Arkitera E-Bültenleri

Email adresiniz yeterli
Üyelikten Çıkış
E-Bülten Arşivi
VITRA THERM

Haberler

Yazıları büyütYazıları küçültBu sayfanın PDF görüntüsünü alBu sayfayı yazdırBu sayfayı arkadaşına gönderBu sayfayı rapor et

“Uluslararası Yapı ve Yaşam Kongresi”nden Notlar

Tarih: 26 Mart 2007 Yazan: Filiz Abaka


Mimarlar Odası Bursa Şubesi tarafından 19 yıldır kesintisiz gerçekleştirilen Uluslararası Yapı-Yaşam Kongresi bu yıl 22 - 24 Mart 2007 tarihleri arasında düzenlendi. Her yıl farklı temalı gündemle toplanan kongrede bu yıl da mimarlık ekseninde yapı ve yaşamla ilgili bildiriler sunuldu. Kongrenin teması “Mimarlığın Geleceği / Gelecek için Mimarlık”dı.

Kongre oturumlarında, bazı sunumların kısa notları ise şöyle;
Mimarlar Odası’nın hazırladığı “Türkiye Mimarlık Politikası” metnine zemin hazırlayan sorulardan bazıları “Mimarlık Üzerine Genel / Ulusal / Yerel Politikalar” adlı sunumda şöyle sıralandı:
1- Nasıl bir mimarlık ortamı istiyoruz?
2- Uluslararası hukuka uygun bir yapı nasıl oluşturulmalı?
3- Yoksulluk ve göçlerle bunalan kentlere ve de iklimsel nedenlerle olacağı beklenen yeni göçlere mimarlığın yanıtı ne olmalı?
4- Hizmet standartlarının yükseltilmesi için yapılması gerekenler nedir?
5- Geleceği oluştururken, nitelikli mimarlık politikasını hayata geçirirken, odanın güçlü olması nasıl sağlanabilir?

Ayrıca Türkiye'deki koruma konusunda mimarlara temel bilgiler verildi;
1- Tarihin ilk yerleşim yerleri bizim çevremizdir.
2- 10.000 yıllık kültür tarihimiz bilinmeli, evvel emirde kültürün bilincinde olunmalıdır.
3- Özgen Acar Anadolu’da 235 antik tiyatro saymıştır.
4- 19. yy sivil yapılarının bize ulaştırdığı iletileri iyi anlamak gerekir.
5- Ne para, ne diktatör için... Mimarlık elbette insan içindir! Yapı, öğrenme coşkusu vermelidir.
6- Yapı kullanıcısını, beklentisi, olanakları, geleneğiyle tanımalıdır. Çözüme özden / içten başlamalıdır.
7- Ülkesinin olanaklarıyla oylum yaratmalıdır.
8- Mimar yalan söylememelidir. (Taş değil ama, taş gibi / tahta değil ama, tahta gibi)
9- Tüketim ekonomisi için çalışmamalıdır. Kullanımda / yapımda tutumlu olmalıdır.
10- Gelenek: Günümüze dek gelebilmiş olandır. 

Kongrede; “İlkelerimiz üzerine büyük düşüneceğimiz günler”de olduğumuz ve Mustafa Kemal’in mimarlardan beklediğini mimarların anlayamadığı, sadece Nazım Hikmet’in sanat / sanatkar tanımlarının bu beklentiyi biraz yansıttığı söylendi. Nazım Hikmet şöyle söylemiş; ”İnsan soyut değil, somut bir varlıktır. Belli tarih, belli toplum, belli çevre içinde yaşar, bundan dolayı sanatkarlar da belli insanlardır, bütün bu şartlar içinde eserini verir. Öz esas olmak üzere karşılıklı bir tesir vardır”.

“Mimarlık Politikalarında Bakış, İlke, Amaç-Araç, Program ve Çalışma Tarzı İlişkileri” konulu sunumda, inşaat sektörünün Gayrı Safi Milli Hasıla'dan en büyük payı almasına rağmen, önümüzdeki 10 yıllık süreçte beklenen İstanbul depremine bile hazırlanamıyorsa; toplumdaki rolü tasarım ustalığı / yaşam önderliği olan mimarların, politika ortaklıklarını doğru kurması gerektiği, bütün mesleki bağlarını da topluma anlatması gerektiği, mimarlık camiasının enerjisinin bu politikaların güvencesi olduğu vurgulandı.

“Mimarlık Pratiğine Son Dönemde Yaklaşımlar ve Ulusal Mimarlık” adlı sunumda ise; yabancıların kentlerimiz için ürettiği fikirler tarihsel olarak sıralandıktan sonra, günümüzde yabancı mimarlara yaptırılan projelerle ilgili olarak;
1- Noktasal mimarinin değil, bütüncül yaklaşımların benimsenmesi gerektiği,
2- Çok fazla turizm yapıları olduğu, AVM’lerin talep düşünülmeksizin teşvik edildiği,
3- İstanbul özelinde geleneksel mimarinin ve kent ölçeğinin kaybolduğu, referans noktalarının yok olmasının kent için risk olduğu,
4- Metro planlanırken Haydarpaşa Garı'nın kaldırılmak istenmesinin çeliştiği, söylendi.

“Sürece Bağlı Olarak Koruma, Kurumsallaşma, Politikalar ve Uygulamalar / İtalya, Fransa, İngiltere ve Türkiye’nin Karşılaştırmalı Analizi” sunumunda ise;
1- Koruma konusunda dünyada lider İtalya’da ‘Colleseum’un bir zamanlar mermer ocağı gibi kullanıldığı,
2- İngiltere’de 1873’e kadar koruma yasası olmamasına rağmen, koruma bilincinin olduğu,
3- Fransa’da korumacılığın merkeziyetçi bir yapıya sahip olduğu,
4- Türkiye, Fransa benzeri merkeziyetçi yapıya sahip ülkelerde, yasalarda bir eksiklik olmamasına rağmen, başarısızlık söz konusu olduğu söylendi.

Mimarlık Meslek Standartları / Etik / Eğitim
Mimarlık Meslek Standartları / Etik / Eğitim konulu oturumun; “Mimarlık Etiği Bağlamında Yapılı Çevrede Tasarım Yaklaşımları” konulu sunumunda; “İyi bir tasarım, kendi içinde tutarlı ve doğru kurgulanmış bir senaryonun, özgün tavır ve duruş içeren bir kavram (konsept) oluşturması ile gerçekleşir” tanımı yapıldı ve tasarım yaklaşımları sıralandı:
1- Yapılı çevreyi olduğu gibi kullanma
2- Yapılı çevreyi yadsıma,
3- Geliştirici tasarım.

“Mimarlık Gelecekte de Olacak Ama Nasıl?” konulu seminerde ise ”Tanrı mimarlar”ın uzmanlık alanları daha da çeşitleneceğinden rollerini kaptıracakları, geleceğin kentlerde aranarak kentlerin doğru tasarlanması ve planlama metodolojisinin değiştirilmesi gerektiği, kötü kentleşmenin ekonomimizi de kötü etkilediği söylendi. Kentsel çevreden soyutlanmadan, kent ölçeğinde, sadece yapıyı değil, kenti de tasarlayabilen mimarların geleceği oluşturacağı, kimliksiz kentlerde yapılan harika tasarımların da bu kaosta arada kaybolduğu tespitleri yapıldı.

“Mimarlık Eğitiminde Tasarlama Yeteneğinin Kazandırılması Sürecinde Bilgisayarın Destek Veren Bir Araç Olarak Kullanılması Olgusunun Yeniden Düşünülmesi” adlı bildiride; mimarlık eğitiminde geometri bilgisinin, tam olarak öğrenilmeden bilgisayar destekli tasarımlarda oluşan eksiklik irdelendi. Geometri bilgisi eksikliği sonucunda öğrencilerin iyi proje/kötü görsel, kötü proje/iyi görsel yargılarının sağlıklı olmadığı gözlemleri aktarıldı.

Nitelikli Yapılı Çevre / Kent / Mimari Kimlik Arayışları konulu oturumda; 27 hektarlık alanda yapılan Bursa Merinos Kültür Merkezi ve Parkı Projesi’nin tasarımı ve ulaşım ilkeleri görsellerle anlatıldı.

“Cumhuriyet Modernleşmesi ve Geçmişten Geleceğe Çıkarımlar, Nazilli Sümerbank Yerleşkesi Üzerinden Okumalar” konulu sunumda ise Merinos Sümerbank’ın ikiz kardeşi Nazilli Sümerbank Yerleşkesi incelemesi sunuldu. Araziye yerleşim düzeni, işlevlerin yerleşimi, aynı Merinos gibi akılcı / rasyonel yaklaşımla tasarlanmış. Ayrıca Nazilli Basma Fabrikası için Sovyetler Birliği'nden teknik yardım alınmış. Şu anda bu yapının mülkiyetinin On sekiz Mart Üniversitesi’ne ait olduğu bildirildi.

“Kentsel Kamu Mekanlarında Nitelikli Kimlik Arayışları: Ankara Örneğinde Alışveriş Merkezlerine Bir Bakış” çalışmasında, AVM’lerin kamu mekanlarında yarattığı fiziksel çevre ve sosyal değişimler sorgulandı. Bize yansımayan yönleri ise; yeni kullanıcı tipi oluşturulması, sürekli kontrol edilen kalabalıklar / davranışlar, unutulan geleneksel kentsel mekanlar, yeni kamusal alan tanımları. Yapılan anketler sonucu AVM kullanıcı beklentilerinin, doğa ile bütünleşik AVM’ler olduğu belirlendi. AVM’lerin sayısı 119’a ulaşmış, 59’u inşaat aşamasında 157 yeni merkez daha yapılacak.

“Kentsel Koruma’da Yeni Mimari Kimlik Arayışları: Tunus, Halep ve Beyrut Örneği” konulu sunumda ise, 1933 yılına dek Yahudilerin yerleşim yeri olan Tunus Hasriye bölgesinde, Yahudilerin Fransa’ya gittiklerinde, Fransızların bölge yapılarını tehlikeli oldukları gerekçesiyle yıkmak istedikleri ve bunun sonucunda ayaklanma olduğu anlatıldı. Bunun sonucunda bölgede eski kenti kurtarma derneği kurulmuş ve 1972 yılında 1. aşama kurtarma çalışmaları başlatılmış.

Halep'in; sürekli oturulan en eski yerleşim yerlerinden biri olduğunun anlatıldığı toplantıda, diğer tarihi kentlerle karşılaştırıldığında en iyi korunanlardan olduğu belirtildi. Tamamıyla taş bir mimarinin hakim olduğu kentte Abdülhamid’in yaptırdığı bir de saat kulesinin de olduğu söylendi.

Beyrut'ta ise, Osmanlı ve Fransız dönemlerinden kalan yapılarda restorasyon çalışmalarının yapılması için “Beyrut Merkez Bölgesi” projesi tasarlanmış. Sunumda, bu kapsamdaki yapıların fotoğrafları ve proje aşamaları gösterildi.

“Belirsizlikler Ortamından Niteliğe…” başlıklı sunumda kendi araçları üzerinden üretebilen mimarlara bir soru soruldu: Mevcut yasalar, yönetmelikler ve uygulamalar karşısında, Boğaz'da yapısının yalıtım sorunlarını galvaniz çinko ile çözmek zorunda kalan mal sahibinin yerinde siz olsanız ne yaparsınız?

Sürdürülebilir Yaşam İçin Tasarım / Üretim / Yapı Teknolojileri ve Malzeme
Sürdürülebilir Yaşam İçin Tasarım / Üretim / Yapı Teknolojileri ve Malzeme konulu oturumun; “Konut Mekan Kurgularının Yeniden Sorgulanması: Gelecek İçin Konut Tasarım Yaklaşımları” sunumunda “geçicilik” ve “yersizlik” konseptiyle tasarlanan konutlar olan Andrew Maynard - BOB Mobil Konutları, Atelier von Lieshout - Maxi Capsule Luxus 2002 ve Kobe depreminden sonra üretilen kağıt evler ve yüzen ev örnekleri verildi. Heiddeger’in “Yer, insanoğlunun deneyimlerinin dış sınırlarını tanımlar ve aynı zamanda onun özgürlük ve gerçeklik alanını çizer” sözüne de dikkat çekildi.

“Modernite ile Yerelin Birleştirilmesi (Diyarbakır Örneği): Geçmişte İklime Göre Biçimlendirilen Yöresel Yaşam Alanlarından Gelecekteki Konut Tasarımlarına Taşımalar Yapılabilir mi?” sorusunu yönelten bildiride Diyarbakır geleneksel suriçi kışlık evleri ve surdışı yazlık evleri, işlevsel ve biçimsel olarak incelendi.

Surdışında Dicle Nehri evlerin konumunda, ayrık nizam en büyük etken. Mekanlar ise şöyle; havuzların (selsebil) olduğu serin eyvanlar, eyvanın yanında yazlık oda, öğle sıcağında yarı zemin kat olan ve avluya bakan serdap ve kışlık erzağın kurutulduğu, çok sıcak gecelerde uyunan dam.

Suriçinde ise bitişik nizam, farklı büyüklükte parseller, sıcak-kuru iklime göre mekan örgütlenmesi, avludan ışık ve hava sirkülasyonu sağlanması, iç, dış, orta avlulu, içe dönük evler ve dar sokaklar dikkati çekiyor.

Her iki tarz evde de, iklim koşullarına göre bir yapılanma var, 1970’lerden sonra yapılan ve geleneksel evlerin biçiminden iz taşımayan modern mimariye esin kaynağı olabilecek özelliklere sahipler.

“Geleceğin Mimarlığından Mimarlığın Geleceğine: Mimarlıkta Avangardın Seyahati” bildirisinde 20. yüzyıl avangard tasarımcıları ve bugüne yansıyan öngörüleri sunuldu.

Örneklerden bazıları: Archigram - Anlık Kent (İnstant City), Yona Friedman - Mekansal Kent (Ville Spatiale), Alison ve Peter Smithson - Geleceğin Evi (House Future).

Bildiride; “Mimarlığın geleceğini kavramaya çalışan biri, mimari avangardlara bakmalı, anlamalı, çünkü; bu avangard çabaların her biri geleceğin mimarlığını, kenti ve toplumunu kavramsallaştırıp, tasavvur edip kendi zamanlarına yansıtma çalışmalarıdır” sözüne de dikkat çekildi

“Ekolojik Mimarinin Temel İlkelerinin Hollanda’daki Örnekler Üzerinden İncelenmesi” konulu sunumda ise
Hollanda’da uygulanan “Yeşil Şehir” örneklerinden bazıları olan; Ecolonia / Morra Park / Ecodus / Oikos şehirlerine dikkat çekildi. Bu şehirlerin ortak özelliklerinden bazıları ise; PVC, çinko, tropikal ağaçlarda yapılan malzeme kullanımının kesinlikle yasak olması, gürültü bariyerleri kullanılması, yağmur ve sel suyu toplama kanalları, sosyal bahçeler, organik sebze bahçeleri ve güneş enerji kollektörleri olması. Oikos projesinde ise yeni taşınanlara Oikos’ta yaşama seminerleri veriliyormuş.

“Çevrenin Tasarım ve Üretiminde Sürdürülebilirlik Yaklaşımları” adlı sunumda da “sürdürülebilirlik” kavramının / sözcüğünün kökeni, çağrışımları ve yeni kavramlar örneklendirildi. Örneğin, “meta-logic” yerle ilgili bir üst-mantık, peki yer üretilen bir mal mı, yoksa alınıp satılan meta mı?

“Eco-design” ise gerçek dünya için tasarım. Bugün tasarımlar tüketimi arttırmaya, ürünün satılabilmesine yönelik, eco-design ise ürünün süresiz kullanılabilmesine yönelik bir tasarım. Bozulmayan, eskimeyen ürünler. Fakat düzen çabuk bozulan, tekrar tekrar satın alınacak ürün tasarımı istiyor. Soru: Sanayi ve ticari sürdürülebilirlik arasındaki çelişki nasıl sürdürülebilecek?

“Eco-sosyal” tasarım, bugün apartmanlarda yaşanan dikey sosyal ilişkilerin ve geçmişin yatay sosyal ilişkilerinin toplumsal sürdürülebilirlik açısından irdelenmesini içeriyor.

“Kentsel Sürdürülebilirlik Bağlamında Mersin’de Yerel Yönetim Tarafından Yürütülen Bir Projenin Değerlendirilmesi” adlı bildiride farklı kültürlerin buluşma yeri, çok-kültürlü, çok-kimlikli Mersin’de çöküntü bölgesi olan Turgutreis (Roman / Çingene) Mahallesi incelendi. Tüm çöküntü bölgelerinde işsizlik, eğitimsizlik, alkol, toplumsal dışlanma, altyapısızlık gibi sorunlar görüldüğü ve bu sorunların tümünün varolmasının kökeninde barınma sorunun çözümlenememiş olmasının en büyük etken olduğu ifade edildi.

“Geçmişin Ekolojik Yapı ve Yaşamı + Geleceğin 3E Sorunu (Environment / Ecology / Energy) = Ekolojik Tasarım Kapsamında Yeniden Değerlendirme (Kayaköy)” sunumunda ise şu soru soruldu: “Neden ekolojik?" Çünkü;
1- Eğimli yamaç konut yerleşimine, verimli ova tarıma ait, dolayısıyla yapılı çevre, doğal çevreye uyumlu,
2- Konutlar eğim nedeniyle birbirlerinin havasına, manzarasına, ışığına saygılı,
3- Çevrenin malzemesi ile inşaa edilmiş yapılar,
4- Taş duvarların kalınlığının 50cm olması, doğal ısı yalıtımı sağlıyor,
5- Yağmur suları sarnıçlarda biriktiriliyor,
6- Avluda biriken foseptik, aşırı yağışlarda ovaya gübre olarak geri döndürülüyor.

“Kentsel Dönüşüm/Yenileme Projelerinin Uygulanmaları Sonucu Ortaya Çıkan Çevresel Sorun; Yapısal Atıklar” adlı sunumda ise Ayazma Kentsel Dönüşüm Alanında yapılan bir inceleme ele alındı. plam inşaat alanı 37.109 m² olan, 90’ı betonarme, 19’u yığma 109 adet binanın yıkımında ortaya çıkacak yapısal atık miktarının 47.728.230kg olduğu belirtildi. Atık türleri ise ahşap, tuğla, kiremit, seramik, alüminyum, beton, metal, cam olarak belirlendi. Atık oranı olarak beton %90 ile birinci, tuğla ikinci sırada yer alıyor.

Yapısal atıkların geri dönüşüm oranları gelişmiş ülkelerde %90’lardayken, Türkiye'de ise yapısal atıkların net bir bilgisinin olmadığı, yönetilebilmesi için net miktarın önemli olduğu fakat nasıl yönetileceği bilinmediği anlatıldı.

“Mimari Oluşumda Geleceğin Teknolojisi ve Yapı Malzemelerinde Kullanımı Üzerine Bir Araştırma” adlı bildiride ise nanoteknoloji ele alındı. 1 metrenin milyarda biri olan nano birimi, Yunancada “cüce” anlamına geliyor. Atomları tuğla gibi kullanarak molekülleri makine olarak kullanmamıza olanak sağlayacak olan bu teknoloji sayesinde yapılan nanotüpler, çeliğin 1/6 ağırlığında ve dayanıklılığı 100 kat fazla olabiliyor. Yine nanoteknoloji ile üretilen kırılmayan camlar, kir tutmayan boyalar ve camlarla başlayan üretimin, yapı malzemelerinde bir devrim yaratması bekleniyor.

Dünya'da / Avrupa'da Mimarlık Hizmetlerinin Dolaşımı / Serbest Pazar oturumunda; “Alize Rüzgarları ve Mimarlık Hizmetleri” başlıklı sunumda yakın bir gelecekte “Ben, eskiden mimardım!” ifadesi üzerinde duruldu ve “Mimarlık hizmetlerinden dışlanabileceğimiz riskiyle karşı karşıya olduğumuzu, biliyor musunuz?" sorusu soruldu. GATS, AB, DTÖ bağlantılı mimarlık hizmetlerini düzenleyen yasalar ve yönetmelikler yabancı mimarların Türkiye’de çalışabilmeleri konusunda, Türk mimarlar lehine bütün barikatları kaldırıyor.

Dev mimarlık ofisleri ile rekabet edebilmek için yapılması gerekenlerden bir kısmı;
1- İç dinamiklerimizin geliştirilmesine yönelik bir ulusal strateji belirleme,
2- Rekabet şartlarını arttıracak dinamikler oluşturma,
3- Hedef pazarların tespiti,
4- Kapalı kalma yönünde gerekçeler belirleme,
5- Müzakerelere iyi hazırlanma, kapsamlı ve sürekli çalışma,
6- Planlı ve gelecek öngörüsü olan çalışmalar ve sektörel politika,
7- Kurumsal yapılanma,
8- Denetim – ulusal- uluslar arası – (sınır ötesi ticaret)
9- Kaliteli hizmet sunumu – profesyonelleşme.

Sonuç
Kongre sonuç bildirisinden bir not: “Bir tarafta açlık-savaş ve kentsel marjinallerin durumu ve diğer tarafta bireyselleşmiş mimari üretim süreci, mimarlık meslek kuram ve pratiğinde ciddi çelişkileri ortaya koyar.”
ARTISTA
Takvim
<<Ekim 2008>>
Pzt Sal Çar Per Cum Cmt Paz
    1 2 3 4 5
6 7 8 9 10 11 12
13 14 15 16 17 18 19
20 21 22 23 24 25 26
27 28 29 30 31    
Haber Bölümleri
Haber Kategorileri
Yayınlanan haberlere günlük olarak yukarıdaki takvimden, haberlerin kategorilerine ise aşağıdaki listeden ulaşabilirsiniz.

Ürün Tanıtımı

ARKITERA EGITIM MERKEZI