Arkitera.com

Arkitera E-Bültenleri

Email adresiniz yeterli
Üyelikten Çıkış
E-Bülten Arşivi
ARKETIP EVLERI

Haberler

Yazıları büyütYazıları küçültBu sayfanın PDF görüntüsünü alBu sayfayı yazdırBu sayfayı arkadaşına gönderBu sayfayı rapor et

İstanbul’un Bu Plana İhtiyacı Var

Tarih: 14 Mart 2007 Yazan: Gökçe Aras - Arkitera.com


Binlerce yıllık bir tarih birikimine sahip olan İstanbul, bu mirasın "üstün evrensel değeri" nedeniyle 1985'ten beri UNESCO'nun Dünya Mirası Listesi'nde yer alıyor. İstanbul, aynı zamanda, nüfusu, yerleşim alanı ve karmaşası her geçen gün büyüyen bir dünya kenti. Tarihi mirasla yaşayan dev bir kentin gereksinimlerini ve tercihlerini dengelemek farklı bir yönetim modeli gerektiriyor. Sultanahmet merkezli tarihi yarımadada kültürel varlıkların korunması ve kentle birarada varolabilmesi için yapılanlar ve yapılması gerekenler "alan yönetimi" kavramı altında tartışılması gerekiyor. 13 Mart 2007 Salı günü düzenlenen "İstanbul'un UNESCO Dünya Mirası Sorumluluğu Toplantıları I: Tarihi Yarımada'nın Alan Yönetimi" panelinin ana başlıklarını oluşturan konular ise; "Alan yönetimi" kavramının içeriği, dünyadaki başarılı uygulamalar, Roma, Liverpool ve Pamukkale örnekleri, İstanbul'un tarihi mirasının kentin yaşamını zenginleştirecek bir yaklaşımla korunması ve UNESCO Dünya Mirası Komitesi'nin İstanbul'dan beklentileriydi. Konferansın moderatörü Doç.Dr. Deniz İncedayı sürecin bir parçası olan “Alan Yönetim” raporunun Şubat 2008’e kadar hazırlanması UNESCO tarafından beklediğini ve UNESCO’nun bu rapordan en önemli beklentisinin ise bütüncül bir yaklaşım ve entegrasyon olduğunu söyleyerek sözü konuşmacılara verdi. Konuşmacılardan İstanbul Tarihi Yarımada Alan Yönetimi Başkanı İhsan Sarı bilinmeyen bir nedenle toplantıya katılmadı.

Oxford Brooks Üniversitesi’nden ICOMOS İngiltere sorumlusu Dr. Aylin Orbaşlı toplantıda “Alan Yönetimi”nin içeriğini çeşitli örneklerle birlikte izleyicilere anlattı. İşi gereği pek çok yeri gezdiğini ama İstanbul’u eşsiz bulduğunu vurgulayan Orbaşlı kültür mirasına dahil edilen alanların ya da binaların hiçbirinin birbirine benzemediğini bu yüzden her birinin yönetim biçiminin de farklı olması gerekliliğinden bahsetti. Buna en güzel örnek olan Kapodokya’da doğal ve kültürel yönetimin birbiri ile iç içe geçen bir yönetim planı ile uygulanması gerektiğini söyledi.

Orbaşlı yönetim planı amaçlarını ise şöyle sıralıyor;
- Tarihi alanın önem ve değerlerinin korunması
- Tarihi alanın korunmasını sağlayacak yasal düzenin yerindeolması
- Yönetim planının yürürlüğe girmesi için idari olanakların yerinde olması
- Tarihi alanı etkileyen birimlerin ortak çalışması

Dr. Aylin Orbaşlı yönetim planının tanımının ardından izlenecek yolu ise şu şekilde tanımlıyor; öncelikle tanımın yapılması ardından analiz ve önemin tehditlerle birlikte ele alınması, uygulamanın yapılması ve geri bildirimlerle uygulamanın üstünden geçilmesi. Orbaşlı, “Alan Yönetim” planlarında önemli olanın uygulanabilir olması gerekliliğinin de altını çiziyor.

Tanımlamanın araştırmaya dayalı bir süreç olduğunu söyleyen Orbaşlı, kentin ya da alanın “Cultural Significance” olarak tanımlanan kültürel öneminin belirlenmesinin araştırma sürecine katkılarını da ekledi. Orbaşlı, bu tanımların ardından yönetim değerlendirmesi yapılırken fiziki durum, tehditler (etkiler), kısıtlamar, olanaklar...gibi etkenlerin de değerlendirmeye dahil olması gerektiğini vurguladı.



Değerlendirmelerin de etkilerle birlikte değerlendirilmesinin ardından bölgeye ya da kente uygun bir yöneim stratejilerini belirleme aşamasına geçildiğini ekleyen Orbaşlı bu stratejileri getirirken dikkate alınması gerekli unsurları ise şöyle sıraladı;
- Gerçekçi ve alan uygun bir yaklaşım
- Birleştirilmiş politikalar
- Global Bakış
- Çeşitli ilgi grupları arasında anlaşma sağlamak (Örneğin Kültür ve Turizm Bakanlıkları)

Orbaşlı; hazırlanan “Alan Yönetim Planı”nın gruplar arasında anlaşma sağlamak için de bir fırsat olduğunu da vurguladı. Bu stratejilerin geliştirilmesinin ardından yönetim politikalarının oluşturulmasının beklendiğin