Arkitera E-Bültenleri

Email adresiniz yeterli
Üyelikten Çıkış
E-Bülten Arşivi

Haberler

Forumda tartışYazıları büyütYazıları küçültBu sayfanın PDF görüntüsünü alBu sayfayı yazdırBu sayfayı arkadaşına gönderBu sayfayı rapor et

İMÇ'de Osmanlı konakları

Tarih: 26 Haziran 2007 Kaynak: Radikal Yazan: Korhan Gümüş
Cumhuriyet döneminin başarılı mimari ve kentsel uygulamalarından biri olan İMÇ bloklarının, Osmanlı konakları yapılmak üzere yıkılması planlanıyor.

Nasıl bir durumla karşı karşıyayız? Tarihi binalar bir tarafa, bu gidişle güncel mimarlığın, Doğan Tekeli, Sami Sisa, Metin Hepgüler gibi önemli ustaların dahi yaşadığımız kentte izleri kalmayacak. Mimarlara sipariş üzerine 'bina resmi çizen' kişiler olarak bakılacak, onlara bu rol biçilecek. Profesyonellik, yaratıcılık adına ne varsa bunların hepsi kamusal alandan çekilip zengin ailelerin, yatırımcı sponsorların, sermayenin himayesi altına alınacak. Özel alanlara izole edilecek. Mimarlar, mimarlığı hakkıyla yapmaya çalışanlar halka, esnafa, yani sıradan insana hizmet veremeyecekler. Kendilerini, profesyonelliklerini yatırımcılara, zenginlere adayacaklar. Halk ise, kendisini temsil ettiğini iddia eden siyasetçilerin basmakalıp fikirlerine, tahakkümüne terk edilecek. Ne tuhaf bir karşıtlık ve ne tuhaf bir uzlaşma bu? Belediyenin bir şirketinde hem proje müellifi, hem karar verici, hem koruma kurulu üyesi hem de "Tarihi Yarımada Grubu" yöneticisi olarak iş gören bir kişi, katıldığı toplantılarda göğsünü gere gere şunları söylüyor: "Tarihi Yarımada'da yer alacak olan yeni binalar, Osmanlı tarzında olacak. Modern bina isteyenler varsa, onlar da istediklerini yapabilirler, ama başka bir yerde. Tarihi Yarımada'nın dışında. Buraya gelen turistler bizim nasıl yaşadığımızı, bize ait olan mimariyi görmeliler". Şimdi sıra İstanbul Manifaturacılar Çarşısı'na gelmiş. "Tarihi Yarımada Koruma Projesi" kapsamında İMÇ yıkılacak ve yerine Kiptaş tarafından Osmanlı mimarisi tarzında 50 adet ahşap görünümlü villa yapılacakmış. Kiptaş'ın İMÇ'yi yıkıp yerine yaptıracağı Osmanlı Konakları, ferforje adı verilen tırtıllı demirlerle süslenecek, üstleri ahşap görünümlü malzemelerle kaplanacak, banyolarına desenli seramikler döşenecekmiş. Oysa İMÇ, Perpa ya da Kuyumcukent gibi kentsel boyutu dikkate almayan bir küçük üretim ve ticaret merkezi değil. Cumhuriyet döneminin başarılı mimari ve kentsel uygulamalarından biri. Yangın geçirmiş tarihsel bir doku içinde 1960'larda inşa edilen bloklar, kademeli, katmanlı yer alış biçimleriyle, kentsel topografyayı dikkate alarak, tepelere yerleştirilen anıt camilerle 'kentsel morfoloji' arasındaki ilişkileri sorgulayan, dikkate alan ilginç bir mimarlık düşüncesini sergiliyorlar. Yarışma yöntemi ile elde edilen bu projenin temel farkı, bu popülist yaklaşımda olduğu gibi sosyal dokuyu yok edici bir özellik taşımaması.

Planları okuyan yok mu?
Basında yer alan ayrıntılar şöyle: Kiptaş Genel Müdürü İsmet Yıldırım, -boş bir araziye konut sitesi yapar gibi-, ilk etabın çok kısa bir süre içinde başlayacağını, İMÇ'nin tamamen kaldırılacağını açıklamış. Onbinlerce kişinin çalıştığı, iki binden fazla işyerinin bulunduğu İMÇ'nin esnafı ise soluğu mahkemede almış, kararın iptalini istemiş. Bu arada planları iki sene önce onaylayan, ancak seçimler öncesi durumu fark eden Eminönü Belediye Başkanı Nevzat Er, "Bu karar hatalı, düzeltmek için Kadir Topbaş'ı ikna etmeye çalışıyorum" demiş. İMÇ'nin yıkılma kararını duyunca bölgeyi tanıyan herkes şaşırıyor. Diyorlar ki, "İMÇ, Tahtakale, Sultanhamam gibi kentin kalbinin attığı bir yer. Onbinlerce insan burada çalışıyor, yüzbinlerce insan buradan faydalanıyor. Burası bölgenin gelişmesini sağlayan bir merkez durumunda. Buraya prestij konutları adı altında 'Osmanlı Konakları' yaptırmayı düşünenler aklını peynir ekmekle yemiş olmalı..."

Gelin de şaşırmayın. Sanki kent yönetimi bir sabah kalkmış, "acaba bugün nereyi yıkmalıyım" diye düşünürken aklına İMÇ gelmiş! İnsan şunu merak ediyor: Koskoca İstanbul'da işi, uğraşı icabı, planları okuma zahmetine katlanan kimse yok mu? Planları, projelerin hazırlanma yöntemini vatandaş mı tartışacak? Gariplik şurada ki, bunları tartışmaya açmak için çırpınan birkaç kişi dışında, kimsenin bu yönteme ve kararlara bir itirazı yok! Herkes kendi işiyle meşgul olduğu için kimse belediyenin hazırlattığı ucube planlara, projelere bakmıyor. Sıra yıkıma gelince fark ediliyor. Belediye meclisleri ve koruma kurulu tarafından iki yıl önce onaylanan "Tarihi Yarımada Koruma Amaçlı Nazım Uygulama İmar Planı" çerçevesinde bölge, 'prestij konutları alanı' ilan ediliyor. Onaylanan bu planlarda "İMÇ'nin desantralize edilmesi" hükmü -ayrı bir bölüm olarak- yer alıyor. Yer almakla da kalmıyor, belediyeye bağlı bir şirket adına güya kentsel tasarım projeleri hazırlanıyor. Tıpkı diğer projeler gibi. Sonuçta planlardan birçok kişinin haberi var. Bir tek bölgede yaşayan, çalışan insanların yok! Osmanlı mirası da, Cumhuriyet döneminin önemli mimari örnekleri de Osmanlı tarzı binalar yapılmak üzere arsaya dönüştürülüyor. Süleymaniye'de, Zeyrek'te, Sulukule'de birtakım kişiler kamusal gücü arkalarına alıp, 'korumacılık' kılıfı altında kendi fikirlerini dayatıyorlar. Kültür mirasının yaratıcı bir uğraş içinde korunabileceğini, bu işin de bir mimari araştırma ve sorgulama konusu olduğunu onlara hatırlatan, aktörlere bunun yöntemlerini gösteren hiçbir kurum, kişi yok.

Modernlik deneyimi
Elbette ki bütün fikirler değerlidir. Ne kadar saçma bulursak bulalım, İMÇ'yi Osmanlı Konakları'na dönüştürmek isteyen zevatın da görüşleri değerlidir. Ancak demokratik bir yönetim biçiminde bir kişi "Ben böyle karar verdim, Tarihi Yarımada'ya 'Osmanlı konakları' yakışır. Bu nedenle bu konu tartışılamaz" diyemez. Bir kenti planlamak yaratıcı bir iştir, farklı fikirlere açıklık ve katılım, araştırma, gözlem, yorum gerektirir. Kamusal işlevleri profesyonelliğe, yaratıcılığa, halkın katılımına kapatanlar kamu adına yalnızca kendi fikirlerini sergiliyorlar. Demek ki bugünlerde planlama, kentsel tasarım, mimarlık gibi işlevlerin marangozluk, sıvacılık gibi uğraşlar olmadığını, yeniden hatırlamamız gerekiyor: Bu modelin berhava etmek istediği yalnızca buradaki sosyal doku değil. Aynı zamanda, kentin tarihsel yapısını yaratıcı bir deneyimle keşfetmeyi amaçlayan profesyonel bir nitelik, bir birikim. İstanbul'un kendi modernlik deneyimi.YorumlarYorum Sayısı: 22

4 Ağustos 2008, 16:38Yazan: cmoltay

Belki havanda su döğüyor olabilirim,mahkeme o günden bu güne kararını vermiş olabilir.
Koruyalım sonra içerisine bir fonksiyon koyarız. Aman AVM demeyin midem kalkıyor.


İMÇ'ye şöhret hayali ile gelip de hayallerini yakalamış ya da yakalayamamış müzisyen adayları anısına bir Türkiye "POP" Kültürü müzesi belki de...

20 Temmuz 2008, 19:43Yazan: AZMİ AÇIKDİLİMÇ Bloklarının yıkılması haberleri üzerine projenin müelliflerinden olan Doğan Tekeli ve Metin Hepgüler ile Mimarlar Odası eski başkanı Oktay Ekinci’den görüşlerini istedik. Haberin devamına buradan ulaşabilirsiniz. Bu haberin üzerinden 13 ay geçmiş, bilirkişi raporları mahkeme neticesi ne olmuş bilmiyorum. Araştırılsa bulunabilir de, Arkitera'dan başka güvenilir haber platformu tanımıyorum. Ancak Arkitera'dan da ses yok.Bilirkişiler yani Emre Aysu, Hakkı Önel Yıldız'dan hocalarımdı. Mesleklerin de hem başarılı, hem deneyimli, hem de çok dürüsttürler. Doğru raporu vereceklerinden eminim. Vermişlerdir de zaten. Süleymaniye sırtlarında ki bu çarşı tarihi doku düşünülerek çizilmiş ve yarışmayı kazanmış. Ayrıca mimarlık tarihi için de bir kazanım. Fener,Balat,Süleymaniye,SSK binaları, Unkapanı,Zeyrek,devamında Aksaray Valide Camii, Belediye Binası, Yenikapı. Doku'ya bakın. Haliç'den Yenikapı'ya. İstanbul Tarih de korursan tarih. İşte Kültür Başkenti. Çarşı'nın yıkılması değil tahrip olan kısımlarının tadil edilip ilk projesine uygun haline getirmek doğru olanıdır. Aksi takdirde, Kültür Başkenti derken kültür mantarına benzetiriz İstanbul'umuzu. (Yarımada için söylüyorum). Belki havanda su döğüyor olabilirim,mahkeme o günden bu güne kararını vermiş olabilir. Koruyalım sonra içerisine bir fonksiyon koyarız. Aman AVM demeyin midem kalkıyor.

17 Temmuz 2008, 17:32Yazan: OKAYmimarlar odası web sitesinde yer alan hürriyet gazetesinde çıkan bir haber,
ilginç bir tartışmayı başlatabilr

http://www.mimarlarodasi.org.tr/index.cfm?sayfa=Belge&Sub=detail&RecID=1282

6 Eylül 2007, 15:31Yazan: Emine MerdimİMÇ Blokları'nın internet sitesi açıldı.

http://www.imc.org.tr/

26 Haziran 2007, 16:19Yazan: cgdmhaftasonu önünden geçerken şöyle bir imç ye baktım da o tabela yığınlarından ve gereksiz bir takım imalatlardan acil bir şekilde kurtulabilse keşke!!! binanın kendine özgünlüğü ve yalınlığı o kadar güzel ortaya çıkacak ki ,
dahası o çok keyifli tasarım öğesi ,duvar panosu da ' Sn.Füreya Koral'ın çalışması' hak ettiği saygıyı ve özeni görecek en azından bir devrin kendine özgünlüğüne sahip çıkılabilecek böylesi diye düşündüm naçizane...

sonra da çoğu zaman fark etmediğimiz ama bir dönemin vazgeçilmezleri o duvar panolarından, heybeliadada yıkılmış olanı ve beşiktaşta üstü bir güzel hiç acımadan boyanmış olanı aklıma geldi :Ç

26 Haziran 2007, 10:55Yazan: Gökçe ArasRadikal 2'de hafta sonu yayınlanan Korhan Gümüş'ün İMÇ Blokları üzerine görüşlerine buradan ulaşabilirsiniz.

22 Haziran 2007, 10:29Yazan: Gökçe ArasİMÇ Bloklarının yıkılması haberleri üzerine projenin müelliflerinden olan Doğan Tekeli ve Metin Hepgüler ile Mimarlar Odası eski başkanı Oktay Ekinci’den görüşlerini istedik.

Haberin devamına buradan ulaşabilirsiniz.

19 Haziran 2007, 21:35Yazan: Omer YilmazOktay Ekinci ve Cengiz Eruzun İMÇ'nin yıkılması ile ilgili görüşlerini bir an evvel kamuoyu ile paylaşmalıdır.

19 Haziran 2007, 21:33Yazan: Omer YilmazBugünkü Milliyet'te İSMD başkanı Doğan Tekeli ile yapılmış Türk mimarisi nereye gidiyor? başlıklı bir söyleşi var...

5 Haziran 2007, 18:40Yazan: Emine MerdimİMÇ Blokları'nda işyeri sahibi Yaşar Teoman Serinkaya'nın elimize ulaşan mesajı:

Hiçbiri değil, adını, sıfatını bulmakta, ele alıp bir yere koymakta güçlük çektiğimiz binlerce örnekte olduğu gibi kavramların, sözcüklerin yetmediği yer olmalı... Hiçbir yer burası.

Küçük hayatlarımızı, kendiliğinden akıp süren küçük vakitlerimizde küçük dükkanlarımızda geçinmeye çalışıyoruz. Zor kanaat, değişen herşeye evrilerek, kemiksizleşmeden ama... Geçinmeye gönlümüz var yani!

Onların yok!

Onlar merkezi yönetim erkini, yerel yönetim birimlerini, ne bulurlarsa, ne uygun olursa kullanarak, zor kullanarak, “projeler”le, “prestij”le, güç ile para ile gizli açık cepheden açılıyorlar üzerimize!

Geçtiğimiz Aralık, Ocak aylarındaa İMÇ Blokları’nın caddeye bakan yüzünde İBB iştiraki Bilpark AŞ’nin işlettiği otoparklar (Altı blokta birden) iptal edilmişti. Uyarısız, tebligatsız, habersiz.

Trafik Vakfı çekicileri ve Eminönü Belediyesi araçları, zorbirliğiyle ilk hafta cansiparane temizlediler, çektiler otomobilleri, parkedenler hiçbiri uyarı tabelası olmadan (Çizgileri, parkomatları duran) otoparktan nereye götürüldüğü belirsiz otomobilllerini ceza ödeyererek, sersefil, İMÇ’ye geldiklerine bin pişman aramaya koyuldular. Tam 45 gün bu kanunsuz, hukuka uygunsuz saçma süreci yaşadık.

Elimiz armut toplamadı tabi. Hiç alışık olmadığımız kadar spekülasyon ürettik. Fahri görevliler eliyle bizi temsil eden kurullar beklediler ve sonunda yetki kargaşası bitti. Bilpark işletmeye devam etti.

“Spekülasyon” sandığımız söylentilerden biri de; 1991’de alınmış bir karar dayanarak, “İstanbul 2010 Kültür Başkenti” projesi kapsamında yeniden İMÇ’nin yıkımının başlanacağı idi.

1974’ten bu yana çarşıdayım. Ülkemizin kaderiyle birlikte içinden geldiğimiz tarihsel süreçte ne krizler, ne yöneticiiler, ne dönemler geldi, geçti. Nereye savrulacağını kestiremeden yaşamayı da öğrendik.

90’ların ikinci yarısından bu yana Galata-Tünel, Fener-Balat üzerindeki şablon, şimdi Fatih Eminönü’ne konulacak. 1973’ten bu yana “UNESCO Projesi”ne rağmen sökemedikleri Sultanhamam’a dişleri geçirmeyince Unkapanı-Fatih Atpazarı’nı yokluyorlar.

Demoralizasyon, motivasyon çöküntüsü, giderek önce kiracıların (hava parası kaygısıyla) terketmesi, kira ve mülk değerlerinin düşmesi, mülk satışlarının paniğe dönüşmesi... Öngörülebilir bir senaryo değil mi? Ben üç paralık bir esnaf bunu tahayyül edebiliyorsam, onlar..?

Haberiniz olsun. Zihniyet alelacele işliyor, derinden, dipten yokluyor. Genel seçimlerde sandıktan iktidar çıkmasalar ne gam? Yerel yönetimlerde padişah saltanatı pekişiyor!

Biraz matbuat meczubu olmak hasebiyle, biraz da herşeye rağmen “güruh değil yurttaş, hemşehri topluluğu” halinde yaşama inadımdan olacak, o günlerde Cumhuriyet’en Deniz Som’un “Vaziyet” köşesine bir küçük çıtlatmıştım bu konuyu. İlgi görmeyince... Çok kişisel bir dert olarak yorumlamış, yorumlanabilecek olduğunu düşünüp, avunmuştum. Unutmamıştım ama... Altından ne çıkacağını yaman merak ediyordum.

30.05.2007’de Cumhuriyet 3. sayfada göbekten girdi, işledi bu konuyu... 01.06.2007 Cuma günü ise Referans gazetesine, buradan giderek de Milliyet internet sitesine haber olduk.

Demokrat Parti ile başlayan inşaat, yol ve otomobil fetişizmi üzerinden medeniyet arayışı sürüyor. Özal-Demirel AŞ ile bulmuştuk belamızı. Demek dahası varmış ki arıyorlar.

Tepebaşı eski TÜYAP binasına ucube bir tüzel kimlik giydirdiler. Nasıldı tam olarak? Şöyle miydi: “İstanbul Metropoliten Planlama Merkezi”. Ne yakışıklı, tumturaklı bir ismi var. Cismi? Kolay emir alan, uygulayan, renksiz, kokusuz, tortusuz, tatsız memurlar eliyle kenti şehr-i İstanbul’u masabaşında kesip biçeceksiniz, dayanaklar bulacaksınız, üst perdeden “Demokratik Katılım, Kentsel Dönüşüm, AB Projeleri vs.” Kulağa hoş gelen sunumlarla süsleyeceksiniz bu günahı.

Günahtır, kanunsuzdur, göründüğü gibi değildir. Bunu hepimiz kestirebiliyoruz. Ancak görünmediği gibi de değil; bu kadarla kalmayacak günah sandığımız suçları, altından çok daha erişilmez bir çapanoğlu çıkacak gibi görünüyor! Aklımız ermez yani o kadar karanlık ufuklara...

Zira, böyle bir şey pişiriyorsanız, kokusunu, kaynama noktasını, tuzunu biberini, şekerini de düşünürsünüz herhalde... Böyle acemi aşçı gibi... Olmaz değil mi?

Biliyorlardır, önceden tebliğ etmeleri gereken bir şeyleri. Herhalde... değil mi?

Bu kadar yazı, bu kadar kaygı, endişe, öfke... kendim için, çıkarım için değil bunca sıkıntım. Helvaya döndük, iklime göre pekişmeyi de dağılıp un ufak olmayı da gördük ve yaşadık

Zaten... ve alıştık.

Yalnızca haber etmekten başka, ses vermekten başka derdim yok.

Yaşar Teoman Serinkaya
İMÇ 1. Blok 1310 Unkapanı-İstanbul

Bütün yorumları forumda okuyun!
Takvim
<<Ağustos 2008>>
Pzt Sal Çar Per Cum Cmt Paz
        1 2 3
4 5 6 7 8 9 10
11 12 13 14 15 16 17
18 19 20 21 22 23 24
25 26 27 28 29 30 31
Haber Bölümleri
Haber Kategorileri
Yayınlanan haberlere günlük olarak yukarıdaki takvimden, haberlerin kategorilerine ise aşağıdaki listeden ulaşabilirsiniz.

Ürün Tanıtımı