1. Ödül, Gülsuyu Cemevi Ulusal Mimari Proje Yarışması

PROJE RAPORU

Alevilerin toplumsal tarihini niteleyecek en çarpıcı husus belki de inançlarını hiçbir zaman özgürce yaşayamamış olmalarıdır. Bu toplum hemen her zaman kısıtlayıcı siyasal koşullarda kendini gizleme refleksiyle hareket etmiş ve kültürel geleneğini ağır bedeller ödeyerek sürdürebilmiştir. Artık günümüzde cemevlerinin daha kapsamlı ve çevresini de sosyal işlevleriyle ören çok amaçlı mekanlar olarak göstermesi gerektiğine inanmaktayız.

Önemli olan bu ibadethanelerin Alevilerin inançlarının bir parçası olarak sosyal ve kültürel ihtiyaçlarını karşılayan, onların dünya görüşlerinin yansıtıldığı, sembolik ve simgesel değerlerin çok fazla abartılmadığı, mütevazi, insan ölçeğinde, doğaya ve çevreye saygılı tasarımların nasıl yaratılacağıdır.

”Yol bir sürek bin bir” deyişinde anlatıldığı gibi kendi içinde çok sesliliği barındıran, farklılıklara izin veren demokratik bir anlayışa sahip olan Alevilik ile ilgili bir yapı tasarlarken tipolojik bir yapı yaratmak yerine sürekli gelişim ve değişimi savunan, biçimsel formlar oluşturmadan yapılacağı yerin ne istediğine bağlı olacak bir tasarım oluşturmaya çalıştık.

Yukarıdaki kabulden yola çıkarak Aleviliğin ritüellerini karşılayacak bir yapı ile yapının yapılacağı yerin ne istediği arasındaki ilişkinin kurulması gerektiğine inanmaktayız. Bu yüzden tasarımımızı iki konu özelinden aktaracağız. Birincisi arazi içinde yerleşimin oluşması için fiziki ve beşeri coğrafya, ikinci meraklısı için alevi düşünceleri ile kurduğumuz bağlamsal bilgi.

1. Coğrafi verilerin kullanılması, yerin ve çevresinin beşeri tutumu

a- Mimari Olarak: Günümüz mimarlığının geldiği son nokta tüketmek düşüncesi üzerinedir. Bu tüketme yanında çok önemli bir kültür birikimini de yok etmektedir. Oysa mevcut durumların değerlendirilerek dönüştürülmesi hem hümanist hem de çevreci bir tutumdur. Tüketmek yerine mevcut durumu üretmenin çok daha önemli olduğunu düşünüyoruz. (Tasarımımız sonucunda toplam inşaat alanı 7.977m2’dir. Bu alanın 4.000m2 si mevcut yapıdır. İlave yaptığımız inşaat alanı ise 3.977m2’dir.)

b- Düşünsel Olarak: Gülsuyu mahallesinin kimliği devrimci-sosyalisttir. Gülsuyu Mahallesinde her şey devletten beklenmeden gerçekleşmiştir. Gülsuyu dayanışmanın, paylaşmanın, güvenin mahallesidir. Bu arazide bulunan mevcut yapı bu kolektif çalışmanın ürünüdür. Bu yüzden ilk tasarım kararımız bu alanda bulunan mevcut yapının çevreyle ilişkisi -tüm alanın manzarayla ilişkisini kurulacak şekilde bir kısmının kullanılması üzerinedir. Ayrıca şunu da bilmekteyiz ki cemevleri tarihinde hep mevcut yapıların içinde kurulmuş-var olan mekanlar cemevlerine dönüştürülmüştür. Biz buna da bir gönderme yapması-bu geleneği devam ettirilmesi anlamında mevcut yapının bir kısmının kullanılması gerektiğine inanmaktayız.

2. Araziyi en verimli kullanım için oluşan akslar

Alanı ve çevresini incelediğimizde iki önemli aks belirmektedir. Birinci aks alanın manzara-deniz kıyı kenarına olan aksı ikinci aks ise arazi ve çevresinin eğim yönü aksı. Aslında kurulan bu aks sistemi alanı en verimli kullanma şemasını oluşturmaktadır.

3. Eğime göre oluşan alanlar

Tüm alan bu oluşan aksların mevcut yapı ile ilişkisi de düşünülerek, çevresindeki yol kotlarını da yakalayacak şekilde ikiye bölünmüştür. Üstte kalan alan cemevi ve onun yan birimlerinin alanı altta kalan alan ise kültür evinin alanını oluşturmuştur.

4. Tasarımda meydan tipolojisi

a. Mimari Olarak: Bu kot ayrımı ile beraber alanın ortasına doğru odaklaşan ve alanın genişleyen kısımlarına doğru yerleşen 4 adet meydan yerleştirilmiştir. Birincisi cem meydanı (ana ibadet mekanı), ikincisi cemevi ve cemevi birimlerinin etrafına sarıldığı açık meydan (her türlü toplanma-cenaze ritüellerinin yapılacağı açık alan), üçüncüsü aşevinin meydanı (aşevinin kullanacağı yada kötü hava şartlarında cenaze ritüellerinin yapılacağı alan), dördüncüsü kültür evinin açık meydanı (her türlü toplanma ve etkinliklerin yapılacağı açık alan)’dır.

b. Düşünsel Olarak: Cem ayinlerinde en önemli alan meydanlardır. Burada kişi ile kişi, kişi ile toplum ve nihayet kişinin maddi manevi doğal çevresi ile cem olması, bir’liğe yetmesi vardır. Dahası, toplumun bizzat kendisinin cem olması ve bir’liğe yetmesi vardır ki, şekilsel olarak farklı meydanlarda ifadesini bulsa da özü hep aynıdır. Cem olmanın özü bütün bir maddi ve manevi yaşamda, ahlak insanı, ahlak toplumu olabilmektir. Yol dili ile söyleyecek olursak, “tek can tek nefes” olabilmektir. Onların yaşamlarının kendisi ahlaktır, çevreci ve doğacıdır. Bu yüzden kişi ile kişi ana cem meydanında, kişi ile toplum ve doğal çevre diğer açık meydanlarda cem olabilmektedir.

5. Meydanların yapı ile ilişkisi

a. Mimari Olarak: Meydanlar oluştuktan sonra bu meydanları kullanacak birimler meydanlar etrafına yerleştirilmiştir. Bu sayede meydanlar daha konsantrasyonu yüksek alanlara dönüştürülmüş ve içe dönük hale getirilmiştir. Meydanlar etrafında yerleşen yapıların belli noktalarında yırtıklar yapılmıştır. Bu yırtıklar sayesinde meydanların ve birimlerin dış çevreyle ilişkisi kurulabilmiştir. Birimler ve meydanlar hem içe dönük hem de dışarıya açıktır. Ayrıca her yönden arazi eğimlerini yakalayıp düzayak meydanlara her yönden giriş sağlanmıştır.

b. Düşünsel Olarak: Alevilikte belli bir yön yoktur. Alevi inancında yaradılışın bir ışıktan fışkırdığı, ondan yıldızların, gezegenlerin oluştuğu bunların içinde dünyanın ve insanın meydana geldiği kabul edilir. Alevi Ayin Cemlerin -dönmenin de her hizmet bu varoluşun anlatımlarıdır. Semah, insanı doğayla ve tüm evrenle birleştiren ve geldiği kaynağa yapılan bir yolculuktur, bu yolculuktan da geri birliğe dönüştür. Semah -Dönmek hiçbir şeyin durmadığını ölmediğini her şeyin hareket edip değiştiğini sembolize eder. Duyguların/ruhun uçuş ve geri dönüşünü sembolize eder. Tüm bu inanışlara bağlı olarak kapalı hacimler meydanlar etrafına sanki onların etrafında semaha durmuş-dönercesine yerleştirilmiştir. Dolayısıyla yönleri her yerdir. Hacimler her yönle-doğayla ve çevreyle ilişki kurabilmiştir.

Aşk odu yürekte yanar
Beni gören mecnun sanar
Gökyüzünde ay, gün döner
Ya ben nice dönmeyeyim.
Seyyid Nizamoğlu

6. İşlev Şeması

7. Cemevinin-Meydanın Oluşması:

Yukarıda anlattığımız arazi yerleşiminde cemevi arazinin kuzeybatısında arazinin genişleyen kısmına yerleştirilmesine karar verilmiştir. Bu yerleşimde mevcut yapının aksı ve arazi eğimi aksı önemlidir.

Mevcut yapı aksının tariflediği karesel mekan, arazi eğim aksının tariflediği karesel mekan üst üste çakıştırılmıştır.

Üst üste çakışan iki kare dış kabuğu oluşturmuştur. Ana meydan bu iki kare alanın diagonel akslarının tam ortasına yerleştirilmiştir. Dolayısıyla tüm yönler yakalanmıştır. Bu şema aynı zamanda geleneksel çatı formu olan kırlangıç çatı -tütsülüğün plan düzlemine indirilmesidir.

8. İÇ-DIŞ MEKANLARIN ARASINDAKİ İLİŞKİNİN YARATILMASI

a. Mimari Olarak: Şunu bilmekteyiz ki cemevleri dışarıya kapalı hacimlerdir. Bunun en önemli nedeni yüzyıllar boyunca yapılan baskılar ve saldırılardır. Oysa artık bunun yıkılması gerekmektedir. Tabi ki bu hemen olamayacaktır. Ama arada bir durum yaratılabilir. Bu yüzden biz ana meydanın etrafında bulunan iki kareyi bu ana meydanı hem dışarıdan kapatacak ama aynı zamanda dışarıya açılacak şekilde oluşturmak için duvarlar olarak parçaladık. Bu duvarlar sayesinde cem meydanının doğayla ilişki kurmasını sağladık. Dışarıdan içerisi gözükmemektedir fakat içeriden dışarısı-doğa görülebilmektedir.

b. Düşünsel Olarak: Köşeleri tutan duvarlar ana cem meydanının etrafında semaha durmuş gibidirler. Dış dünya ile değme noktasını oluşturmaktadırlar. Ana cem meydanın köşelerindeki 4 duvar 4 kapıyı temsil etmektedir. Bu 4 duvar ve etrafında dönen 8 duvar ile oluşan toplam 12 duvar 12 imamı temsil etmektedir. Ana meydan etrafında doğramaların dikmelerinden oluşan 40 bölünme ise 40 makamı temsil etmektedir. Ortaya çıkan sistem aynı zamanda cemevlerinin kırlangıç çatı sitemine bir göndermedir. Kırlangıç çatı sisteminin zemin düzleminde planlaşmasıdır.

9. İŞLEV

Cem meydanına giriş kendisine göre doğu tarafındaki dış meydandandır. ilk mekan giriş mekanıdır. Bu mekandan kuzeyindeki yan birimlere bağlantı bulunmaktadır. Ayakkabılık bu geçişte saklanmıştır. Giriş mekanından dar bir aralıktan geçilerek ön avluya geçilmektedir. Ön avluda bulunan eşikten geçilerek cemmeydanına girilmektedir. Eşiğin tam karşısında post makamı bulunmaktadır. arkasında pano bulunmaktadır. Bu pano cemevlerinin vazgeçilmezi fotoğrafların ve resimlerin asılma yeridir. Cem meydanı doğramalarla kapalı bir hacimdir. Bu hacimin tam ortasında tepe ışıklığı bulunmaktadır. Bu kapalı hacimler dışında ve dış köşe duvarları arasında kalan alan ise su havuzudur. Bu su havuzunun bir tarafında hiç sönmeyen ocak diğer tarafında ise selvi ağacı bulunmaktadır. Cem meydanının etrafı cam doğramadır. Bu sayede dış dünya-doğa ve çevre ile ilişkisi kurulmuştur. Dış kabuğu oluşturan meydan etrafında dönen duvarlar ise cem meydanını korunaklı hale getirmektedir. İçeriden dışarısı gözükebilmekte fakat arazi dışından içerisi gözükmemektedir.

10- Post makamı ve cerağ

11- Ocak -Ateş-su

12- Kapı-Eşik

13- Su-Toprak-Doğa

14- Üçgen Kaset sistem ile Geniş açıklık geçme ve Tütsülük-ışıklık

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


Etiketler

Bir yanıt yazın