
Geçen yıl, Ed Mazria ve onun New Mexico merkezli, kar amacı gütmeyen organizasyonu Mimarlık 2030, mimarlığın veya genel olarak yapı sektörünün tüm dünyadaki sera gazı emiliminin en önemli sebebi olduğunu ortaya koyuyor.
Katastrofobik iklim değişimini engellemeye yardımcı olmak için yapı sektörü karbon nötür olmak zorunda. 2030’dan önce bu seviyeye ulaşabilmek için verilen mücadeleyi Mazria “2030 Savaşı” olarak adlandırıyor.
Bu süreci hızlandırabilmek için Mazria 20 Şubat’ta “2010 Zorunlu” adlı bir etkinlik düzenliyor. New York’ta gerçekleştirilecek bu global acil durum tartışması internet üzerinden canlı yayınlanacak. Aşağıda ayrıntılarıyla anlatılan “2010 Zorunlu”nun ana çerçevesini ekolojik duyarlılığın tasarımın eğitiminin bir parçası olmak zorunda olduğu ve bugünden itibaren akademisyen tasarımcıların temel bir dönüşüm başlatması gerektiği oluşturuyor.
Yakın zaman önce Geoff Manaugh, Marzia’yla iklim değişikliği, sürdürülebilir tasarım ve karbon nötür, mimarlık eğitiminin şu anki durumu ve gelecekteki yönelimleri ve elbette "2030 Savaşı" üzerine konuştu.
Geoff Manaugh: Öncelikle 2030 Savaşı’nın hedeflerini nasıl belirlediniz?
Ed Mazria: Bilim insanlarının 2050’ye dek ulaşmamız gerektiğini söylediği sera gazı emilimi bilgilerini göz önüne alarak 2030 Savaşımı’nı düşündük. Bu bilgilerden yola çıkarak meselenin arka planına baktığımızda bütün emisyonların yarısından sorumlu olan yapı sektörü görüyoruz ve bugün neye ihtiyacımız olduğuna ulaşıyoruz. Hedeflerimiz bilim insanlarının katastrofobik ilkim değişikliği olarak adlandırdığı felaketi önlemek için alınan önlemlerden oluşuyor.
Eğer bu bilgileri incelerseniz göreceksiniz ki acilen fosil enerji kaynaklarının oranını %50 azaltmamız, bütün binalarda sera gazı emilimi sağlayan enerji yöntemlerini kullanmamız gerekiyor. Ayrıca yeni yapılan binalar kadar yenilenen bina da olduğunu düşündüğümüzde yenilenen binaların %50’sinde de bu azlatma gerçekleştirilmeli. Bu azaltmayı her beş yılda bir %10 oranında arttırsak 2030 yılında bütün yeni binalar sera gazı emisyonununun olmadığı, fosil yakıt kullanmayan bir hale gelecek, karbon nötür kentine ulaşılacak. Buna 2030 yılında ulaşılabilir. Böylelikle iklim uzmanlarının belirlediği hedeflere ulaşmış olacağız.
2030 Savaşı projesine varma sürecimiz bu şekilde oldu. Yani bugün sera gazında %50 azalma, 2030’da karbon nötüre ulaşmak.
GM: Yapı sektörürünün bütün sera gazı emisyonunun yarısından sorumlu olduğunu söylerken bunun doğrudan mı yoksa dolaylı yollardan mı olduğunu kastediyorsunuz? Çünkü evler bütün gün yerlerinde durup karbondioksit üretimi gerçekleştirmiyorlar. Bunu yapan, evlerin enerjilerini elde ettikleri güç birimleri.
EM: Hayır bu doğrudan gerçekleşiyor. Yapı sektörünün enerji tüketimi Amerika’nın toplam enerji tüketiminin %48’ini oluşturuyor. Bu oranın %40’ını ise binaların ısıtma, aydınlatma, sıcak su ve klimalandırma gibi günlük enerji tüketimleri oluşturuyor. Amerika’nın enerji tüketiminin ve sera gazı emisyonunun %40’ı binalardan kaynaklanıyor.
GM: Peki ya geriye kalan %8?
EM: Kalan %8 bina yapımı için malzeme üretirken ortaya çıkan sera gazı emisyonları.
Fakat en önemli kısım görüldüğü gibi %40’ı oluşturan tasarım sorunu. Bir binayı tasarladığımızda bu enerji tüketim yolunu da aslında tasarlamış oluyoruz ve elbette binanın önümüzdeki 50 – 100 yıl boyunca yapacağı sera gazı amisyonunu da. İşte bu yüzden yapı sektörü ve mimari bu denli önemli. Yapı sektörü taşımacılık gibi her on yılda bir değişen sektörlere benzemiyor.
GM: Konuşmalarınızdan birinde arazi araçlarının sera gazı emisyonunun sadece %3’ünü oluşturduğunu söylediniz. Buna rağmen medya ve halk onlara oldukça yüklendi. Oysa asıl suçlu iyi tasarlanmamış binalar mı?
EM: İnsanlar bunun Amerikan otomotiv sektörünü ipin ucuna götürmediğini de hatırlamalılar. Otomobiller ve arazi taşıtları hala bu problemin bir parçası ve bizler problemin bu kı








