
Mimarlar Odası Antalya Şubesi Yayın Kurulu’nun 22 Temmuz tarihinde Radikal Gazetesi’nde yayınlanan Hasan Üstün’ün “Belediyeler ve 'Uzman Oda' İttifakı!" adlı yazısına cevap olarak kaleme aldığı metni yayınlıyoruz.
"Şubemiz uzun yıllardır Antalya Tarihi Kent Merkezi’nin Antalya’ya yakışır bir şekilde düzenlenerek koruma altında bulunan Kaleiçi, Belbey, Haşim İşcan Kentsel Sit Alanları ile Pazar Hamamı, İki ve Tek Kapılı Han ve Balbey Camii’nin bulunduğu Hanlar Bölgesi’nin ilişkisinin doğru kurularak bu alanların kesintisiz izlenmesi, algılanması ve sağlıklaştırılması amacıyla çeşitli çalışmalar yapmaktadır. Şubemizin 2004 Yerel Seçimleri öncesinde yayınladığı raporlardan birisi Tarihi Kültürel Merkez başlıklıdır ve bu alanlarla ilgilidir.
Bu raporun birçok bölümünü de kapsayan bu bölgede Büyükşehir Belediyesi’nce başlatılan proje çalışmaları da odamızca izlenmekte ve katkıda bulunulmaktadır.
Mimarlar Odası Antalya Şubesi, Turizm Teşvik Yasası kapsamında Antalya il sınırları içerisinde ilan edilen Kültür Turizm Koruma ve Gelişim Bölgeleri’ne dava açmaktadır. (Sayın Üstün bu gibi konularla hiç ilgilenmiş midir?) Yukarıda belirttiğimiz alanda Bakanlar Kurulu tarafından Kültür Turizm Gelişim Bölgesi ilan edilmiştir. Bu güne kadar gelen belediyelerin bu bölgede gerek çok ciddi çalışmalar yapmamış olması, gerekse önceki yasaları da Büyükşehir Belediyeleri’ne bugünkü kadar kültürel alanlarla ilgili yetki tanınmaması nedenleriyle bu bölgelerde gerekli çalışmalar yapılmamıştır.
Bu bölgenin Kültür Turizm Gelişim Bölgesi ilan edilmesi aşamasında, Büyükşehir Belediyesi’nin (kamuoyunda yansıdığı şekliyle) sivil toplum örgütleri ve odamızla birlikte çalışmalar yapılması ve yine birlikte karar verilmesi halinde yasal yollara başvurmayacağımız konusunda görüşmeler yapılmıştır. Büyükşehir Belediyesi’nin isteklerimize olumlu bakması nedeniyle bu bölge proje ve düzenlemeler ile ilgili yasal yollara başvurulmamıştır. Şubemiz, Büyükşehir Belediyesi ile bu bölgede o tarihten bugüne birlikte ciddi çalışmalar yapılmaktadır.
Son olarak, Büyükşehir Belediyesi’nce Kaleiçi, Yat Limanı, Balbey, Haşim İşcan Mahallelerinde yapılacak çalışmalarla ilgili Büyükşehir Belediyesi ile protokol imzaladığımız da tüm Antalyalı’ların ve Mimarlar Odası Örgütü’nün bilgisi dahilindedir.
H. Üstün’ün Radikal Gazetesi ekinde çıkan yazısında bahse konu yapılar ve alan, Tarihi Kültürel Merkez dışında bağımsız olarak değerlendirilecek bir alan değildir. Yerel Seçimler’den hemen sonra Antalya Büyükşehir Belediyesi’nce oluşturulan Antalya Büyükşehir Belediyesi Projeler Koordinasyon Kurulu’nda; odamız üç üye ile temsil edilmektedir. Şehir Plancıları Odası’ndan bir temsilci, İnşaat Mühendisleri Odası’ndan bir Yönetim Kurulu Üyesi, Ticaret ve Sanayi Odası’ndan ikinci başkan, Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri, ilgili genel sekreter yardımcısı, Büyükşehir Belediyesi İmar Danışmanı’ndan oluşan bu kurulun, Kaleiçi, Yat Limanı, Kalekapısı, Cumhuriyet Meydanı, yazıdaki bahse konu alan, Balbey, Haşimişcan Mahalleleri ile Doğu Garajı’nı kapsayan bölgede uygulanacak, projelerle ilgili olumlu ve uygun görüşü vardır. Ve şube başkanımız Sayın M. Osman Aydın da şubemiz adına bu kurulda bulunan üç üyeden birisidir. H. Üstün’ün iddia ettiği gibi şube başkanımız M. Osman Aydın hiçbir şekilde Büyükşehir Belediyesi ücretli ya da fahri imar danışmanı değildir, olmamıştır, olmayacaktır. Bu konudaki saptırma H.üstün’ün kişiliğini ortaya koyması açısından önemlidir. Evet Şube Başkanı M. Osman Aydın Kent Konseyi’nde uzun süredir başkan vekilidir. Ancak bu görevi atanmış olarak yapmamaktadır. Her defasında demokratik kitle örgütleri, sivil toplum örgütleri ve meslek odası temsilcilerinin bulunduğu 600 kişilik Kent Konseyi’nce ezici bir üstünlükle seçilerek yerine getirmektedir. Koruma Kurulu’nda devamlı olarak Uzman Oda Temsilciliği yapmamakta, Şube Yönetim Kurulu her toplantı için ayrı bir temsilci belirlemektedir. Yine şube başkanımızın belediye başkan aday adayı olduğu dönemde hazırladığı raporlarda okullar ve hastane ile ilgili görüşü yoktur. Herhangi bir çelişki de söz konusu değildir.
Sözünü ettiğimiz Koordinasyon Kurulu’nca, bu projeler kapsamında bölgede tarihi, kültürel değerlerin korunması, geliştirilmesi, cephe düzenlemeleri, birçok bölgede çarpık yapılaşma sonucu algılanması ve izlenmesi mümkün olmayan tarihi yapıların ortaya çıkarılması çalışmalarının yanı sıra, kent merkezinin yayalaştırılması da düşünülmüştür. Cumhuriyet Meydanı’ndan Doğu Garajı’na, yine Cumhuriyet Meydanı’ndan Üçkapılar’a kadar olan yolların kademeli olarak yayalaştırılması kararı da alınmıştır.
Valilik Binası’nın yıkılması, Cumhuriyet Dönemi yapısı Gazi Mustafa Kemal İlköğretim Okulu’na taşınması, bu okulun restore edilerek, Valilik Binası olarak kullanılması için rölöveleri odamızca hazırlattırılmış ve bu binanın korunmasına en büyük katkı şubemizce sağlanmıştır. (Bu okul restore edilirken Sayın H. Üstün nerelerdedir?) Vakıf İşhanı’nın yıkılması bu bölgede yapılacak çalışmalarla tarihi Pazar Hamamı’nın, İki Kapılı Han’ın, Tek Kapılı Han’ın, bölgedeki sivil mimarlık örneklerinin açığa çıkarılması, Vakıf İşhanı’nın karşı sırasındaki dükkanların cephe düzenlemeleri ve sağlıklaştırmaların yapılması, okulların ve hastanenin yıkılarak bu alanın açık alan olarak düzenlenmesi, yeşillendirilmesi, bu alanın yaşamasına yönelik çok az yapı yoğunluğuna sahip kafeteryalarla desteklenmesi, Antalya Kent Merkezi’nin canlanmasında büyük katkısı olan, turistlerin her saat ziyaret ettiği salaş yapılarla hizmet veren Doğu Garajı’ndaki Altın Portakal esnafının, bu alanın altında yapılacak 2 katlı çarşıya taşınması (ülkemizin diğer kentlerinde yaşanan dönüşümlerin aksine amaç bu yapıların yerine rant tesisleri yapmak değil, meydan yeşil alan kazanımları ve yaşamın sürdürülmesine olanak sağlamaktır, esnafa başka bir yer bulunmaması halinde bu iki kat çarşı yapılmayabilecektir), yarışma sonucu elde edilen ve şu anda çarşıda barınan geleneksel el sanatlarıyla uğraşan esnafın yer alacağı Demirciler Çarşısı ve çevresinin bu alanlarla bütünleştirilmesi ile ilgili projeler hazırlanmıştır.
Antalya’da son yıllarda kentin birçok alanında yeni ve büyük ölçekli alışveriş merkezleri inşa edilmektedir. Ancak, kültürel açıdan bakıldığında, Antalya için geleneksel halk pazarlarının önemi günümüzde de yadsınamaz. Her türlü malın ve özellikle sebze ve meyvenin küçük ünitelerde satıldığı bir çarşı biçimi olan halk pazarı; nitelik olarak geleneksel esnaf ve müşteri ilişkilerini sosyo-kültürel süreklilik içinde devam ettiren, yerel halk ve turistlerin birlikte kullanacağı bir kentsel buluşma mekanı olarak tanımlanabilir. Bu nedenler ve bu amaçlarla Doğu Garajı alanının projeleri yarışma yoluyla elde edilmiş, geleneksel halk pazarı işleyişinin bu alanda korunması düşünülmüştür. Doğu Garajı ve Valilik alanlarında otobüsler için düşünülen otoparklarla turistlerin bu otoparklardan birinde indirilip, yukarıda tanımladığımız tarihi kültürel merkezde yaya olarak gezdikten sonra diğerinden tekrar alınması düşünülmüştür.
Sayın H. Üstün’ün yazısındaki alanla ilgili gelişmelere gelince:
1990 yılında Antalya Kent Merkezi’nde yer alan İnönü İlköğretim Okulu, İsmet İnönü Kız Meslek Lisesi ve Doğumevi yapılarını da içine alan ve odamızın katkılarıyla düzenlenen “Antalya Kalekapısı Kentsel Planlama ve Tasarım Projesi” yarışması jüri başkanı Özcan Altaban’ın yazısı ile yazı ekinde belirlenen yarışma alanının Antalya Koruma Kurulu’nca değerlendirilerek yarışma katılımcıları yönlendirici temel ilkeler ve esnekliklerin belirlenmesi ve Antalya Belediyesi’ne iletilmesi istenmiştir. Antalya Koruma Kurulu’nca bölge yerinde de incelenerek, Balbey, Yüksekalan ve Tahılpazarı Mahalleleri’ni kapsayan ve karar eki 1/1000 ölçekli paftada, korunması gerekli sokak ve taşınmazlar belirlenerek “korunması gerekli kültür varlığı” olarak tescil edilmesine karar verilmiştir. Bu paftada, ilgi yazıdaki bahse konu binaların tescillenmesine gerek görülmemiştir.
Antalya Belediyesi’nce, Eylül 1991 yılında Antalya Koruma Kurulu’na başvurularak Kalekapısı ve Çevresi Kentsel Tasarım Proje Yarışması’nın sonuçlandığı, müellifçe 1/1000 ölçekli planların hazırlandığı belirtilerek, bu plandaki sit sınırlarına ilişkin gerekli kararın alınması istenmiş, Antalya Koruma Kurulu’nca, sit sınırlarının yerinde incelenmesine karar verilmiştir. Kurulca, karar doğrultusunda yerinde yapılan inceleme sonucunda, 1992 yılı Ocak ayında Balbey Kentsel Sit Alanı ve etkileme geçiş alanı sınırlarının belirlendiği paftada ve yapılan çalışmada söz konusu okullar ve sağlık tesisi yapısı, Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Varlıkları olarak değerlendirilmemiş, tescil edilen kentsel sit alanı veya etkileme geçiş alanı içerisinde yer almamıştır.
Antalya Belediyesi’nce daha sonra “Kalekapısı Kentsel Planlama ve Tasarım Projesi” doğrultusunda bu alan ile ilgili imar planları yeniden düzenlenerek 1/1.000 ölçekli imar planında İnönü İlköğretim Okulu’nun bulunduğu alan ”çim” - çok işlevli merkez - Kız Meslek Lisesi’nin bulunduğu alan “eğitim kurumu”, Vakıf Hastanesi’nin bulunduğu alan da “Sağlık Tesisi” alanı kararı ile değerlendirilmiş, Vakıf Hastanesi yapısı önerilen yol düzenlemesi sebebi ile kısmen yolda kalmıştır.
Bu dönem Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından hazırlanan ve 2005 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca onaylanan 1/25.000 ölçekli Nazım İmar Planı’nda, Kent Merkezi Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi “Merkez Koruma ve Dönüşüm Alanları” olarak tanımlanmış, bu doğrultuda Cumhuriyet Meydanı ve Valilik Binası, Hanlar Bölgesi Kalekapısı Çevresi, Sobacılar Çarşısı ve Okullar Bölgesi’nde alt bölge proje çalışmalarına Antalya Büyükşehir Belediyesi’nce başlanmıştır.
Daha sonra bölge ile ilgili 1/5.000’lik ve 1/1.000’lik planlar hazırlanarak onaylanmış Koruma Kurulu ile ilgili olan bölgeler kuruldan geçirilmiştir.
1/1.000 ölçekli Uygulama İmar Planı’nda, okulları ve hastaneyi kapsayan alana MGA - Merkez Gelişim Aksı - kararı getirilmiş ve bu alan üzerindeki yapıların kaldırılması ve meydan, bodrum (yer altı çarşısı gibi) ve otopark düzenlemesi öngörülmüştür. Bütün bu gelişmeler yaşanırken, okulların ve Vakıf Hastanesi’nin korunmasını isteyenlerden hiçbir yasal yollara başvuru girişimi gelmemiştir. Bu aşamada Sayın H. Üstün nerelerdedir? Neden hukuksal yollara başvurmamıştır?
Söz konusu yapıların yerinde yapılan incelemesinde ve yapılar ile ilgili yapılan araştırmalar ve yazışmalar sonucu elde edilen belgelerden; İnönü İlköğretim Okulu yapısının 1946 yılında, dönemin Antalya Valisi Haşim İşcan tarafından, iki katlı olarak inşa ettirildiği, 1962 yılından itibaren yapıya fiziki müdahalelere başlandığı, 1965’de doğu bölümüne, 1982 yılında batı bölümüne kat ilaveleri yapıldığı, yine 1992 yılında yapıda kapsamlı bir onarım çalışması yapıldığı, İsmet İnönü Kız Meslek Lisesi yapısının da 1942 yılında dönemin Valisi Haşim İşcan tarafından iki katlı oturtma çatılı bir yapı olarak yaptırıldığı, ancak 1970’li yıllarda yapıya bir kat daha eklenerek çatının kaldırıldığı, çatının teras çatıya dönüştürüldüğü ve okul bahçesine ilave bir yapı daha yapıldığı, bugün Vakıf Hastanesi adı ile bilinen, eski Doğumevi’nin 1946 yılında Antalya Güzelleştirme Cemiyeti tarafından inşa ettirilerek Sağlık Bakanlığı’na tahsis edildiği, 1987 yılında binada çeşitli onarım ve tadilatlar yapıldığı ve Akdeniz Sağlık Vakfı’nın kullanımına verildiği, özellikle kullanım amacı doğrultusunda önemli onarım ve tadilatlar gördüğü bilinmektedir. Konu ile ilgili olarak yapılan başvurular nedeniyle Antalya Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nca yeniden ele alınmış ve yerinde yapılan incelemeler sonucu 09.03.2007 tarih 1497 sayılı karar alınmıştır.
Karar: “Uluslararası alanda da kabul edilen bu tanımlar ve koruma kurumsal yaklaşımları çerçevesinde İnönü İlköğretim Okulu, İsmet İnönü Kız Meslek Lisesi ve eski Doğumevi yapıları incelendiğinde, bu yapıların yapıldıkları dönemin mimari yaklaşımları bağlamında çok özel nitelikler göstermediği ve geçirdikleri köklü değişimlerle günümüze gelmiş olduklarından, içerdikleri işlevlerin günümüz tanımlarına uygun mekansal kaliteyi de taşımadıkları, dolayısıyla 2863 sayılı yasada getirilen kültür varlığı tanımı kapsamında aranan nitelikleri bünyesinde barındırmadıkları görüldüğünden 'korunması gerekli kültür varlığı' olarak tescillerinin uygun bulunmadığına (Olumsuz)
Yapıların kentsel belleğin bir öğesi olarak taşıdıkları anı değerlerinin ise farklı tasarımlarla sürdürülebileceğinin tavsiyesine karar verildi.” şeklindedir.
Yukarıdaki bilgilendirmelerimiz ve yine, yukarıda açıkladığımız tarihi bölgenin Kültürel Merkez olarak hayata geçirilebilmesi, yaya ulaşımı, bölgenin algılanması, düzenlenmesi, sağlıklaştırılması için Balbey Mahallesi’nin, Kalekapısı, Kaleiçi ve hatta Haşim İşcan Mahallesi’yle Atatürk Caddesi üzerinden bütünleşmesi için bu yapıların yıkılması, kamulaştırmalar kolaylaştığında bu yapıların Kalekapısı’na doğru, yakınında bulunan binaların da (Vakıf İşhanı, Tekel, İş Bankası, Belediye İşhanı vb.) şubemizce yıkılması gerektiği belirlenmiştir. Şubemizin Büyükşehir Belediyesi ile imzaladığı protokol doğrultusunda Kaleiçi, Yat Limanı, Kalekepısı, Balbey, Haşimişcan Mahalleleri’nin yeniden planlanması ve bütünleştirilmesinin kısa sürede gerçekleştirilebileceği düşünülmektedir. Kaleiçi’nde, sokak düzenlemeleri, trafik ile ilgili tedbirler konusunda başlatılan çalışmalar bu düşüncelerimizi kanıtlar niteliktedir. Kısacası Şubemiz, konuyu iki okulun ve bir sağlık tesisinin yıkımı olarak görmemektedir. Yukarıda tanımladığımız bölgenin; Tarihi Kültürel Merkez olarak yeniden ele alınması, aktif yeşil alanlarla da desteklenerek bütünleştirilmesi olarak görmektedir. Koruma Kurulu’nun son kararında da belirlendiği gibi hastane ve okul yapıları, inşa edildikleri tarihteki mimari özelliklerini yukarıda belirttiğimiz tadilat ve kat artışlarıyla tamamen kaybetmişlerdir. Ancak tabii ki bu yapıların anı değerleri vardır. Şubemizin de destek verdiği Kent Müzesi çalışmalarında ve alanda yapılacak çalışmalarla anı değerlerinin yaşatılabileceğini, merkezin bütünleştirilmesinin çok çok önemli olduğu ve bu açıdan bakınca bu yapıların yıkılmasında bir sakınca olmadığını düşünmektedir.
Doğan Kuban, Özcan Altaban, Cengiz Bektaş’ın görüşlerine gelince; şubemizce düzenlenen sempozyumda davetli olan bu bilim adamları binalar ilk yapıldıkları kat ve özelliklerdeymiş gibi tek taraflı bilgilendirilerek rapor yazmaları sağlanmıştır. Şubemizce bu raporlar engellenebileceği halde demokrasi anlayışımız gereği bu yola başvurulmamıştır.
H. Üstün’ün yazısında yer alan Dokuma konusunda da odamızın tavrı net olmuştur. Önce kamuoyu oluşturularak; Dokuma’nın özelleştirme kapsamında satışının engellenmesi ve kente kazandırılmasında önemli katkılar konmuş, alanın inşaat emsali tek başına odamız girişimleri ile E=0,60 düşürülmüştür. İhalesiz veriliş şekline önce şubemizce tepki konmuştur. Dokuma alanının ön tarafındaki ana fabrika binası H. Üstün’ün ANFAŞ’a (fuarcılık şirketi) bağlı fuar alanı yani ticari alan önerisinin aksine şubemiz katkılarıyla Modern Sanatlar Müzesi’ne dönüştürülmüştür.
Şubemizin hükümet ve belediye ile ilişkilerine gelince: Kıyı Yasası Yönetmeliği gibi ulusal konularda şubemizin ciddi girişimleri olmuş, yönetmelikte yapılan değişikliğe dava açılarak iptal ettirilmiştir. Kıyı Yasası’nda yapılmak istenen değişiklikler de şubemizce takip edilmektedir.
Kentimiz için çok önemli olan 3.500 dönümlük Lara Kent Parkı’nın bugünkü hükümetçe uluslararası ortaklı şirketlere tahsisinin engellenmesi konusundaki mücadelede şubemiz ve şube başkanımız çok önemli katkılar koymuştur. Yine kentimizin 2.600 dönümlük akciğeri Vakıf Çiftliği’nin aynı yolla tahsisinin engellenmesine şubemiz ve başkanının katkıları tüm Antalya kentince bilinmektedir. Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin Antalya’daki Toprak Mahsulleri Ofisi alanının değerinin çok altında bir bedelle satılmasından sonra plan değişikliği yapılarak, ticari alana dönüştürülmesi isteminin iptaline, karayollarına ait Akdeniz Üniversitesi karşısındaki alanın plan değişikliği yapılarak özel sağlık tesisi alanına çevrilmesi ve satışa çıkarılmasına, Antalya Büyükşehir Belediyesi Katlı Otoparkı’nın zemin katını ticari amaçla kullanabilmek amacıyla plan değişikliği yapılmasına, Antalya Büyükşehir Belediyesi’nce 100. Yıl Spor Tesisleri alanında ticari alan yaratılmak üzere 1/5.000 ve 1/25.000 ölçekli planlarda değişiklik yapılmış, değişiklik işleminin iptaline, Aynı alanda “tüm bodrum katlarda bağımsız birim numarası alınarak ticaret yapılabilir ve blok boyu ve derinliği şartı aranmaz” şeklinde plan notu ilavesi ile ranta yönelik sınırsız bodrum kat yapılmasına ve yine parselin zeminde tamamına yapı yapılmasına karşı davalar açılmıştır.
Antalya Büyükşehir Belediye Meclisi’nce bu alanda son yapılan plan değişikliği işleminin iptali için de şubemizce dava açma hazırlığı devam etmektedir.
Lara Kent Parkı’nı Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin elinden dolayısıyla halkın elinden alınmasına neden olan Bakanlar Kurulu’nca alanın “Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi” ilan edilmesine ilişkin Bakanlar Kurulu kararının ve dayanağı olan yönetmeliğin iptali ve yönetmeliğin dayanağı olan 2634 sayılı Turizmi Teşvik Yasası’nın iptali istemiyle Anayasa Mahkemesi’ne götürülmesi istemiyle şubemizce dava açılmıştır.
Lara Kent Parkı’nın tahsis kararlarına ilişkin de şubemizce diğer bazı meslek odaları ile birlikte dava açılmıştır.
Bütün bu gelişmeler yaşanırken bütün bu konulara kente duyarlı H. Üstün’ün duyarsız kalma nedeni kişisel olarak öne çıkamayacak olması olabilir mi?
AKP’li Büyükşehir Belediyesi’nin kamu yararına aykırı plan değişikliği işlemlerine karşı bu kadar çok dava açan Mimarlar Odası Antalya Şubesi’nin ve başkanının rant yaratma operasyonlarında hangi sınıfı temsil ettiğini olsa olsa ancak H. Üstün anlayamaz ya da kavrayamaz. Hele kentteki hükümet uygulamalarına ve Büyükşehir Belediyesi icraatlarına dava açan, kamuoyu oluşturan bir şubeyi, “belediyeyle-uzman Oda ittifakı” olarak suçlamaya H. Üstün’den başka kim inanır ve kalkışır ki? Hele bu şubeyi AKP hükümeti ile birlikte TMMOB’yi içten yıkmaya çalışmak senaryosu ve/veya komplo teorisi ancak H. Üstün'den beklenilebilir.
H. Üstün’ün iddialarındaki, uluslararası sermayeye hizmet edecek kent patronları yaratacak rant şirketine gelince; Mimarlar Odası Antalya Şubesi Olağan Genel Kurulu 21 Ocak 2006 tarihinde yapılmıştır. Genel Kurul’da şubenin, kentle ilgili dışa dönük çalışmaları yanında, üyelerinin sosyal ve ekonomik sorunlarına daha çok eğilmesi gerektiği belirtilmiştir. Mesleki denetimin daha ciddi uygulanması için tedbirler alınması ve ekonomik sorunlarla ilgili Yönetim Kurulu’nun çalışma yapması istenmiştir. Genel Kurul’da bu konuların karara bağlanmasıyla ilgili bir Olağanüstü Genel Kurul yapılması kararı da alınmıştır.
Şube Yönetim Kurulu Olağan Genel Kurul sonrası yaptığı çalışmalar sonucunda, Olağan Genel Kurul gereği Olağanüstü Genel Kurul 10 Şubat 2007 tarihinde;
Mimarların ekonomik sorunları hakkında görüşme, mimarlık yasası ve mimarlık politikaları, Batı Akdeniz Mimarlık Sergisi ve Ödülleri şartnamesinin görüşülmesi, Sürekli Mesleki Gelişim Merkezi / Antalya Birimi bilgilendirme gibi gündem maddeleri ile toplanmıştır. Yani Olağan Üstü Genel Kurul H. Üstün’ün iddia ettiği gibi şirket kurmayla ilgili ve tek maddeli değildir.
Gündemin 5.maddesinde, üyelerin ekonomik sorunları ile ilgili olarak serbest, kamuda ve özel sektörde çalışan üyelerimizin sorunları ve çözüm önerileri tartışılmıştır. Yine aynı maddede, bölgesel kalkınma, havza planlaması gibi konularda mimarların iş olanaklarının araştırılması için hazırlanan proje ile ilgili çalışmaların devam etmesi kararlaştırılmıştır. Yine aynı maddede ülke inşaat sektöründeki durgunluk ve çıkmazlar ele alındığında, mimarların tek başlarına, değerlendiremedikleri küçük birikimlerini birleştirerek bütün üyelere açık kuracakları anonim şirkette değerlendirip değerlendiremeyecekleri tartışılmış, bu şirketin proje şirketi olmaması daha çok bina güçlendirmesi, laboratuar ve inşaat işleri yapması, inşaat malzemeleri üretimi, pazarlaması, ithalatı ve ihracatı konularında iştigal etmesi gerektiği belirlenmiştir. Ve şube yönetiminin bu şirketin kurulması için çalışma yapması, kurulabiliyor ise mesleğimizi toplum gözünde küçük düşürecek işleri almaması, yapmaması için şirketin şubemizce denetlenmesi görüşü benimsenmiştir.
Şube Yönetim Kurulu’muz, şubemizin hiçbir şekilde de şirkete ortak olamayacağı, ortak olmak istese de yasalar ve yönetmelikler gereği ortak olamayacağı, kurucusu olamayacağının bilincindedir ancak bir şirketin kurulmasına, üyelerinin isteği ve Genel Kurul kararı gereği destek olacaktır. Bu şirket bugüne kadar ne kurulmuştur, ne ana sözleşmesi belirlenmiş ne de ortak kaydetmektedir. Üyeler yukarıdaki gerekçelerle bu şirketi kurmak isterlerse, sadece toplanmalarına şubece katkı konabilecektir.
Kurulmamış bir şirketi kurulmuş ve ortak kaydediyor gibi göstermek, böyle bir şirketi yazıdaki gibi hayal etmek, seçilmiş Mimarlar Odası Antalya Şubesi Yönetim Kurulu hakkında, seçen üyelerine değil de üst örgütlerine yakınmak ancak, H. Üstün’ün beynine ve demokrasi anlayışına sığabilir. Mimarlar Odası Antalya Şubesi’nin bütün çalışmaları şeffaftır, açıktır. Bizim Sayın H. Üstün’ün gazeteciliğini, öğretim üyeliğini ve bu çamur atma girişimlerinin kendisine sağlayacağı yararı sorgulama gibi bir niyetimiz yoktur. Ancak H. Üstün’ün bu davranışının gerekçesi kendisini unutturmamak ve ön plana çıkarabilmek amacıyla ve olsa olsa, çamur at izi kalsın düşüncesiyle hareket ederek Antalya kamuoyunda kamu yararına yaptığı başarılı çalışmaları nedeni ile haklı bir yer edinen Mimarlar Odası Antalya Şubesi’ni suçlayarak dikkatleri üzerine çekmek ve bu yolla gündemde kalma içgüdüsü olabilir. Yukarıdaki konularda Şubemizin çalışmaları ise her zaman her türlü araştırmaya açıktır."Konuyla İlgili LinklerYorumlarYorum Sayısı: 6
4 Ekim 2007, 10:14Yazan: Gül Keskin"...Büyükşehir Belediyesi, burasının tapusunu almadan proje bütünlük teşkil ettiği için proje geliştirilemiyor. Büyükşehir Belediyesi bu alanı kent meydanı, yeşil alan, gezi yeri olarak düşünmüş; altını da otopark yapmak istiyor. Gayet güzel bir proje.
Bazı muhalefet partilerin temsilcileri, “burası kesinlikle ticari alan olacak, hatta üçüncü şahıslara terk edilecek, Özel İdare’nin yerini vermeyelim” diye siyaset yapıyorlar..."
Cumhuriyet Meydanı, Kaleiçi, Kalekapısı ve Doğu Garajı gibi Antalya'nın önemli alanlarını kapsayan Kentsel Dönüşüm projesiyle ilgili Akşam Gazetesi'nden yeni bir yorum geldi. Akşam'dan İdris Taş'ın yazısına buradan ulaşabilirsiniz.
27 Ağustos 2007, 12:14Yazan: Gökçe ArasHasan Üstün'ün 12 Ağustos 2007 tarihinde Radikal İki ekinde yayınlanan yazısını değerlendiren Osman Aydın tarafından kaleme alınan yazıya aşagıdaki linkten ulaşabilirsiniz.
Antalya gerçekleri
Hasan Üstün'ün 12 Ağustos 2007 tarihinde Radikal İki ekinde yayınlanan son yazısını değerlendirmeden iki konuya dikkat çekmek istiyorum. Birincisi H. Üstün şirket konusunda hiç de gerçekleri yansıtmayan yazılar yazdı. Ona bu yazıları yazabilmesi için yalan yanlış bilgiler veren Şubemizin üyesi arkadaşımız kurulmasını istemedi diye, inşaat sektöründeki krizi aşmak üzere üyelerimizin tek başlarına değerlendiremedikleri birikimlerini değerlendirecekleri bir şirket kurmak istemeleri halinde kendilerine engel olmayacağımızı, aksine onların biraraya gelmelerine destek vereceğimizi herkesin bilmesini isteriz.
.....
14 Ağustos 2007, 11:01Yazan: Zeynep GüneyHasan Üstün'ün, TMMOB'nin başlattığı inceleme hakkında Radikal'de çıkan yazısı;
TMMOB için 'yol haritası'
Hasan Üstün'ün kişisel ricası, yazıya ilgi gösteren okuyucuların en altta verilen dipnotlarda internet linki olan yazıları da okumaları yönünde. Üstün, iki yıllık bir dönemi kapsayan tartışmalarla ilgili yazının bağlamının ancak böylece tamamen ortaya çıkabileceğini belirtiyor.
TMMOB, "Belediyeler ve 'uzman oda' ittifakı" yazısındaki tespitlerle ilgili olarak, Antalya'daki üyeleri, bazı Odalar hakkında inceleme başlattı.
... TMMOB'un incelemesi için bir "yol haritası" oluşturmak amacıyla, inkâr edilen "ittifak"lara belge ile cevaptan önce iki hatırlatma: Kent mekânlarını uluslararası sermaye için daha "cazip" kılmada bir araç olan "kentsel dönüşüm"ün hakim felsefesine karşı çıkmadan "kamu yararı"na politika üretmek mümkün müdür? Kentsel dönüşüm projelerinde kentin sosyal, kültürel ve psikolojik çok yönlü ilişkilerinin görmezden gelindiğini ve fiziksel mekâna sadece estetik ve sermaye mantığıyla bakıldığını "uzman oda" yöneticileri bilmiyor mu? (3) "Doğru" işler yapması Mimarlar Odası'nın "kentsel dönüşüm" "yanlış"larını affettirir mi? Yanıt "evet" ise kaç "doğru" kaç "yanlış"ı götürüyor?..
26 Temmuz 2007, 12:02Yazan: Omer YilmazHasan Üstün'ü hiç tanımazdım. Ama Antalya Şubesi'nin epeyce tanıdığı bir isim belli ki. Yazıda kendisi ile ilgili epeyce yorum var:
Googlelayınca şunu buldum: Akdeniz İletişim*-*Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi
Bu arada Antalya'nın açıklaması ile ilgili bir sorum var: Hasan Üstün'ün Dokuma'nın fuar merkezine dönüştürülmesini istediği iddia ediliyor. Bu doğru mu?
Dokuma arazisi Multi Türkmall tarafından Dokuma Modern Sanat Müzesi ve Forum Antalya Alışveriş Merkezi olarak projelendiriliyor.
![[image]](http://forum.arkitera.com/images/upload/turkmall_antalya2.jpg)
26 Temmuz 2007, 11:00Yazan: Melis GökerRadikal Gazetesi'nde 22 Temmuz'da yayınlanan "Belediyeler ve 'Uzman Oda' İttifakı!" adlı haber hakkında Antalya Mimarlar Odası Yönetim Kurulu'nun yaptığı açıklama Arkitera.com'da.
Şubemiz uzun yıllardır Antalya Tarihi Kent Merkezi’nin Antalya’ya yakışır bir şekilde düzenlenerek koruma altında bulunan Kaleiçi, Belbey, Haşim İşcan Kentsel Sit Alanları ile Pazar Hamamı, İki ve Tek Kapılı Han ve Balbey Camii’nin bulunduğu Hanlar Bölgesi’nin ilişkisinin doğru kurularak bu alanların kesintisiz izlenmesi, algılanması ve sağlıklaştırılması amacıyla çeşitli çalışmalar yapmaktadır. Şubemizin 2004 Yerel Seçimleri öncesinde yayınladığı raporlardan birisi Tarihi Kültürel Merkez başlıklıdır ve bu alanlarla ilgilidir.
Haberin devamını okumak için...
25 Temmuz 2007, 00:27Yazan: Omer YilmazRadikal'de bugün yayınlanan bu oldukça ilginç konunun tamamını foruma da kopyalıyorum. (Arkitera.com Haberler'den takip etmek daha kolay. Şurada.) Antalya'da belediye, kurul ve odalar işbirliği marifetlerini sürdürüyor. Son örnek: 60 yıllık İsmet İnönü Kız Enstitüsü binası yıkıldı, yerine yeraltı çarşısı yapılacak. Anıtlar Kurulu ve Antalya Mimarlar Odası'nı mercek altına almanın zamanı gelmedi mi? Antalya'da korkulan oldu! Antalya Büyükşehir Belediyesi, "kentsel dönüşüm" adı altında yıkıp yeraltı çarşısı yapmak istediği İsmet İnönü Kız Enstitüsü'nün 60 yıllık binasını 28 Haziran akşamı altı saatte yerle bir etti. İnönü İlköğretim Okulu da aynı amaçla 19 Haziran'da boşaltmıştı. Boşaltma ve yıkım için okul aile birliğinin 2. Bölge İdare Mahkemesi'nde açtığı davada, 21 Haziran'da "yürütmeyi durdurma" kararı çıktı. Bu karar üzerine, Büyükşehir Belediyesi, üç gün sonra, okulu eski binasına taşımak zorunda kaldı. Otoritesi sarsılan Büyükşehir Başkanı Menderes Türel, başarısız(!) okul taşıma işlemi ve yıkım girişiminden ders alarak(!) bitişik parseldeki Kız Enstitüsü binası için "fiili durum" yarattı. Eğitim Sen'in Kız Enstitüsü'nü yıkma girişimine karşı hukuki süreç başlatacağını açıklamasından bir gün sonra dört devasa iş makinesi ile saat 18.00'de yıkım başlattı. (1) Zabıtalar eşliğinde savaş yöneten bir komutan edasıyla yıkımı yerinde denetleyen Başkan Türel, İnönü İlköğretim'de sarsılan imajını tamir etmeye çalıştı. Gece karanlığında sürdürülen yıkım saat 24.00'te tamamlandı ve 40 derece sıcakla başetmekle meşgul Antalyalıların tepkisi de bertaraf edildi! Antalya'nın yıkım tarihi Antalyalıları -"Binalar kentin belleğidir, korunsun" ve "Çarşı turist çeker, yıkılsın" diye- ikiye ayıran bu yıkım süreci çok tartışıldı. (2) Bu tartışma bundan sonra da tekrarlanacak. Çünkü Antalya'da iktidar olanların ilk icraatı, mevcut yapıları yıkıp rant alanları yaratmak. Bu yıkımlardan ilk akla gelenler: - 1930'larda Kale Surlar'ı yıkıldı, taşları inşaatlarda kullanıldı. - 1940'larda gayrimüslim mezarlıkları ve ibadethaneleri yıkıldı ve yerine halkevi, okul vb. yapıldı. - 1970-80'lerde belediye, hapishane, hükümet konağı ve il özel idaresi gibi kamu yapıları yıkıldı ve çoğunun yerine iş merkezi dikildi. - Bu "utanç listesi"ne yıkılıp yeri "park" olan Memleket Hastanesi, Elhamra Sineması, Un Fabrikası, Vatan Kıraathanesi, sivil mimari örneği binlerce ev ve işyeri de eklenebilir. - 2004'te Büyükşehir ve Kepez'de iktidar olan AKP'li belediyeler ve Antbirlik yıkımları hızlandırdı. Kepez Belediyesi'nin yıkıp iş merkezi yapmak istediği Dokuma Fabrikası, kısmen kurtarıldı. (3) Antbirlik, Cumhuriyet'in ilanının kutlandığı asırlık kır kahvesini yerle bir etti. (4) - Son olarak Kız Enstitüsü yıkıldı. İnönü İlköğretim ve Doğumevi ise sırada. Temas-mesafe sorunu Türkiye'de her zaman rastlanan bu yıkımlarda yeni olan "uzman odalar" ile "yıkıcı" belediyelerin ittifakı. Bu nedenle, son üç yıkımı meşrulaştırmayı misyon edinen Antalya Mimarlar Odası ve Başkanı Osman Aydın'ın ve ona açık ya da örtülü destek olan Şehir Plancıları ve İnşaat Mühendisleri Odası yöneticilerinin "yıkıcı" belediyelerle ittifakı TMMOB ve üye odalarda ivedilikle tartışılmalıdır. Bu tartışmada öncelikle sorulması gereken soru, kentin rantını dağıtan belediyeler ile "kamu yararı"nı gözetmesi beklenen(!) "uzman oda"ların "temas" ve "mesafesi"nin ölçüsünün ne olacağı ve bu ölçünün hangi toplumsal sınıflardan yana belirleneceğidir. Adnan Menderes'in siyasi mirasçısı Menderes Türel, kendisini Antalya Ticaret ve Sanayi Odası başkanlığından Büyükşehir'e terfi ettiren sınıfların çıkarını başarıyla savunuyor. Kendi deyimiyle Antalya'yı "tüccar gibi" yöneten Türel, "kentsel dönüşüm" adı altında okul, hastane ve park alanlarını imar değişikliği marifeti ile yerel ve uluslararası sermayeye açarak görevinin hakkını fazlasıyla veriyor! Peki AKP'li Büyükşehir'e "imar danışmanlığı" yapan CHP'li Mimarlar Odası Başkanı, bu rant yaratma operasyonlarında hangi sınıfı temsil ediyor? Köy Enstitüleri ve benzer pek çok mimari mirasın korunmasına öncülük eden Mimar Odası Genel Merkezi, Cumhuriyet dönemi yapılarının korunması için 2007'de yeni bir kampanya başlattı. Antalya Mimarlar Odası Başkanı Osman Aydın ise, Büyükşehir İmar Danışmanı, Koruma Kurulu'nun "uzman oda" temsilcisi (diğeri Şehir Plancıları Odası), Kent Müzesi Danışma Kurulu üyesi ve Kent Konseyi'nin "daimi" başkanvekili sıfatlarıyla erken Cumhuriyet yapıları Doğumevi (1945), Kız Enstitüsü (1942) ve İnönü İlkokulu (1946) için "yıkılsın" dedi. Bu tutum, sadece Mimarlar Odası'nın koruma politikaları ile değil, 2004'te CHP'den Muratpaşa Belediye Başkanı aday adayı iken bu binaların kültürel amaçla kullanılmasını savunan Aydın'ın kendi fikirleriyle de çelişkilidir (5). Aydın'ın Dokuma Fabrikası için "Tarihi değeri yok, yıkılabilir" demesini, İnşaat Mühendisleri Odası'nın "Dokuma binaları beton ömrünü tamamlamıştır, yıkılabilir" raporu yazmasını ve Şehir Plancıları Odası'nın da söz konusu yıkımlarla ilgili ses çıkarmamasını izah etmek güçleşiyor. "Oda+şirket" modeli Kültür Bakanlığı, üniversiteler, belediye ve baro gibi kurumların dengeli temsiline dayalı Koruma Kurullarının Antalya'da bir istisnası var. İlgili belediyeler Kurul'da bir üye (imar müdürü) ile temsil edilir. Antalya'da ise Büyükşehir'in İmar Başdanışmanı Feridun Uyar da Kültür Bakanlığı adına Kurul üyesidir. Kurul Başkanı Prof. Haluk Abbasoğlu gibi, bu "istisnai" temsili hayra yorabiliriz. Ancak, yukarıda anılan örneklerin tümünde olduğu gibi "uzman oda" temsilcileri ile Büyükşehir'in görüşlerinin çakışması durumunda diğer Kurul üyelerinin işi kolay olmasa gerek! Örneğin, Doğan Kuban, Özcan Altaban, Cengiz Bektaş gibi uzmanlar, Doğumevi, Kız Enstitüsü ve İnönü İlköğretim binalarını erken dönem Cumhuriyet mimarisi örneği olarak onarılıp korunacak nitelikte bulmuştu. (6) Antalya Koruma Kurulu ise aynı binalar için "mimari değeri yok sadece anı değeri var" dedi. Kurul kararının özeti bu ifade ise, Kurul incelemesinden bir süre önce Mimarlar Odası Başkanı'nın ağzından haber manşeti olmuştu. Bu örnekler, TMMOB'u tasfiyeye hazırlanan AKP'nin ve Galataport ve Dokuma gibi alanlara talip olan uluslararası sermayenin de teşvik ettiği "oda+şirket" modelinin Antalya'daki hazırlık süreci olarak okunmalıdır. Antalya Mimarlar Odası, "oda+şirket" modelini karara bağlamak üzere 10 Şubat 2007'de olağanüstü kurul toplayarak TMMOB'un "tasfiyesi" sonrası sürece kendini hazırlamış bile. "Mimar... A.Ş." ana sözleşmesi yazılmış ve ortak kaydı devam ediyor... Sonuç Başta TMMOB Başkanı Mehmet Soğancı ve Mimarlar Odası gibi diğer oda yöneticileri, "oda+şirket" modelini ve buna bağlı olan "temas" ve "mesafe" tartışmasını ertelediği ve üye oda yöneticilerinin sınıfsal tercihlerini kamuya açık olarak sorgulamadıkları sürece, hem AKP, TMMOB'u "tasfiye" için adeta "kaleyi içeriden fethetmiş" olacak hem de bilimsel aklı devre dışı bırakan ve "uzmanlığı" da ranta dayalı kent yönetimi politikalarını meşrulaştırma aracı olarak gören yıkıcı "kent patronları", kamusal yapılardan ve alanlardan yeni rant bölgeleri yaratıp sermayenin hizmetine sunmaya devam edecektir! Dipnotlar: 1. Kanal VIP 2. Hasan Üstün, "Kadınların tarihi erkeklerin kararı", Radikal İki, 18 Mart 2007 3. "Dokuma" Kısmen Tabiat Varlığı Oldu 4. Cemil Cahit Sönmez, "Ben yüzyıllık kır kahvesi idim", Radikal İki, 1 Nisan 2007 5. Cemil Cahit Sönmez, "Binaları koruma (ma) kriteri arsasının rant değeri mi?", Radikal İki, 13 Mayıs 2007 6. Binaların "Anı Değeri" Nasıl Sürdürülecek? Tarih: 24 Temmuz 2007 Kaynak: Radikal Yazan: Hasan Üstün
Bütün yorumları forumda okuyun!










