Doç. Dr. Çağlar, anayasa taslağının, ormanlardaki anayasal ve yasal yıkımları daha da yoğunlaştırıp yaygınlaştıracağını dile getirdi. Çağlar, 1980'lerden bu yana turizm, madencilik, inşaat, üniversite ve tarım alanlarına açılan orman arazilerinin yeni anayasa taslağında daha da korunmasız hale getirileceğini ifade etti. AKP'nin 2003 yılında gündeme getirdiği ve 10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından veto edilen, devlet orman işletmeciliğinin özelleştirilmesi ve kamuoyunda '2B arazileri' olarak anılan arazilerin satılmasına yönelik anayasa değişikliğinin Ergun Özbudun ve arkadaşlarının hazırladığı taslakla yeniden getirilmek istendiğini belirtti. Çağlar, anayasa taslağındaki ormanla ilgili düzenlemeler bu içerikleriyle kesinleştiğinde, devlet ormanı sayılan arazilerin 'kapanın elinde kalacağını', dolayısıyla da ormanlarda onarılamayacak yıkımlar yaşanacağını ifade etti.
Doç. Dr. Çağlar, anayasa taslağının ormanlarla ilgili maddesinin getireceği sakıncaları şöyle sıraladı:
# Devlet ormanları yerli ve yabancı özel girişimcilere işlettirebilecek.
# 'Orman' sayılmayabilecek yerlerin kapsamı daha da genişletilebilecek.
# Ormanları yok edip tarım arazilerine ve yerleşme yerlerine dönüştürenler affedilecek ve bu gibi yerlerin yanı sıra kamuoyunda '2 B' olarak bilinen 'orman olarak muhafazasında yarar görülmeyen' yerlerin de satılmasından ya da kullanım hakkıyla devredilmesinden öncelikle yararlanabilecek.
# 'Orman vasfını yitirme durumuyla ilgili tarihsel sınırın 31.12.1981'den 23.07.2007'ye çekilmesiyle birlikte son 26 yıl içinde 'orman niteliği kaybettirilmiş' yaklaşık 3,5 milyon dönüm orman arazisi de artık 'orman' sayılmayabilecek.
# 'Orman' sayılan alanları tarım arazilerine ve yerleşme yerlerine dönüştürme eylemleri özendirilecek; orman yangınları daha da artabilecek.
Kaçak villalara anayasal af geliyor
Yürürlükteki Anayasa'ya göre, devlet ormanı sayılan yerler sadece devlet eliyle işletilebiliyor. Orman olarak muhafazasında yarar görülmeyen yerler ise ancak orman köylülerine tarım arazisi olarak tahsis edilebiliyor. 31 Aralık 1981'den önce orman niteliğini kaybetmiş yerlerin orman köylüsü dışındaki kişilere satılması engelleniyor.
AKP anayasa taslağının 131. maddesinde ise devlet ormanlarının 'işlettirilebileceği' belirtiliyor. Maddenin 4. fıkrasında "Aşağıda belirtilen durumlar ve yerler dışında orman sınırlarında daraltma yapılamaz" denilerek, şöyle af getiriliyor: "a) Orman olarak muhafazasında bilim ve fen bakımından hiçbir yarar görülmeyen ve tarım alanlarına veya başka alanlara dönüştürülmesinde kesin yarar olduğu tespit edilen yerler, b) 23/07/2007 tarihinden önce ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetmiş tarla, bağ, meyvelik ve zeytinlik gibi çeşitli tarım alanlarında veya hayvancılıkta kullanılmasında yarar olduğu tespit edilen araziler, c) Şehir, kasaba ve köy yapılarının toplu olarak bulunduğu yerler."
Taslağın 131. maddesi bu haliyle kabul edilirse milyonlarca metrekarelik orman arazileri, işgalcilere satılabilecek. Bu tür yerlerin başında, bazı bakanlara ait arsaların da bulunduğu İstanbul'daki Beykoz, Sarıyer, Ümraniye, Sultanbeyli, Çavuşbaşı ile binlerce kaçak villa yapılan ünlü siteler geliyor. Hükümet bu arazilerin satışından 25 milyar dolar gelir elde edebileceği hesapları yapıyor.
Milat kabul edilen 23 Temmuz 2007 ile anayasanın yürürlüğe gireceği tarihe kadar orman arazilerini işgal edip, buraları 23 Temmuz 2007'den önce işgal ettiğini bir şekilde belgeleyenler de bu haktan yararlanacağı için, anayasa değişikliği gündemde kaldıkça orman arazilerine yönelik yağmaların devam etmesi de kaçınılmaz görünüyor.YorumlarYorum Sayısı: 4
26 Eylül 2007, 10:51Yazan: Melis GökerAntalya Mimar Odası Yönetim Kurulu, Antalya’da yaşanan son gelişmeler ve bunların yeni hazırlanan anayasayla ilşkileri üzerine bir yazı kaleme aldı.
Mimarlar Odası Antalya Şubesi Yönetim Kurulu ülkemizdeki anayasa tartışmaları ve kentimizdeki son gelişmeler ile ilgili bir değerlendirme yaparak halkımızla ve kamuoyuyla paylaşma gereği duymuştur.
Bilindiği gibi Çevre ve Orman Bakanlığı Antalya ve Burdur illerini kapsayan 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı hazırlattırılarak askıya çıkardı. (Bu plana en önemli eleştirimiz de havza ölçeğinde hazırlanan plana Isparta’nın da dahil edilmesi gerektiğidir.) Şubemiz bu plana askı süresinde itiraz etti. Bu planın düzeltilebileceğine inanmadığımızdan süre sonunda dava açacağımızın bilinmesini isteriz. Dava ile ilgili bütün hazırlıklar tamamlanmıştır.
Haberin devamını okumak için...
24 Eylül 2007, 17:00Yazan: Melis GökerRadikal Gazetesi'nde yeni anayasa taslağında ormanların korunmasına dair maddelerle ilgili haberde çeşitli akademisyenlerin görüşlerine yer verilmiş.
AKP'nin yeni anayasa taslağı, 1982 Anayası'nda zaten zayıflatılmış olan ormanlarla ilgili korumayı neredeyse tümden kaldırıyor. Taslak, 23 Temmuz 2007 tarihinden önce orman niteliğini kaybetmiş orman arazilerine de af getiriyor. Kırsal Çevre ve Ormancılık Sorunları Araştırma Derneği üyesi Doç. Dr. Yücel Çağlar, "Taslak bu haliyle kabul edilirse devlet ormanları kapanın elinde kalır" dedi.
Haberin devamını okumak için...
21 Eylül 2007, 21:26Yazan: GüneyBatıBence ilk göze çarpan 57. madde, zaten işlemiyordu. İşleseydi, herhalde büyük şehirlerde (özellikle istanbul) bu kadar gecekondu oluşmazdı. Devlet kendisi yapamadı, vatandaşa buyur kendi evini kendin yap dedi, ondan sonrada İstanbulda şu anda olduğu gibi toplumda uçurumlar oluştu. Keşke zamanında Avrupadaki gibi toplu konut üretebilseydik. Oların zararları bile bu kadar zararlı olmayacaktır heralde.
Ormanla ilgili olan 169. madde de aynı kalmış. Aslında ormanlar halkın kullanımına açılabilse daha mı iyi olur acaba? Nasıl olsa kullanan kullanıyor. Bu durumda köylüler arazi açmak için yakmak zorunda da kalmaz.
Avrupada bu şekilde uygulamalar var,düşünülebilir.
Tüm bunlara bakarak hiçbir değişiklik olmadığını söyleyebiliriz. Belki de şu anda Türkiyenin en büyük sıkıntılarından biri olan kentsel dönüşüm projelerinin yetersizliğini göz önünde bulundurarak bazı maddeler oluşturulmalıydı. Bu şekilde ,altyapı olmayan büyük şehirlerimize dönüşüm süreçlerinde yeni bir şans daha tanırlardı. Gecekondu affını el altında tutmaya çalışırken, gecekonduya son bir şans vermeyi göze almışlardır. Bu şans verilirse Türkiyenin hem zamanı hem kaynakları daha sonraki altyapı çalışmalarına gidecektir.
Bu durumda bir 10 sene daha bu durakta bekleriz diyebilirim.
20 Eylül 2007, 11:21Yazan: Melis GökerBir süredir Türkiye’nin gündeminde yeni anayasa tartışmaları ve yeni anayasa taslağı var. Arkitera.com olarak yeni anayasa taslağının Türkiye Mühendis ve Mimar Odaları Birliği’ni ve mimarları nasıl etkileyeceğini araştırdık.
Anayasa taslağında ayrıca 1982 Anayasası’nda yer alan konut hakkı (Madde 57) yeni anayasada yer almıyor. Böylelikle devletin anayasa çerçevesinde insanların barınma ihtiyacını karşılama zorunluluğu da kaldırılmış oluyor çünkü bu maddeye göre:
Haberin devamini okumak için...
Bütün yorumları forumda okuyun!







