
Kaynak: Datça Rehberi
Kuruluşu M.Ö 2.000’lere uzanan Datça Yarımadası için, "Allah sevdiği kulunu Datça'ya gönderirmiş, çok yaşasın diye" demiş ünlü coğrafyacı Strabon. Datça, 1990 yılında “özel çevre koruma alanı”, 1999 yılında ise Dünya Doğayı Koruma Vakfı tarafından “acil olarak koruma altına alınması gereken” 100 sıcak noktadan birisi olarak seçilmiş. Geçtiğimiz yıllarda ulaşımın da elverişsiz olması nedeniyle turizm açısından kazançlı bir bölge olmayan Datça Yarımadası, yolunun da yapılmasıyla bugünlerde özellikle yabancı turistlerin ve turizm yatırımcılarının ilgisiyle karşı karşıya. Bu ilgiyi Datça’nın doğal ve tarihi güzelliklerini bozmadan olumlu hale dönüştürmek ise ilçe belediyesinin birincil konularından.
Datça’nın bu gelişimle ilgili hazırlıklarını ve yapılan çalışmaları, 1999 yılından itibaren Datça Belediye Başkanlığı görevini yürüten Erol Karakullukçu’ya sorduk.
Gökçe Aras: Sizin de bildiğiniz gibi Datça Dünya Doğayı Koruma Vakfı tarafından “acil olarak koruma altına alınması gereken” 100 sıcak noktadan birisi olarak seçildi. Belediyenizin bu konu ile ilgili çalışmalarından bahsedebilir misiniz?
Erol Karakullukçu: Datça Yarımadası 1999’dan da önce 1990 yılında “özel çevre koruma alanı” olarak ilan edildi ve o yıldan itibaren koruma altında. Türkiye’de bu şekilde 14 adet bölge var. Ayrıca dediğiniz gibi 1999 yılında da WOW tarafından koruma altına alınması gereken bölge olarak seçildi. 1990’dan bu yana imar planları yenilendi. Görevde olduğum dokuz sene boyunca şehir planları haricinde 6 adet de koruma amaçlı imar planı hazırladık. Bunun gibi çalışmalarımız devam ediyor.
GA: Sizin hazırlamış olduğunuz Koruma Amaçlı İmar Planları’nın yanı sıra hazırlanan turizm planlarından ve bu iki planın uyuşmazlığından söz ediliyor.
EK: Şu ana kadar Turizm Bakanlığı’nın Datça Yarımadası ile ilgili hazırladığı bir plan yok. Fakat Turizm Bakanlığı’ndan daha çok yeni olan bir istek yazısı aldık. Bu yazıda da ekoturizm ile ilgili bir çalışma yapmak ve bu konuda elimizdeki dökümanları kendileriyle paylaşmamızı istediler. Biz de bu isteği değerlendirmeye aldık.
Görev yaptığım dokuz sene içerisinde hem mevcut imar planlarını revize ettik, hem de eski Datça Mahallesi, Reşadiye, Kargı, Burgaz gibi sit alanı olan bölgelerin koruma imar planlarını hazırladık. Ayrıca turizm bölgelerinin de planlarını hazırladık. Dolayısıyla o şekilde bir çelişki yok. Turizm alanlarımızda yükseklik maksimum 9,5 m, emsal değeri ise 0,40. Bu nedenle çok yoğun bir yapılaşma olması mümkün değil.

Eski Datça Sokaklarından Bir Görünüm
Kaynak: Wowturkey
GA: Yabancıların Datça’daki gayrimenkul alımları üzerine medyada çeşitli haberler çıkmıştı. Yabancıların yatırım amaçlı alımları var mıdır? Yoksa bu alımlar sadece konut veya arsa alımı şeklinde midir?
EK: Bu tür yabancı yatırımcılar söz konusu değil. Bireysel olarak alınan arsalar ve konutlar var. Datça’da yabancılar tarafından alınan konutların sayısı 150’yi geçmez.
GA: Bu tür büyük alımları engelleyecek bir yaptırım var mıdır?
EK: Şu anda bu şekilde bir yaptırım yok.
GA: Belediyenizin bu tür bir yaptırım isteği var mıdır?
EK: Katıldığım bir sempozyumda da bunu dile getirmiştim. Tabi ki yabancıya satışta belirli kısıtlamalar olması lazım. Bana göre bir yabancı Türkiye’de bir konuttan fazlasını alamamalı. Arsa alımlarında ve imar planları içerisindeki alanlar için de metrekare bazında kısıtlamalar olmalı.
GA: Valiliğin denetiminde olan bölgelerde özellikle Mesudiye ve Palamutbükü koylarında yapılan kaçak yapılar ile ilgili bir çalışma yapıldı mı?
EK: Bu bölgeler belediye sınırları dışarısında olduğu için pek bir şey yapma şansımız yok. Ama gördüğümüz kadarıyla valilik zaman zaman mühürlemeler yapıyor. Valiliğin çalışmaları devam ediyor.
GA: Belediye sınırları içerisinde bu tür kaçak yapılaşmalarla karşılaşıyor musunuz?
EK: Belediye sınırları içerisinde bu tarz şeyler olmuyor. Kaçak yapı yapılması mümkün değil çünkü sürekli denetliyoruz, bize gelen konular genelde balkon kapatmaktan ya da uzatmaktan ibaret oluyor. Fakat 1990 öncesi yapılanlar var, onlar tabi ki başımızı ağrıtıyor.

Datça Limanı için Can Çinici Tarafından Hazırlanan Proje
GA: Datça Yarımadası’nın sahil kesimi için 1999 yılları civarında Can Çinici tarafından bir proje hazırlanmış. Bu konu ile ilgili gelişmeler var mıdır?
EK: Yat limanı için hazırlanan o proje, DLH tarafından 1997 tarihindeki ihale sonucunda ihaleyi alan firma tarafından Can Çinici’ye tasarlatılmış. Fakat hazırlanan proje ile imar planı örtüşmediği için o proje uygulanamadı.
GA: Datça Yarımadası yat limanı ile ilgili yeni bir proje var mıdır?
EK: Yat limanı müteahhitliğini yapan firma yeni bir proje hazırlattı. Hatta yat limanının daha önce kaya dolgu olan yapım şeklini de değiştirerek beton keson olarak öngördü. Çalışmalar nerdeyse son aşamalarda, sadece çekek yeri ile ilgili bir sorun kaldı onu da çözdüğümüz zaman kısa süre içerisinde yapımına başlanacak.
GA: Bu proje tamamlandığı zaman Datça da Göcek gibi yatçılar için bir merkez haline gelecek diyebilir miyiz?
EK: Datça, Marmaris ve Bodrum arasında tam orta noktada yer alması sebebiyle yatçılık açısından çok önemli bir yerde duruyor. Bu nedenle yat limanı projesinin hayata geçmesi için 1999’dan bu yana ciddi mânada uğraşlar veriyoruz. Bu proje tamamlandığı zaman Datça öncelikle tercih edilecek bir bölge olacak. Şu anda yat limanı olmamasına rağmen mevcut rıhtıma senede 3.500 civarında yat uğruyor.
GA: Turizm sezonunun açıldığı dönemlerde nüfus artışından kaynaklı sorunlar yaşıyor musunuz?
EK: Datça’nın 232 km uzunluğunda bir sahili ve 52 adet birbirinden güzel koyu var. Bu koylardan sadece 10 tanesi yerleşime açık. Bu nedenle hem yat turizmine hem de normal turizme çok açık. Bana göre Datça bugün Türkiye turizminde çok önemli bir noktada olmalıydı. Ancak yolun kötü olmasından dolayı yatırımcılar buraya gelmedi. Yolumuz iki sene önce tamamlandı artık yatırımcıların gelmemesi için bir sebep yok. Biz imar planı çalışmalarımızı bitirdik ve yatırımcının yatırım yapmasına açık hale getirdik. Bunun yanında alt yapı çalışmalarımızı da devam ettiriyoruz. Bundan sonra Datça, turizm yatırımları açısından gelişecek. Fakat bir yanda koruma ilkelerimiz, bir yanda da yatırımcının gelmesi gibi bir isteğimiz var. Bu bir çelişki gibi gelebilir. Ancak biz imar planlarımızı yaparken doğayı bozmayacak şekilde bir yapılaşmayı önerdiğimizden böyle bir çelişki yaşanmayacak. Datça Yarımadası’nın yaklaşık %87’si hazine arazisi ve orman. Dolayısıyla dağ taş bina olmayacak. Yükseklik sınırımız da belli, dolayısıyla Datça'da yüksek yapılar görmeniz de mümkün olmayacak. Datça’da doğanın içerisinde bir turizm olacak.
GA: Datça halkının bu büyüme ile ilgili düşünceleri nedir?
EK: Büyüme derken Datça’da bir şehirleşme kesinlikle söz konusu değil. Datça bir Antalya, Marmaris ya da Bodrum değil ve gelecekte de hiçbir zaman olmayacak. Ölçeği çok değiştirmeden bir yandan da turizm yatırımlarının gelmesini sağlayarak Datça’nın gelişmesini sağlayacağız. Koruma – kullanma dengesini bulmaya çalışıyoruz. Datça gelecekte turizmde istediği noktaya gelecek ama bu hiçbir zaman doğasını bozarak olmayacak. Kısacası Datça hiçbir zaman bir şehir olmayacak.
GA: Datça’da şu anda yapılmakta olan ve planlanan çalışmalardan bahsedebilir misiniz?
EK: Mimar Can Kaya ile birlikte gerçekleştirdiğimiz bir kent meydanı çalışmamız var. Daha önceden de meydan olarak kullanılan 3.000 m²’lik bu alanı komple yeniliyoruz. Çok önemli bir proje olduğunu düşünüyorum, çünkü meydanlar kentin kimliğini simgeler. Yapımın en geç 15 Haziran’da bitmesini planlıyoruz. Böylece Datça çok çağdaş bir meydana kavuşacak.
Bunun yanında tatlı su göletimiz civarında bulunan ve önemli sivil mimarlık örneklerinden birisi olan eski bir değirmeni yeniliyoruz. Bu değirmeni de etnografik müze olarak hizmete açmayı planlıyoruz. Bunun yanında inşasını bitirdiğimiz ama resmi olarak hizmete açmadığımız bir kültür merkezimiz var.
Datça genellikle emeklilerin tercih ettiği bir bölge olduğundan yaşlılara yönelik bir yaşam evi yapmak gibi bir planımız var. Bunun yanında gençlere yönelik bir su sporları merkezi ve kapalı spor salonu yapmayı da planlıyoruz.
GA: Datça Belediyesi olarak projeleri elde etme yönteminiz nedir?
EK: Genellikle bu projeler Datça’daki mimar arkadaşlarımızın özverisi sayesinde gerçekleşiyor. 8.839 nüfuslu bir belediyeyiz ve bütçemiz çok kısıtlı. Doğrusu projelerimizi yarışma yoluyla elde etme yolunu maalesef ekonomik nedenlerle gerçekleştiremiyoruz.
GA: Enerji ile ilgili çalışmalarınız var mıdır?
EK: Bir yatırımcı firma Datça’ya 38 adet rüzgar enerjisi santrali kuruyor. Tahmin ediyorum bundan sonra da girişimler devam edecek. Ruhsat alanlar var ama henüz başka bir girişim yok.
GA: Datça’daki arkeolojik çalışmalar ne aşamada?
EK: Datça Yarımadası’nın burnunda yer alan çok önemli bir antik kent olan Knidos’da kazılar yıllardır devam ediyor. Çalışmalar Konya Selçuk Üniversitesi tarafından yürütülüyor. Burgaz dediğimiz yerde Eski Knidos kazıları ve Emecik’de ören yeri kazısı devam ediyor. Bu iki kazı da ODTÜ tarafından yürütülüyor. Bu üç yerde kazı sürekli devam ediyor.
Bu konudaki en büyük sıkıntımız Datça’da müze olmaması. Bu kazılardan çıkan eserler çevre müzelere gönderiliyor onlarda da yer olmadığı için depolarda bekletiliyor. Bu konuda bir girişimimiz oldu ama resmi bir müze kurmak için izin alamadık. Bunun üzerine yaklaşık bir senedir Datça Belediyesi Özel Müzesi kurmak için çalışıyoruz. Eğer bunun izinlerini alabilirsek Datça’daki eserleri burada sergilemeye çalışacağız.Konuyla İlgili LinklerYorumlarYorum Sayısı: 10
22 Mayıs 2008, 21:14Yazan: arch_48evet doğma büyüme muğlalıyım ve merkezinde yaşıyorum.Gerçi şimdi üniversite okuyor olmam nedeniyle oralardan uzaktayım.Ben de zaten haklı olduğunuzu söylemiştim yukarıda dediğiniz ulaşımı cazip hale getirilen yerlerdeki değişimler konusunda.Ama ben bunun olumlu yönde bir değişiklik olmasını umuyorum.Siz tabi ki de benden çok daha fazla tecrübeli olduğunuz için bunları deneyimlemişsiniz bahsettiğiniz yerlerin hepsini biliyorum turunç orhaniye vs...Daha önce de söylediğim gibi Datça'nın hayranı olan ve bir kere gelip görüp daha sonraları yerleşen birçok insan var ancak datça'nın kendilerine hitap etmediğini söyleyen belli bir kesim daha var.Genelde genç kesim Datça'yı küçük ve sakin diye pek beğenmez ama yaşım küçük olmasına rağmen datça benim huzur bulduğum biryer..Mutlaka insanların gözdesi olan heryerde olduğu gibi insanoğlu buraya da el atmak isteyecek ancak benim dileğim datça'nın bu güzelliğini koruması.belki de ben insanların huzur bulduğu,oksijeni, yeşilin mavinin tonlarını doyasıya yaşayabildiği bu şirin yerin bozulmayacağını istediğim için tarafsız olamıyor olabilirim... saygılarımla...
22 Mayıs 2008, 21:04Yazan: ayasofyaEvet Datça'nın her tarafına ulaşmanın ciddi bir tehlike doğurduğunu da unutmamak gerek. Çok fazla Datça'yı bilmem ama orada olduğum kısa sürelerde bile hayran hayran döndüm ben İstanbul'a. Yorum yapanlara katılıyorum ve bu yolun zarardan çok yararı olacağını umuyorum.
22 Mayıs 2008, 19:08Yazan: cbekleyenSayın; arch_48 Mugla'lı olduğunu sanmaktayım, ben de o il sınırları içersin de 3 yıl görev yaptım, görmediğim koy ve yerleşkeler sayılıdır, hatta imkan bulabilir isem, Muğla il merkezine de yerleşmek arzusundayım iyi ki oraları gördüm, Türkiye yi çok gezmiş biri olarak da idda ederim ki, en cazip, güzel ve albenisi ve yerleşmiş yerel ve genel kültürü de yüksek olan tek il'dir... Diğer il'lerimiz iş olanakları geniş olduğundan göçleri bir başka türlü yaşamaktadır... Ben ilk ifadem de genel anlamda "ulaşımı cazip hale getirilen" demiş idim, hele bir de bu karayolu anlamında gerçekleşiyor ise yakın gelecekte olumsuz izlerini mutlaka görebileceğiz, hatta bu başlamış gibi, son koyduğunuz foto'nun orta merkezinde na tamam bir yapı görünmekte saymaya çalıştım yaklaşık 5,5 kat gibi algıladım, "hani kötü emsal olamaz" deriz zaman zaman, bir tarihler de Ankara da ikamet eder iken yazları Marmaris Turunç'a gider idik, o zamanlar ulaşım sadece deniz yolu ile yapılır idi, İsmet kaptanın Ay-Yıldız motorlu kayığına biner pata pata gider iken İsmet Kaptan'ın nidaları ile güler idik, sonra o güzelim Turunç Köyü karayolu ile Marmaris'e ulaşımı daha cazip hale getirildi ve orası bir beton yığınına döndü, biz de yönümüzü Orhani'ye köyüne çevirdik arada sırada oraya gidiyoruz, biraz uzun oldu kusura bakma, yaşanmışlar da geleceğin aynasıdır, dilerim DATÇA bu güzelliğini korur... Kal sağlıcakla...
21 Mayıs 2008, 20:05Yazan: seseseDatça bence Bodrum gibi olmıycak çünki 2006 yazında orda bulundugumda herkezin söylediği şuydu memurlar,gebeler,yaşlı insanların dinlenmeye yönelik gittiği bir turistik yer Datça orası cidden çok farklı hoş bir yer insan orda cidden dinleniyor ve tavisyem orda badem yemeden dönmeyin yaş bademleri çok güzel :)
21 Mayıs 2008, 15:42Yazan: arch_48bunlar da birkaç kare...
21 Mayıs 2008, 15:29Yazan: arch_48evet doğru söylüyorsun insanoğlunun ayak bastığı her yer değişime mahkumdur ancak bu bizim elimizde ve datça halkının çoğu da zaten datça'nın fazla tanınmasını istemiyorlar.İnsanların çoğu datça'nın varlığının farkında bile değil belli bir kesim var tiryakisi olan ama tanınmaya başladıkça mutlaka insanların gözdesi haline gelecek.Benim de dileğim umarım diğerleri gibi datça da harcanmaz ve benim bildiğim haliyle sakinliğini sevimliliğini korur..
13 Mayıs 2008, 07:38Yazan: cbekleyenİnsan oğlunun rahat ayak bastığı, ulaşımının cazip hale getirildiği, her bölge, koy,denizkenarı ve tabiatla örtülü her alan, değişime mahkumdur, bugün eğlence merkezinin olmadığını söylemek, olmayacağının işareti olamaz, asıl olan bu değişimlerin insan ego'larına yenik düşmemesidir, bizim gelişmiş ve gelişmekte olan yerleşke kültürümüz de gün gibi ortada dır!!! olumlu bakabilmek isterdim...
13 Mayıs 2008, 02:46Yazan: arch_48yok ben bu kadar karamsar değilim yarı datçalı biri olarak datça'nın harcanmayacağını düşünüyorum.çünkü datça küçük olması nedeniyle genelde gençlerin pek tercih ettiği bir turizm merkezi değil ve bodrum ve marmarisin turist çeken tarafı büyük oranda gece hayatı.ama datçada zaten bu alanların sınırlı olması da onu küçük sakin liman kenti olarak kalmasını sağlayacaktır...
12 Mayıs 2008, 18:47Yazan: RedRapsody10 yıla kalmaz Bodrum'dan bir farkı kalmayacak. Bütün kuşaklar bu devri , koyları ve doğal güzellikleri bu hale getirenleri lanetle anacak. Bu dönemin insanlarının içinde yeraldığım için utanç duyuyorum.
12 Mayıs 2008, 12:35Yazan: Gökçe ArasBugünlerde yeni yapılan yolu nedeniyle de oldukça gözde bir belde haline gelen Datça'da İlçe Belediyesi'nin çalışmaları ile ilgili Datça Belediye Başkanı Erol Karakullukçu ile bir söyleşi gerçekleştirdik. Artık “Ulaşılmaz” Olmayan Bir Yarımada: Datça
Bütün yorumları forumda okuyun!







