Arkitera.com

Arkitera E-Bültenleri

Email adresiniz yeterli
Üyelikten Çıkış
E-Bülten Arşivi
ARKITERA ARAMA

Haberler

Forumda tartışYazıları büyütYazıları küçültBu sayfanın PDF görüntüsünü alBu sayfayı yazdırBu sayfayı arkadaşına gönderBu sayfayı rapor et

Gökyüzü Savaşçısı

Tarih: 18 Eylül 2007 Kaynak: Fastcompany.com, New York Magazine Yazan: Alec Appelbaum, Eric Wolff Çeviren: İlhan Düz


Libeskind altı sene önce 11 Eylül’de yok olan Dünya Ticaret Merkezi’nin yerine yenisinin yapılması için 2002’de açılan yarışmayı kazandı. Ama buna rağmen yatırımcı, Libeskind’in keskin açılarına ve rüyamsı konuşmasına güvenmeyip, alan için önerilen master planı reddetti. Bugün, Ground Zero’da yükselen Özgürlük Kulesi, Libeskind’in çokgen önerisinden sadece ufak bir iz taşıyor gibi, ama o buna üzülmek için hem çok yoğun hem de çok iyimser. 61 yaşındaki bu adam dünyanın değişik yerlerinde 30 bina yapıyor.

Libeskind’in 9/11 alanı için tasarladığı projeyle ilgili Alec Appelbaum’un Libeskind’le gerçekleştrdiği ropörtajı ve Eric Wolff’un “konuyla ilgili “Libeskind Yaşıyor! - En azından SoCal’de” isimli makalesini yayınlıyoruz.

Alec Appelbaum’un Libeskind’le gerçekleştirdiği söyleşide Daniel Libeskind, mimarlık ve Ground Zero için yaptığı planlarla ilgili görüşlerini ve gönlünün neden rahat olduğunu anlattı.

Alec Appelbaum: 9/11 alanı tasarımında yaşadığınız hayal kırıklığı size ne öğretti?

Daniel Libeskind:
Hiç hayal kırıklığı olmadı. Öğrendiğim şey ise bütün herkesle çalışmanız ve bir uzlaşmaya varmanız gerektiği. Bu insanlarla çalışmak istemeseniz bile, görüşlerinizin önünde engel olduklarını düşünseniz bile... Şehrin bir kısmını inşa ediyorsanız her zaman zorluk çıkar. Mimarlıkta, işverenlerle fikirbirliğine ulaşmanız şart. Ground Zero projesinde, bu, kurbanların aileleri, politikacılar, yatırımcılar ve yatırımcının mimarı demek oluyordu. Sonunda, herkesi Ground Zero’nun sadece ofisleri kiralayanların değil, bütün New York’un olduğuna ikna ettim.

Alec Appelbaum: Ama bu uzlaşma sizin aleyhinize olmadı mı?

Daniel Libeskind:
Ateş üzerinde yürüdüğünüz bir proje ile sınanmak iyi bir şey. Bu bir projeyi gerçek yapan şeydir. Eğer sert yanlarınız varsa, yontmak zorundasınız ve bütün bunlardan sonra hala öz olarak bir şeyin değişmediğini görürsünüz. Hala sizin binanızdır. Gurur duyduğunuz bir şey. İnsanlar Ground Zero’ya gelecek ve ilk planımdan geriye kalanları görecekler. Kulenin yerleşimini, kamusal alanları, alanı Hudson Nehri’ne bağlayan Özgürlük Kulesi’ni ve ışığa açılacak olan anıtı.

Alec Appelbaum: Ground Zero için açılan yarışmada, buna benzer yüksek yapılar konusunda deneyiminiz olmadığı için eleştirildiniz. Peki siz şimdi önerilen yapılar hakkında ne düşünüyorsunuz?

Daniel Libeskind:
Planlarıma gelen itirazların mimarlığımla ilgili olduğunu sanmıyorum. Ground Zero’daki çabayı gören biri, bir kulenin tekil ve güzel olması gerektiğini de görür. Şimdi birlikte çalıştığım yatırımcıların bir kulenin duygusal bir etkisi olması gerektiğini ve kamuya söyleyecek bir şeyleri olması gerektiğine inandıklarına şüphem yok.

Alec Appelbaum: Özgürlüğü ofis blokları ve lüks konutlarla kutluyorsunuz. Bunlar ticari projeler değil mi?

Daniel Libeskind:
Tasarladığım her konut benim için özel ve bir anlamı var. Asla aksi gibi hareket etmedim. İnsanları bir araya getiren şey, yaşadıkları yerlere karşı olan ilgileri, bu yüzden bir şehrin ne olduğuna dair izleri takip ediyorum. Cincinnati’deki Roebling Köprüsü’nü düşünüyorum ve de köprünün rampasını. Bir arazinin peyzajı için neye ihtiyacı olduğunu düşünüyorum –öylesine, eğreti bir şey değil, ifadenin cisimleşmiş bir halini.

Alec Appelbaum: Bunca proje ilerlerken, sizin rolünüz değişiyor mu?

Daniel Libeskind:
Büyümemiz derece derece ve organik oldu. New Yo