Tarih: 12 Kasım 2007 Kaynak: Concierge.com Yazan: Suzanne Wales Çeviren: Gökçe Aras, Zeynep Güney - Arkitera.com

1997 yılında Frank Gehry, İspanya’nın kuzeyinde sakin bir şehirdeki, müthiş titanyum kıvrımlı müzesinin açılışını yaptı. Müzenin hem mimari hem de turizm üzerindeki etkisini çok az insan öngörebilirdi. On yıl sonra, “Bilbao Etkisi” olarak adlandırılan; orta tabaka kentlerin turizmi canlandırmak için ünlü mimarlarla anlaşıp, tasarım makyajı uygulamaları, Milwaukee ve Minneapolis’ten Newcastle İngiltere’ye kadar birçok yerde yapıldı. Sonuçlar karışık, fakat heyecan uyandıran yeni mimarinin insanları uçağa bindirecek kadar ilgi çektiği kesin. Bu nedenle, Guggenheim’ın 10. yıldönümünde, Gehry ve onun heyecanlı meslektaşlarının, kentlerin silüetini değiştiren veya değiştirecek projelerini inceledik. Herzog & de Meuron’un Pekin’deki Olimpiyat Stadyumu’ndan, Thom Mayne’nin Paris’teki Eyfel Kulesi’nden daha yüksek olması beklenen Phare Kulesi projesine kadar, Antik Roma döneminden beri görmediğimiz büyük çıkış yapan kamusal projeleri araştırdık. Bu projeler, hiçbir zaman ilginç olduğunu düşünmediğiniz, hatta avcunuzun içi gibi bildiğinizi iddia ettiğiniz kentleri ziyaret etmeniz için önemli birer neden. Bilbao’nun Guggenheim’ını bu anlamda parlak bir örnek olarak düşünebilirsiniz.
Norman Foster
Reichstag Kubbesi, Berlin
Görünüm: Kent silüetini değiştirecek kadar etkili, aynı zamanda zarif ve insancıl, yüksek teknolojili, cam ve çelik konstrüksiyon yapı.
1999 yılında İngiliz mimar Norman Foster tarafından tasarlanan ve Almanya’da bir sembol yapı haline gelen Reichstag Kubbesi, geleneksel ve modern mimarinin kaynaştığı en başarılı örneklerden biri. Birleşmeden kısa bir süre sonra Alman parlementosu Bundestag, Kutsal Roma İmparatorluğu’ndan kalma, orjinal merkez parlemento binasının simgesel yenileme işiyle Foster’ı ödüllendirdi. Bina 1933 yılında, Hitler’in karşı Komünist partiden teröristleri suçladığı yangında kısmen zarar görmüştü. Bu duygusal yükün verdiği ağırlıkla Foster, Reichstag Kubbesi'ni halkın kalbine ve mantığına açmayı uygun gördü. Şeffaf bir kubbe tasarlayarak, ziyaretçilerin kubbeden bütün Berlin manzarasını görmelerini sağladı. Ayrıca, gün ışığını doğrudan aşağıya yansıtan, kubbenin merkezindeki devasa parlak koniyle parlemento mekanını aydınlattı. Hükümetin merkezi ve şehir arasındaki bu bağlantı, kubbenin kendisinin yarattığı güçlü görsel etkiyle birlikte, Berlin’in en önemli atraksiyonlarından biri olarak önemli bir başarı yakaladı.
Yakında: Terminal 3, Pekin Havalimanı
2008 yılında insanlar 29. Olimpiyatlar’ı görmek için Pekin’e geldiklerinde havalimanından çıkmak istemeyecekler. Çok az sayıda mimar, bu büyüklükte bir projeyi üstlenip, dört yıl içinde bitirme sözü verebilir. Foster ise daha önce Hong Kong’un Chek Lap Kok Havalimanı’nı da tasarlamış olmasının verdiği güvenle bu işi tamamladı. Havalimanının büyüklüğü ve yarattığı etki, Çin hükümetinin Olimpiyatlar için duyduğu beklentilerin üzerinde. Yapının tam büyüklüğü hakkında bir fikir edinebilmek için şu sayılara bir göz atalım: İki mil uzunluk, 292 kontuar, 179 asansör, 98 adet hareketli yürüme bandı ve 2020 yılına kadar her yıl 55 milyon yolcu. Chek Lap Kok’ta olduğu gibi Foster burada da teknolojiyle estetiği birleştiriyor. Yüksek semender şekilli çatının altında dışarıya bakan geniş manzaralar ve içeride geleneksel Çin sembollerini ve renklerini çağrıştıran detaylar bulunuyor. Çatı açıklıkları, siz altından geçerken kırmızıdan sarıya doğru renk değiştiriyor.

Diller Scofidio + Renfro
Çağdaş Sanatlar Enstitüsü, Boston
Gö








