÄŸlamalıdır. Bizde Mimarlar Odasının ülke gündemine yeterince müdahil olmadığını düşünüyoruz. Mersin Åžube: Sabri Konak Mimarlar Odası ortamında algı kayması vardır. Bu algılamayı açığa çıkartmak için Merkez Yönetim Kurulunun ve diÄŸer merkez organlarının nasıl çalışacağına dair açılım getirilmesi lazım. MYK nın 2 yıllık sürecini deÄŸerlendirdiÄŸimde, artılarda vardır eksilerde… Mimarlık politikası, meslek içi eÄŸitim ve kurumsallaÅŸma açısından atılımlar vardı. Bu çalışmaların baÅŸlaması dahi önemlidir. Bu bir ön adımdır. 2006-2008 yılından yapılan çalışmaların devam ettirilmesi açık… bunun zenginleÅŸtirilmesi de açık… Konya Åžube: M.Serdar IÅžIK Üyelerimiz kendi geleceÄŸimizi net bir ÅŸekilde görmek istiyor. Mimarlar Odasının geleceÄŸinin tartışılması Ülke gündemi ve gelecek tartışmasından ayrı deÄŸerlendirilemez. Mimarlar Odasının ülke gündemine dair daha fazla çaba sarf etmesi gerekir. MYK nın 2 yıllık çalışmaları faydalı olarak deÄŸerlendirilebilir ama bunlar yeterli deÄŸildir daha ileri götürülmesi gerekmektedir. EskiÅŸehir Åžube: Halit Halaç Biz Antalya da gerçekleÅŸtirilen geniÅŸletilmiÅŸ MYK toplantısından çok ÅŸey öğrenmedik. Bu toplantılara iliÅŸkin sadece izlemeye devam edeceÄŸiz. EskiÅŸehir`den sadece İzlemeye geldik. Ordu Åžube: Mehmet Özçelik Antalya MYK da yoktum. Ona iliÅŸkin bir ÅŸey diyemeyeceÄŸim. Ancak genel olarak Oda baÅŸkanlarına katılmamak mümkün deÄŸil. Mimarlar Odasının politikaları ülke gündemini ve geleceÄŸini içermelidir. Oda yönetimi oda ile üye arasındaki iliÅŸkiyi güçlendirecek yöntemleri bulmalı ve üyelerinin ülke meseleleri ile ilgilenmesini saÄŸlamalıdır. Meslek içi eÄŸitimler baÅŸladı, eksiklikleri var bunlarında düzenlenerek daha da geliÅŸerek devam etmesini istiyoruz. 2 yıl önceki MYK oluÅŸum toplantılarında iki ÅŸeyi önemsediÄŸimizi söylemiÅŸtik. Birincisi, mesleÄŸin ülke genelinde ve gündeminde örgütlenmesi, ikincisi de üyelerin oda bünyesinde örgütlenmesi. Bu konulara iliÅŸkin durum ortada… Ankara Åžube: Nimet Özgönül TMMOB Mimarlar Odası 41.OlaÄŸan Genel Kurula katılımın arttırılmasını ve bir ortak akıl oluÅŸturulmasını önemsiyoruz. Bu doÄŸrultuda Antalya GeniÅŸletilmiÅŸ MYK öncesinde ve sonrasına olmak üzere 2 delegasyon danışma kurulu yaptık. 3 Danışma Kurulu daha gerçekleÅŸtireceÄŸiz. Bu tür çalışmaların birlikte yapılmasını önemsiyoruz. Gelecek döneme dair perspektiflerin tartışılacağı bir merkez danışma kurulunun yapılmasını Antalya MYK da önermiÅŸtik. Gelinen durumda böyle bir organizasyon yok ve İstanbul Åžubenin çaÄŸrısıyla yöneticilerden oluÅŸmuÅŸ bir toplantıdayız, bu toplantı aslında MYK'nın düzenlediÄŸi geniÅŸ katılımlı Danışma Kurulu olmalıydı, ÅŸubelerin temsilcilerinin katıldığı bir toplantı deÄŸil. Katılımın geniÅŸletilmesi ve demokratik ortamların yaratılması acil gerekliliktir. 2 yıllık MYK çalışmalarına gelecek olursak, biz diÄŸer Åžubelerden delegasyon arkadaÅŸlarında katkısıyla bir metin hazırladık uzun ama ben sabrınıza sığınarak bunu ortamla paylaÅŸmak istiyorum. TMMOB Mimarlar Odası 41. OlaÄŸan Genel Kuruluna DoÄŸru… metnin tamamına buradan ulaÅŸabilirsiniz. Korsan bir bildiri oldu, dinlediÄŸiniz için teÅŸekkür ederim. Diyarbakır Åžube: Ramazan KaraÅŸin Merkez Genel kuruluna yönelik üyelerimiz ve delegelerimizle deÄŸerlendirmelerimiz sürüyor. Gelecek dönemin geniÅŸ katılımla demokratik ve ÅŸeffaf katılımcı bir dönem olmasını istiyoruz. Demokratik katılımcı ve ÅŸeffaf bir yönetimin olması elzemdir. Bu konuda MYK yı eleÅŸtiriyoruz. SavaÅŸ baÅŸka bir deprem sürecidir, göçte. Bu konuda, Mimarlar Odasının insanların yerlerinden edilmesine ve onların köylerine geri dönüşlerine iliÅŸkin politikası yok. Birlikte oturup karar verdiÄŸimiz ÅŸeyler büyük kente gelince deÄŸiÅŸiyor. Bu konuda da MYK yı eleÅŸtiriyoruz. Kayseri Åžube: Hakan MeneviÅŸ Üye Odanın güçlü olmasını istiyor. Bu gücünde ülke genelinde yaÅŸanan zenginlikten mozaikten ve farklılıklarından alıyor. Oda çalışmalarında bu farklılıkları kültürel bir zenginlik olarak görmek gerekiyor. Adana Åžube: Bekir Kamışlı Biz yeni bir yönetimiz, tüm yürütmemiz deÄŸiÅŸti. Delegasyon toplantısı yapamadık. Ancak Adana Åžube seçimlerinde çok defa danışma kurulu yaptık, orada da MYK çalışmalarını deÄŸerlendirmiÅŸtik. MYK yı Mimarlık politikaları ve mesleki uygulamalar konusunda baÅŸarılı buluyoruz. Ancak kamuoyunda ve ülke gündemine dair pek bir sesimiz çıkmadı. MYK belki de Åžubelerin ülke gündemine dair yürüttükleri kamuoyu yaratmada baÅŸarılı olduÄŸu için bunu yapamıyordur. Gelecek dönem bunu yapacağına inanıyoruz. Denizli Åžube: Süleyman Boz Ülke gündeminde ve kent gündemlerinde çok ciddi süreçler yaÅŸanmaktadır. Ülke bir rejim bunalımı içerisindedir. MYK bu süreçte Åžubelerin gerisine düşmüştür. Sosyal devlet yok oluyor, kentler pazarlanıyor, tek iktidara doÄŸru gidiÅŸ var. Åžimdi hukuk devletinin de yok olmasıyla karşı karşıyayız. MYK nın silkelenmiÅŸ, tazelenmiÅŸ ÅŸekilde olması gerekiyor. Samsun Åžube: Selami Özçelik Ben yaptım ve oldubittileri yoÄŸun olduÄŸu bir kent süreciyle birlikte ülke ciddi bir saldırıyla karşı karşıyadır. Ülke gündemi ve bu açıdan yerel seçimle oldukça önemlidir. Cahil halkı odayla karşı karşıya getiriyorlar. 1980 sonrası uygulanan eÄŸitim politikası birlikte yeni yetiÅŸen gençler duyarsızlaşıyorlar. Genel merkez bu iki yıllık süreçte ülke sorunlarına dair, halkla kurulacak iliÅŸkilere dair ve bunu geliÅŸtirecek hiçbir ÅŸey yapmadı. Gençleri ve yeni üyeleri oda ortamına katılmasını saÄŸlamak ve güçlü bir oda ortamı oluÅŸturmak zorunluluktur… Gaziantep Åžube: Asım Güzel Genel kurulda seçilecek olan MYK ya öneriler oluÅŸturma sürecine iliÅŸkin aktarılan ilkeler ya yeterli doygunluÄŸa ulaÅŸamıyor ya da mimarlar topluluÄŸuna aktarılamıyor. Mimarlar Odası Genel Merkezi toplumsal çıkarlara yönelik mücadelesinde zaman zaman zafiyete uÄŸramış olsa da varlığını sürdürüyor. Mimarlar Odası genel merkezi ve MYK Ülke sorunlarına bakışında haksız eleÅŸtirilere maruz kalmıştır. Bu eleÅŸtirilere katılmıyoruz. Nimet hanımın okuduÄŸu bildiride, bazı kısımlara katılmıyorum (…serbest mimarların sicil muhafızlığı kısmına…) Ancak "BaÅŸka Bir Dünya, BaÅŸka Bir Mimarlık Mümkün" yaklaşımına da katılmamak mümkün deÄŸil, ama nasıl? Çanakkale Åžube: Ünal ÖmercioÄŸlu Bizim zaten 5 delegemiz var her zamanda toplanıyor konuÅŸuyoruz. Burada bütün arkadaÅŸlarımın söylediklerine katılıyorum. Demokratik bir Oda yapılanması istememek mümkün deÄŸil. MYK eksikliklerine raÄŸmen yapabileceklerini yapmıştır. SMGM devam etmektedir. Parasal yönü, kredilendirme eleÅŸtirilebilir. Mimarlar Odası ve MYK etkisiz mi kaldı? Mimarlar Odasının etkisini nasıl olacağı yereldekilerin kimliÄŸine baÄŸlıdır. Sadece merkezi eleÅŸtirmek yerine, bizlerde gayret etmeliyiz. Biz ne kadar gayret edersek merkezde o kadar gayret eder. TMMOB ile ilgili iliÅŸkiyi masaya yatırmak lazım. Yerel seçimler önemli Mimarlar Odası ciddi bir hazırlık içerisinde olmalıdır. Kamu kurumundaki üyelerle iliÅŸkiler zayıf bunu kuramıyoruz. Ücretli çalışanlara ve kamuda çalışanlara yönelik çok ciddi açılımlar yaratılması gerekli. Mimarlar Odasının kurumsallaÅŸmasından ne bekliyoruz ?... Antalya Åžube: Hüseyin YaÅŸar Hem biz Antalya Åžube olarak MYK ya maksimum destek saÄŸladık hem de MYK a bize maksimum destek saÄŸlamıştır. MYK ya teÅŸekkür ediyorum. Meslek Yasası, Mimarlık politikaları konusunda çalışma yaptılar ama bu yeterli deÄŸil, yönetmeliklerde çalışmaları kolaylaÅŸtıracak deÄŸiÅŸiklikler olaÄŸanüstü genel kurulda ele alınmaları, SMGM yeniden düzenlenmeli ve katılım konusu yaygınlaÅŸtırılmalı. İstanbul Åžube: Eyüp Muhçu İstanbul da AKP iktidarının meslek odalarının ele geçirilmesi denendi. Ancak bu plan tutmadı. Bu durum diÄŸer meslek odaları ile dayanışmamızı güçlendirdi. TMMOB İKK sekreterliÄŸinin de bizde olması da bunu saÄŸladı. Meslek Odaları Koordinasyonu oluÅŸturduk- baro; mali müşavirler, tabipler vb-Bu ciddi bir canlanma yarattı. Güven iliÅŸkisi yaratıldı. Merkez Genel Kuruluna iliÅŸkin hazırlıkları biz yönetim kurulu ile deÄŸerlendirdik. 29 Mart ve 5 Nisan'da olmak üzere iki de delegasyon toplantısı yapacağız. Yönetim kurulumuzda merkeze hazırlık toplantıları yapma kararı aldı. Antalya`da ki toplantıya girmek niyetinde deÄŸilim. MYK nın 2 yıllık deÄŸerlendirmesini süreçten ayrı deÄŸerlendirmek mümkün deÄŸil. Bunun getirdiÄŸi zorluklar tahmin ettiÄŸimizden daha az deÄŸildi. Buna raÄŸmen özverili çalışmalar yürütmüşlerdir. Buna iliÅŸkin etkinliÄŸin gösterilmesinde sorunlar var. Ama dil birliÄŸimiz vardır. Mimarlık ve kent buluÅŸmaları mimarlığın toplumla buluÅŸması dileÄŸiyle gerçekleÅŸtirilmiÅŸtir. SMGM ile ilgili ortaya çıkan tabloya bakarak önceliklerin tespiti doÄŸru, yerine getirmede eksiklik var. Merkez Yönetim Kurulunda ve merkez organlarında görev alanlara teÅŸekkür ediyoruz. Bu teÅŸekkür eÅŸtirilerimizi perdelememeli. Özverili çalışmalara raÄŸmen sorunlar aşılamamıştır. Bu noktada kiÅŸisel deÄŸil kurumsal deÄŸerlendirmeye ihtiyaç vardır. Mimarlık politikalarının hayata geçirilmesi süreci hayata geçirilememiÅŸtir. Örgütlenme buna henüz hazır deÄŸildir. Bu mimarlık politikasıyla ilgili faklı bir çalışma yapılmalıydı. Bu gerçekleÅŸtirilemedi. DiÄŸer hedeflerle ilgili eksikliklerde oldu. SMGM lerin test edilmesi gerekiyordu. 2 yıllık bir deneyimin deÄŸerlendirilmesi yapılmalıydı bunlarda olamadı. Halbuki ciddi sorunlar var. Nitelik sorunu var. Katılım sorunu var. Van' dan üyemiz SMG almak için İstanbul'a geliyor altyapı eksiklikleri var.Ancak bunlara raÄŸmen son altı yılda çok ciddi baÅŸarılarda vardır.Uluslararası iliÅŸkilerde, mesela uluslararası metinler hemen çevrilmekte, hemen örgüte yayılmaktadır. Merkez genel kuruluna giderken ÅŸubeleÅŸme çalışmaları vardır. Komisyonun çalışmaları devam etmektedir. Malatya ve Edirne konusunda çalışmalar devam ediyor -salondan Elazığ da var- duymadım Elazığ'ın ÅŸube olmasını, bu sürecinde yapısal düzenleme olarak ele alınmasına gerek vardır. Örgütsel planlamanın geliÅŸtirilmesine ihtiyaç var. Onur Kurulu ve denetim kurulunun teknik bir alt yapıya ihtiyacı var. Raportör v.b.Mali kaynaklarda öngörülü bütçe olmalı. Merkezde katılımcı bir süreç yaÅŸanmalı, farklı disiplinlere birlikte. 2 danışma kurulu olmalı, EÄŸitim Kurultay 5 yapılmalı, Üniversitelerde Döner sermayede üretilen projelere yönelik tartışmalar baÅŸlatılmalı. Üniversiteler asli iÅŸlevlerini yapamıyorlar. Bilimsel çalışmalardan giderek uzaklaşıyorlar. İliÅŸkileri kurumsal hale getirmek lazım. Son bir nokta daha söylemek istiyorum. Merkez ofisinin bu kapsamda güçlendirilmesine ihtiyaç vardır. MYK, onur kurulu ve denetleme kurulunun uzmanlarla güçlendirilmeye ihtiyaç vardır. İzmir Åžube: Hasan Topal Biz MYK 'dan bir ÅŸey beklemiyoruz. Onlarla çok ÅŸey yapmak istiyoruz. GeçmiÅŸ sürece de bu aksla bakıyoruz. MYK 2 yıllık çalışmalarında bizim bakış açımızı yansıtacak çalışmalar görüyoruz. Bu kapsamda oluÅŸacak MYK nın eksik olduÄŸu alanlarda, içerisinde yer aldığımız alanlarda ihtiyatla bulunuyoruz. Mimarlar odasına 7 tane süper adam bulma ÅŸansımız yok. MYK yı özveri ile çaba içerisinde olarak deÄŸerlendiriyoruz. MYK samimi ve baÅŸarılı ama eksiklikleri var. Bu tür eksiklikleri saptayabilirsek, daha iyi olur. Önerileri alabiliriz. Toplantının birinci bölümü bu deÄŸerlendirmelerle sonlandı.
Bütün yorumları forumda okuyun!Yazara Görüşlerinizi Bildirmek İçin








