Tarih: 9 Temmuz 2007 Kaynak: Radikal Yazan: Serkan Ocak, Yurdagül Şimşek
İyi haber: Küresel ısınma tehlikesi partilerin seçim bildirgelerine ilk kez girdi. Kötü haber: Çevreci örgütler partilerin vaatlerini inandırıcı ve tutarlı bulmadı. Siyasi partilerin bildirgelerindeki vaatler çevreciler tarafından inandırıcı bulunmadı. 2002 seçimlerindeki parti bildirgelerinde 'küresel ısınma'nın adı dahi geçmiyordu. Partilerin 22 Temmuz için hazırladığı vaatlerde küresel ısınma bol bol zikrediliyor. Ancak iklim değişikliği konusunda dünyanın neredeyse tamamının taraf olduğu ve Türkiye'nin hâlâ imzalamadığı Kyoto Protokolü hiçbir parti bildirgesinde geçmiyor. Çevreci örgütler, daha önceki seçim beyannamelerinde yer bulamayan konuların gündeme alınmasından dolayı mutlu olsa da sözlerin çoğunun içi boş, yüzeysel ve yetersiz olduğunu düşünüyor. Örgütlerin görüşleri şöyle:
TEMA Vakfı Müdürü Uygar Özesmi: Çevrenin önemli bir konu başlığı değilmiş gibi görülüyor. Çevre politikaları her şeyden önce parti programları hazırlanırken birinci konu olarak ele alınmalıdır. Çünkü diğer tüm politikalar çevreye bağlı. Bu yıl en büyük problem kuraklık. Söz konusu olan geleceğimiz. Nükleer enerji Türkiye için bir öncelik değil. Yenilenebilir doğa dostu kaynaklara yönelmek ve enerji verimliliğini sağlamak öncelik. Nükleer enerji yatırımları, yenilenebilir enerjiye kaydırılmalı. Organik tarıma nasıl geçileceği ve topraktaki karbonun ne şekilde korunacağına dair politikalar belirlenmeli. Ülkenin gıda güvenliği tehlikede. Somut öneriler ortaya konulmalı. TEMA'nın çevre manifestosunda da yer alan politikalar ele alınmış ancak altı doldurulmamış vaatler olarak karşımıza çıktı. Orman Kanunu'ndan 2B tamamen kaldırılmalıdır. TEMA partilerin vaatlerinin kamuoyu adına takipçisi olacak.
Doğa Derneği Müdürü Güven Eken: Vaatler çok yüzeysel. Daha spesifik, şekli şemali belli olan proje isimleri verilmeliydi. Çevre konusunu tüm partiler izole bir konu olarak ele almış. Eğitim, sağlık gibi ayrı bir konu olarak değerlendirilmiş. Halbuki çevre, tarım, enerji, eğitim gibi tüm konularda ilişkilidir. Koalisyon hükümeti 'çevre' konusunda mutlak suretle daha faydalı olacaktır. Taban tabana zıt konular da var. Bu da samimiyete gölge düşürüyor. Küresel ısınma, susuzluk ve tarım önümüzdeki beş yıl en çok konuşulacak konular. Bunlar birbirini tetikliyor, bir döngü söz konusudur. Bu döngünün hiçbir parti tarafından keşfedilmediğini görüyoruz. Partilerin çevre konusundaki vaatlerinde tek olumlu olan taraf, hemen hemen tüm partilerin çevre konularındaki politikalarında sivil toplum kuruluşlarıyla işbirliği içersinde olacağının net bir şekilde ifade edilmesidir.
WWF-Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı) Genel Müdürü Dr. Filiz Demirayak: Çevre Mevzuatı'nın oldukça kapsamlı olmasına rağmen, bütüncül bir çevre politikası oluşturulamamış. Bu bile bize, Türkiye'de çevrenin bir bütün olarak veya su kaynakları, iklim, ormanlar gibi yaşamsal bileşenleriyle beraber siyasetçinin gündeminde olmadığını gösteriyor. Partilerin seçim bildirgelerinde genelde tarım konusuna ağırlık verildiği dikkat çekiyor. Seçim bildirgelerinde ormancılık konusunda orman köylüsünün kalkındırılmasına çokça değinilirken, bunun nasıl yapılacağı yeterince açık değil. Siyasi partiler, küresel iklim değişikliğini görmezden geliyor ya da son derece yüzeysel değiniyor. Su kaynaklarının devamlılığı ve genetik çeşitlilik açısından var olan ormanların korunması konusu yok denecek kadar az.
Greenpeace İklim Değişikliği Sözcüsü Hilal Atıcı: Bildirgelere bakarak önümüzdeki dönemde çevre politikalarında ciddi değişiklikler olacağını düşünmek hayalcilik olur. Küresel ısınma önümüzdeki dönemde siyasi liderlerin liderlik becerilerini açıkça ifşa edeceği kadar büyük bir sorun haline gelecek. Hiçbir siyasi partinin de buna hazırlıklı olmadığını görmek bizleri korkutuyor. Net biçimde tanımlanmış hedef yok. Sorunun nasıl ele alındığına bakınca iklim felaketlerinin getirdiği ve getireceği etkiler konusunda bu siyasi partilerin halkımız kadar bilinçli olmadığını görmek acı verici. Vaatlerin çe








